Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/901 E. 2026/1254 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/901
Karar No
2026/1254
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2026/901

KARAR NO : 2026/1254

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 05/03/2026

NUMARASI: 2025/577 Esas - 2026/190 Karar

DAVA: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)

DAVA TARİHİ: 08/08/2025

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 03/07/2026

Davanın usulden reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA: Davacı vekili; müvekkili şirket ortağı ...'in uzun yıllardır Türkiye'de yaşayan ve tüm ticari hayatını Türkiye'de icra eden KKTC vatandaşı olduğunu, 2021 yılında geçirdiği rahatsızlık neticesinde işlerini takip edemediğinden, işleri kendisi gibi takip edebilecek ortak arayışına girdiğini,davalı ile görüşmeler yaptığını ve 2022 yılında müvekkili şirket hisselerini alarak ortak olduklarını, ancak 2023 yılında davalı hiçbir açıklama yapmadan şirket paralarını şahsi kullanımına aktarmaya başladığını, bu minvalde davalının müvekkili şirkete 28.316.585,82-TL borcu bulunduğunu ve ortaklığın sürdürülemez hale geldiğini, davalının müvekkili şirkete olan sermaye borcunu dahi ödemediğini, ortaklıktan ıskatı-çıkarılması için gerekli çağrıların Ticaret sicil gazetesinde ilan ettirilmek suretiyle yapıldığını, davalıya borçlarını ödemesi için noter vasıtasıyla ihtarname keşide edildiğini, ihtara rağmen borcun ödenmemesi üzerine davalı aleyhine İstanbul 11 İcra Dairesinin ... sayılı takip dosyasından icra takibi başlattıklarını, davalının haksız itirazı üzerine takibin durduğunu beyan ederek itirazın iptaline, takibin aynı şartlarda devamına karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili; müvekkilinin davacı ile ortaklık ilişkisinden doğan yetki ve imkanlarını hiçbir surette kötüye kullanmadığını, davacı şirkete karşı şahsi veya ortaklık kaynaklı herhangi bir borcunun bulunmadığını, davacı müvekkili hakkında icra takibi başlatarak müvekkilinin davacı şirkette çeşitli avans ve sermaye borcu olduğunu iddia ettiğini, müvekkilinin uzun yıllardır ticari hayatın içinde bulunan ve herkesçe taktir edilen saygın bir iş insanı olduğunu, davacı şirketten müvekkiline yapılan para transferlerinin, basit bir borç verme işleminden ziyade ortaklık ilişkisinin doğal bir sonucu olduğunu, müvekkilinin hesabına davacının dava dilekçesinde de ikrar ettiği üzere şirketin ortağı sıfatıyla ve şirket faaliyetleri için para gönderildiğini, müvekkilinin bu parayı davacı yanın iddiasının aksine kendi menfaatlerine değil şirket giderlerine kullandığını veya diğer ortak ve yöneticilerin bilgisi dahilinde kar payından mahsuben çekildiğini, davacı şirketin TTK Madde 357 de düzenlenen ortaklar arasında eşit işlem yapma yükümlülüğünü açıkça ihlal ederek yalnızca müvekkili aleyhine dava açtığını, diğer ortağın şirket nezdinde benzer işlemleri olup olmadığı hususunun göz ardı edildiğini ileri sürerek davanın reddine ,davacı tarafın kötü niyetli takip neticesinde müvekkil lehine alaacğın %20 sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; davacı tarafından ara karar gereğince 31.12.2025 tarihli genel kurul toplantısında alınan karar sunulduğu, davacı şirket iki ortaklı bir şirket olup, genel kurul toplantısının davacı ortağa tebliğ edildiğine ilişkin her hangi bir belge sunulmadığını, davacı tarafından sunulan genel kurul toplantısında alınan kararın usulüne uygun çağrı olmaksızın yapılan genel kurul toplantısında alındığı, çağrısız genel kurul