İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2014/86 E. 2026/892 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2014/86
Karar No
2026/892
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2014/86 Esas KARAR NO : 2026/892

DAVA : Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 14/03/2014 KARAR TARİHİ : 15/10/2026

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili tarafından ibraz edilen 14/03/2014 tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... 'nin Türkiye'de kurulu, ... ve ...'da şubeleri bulunan, ürettiği kimyevi ürünleri ihracat yoluyla yurtdışına satan, ürün araştırma-geliştirme faaliyetlerine özel önem veren bir anonim şirketi olduğunu, davacı Şirketin ..., ticari faaliyetine 1934 yılında İstanbul'da başladığını daha sonra 1965 yılında su bazlı akrilik polimer üretimine geçtiğini, önceleri amerikan ... and ... ve ... şirketleri ile çeşitli Alman İsviçre firmalarından teknoloji temini için lisans anlaşmaları yapıldığını, daha sonra 1978 yılında 56.000 metrekare üzerinde kurduğu Kemerburgaz üretim ve laboratuvar tesislerinde kendi AR-GE faaliyetleriyle ürün portföyünü geliştirdiğini, 2007 yılında Hollanda'nın ...|kentinde Türkiye'nin ...'daki ilk kimya tesisini kurduğunu, halen yıllık 200.000 tonluk su bazlı akrilik polimer üretim kapasitesiyle ...'nın 5. Büyük kimya şirketi olduğunu, 2009 yılt itibariyle AR-GE merkezi toplam 2500 metrekare kapalı alan üzerine kurulmuş, yenilenmiş ve büyütülerek devreye alındığını, bu merkez 2009 yılı Ağustos ayında Bilim, Teknoloji ve Sanayi Bakanlığı'ndan AR-GE onayını aldığını, 83 çalışanı ile bu AR-GE merkezi olduğunu, yılda ortalama 110 proje üzerinde inovasyon ve ürün geliştirme çalışması yapıldığını, davacı şirketin ...'nın, en az 8 değişik sektörün stratejik tedarikçisi olduğunu, 300'den fazla ürünü satışa sunulduğunu, toplam 504 personelin çalıştığı ...'ya ait şirketlerin su bazlı akrilik polimer konusunda Türkiye pazarında %34 üretim ve satış payına sahip olduğunu, ...'nın İstanbul Tesislerindeki üretimin %54'ü dünyanın 80 ayrı ülkesindeki 2000'den fazla müşteriye ihraç edilmekte ve bunlarla ortak yeni projeler geliştirildiğini, ... Türkiye İhracatçılar Birliği tarafından en fazla ihraç edilmekte ve bunlarla ortak yeni projeler geliştirildiğini, ... Türkiye İhracatçılar Birliği tarafından en fazla ihracat yapan firmalar sıralamasında 2010 ve 2011 yıllarında 3'üncülük ödülüne sahip olduğunu, davalılardan ... Nin 1965 yılında Margunato Ailesi tarafından kurulmuş bir anonim şirketi olduğunu, ... Kimya nın herhangi bir AR-GE birimi bulunmadığını, bu hususta çalışabilecek tek kimya mühendisinin de Ağustos 2012'de işinden çıkarıldığını, bu itibarla AR-GE yapmak için ... Kimya yeterli insan kaynağına sahip olmadığını, davalılardan ..., ..... şirketinin hissedarı ve genel müdürü olduğunu, davalılardan ... 'nun ise diğer davalı ...'nun oğlu ve ...'un oğlu ve ... un satın alma, ithalat ve ihracattan sorumlu üst düzey yöneticisi olduğunu, ..., ... şirketin yönetim kurulu üyeleri olduğunu bunlardan ... yönetim kurulu başkanı sıfatıyla, ...'u münferit imzasıyla, ...'nun ise yönetim kurulu başkan yardımcısı sıfatıyla, müşterek imzası ile temsil ve ilzama yetkili olduğunu, davalıların haksız rekabet yaratan eylemleri neticesinde müvekkilinin zarara uğradığını, davalıların müvekkili şirketin yürütmekte olduğu işi ve yaratmış oldukları ürün portföyünü haksız surette ele geçirmek için uzun yıllardır plan yaptığının sonradan anlaşıldığını, bu plan uyarınca davalı Şirket ..., önceki müvekkili şirketin kilit personelin statüsünde olan çalışanını ayartmak ve davacı şirketin ... ya ait ticari sırlarını elde etmek bu sırlara vakıf olunması akabinde ürünlerin kopyalarını Türkiye piyasasına sürmek daha sonra ise davacı şirketin ... tarafından isimlendirilen ve formülü oluşturan ham maddelerden birini temin etmek amacıyla, İtalya da kurulu ham maddeyi üreten şirkete başvurmak ve ürünün orjinal adı ile değil takma adı ile satın almaya çalışmak eylemleri ile hem haksız hem de hukuki aykırı bir şekilde ticari faaliyetler yürütmek suretiyle haksız rekabet yarattığını, davalıların müvekkillerine ait ticari sırları izinsiz olarak ele geçirmek suretiyle haksız kazanç elde ettiklerini, davalı ..., in davacı şirket ... nın faaliyetleri kapsamında edindiği ürün içerik ve bilgileri ile birlikte ürün ham maddelerinin temin edildiği kuruluşlara ilişkin bilgi ve belgeleri diğer davalı şirket ve şirket ortaklarına kullandırıldığını, davalı ...'in bu hususta diğer davalılar ile birlikte önceden planlanmış ve organize bir biçimde hareket ettiklerinin sonradan anlaşıldığını, davalı ... tarafından davacı şirketin ... bünyesinde 21 yıllık tecrübesi ile birlikte ulaşabildiği ve edindiği ticari işletmeye ait ticari sır niteliğinde davacı şirketin ... tarafından yakın zamanda geliştirilen 25 adet polimer reçetesinin, davalı ... yolu ile Temmuz 2012 ayından sonra davalı ...'nın eline geçtiğinin anlaşıldığını, davalılar tarafından davacı şirketin ... ya ait ticari sırların ele geçirilmesi sonucunda davalı şirketin edindiği bilgileri kendi lehine kullanarak ürün kopyalarını Türkiye pazarına sürdüğünü, önceden planlayarak ve ayrı ayrı, birlikte hareket ederek, müvekkili şirketin ticari sırlarını elde ederek, bunları kendi ticari menfaatleri doğrultusunda haksız yere kullanarak, davacı şirket ile aynı ürünleri aynı kişilere daha uygun şartlarla satmak suretiyle haksız kazanç elde etme gayesi ile davacı şirketin ticari sırlarına vakıf personelini ayartarak davacı şirkete ait ticari sırları ve kilit personeli elde ettikten sonra da her türlü iyi niyet kuralına aykırı olarak haksız rekabet ve iktisadi rekabetin suistimali fiillerini işlediklerinin tespitine, davalı şirketin haksız rekabeti nedeniyle davacının elde etmekten mahrum kaldığı kar miktarının ticari defter ve kayıtlarının incelenerek tespitine, haksız rekabetlerinin menine ve haksız yere üretilen ürünlerin imhasına, kusurlu hareketleri nedeniyle davalılar aleyhine fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davalı ...'nun ... da kurulu ...Şirketine yaptığı başvuru tarihi olan 05/12/2012 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen şimdilik 100.000-TLmaddi ve 20.000-TL manevi tazminata hükmedilmesini, mahkeme masrafları ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılara usulüne uygun dava dilekçesi, tensip zaptı tebliğ edilmiş olup, davalılar ...Tic. A.Ş, ..., ... vekili tarafından ibraz edilen 21/05/2014 Tarihli cevap dilekçesinde özetle; dava dosyasının yetkisiz mahkemede açıldığını, müvekkili şirketin adresinin ... Mahkemeleri yetki sınırları içerisinde kaldığını, müvekkili şirketin ticaret sicilinde kayıtlı adresinin ... adresi olduğu, mahkememiz tarafından görevsizlik kararı verilmesini, müvekkili şirketin 50 yıllık ticari hayatı ve geçmişi bulunan alanında başarılı bir şirket olduğunu, müvekkili şirketin AR-GE Merkezi ve sisteminin olduğunu, müvekkili şirketin ham madde temini, pazarlama ve satış için 3. Bir şahsın yardımına ihtiyaç duymadığını, davacının bu husustaki iddialarının tamamen mesnetsiz ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, müvekkili şirketin davacı firmanın ürün portföyüne ilişkin ticari sırlara sahip olan istihdam ettiği personeli ayarttığı yönündeki iddiaların tamamen soyut ve farazi bir iddia olduğunu, müvekkili şirketin haksız fiil teşkil eden hiç bir hareketi bulunmadığını, davacı tarafın iddia etmiş olduğu, ürün portföyüne ilişkin ticari sırlara sahip olan istihdam ettiği personeli ayartmak iddiasının gerçeği yansıtmadığını müvekkili şirketin böyle bir eyleme ihtiyacı olmadığı gibi şirket yöneticilerinin de bu karakterde insanlar olmadığını, davacı tarafın iddia ettiği ürünlerin kendine münhasır olduğunu Türkiye Patent Enstitüden bir koruma altında olduğunu kanıtlamak zorunda olduğunu, davacı tarafın işçilerinin ayartıldığı ve şirkete ait ticari sırların satın alındığına dair iddialarına yönelik hiçbir somut delil bulunmadığını, davacı tarafın bahsetmiş olduğu 40'a yakın ürününün ne olduğu bu hususta açıklama yapmak zorunda olduğunu, söz konusu ürünlerin benzer fonksiyonlara sahip ürünler oldukları ancak ürünlerin bileşimlerinin örtüşmedikleri, özellikle fiziksel özelliklerinden dolayı farklı prosester içerisinde imal edildiklerini, imalat usul ve reçetelerinin farklılık arz ettiklerinin anlaşıldığını, haksız davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen davada davacı vekili tarafından ibraz edilen 17/07/2023 tarihli dava dilekçesinde özetle; davalı ... Tic.A.Ş.'nin davacı ile aynı işkolunda faaliyet göstermekte olduğunu, ... ve davalı ...'nun 2012 tarihi ve devamında şirket hissedarı ve üst düzey yöneticileri olduğunu, davalı ...'in 21 yıl davacı şirket bünyesinde çalıştıktan sonra 2011 yılında emekli olarak işten ayrıldığını, 10/09/2012 tarihinde de davalı ... bünyesinde üretim müdürü olarak çalışmaya başladığını, Kasım 2012 tarihinde Mart 2011'den beri ... Kimya üretim müdürü olarak görev yapan ...'in davacı şirket ile irtibata geçerek, davacı şirkete ait reçetelerin davalı ... tarafından ... sahiplerine satıldığını, ele geçirilen üretim prosesleri, reçeteler ve hammadde listeleri ile üretim yapmayı reddetmesi üzerine... sahipleri, ... ve ... tarafından baskı, şiddet ve hakarete uğradığını, 26/11/2012 tarihine şikayette bulunarak davalı şirkete iletilen formül, reçete ve hammadde listelerinin bulunduğu flash diski kolluk kuvvetlerine teslim ettiğini belirttiğini, ... C.Başsavcılığının ... soruşturma sayılı dosyasıyla davalı firmanın, davacı şirketin reçete ve metodları ile üretim yaptığı bilgisine ulaşıldığını, ... 5.Sulh Ceza Mahkemesinin ... esas numaralı dosyası ile yapılan yargılamada davalı ...'nun davalı firmanın o dönem genel müdürü olan ...'e karşı davacı şirketin ürünlerinin, çalınan reçete ve formüllerle ürettirilmesi hususunda baskı yaptığı ve bu teklifi kabul etmeyen ...'i tehdit ettiği ve hakaretlerde bulunduğunun 24/12/2013 tarihinde hüküm altına alındığını, 11/12/2012 tarihine davacının hammadde tedarikçisi... şirketini davalı firma sahibi davalı ...'nun kendileri ile iletişime geçerek sadece davacı şirket için ürettikleri, ismi ve içeriği gizli tutulan kritik bir hammaddenin davalı firma tarafından satın alınması amacıyla talepte bulunulduğunu bildirdiğini, bunun üzerine davacı tarafından 19/12/2012 tarihinde ... C.Başsavcılığına ... soruşturma sayılı dosya ile şikayette bulunduklarını, dosya kapsamında düzenlenen 29/05/2013 tarihli bilirkişi raporu ile, davalı şirket bilgisayarlarında davacı şirketin formül, reçete ve analiz raporlarının bulunduğu, bilgilerin şirket çalışanları arasında elden ele dolaştığının tespit edildiğini ve kabul edilen iddianamede bu formüllerin davacı firmada kullanılan ürün isimleri ve kodlarla davalı şirketin fabrika bilgisayarlarında yer aldığının tespit edildiğinin belirtildiğini, söz konusu formül, reçete ve metodların davacı şirketin ticari sırları olduğunu davalı şirketin sahibi ve çalışanları tarafından hukuksuzca ele geçirilerek ifşa edildiğini, davalı ...'in sadece reçeteleri hukuksuzca ele geçirmekle kalmayıp aynı zamanda bu reçetelerin nasıl uygulanacağı konusunda da davalı firmaya bilgi aktardığını, davacının, davalılar aleyhine Hollanda mahkemeleri nezdindeki davada, varıklarını kabul ettikleri ve hukukumuza göre yasal delil niteliğine sahip olan maillerin de ayrı bir önemi olup bütün bu hususları ortaya koyduğunu, davalı ...'in getirdi formüller kullanılarak üretim yapılmaya başlandığını, davacı şirketin müşteri, ürün bilgileri, kritik ekipmanları,... ürünlerine ait bilgilerin davalı şirket bilgisayarlarında bulunduğunu, soruşturma aşamasında toplanan delilerle birlikte ... C.Başsavcılığının ... soruşturma sayılı iddianamesi düzenlendiğini, ... 17.Asliye Ceza Mahkemesinin ...esas sayılı dosyası ile ceza yargılamasına başlandığını, ceza yargılaması kapsamında tanık beyanları, hukuki mütalaalar, sanıkların ikrarı, tanık...'in müşteki olarak yer aldığı . 5.Sulh Ceza Mahkemesinin ... esas, ... karar ve 24/12/2013 tarihli kararı, işbu dosya kapsamında alınan tanık ...'in beyanlarının haksız rekabet olgusunun varlığını açıkça ortaya koyduklarını, ceza yargılaması sonunda ...'in ticari sır niteliğindeki bilgi ve belgeleri açıklama suçunu işlemiş olduğunun, diğer davalılar yönünden ise suçun unsurları oluşmadığından beraat kararı verildiğini, söz konusu kararın istinaf incelemesinden geçerek kesinleştiğini, ceza yargılaması aşamasında davacı şirket tarafından aynı davalılar aleyhine ... 5.ATM ... esas sayılı dosyası ile haksız rekabetin tespiti, meni ve uğranılan zararın tazmini talepli dava açıldığını, işbu dava ile Acril Nova'dan gelen bildirim tarihi olan 05/12/2012 tarihi ile dava açılış tarihi 14/03/2014 tarihine kadar olan döneme ilişkin zararların talep edildiğini, ceza yargılamasının sonucunun beklenmesine karar verildiğini, davalıların haksız rekabet eylemlerinin devam ettiğini, davalıların eylemlerinin kanundaki haksız rekabet maddeleri kapsamına girdiğini, bu nedenlerle öncelikle işbu davanın taraflar arasında devam etmekte olan ... 