Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/840 E. 2026/1048 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/840
Karar No
2026/1048
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

17. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2026/840 Esas

KARAR NO:2026/1048

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:25/03/2026

NUMARASI:2024/944 Esas, 2026/252 Karar

DAVANIN KONUSU:KONKORDATO (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h))

KARAR TARİHİ:09/07/2026

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Konkordato talep edenler vekili talep dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne kayıtlı Başakşehir İstanbul adresinde faaliyet gösteren ve yaklaşık 5 yıldır temizlik ekipmanları ve gereçleri üretimi ve pazarlaması gerçekleştirdiğini, diğer müvekkili gerçek kişinin şirketin hissedarı ve münferiden temsile yetkili olduğunu, şirket tarafından kullanılan müteselsil kefaleti sebebiyle ve ön projede izah edildiği üzere şahsi borçlarının bulunduğunu,bu nedenle konkordato talebinde bulunmak zorunda kaldığını, müvekkili şirket ile ortağı arasında organik bağ bulunduğunu müvekkillerinin birbirlerine borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla kefil olduklarını, bu nedenle de konkordatonun başarılı olabilmesi için hem müvekkili şirketin hem de ortağı için konkordato talep edilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin plastik temizlik gereçleri sektöründe ürünlerin yurtiçi ve yurt dışı satışı gerçekleştirdiğini, Konkordato ön projesinde izah edileceği üzere, gerek ülkemiz ve gerekse dünyada etkilerini gösteren likidite sıkınıtısı, müvekkil şirketin nakit akışını ve karlılığını olumsuz etkilediğini, buna ek olarak yüksek maliyetler, talebin düşmesi , afaki finansman giderleri müvekkil şirketi finansal dar boğaza soktuğunu, küresel bazda etkisini gösteren savaşlar ve buna bağlı risklerin artması talebin düşmesine sebep olduğunu belirterek geçici ve kesin mühlet kararı verilmesi ve akabinde konkordato tasdik talebinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; borçlu şirket ... A.Ş. yönünden İİK'nın 305. maddesinde düzenlenen konkordatonun tasdiki için aranan beş koşulun tamamının kümülatif olarak gerçekleştiği; borçlu şirketin sunduğu konkordato projesinin ve revize projenin uygulanabilir olduğu; komiser heyetinin gerekçeli raporu, bilirkişi raporu ve dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden konkordatonun başarıya ulaşacağının anlaşıldığı; borçlu gerçek kişi ... yönünden ise İİK'nın 302. maddesinde aranan çoğunluğun sağlanamadığından tasdik koşullarının oluşmadığı, bu borçlunun iflasa tabi kişilerden de olmadığı gerekçesi ile borçlu şirket ... A.Ş. yönünden İİK'nın 305. maddesinde düzenlenen konkordatonun tasdiki için aranan beş koşulun tamamının kümülatif olarak gerçekleştiği; borçlu şirketin sunduğu konkordato projesinin ve revize projenin uygulanabilir olduğu; komiser heyetinin gerekçeli raporu, bilirkişi raporu ve dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden konkordatonun başarıya ulaşacağının anlaşıldığı; borçlu gerçek kişi ... yönünden ise İİK'nın 302. maddesinde aranan çoğunluğun sağlanamadığından tasdik koşullarının oluşmadığı, bu borçlunun iflasa tabi kişilerden de olmadığı gerekçesi ile borçlu ... hakkkında Mahkememizce verilen kesin mühletin kaldırılarak bu borçlunun konkordato talebinin reddine, borçlu şirket tarafından sunulan konkordato projesi ve revize projenin uygulanabilir olduğu,komiser heyetinin gerekçeli raporu,bilirkişi raporu ve dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden konkordatonun başarıya ulaşacağı anlaşıldığından, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ... sicil numarasında kayıtlı borçlu ... Şirketi'nin konkordato talebinin kabulüne karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ

Karar yasal süresinde alacaklı ... Bankası A.Ş, ... ... Bankası A.Ş., ... TAŞ, ..., ... A.Ş, ....Şti. ... A.Ş. ve ... vekilleri tarafından istinaf edilmiştir.Alacaklı ... A.Ş, ....Şti. ve ... A.Ş. Vekilleri tarafından ayrı ayrı istinaf talebinde bulunmuşsa da, muhtıraya rağmen istinaf harç ve masraflarını yatırmadığından bahisle her üç alacaklı yönünden mahkemenin 29.04.2026 tarihli ek kararları ile ayrı ayrı istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmiştir.Alacaklı... Bankası ...Şirketi vekili istinaf nedenleri olarak; yetki itirazlarının dikkate alınmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, konkordato talep eden şirketin adresinin Başakşehir İstanbul olduğunu, bu adresin Küçükçekmece Asliye Ticaret Mahkemelerinin yargı çevresinde olduğunu, alacak nisabının hatalı hesaplandığını İİK madde 302'deki çoğunluk şartının sakatlandığını, müvekkili bankanın rehinli alacakları ve faiz taleplerinin göz ardı edildiğini ve İİK 302 ve İİK 294/3 maddesinin ihlal edildiğini, bu durumun kamu bankası olan müvekkili yönünden ciddi bir hak kaybına neden olduğunu, ayrıca müvekkili bankanın alacağının rüçhanlı alacak niteliğinde olduğundan alacağa mühlet tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerekirken yasal zorunluluğun göz ardı edildiğini, Mahkemece müvekkili bankanın alacaklarının nisaba dahil edilmemesi ve teminatsız kısımlarının hatalı değerlendirilmesinin konkordato nisabının usulüne uygun sağlanmadığını gösterdiğini, davacı şirketin borca batık olmadığını, Yargıtay içtihatları uyarınca konkordatonun ucuz kredi aracı olarak kullanılamayacağını, öz sermayesi +121.797.695,84 TL artıda olan davacının konkordato talebinin kabulünün hukuken imkansız olduğunu, tasdik edilen projenin borçlunun kaynaklarıyla orantısız olduğunu ve alacaklı aleyhine dengeyi bozduğunu, Mahkemenin uyguladığı % 25 faiz oranının yetersiz olduğu, uzun vadeli bir ödeme planının alacaklıyı zarara uğrattığını belirterek ilk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. Alacaklı ... ... Bankası ... Şirketi vekili istinaf nedenleri olarak; tasdik edilen projenin şirket kaynakları ile orantılı olmadığı gibi alacaklılara zarar verme ihtimali yüksek ve başarı ihtimali olmayan bir proje olduğunu, bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkili bankanın alacağının eksik ve hatalı olarak nisaba dahil edildiğini, müvekkili banka alacağının çekişmeye düştüğüne ilişkin taraflarına bildirim yapılmadığını, itiraz hakkının tanınmadığını, teminatsız kısmın borçlu kayıtlarına dayanılarak ve müvekkiline bildirim yapılarak belirlendiğini, müvekkili bankanın alacağının iş bu rakamdan daha fazla olduğunu, banka alacağının ipotek ile teminat altında olduğunu, ipotekli taşınmazlara ilişkin yapılan kıymet takdiri raporlarının taraflarına tebliğ edilmediğini, ayrıca nisaba esas alınan adi alacak miktarı ile ödeme planında öngörülen ödeme tutarının birbiriyle çelişkili olarak düzenlendiğini,temlik cirosu ile müvekkili bankaya verilen çeklerin tahsil edilip edilmediği araştırılmaksızın teminat çeki sayılarak alacaktan mahsup edilmesi ve bu suretle nisap hesabının gerçeğe aykırı biçimde oluşturulması karşısında mahkemece verilen konkordatonun tasdikine ilişkin kararının hukuka aykırı olduğunu, konkordatonun tasdik şartlarının sağlanmadığını belirterek ilk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.Alacaklı ... Şirketi vekili istinaf nedenleri olarak; ilk derece Mahkemesince tasdik edilen konkordato projesinde adi alacakların yıllık % 25 faiz ile ve 24 ay vade içinde ödenmesine karar verildiğini, anılan yapının somut olayın ekonomik gerçekleri, paranın zaman değeri, enflasyonist ortam, alacağın mahrum bırakıldığı getiri ve alacaklının tasdik sürecinden kaynaklı katlandığı süre kaybı karşısında müvekkili aleyhine açık bir ölçüsüzlük doğurduğunu, tasdik edilen projedeki faiz oranı ve vade birlikte değerlendirildiğinde müvekkilinin alacağının reel olarak aşınmasına ve fiilen alacağın bir bölümünden yoksun bırakılmasına yol açtığını,Mahkeme gerekçesinde tasdik kararı yalnızca genel geçer kabul ifadelerine dayanmakta olup, her bir tasdik şartının somut veri ve belge üzerinden ayrı ayrı tartışladığını, özelikle oy nisabı yönünden de mahkeme kararında yeterli ve açık bir denetim yapılmadığını, Konkordato projesinin kabulü bakımından esas alınan alacaklı çoğunluğu hesaplanırken, nisaba dahil edilen kişilerin gerçekten konkordato kapsamında alacaklı sıfatına sahip olup olmadıkları, alacaklarının çekişmeli bulunup bulunmadığı, muvazaalı veya şişirilmiş alacak kayıtlarının hesaba katılıp katılmadığı, aynı ekonomik bütünlük içindeki kişi ve şirketlerin oylarının çoğunluğu yapay biçimde etkileyip etkilemediği hususları kararda tartışılmadığını, oysa oy nisabının sağlandığının kabulü, ancak hesaba katılan her alacak kaleminin hukuki niteliği ve gerçekliğinin denetlenerek mümkün olabileceğini, nisap hesabında esas alınan alacak listesi ile komiser raporları ve varsa itiraz dilekçeleri karşılaştırılarak, kabul oyu verdiği belirtilen her bir kişinin alacak tutarı, hukuki sebebi ve konkordatodan etkilenip etkilenmediği ayrı ayrı incelenmesi gerektiğini, gerçekte alacaklı olmayan yahut alacağı ciddi biçimde çekişmeli bulunan kişilerin nisaba dahil