koşulları da bulunmadığından toplantıda alınan kararın usulüne uygun olmadığını, verilen süre içinde usulüne uygun şekilde alınmış bir genel kurul kararı bulunmadığından davanın usulden reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili; TTK nın 414 maddesi uyarınca davalının "... Mah. ... SK. ... APT. NO:... ..." adresine gönderiyi süresinde çıkardığını, davalının bu gönderiyi teslim almaması veya adreste bulunmaması müvekkili şirkete yüklenebilecek bir kusur olmadığını, genel kurulun kurucu unsurlarını da sakatlamadığını , işbu dilekçe ekinde sunulan ... yazısından anlaşılacağı üzere müvekkili şirket tarafından hazırlanan çağrı mektubunun 17/12/2025 tarihinde saat 15:06’da Levent ... şubesinden "Alma Haberli Mektup" olarak kabul edildiği, (EK 1- ... Takip Numaralı Gönderi Kayıtları) bu tarih, 31/12/2025 tarihli toplantıdan tam 14 gün öncesine tekabül ettiği, TTK'nın 414. ve 617. maddelerinde öngörülen asgari çağrı sürelerine tam uyum sağlandığını, istenen çağrının ihbarlandığı ve alıcısı tarafından teslim alınmadığı görüldüğünü (EK 2- ... ... Posta Dağıtım Müdürlüğü'nün 03.04.2026 tarihli Yazısı), 18/12/2025 tarihinde saat 09:30’da dağıtıma çıkan gönderi, saat 12:10’da davalının adresine ulaştırılmaya çalışılmış; ancak adreste kimsenin bulunmaması veya kapının açılmaması nedeniyle "Yok/Kapalı-Haber Kağıdı Bırakıldı" şerhiyle teslim edilemediğini, ... memuru tarafından davalının kapısına haber kağıdı yapıştırılmış, gönderi ise yasal bekleme süresi boyunca ... ... şubesinde davalının alımına hazır tutulduğunu, davalı, kapısına bırakılan haber kağıdına rağmen gönderiyi şubeden teslim almadığını, bekleme süresinin dolması üzerine gönderi 24/12/2025 tarihinde iade sürecine girerek 25/12/2025 tarihinde tarafına iade edildiğini, davalının adresinde bulunmaması veya kapısına bırakılan ihbarnameye rağmen mektubu almaması, "usulüne uygun çağrı yapılmadığı" anlamına gelmeyeceğini, mahkemece, çağrı sürecinin yalnızca davalı ortağa yapılan tebligat yönünden değerlendirilmesi; Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nde yapılan ilan, ... gönderi kayıtları ve gönderinin davalının bilinen adresine ulaştırılmaya çalışıldığı hususları hiç tartışılmadan davanın usulden reddine karar verilmesi hatalı olduğunu, "genel kurul toplantı çağrısının usulüne uygun yapılamaması çağrıya ilişkin bir eksiklik olup davalıya iptal davası açma hakkı verir ancak tek başına bu aykırılık genel kurul toplantının iptali sonucunu doğurmaz." TTK nın 616. Maddesi'nin 1. Fıkrası ve (e) bendi uyarınca genel kurulun devredilemez yetkileri arasındadır. Bu kararın alınması için kanunda veya şirket sözleşmesinde ağırlaştırılmış bir nisap öngörülmediğini, dolayısıyla TTK nın 620/1 Maddesi uyarınca toplantıda temsil edilen oyların salt çoğunluğu yeterli olduğunu, somut olayda, şirket sermayesinin %60,25'ini temsil eden ortağın katılımı ve iradesiyle kararın usulünce alındığını, sorumluluk davası açılması kararı, TTKnın 621. Maddesi'nde sayılan ve "temsil edilen oyların en az üçte ikisinin" onayını gerektiren önemli kararlardan olmadığını, salt çoğunluğa sahip olan ortağın, şirketin haklarını korumak amacıyla aldığı bu kararın hukuka uygun olduğunu, davalının pay oranının, toplantıya katılmış olsa dahi bu kararın alınmasını engellemeye yeterli olmadığı nazara alınarak, kararın kaldırılmasına ve davanın esasına girilerek yargılamaya devam edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE :Dava; davalı hakkında şirketi zarara uğrattığı iddiasıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.