5.ATM ... esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine, davalıların haksız rekabet teşkil eden eylemlerinin tespitine, refine ve men'ine, haksız rekabet eylemi nedeniyle davacının fiili zararının, yoksun kalınan karının, karın elde edilmesi için yapılan maliyet kalemlerinin, davalıların haksız rekabet eylemlerinden elde ettiği net kazançların, davacının pazar payında meydana gelen azalma suretiyle uğradığı zararın tespit edilmesine, fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla HMK 107.maddesi gereğince belirsiz alacak davası niteliğindeki şimdilik 30.000.000 TL maddi zararın ve 100.000 TL manevi zararın davalılardan müştereken ve müteselsilen 14/03/2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte tahsiline, mahkeme karar özetinin tirajı en yüksek 3 gazetede yayımlanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen davada davalı ... vekili tarafından ibraz edilen 26/10/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Davacı taraf zorunlu arabulucu şartını yerine getirmeden huzurdaki davayı açtığını, öncelikle bu nedenle dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesini, davacı tarafın huzurdaki davasıyla 14.03.2014 tarihinden itibaren sonrası dönem için haksız rekabet nedeniyle maddi manevi tazminat talebinde bulunduğunu, talep dikkate alındığında TTK. 60. Madde hükmü uyarınca davacı taleplerininin zamanaşımına uğradığını bu nedenle davanın zamanaşımı sebebiyle reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkilinin davacı şirkette uzun süre ustabaşı olarak çalıştığını ve emeklilik sebebiyle şirketteki görevinden 27.10.2011 tarihinde ayrıldığını, ancak bir müddet sonra çalışma ihtiyacı duyduğundan diğer davalılardan ... A.Ş. nde çalışmaya başladığını, bu çalışmanın yaklaşık 1 yıl müddetle devam ettiğini, ancak 01.07.2013 tarihi itibariyle ...A.Ş. ndeki çalışmasının sona erdiğini, dolayısıyla davacının haksız rekabet iddiasıyla açtığı ek dava ile 14.03.2014 tarihinden sonraki dönem için müvekkilini sorumlu tutmasındaki hukuki mantığın anlaşılamadığını, huzurdaki haksız davanın reddine , yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ...Şirketi vekilinin ibraz etmiş olduğu 15/11/2023 tarihli birleşen davaya sunulan cevap dilekçesinde; Davanın birleştirme talepli açılmasının kötü niyetli olduğunu, her ne kadar, birleştirme kararlarının asıl hüküm ile birlikte istinafa tabi ise de, mahkemenin hukuki menfaat görmediği takdirde "ayırma" kararı verebileceğini, Esas dava ile birleşen davanın konusu, hukuki dayanağı, sevk maddeleri ve kanıtları aynı olduğunu, ancak birleşen davaya konu tarih aralığının farklı olduğunu yani tazminat talep edilen dönemlerin farklı olduğunu, arabuluculuk yoluna gidilmediğini, dava şartı olduğunu, zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu, Öncelikle esas ve birleşen davaların ayrılmasına, akabinde birleşen davanın, zorunlu ara buluculuk dava şartı yerine getirilmediği için tümden olamıyorsa maddi-manevi tazminat davasının ayrılmasına, anılan davanın arabuluculuk dava şartı yerine getirilmediği için, diğer taleplerin, hukuki yarar yokluğundan, esas davadaki talepler ile mükerrer olmaları sebebi ile "derdestlik" itirazları doğrultusunda reddine, birleşen davanın zaman aşımı sebebi ile tamamen yahut kısmen reddine, davanın esas yönünden ispatlanamamış olması sebebi ile reddine, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekilinin sunmuş olduğu 17/11/2023 tarihli birleşen dosya açısından ibraz edilen cevap dilekçesinde özetle; ...Şirketinin 1965 yılında kimyevi ürünlerin imalatı, ihracatı üzerine başladığı ticari hayatında, günümüzde ISO 9001 sertifikalı ve sektörün önde gelen polimer emülsiyonları ve sentetik kıvamlaştırıcı üreticisi haline geldiğini, ...'de kurulu ve 36.000 m2 alanda yer almakta olan tesislerinde üretilen polimer emülsiyonları; boya ve kaplama, ... etiketler için basınç hassasiyetli yapışkanlar, yapı (inşaat) kimyasalları, tekstil kâğıt ve halı, non-woven endüstrisi gibi sektörlerde kullanıldığını, ... Kimya'nın, yılda 400.000 TPA üretim kapasitesi sayesinde; şirket, Asya, Avrupa, Afrika, Orta Doğu ve Güney Amerika pazarlarında 50'den fazla ülkeye ihracat gerçekleştirmekte olup, Türkiye ekonomisine ciddi katma değer sağladığını, ... Kimya, 1998 yılında sentetik tekstil baskı patı kıvamlaştırıcısı üretimine başlayarak, o tarihte hem Türkiye'deki bu ürün tipini üreten tek firma olmuş hem de dünyada üretim yapan üçüncü firma haline geldiğini, ..., ... için değer üretmeye devam ederken, arkasında 200 den fazla personeli ve gelişmiş Ar-Ge tesisleri sayesinde inovasyon çalışmalarına da devam ettiğini,...'nın kurucu ortağı ..., 2023 yılı mayıs ayında vefat ettiğini, Müvekkili ...'nun, halihazırda pay sahibi olmakla birlikte; 21.03.2017 tarihinde, yönetim kurulu üyeliğinden istifa ederek ayrıldığını, Davacı ... Şirketi'nin iddiasının temelinde; kendisine ait ticari sır niteliğindeki bilgilerin davalılarca ele geçirildiğini, ele geçirilen ürün formülleri, üretim sırlarının davalılar tarafından kullanılarak üretilen ürünlerin Türkiye ve sair ülkelerde pazara ulaştırıldığını, bu kapsamda, davalıların haksız rekabet teşkil eden eylemleri nedeniyle, ... Şirketi'nin 05.12.2012 ila 14.03.2014 tarihleri arasında uğradığını iddia ettiği maddi ve manevi zararın tahsili için Mahkememizde... E. sayılı dava dosyası ile asıl davanın ikame edildiğini, yine ... Şirketi tarafından açılan ve ... 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. ve... K. sayılı kararı ile huzurdaki dava dosyası ile birleşen dava dosyasında; davalıların devam eden haksız rekabet eylemleri sebebiyle, 14.03.2014 ile 17.07.2023 tarihleri arasında uğradığını iddia ettiği zararların tahsilini talep ettiğini, davacının iddiasının ...'ya ait birtakım üretim sırlarının ve formüllerinin ele geçirilerek ...Şirketi tarafından geçmişte üretim yapıldığı ve yapılmaya devam edildiği, davacının huzurdaki dava ile birebir aynı vakıaları ileri sürdüğü, Davacı ...'nın taleplerinin zamanaşımına uğramış olması nedeniyle esastan reddine, davacı tarafından dayanılan delillerin, ceza mahkemesinin kesinleşmiş ilamı doğrultusunda hukuka aykırı elde edildiği sabit olduğundan davacı tarafından dayanılan delillere itibar edilmemesine, gerek hukuk yargılaması gerekse ceza yargılaması sırasında alınan Bilirkişi Raporları ve Uzman Görüşleri dikkate alınarak haksız rekabet olgusu oluşmadığından davanın esastan reddine, yargılama gideri ile vekalet ücretinin davacı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Dahili davalı ... ve ... vekilinin sunmuş olduğu 26/12/2023 tarihli cevap dilekçesinde; Esas davada, merhum ...'nun vefatından sonra gelinen yargılama safhası, aslında davanın bittiğini, dosyanın tekemmül ettiğini göstermektedir. Esas ve birleşen davalar özü itibari ile müvekkillerin murisinin kurucusu olduğu şirketin, davacı şirkete ait olan "üretim reçetelerini" hukuka aykırı yol ve yöntemle ele geçirdiğini, bu reçeteler ile davacıya ait olması gereken ürünleri kendi markası altında ürettiğini ve davacı aleyhine, kendi lehine haksız rekabet yaratıp, bu yolla elde etmemesi gereken bir kazanç elde ettiği iddiası olduğunu, davadaki tüm iddiaların gerçek dışı olduğunu davacının güçlü rakibini piyasadan silmek için yıllardır mahkemeleri ve hukuku kötü niyetle davalar açtığını, davacının bu maksatla "Hollanda" da dava açtığını, hatta müvekkili şirketin müşterilerine, yargıya intikal etmiş bir konuda asılsız ihbar mailleri bile gönderdiğini, davacının davasını ispat edebilmek için bir kaç tane ispat duvarını aşması gerektiğini, davanın ispatlanamamış olması sebebi ile reddine, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Mahkememizce dosya üzerinden bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş olup, bilirkişiler tarafından ibraz edilen 29/07/2021 tarihli bilirkişi raporunda; ihtilafın davacı Organik'e ait olan...ürünler arasında olduğu, dava dilekçeleri, bilirkişi incelemeleri mütalaa ve teknik kişi görüşleri ve analizlerinin bu ürünler üzerinde toplandığı, davacı Organik'in inceleme aşamasında 49 ürünü için muadil üretim yapıldığı iddiasının, davacı organik tarafından yapılan ve taraflarına sunulan bu eşlemenin tam ve doğru bir eşleme olup olmadığı, 49 ürün için kimyasal analizlerle eşitlenip eşitlenmediğinin tespit yapılıp yapılmadığının bilinmediği ancak davacı Organik in eşleştirmeyi arama-el koylamadaki bilgisayar kayıtlarından ve yazışmalardan yararlanmak suretiyle yaptığı, ispat yükümlü davacı organik te olduğu mahkemenin taktirinde olduğu bilirkişi olarak davacı organik in tarafına vermiş olduğu 49 ürüne karşılık gelen ürünlerin incelemeye konu edildiği, yine davacı ... in tarafına vermiş olduğu 49 ürüne denk gelen muadil ürün isim listesinden birçok ürünün ismine ve satışına ... da yapılan incelemelerde rastlanılmadığı, incelemenin kapsamının en geniş iddia ile yapıldığı, davacı organik ve davalı ... un aynı sektörde benzer iş ile iştigal ettiklerini iki şirketin de fabrika şeklinde sanayi/üretici olarak gorganize olduğu, davaya konu ürünlerin su bazlı akrilik polimer ürünler olduğu, iki şirketinde bu konuda üretim ve satış yaptığı, davacı ... in Türkiye piyasısında pazar payının %34'üne salip olduğu, davalı ... un Türkiye piyasasında pazar payının %20 sine salip olduğu, tarafların beyanlarından hareketle pazar payının %46sının başka firmalarda olduğu, davacı ... in uluslararası düzeyde başka ülkelerde de fabrikalarının bulunduğu, davacı ... ve davalı ... un olaylar öncesinde laboratuvarlarının mevcut olduğu, davacı ... in yaklaşık 100 yıllık bir şirket olduğu, davalı ... un yaklaşık 50 yıllık bir şirket olduğu, tüm dünyada ve Türkiye de aynı tedarikçilerinden mal temin etmelerinin mümkün ve normal kabul edilebileceği, iki şirketinde yasal kayıtlarında müşteri cari hesaplarına yer vermedikleri, ayrı modülde takip ettikleri, yasal defterlerden müşterileri görmenin mümkün olmadığını, cari hesap modüllerinin incelendiği, benzer ürünleri üretip satanların tüm dünyada ve Türkiye de aynı müşterilere mal satışının mümkün ve normal kabul edilmesi gerektiği, davacı ve davalı şirketin binlerce müşteri cari hesabının bulunduğu, aynı ve/veya benzer ürünleri üretip satan iki şirketinde birbirlerinin müşterilerine birçok çeşitte mal satmalarının mümkün ve doğal olduğu, müşteri listeleri incelendiğinde iki firmanın da müşterisi durumunda olan birçok müşteriye rastlanıldığı, müşteri incelemesinde herhangi bir etki altında davalı şirket müşteri portföyünde dikkat çekici değişiklilere rastlanılmadığı, davacı tarafın somut bir müşteri ismi veya isimleri vermek suretiyle iddiada bulunmadığı, davacı tarafın iddiasının genel nitelikli iddia olduğu, genel nitelikli iddia altında bakıldığında davaya konu olay nedeniyle davalı şirketin satış gelirlerinde ve müşteri portföyünde önemli ve/veya olağanüstü bir değişiklik görülmediği, davacı organik in 6 yıllık mali tabloları incelenmiş olup yıllar itibariyle ciro ve karının TL olarak arttığı, oran olarak yatay-yukarı seyretmiş olduğu,2011,2012 ve 2013 cirolarının yakın tutarlarda gerçekleştiği, 2014 yılında cirosunu artırdığı karlılık oranının düştüğü, davacı ... in tarafına verdiği ürün isim listesinden hareketle .. da yapılan tespite göre listede yer alan ürünlerin muadili iddialı ürünlerin satış toplamının %93,23 TL'nin geçmişte satışları olan ürünlerden oluştuğu, ... da 2007 yılına kadar geri gidilmiş olup bu ürünlerin satışlarına rastlanılmadığı, davacı organik in tarafına vermiş olduğu ürün listesinden birçok ürünün üretimine ismine ve satışına .. da rastlanılmadığı, ... in ... da işe giriş tarihi ile dava tarihi olan 10/09/2012-14/03/2014 tarihleri arasında ... tarafından taraflarına verilen 49 ürüne muadil çalıntı-taklit iddialı ürünlerin satış tutarlarının ... da 81.352.284,25-TL olduğu, bu tutarın 75.842.486,57-TL sinin ... un bu tarih aralığından çok daha geçmişte de sattığı ürünlerden oluştuğu, aynı isimlerle ürünlerini sonraki zamanlarda da satmaya devam ettiği, 15/03/2014-3112/2015 tarihleri arasında bahse konu ürünleri satış tutarlarının ... da 102.720.066,45-TL olduğu, bu tutarın 97.135.726,92-TL sinin ... un bu tarih aralığından çok daha geçmişte de sattığı ürünlerden oluştuğu, 10/09/2012 tarihinden önce sattığı ürünlerin olduğu aynı isimlerle ürünlerini sonraki zamanlarda da satmaya devam ettiği, davalı ... da 2011 ve 2015 yılları arası ve bu yıllar dahil olmak üzere inceleme yapılmış , 2011 ve öncesinde satışı yapılmış ve sonrasında 2015 sonuna kadar da satışı yapılmış olan ürünlerin taklit - çalıntı olmasının mümkün olmayacağı, davacı Organik in tarafına verdiği listede yer alan muadil ürünlerin, ...'daki toplam satış tutarı içerisinde yaklaşık %95 tutarına sahip ürünlerin geçmişte ihtilaflı olunan ve olunmayan dönemde satışlarının söz konusu olduğu, %5 tutarındaki geri kalan ürünler içinde somut bir tespitin ve eşleştirmenin söz konusu olmadığı, %5 tutarındaki geri kalan ürünler içinde somut bir tespitin ve eşleştirmenin söz konusu olmadığı, %5 e tekabül eden ürünlerin diğer ürünlerin küçük farklılıklarını içeren alt-üst segment, üretilip satılan %95oran içerisinde ... ve sonrasında üretilip satılan %5'lik oran içerisinde ...nin geliştirilmiş ve pazarlama için farklılaştırılmış .. benzeri ürün olduğunun görüldüğünü bildirmiştir. Dosya üzerinden bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş olup, 25/01/2022 tarihli Ek bilirkişi raporunda; İhtilafın, davacı ...'”e ait olan... ürünler ile Davalı...'a ait olan ... ürünler arasında olduğu, dava dilekçeleri, bilirkişi incelemeleri, mütalaa ve teknik ki: (... Asliye Ceza Mahkemesindeki dosya) bu görüşleri ve analizlerin ürünler üzerinde toplandığı, Ürünler ve muadil eşleştirmenin ...'A AİT ÜRÜNLER; ... şeklinde olduğu, İTÜ öğretim üyelerince 24.04.2014 tarihinde hazırlanan teknik rapor doğrultusunda, davaya konu olan ürünlerin su bazlı akrilik polimer ürünlerin, orijinal ambalajlar içerisinde bulunan,... ticari isimli ürünler ile davacı tarafından üretilen ... 