edilmesinin, tasdik kararının dayandığı çoğunluğu sakatlayabileceği gibi, kararın hukukî temelini de ortadan kaldıracağını,Mahkemece bu hususta denetlenebilir bir değerlendirme yapılmaksızın tasdik kararı verilmesinin isabetli olmadığını belirterek ilk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. Alacaklı ... Bankası ... vekili istinaf nedenleri olarak; vade ve tahsil riski iskonto edilmeden yapılan iflas karşılaştırmanın hukuka aykırı olduğunu, projenin gerçekçi olmadığını, varsayıma dayalı olduğunu, Yargıtay uygulamasına göre varsayımsal ve belirsiz projeye dayalı konkordatonun tasdik edilemeyeceğini, orantılılık koşulunun sağlanmadığını, şirketin 2.3 milyar TL ciro, 23 milyon TL net kar ve pozitif kaynak mali yapısına rağmen sadece % 25 fazlasıyla ödeme teklif edilmesinin borçlunun gerçek ödeme gücünü yansıtmadığını, nisabın gerçek anlamda sağlanmadığını, müvekkili banka alacağının rehinli alacak niteliğinde olmasına rağmen alacağın teminatsız olarak kayıtlara geçtiğini, rehin sözleşmesinin komiser heyetine sunulduğunu, rehnedilen malvarlığının davacı şirket adına kayıtlı olduğunu, komiser heyetinin alacağı teminatsız olarak alacak olarak göstermesi sonucu nisabın tamamen sakatlandığını, mahkemenin kabul ettiği % 67 kişi ve % 65 tutar nisaplarının gerçek durumu yansıtmadığını, alacak temlikleri, grup içi etkiler ve bağımlı alacaklılar incelemesinin yeterli yapılmadığını, teminat koşulunun gerçek anlamda yerine getirilmediğini, dosyada 232 milyon TL teminat gerekliliği belirtilmesine rağmen teminat kalmadığı şeklinde sonuçlandırılmasının açık bir çelişki olduğunu, bu dosyada gerçek bir teminatın bulunmadığını, projenin karmaşık ve denetlenemez nitelikte olduğunu, bilirkişi raporunda da ödeme planının karmaşık olduğu ve sadeleştirilmesi gerektiği tespitinin yapıldığını, buna rağmen tasdik kararının verildiğini, Mahkemece bilirkişi raporundaki çelişkilerin giderilmediğini, özellikle iflas karşılaştırmasındaki hatanın göz ardı edildiğini, bu durumun eksik inceleme ve hatalı değerlendirme niteliğinde olduğunu belirterek ilk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.Alacaklı ... vekili istinaf nedenleri olarak; öncelikle konkordato sürecinde yapılan değerlendirme ve verilen kararlarda kurumlarının alacaklarının da dikkate alınması gerekirken kurumları bakımından hiç bir açıklama yapılmadan konkordato projesinin tasdik edilmesinin kurumun mağduriyetine neden olduğunu, davacının prim borçlarının düzenli ödenip ödenmediğinin tespiti için müvekkili kuruma müzekkere yazılmasını talep ettiklerini, söz konusu alacaklarının işletme gideri olduğunu ve borçlu şirketin işletme gideri olan söz konusu prim alacaklarını ödeyemeyecek halde olması halinde konkordato projesinin yürütülemeyeceği açık olup davanın reddi gerektiğini, kurum alacaklarının konkordatodan etkilenmediğinden konkordato projesinin onaylanması halinde kurum alacaklarının 6183 sayılı Kanunun 206. Maddesindeki sıra gözetilerek ve tam olarak ödenmesi gerektiğini, davacıların ön projesinin kalıcı bir iyileştirme planı ortaya koymadığı, alınması düşünülen önlemler hakkında somut bilgi verilmediğini, önlemlerin temenni düzeyinde ve çok soyut kaldığını, ödeme planında tahsiline yönelik açıklık bulunmadığını, projenin gerçekçi ve uygulanabilir olmadığını belirterek ilk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, hukuki niteliği itibariyle 7101 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 285 ve devamı maddeleri gereğince geçici mühlet ve akabinde kesin mühlet kararı verilerek konkordatonun tasdikine ilişkindir.Konkordato talepleri ile ilgili 2004 sayılı İİK'nın 285. maddesinde, yetkili ve görevli mahkeme düzenlenmiş olup yasada iflasa tabi olan borçlu için, İİK'nın 154. maddesine atıf yapılarak ilgili maddenin birinci veya üçüncü fıkradaki yazılı yerlerdeki asliye ticaret mahkemesinin yetkili ve görevli olduğu, iflasa tabi olmayan borçlu için ise yerleşim yeri mahkemesinin yetkili olduğu vurgulanmıştır. Somut olayda, davanın, davacı gerçek kişinin yerleşim yeri ve borçlu şirketin muamele merkezi asliye ticaret mahkemesinde açıldığı ve 6100 sayılı HMK'nun 74. maddesinde belirtilen şekilde konkordato talep edenler vekilinin vekaletnamesinde konkordato ile ilgili özel yetkinin mevcut olduğu anlaşılmıştır.Öncelikle alacaklı vekillerinin istinaf başvurularının İİK'nun 308/a maddesi kapsamında usul ve yasaya uygun olup olmadığının ve bunun sonucuna göre istinaf yasa yoluna başvuru haklarının bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi ile sonucuna göre işin esasının incelenmesi gerekir.İİK'nun 306/son fıkrası, tasdik kararının mahkemece 288. madde uyarınca ilan edilip ilgili yerlere bildirileceği; anılan Kanunun 308/a bendi ise, konkordatoya itiraz eden diğer alacaklıların tasdik kararının ilanından itibaren iki hafta içinde kanun yoluna başvurabilecekleri hükmünü içermektedir. Dosya kapsamından, tasdik kararının, Basın İlan Kurumu'nun resmi ilan portalında 30/03/2026 tarihinde, Ticaret Sicil Gazetesinde ise 27/03/2026 tarihinde ilan edildiği dikkate alındığında ... Bankası A.Ş. ... ... Bankası A.Ş., ... Bankası A.Ş. ... TAŞ, ...'nın istinaf başvurularının, son ilandan itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde yapıldığı anlaşılmaktadır.