Somut olayda; davalı şirket yönetici hakkında başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacının talebinin yönetici sorumluluğuna dayanması nedeniyle,6102 sayılı TTK'nın 408/1, 553/1ve 479/3-c maddeleri gereği, anonim şirket yöneticisi olan davalı hakkında sorumluluk davası açılabilmesi için, şirket genel kurulunda karar alınması gerekmekte olup, bu husus tamamlanabilir dava şartı niteliğindedir. Genel kurul kararı alınmadan dava açılması halinde, davacı tarafa genel kurul kararı alınarak ibrazı için süre verilerek sonucuna göre karar verilmelidir.

Yargılama sırasında Ön inceleme duruşma zaptı 4 numaralı ara kararı ile, "davalının 13.09.2022 Tarihli genel kurul kararı ile müdür olarak görevlendirildiği, davaya konu taleplerin davalının Müdür olarak görev yaptığı döneme ilişkin olduğu davanın sorumluluk davası olduğu anlaşılmakla 6102 sayılı TTK'nin 618/3-c maddesi ve 644. maddesi yollamasıyla 553. madde ve 408/1 ve 479/3-a maddelerindeki düzenleme ve Yargıtay 11.HD 2018/4755 Esas 2019/5675 karar, 2016/12185 Esas, 2017/6141 karar sayılı ilamları uyarınca limited şirket yöneticileri hakkında sorumluluk davası açılabilmesi için, şirket genel kurulunda karar alınması gerektiğinden, HMK'nın 54. maddesi uyarınca davacı ... Limited Şirketi ne, şirket müdürü aleyhine sorumluluk davası açılması için genel kurul kararını sunmak, alınmış bir karar yok ise genel kurulun toplanması için gerekli işlemlere başlamak üzere 1 aylık kesin süre verilmesine, bu süre içerisinde genel kurul kararı sunulmadığı veya genel kurulun toplanarak karar alınması için gerekli işlemlere başlanmadığı takdirde, sorumluluk davasının dava şartı yokluğundan reddine karar verileceğinin ihtarına," karar verilmiştir.

Çağrılı bir genel kurul kararı için 1 aylık süre makul süre olmadığı halde,davacı vekili çoğunluk ortağın oyları ile alınmış genel kurul kararını ibraz etmiş; mahkemece ikinci ortağa genel kurul kararının tebliğ edilmediği, usulüne uygun bir genel kurulu kararı alınmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. Karar duruşmasında davalı vekili; "sunulan genel kurul toplantı tutanağı iptali için dava açtık. Bu davanın bekletici mesele yapılmasını" talep etmiş, dosyaya sunduğu dilekçe ile 31/12/2025 tarihinde yapılan genel kurul kararının iptali istemiyle tarafımızca açılan dava İstanbul 22. ATM nin 2026/170 esas sayılı dosya üzerinden görülmekte olduğu" bildirilmiştir. Bu halde; halen görülmekte olan bir dava ile sorumluluk davası açılması için alınan kararın iptali için dava açıldığına göre; kararın geçerli olarak alınmadığı genel kurul kararının iptali istemiyle açılan davada değerlendirilmesi gerekirken; elde ki sorumluluk davasında ,genel kurul kararının davalıya tebliğ edilmediği gerekçesiyle geçerli olarak alınmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine ilişkin karar verilmesi doğru olmamıştır.

Açıklanan nedenlerle, sorumluluk davası açılması için alınan genel kurul kararının iptali koşulları açılan davada karara bağlanacağı gözetilmeden, genel kurul kararının geçerli olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi yerinde görülmemiş,davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına dava yeniden görülmek üzere dava dosyasının kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:

Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 05/03/2026 Tarih 2025/577 Esas - 2026/190 Karar sayılı kararın HMK.'nın 353(1)a-4 gereği KALDIRILMASINA;

"Dava yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine"

Yatırılan 732-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde davacıya iadesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-g maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 03/07/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/901, K. 2026/1254, T. 03.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-901-e-2026-1254-k-6ec911a889ff