838W ile ... ve... ticari ürünlerin incelenmesi sonucunda, ürünlerin sıcaklık değerlerinin yakın olduğu, partikül boyutlarının farklı olduğu ve PH değerlerinin farklı olduğu ve bu nedenle söz konusu ürünlerin benzer fonksiyonlara sahip ürünler olarak değerlendirildiği ancak ürünlerin bileşimlerinin örtüşmedikleri, özellikle fiziksel özelliklerinden dolayı farklı prosesler içerisinde üretildikleri, imalat usul ve reçetelerinin farklı olduğu sonucuna ulaşıldığını, mahkemenin bilirkişi kurulumuzda yer alan kimya mühendisi bilirkişinin “ürünlerin benzer fonksiyonlara sahip ürünler olarak değerlendirildiği ancak ürünlerin bileşimlerinin örtüşmedikleri, özellikle fiziksel özelliklerinden dolayı farklı prosesler içerisinde üretildikleri, imalat usul ve reçetelerinin farklı olduğu” görüşünü kabul etmesi halinde; davacının oluşan zararın bulunmadığı, kök raporda yer alan hesaplamaların esas alınması gerektiği, Bileşimleri örtüşen, imalat usul ve reçeteleri benzer kabul edilen ürün ve/veya ürünler, yeni bir veri veya tespit söz konusu olmadığından yeni bir hesaplama yapılmasının mümkün olmadığını bildirmişlerdir. Mahkememizce dosya üzerinden bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş olup, bilirkişiler tarafından ibraz edilen 30/03/2022 tarihli 2. ek bilirkişi raporunda; Dava dosyasında yapılan inceleme sonucunda; ihtilafın somut olarak 3 ürün üzerinde oluştuğu, Davacı...'c ait olan ... ürünler ile Davalı ...'a ait olan ... ürünler arasında olduğu, Dava dilekçeleri, bilirkişi incelemeleri, mütala ve teknik kişi görüşleri ve analizlerin (... Asliye Ceza Mahkemesindeki dosya) bu ürünler üzerinde toplandığı, davacı tarafından verilen Ürünler ve muadil eşleştirmenin bu üç ürün üzerindeki sonuçların diğer 25 ürüne de (toplumda 28 ürüne) sirayet edebileceği, aksi başka bir tespitin söz konusu olmadığı, Partikül bovut analiz ve termal analiz sonuçlarına göre, Analizi yapılan 3'er adet ürünün, yapılan spektroskopik, kimyasal ve fiziksel analizlerinden elde edilen tanımlayıcı verilere göre söz konusu ürünlerin benzer fonksiyonlara sahip ürünler oldukları ancak ürünlerin bileşimlerinin birebir örtüşmediği, özellikler fiziksel özelliklerinden dolayı farklı prosesler sonucunda imal edildikleri, imalat usul ve reçetelerinin farklılık arz ettikleri, Ceza Davası Mahkemesi ve mahkememizdeki tüm dosya kapsamı ve daha önce yapılmış olan tüm analiz ve tahliller, mütalaalar, bilirkişi raporları incelenmiş olup, İTÜ Kimya Metalurji Fakültesinden alınan ve dosyada bulunan teknik görüş, en ayrıntılı ve tahlil edici görüş olarak kabul edildiği ve bu doğrultuda kanaatlerinin oluştuğu, 20.12.2021 tarihinde dava dosyasına sunulan hukuki ve teknik mütalaada tüm üretim yöntemlerinin aytıntıların incelendiği ve belirtildiği üzere, davalının ürettiği ...ürünlerin koruma süresi dolmuş patent yayınları tarafından ifşa edildikleri bu nedenle de topluma mal olmuş ürünlerden olduklarını, Mahkemenin ismi eşleşen ürünlerin (28 adet ürünün tamamı) taklit-çalıntı ürün olduğu yönünde karar verecek olması halinde; ...'in işe başlamasını müteakip ve dava açma tarihine kadarki üretilen ürünlerin taklit çalıntı olduğu kabulüyle: 10.09.2012-14.03.2014 tarihleri arasında ... tarafından 81.352.284.25.-TL'lik satışın söz konusu olduğu, davalının 2012-2014 yıllarındaki ortalama brüt kâr marjının %15 olduğu, Mahkemenin ismi eşleşen ürünlerin taklit-çalıntı ürün olduğu yönünde karar verecek olması halinde; ...'un geçmişte de üretip sattığı ürünleri 8 adet ürünü çıkarttığımızda, ...'in işe başlamasını müteakip ve dava açma tarihine kadarki üretilen ürünlerin taklit çalıntı olduğu kabulü halinde bu durumda davacının iddia ettiği ve ismi eşleşen ürünlerin 20 adet ürün olduğu, 10.09.2012-14.03.2014 tarihleri arasıda ... tarafından 5.509.797,68.-TL'lik satışın söz konusu olduğu, davalının 2012-2014 yıllarındaki ortalama brüt kar marjının %15 olduğu, Mahkemenin Savcılık incelemesine konu olan 3 adet eşleşen ürün üzerinden, taklit-çalıntı ürün olduğu yönünde karar verecek olması halinde (3 ürününde taklit/ çalıntı olduğunun kabulü halinde, bu ürünler (...), ...'in işe başlamasını müteakip ve dava açma tarihine kadar üretilen ürünlerin, 10.09.2012-14.03.2014 tarihleri arasında 32.996.952,26-TL'lik satışın söz konusu olduğu, davalının 2012-2014 yıllarındaki ortalama brüt kar marjının %15 olduğu, Mahkemenin Savcılık incelemesine konu olan 3 adet eşleşen ürün üzerinden, taklit-çalıntı ürün olduğu yönünde karar verccek olması hainde; ...'un geçmişte de Üretip sattığı ürünleri (...) çıkarttığımızda, ...'in işe başlamasını müteakip ve dava açma tarihine kadar üretilen ürünlerin (1 adet ürün) taklit-çalınlı olduğu. 10.09.2012-14.03.2014 tarihleri urasında (...) 20.479,82.-TL'lik satışın söz konusu olduğu, davalının 2012-2014 yıllarındaki ortalama brüt kar marjının %15 olduğu, dosyada Bilirkişi Kimya Uzman ...'in ürünlerin benzer fonksiyonlara sahip ürünler oldukları ancak ürünlerin bileşimlerinin birebir örtüşmediği, özellikle tiziksel özelliklerinden dolayı farklı prosesler sonucunda imal edildikleri, imalat usul ve reçetelerinin farklılık arz ettikleri tespiti kabul edildiğinde; taklit ve çalıntı ürün ürelim ve satışının söz konusu olmadığı, bu durumda da bir tutarın hesaplanmasının mümkün olmadığı, müşteriler yönünden (Davacımın iddia ettiği ve ismi eşleşen ürünler, 20 adet ürün açısından) davalı ...'un, ...'in davalıda işe başlamasını müteakip yeni edindiği müşteriler, ...'in davalıda işe başlamasını müteakip davalının ürettiği yeni ürünler, davacı ...'in müşterilerinden Davalı ...'a geçen müşteri olup olmadığı ve bu müşterilere (bilerek, bilmeyerek veya tesadüfen olmuşsa da) eşleşen ürünlerden yapılan satışlar incelenmiş, davalı ...'un davacı ...'in müşterilerini portföyüne, bahsi geçen ürünleri ürettiğinden dolayı, kattığına dair bir sonuca varılamadığı, bu yönde bir durumun tespit edilmediği, davacı tarafın dilekçelerinde belirtilen ve davalının kendi araştırması ile bulmasının mümkün olamayacağını belirttiği ve davalının irtibala geçtiğini iddia ettikleri, yazışmaların olduğuna dair evrak sundukları, davacının tedarikçi firmalarının ... isimli şirketler olduğu, davalının 2012, 2013 ve 2014 yıllarında alım yaptığı tedarikçiler arasında ... isimli şirketlere rastlanılmadığı, davalının ..... isimli şirketlerden alımına (mal ve'veya hizmet tedariğe) rastlanılmadığı sonuç ve kanaatinde olduğunu bildirmişlerdir. Mahkememizin 14/09/2022 tarihli celsesinde "Dosyanın içeriğine ve esasa girilmemek şartıyla ve sadece mali yönden tespit açısından dosyanın aynı heyete tevdii edilerek davacının ciddi oranda satışı düşen ürünleri alan firmalara hangi yeni ürünlerin satışının yapıldığının tespiti için dosyanın aynı heyete tevdiine" karar verilmiş olup, bilirkişiler tarafından ibraz edilen 02/02/2023 tarihli 3. Ek bilirkişi raporunda; geçmiş incelemelerden ellerinde olan bilgilerden mahkememizin istemiş olduğu verileri tam ve eksiksiz olarak temin ve tespit etmek yeterli olmadığını, bunun üzerine 22/01/2023 tarihinde önceden haber vermeksizin 23/01/2023 tarihinde randevulaşarak ve 30/01/2023 tarihinde davalı şirket in ziyaret edildiğini ve çalışıldığını, kök raporda yer verilen ve tespit edilen tablo olarak verildiğini, ... un satışını yaptığı, ... in taraflarına sunulan 49 adet ürüne muadil ürünlerin yıllar itibariyle satışları ...' in ... da işe giriş tarihinin 10/09/2012 olduğunu, ... in vermiş olduğu 49 ürüne muadil ... ürünleri için bazı isimlerdeki ürünlere bu dönemlerde hiç rastlanılmadığını, yani ... in kendi ürünlerinin taklit çalıntı iddiası ile vermiş olduğu listede yer alan isimlerin bazılarına, ... da hiç rastlanılmadığını, organik 49 ürüne karşılık yaklaşık 80 ... ürünü ismi verilmiş olup, verilen isimlerde 28 adet ürüne rastlanıldığını, diğer isimlerde ürünlere üretim ve satış incelemelerinde rastlanılmadığını, bu defa yapılan inceleme sonucunda yapılan tespite göre davalının ciddi oranda satışı düşen ürünleri alan firmalara... Ürünlerin satıldığını, davalının ciddi oranda satışı düşen ürünleri alan firmalara sattığı yeni ürünlerin isimlerinin bunlar olduğunu bildirmişlerdir. Mahkememizin 22/03/2023 tarihli celsesinde; "...davacı vekiline bedel artırım dilekçesini sunmak üzere 2 haftalık süre verildiği, yine mahkememizin 09/05/2023 tarihli ara kararı ile ; davacı vekilinin 28/03/2023 tarihinde dava değerinin yükselmesiyle ilgili dilekçe sunduğu, davacı vekilinin dava değerinin 10.000.000- TL olduğunu beyan ettiği ve 28/03/2023 tarihinde eksik harcı ikmal etmiş olduğu..." dosyanın 09/05/2023 tarihinde dava miktarı itibariyle heyete tevdi edilmiş olduğu görüldü. Mahkememizin 21/09/2023 tarihli celsesinde, asıl davada davalı ...'ya ait veraset ilamının çıkartılıp mahkememize sunması için davacı vekiline yetki verildiği, mirasçılık belgesinin çıkartılarak, ... mirasçıları olarak ..., ... nin davaya dahili davalı olarak yer aldığı görülmüştür. Mahkememizin 04/04/2024 tarihli celsesinde; "...Dosya incelendiğinde; dosyada mevcut bilirkişi raporlarındaki tespitler ve tarafların bu raporlara karşı beyan ve itirazları göz önünde bulundurularak tahkikatın bitirilmesi ara kararından rücu edilmesine, 2-Dosyanın Mali Müşavir Bilirkişi ..., Ticaret Hukkunda nitelikli hesap uzmanı bilirkişi... ile Kimya Mühendisleri ... , ...ve ...'den oluşturularak bilirkişi heyetine tevdi edilerek taraf iddia ve savunmaları, sunulan bilgi ve belgeler, daha önce alınan bilirkişi raporları ve taraflarca sunulan uzman görüşü raporları irdelenip, tarafların ticari defter ve belgeleri ( 2012-2023 yılları arası) üretim kayıtları, müşteri listeleri, ham madde kod cetvelleri, davacı tarafça haksız rekabete konu olduğu iddia edilen davacıya ve davalıya ait ürünler üzerinde inceleme yapılmak üzere; A) Davacı tarafça haksız rekabete konu olduğu iddia edilen davacıya ait ürünlerin üretim formulleri, ham madde kodları, tedarik listeleri ve müşteri bilgilerinin davacıya ait özgün bilgiler olup olmadığı, bu ürünlerin davacı tarafından geliştirilip geliştirilmediği, bu bilgilerin ticari sır kapsamında olup olmadığı, kamuya mal olmuş kaynak litaritürde bulunup bulunmadıkları,; B) Davalı tarafça davacı tarafın haksız rekabete konu olduğu idia ettiği ürünleri , davacıya ait ürünlerin içerdikleri ham hamdde ve üretim formülünü kullanarak elde edip etmediği, bu ürünlerin davalı kayıtlarında üretim formülleri ile birlikte 05/12/2015 tarihinden önce yer alıp almadığı, buna göre davalının haksız rekabette bulunup bulunmadığı; C) Davacı şirketin müşteri portföyündeki müşterilerin bağzılarını davalı şirketin kendi portföylerine katmaları durumunun olup olmadığı, bu durumun varlığının tespiti halinde davalının karlılık davacının zarar durumunun ne olduğu, D) Tüm bu hususlar dahilinde haksız rekabetin tespiti halinde davacının uğradığı maddi zararın mevcut olup olmadığı ile miktarının asıl ve birleşen dava kapsamında ayrı ayrı tespit edilerek rapor tanzim edilmesine karar verilmiş olduğu, bilirkişiler tarafından ibraz edilen 20/01/2025 Tarihli raporda; "...Bu bölümde; 04.04.4024 tarihli dava tutanağında belirtilen (A) maddesinde sorulan soru kapsamında yanıt verilmeye çalışılacaktır. Soru şu şekildedir: “A) Davacı tarafça haksız rekabete konu olduğu iddia edilen davacıya ait ürünlerin üretim formülleri, hammadde kodları, tedarik listeleri ve müşteri bilgilerinin davacıya ait özgün bilgiler olup olmadığı, Bu ürünlerin davacı tarafından geliştirilip geliştirilmediği, Bu bilgilerin ticari sır kapsamında olup olmadığı, kamuya mal olmuş kaynak literatürde bulunup bulunmadıkları;” Polimerler; Öncelikle soru içerisinde verilen bilgi türlerini tanımlamak gerekir. Dosya geneli incelendiğinde; hukuki ihtilala konu olan ürünlerin emülsiyon polimerleri olduğu görülmektedir. Polimer kelimesi; Latince birçok anlamına gelen “poly” ve tekrarlayan birimler anlamını taşıyan “mer” kelimelerinin birleşimi olarak verilebilir. Polimer terimi, sanayide genellikle plastik veya reçine ile eş anlamlı olarak kullanılır. Aslında polimer, çeşitli özelliklere sahip bir dizi malzemeyi içerir. Günlük yaşamda kullanılan birçok ev eşyasında, tekstil ürünlerinde ve giysilerde, boyalarda, yapı malzemelerinde, kağıt ürünlerinde, yapıştırıcılarda, oyuncaklarda, başta yalıtım olmak üzere inşaat malzemelerinde kullanılırlar. Bir kimyasal tepkimede monomer moleküllerinin birbirlerine bağlanarak yeni bir molekül oluşturmalarına polimer oluşturma veya "polimerleşme" denir. Bir moleküldeki monomer sayısına göre aşağıdaki gibi isimlendirilirler. 