a-Alacaklı ... A.Ş. vekilinin istinaf nedenleri değerlendirildiğinde;İcra ve İflas Kanunu’nun “Kanun yolları” başlıklı 308/a maddesinde, konkordato hakkında verilen karara karşı borçlu veya konkordato talep eden alacaklının, kararın tebliğinden; itiraz eden diğer alacaklıların ise tasdik kararının ilanından itibaren iki hafta içinde istinaf kanun yoluna başvurabileceği, Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı ise iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceği düzenlenmiştir. Anılan düzenlemede konkordato hakkında verilen karara karşı kimlerin ne zaman kanun yoluna başvurabileceği belirtilmiştir. Buna göre borçlu veya konkordato talep eden alacaklı ile birlikte itiraz eden diğer alacaklılara kanun yolu hakkı tanınmıştır. Buradaki “itiraz eden alacaklı” deyiminden, İİK'nın 304 maddesi kapsamında, sadece tasdik duruşmasından önce itirazlarını bildiren alacaklının mı kastedildiği, yoksa projeye ret oyu veren alacaklının da bu kapsama girip girmediğinin tespiti gerekmektedir.İİK'nın 304. maddesi; komiserin gerekçeli raporunu ve dosyayı tevdi alan mahkemenin, konkordato hakkında karar vermek üzere yargılamaya başlayacağı, mahkemenin, komiseri dinledikten sonra kısa bir zamanda ve her hâlde kesin mühlet içinde kararını vermek zorunda olduğu, karar vermek için tayin olunan duruşma gününün, 288 inci madde uyarınca ilan edileceği, itiraz edenlerin ise, itiraz sebeplerini duruşma gününden en az üç gün önce yazılı olarak bildirmek kaydıyla duruşmada hazır bulunabileceklerinin de ilana yazılacağı hükmünü düzenlemektedir. Dairemizce Yargıtay 6. HD'nin kararları dikkate alınarak (örneğin 2022/3289 Esas, 2022/5142 Karar sayılı kararı); itiraz eden alacaklı kavramının dar yorumlanarak sadece tasdik duruşmasına en az üç gün kala itirazlarını bildiren alacaklı olarak sınırlandırılamayacağı, alacaklılar toplantısında veya iltihak süresinde ret oyu vermiş alacaklıların da tasdik kararını istinaf edebilecekleri kabul edilmişti. Ne var ki Yargıtay HGK'nın 2024/6-223 Esas, 2024/272 Karar, 10.03.2022 tarihli ve 2021/(15)6-966 Esas, 2022/283 Karar; 10.03.2022 tarihli ve 2022/(15)6-71 Esas, 2022/284 Karar; 19.10.2022 tarihli ve 2022/6-628 Esas, 2022/1339 Karar; 19.10.2022 tarihli ve 2022/6-661 Esas, 2022/1319 Karar; 09.11.2022 tarihli ve 2022/6-855 Esas, 2022/1471 Karar; 08.12.2022 tarihli ve 2022/6-1089 Esas, 2022/1707 Karar; 08.03.2023 tarihli ve 2023/6-149 Esas, 2023/170 Karar; 22.03.2023 tarihli ve 2023/6-177 Esas, 2023/250 Karar ile 24.01.2024 tarihli ve 2023/6-1161 Esas, 2024/5 Karar sayılı kararlarında; Kanunun öngörmediği bir yasa yolu ve yasa yoluna başvuru hakkının yorum yoluyla da olsa kabul edilemeyeceği, 2004 sayılı Kanun'un 308/a maddesindeki düzenlemenin de 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın (Anayasa) kabul ettiği anlamda temel hak niteliğindeki hak arama özgürlüğünü kullanmayı "itiraz" şartına bağladığı ve bu durumun da Anayasa’ya uygun bir sınırlama yöntemi olup, “itiraz eden alacaklı” deyiminden 2004 sayılı Kanun'un 304 üncü maddesinde belirtilen alacaklıları kabul etmenin, hak arama özgürlüğünün ihlâli olarak değerlendirilemeyeceği belirtilmiştir. Yargıtay 6. HD'nin 2024/3686 Esas, 2025/1544 Karar ve 2024/1309 Esas, 2024/1961 Karar sayılı son kararlarında da Hukuk Genel Kurulu'nun görüşü benimsenerek; 2004 sayılı Kanun'un 308/a maddesinde kanun yoluna başvuru hakkı tanınan “itiraz eden alacaklı” deyiminden, İİK'nın 304. maddesi kapsamında tasdik duruşmasından önce itirazlarını bildiren alacaklı yada alacaklıların anlaşılması gerektiğine karar verilmiştir. Bu nedenle Dairemizce de Yargıtay 6. HD'nin son kararları ile yukarıda belirtilen Yargıtay HGK kararları dikkate alınarak, 2004 sayılı Kanun'un 308/a maddesinde kanun yoluna başvuru hakkı tanınan itiraz eden alacaklının, “tasdik duruşmasından önce itirazlarını bildiren alacaklı” olması gerektiği kabul edilmiştir.Somut olayda, tasdik duruşmasının 25/03/2026 tarihinde yapıldığı, ancak alacaklı ... T.A.Ş.'nin 2004 sayılı Kanun'un 304/1 maddesi uyarınca itiraz sebeplerini tasdik duruşmasından en az üç gün önce ve yazılı olarak bildirmediği anlaşılmakla aynı Kanun'un 308/a maddesi uyarınca mahkemece verilen tasdik kararına karşı kanun yoluna başvuru hakkı bulunmadığından bu alacaklının istinaf başvurusunun usulden reddine karar verilmesi gerekir

