Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/675 E. 2026/1492 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/675
Karar No
2026/1492
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/675 - 2026/1492 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 35. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2026/675 KARAR NO : 2026/1492

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA BATI 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 14/01/2026 NUMARASI : 2025/1444 Esas 2026/41 Karar

DAVACI : VEKİLİ : Av.

DAVALI : VEKİLİ : Av.

DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali KARAR TARİHİ : 15/10/2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 15/10/2026

Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı sigorta şirketine ZMMS(Trf) sigorta poliçesiyle sigortalı olup, davalı şirketin maliki olduğu ... plakalı araç sürücüsü ...’nın 16.12.2021 tarihinde 2.93 promil alkollü olarak kırmızı ışıkta geçerek, dava dışı sürücü ... idaresindeki ... plakalı araca çarpması sonucu davacı sigorta şirketi tarafından ... plakalı araç maliki dava dışı ...’a 43.000,00 TL hasar bedeli ödemesi yapıldığını, taraflarınca yapılan ödemenin rücuen davalıdan tahsili için Ankara Batı İcra Dairesinin 2023/59182 Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, ancak davalının itirazı üzerine takibin durdurulduğunu belirterek, davalının haksız itirazının iptali ile takibin devamına, %20 den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalı şirketin rent a car şirketi olup, dava konusu kazaya karışan ... plakalı aracın ekte sunulan araç kiralama sözleşmesi ile 20.09.2021 tarihinde yani kaza tarihinden 2 ay önce ...’a uzun süreli olarak kiraya verildiğini, dolayısıyla davalı şirketin herhangi bir kusur ve sorumluluğunun olmadığını bildirerek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, kaldırma kararı sonrasında yürütülen yargılama sürecinde, davalı vekilinin cevap dilekçesinde ve aşamalardaki beyanlarında, dava konusu aracı uzun süreli kira sözleşmesiyle kiraladığını, kazanın bu sürede meydana geldiğini ve işleten sıfatının bulunmadığını belirterek, husumet itirazında bulunduğu, Yargıtay 17.HD 2016/11570 esas, 2017/5608 karar, 2019/3506 Esas, 2020/4953 Karar, Bursa B.A.M. 13. H.D. 2022/1744 Esas 2023/2345 Karar, Antalya B.A.M. 11. H.D. 2023/452 Esas, 2023/1093 Karar, Ankara B.A.M. 35. H.D. 2022/459 Esas, 2022/701 Karar, Ankara B.A.M. 26. H.D. 2020/767 Esas, 2020/960 Karar sayılı ilamlarında da belirtildiği üzere; davalı aracı uzun süreli olarak kiraya verdiğini ve kendisine dava açılmayacağını iddia etmişse de, 2918 sayılı Kanunun 95. Maddesine göre; “Sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran haller zarar görene karşı ileri sürülemez. Ödemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene başvurabilir.” demek suretiyle rücuen tazminat taleplerinde sigortacının kendi sigortalısından yaptığı ödemeyi geri isteyebileceği, 01/06/2015 tarihinde yürürlüğe giren karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarının B4. maddesinde, “… Ödemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda kazaya sebebiyet veren sigortalıya rücu edebilir. Sigortalıya başlıca şu nedenlerle rücu edilir: … c)aracın, uyuşturucu madde veya ilgili mevzuatta belirlenen seviyenin üzerinde alkollü içki almış kişilerce veya aynı mevzuatta alkollü içki alamayacağı belirtilen kişilerce alkollü içki alınmak suretiyle kullanılması sırasında meydana gelen zararlar” denildiği, dolayısıyla ödemede bulunan sigortacının "sigorta sözleşmesine … göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda kaza- ya sebebiyet veren sigortalıya rücu edebilir.” denildiğinden, sigortalının kendi sigortacısına karşı sorumlu tutulabilmesi için kaza anında ayrıca işleten sıfatına sahip olması gerekmeyeceği, bu bakımdan davalının kaza tarihinde davacının sigortalısı olduğu anlaşıldığından bu yöndeki itirazına itibar edilmediği, dosyada resmi görevlilerce düzenlenmiş belgeler doğrultusunda araç sürücüsünün alkollü olduğu sabit olduğundan davacı sigorta şirketi yönünden rücu şartlarının oluştuğu, ödenen bedelin piyasa rayiçlerine uyumlu olduğunun dosya kapsamında tespit edilmesi sebebiyle mahkemece ödenen tazminattan davalı sigortalının sorumluluğunun bulunduğu gözetilerek