2 monomer = dimer - 3 monomer = trimer - 4 monomer = tetramer - 20-30 monomer = oligomer - n monomer = polimer Polimerler; kaynağına göre (doğal veya sentetik), fiziksel özelliklerine göre (termoplastik veya termoset), zincir yapılarına göre (lineer, çapraz bağlı veya dallanmış), kimyasal kompozisyonlarına göre (homopolimer veya kopolimer), proseslerine göre (lot veya yığın üretim, sürekli üretim) veya reaksiyon ortamına göre sınıflandırılır. Üretim süreci, malzeme kompozisyonu veya kullanım alanına göre ilave sınıflandırmalar da mümkündür. Emülsiyon Polimerizasyonu: Polimer üretiminin bir tekniği olan emülsiyon polimerizasyonu ile genellikle su, monomer ve yüzey aktif madde içeren bir emülsiyon ile reaksiyon başlar. Suda çözünmeyen monomer su içinde dağılır. Yüzey aktif cisimler; monomer damlacıklarının su içinde asılı halde kalmasını sağlarlar. Polimerizasyon; işlem içerisinde oluşan lateks/kolloid parçacıklarında gerçekleşir. Reaksiyona giren çeşitli kimyasallar ve reaksiyon adımları, endüstriyel olarak elde edilmek üzere istenen özelliğe hizmet ederler. Emülsiyon polimerizasyonunda birbiri içerisinde çözünmeyen iki faz söz konusudur. En yaygın örneği suda çözünmeyen monomerlerin su ortamında emülsiyе edici ajanlar yardımıyla dengeye getirilmesi sonrası polimerleştirilmesidir. Emülsiyon polimerizasyonunda suda çözünen başlatıcılar kullanılır, bu sayede nano ölçekli polimerler elde edilir. Emülsiyon polimerizasyonunun avantajları şunlardır: Safsızlıklara hassas değildir, Çevre ve insana zararsız üretim yapmak mümkündür, Su fazında ısı transferi yüksektir, Yüksek moleküler ağırlıklara ulaşılabilir, Bilinen diğer tekniklere göre daha düşük maliyetlidir, Partikül boyutları ile oynanarak farklı aplikasyonlar için uygun reolojik davranışlara ulaşılabilir 0-90°C arasında reaksiyonlar yürütülebilir. Ortam viskozitesi düşük olup, karıştırma, ısı aktarımı ve ürünün pompalanması oldukça kolaydır. Geniş uygulama alanlarına hitap eder. Su fazı, ısıyı iyi ilettiğinden, polimerleşme sürecinde ısı dengesinin bozulmadan, polimerleşmenin yüksek hızlara ulaşmasını sağlar. Nihai ürün olduğu gibi kullanılabilir ve genellikle değiştirilmesi veya işlenmesi gerekmez. Polimer emülsiyonların üretiminde şu sınıflardaki hammaddeler kullanılır: Taşıyıcı faz (Su), yüzey aktif ajanlar, monomerler, başlatıcılar, geciktiriciler, tampon ajanlar, redoks ajanları, post ilaveler ve gerekirse biyositler. Yüzey Aktif Malzemeler ve Polimerizasyon Mekaniği: Emülsiyon polimerizasyonunda, emülsiyon ortamı taşıyıcı fazı olarak genellikle su kullanılır. Monomer (ya da monomerler) emülsiyon yapıcı bir madde yardımı ile bu ortama dağılmıştır. Polimerizasyon başlatıcısı suda çözünen bir maddedir. Emülsiyon yapıcı; yüzey aktif bir maddedir. Yüzey aktif malzemeler enerjileri sabitlenmemiş yapılardır. Surfaktanlar olarak da adlandırılırlar. İki faz arasındaki yüzey gerilimini azaltan maddelerdir. İki farklı maddenin birbirine temas ettiği ara yüzeyde birikerek, bu ara yüzeyin özelliklerini değiştirir. Birbirini sevmeyen iki faz arasındaki anlaşmazlığı yok eden bir ara bulucu gibi davranır. Yüzey aktif ajanlar amfilik grup içerisindedir, yani tek bir molekülde hidrofobik ve hidrofobik olmak üzere iki kısımdan oluşurlar. Suyu tek başına ele aldığımızda; yüzeyde su molekülleri elele tutuşur şekilde dizilirler. Bu kuvvetin nedeni aralarındaki Hidrojen bağıdır. Bu bağ diğer moleküller arası fiziksel kuvvetlere göre daha kuvvetlidir. Ne kadar kuvvetli fiziksel bağlar olur ise, yüzey gerilimi o kadar yüksek olur. Suyun yüzey gerilimi 20°C’de genellikle 72 mN/m’dir. Surfaktanlar su molekülleri arasına girerek fiziksel bağları koparırlar, bu sayede yüzey gerilimini düşürürler. Surfaktanların görevleri: Islatma ve penetrasyon, Sıvıların yüzey enerjisi farklı katı yüzeyleri ıslatmasını sağlarlar. PSA gruplarında PVC, PE gibi zor yüzeylere sıvı malzemenin yayılabilmesi, Dolgulu sistemlerde toz malzemelerin çevresini sarabilmesi, Emülsiye etme, Birbiri içerisinde çözünemeyen sıvıların stabil bir şekilde birbirine karışmasını sağlarlar. Dispers etme, Sıvı içerisinde çözünmeyen katıların bulunduğu ortamda çökme yapmadan askıda kalmasını sağlarlar. Polimer dispersiyonlar, boya karışımıları, pigment pastaları, Köpük yapma: Köpükler; ince sıvı filmler tarafından çevrelenen gazlardır. Yüzey aktif maddeler suyun yüzey gerilimini düşürüp, su filminin yırtılmasını zorlaştırdığından havanın miseller içerisine hapsolmasına neden olur. Çok ince film uygulamalarında özellikle köpüklü sistemler tercih edilir. Sabunlar, kozmetik ürünleri, hafifletilmiş malzeme uygulamaları, Temizleme ve deterjan özelliği: Temizleme üç aşamada gerçekleşir. ıslatma: surfaktanların kir ve yüzey ile temas etmesi, Emülsiye etme: kirlerin çözünerek miseller içerisine taşınması, Temizleme: yıkama sonrası kirleri içeren misellerin taşınması ile yüzeyin temizlenmesi, Surfaktanların emülsiyon polimerizasyonundaki görevleri şu şekildedir; Monomerleri su içerisinde stabil bir şekilde emülsiye ederler. Reaksiyon ilerledikçe oluşan oligomer ve polimerlerin etrafını sararak birbirlerine yapışmalarını ve koagüle olmalarını önlerler. Karıştırmaya karşı direnci arttırr, dispersiyonun mekanik stabilitesini yükseltirler. Son üründe polimerlerin su içerisinde homojen ve stabil bir şekilde yayılmalarına yardımcı olurlar. Dispersiyonun partikül boyutunda ve viskozitesinin belirlenmesinde önemli rolleri vardır. Son üründe yüzey ıslatmaya yardımcı olurlar. Polimer filminin hidrofil veya hidrofobik olmasında belirleyici önemli bir parametredir. Bir emülsiyon sisteminde yüzey aktif maddenin seçimi, polimerizasyon yöntemini belirlemesi açısından büyük önem taşır. Malzeme, öncelikle farklı fazlar arasında kararlı bir emülsiyonun oluşmasını sağlamalıdır. Daha ileri aşamada oluşan polimer tanecikleri de kararlı bir emülsiyon sistemi vermelidir. Emülsiyon polimerizasyonunun üç aşamada gerçekleştiği kabul edilir; I. Aşama Suda emülsiye olmuş monomerler, monomer damlacıklarını oluştururlar ve bunlar ortalama 1-10mikron aralığında parçacık boyutuna sahiptirler. Surfaktanlar su içerisinde 10-15nm aralığında partikül boyutuna sahip boş miseller oluştururlar. Küçük boyuttaki miseller daha stabil sistemler olduğundan monomer damlacıkları içerisindeki monomerlerden küçük miktarlar su fazındaki serbest misellere doğru hareket ederler. Suda çözünen başlatıcılar su fazında bulunan az miktardaki monomer ile ilk reaksiyonu başlatırlar. Oluşan aktif monomerler serbest misellerin içerisine yerleşirler. II. Aşama Monomer damlacıkları içerisindeki moleküller daha stabil olan küçük misellere doğru harekete devam ederler. Misel içerisinde aktif monomer üzerinden polimer zincirinin büyümesi devam eder. Büyüme devam ettikçe miseller şişer ve partikül boyutunu oluştururlar. Reaksiyon ortamında aynı anda polimer zinciri içeren misellerle monomer damlacıklarının bulunduğu aşamada 2.aşama olarak adlandırılır. III. Aşama Polimerizasyon sonuna doğru monomer damlaları sistemden tamamen yok olur. Polimerleşmeden kalan monomerler de polimer partiküllerinin içerisine yerleşir. Büyüyen zincirler ortamdaki monomerlerin ya da radikallerin tükenmesi sonrası sonlanarak polimer dispersiyonlarını oluştururlar. Polimer dispersiyonları katı polimer taneciklerinin su içerisinde surfaktanlar ile stabilize olmuş halidir. Polimer dispersiyonları, polimer kolloidi ya da lateks olarak da adlandırılırlar. İncelenen Belgelerin Değerlendirilmesi: Polimer emülsiyonları buraya kadar yapılan temel açıklamalardan anlaşılabileceği üzere karmaşık yöntemler ile üretilmektedir. Bu karmaşıklığın en büyük sebebi; mikro boyuttaki taneciklerin reaksiyon sırasındaki tüm davranışlarının henüz bilimsel olarak çözülememiş olmasıdır. Bu nedenle kimyasal tepkimenin sağlıklı yürüyebilmesi için; reaksiyon sırasında tüm iç ve dış şartlar kontrol altında tutulmalıdır. Bu nedenle; deneysel çalışmalar ile elde edilen bulguların ve tespitlerin yüksek değeri vardır. Bir polimer molekülünün üretim aşamaları; aslında yapılan onlarca hatta yüzlerce deneyle tek tek belirlenir ve optimize edilir. Sanayi ürünü polimer moleküllerinde sürekli aynı standardın sağlanması ve üretim lotları arasında kimyasal karakterlerde oynama olmaması hedeflenir. Bu durum; polimer moleküllerinin üretim formül ve reçetelerini çok daha hassas bilgi parçaları haline getirir. Herhangi bir parametrede sapma meydana gelirse; ortaya çıkacak olan nihai ürünün sanayi alanında kullanılması imkansız hale gelebilir. Dosya kapsamında; rekabete konu olduğu iddia edilen davacıya ait ürünlerin üretim formülleri, hammadde kodları, tedarik listeleri ve müşteri bilgilerinin davacıya ait özgün bilgiler olup olmadığını, bu ürünlerin davacı tarafından geliştirilip geliştirilmediğinin, kamuya mal olmuş kaynak literatürde bulunup bulunmadığının tespiti istenmiştir. Dosya kapsamında incelenen üretim formülleri; hammadde listeleri, üretim metodları ve üretim reçetelerinden oluşmaktadır. Hammadde listeleri; söz konusu ürünün üretiminde kullanılacak hammaddeleri belirtir. Kullanılacak hammaddeler, bitmiş ürün için istenen spesifikasyonlar ve özelliklerin sağlanması için önemlidir. Kullanılacak monomerler, emülsiyon yapıcı malzemeler, yüzey aktif malzemeler, özel nitelikli su, başlatıcılar, hizlandırıcılar, redoks ve nötralizasyon ajanları ve post additive malzemelerden hangi türlerin kullanılacağı yazılır. Üretim reçetelerinde; genellikle hammadde listelerinde belirtilen ürünlerin hangi miktarlarda kullanılacağı belirtilir. Bazı durumlarda; hammadde listesinden direkt üretim metoduna geçilir ise üretim reçetesi kullanılmayabilir. Üretim metodu; üretim formüllerinin en karmaşık ve kritik sınıfıdır. Metod; reçete ve hammadde listesini de genellikle içerir. Bir ürünü üretmek için; hangi hammaddenin hangi miktarda, hangi şartlarda ve sıralama ile kullanılacağını belirtir. Üretim sırasında hedeflenecek veya seviyesi takip edilecek parametreleri belirtir. Kullanılacak ekipman ve reaksiyon hedef spesifikasyonları belirtir. Sıcaklık, aktarım hızı, akışkanlık direnci, üretim ortamından beklentiler gibi hassas bilgileri içerir. Deneysel geliştirme ile optimize edilir ve yenilenir. Sofistike polimer emülsiyonlarının üretilebilmesi için; hammadde listesi, hammadde reçetesi, hammadde miktarları, üretim metodu, üretim adımları gibi bilgiler oldukça kritiktir. Bu bilgilerin tamamı elde olmadan, herhangi bir polimer emülsiyonu endüstriyel ölçekte ve standartlarda üretilemez. Endüstriyel üretim için; söz konusu kritik bilgilerin doğru bir kombinasyon ile kullanılması gerekir. Üretim Formülleri ve Hammadde Kodları Hakkında İnceleme: Dosya konusu ürünlerle ilgili çalışmalarda; pek çok ürünün haksız rekabete konu edildiğinin davacı tarafından öne sürüldüğü görülmüştür. Bu bağlamda dosya içerisinde tespiti yapılan ve davalı tarafa bilgilerinin elde edilmiş olduğu ve ticari faaliyetlere (üretim, satış, numunelendirme, tekrar isimlendirme) konu edildiği görülen ürünlerin listesi (44 adet) olarak sıralanmıştır. Söz konusu ürünlerin 1978 ve 2011 yılları arasında, çoğunlukla 2009-2011 yılları arasında geliştirilmiş olduğu görülmüştür. Ürünlerin Literatürde Bulunup Bulunmama Durumu: Üretim formülü, metodu, hammadde reçetesi ve miktarları, üretim aşamaları ve parametreleri; yoğun geliştirme ve ölçeklendirme çalışmaları ile elde edilir. Endüstriyel standartta üretilecek bir molekülün üretim formülü pek çok deneme, analiz ve test ile elde edilir. Literatürde; ilgili bilime ait temel bilgiler yer almakla beraber son derece nadir örnekler dışında belli bir ürüne ait üretim formülü yer almaz. Davacı ... ürünlerine ait dava konusu ürünlerin formülleri de bu durumdadır. Kimya alanında