b-Alacaklı ... vekilinin istinaf nedenleri değerlendirildiğinde;Alacaklı ... vekili tasdik kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurmuşsa da, ... Başkanlığının prim alacakları 5501 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 88/16. maddesine göre, İcra ve İflas Kanununa göre değil, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanuna göre takip ve tahsil edilmektedir. Bu Kanuna tâbi alacaklar konkordato hükmünün dışında kaldığından (İİK m.308/c) ... alacaklarının konkordatodan etkilenmediği sonucuna varılmaktadır. Konkordatodan etkilenmeyen alacakların itirazlarının dikkate alınması gerekmediği gibi bunların alacaklılar toplantısına çağrılmasına da gerek bulunmamaktadır. Diğer bir ifade ile, ... Başkanlığının konkordatonun tasdikine ilişkin olarak istinaf yoluna başvurmakta hukuki yararı bulunmamaktadır. Hukuki yarar dava şartı olduğu gibi istinaf yasa yoluna başvurulması için de aranan bir şarttır. Bu nedenle alacaklı ... vekilinin karara yönelik istinaf başvurusunun hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekir.

c-Buna göre, İİK'nun 308/a maddesi kapsamında usul ve yasaya uygun olduğu değerlendirilen alacaklılar ... Bankası, ... Bankası ve ... ... Bankası'nın istinaf başvurularının esastan incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.Dosya kapsamından; Mahkemece İİK'nın 286. maddesinde sayılan belgelerin eksiksiz olarak sunulduğu belirtilerek konkordato talep eden lehine 25/11/2024 tarihinden geçerli olmak üzere 3 aylık geçici mühlet kararı verildiği ve geçici komiser atandığı, bilahare geçici mühletin 25/02/2024 tarihinden itibaren bir ay uzatıldığı, 25/03/2025 tarihli duruşmada, konkordato talep eden şirket lehine 25/03/2025 tarihinden başlamak üzere 1 yıllık kesin mühlet verildiği, Mahkemenin 05/03/2026 tarihli tensip zaptı ara kararı uyarınca, tasdik yargılaması duruşma gününün 25/03/2025 günü saat 14:30 olarak belirlenmesine, tayin olunan duruşma gününün İİK'nun 288'nci maddesi uyarınca ilan edilmesine, konkordatoya itiraz edenlerin duruşma gününden en az 3 gün önce yazılı olarak bildirmek kaydıyla duruşmada hazır bulunabileceğine karar verildiği görülmektedir.Mahkemenin 25/03/2026 tarihli celsesinde; borçlu ... hakkında verilen kesin mühletin kaldırılarak bu borçlunun konkordato talebinin reddine, konkordato talep eden şirket tarafından sunulan konkordato projesi ve revize projenin uygulanabilir olduğu, komiser heyetinin gerekçeli raporu,bilirkişi raporu ve dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden konkordatonun başarıya ulaşacağı gerekçesi ile İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ... sicil numarasında kayıtlı borçlu ... Şirketi'nin konkordato talebinin kabulü ile;konkordatonun İİK'nın 306 ncı maddesi uyarınca tasdikine,borçlu şirket tarafından konkordatoya tabi borçların ,%25 fazlası üzerinden hesaplanacak toplam tutarının, ilk taksit ödemesine 31/03/2026 tarihinde başlamak üzere toplam 24 aylık dönemde; ilk 8 taksitin her birinin toplam tutarın %3,125'i, takip eden 8 taksitin her birinin 4,125'i ve son 8 taksitin her birinin ise %5,25'i oranında olacak şekilde ödenmesine,buna ilişkin ödeme planının kayyım tarafından hazırlanmasına karar verilmiştir.Konkordato komiserleri tarafından sunulan 03/03/2026 tarihli raporda özetle ; Şirket geçici mühlet ve kesin mühlet süresinin toplamı yaklaşık 13 aylık süreç içerisinde yaklaşık 2,3 milyar TL ciro, 128 milyon TL faaliyet karı ve 123 milyon TL dönem kârı elde ettiği, şirketin mühlet sürecinde hedeflediği satış rakamlarına ve hedeflenen kârlılıklara da fazlasıyla ulaştığı, Şirketin 21 personel istihdam ettiği, Şirketin 31.12.2025 tarihi itibariyle kaydi değerli özkaynakları (+) 240.343.088,69-TL ve rayiç değerler üzerinden özkaynaklarının (+) 121.797.695,84 TL olarak hesaplandığı, şirketin rayiç değerlere göre borca batık durumda olmadığı, borçlu şirket tarafından sunulan nihai projede yer alan proforma gelir ve nakit akış tablosundaki öngörülerin gerçekçi olduğu, dolayısıyla, şirketin konkordatoyu başarıya ulaştırabileceği, borçlu şirketin Kanun'da konkordatonun kabulü için İİK 302. Maddesi 3. Fıkrasının a bendi kapsamında alacaklıların ve alacakların yarısı şartını sağladığı, kabul/ret durumunun aşağıda yer verilen tablodaki gibi olduğu, konkordato Nisabına Esas Alacaklı sayısının 252, Konkordatoyu kabul eden alacaklı sayısının 169 ve oransal olarak % 67,06 olduğu, Konkordato nisabına mesnet teşkil eden alacak tutarının 494.394.338,10 TL olduğu, konkordatoyu kabul edenlerin alacak tutarının 321.613.332,26 TL olduğu, oransal olarak % 65.05 olduğu, olası bir iflas halinde adi alacaklıların alacaklarına %79 oranında kavuşabileceklerinin hesaplandığı, şirketin ise konkordato teklifiyle alacaklılarına 2026 yılı Mart ayından itibaren 24 ay vadede (ilk 8 ay için aylık %3,125, takip eden 8 ay için aylık %4,125, son 8 ay için aylık %5,25) taksitler halinde ödemeyi teklif ettiği, dolayısıyla konkordatonun olası bir iflasa nazaran alacaklıların lehine olduğu, borçlu şirketin alacaklılarına konkordato nihai projesinde yer verdiğinden daha iyi ödeme koşulları içeren bir teklif sunmasının mümkün gözükmediği, bu haliyle teklifin kaynaklarla orantılı olduğu, konkordatonun tasdikine karar verilebilmesi için teminat gösterilmesi gereken borç tutarının 232.811.565,69 TL hesaplandığı, konkordatonun tasdikine karar verilebilmesi için 1.400.128,62 TL tutarında harç yatırılması gerektiği, tasdik için gerekli harcın yatırılması ve 232.811.565,69 TL teminat gösterilmesi durumunda, konkordatoya tabi borçların %100'nün toplam %25 faizle 2026 yılı Mart ayı itibariyle ödemelere başlanacak şekilde, 24 ay vadede (ilk 8 ay için aylık %3,125, takip eden 8 ay için aylık %4,125, son 8 ay için aylık %5,25 ) ödenmesine karar verilebileceği, bu teklife uygun olarak hazırlanan ödeme planının raporun 12 no'lu ekinde yer aldığı, İİK m.308/h uyarınca borçlu şirketin rehinli alacaklıları ile bir anlaşma sağlayamadığı, .... A.Ş. Yönünden konkordato teklifinin İİK 302. Maddesi 3. Fıkrasının a bendi kapsamında alacaklıların ve alacakların yarısı şartını sağladığı; teklif edilen edimin iflas halinde adi alacaklıların elde edebileceği muhtemel tahsil oranından daha lehe olduğu, teklifin borçlunun kaynaklarıyla genel olarak orantılı bulunduğu, buna karşılık ... yönünden konkordato teklifinin İİK m.302'de aranan çoğunlukla kabul edilmediği tespit edildiğinden tasdik koşullarının oluşmadığı yönünde görüş ve beyanda bulunmuşlardır.Bilirkişiler tarafından sunulan 18/03/2026 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Komiser Heyetince olası bir iflas halinde adi alacaklıların alacaklarına kavuşma oranı %79 olarak hesaplanmışsa da Komiser Heyetinin bu hesaplamayı yaparken, mühletten sonra komiserin izniyle doğup da olası bir iflas halinde (İİK m.308/c, f4 gereğince) masa borcu olarak değerlendirilecek 232.811.565,69 TL tutarındaki borcu dikkate almadığının tespit edildiği, heyetçe yapılan hesaplamaya göre olası bir iflas halinde alacaklıların alacaklarına muhtemel kavuşma oranının %55,59 olduğu, şirketin mevcut teklifine göre, konkordatonun iflasa nazaran alacaklıların lehine olduğu, şirketin sunduğu ödeme teklifinin kaynaklarla orantılı olduğu; şirketin mali imkanlarının, ödeme teklifinde alacaklıların lehine düzeltme yapılmasına imkan vermediği, şirketin konkordato teklifinin alacaklı sayısı bakımından %67,06; alacak tutarı bakımından %65,05 oranıyla kabul edildiği yani konkordato nisabının sağlandığı, Mahkemece 05/03/2026 tarihli “Tensip Tutanağı”nda belirtilen tutarda teminatın gösterilmesi ve tasdik harcının yatırılması durumunda tasdik kararı verilebileceği, tasdik kararında ödeme planının “Konkordatoya tabi borçların %25 fazlası üzerinden hesaplanacak toplam tutarının, ilk taksit ödemesine 31/03/2026 tarihinde başlamak üzere toplam 24 aylık dönemde; ilk 8 taksitin her birinin toplam tutarın %3,125'i, takip eden 8 taksitin her birinin %4,125'i ve son 8 taksitin her birinin ise %5,25'i oranında olacak şekilde gerçekleştirilmesine” şeklinde ifade edilebileceği yönünde görüş ve beyan bildirmişlerdir. Konkordato komiserleri tarafından sunulan 24/03/2026 tarihli raporda özetle; nihai rapor sonrasında davacı .... A.Ş. açısından İİK 305/d bendi kapsamında teminatlandırılması gereken tutar kalmadığı, 308'e maddesi kapsamında tasdik harcı bakımından Başkanlığın ara kararı çerçevesinde yükümlülüklerini tamamlamış olduğu belirtilmiştir.Uyuşmazlık, konkordato tasdik şartlarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmıştır.