davanın kabulüne, temerrüt tarihinin ödeme tarihi, faiz türünün ise kazaya sebebiyet veren araç ticari olmadığından yasal faiz olacağı ve icra takibinin de bu kabuller doğrultusunda başlatılmış olması gözetilerek itirazın iptaline, davacı Sigorta Şirketinin rücuya konu ettiği ödeme mahkeme kararına veya Sigorta Tahkim Komisyonu kararı dayanmadığından ve Sigorta Şirketi'nin ödediği değil, gerçek zararı rücu edebileceğinden ve bu nedenle alacağın hesaplamayı gerektirdiği gözetilerek icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekmediği gerekçesiyle; "1-Davanın KABULÜ ile davanın Ankara Batı İcra Müdürlüğü'nün 2023/59182 esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına, 2- Şartları taşımadığından icra inkar tazminatı verilmesine yer olmadığına" karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı ... Şirketi vekili istinaf dilekçesinde; davacı sigorta tarafından dava dışı zarar görene yapılan ödemenin davalı müvekkilden tahsiline ilişkin başlatılan genel haciz yoluyla ilamsız icra niteliği gereği para borcuna ilişkin olduğunu, ilamsız icra takiplerinde genel yetki kurallarına göre yetkili icra dairesinin, borçlunun yerleşim yerindeki icra dairesi olduğunu, müvekkili ...Ltd. Şti.'nin işyeri adresinin Antalya olduğunu, nitekim araç kiralama sözleşmesinin de Antalya'da yapıldığını, yetkili mahkemenin Antalya mahkemeleri olduğunu, müvekkili ...Ltd. Şti.'nin rent a car şirketi olduğunu, ... plakalı aracın dosyaya sunulan araç kiralama sözleşmesi (EK 2) ile 20.09.2021 tarihinde ...'a kiraya verildiğini, müvekkilinin bu davanın tarafı olması için bir sebep, kusur ve sorumluluğu, illiyet bağının bulunmadığını ileri sürerek, kararın kaldırılmasını istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE Davalı vekilinin HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda; Dava, Sigorta Şirketinin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesi kapsamında zarar gören üçüncü kişiye ödenen tazminatın Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4. maddesi gereğince kendi sigortalısından rücuen tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali talebine ilişkindir. Öncelikle husumet konusu incelenmiştir. Karayolları Trafik Kanunu’nun 85/1. maddesinde; “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.”, 85/son maddesinde ise; “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.” hükümlerine yer verilmiş ve kanun koyucu 91/1. maddede işletenlerin, bu Kanun’un 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmalarını zorunlu kılmıştır. Anılan maddede düzenlenen ve uygulamada “trafik sigortası” olarak da adlandırılan zorunlu mali mesuliyet sigortası, karayollarında motorlu araç işletenin üçüncü kişilere verdiği bedensel zararlar ve eşya zararlarından dolayı onun mali ve hukuki sorumluluğunu üçüncü kişilere karşı güvence altına alan, bir yandan sigorta ettirenin üçüncü kişilere verebileceği zararlardan dolayı sigorta ettirenin mal varlığındaki azalmayı önlemeyi, diğer yandan da sigorta ettirenin eyleminden zarar gören üçüncü kişilerin zararlarının giderilmesini amaçlayan, hem sigorta ettiren hem de onun eylemiyle zarar gören kişilerin menfaatlerini dengeleyen kendine özgü bir sigorta türüdür (Rauf Karasu: Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası, Ankara 2016, s. 22). 2918 sayılı Kanun’un 95. maddesi ile sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin Kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran hâllerin zarar görene karşı ileri sürülemeyeceği, ödemede bulunan sigortacının, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene başvurabileceği hüküm altına alınmıştır. Burada düzenlenen rücu hakkı kaynağını sigorta sözleşmesi ilişkisinden almaktadır. Eş söyleyişle; bu rücu hakkının kaynağını halefiyet ilkesinden almamakta, sözleşme ve Kanun gereği sigorta ettirene karşı defi hakkı bulunan sigortacının, bu hakka dayanarak kendi akidine dönmesini sağlamaktadır (Işıl Ulaş: Uygulamalı Zarar Sigortaları Hukuku, Ankara 2012, s:1010 ). Bu yönde açılan rücu davası, temelinde sözleşmeye aykırılık hükümlerine dayalı bir davadır ve dava konusu talebin muhatabı sözleşmenin karşı tarafı yani sigorta ettirendir. Sigortaya konu aracın uzun süreli kiraya verilmesi nedeniyle sigorta ettirenin işleten sıfatını haiz olup olmaması sigorta ettiren ile kiracı arasındaki iç ilişkiyi ilgilendirir ve 2918 sayılı Kanun’un 95/2. maddesine dayalı olarak görülen rücu davası (menfi tespit) yönünden hüküm ifade etmez. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 13.12.2023 tarih ve 2022/4-1129 Esas, 2023/1234 Karar sayılı ilamı) Sigorta Genel Şartları'nda sigortanın, sigortalıya rücu hakkı, "B.4. Zarar Görenlerin Haklarının Saklı Tutulması ve Sigortanın Sigortalıya Rücu Hakkı" başlıklı maddesinde düzenlenmiş, ilgili maddede; "Sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin Kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran haller zarar görene karşı ileri sürülemez. Ödemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin Kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigortalıya rücu edebilir. Sigortalıya başlıca şu nedenlerle rücu edilir: ...c) Aracın, uyuşturucu madde veya ilgili mevzuatta belirlenen seviyenin üzerinde alkollü içki almış kişilerce veya aynı mevzuatta alkollü içki alamayacağı belirtilen kişilerce alkollü içki alınmak suretiyle kullanılması sırasında meydana gelen zararlar..." denilerek, sigortacının sigortalıya rücu edebileceği durumlar belirlenmiştir. İlgili maddede sayılan rücu sebepleri birbirinden bağımsız sebepler olup, rücu sebeplerinden birinin bulunması halinde Sigorta Şirketi yapılan zarar ödemesini rücuen tazminini sigortalısından talep edebilir. Talebin dayanağı 2918 sayılı Kanun’un 95/2 ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın B.4-c maddesi olup ileri sürülen bu sübjektif hakkın muhatabı, “sigorta ettiren” yani davalı olduğundan davalının taraf sıfatının bulunduğu açıktır. Davalının aracı üçüncü kişiye uzun süreli kiraya vermesi nedeniyle işleten sıfatını haiz olmaması söz konusu madde anlamında husumeti ortadan kaldırmaz. İtirazın iptali davalarında, icra dairesinin yetkisine itiraz edilmesi durumunda, İİK'nın 50. maddesi uyarınca öncelikle icra dairesinin yetkisine yönelik itirazın HMK'nın 164. maddesi hükmü uyarınca ön sorun olarak incelenmesi gerekir. İİK'nın 50. maddesine göre para veya teminat borcu için takip hususunda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunun yetkiye ilişkin hükümlerinin kıyas yolu ile uygulanacağı düzenlenmiş, HMK’nın yetkiye ilişkin hükümlerine atıfta bulunulmuştur. Kaza yeri Etimesgut olup, zarar sorumlularına karşı ödemede bulunan sigortacının, kendi akidi olan sigorta ettirene veya halefiyet ilkesi uyarınca üçüncü kişilere karşı açacakları rücu davalarında yetkili mahkemenin hangi yer mahkemesi olacağı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 110. maddesi kapsamında düzenlenmiş değildir. Anılan madde ile genel şartların C.7 maddesinde, zarar gören üçüncü kişilerin ve bunların haleflerinin zorunlu mali sorumluluk sigortasına karşı açacakları tazminat davaları bakımından bir yetki kuralı getirilmiştir. Sigortacının kendi akidine ya da halefiyet ilkesi gereği üçüncü kişilere karşı açtığı davalarda uygulanacak yetki kuralları, 6100 sayılı HMK 'nın 6/1. maddesinde düzenlenen ve genel yetki kuralı olan, davalı gerçek veya tüzel kişiliğin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi ve/veya trafik kazası aynı zamanda haksız fiil teşkil eden bir eylem olduğundan, HMK'nın 16. maddesine göre, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesidir. Bu nedenle yetkiye yönelik istinaf sebebi yerinde değildir. Açıklanan nedenlerle usul ve yasaya uygun ilk derece mahkemesi kararına karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı tarafından yatırılması gereken 3.435,63 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 933,95 TL harcın mahsubu ile bakiye 2498,68 TL harcın davalıdan alınıp Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf eden davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Gider avansından artan kısım varsa karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, 5-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirilmesi, bakiye harç tahsili, iadesi ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 15/10/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Başkan

Üye

Üye

Katip

* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/675, K. 2026/1492, T. 15.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-675-e-2026-1492-k-9bb4b507c2e1