bulunan literatürde; doğrudan dava konusu ürünlerin formüllerine rastlanmamıştır. Davacı firmanın patent başvuruları incelendiğinde de bu durum değişmemiştir. Dava konusu ürünlere ait üretim formülleri davacı firmanın patentlerinde dahi bulunmamaktadır. Kimya literatüründe pek çok bilimsel çalışma ve öğreti yer almaktadır. Bu çalışmaların amacı genel olarak ilgili bilim ve teknolojinin gelişmesidir. Öğreti; odaklanmasını yeni alanlara ve teknolojilere doğru yapar. Bilimsel çalışmalar sonucu elde edilen bilgiler; bu alanda çalışan firmalar tarafından endüstriyel veri ve formüllere dönüştürülür. Ticari menfaat nedeni ile; endüstriyel firmalar bu tip veri ve formüllerini gizli tutarlar. Kimya literatüründe; özel olarak sahibi olan firma tarafından kamuya açık hale getirilmemiş ise, herhangi bir endüstriyel üretime ait formül bulunmaz. Patentleri ele aldığımızda; şu ayrıma da dikkat etmeliyiz. Patentler; belli bir alanda yapılan teknolojik gelişme veya icat için buluşçuya hak ve ayrıcalıklar sağlarlar. En önemli ayrıcalık; bu teknolojiden münhasiran faydalanmaktır. Teknik açıdan ise; patent belgelerinin esası ilgili buluşun yenilik yaratan faktörleridir. Bu açıdan; bir yenilik patentlendiğinde verilen örnekler genellikle doğrudan endüstriyel kullanımı yapılmayan örneklerdir. Buna rağmen; yaygın patent veri tabanlarında davacı firmanın dava konusu ürün formüllerinin araştırması yapılmış, söz konusu formüllere herhangi bir patent belgesinde rastlanmamıştır. Polimer üretiminde kullanılan malzemelerin nitelikleri, reaksiyon adımları, reaksiyon parametrelerinin doğru tasarlanması ve üretimde uygulanması nihai ürünün kalitesi ve güvenilirliği için çok önemlidir. Bu verilerin tamamının yer aldığı ürün formülleri sanayide faaliyet gösteren firmalarca sır olarak ele alınır ve saklanır. Kamuya açık kaynaklarda veya ürünlere ait tanıtıcı belgelerde ürünün uygulama özellikleri verilse bile; kendisinin nasıl üretildiği açıklanmaz. Bu açıdan; davacıya ait ürün formüllerinin de ticari sır olduğu değerlendirilmektedir. Davacı; ürün reçetelerini herhangi bir şekilde kamuya açmamıştır. Dosya kapsamında incelenmesi istenen verilerden biri de davacıya ait hammadde kodlarıdır. Dava kapsamı incelendiğinde; davacının ürün formüllerinde kullanılan hammaddelerin isimlerini gizlemek amacı ile hammaddelerine sayı ve noktalama işaretlerinden oluşan kodlar verdiği görülmüştür. Söz konusu kodların genelde 11 veya 12 haneli rakamlar ve noktalama işaretleri ile oluşturulmuş karmaşık kodlar olduğu görülmüştür. Dosya kapsamında verilen belgeler incelendiğinde de bu kodlara rastlanılmıştır. Hammaddelere alfanumerik kodlar verilmesi sanayi şirketlerinde sıklıkla görülen bir gizlilik uygulamasıdır. Davacı firmaya ait söz konusu kodlar; davacı firmaya özgü bilgiler olup sır niteliğinde değerlendirilmelidir. Literatürde veya kamuya mal olmuş kaynaklarda davacı ... firmasına ait hammadde kodları bulunmamaktadır. Dosya kapsamında ayrıca ... firmasından ...’ya gönderilen ve dosya kapsamında sunulan mektuplar da incelenmiştir. Sözkonusu mektuplarda; ... firması ... ile aralarında belirlenmiş olan özel ve gizli bir hammaddenin, ... ve ... arasında belirlenmiş kod ismi ile beraber davalı ... Kimya tarafından talep edildiğini belirtmiştir. Tedarik Listeleri ve Müşteri Bilgileri: Davacı firma hammadde tedarik listeleri ve müşteri bilgileri üzerinde inceleme gerçekleştirilmiştir. Dosya kapsamında; davacı firmanın kendi tedarik listesi ve müşteri listesi olarak davalı eline geçtiğini belirttiği belgeler incelenmiştir. Bu listeler kapsamında görülen ürün-müşteri eşleşmelerinin bulunduğu müşteri isimleri, hammadde kodları ve tedarikçi firmaları gösteren belgeler incelenmiştir. Belgelerde yer alan ürün ve hammadde kodlarının; davalı firmada ele geçirilen diğer belgelerde de bulunduğu görülmüştür. Tedarik listeleri; polimer üretiminde kullanılan kritik hammaddelerin hangi tedarikçilerden alınabileceğini göstermektedir. Polimer formülü; deneysel çalışmalar sonucunda üretilen kritik bilgileri içeren, sır niteliğindeki bir belgedir. İlgili üründe; hangi firmadan tedarik edilen hammaddenin kullanılacağı da deneysel çalışmalarla belirlenir ve doğrulanır. Bir hammadde için; hangi tedarikçinin ürününün kullanıma uygun olduğu da kritik bir bilgidir. Bu nokta değerlendirildiğinde; davacı firmaya ait tedarikçi listelerinin de davacı firmaya özgü bilgiler olduğu ortaya çıkmaktadır. Sözkonusu tedarikçi listesi herhangi bir şekilde kamuya açık kaynaklarda veya kayıtlarda bulunmamaktadır. Bu bilgiler ticari sır kapsamındadır. İncelenen müşteri listeleri; hangi ürünün hangi müşteriye satıldığı bilgisini içermektedir. Satılan ürünün ilgili müşterinin kullanımına uygun olması gerektiği değerlendirilmektedir. Bu açıdan sözkonusu listeye ait verilerin üretilmesi de teknik çalışmayı gerektirmektedir. Dosya kapsamında incelenen müşteri listeleri davacıya özgü bilgilerdir. Herhangi bir kamuya açık kaynakta bu müşteri listeleri bulunmamaktadır. EK-2’de davalı firma kayıtlarında bulunan “Müşteri Ve Firma İsimleri” isimli dosyanın çıktısı yer almaktadır. Sözkonusu dosya; davacı ...’ya ait müşteri ve ürün isimlerini; hangi ürünün hangi müşteriye sunulduğunu/satıldığını gösteren kayıtlar ile beraber ...’da üretilen iki ürüne ait üretim metod bilgilerini kapsamaktadır. Ayrıca; ...’da kullanılan proses ekipmanlarına ait ekipman bilgilerini de kapsamaktadır. Ara Sonuç ve Değerlendirme (A) kısmında verilen soru için yapılan değerlendirmeye göre; davacıya ait ürünlerin üretim formülleri, hammadde kodları, tedarik listeleri ve müşteri bilgileri davacıya ait özgün bilgilerdir. Bu bilgilere, kamuya mal olmuş literatürde rastlanmamıştır. Söz konusu bilgiler; gizli ve ticari değer taşıyan bilgilerdir. Bu açıdan, ticari sır olarak değerlendirilmeleri gerekmektedir. Ayrıca; müşteri ve ürün bilgilerinin birbirleri ile eşleştirilerek tutulması ve bu kaydın davalı firma belgelerinde bulunması, elde edilen bilgilerin ticari fayda sağlama amacıyla kullanılmış olduğunu göstermektedir. Ek-1’de; sözkonusu formül, reçete ve metodların ... Kimya çalışanları arasında el değiştirdiğini ve kullanıldığını gösteren deliller sınıflandırılarak sunulmaktadır. Bu kısımda; 04.04.4024 tarihli dava tutanağında belirtilen (B) maddesinde sorulan soru kapsamında yanıt verilmeye çalışılacaktır. Ürün formüllerinin davalı tarafta bulunması ve davalı tarafa kullanılmasını gösteren belge ve mesajlarda da gerçekleşme tarihlerinin 05/12/2015 tarihinin çok öncesine gittiği, ağırlıklı olarak 2012-2013 tarihli belgelerin bulunduğu görülmüştür. Söz konusu mesajlar; davalı ... Kimya üst düzey yöneticileri arasında yapılan formül, gizli bilgi, üretim bilgisi, ürün ismi belirleme veya değiştirme konusu belgelerdir. Ayrıca; dosya kapsamında 25.09.2013 tarihinde bir Bilirkişi Heyet Raporu’nu sunulduğu, bu rapor kapsamında taraflarca da beyanlarda bulunulduğu, Söz konusu raporun davacı ...’ya ait ürün formül, tedarikçi, hammadde kodu gibi bilgilerin davalıda bulunmuş ve tespit edilmiş olduğunu gösterdiği anlaşılmaktadır. Bu hususların değerlendirilmesi sonucunda dava konusu ürünlerin üretim formülleri ile birlikte 05/12/2015 tarihinden önce davalı kayıtlarında bulunduğu tespit edilmiştir. xii. Bu eylemin; iş ürünlerinden yetkisiz yararlanmayı (TTK.m. 55/1 bent (c) ve kanunda “gizlice ve izinsiz olarak ele geçirilen veya başkaca hukuka aykırı bir şekilde öğrenilen ticari sırları değerlendirmek” şeklinde verilen haksız rekabet hali ile örtüştüğü görülmüştür. Söz konusu iş ürünlerinin davalı tarafından kullanıldığına ve üstelik davacı tarafından bu iş ürünlerine verilen isimlerin (ürün kodlarının) davalı tarafından aynen kullanıldığına dair tespitlere yukarıda yer verilmiş olup, bu bağlamda söz konusu eylemin, işaret edildiği üzere iki ayrı haksız rekabet eylemini ihtiva ettiği saptanmıştır. ...’nın Dava Konusu Ürünlerden Yetkisiz Biçimde Yararlanmış Olması Sorusu TTK m. 55/1-c’nin ikinci alt bendinde hak sahibi dışındaki üçüncü kişiler tarafından bir kişiye bir iş ürünü tevdi edilmesi söz konusudur.. Kendisine sağlanmış veya tevdi edilmiş üründen yetkisiz olduğunu bilmesi gerektiği halde yararlanan kişinin fiili bu bent uyarınca haksız rekabet teşkil eder. Bu hükümle hedef alınan, esasen hak sahibinin rakipleridir. Dosya içeriği incelendiğinde, bütün veriler bilgilerin ... Kimya tarafından izinsiz bir şekilde kullanıldığı ve bu kullanımın izinsiz olduğunun .. tarafından bilindiğini göstermektedir. ..., ... şirketinde 21 yıl boyunca ustabaşı olarak çalıştıktan sonra, ...’da üretim müdürü olarak işe başlamıştır. ...’in şirkete geçmesiyle beraber, dava konusu ürün reçete ve tariflerinin (üretim formüllerinin) doğrudan ... veya şirket ortakları tarafından ARGE müdürüne ve şirketin genel müdürüne verildiği bizzat bu kişiler tarafından doğrulanmıştır. Eski ARGE müdürü ..., ceza yargılamasında, kendisine ürün reçete ve formüllerin verildiğini ikrar etmiştir. Acril-Nova (İtalya) şirketinden talep edilen ürün, ancak ...’ya ait ürünlerin reçetelerinin ...’nın elinde olması durumunda bilgi sahibi olunabilecek bilgidir. Bu ürünlerin üretilmesi için, ürün reçetelerine ihtiyaç vardır. 25.01.2022 tarihli bilirkişi raporunda, bütün dosyadaki belgelerin incelenmesi sonucunda, ... ait ticari sır niteliğinde olan ve ekonomik değeri olan bazı bilgi ve belgelerin... elinde bulunduğu tespit edilmiştir. Mali İncelemeler Neticesinde ; - Davacı tarafın kayıtlarında 2012 -2023 dönemi tüm gelirleri, gelir tablosu verileri içerisinde, davaya konu ürünler için yardımcı kayıtlardan sunulan satış kg miktarları, tutarları , maliyet hesapları , müşteri hesapları incelenmiştir. Davalı tarafın 2012 -2023 dönemi tüm gelirleri, gelir tablosu verileri ile müşteri hesapları sunulmuş incelenmiştir. Taraf kayıtlarında satış değişimleri ve maliyet değişimleri incelenmiştir. Davacı ve davalının vermiş olduğu 120 Müşteriler hesapları kapsamında randomized eşleştirmeler yapıldığında, davacı ve davalının müşterilerinin ortalama % 19,80 oranındaki kısmının İncelenen dönemlerde eşleştiği belirlenmiştir. Davacının mali tabloları uyarınca , 2013 -2023 yılları arasındaki (TL bazında) tüm satışlarının 2012 yılına göre % 454 oranında artış gösterdiği , yine 2012 yılına göre 2013-2023 yıllarına ait brüt karlılığının % 6,66 seviyesinde arttığı belirlenmiştir. Davalının mali tabloları uyarınca 2013 -2023 yılları arasındaki (TL bazında) tüm satışlarının 2012 yılına göre % 400 oranında yükseldiği, yine 2012 yılına göre 2013-2023 yıllarına ait brüt karlılığının % 8,26 seviyesinde arttığı belirlenmiştir. Davaya konu ürünler bazında satış miktar ve tutarları incelendiğinde, davacının yılları itibariyle satışlarında miktar olarak (kg) % 31 oranında düşüş gerçekleştiği belirlenmiştir. Davacı kayıtlarında dava konusu ürünlere ilişkin TL bazlı ciroları incelendiğinde 2012 yılına göre 2013,2014,2015,2016 yıllarında negatif yönde (-) 30.475.103 TL’lik değişim gösterdiği, 2017 yılı ve devamında (+)2.380.844.996 TL 2012 yılına göre pozitif değişim olduğu mevcuttur. Davacı kayıtlarında TL şirketin 2013 ve devamı yıllarda 2012 yılına göre satışlarındaki TL farka ilişkin mali tablolarında mevcut brüt karlılık ve Pazarlama Satış Dağıtım Giderlerinin Satışlara oranları esas alınarak 2013 – 2016 yıllarında ,2012 yılına göre karda (-) 5.738.622 TL olumsuz yönde , 2017-2023 yıllarında 2012 yılına göre (+)462.220.880 TL olumlu yönde değişim olduğu, hesaplanmıştır. Yukarıda uzmanlık alanım kapsamında, inceleme dönemine ait tarafların sunulan mali tabloları, ve söz konusu mali tablolara ilişkin sunulanlar uyarınca, karşılaştırma ve tarafların kazanç değişimlerine ilişkin hesap incelemeleri yapılmıştır. Takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere; davacı şirketin 2012 ve sonraki yıllar karşılaştırmasında hesaplanan negatif değişim tutarının, davaya konu edilen ürünlere ilişkin bildirilen hususların ve iddia edilen zarara ilişkin davalı ile olan illiyeti neticesi oluşup oluşmadığının, Sektörün özellikleri, Pazar değişkenleri, ve benzeri sektörel etkenlerden arındırılması ile iddia edilen olaylardan kaynaklı olup olmadığının ayrıca belirlenmesi gerektiği, Uzmanlık alanım kapsamında raporda III. Maddede yer alan mali tablolar ve söz konusu mali tablolara ilişkin sunulanların incelemeleri yapılmış olmakla, III. Madde dışında kalan ve Uzmanlık alanımda olmayan Sektörün özellikleri, Pazar değişkenleri , ve benzeri sektörel etkenlerden arındırılması ile iddia edilen olaylardan kaynaklı olup olmadığına ilişkin kısımlar raporda Heyetimizin diğer uzman üyeleri tarafından IV. Madde ve devamında Bilimsel İnceleme, Sektörel inceleme, Sektörel hesaplama ve Genel değerlendirmeler olarak yapılmıştır. Sektör ve Genel Değerlendirme Neticesinde; Davacı ...’ya ait ürünlerin üretim formüllerinin, hammadde kodlarının, tedarik