1-Alacaklı ... Bankası A.Ş. Vekilinin istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde;... Bankası A.Ş. Vekili istinaf dilekçesinde yetki itirazlarının dikkate alınmadığın, şirketin adresi itibariyle Küçükçekmece Asliye Ticaret Mahkemelerinin yetkili olduğunu ileri sürmüştür.HSK'nın 06.08.2025 tarih, Karar No;1074 sayılı kararı ile ''Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğünün, yeni kurulan Küçükçekmece Asliye Ticaret Mahkemesinin yargı çevresinin belirlenmesi teklifine ilişkin 30.05.2025 tarihli ve E43807993-601.01-328/13516 sayılı yazısı Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunca görüşülerek; Küçükçekmece Asliye Ticaret Mahkemesi yargı çevresinin Küçükçekmece Ağır Ceza Mahkemesi yargı çevresi olarak belirlenmesine, İşbu düzenlemenin anılan mahkemenin faaliyete geçirildiği tarih itibarıyla uygulanmasına karar verildi.''; ayrıca HSK 1. Dairesinin 08.08.2025 tarih ve 1231 sayılı müstemir yetki kararı ile 01.09.2025 tarihi itibari ile faaliyete geçirilmesine karar verildiği anlaşılmıştır.Somut olayda, dava tarihinde (25.11.2024) henüz Küçükçekmece Asliye Ticaret Mahkemesi faaliyete geçirilmemiş olup, dava o tarihte görevli ve yetkili mahkemesinde açıldığından bu yöndeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.... Bankası A.Ş vekili istinaf dilekçesinde alacak nisabının hatalı hesaplandığını, müvekkili bankanın rehinli alacakları ve faiz taleplerinin göz ardı edildiğini, kıymet takdiri sonucunda teminatsız kalan kısmın hesaba katılmadığını ileri sürmüştür.09.02.2026 tarihli komiser heyeti raporunda; Alacaklı ... Bankası A.Ş'nin konkordato komiserliğine 11.07.2025 tarihinde başvurarak 32.411.283,12 Tl alacak kaydettirildiği, borçlu ticari defter kayıtlarında konkordato geçici mühlet tarihi(25.11.2024) itibariyle şirketin ... Bankası A.Ş.'ye olan borcunun bankacı bilirkişi tarafından 32.411.283,12 TL olduğunun tespit edildiği, buna karşın borçlunun ... Bankası A.Ş.'ye şirket tarafından verilen gayrimenkullerin rayiç değerinin bilirkişi ... tarafından 34.000.000,00TL olarak değerlendirildiği, bu doğrultuda, ... Bankası A.Ş.'nin İİK 302 maddesi kapsamında yapılacak oylamada (adi alacaklı olmadığından) nisap hesabına katılmaması gerektiği değerlendirilmiştir. Komiser raporunda da belirtildiği üzere borçlu şirketin bankaya ipotek verilen taşınmazlarının rayiç değerleri ve şirketin borç miktarı dikkate alındığında teminatsız kısmın kalmadığı anlaşılmakla alacaklı ... Bankası vekilinin bu yöndeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. ... Bankası A.Ş. Müvekkili bankanın alacağının rüçhanlı alacak niteliğinde olduğundan İİK 294/3 gereğince alacağa mühlet tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de, alacaklı bankanın alacağının rehinli alacak olması nedeniyle nisaba dahil edilmemiş olması ve İİK 294/3 maddesi gereğince rehinle teminat altına alınmış alacağa faiz işlemeye devam edeceği dikkate alındığında bu yöndeki istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir.

2-Alacaklı ... ... Bankası A.Ş. Vekilinin istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde;Alacaklı ... ... Bankası müvekkili alacağının eksik ve hatalı olarak nisaba dahil edildiğini, müvekkili bankanın alacağının çekişmeye düştüğüne ilişkin taraflarına bir bildirim yapılmadığını, itiraz hakkı tanınmadığını, alacaklarının daha fazla olduğunu, temlik cirosu ile müvekkili bankaya verilen çeklerin tahsil edilip edilmediğinin araştırılmaksızın teminat çeki sayılarak alacaktan mahsup edilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür.İİK'nın 302. maddesi uyarınca alacaklının konkordato nisabında hesaba katılıp katılmayacağına ve ne oranda katılacağına mahkeme karar verir. Çekişmeli alacağın nisaba katılıp katılmamasına ve ne oranda katılacağına dair yapılan inceleme, alacağın esasına ilişkin ayrıntılı bir inceleme olmayıp, yalnızca söz konusu alacaklılara oy hakkı tanınıp tanınmayacağına yöneliktir. Alacağın mevcudiyeti ve miktarı hakkındaki karar, söz konusu alacağı esastan inceleyecek mahkemeye ait olacaktır.Somut yargılamada, mahkeme tarafından bankacı bilirkişi ve komiser heyetinden rapor alınarak 10.02.2026 tarihli ara karar ile alacaklıların nisaba dahil olacak alacak miktarı tespit edilmiştir. Çekişmeli alacağın nisabı ne oranda katılacağına mahkemece karar verilmiş olup, mahkeme ara kararında hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Bu nedenlerle, itiraz eden alacaklı bankanın bu konudaki dair istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır.Ayrıca İİK'nın 308/b maddesi uyarınca tasdik kararında çekişmeli alacaklara pay ayrılabileceği, bu hususta bir zorunluluk bulunmadığı, çekişmeli alacak için dava açılması ve bu davanın kabulü halinde alacaklının çekişmeli alacağını tasdik kararına göre tahsil edebileceği gözetildiğinde, ilk derece mahkemesinin çekişmeli alacaklara pay ayrılmaması yönündeki takdirinde de hukuka aykırılık görülmemiştir.Kaldı ki alacaklı bankanın nakdi ve gayri nakdi alacaklarının toplam miktarı dikkate alındığında konkordato nisabını etkileyecek nitelikte olmadığı görülmüştür. Diğer taraftan, alacaklı banka istinaf dilekçesinde nisaba esas alınan adi alacak miktarı ile ödeme planında öngörülen ödeme tutarının birbiriyle çelişkili olarak düzenlendiğini ileri sürmüştür. Komiser tarafından hazırlanan ödeme planında alacaklı bankanın alacağı % 100 olarak 123.598,31TL, ödemeye esas % 100+% 25 faiz ile birklikte 154.497,89 TL olarak yer aldığı görülmüştür. Bu husus, 03.03.2026 tarihli Konkordato Komiseri gerekçeli raporunda, ... ... Bankası A.Ş'nin alacağının 398.610,00 TL sinin gayrinakdi alacak olduğu, bankanın nakdi+ kefaleten alacağından kaynaklı olarak ödeme planında 522.208,31TL yer alması gerektiği, ödeme planında gayrinakdi alacağa yer verilmediği, çünkü bu gayrinakdi alacağın nakde dönüşmesi halinde, ödeme planında yer alan diğer alacaklının alacağının bu tutarda az tahsil edeceğinden ödenecek rakama etkisi bulunmadığı şeklinde açıklanmış olup, alacaklı bankanın bu yöndeki istinaf nedeni de yerinde görülmemiştir.

3-Alacaklı ... Bankası vekilinin istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde;Müvekkili alacağının rehinli olmasına rağmen teminatsız olarak kayıtlara geçtiğini, nisap hesabının sakatlandığını ileri sürmüştür. Dosya kapsamından; 23/06/2021 tarihli noterden düzenlenen taşınır rehni sözleşmesi ile, ekte bilgileri verilen 3 adet makinenin borçlu şirketin kredi çerçeve sözleşmesi nedeniyle olan borcuna karşılık 3.078.572,80 TL bedelle ... Bankası'na rehin verildiği belirtilmiştir.Komiser heyetinin 03.01.2026 tarihli çekişmeli alacaklara ilişkin değerlendirme raporunda; konkordato nisabında ... bankasının borçlu şirketten rehinle güvence altına alınmayan 25.11.2024 ilk geçici tedbir tarihi itibariyle 8.720.052 TL alacağı olduğu belirtilmiş olup, raporda da belirtildiği üzere nisaba dahil edilen alacağın rehinle güvence altına alınmayan kısım olması ve bunun dışında ayrıca alacaklı bankanın rehinli alacağının bulunması halinde de rehinli alacakların konkordato kapsamında olmaması nedeniyle alacaklı ... Bankasının bu yöndeki istinaf nedeninin sonuca bir etkisi görülmemiştir. Kaldı ki ... Bankasının çekişmeli alacaklara ilişkin 02.01.2026 tarihli bilirkişi raporuna karşı sunduğu 12/01/2026 tarihli dilekçesinde banka alacağının yanlış nitelendirildiğine ve alacağın rehinli alacak olduğuna yönelik bir itiraz ileri sürmediği anlaşılmıştır.Alacaklı ... Bankası vekili teminat koşulunun gerçek anlamda yerine getirilmediğini ileri sürmüş ise de; komiser heyetinin 24/03/2026 tarihli raporunda borçlu şirket yönünden İİK 305/d maddesi kapsamında teminatlandırılması gereken tutarın 232.811.565,69 TL olduğu belirtildiği, davacılar vekili tarafından sunulan 23.03.2026 tarihli dilekçe ekinde yer verilen liste ve ekleri üzerinde yapılan inceleme neticesinde (feragat yazıları, ödeme dekontları, cari hesap ekstreleri, imza sirküleri Vb), davacı .... A.Ş. yönünden İİK 305/d maddesi kapsamında bakiye teminatlandırılması gereken tutarın tespit edilemediği belirtilmiş olup alacaklı bankanın bu yöndeki istinaf nedeni de yerinde görülmemiştir.

4-Alacaklı ... Bankası, ... ... ve ... Bankası AŞ vekilinin projenin kaynaklarla orantılı olmadığı ve konkordato şartlarınnı sağlanmadığı yönündeki istinaf başvuruları yönünden yapılan incelemede;"Konkordatonun tasdiki şartları" başlığını taşıyan İİK'nun 305. maddesi aşağıda belirtildiği şekilde düzenlenmiştir."302 nci madde uyarınca yapılan toplantıda ve iltihak süresi içinde verilen oylarla kabul edilen konkordato projesinin tasdiki aşağıdaki şartların gerçekleşmesine bağlıdır:

a)Adi konkordatoda teklif edilen tutarın, borçlunun iflâsı hâlinde alacaklıların eline geçebilecek muhtemel miktardan fazla olacağının anlaşılması; malvarlığının terki suretiyle konkordatoda paraya çevirme hâlinde elde edilen hasılat veya üçüncü kişi tarafından teklif edilen tutarın iflâs yoluyla tasfiye hâlinde elde edilebilecek bedelden fazla olacağının anlaşılması.

b)Teklif edilen tutarın borçlunun kaynakları ile orantılı olması (bu kapsamda mahkeme, borçlunun beklenen haklarının dikkate alınıp alınmayacağını ve alınacaksa ne oranda dikkate alınacağını da takdir eder).

c)Konkordato projesinin 302 nci maddede öngörülen çoğunlukla kabul edilmiş bulunması.

d)206 ncı maddenin birinci sırasındaki imtiyazlı alacaklıların alacaklarının tam olarak ödenmesinin ve mühlet içinde komiserin izniyle akdedilmiş borçların ifasının, alacaklı bundan açıkça vazgeçmedikçe yeterli teminata bağlanmış olması (302 nci maddenin altıncı fıkrası kıyasen uygulanır).