listelerinin ve müşteri bilgilerinin davacıya ait özgün bilgiler olduğu, bu ürünlerin ... tarafından geliştirildiği, herhangi bir kamuya açık kaynakta veya bilimsel literatürde yer almadığı, ...’nın; üretim formüllerinin, hammadde kodlarının, tedarik listeleri ve müşteri listelerinin davacıya ait gizli bilgiler oldukları; Gizli tutulmalarında davacının ekonomik menfaatinin bulunduğu, Söz konusu bilgilerin ticari sır kapsamında olduğu, Davalı firmaya (...) ait dosya içeriği belgeler incelendiğinde; Davacı ...’ya ait 44 ürün ile alakalı üretim formülü ve hammadde bilgilerinin kullanılarak üretim ve satış faaliyetleri gerçekleştirildiğinin maillerden açıkça anlaşıldığı, söz konusu delillerin orijinal kopyaları dosya içerisinde olmakla beraber; işbu rapor içerisinde referans ve erişim kolaylığı sağlamaları açısından dijital kopyaların ekran çıktılarına yer verildiği, Delil dokümanlarının; davacıya ait ürün formüllerinin, hammadde listelerinin, hammadde kodlarının, müşteri ve tedarikçi listelerinin davalı tarafından ele geçirilmiş olduğunu göstermekte olduğu, Söz konusu ürünlerin davalı kayıtlarında 05/12/2015 tarihinden önce yer aldığı, dosya kapsamında yer alan ve işbu raporda (Ek-1) 2012-2013 yıllarına ait teşvik edici pek çok bulgu sunulduğu, Haksız rekabet teşkil etme konusunda nihai hukuki değerlendirmesi ve kararı mahkemeye ait olmak üzere; davacı tarafın ticari sır niteliği taşıyan ürün formüllerin (en az 44 ürün), hammadde kodlarının, müşteri ve tedarikçi listelerinin davalı firma tarafından üretim ve satış faaliyetlerinde izinsiz ve yetkisiz şekilde kullanılmış olduğunun tespit edildiği, ...’in, ortaokul mezunu olup, ... şirketinde 21 yıl boyunca ustabaşı olarak çalıştıktan sonra, ...'da üretim müdürü olarak işe başlatılmış olduğu, ...'in şirkete geçmesiyle beraber, dava konusu ürün reçete ve tariflerinin (üretim formüllerinin) doğrudan ... veya şirket ortakları tarafından ARGE müdüriye ve şirketin genel müdüriye verildiğinin bizzat bu kişiler tarafından elektronik konuşmalarla doğrulandığı ve asıllarının dosyada mevcut olduğu, Davalı şirket ARGE müdürü ...’ın, ceza yargılamasında, kendisine ürün reçete ve formüllerin ... tarafından verildiğini ikrar etmiş olduğu, maillerinde reçete istediğini ve edindiğini de mevcut olduğu, ... Genel Müdürü tarafından ... (...) şirketlerinden talep edilen ürünün, ancak ...'ya ait ürünlerin reçetelerinin ...'nın elinde olması durumunda bilgi sahibi olunabilecek bir hammadde olduğu ve bu ürünlerin üretilmesi için, davacının ürün reçetelerine ihtiyaç olduğu, Dosyada bulunan 25.01.2022 tarihli bilirkişi raporunda, bütün dosyadaki belgelerin incelenmesi sonucunda, davacı ...’ya ait ticari sır niteliğinde olan ve ekonomik değeri olan bazı bilgi ve belgelerin ... Kimya’nın elinde bulunduğunun tespit edildiği, Davalı ...'nın, Turquality® programı kapsamında olmadığı gibi Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'na akredite bir AR-GE merkezinin de bulunmadığı, bu durumun Kapasite raporundan da anlaşılmakta olduğu,...'ın savunmasında kendisinin polimer sektöründe tecrübesi olmadığını ve sadece verilen ürünleri ürettiğini ve kaynağıyla ilgilenmediğini belirttiği, ...'ya ait kimi formüllerin ... Kimya yöneticisi Sn. ... tarafından kendisine gönderildiğinin maillerde açıkça görüldüğü, Dosyada bahsi geçen tüm ürünlerin, davacı ... tarafından geliştirilen ve hak sahipliği ... Kimyaya ait olan ürünler olduğu, Dosya incelemesinden; ...’nın, kendi ürünlerine ait reçete ve formüllerini kamuya kapalı tutmakta olduğu, Bu anlamda söz konusu ürünlerinin dayandığı fikirlerin, içerdiği unsurların, ARGE çalışmalarının ve hatta ürün kodlarının; ticari nitelik ve ticari sır niteliğini taşıdığı, Dolayısıyla ...'nın ticari sır olan ürünlerinin ... tarafından açıklama suçunun işlendiği sonucuna varıldığı, ...'in menfaat karşılığında ...'ya ait gizli formülleri pazarlaması söz konusu olduğundan, Burada tarafların kusuruna ilişkin herhangi bir tereddüte yer olmadığı, Çünkü ...’in 04 Ekim 2012 tarihli mailindeki ...’ ait ürünleri yapabileceklerini bildirirken, sadece reçeteleri yetkisiz şekilde ele geçirmekle kalmadığının aynı zamanda bu reçetelerin hammaddelerini ve nasıl uygulanacağı konusunda da ... firmasına bilgi aktardığını mailinde açıkça yazmıştır. ...’nın kendi emek ve çabası olmaksızın rakibinin geliştirmiş olduğu formülleri laboratuvarlarında analiz edip üretim aşamasında bazı değişiklikler yaparak muadil ürün üretimi yapmasının da başkasının iş ürününden yararlanma kapsamında olduğu, analiz belgeleri yukarıda bilginize sunulmuştur. Benzer şekilde davacı ile davalının aynı sektörde faaliyet göstermeleri nedeniyle söz konusu ticari kurallara aykırı rekabetin davacının pazar payını azaltacağı ve davaliya haksız yarar sağlayacağı hususunun teknik açıdan tartışmasız olduğu, Davalı taraf eylemlerinin haksız rekabet teşkil ettiğinin Sayın Mahkemece saptanması durumunda; ...’nın haksız rekabet sonucu uğramış olduğu maddi zararın asıl dava için $9,9 milyon dolar ($9.888.091); birleşen dava için $53,9 milyon dolar ($53.913.950) olarak hesaplandığı, Söz konusu zararların güncel TL/USD kurundan (34,10) TL’ye çevrilmesi durumunda zarar tutarlarının aşağıdaki gibi olacağı, Asıl dava zararı: 337.183.917,00 TL, Birleşen dava zararı: 1.838.465.706,00 TL Hesaplanan zararların; dava açılış tarihlerinde geçerli kurlardan TL’ye çevrilmesi durumunda (14/03/2014 TCMB USD Satış Kuru 2,2362; 17/07/2023 itibarı ile TCMB USD Satış Kuru 26,2861) zarar miktarları aşağıdaki gibidir: Asıl dava zararı: 9.888.091 x 2,2362 = 22.111.750 TL Birleşen dava zararı: 53.913.950 x 26,2861 = 1.417.187.490 TL Mahkemenin başka bir kur seviyesi kullanma kararı vermesi durumunda USD (Amerikan Doları) cinsinden belirtilen zararın o kur seviyesiyle tekrar çarpılarak TL tutarın hesaplanabileceği, Sonuç olarak, Sn. ... ile .... Kimya ve ... Kimya ortağı Sn. ...’nun fiillerinin TTK m. 55/1-(c) kapsamına girdiğini..." şeklinde bilirkişi raporunun ibraz edilmiş olduğu görüldü. Mahkememizin 19/02/2026 tarihli celse ara kararı gereği; "Davacı vekillerine, talep arttırım dilekçelerini sunmak ve harcını tamamlamak üzere süre verildiği, davacı tarafından ıslah dilekçesinin sunulmuş olduğu görüldü. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Asıl ve birleşen davanın haksız rekabet nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Davacı vekili asıl dosyada önceden planlayarak ve ayrı ayrı ve birlikte hareket ederek, müvekkili şirketin ticari sırlarını elde ederek, bunları kendi ticari menfaatleri doğrultusunda haksız yere kullanarak, davacı şirket ile aynı ürünleri aynı kişilere daha uygun şartlarla satmak suretiyle haksız kazanç elde etme gayesi ile; davacı şirketin ticari sırlarına vakıf personelini ayartarak, davacı şirkete ait ticari sırları ve kilit personeli elde ettikten sonra da her türlü iyi niyet kuralına aykırı olarak “haksız rekabet” ve “iktisadi rekabetin suistimali” fiillerini işlediklerini iddia etmiştir. Birleşen dosyada ise; ... 17. Asliye Ceza Mahkemesi’nin ... Sayılı yargılaması sonucunda, Davalı ...’in, Davacı ...’ya ait ticari sır niteliğindeki sınai bilgileri sattığı ve bundan haksız kazanç sağladığı, aynı gerekçeli karar ile Davalı ... Kimya, ... ve Davalı ...’nun, Davacı ...’ya ait ticari sırları mal üretiminde kullandıkları, davalıların haksız rekabet eylemini ortaya koyan kesin delil niteliğinde birçok bilgi ve belgenin olduğu, davalıların, gerek haksız rekabet eyleminin ilk başladığı tarihte, gerekse de güncel olarak, kendi ürünlerini geliştirebilecek akredite bir AR-GE departmanı ve laboratuvarı olmadığı, davalılar tarafından haksız ve hukuka aykırı olarak ele geçirilen reçete, metod, formül, hammadde listesi ve müşteri listelerinin ticari sır olduğu, haksız rekabet eylemini gösteren kesin delillerin mevcut olduğu, davacıların kesinleşmiş haksız rekabet eylemlerinin halen devam ettiği ve halen haksız şekilde kazanç elde ettiği, davalı ...’nın piyasadaki mallarının çoğunluğunun haksız rekabet eylemi sonrası ele geçirilen reçete, formül, metod ve hammadde listeleri sayesinde piyasaya sürüldüğü, buna göre haksız rekabet şartlarının oluştuğu iddia edilmektedir. Haksız rekabet hükümleri TTK'nun 54 vd maddelerinde düzenlenmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununu 55. maddesinde; "(1) Aşağıda sayılan hâller haksız rekabet hâllerinin başlıcalarıdır: a) Dürüstlük kuralına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışlar ve özellikle; 1. Başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek, 2. Kendisi, ticari işletmesi, işletme işaretleri, malları, iş ürünleri, faaliyetleri, fiyatları, stokları, satış kampanyalarının biçimi ve iş ilişkileri hakkında gerçek dışı veya yanıltıcı açıklamalarda bulunmak veya aynı yollarla üçüncü kişiyi rekabette öne geçirmek, 3. Paye, diploma veya ödül almadığı hâlde bunlara sahipmişçesine hareket ederek müstesna yeteneğe malik bulunduğu zannını uyandırmaya çalışmak veya buna elverişli doğru olmayan meslek adları ve sembolleri kullanmak, 4. Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak, 5. Kendisini, mallarını, iş ürünlerini, faaliyetlerini, fiyatlarını, gerçeğe aykırı, yanıltıcı, rakibini gereksiz yere kötüleyici veya gereksiz yere onun tanınmışlığından yararlanacak şekilde; başkaları, malları, iş ürünleri veya fiyatlarıyla karşılaştırmak ya da üçüncü kişiyi benzer yollardan öne geçirmek, 6. Seçilmiş bazı malları, iş ürünlerini veya faaliyetleri birden çok kere tedarik fiyatının altında satışa sunmak, bu sunumları reklamlarında özellikle vurgulamak ve bu şekilde müşterilerini, kendisinin veya rakiplerinin yeteneği hakkında yanıltmak; şu kadar ki, satış fiyatının, aynı çeşit malların, iş ürünlerinin veya faaliyetlerinin benzer hacimde alımında uygulanan tedarik fiyatının altında olması hâlinde yanıltmanın varlığı karine olarak kabul olunur; davalı, gerçek tedarik fiyatını ispatladığı takdirde bu fiyat değerlendirmeye esas olur, 7. Müşteriyi ek edimlerle sunumun gerçek değeri hakkında yanıltmak, 8. Müşterinin karar verme özgürlüğünü özellikle saldırgan satış yöntemleri ile sınırlamak, 9. Malların, iş ürünlerinin veya faaliyetlerin özelliklerini, miktarını, kullanım amaçlarını, yararlarını veya tehlikelerini gizlemek ve bu şekilde müşteriyi yanıltmak, 10. Taksitle satım sözleşmelerine veya buna benzer hukuki işlemlere ilişkin kamuya yapılan ilanlarda unvanını açıkça belirtmemek, peşin veya toplam satış fiyatını veya taksitle satımdan kaynaklanan ek maliyeti Türk Lirası ve yıllık oranlar üzerinden belirtmemek, 11. Tüketici kredilerine ilişkin kamuya yapılan ilanlarda unvanını açıkça belirtmemek veya kredilerin net tutarlarına, toplam giderlerine, efektif yıllık faizlerine ilişkin açık beyanlarda bulunmamak, 12. İşletmesine ilişkin faaliyetleri çerçevesinde, taksitle satım veya tüketici kredisi sözleşmeleri sunan veya akdeden ve bu bağlamda sözleşmenin konusu, fiyatı, ödeme şartları, sözleşme süresi, müşterinin cayma veya fesih hakkına veya kalan borcu vadeden önce ödeme hakkına ilişkin eksik veya yanlış bilgiler içeren sözleşme formülleri kullanmak. b) Sözleşmeyi ihlale veya sona erdirmeye yöneltmek; özellikle; 1. Müşterilerle kendisinin bizzat sözleşme yapabilmesi için, onları başkalarıyla yapmış oldukları sözleşmelere aykırı davranmaya yöneltmek, 2. Üçüncü kişilerin işçilerine, vekillerine ve diğer yardımcı kişilerine, haketmedikleri ve onları işlerinin ifasında yükümlülüklerine aykırı davranmaya yöneltebilecek yararlar sağlayarak veya önererek, kendisine veya başkalarına çıkar sağlamaya çalışmak, 3. İşçileri, vekilleri veya diğer yardımcı kişileri, işverenlerinin veya müvekkillerinin üretim ve iş sırlarını ifşa etmeye veya ele geçirmeye yöneltmek, 4. Onunla kendisinin bu tür bir sözleşme yapabilmesi için, taksitle satış, peşin satış veya tüketici kredisi sözleşmesi yapmış olan alıcının veya kredi alan kişinin, bu sözleşmeden caymasına veya peşin satış sözleşmesi yapmış olan alıcının bu sözleşmeyi feshetmesine yöneltmek. c) Başkalarının iş ürünlerinden yetkisiz yararlanma; özellikle; 1. Kendisine emanet edilmiş teklif, hesap veya plan gibi bir iş ürününden yetkisiz yararlanmak, 2. Üçüncü kişilere ait teklif, hesap veya plan gibi bir iş ürününden, bunların kendisine yetkisiz olarak tevdi edilmiş veya sağlanmış olduğunun bilinmesi gerektiği hâlde, yararlanmak, 3. Kendisinin uygun bir katkısı olmaksızın başkasına ait pazarlanmaya hazır çalışma ürünlerini teknik çoğaltma yöntemleriyle devralıp onlardan yararlanmak. d) Üretim ve iş sırlarını hukuka aykırı olarak ifşa etmek; özellikle, gizlice ve izinsiz olarak ele geçirdiği veya başkaca hukuka aykırı bir şekilde öğrendiği bilgileri ve üretenin iş sırlarını değerlendiren veya başkalarına bildiren dürüstlüğe aykırı davranmış olur. e) İş şartlarına uymamak; özellikle kanun veya