e)Konkordatonun tasdikinin gerektirdiği yargılama giderleri ile konkordatonun tasdiki durumunda alacaklılara ödenmesi kararlaştırılan para üzerinden alınması gereken harcın, tasdik kararından önce, borçlu tarafından mahkeme veznesine depo edilmiş olması.Mahkeme konkordato projesini yetersiz bulursa kendiliğinden veya talep üzerine gerekli gördüğü düzeltmenin yapılmasını isteyebilir.""...Konkordato mehli talebi ile birlikte mahkemelerce kanundan kaynaklanan birtakım tedbirler alınmakta ve bu tedbirler tasdik kararı verilmesine kadar devam etmektedir. Bu süreler kanun koyucu tarafından oldukça kısa tutulmuş olup, kesin olarak belirlenmiştir. Mahkemelerce tasdik kararı verilmesinden sonra uzun bir süre ödemesiz dönemin kabul ediliyor olması tedbirlerin bu süre kadar uzamasına sebep olacaktır ki böyle bir sonuç kanun koyucunun amacına uygun düşmez. Mahkemelerin projeye alacaklıların lehine müdahale etmesi mümkün olduğundan bu süreye müdahale edilmemesi konkordatonun ruhuna aykırı düşecektir. Projede faizsiz ödeme talep edilmesi tipik tenzilat konkordatosunun bir örneğidir. Borca batık olmayan, malvarlığı ile borçlarını ödeyebilecek olan şirketin tenzilat talep etmesi İİK 305/1-b maddesi kapsamında değerlendirilerek teklif edilen projenin davacının malvarlığı ile uyumlu olmadığı sonucuna varılmalıdır. Konkordato ucuz kredi temini yolu olarak kullanılmamalıdır..." (Yargıtay 6 HD'nin 2023/2780 Esas, 2023/3149 Karar sayılı ilamı).Somut olayda, hem kaydi hem de rayiç değerlere göre konkordato talep eden şirket de borca batık değildir.Mahkemece, borçlu şirketin konkordatoya tabi borçların %100'nün toplam %25 faizle 2026 yılı Mart ayı itibariyle ödemelere başlanacak şekilde, 24 ay vadede (ilk 8 ay için aylık %3,125, takip eden 8 ay için aylık %4,125, son 8 ay için aylık %5,25 ) ödenmesine karar verilmiştir. Konkordato talep eden şirketin sunduğu ilk projesine göre borçlarını Temmuz 2026'dan başlamak üzere aylık eşit taksitlerle Haziran 2029 sonuna kadar 36 ay vadede konkordatoya tabi borcun % 100 ne bir defaya mahsus olmak üzere % 25 oranında işletilecek faizle birlikte ödeyeceğini belirtmiş ve 13.02.2026 tarihinde sunduğu konkordato revize projesinde de borcun % 100 ünün, Mart 2026 dan başlamak üzere aylık olarak 24 ay vadede ve % 25 faiz ile ödeneceği şeklinde revize ettiğini bildirmiş ve mahkemece tasdik talebinin kabulüne karar verilerken revize edilen rakamların dikkate alındığı anlaşılmıştır. Buna göre, herhangi bir tenzilat öngörülmesi bir tarafa proje ile öngörülen taksitlerin sayısı da kısaltılmıştır. Ayrıca 25/03/2026 tarihinde tasdik edilen projeye göre ödemelerin 31/03/2026 tarihinde başlayacağı dikkate alındığında tasdik kararından sonra ödemesiz geçen bir dönem de bulunmamaktadır. Öte yandan tesis edilen tasdik kararı ile birlikte İİK'nun 306/2 maddesi uyarınca, tasdik edilen konkordatonun yerine getirilmesini sağlamak için gerekli gözetim, yönetim ve tasfiye tedbirlerini almakla görevli olarak atanan kayyımlar tarafından sunulan 05/06/2026 tarihli raporda, şirketin 30.04.2026 tarihi itibarıyla özkaynaklar toplamının (+) 261.028.064,88 TL seviyesine yükseldiği, tasdik olunan projedeki adi alacaklılar yönünden ödeme vadelerinin 31.03.2026 tarihinde başladığı ve ödemelerini gerçekleştirdiği, İİK m.306 gereği borçlu şirketin borçlarını ödeme kabiliyetini muhafaza ettiği yönünde yapılan tespitin, tasdik kararından sonraki sürecin de olumlu olarak ilerlediğini gösterdiği anlaşılmaktadır.Yapılan açıklamalar uyarınca sonuç olarak, konkordatonun İİK'nun 302. maddesinde belirtilen nisapla kabul edildiği, teklif edilen tutarın şirketin de kaynakları ile orantılı ve iflasa nazaran alacaklıların lehine olduğu, belirlenen tasdik harcının yatırıldığı, teminat verilmesini gerektiren bir durumun bulunmadığı anlaşılmakla İİK'nun 305. maddesinde düzenlenen tasdik şartları oluştuğundan mahkemece konkordatonun tasdikine yönelik tesis edilen karar usul ve yasaya uygun olup alacaklı bankaların tasdik şartlarının oluşmadığına yönelik istinaf başvuruları yerinde görülmemiştir.Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla alacaklı ... vekilinin istinaf başvurusunun hukuki yarar yokluğundan; alacaklı ... AŞ vekilinin istinaf başvurusunun tasdik kararına karşı kanun yoluna başvurması mümkün olmadığından usulden; alacaklılar ... Bankası TAO, ... Bankası AŞ ve ... ... Bankası AŞ vekillerinin istinaf başvurularının ise esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;

1-Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/944 Esas, 2026/252 Karar sayılı ve 25/03/2026 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan alacaklılar ... Bankası TAO, ... Bankası AŞ ve ...Bankası AŞ vekillerinin istinaf başvurularının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince ayrı ayrı esastan REDDİNE,

2-Alacaklı ... vekilinin istinaf başvurusunun hukuki yarar yokluğundan REDDİNE,

3-Alacaklı ... AŞ vekilinin istinaf başvurusunun tasdik kararına karşı kanun yoluna başvurması mümkün olmadığından usulden REDDİNE,

4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken istinaf harçları alacaklılar ... Bankası TAO, ... Bankası AŞ ve ... ... Bankası AŞ ve ... AŞ tarafından ayrı ayrı yatırıldığından başkaca harç alınmasına YER OLMADIĞINA,

5-Alacaklı ... harçtan muaf olduğundan harç alınmasına YER OLMADIĞINA,

6-Alacaklılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde BIRAKILMASINA,Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 308/a maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay nezdinde Temyiz Kanun Yolu Açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.09.07.2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/840, K. 2026/1048, T. 09.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-840-e-2026-1048-k-238766651504