sözleşmeyle, rakiplere de yüklenmiş olan veya bir meslek dalında veya çevrede olağan olan iş şartlarına uymayanlar dürüstlüğe aykırı davranmış olur. f) Dürüstlük kuralına aykırı işlem şartları kullanmak. Özellikle yanıltıcı bir şekilde diğer taraf aleyhine; 1. Doğrudan veya yorum yoluyla uygulanacak kanuni düzenlemeden önemli ölçüde ayrılan, veya 2. Sözleşmenin niteliğine önemli ölçüde aykırı haklar ve borçlar dağılımını öngören, önceden yazılmış genel işlem şartlarını kullananlar dürüstlüğe aykırı davranmış olur." hükmü yer almaktadır. Bu madde metninde haksız rekabet suçuna sübut veren eylemlerin; "a)Dürüstlük kuralına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışlar, b) Sözleşmeyi ihlale veya sona erdirmeye yöneltmek, c) Başkalarının iş ürünlerinden yetkisiz yararlanma, d) Üretim ve iş sırlarını hukuka aykırı olarak ifşa etmek; özellikle, gizlice ve izinsiz olarak ele geçirdiği veya başkaca hukuka aykırı bir şekilde öğrendiği bilgileri ve üretenin iş sırlarını değerlendirme veya başkalarına bildirme, e) İş şartlarına uymamak; özellikle kanun veya sözleşmeyle, rakiplere de yüklenmiş olan veya bir meslek dalında veya çevrede olağan olan iş şartlarına uymama, f) Dürüstlük kuralına aykırı işlem şartları kullanmak" şeklinde olduğu, bu hareketlerin de alt bentler halinde asıl bende bağlı olarak ayrıca düzenlendiği madde metninden anlaşılmaktadır. Haksız Rekabet suçunu düzenleyen 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununu 62. Maddesinde; "(1) a) 55 inci maddede yazılı haksız rekabet fiillerinden birini kasten işleyenler, b) Kendi icap ve tekliflerinin rakiplerininkine tercih edilmesi için kişisel durumu, ürünleri, iş ürünleri, ticari faaliyeti ve işleri hakkında kasten yanlış veya yanıltıcı bilgi verenler, c) Çalışanları, vekilleri veya diğer yardımcı kimseleri, çalıştıranın veya müvekkillerinin üretim veya ticaret sırlarını ele geçirmelerini sağlamak için aldatanlar, d) Çalıştıranlar veya müvekkillerden, işçilerinin veya çalışanlarının ya da vekillerinin, işlerini gördükleri sırada cezayı gerektiren bir haksız rekabet fiilini işlediklerini öğrenip de bu fiili önlemeyenler veya gerçeğe aykırı beyanları düzeltmeyenler, fiil daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı takdirde, 56 ncı madde gereğince hukuk davasını açma hakkını haiz bulunanlardan birinin şikâyeti üzerine, her bir bent kapsamına giren fiiller dolayısıyla iki yıla kadar hapis veya adli para cezasıyla cezalandırılırlar." hükmü yer almaktadır. ... 17. Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... Esas ve ...Karar sayılı ilamında; "... isimli firmanın tesis ve dış ilişkiler müdürü tanık ... ile bir dönem ... genel müdür yardımcısı olarak çalışan tanık... beyanlarına göre sanık ...'in katılan firmada çalıştığı, burada katılan firmaya ait ticari sır mahiyetindeki sınai bilgileri edindiği, sonrasında katılan firmadan ayrıldığı ve katılan firmaya ait ticari sır mahiyetindeki bilgileri ... yetkilileri ... ve ...'ya aktardığı, bu şekilde üzerine atılı Ticari Sır Niteliğindeki Bilgi ve Belgeleri Açıklama suçunu işlediğini sabit olduğu anlaşılmakla cezalandırılmasına dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Her ne kadar sanıklar ..., .. ve ... hakkında "Ticari Sır Niteliğindeki Bilgi ve Belgeleri Açıklama" suçundan cezalandırılmaları istemi ile kamu davası açılmış ise de TCK'nin 239. Maddesinde yazılı bu suçun oluşumu için hukuki ya da hukuk dışı yolla elde edilen ticari sırrın ifşası ya da yetkisiz üçüncü kişilere verilmesi gerektiği, ancak somut olayda ... isimli firma yetkilileri olan sanıkların bu bilgileri üçüncü kişilere vermeleri söz konusu olmayıp firmanın mal üretiminde kullandıkları, bu sebeple "Ticari Sır Niteliğindeki Bilgi ve Belgeleri Açıklama" suçunun yasal unsurları oluşmadığından sanıklar ..., ... ve ... hakkında bu suç yönünden CMK'nin 223/2-a maddesine göre beraat kararı vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Her ne kadar tüm sanıklar hakkında haksız rekabet suçu bakımından cezalandırılmaları istemi ile kamu davası açılmış ise de; yukarıda ayrıntıları belirtildiği üzere sanıkların katılan firmaya ait ticari sır olduğu iddia edilen sınai uygulamalara ilişkin bilgileri kullandıkları iddiasına dair eylemlerinin 6102 sayılı yasanın 62/1-a maddesi atfı ile aynı yasanın 55. Maddesinin 1. Fıkrasının c bendinde yer alan "Başkalarının İş Ürünlerinden Yetkisiz Yararlanma" maddesinin 2 no'lu alt bendinde yer alan "Üçüncü kişilere ait teklif, hesap veya plan gibi bir iş ürününden, bunların kendisine yetkisiz olarak tevdi edilmiş veya sağlanmış olduğunun bilinmesi gerektiği hâlde yararlanmak" suçu bakımından ele alınması gerektiği, sanıkların bu suçu işlediklerine dair tanık beyanlarında "ticari sırlardan yararlanma" fiiline dair doğrudan anlatımın bulunmadığı, tek delilin arama sonucu ele geçen dijital materyaller, diğer eşyalar ile bunlar üzerinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen bilirkişi raporları olduğu, ancak yukarıda belirtildiği üzere aramanın hukuka aykırı olması nedeniyle arama sonucu ele geçen dijital materyaller, diğer eşyalar ile bunlar üzerinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen bilirkişi raporlarının hükme esas alınamayacağı dikkate alındığında sanıkların üzerilerine atılı "Haksız Rekabet" suçu bakımından CMK'nin 223/2-e maddesi uyarınca beraat kararı vermek gerekmiştir. Her ne kadar 6102 sayılı yasanın 63. Maddesi atfıyla TCK'nin 60 maddesi uyarınca ... Kimya hakkında tüzelkişilere özgü güvenlik tedbiri uygulanması talep edilmiş ise de Haksız Rekabet suçundan beraat kararı verilmesi nedeniyle tüzel kişilere özgü güvenlik tedbirine hükmedilmemiştir." gerekçesiyle karar verilmiştir. Ceza dosyasındaki maddi olguların mahkememizi bağlayacağı anlaşılmakla bu dosyanın bekletici mesele yapılmasına karar verilmiştir. Soruşturma aşamasında ... Firmasının .. İlçesinde bulunan fabrikasında ... 1. Sulh Ceza Mahkemesi'nin ... D.iş sayılı ve 03.07.2013 tarihli CMK'nin 116, 127 ve 134. Maddelerine istinaden alınan arama, elkoyma ve bilgisayar kütüklerinde arama kararına istinaden 04.07.2013 tarihinde saat:09:50-19:20 sıralarında arama yapıldığı, aramaya ..., ... ve ... sicil no'lu polis memurları; .... Cumhuriyet Savcısının atadığı ... ..., ... ve ...isimli bilirkişiler; ... isimli firma yetkilisi ..., sanık ..., arama yapılan... isimli firma yetkilisi ... ve ... (katılan) vekili Av ... olduğu halde arama işlemi gerçekleştirildiği, arama sırasında tutanak içeriğinde ayrıntıları belirtilen yerlerde çeşitli dijital materyaller ve numuneler ele geçirildiği, yine kalite kontrol/ laboratuvar kısmında "üzerinde ... ve ticaret A.Ş. Yazılı ve logolu" 122 sayfa bilgisayar çıktısı ele geçirildiği, dijital materyallerin imajı alındığı, bir sureti firma yetkililerine verildiği, ... 1. Sulh Ceza Mahkemesi'nin... D.iş sayılı ve 03.07.2013 tarihli CMK'nin 116, 127 ve 134. Maddelerine istinaden alınan arama, elkoyma ve bilgisayar kütüklerinde arama kararına yönelik olarak ... Kimya isimli firma yetkilisi...'in itiraz ettiği, itiraz sonucunda ... 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin... D.iş sayılı ve 11.07.2013 tarihli kararı ile kararın usûl ve yasaya uygun olduğu belirtilerek itirazın reddine karar verildiği, soruşturma aşamasında yapılan bilirkişi incelemesinde; ...'nın özel formül ve ürün kodlarını içeren anahtar kelimelerin, ...firmasının fabrikasındaki bilgisayar kütüklerinden alınan kayıtlar üzerindeki dosya içerikleriyle karşılaştırıldığı, aynı anahtar kelimelerin raporlandığı, yapılan raporlama işleminde toplam (24) adet bilgisayara ait birebir kopyanın (22) adedinin birebir kopyası üzerinde aratılması istenilen anahtar kelimelere rastlandığı, aynı veri üzerinde 10 ve daha fazla anahtar kelimenin beraber tespit edildiği ekran görüntülerine raporda yer verildiği, yine 30.01.2013 tarihli ...'nun ...'a gönderdiği e-posta da "..." ifadelerinin yer aldığı, yine soruşturma aşamasında; ... firmasının fabrikasında yapılan arama işlemi sonucunda el konulan ürün numuneleri ile katılan firmanın sunduğu ve...'nın ... Sanayi Ticaret A.Ş. Firmasına sattığı ürün numunelerinin karşılaştırmalı incelenmesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda özetle; katılan firmanın "...", şikayet edilen firmanın "..." kodlu ürünlerinden; "..." ile "..." in, "..." ile "..." in, "..." ile "..."in örnek çiftlerine ait parametrelerin birbirlerine çok yakın ve diğer parametlerin de yakın değerlerde olduğu, ... ve .. ürünlerin birbirine benzer olduğu belirtildiği görülmüştür. Dosya kapsamındaki delillerin; iddia, tanıklar beyanı, arama ve elkoyma işlemleri, elkoyma sonrası ele geçen dijital materyaller ile 122 sayfa bilgisayar çıktısı ve ele geçen eşyanın incelenmesine dair bilirkişi raporları olup davalı vekillerinin özellikle aramanın hukuka aykırı olduğu hususunda beyanda bulundukları, ceza dosyasında suçlamaları reddettikleri göz önüne alındığında arama ve elkoyma işlemlerinin hukuka uygun olup olmadığı hususunun tartışılması gerekmektedir. Somut olayın soruşturulması sırasında yapılan arama işlemi sırasında 5271 sayılı yasanın 119. Maddesinin 4. Fıkrasında yer alan "...Cumhuriyet savcısı hazır olmaksızın konut, işyeri veya diğer kapalı yerlerde arama yapabilmek için o yer ihtiyar heyetinden veya komşulardan iki kişi bulundurulur." hükmüne aykırı olarak ... Kimya isimli firmanın işyerindeki arama sırasında -doktrinde arama tanığı olarak belirtilen- ihtiyar heyetinden ya da komşulardan iki kişinin bulundurulmadığı anlaşılmıştır. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 06/02/2020 tarihli ve ... Esas, ...sayılı ile işaret olunduğu ve sonraki süreçte Yargıtay Ceza Dairelerinin de benimsediği (Örneğin Yarg. 9. C.D....sayılı ve 21.01.2021 tarihli kararı, Yarg. 9. C.D. ...-... sayılı ve 17.11.2020 tarihli kararı) üzere; 5271 sayılı CMK'nın 119/4. maddesinin "Cumhuriyet savcısı hazır olmaksızın konut, işyeri veya diğer kapalı yerlerde arama yapabilmek için o yer ihtiyar heyetinden veya komşulardan iki kişi bulundurulur" şeklindeki hakim, savcı ya da aramayı yapan personel takdirine bırakılmamış açık düzenlemeye göre arama sırasında arama fiilini icra eden polis memurları ile bilirkişiler ile soruşturma tarafları dışında arama tanıkları olan ihtiyar heyetinden veya komşulardan iki kişinin muhakkak bulundurulması zorunlu olduğu, yasanın bu amir hükmüne aykırı olarak yapılan aramanın -nisbi ya da mutlak hukuka aykırılık şeklinde bir ayrıma gidilmeksizin- açıkça hukuka aykırı olduğu, yine hukuka aykırı arama işlemi sırasında ele geçirilen delillerin de hukuka aykırı yöntemle elde edilmiş olacağı, 5271 sayılı CMK'nın 217. maddesinde hâkimin ancak hukukun izin verdiği yöntemlerle elde edilen delilleri dikkate alabileceğinin hüküm altına alındığı, anılan Kanun’un 206. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinde de ortaya konulmak istenen delilin kanuna aykırı olarak elde edilmiş olması hâlinde reddolunacağının ifade edilerek hukuka uygun elde edilmeyen delillerin ispat aracı olarak kabul edilmeyeceği ve hükme esas alınmayacağının açıklandığı dikkate alındığında somut olayda CMK'nin 119/4 maddesine aykırı olarak yapılan aramanın ve arama sonucu ele geçen deliller ile bu delillerin incelenmesine dair bilirkişi raporlarının hukuka aykırı delil olduğu, hükme esas alınmaması gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır. Somut uyuşmazlıkta çözümlenmesi gereken husus, hukuka aykırı bir şekilde elde edildiği anlaşılan bir delilin hukuk yargılamasında dikkate alınıp alınamayacağı meselesidir. Bu meseleyi, adil yargılanma hakkının güvencelerinden olan hakkaniyete uygun yargılanma hakkı kapsamında incelemek gerekmektedir. Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkını aynı zamanda Anayasa’nın 38. maddesinin altıncı fıkrasını da göz önünde bulundurarak yorumlamak önem arz etmektedir. Her ne kadar Anayasa’nın 38. maddesinin başlığı “suç ve cezalara ilişkin genel esaslar” şeklinde ise de en üst norm niteliğindeki Anayasa’da hukuk-ceza ayrımına gidilmesi beklenemeyeceğinden anılan ilkenin uygulanma alanını sadece ceza yargılamasıyla sınırlandırmak doğru olmayacaktır. Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle herkesin, yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiş, Anayasa’nın 38. maddesinin altıncı fıkrası gereğince ise kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulguların, delil olarak kabul edilemeyeceği açıkça ortaya konulmuştur. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 189. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir: “Hukuka aykırı olarak elde edilmiş olan deliller mahkeme tarafından bir vakıanın ispatında dikkate alınamaz.” Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), hakkaniyete uygun yargılanma hakkının, “silahların eşitliği” ve “çelişmeli yargılama” ilkeleri gözetilerek tartışılıp tartışılmadığını ya da bir davada dayanılan delilin, yargılamanın bir bütün olarak adil olup olmamasına etkisini incelemektedir. Yine AİHM; mahkemelerin, delil sunmak veya bazı belgeleri istemek gibi taraflarının inisiyatifine bırakılan konularda dahi, gerçeğin ortaya çıkarılabilmesi için Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 6. maddesinin (1) numaralı fırkasındaki hakları güvence altına alma pozitif yükümlülüğü altında bulunduğuna değinmektedir (Tamminen/Finlandiya, B. No: 40847/98, 15/6/2004, par. 40, 41; Barberà, Messegué ve Jabardo/İspanya, B. No: 10590/83, 6/12/1988, par. 67, 68, 76, 81-89). AİHM’e göre bir delil; iç hukukta yeterli hukuki temeli bulunmadan veya hukuka aykırı bir şekilde baskı, zorlama ve tuzak gibi yargılamayı lekeleyebilecek yöntemlerle elde edilmiş ise AİHS’nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasındaki adil yargılanma standartlarına aykırılık oluşturur (Chalkley/Birleşik Krallık), B. No: 63831/00, 26/9/2002). Anayasa Mahkemesi (AYM), Yüce Divan sıfatıyla yaptığı yargılama sonucu verdiği ...tarihli ve... sayılı kararında hukuka aykırı delillerle ilgili şu belirlemelerde bulunmuştur: “Çağdaş hukuk sistemlerinde, hukuka aykırı delillerin ceza yargılamasında hükme esas alınıp alınamayacağı hususunda iki ayrı görüş bulunmaktadır. Bunlardan birincisine göre, maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasındaki kamu yararı ile kişinin hukuka aykırı olarak delil toplanması sırasında ihlal edilen hakkının dengelenmesi, kamu yararının ağır basması hâlinde hukuka aykırı olarak toplanmış olan delillerin hükme esas alınması, aksi hâlde bunların hükme esas alınmaması gerekir. İkinci görüşe göre ise delillerin hukuka aykırı olarak toplanması sırasında kişilerin temel hak ve hürriyetlerinin ihlal edilip edilmediği, maddi gerçeğin araştırılmasındaki kamu yararının ağırlığı dikkate alınmaksızın elde edilen hukuka aykırı deliller hükme esas alınmamalıdır. …hukukumuzda toplanmaları sırasında kişilerin temel hak ve özgürlüklerinin ihlal edilip edilmediğine bakılmaksızın hukuka aykırı delillerin ceza yargılamasında kullanılması yasaklanarak ikinci görüşün benimsendiği anlaşılmaktadır….” Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ...Esas, ... Karar sayılı ilamında hukuk aykırı delilin yargılamada kullanılamayacağını şu değerlendirmeyle açıkça ortaya koymuştur: “…yargılama sırasında taraflarca sunulan delillerin elde ediliş biçiminin mahkemece re’sen göz önüne alınması ve delilin her ne surette olursa olsun hukuka aykırı olarak elde edildiğinin tespit edilmesi hâlinde, diğer tarafça bir itiraz ileri sürülmese dahi mahkemece caiz olmadığına karar verilerek dosya kapsamında değerlendirilmemesi, hukuka aykırı yoldan elde edilen deliller, Anayasa’da teminat altına alınmış olan temel hakların ya da özel yaşam alanının veya kişilik haklarının ihlal edilmesi suretiyle elde edilmiş ise, mahkemede delil olarak değerlendirilmemesi gerektiği…” Hukuki sürecin ceza veya hukuka ilişkin olup olmadığına bakılmaksızın, elde edilecek delillerin hukuka uygun bir biçimde elde edilmesi, hukuk devleti ilkesinin olmazsa olmaz şartıdır. Bu bakımdan, kanuna aykırı bir şekilde elde edildiği veya elde ediliş usulü bakımından hukuka aykırı olduğu ilk bakışta anlaşılabilen veya mahkemelerce hukuka aykırı olduğu tespit edilen delillerin yargılamada tek veya belirleyici delil olarak kullanılması hakkaniyete uygun yargılanma hakkını zedeler ve delillerin elde ediliş şekli ve hükme dayanak alınma düzeyleri, yargılamanın bütününü hakkaniyete aykırı hâle getirebilir. Bu kapsamda yapılması gereken, hukuka aykırı olduğu tespit edilen delillerin yargılamada tek veya belirleyici delil olarak kullanılıp kullanılmadığını ve bu "hukuka aykırılığın" bir bütün olarak yargılamanın adil olup olmamasına etkisini incelemektir. Bu incelemeyi yaparken, delillerin elde edildiği koşulların, onların gerçekliği ve güvenilirliği üzerinde şüphe doğurup doğurmadığını da dikkate almak gerekecektir. Ceza dosyasının gerekçesinde; somut olayda ... isimli firma yetkilileri olan sanıkların bu bilgileri üçüncü kişilere vermeleri söz konusu olmayıp firmanın mal üretiminde kullandıkları hususunun belirtilmiş olması, delillerin hukuka aykırı ele geçirildiğini bertaraf edecek nitelikte olmadığı gibi dosyanın bütününe bakıldığında bu ibarenin mal üretiminde kullanmak suretiyle haksız rekabet oluştuğu şeklinde yorumlanamayacağı kanaatine varılmıştır. Somut olayda; usulsüz arama sonucunda elde edilen hukuka aykırı delillerin hükme esas alınamayacağı, ceza yargılaması sonucunda da bu delillerin hukuka aykırı olması nedeniyle beraat kararı verildiği, mahkememizce aldırılan bilirkişi raporlarında da bu deliller kapsamında değerlendirme yapıldığı, 6098 sayılı TBK'nun 74. Maddesine göre; hakim ceza hakimi tarafından verilen beraat kararıyla bağlı olmasa da, ceza yargılamasında maddi olayın gerçekleşmesine ilişkin ortaya konulan sonucun hukuk hakimini bağlayacağının açık olduğu, davacının iddiasıyla ilgili dayanağı olan ceza yargılamasında mahkemenin vardığı sonucun da kesinleştiği, buna göre dayanılan delillerin usulsüz arama sonucu hukuka aykırı delil vasfında olduğunun ve bu delillere dayanılarak alınan bilirkişi raporlarının hükme esas alınamayacağının kabulü gerekmektedir. Hukuka aykırılığın, yargılamanın bütünü yönünden adil yargılanma hakkını ihlal eder mahiyette olduğu açıktır. Yukarıda açıklanan anayasal ve yasal düzenlemeler, yargı kararları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; bir davada ileri sürülebilecek her türlü delilin mutlaka hukuka uygun yollardan elde edilmiş olması, yargılama sırasında taraflarca sunulan delillerin elde ediliş biçiminin mahkeme tarafından re`sen göz önüne alınması ve delilin her ne surette olursa olsun hukuka aykırı olarak elde edildiğinin tespit edilmesi hâlinde, diğer tarafça bir itiraz ileri sürülmese dahi mahkemece caiz olmadığına karar verilmesi gerekir. Duruşmada dinlenen bilirkişilerin ve rapor sunan bilirkişilerin de raporlarını hukuka aykırı delillere dayandırdığı değerlendirilmiştir. Şu durumda, davacının hukuka aykırı delile dayanarak hak elde etmesi mümkün olmadığından istemin hem asıl hem de birleşen dava yönünden tümden reddi gerekmektedir. Her ne kadar ceza dosyasında ... hakkında Ticari Sır Niteliğindeki Bilgi ve Belgeleri Açıklama suçunu işlediği sabit olduğundan, TCK'nın 61 maddesi uyarınca,suçun işleniş biçimi, suç konusunun önem ve değeri, çok sayıda formülün ifşa edilmiş olması, ticari sır mahiyetindeki bilgi ve belgenin ticari hayattaki değeri, sanığın kastına dayanan kusurunun ağırlığı ile suç sebep ve saikleri dikkate alınarak cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmişse de HAGB kararı ile mahkememizin bağlı olmadığı, bu davalı yönünden de zarar olgusunun ispata muhtaç olduğu, yine hukuka aykırı delillere göre yapılan zarar hesabının hükme esas alınamayacağı değerlendirilmiştir. Zamanaşımı defi yönünden yapılan incelemede; TTK'nun 60. maddesinde, zamanaşımı başlığı ile; "56 ncı maddede yazılı davalar, davaya hakkı olan tarafın bu hakların doğumunu öğrendiği günden itibaren bir yıl ve her hâlde bunların doğumundan itibaren üç yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Şu kadar ki, haksız rekabet fiili aynı zamanda ... tarihli ve ... sayılı Türk Ceza Kanunu gereğince daha uzun dava zamanaşımı süresine tabi olan cezayı gerektiren bir fiil niteliğinde ise, bu süre hukuk davaları için de geçerli olur." düzenlemesi mevcuttur. Somut olayda, TTK 63. madde hükmü gereğince ştüzel kişiler yönünden de davaya konu haksız rekabet eyleminin suç oluşturmasına ve bu eylem yönünden ceza zamanaşımı süresinin dolmamış olmasına göre zamanaşımına yönelik itirazın reddine karar verilmiştir. Manevi tazminat yönünden yapılan incelemede; Manevi tazminat isteminin temelinde, davalının haksız eylemi yatmaktadır. Bilindiği üzere haksız eylemin unsurları hukuka aykırı fiil, kusur, zarar ve fiil ile zarar arasında illiyet bağı bulunmasıdır. Öte yandan, kişilik hakları hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimse manevi tazminata hükmedilmesini isteyebilir ise de, hâkimin özel hâlleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği para tutarı, adalete uygun olmalıdır. Hâkim manevi tazminatın miktarını tayin ederken saldırı teşkil eden eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumları da dikkate almalıdır. 22.06.1966 tarihli ve 1966/7 E., 1966/7 K. sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel durum ve koşullar da açıkça gösterilmiştir. Miktarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel hâl ve şartların bulunacağı da gözetilerek hâkim, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Çünkü kanunun takdir hakkı verdiği hususlarda hakimin hukuka ve hakkaniyete göre hüküm vereceği Türk Medeni Kanunu’nun 4. maddesinde belirtilmiştir. Hükmedilecek bu tutar, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O hâlde bu tazminatın sınırı, onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut durumda elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır (Yargıtay HGK 15.11.2018 T....E. ...K.). Manevi zarar, bir kişinin kişilik değerlerinde iradesi dışında meydana gelen eksilmeyi ifade eder. Hayat, vücut bütünlüğü, sağlık, özgürlük, isim, resim, şeref, haysiyet, ticari itibar gibi değerler, kişilik değerlerini oluşturur. Bu değerlere saldırı, objektif eksilmeyi ifade eder. Manevi zararın tazmin edilebilmesi için objektif unsur yanında bir de subjektif unsurun gerçekleşmesi gerekir. Subjektif unsur ise, zarar görenin söz konusu ihlal sonucu kişiliğinde, manevi varlığında objektif olarak meydana gelen bu eksilmeyi yaşaması, duyması, onu hissetmesi, bunun sonucunda da acı, elem, ızdırap duymasıdır. Subjektif unsur yoksa manevi zarar da yoktur. Dosyada davalıların davacının kişilik haklarına saldırı niteliği taşıyabilecek bir davranışı bulunduğu ispat edilemediğinden, manevi tazminat talebinin de reddine karar vermek gerekmiştir. Tüm dosya kapsamının ve delillerin değerlendirilmesi sonucunda; yukarıda açıklanan nedenlerle asıl ve birleşen dava yönünden maddi ve manevi tazminat taleplerinin ayrı ayrı reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M / Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Asıl dava yönünden maddi ve manevi tazminat taleplerinin ayrı ayrı REDDİNE, 2-Birleşen ... 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...Esas sayılı dosyasının da maddi ve manevi tazminat taleplerinin ayrı ayrı REDDİNE, Asıl davada; 3-Maddi tazminat ve manevi tazminat açısından Harçlar yasası uyarınca ayrı ayrı belirlenen karar harcı olan 732-TL'nin toplamı olan 1.464-TL'nin peşin alınan 2.049,30-TL ve 10.588.050,00-TL ıslah harcı, 169.067,25-TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 10.759.166,55-TL harçtan mahsubu ile fazla harç olan 10.757.702,55-TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı ... tarafından yapılan 150-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine, 6-Davalı ...tarafından yapılan 150-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine, 7-Kendisini vekil ile temsil ettiren davalılar, maddi tazminat istemi yönünden kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 13/4 maddesine göre hesaplanan 45.000-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılara verilmesine, 8-Kendisini vekil ile temsil ettiren davalılar, manevi tazminat istemi yönünden kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 10/3 maddesine göre hesaplanan 45.000-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılara verilmesine, Birleşen davada; 1-Maddi tazminat ve manevi tazminat açısından Harçlar yasası uyarınca ayrı ayrı belirlenen karar harcı olan 732-TL'nin toplamı olan 1.464-TL'nin peşin alınan 514.032,75 -TL harçtan mahsubu ile fazla harç olan 513.300,75-TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalılar tarafından yargılama gideri yapılmadığından bu konuda bir karar verilmesine yer olmadığına, 5-Kendisini vekil ile temsil ettiren davalılar, maddi tazminat istemi yönünden kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 13/4 maddesine göre hesaplanan 45.000-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılara verilmesine, 5-Kendisini vekil ile temsil ettiren davalılar, manevi tazminat istemi yönünden kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 10/3 maddesine göre hesaplanan 45.000-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılara verilmesine, Dair, tarafların yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 16/10/2026

Başkan ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Katip ... ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2014/86, K. 2026/892, T. 15.10.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2014-86-e-2026-892-k-1121d4d9e105