Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/647 E. 2026/1003 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/647
- Karar No
- 2026/1003
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
45. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2026/647
KARAR NO: 2026/1003
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/472
KARAR NO: 2026/121
TALEP TARİH: 08/08/2024
KARAR TARİHİ: 05/03/2026
TALEP: Konkordato
KARAR TARİHİ: 08/07/2026
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TALEP
Konkordato talep eden vekili dilekçesinde; müvekkili şirkete ait tescilli “...” markası mevcut olup bu marka ile ürünlerinin pazarlama ve satışını gerçekleştirdiklerini, müvekkili şirketin tekstil sektöründe imalat, ithalat, ihracat, alım, satım, temizleme, paketleme, boyama vb. işlerle iştigal ettiğini, şirketin süreç içerisinde satış oranlarının arttığını ancak döviz kurları ve faiz oranlarının yükselmesi nedeni ille kredi ve tedarik maliyetlerinin arttığını, alacakların bir kısmının muaccel hale geldiğini, şirketin yurt dışında mağaza açması gibi sebeplerin nakit akışını olumsuz şekilde etkilediğini, kontrolsüz hızlı büyüme neticesinde finansal krizin ortaya çıktığını, tüm bu sorunların üst üste ve kısa zaman içinde gerçekleşmesinin şirketin mali açıdan zor duruma girmesine sebep olduğunu belirterek alacaklıların alacaklarına ulaşması konkordato projesinin uygulanması ile mümkün olabileceğinden müvekkili şirket lehine konkordato mühlet hükümleri uygulanmasını, neticeten projenin tasdikine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, Teklif edilen tutarın, borçlunun iflâsı hâlinde alacaklıların eline geçebilecek muhtemel miktardan fazla olup olmadığının incelenmesi; olası bir iflas halinde adi alacaklıların alacaklarına %73,46 oranında kavuşabileceklerinin hesaplandığı, revize konkordato projesine göre ödeme yapılması halinde alacaklıların alacaklarının %32 faiziyle birlikte alabilme imkanına sahip olabileceği, bu nedenle İİK 305/1-a maddesindeki tasdik şartının gerçekleştiği, Teklif edilen tutarın borçlunun kaynakları ile orantılı olup olmadığının incelenmesi; şirketin kesinleşen 31.08.2025 tarihi itibariyle 102.665.215,60 TL. net satış, 6.053.681,39 TL. faaliyet karı ve 7.903.361,81 TL net kar elde ettiği, 31.08.2025 tarihi itibariyle kaydi değerlere göre özkaynaklarının (+) 57.728.536,88 TL Rayiç Değerlere göre özkaynaklarının ise (+) 79.919.436,83 TL olduğu, şirketin hem kaydi değerlere hem de rayiç değerlere göre borca batık olmadığı, borçlu şirket tarafından sunulan nihai projede yer alan proforma gelir ve nakit akış tablosundaki öngörülerin gerçekçi olduğu, dolayısıyla şirketin konkordatoyu başarıya ulaştırabileceği, komiser heyetinin revize proje değerlendirme raporunda neticeten TCMB Bankasının enflasyonla ilgili hedefleri, gerçekleşen TÜFE artış oranları dikkate alındığında şirketin kapasitesi, faaliyette bulunduğu sektör, ödenmiş sermayesi, varlıkları, karlılık durumu ve öz kaynakları dikkate alındığında şirketin önerdiği %32 faiz oranının, ve belirlediği 3 er aylık taksitlerle 12 taksitte toplam 36 ay vadenin makul olarak kabul edilebileceği, bu nedenle somut olayda İİK m.305/1-b hükmünde düzenlenen orantılılık şartının sağlandığı, Konkordato projesinin 302. maddede öngörülen çoğunlukla kabul edilip edilmediğinin incelenmesi; konkordato projesinin borçlu şirket açısından alacakların %71 oranında, alacaklı sayısı açısından %65,15 oranında İİK m.302/2-a uyarınca kabul edildiği, bu suretle İİK 305/1-c maddesindeki tasdik şartının gerçekleştiği, 206. maddenin birinci sırasındaki imtiyazlı alacaklıların alacaklarının tam olarak ödenmesinin ve mühlet içinde komiserin izniyle akdedilmiş borçların ifasının, alacaklı bundan açıkça vazgeçmedikçe yeterli teminata bağlanıp bağlanmadığının incelenmesi; 26.11.2025 tarihli nihai değerlendirme raporu tarihi itibarıyla borçlu şirketin imtiyazlı alacaklar için teminat göstermesi gereken bedelin 23.650.634,43-TL olduğu, 02.02.2026 tarihli konkordato komiser raporundan talep eden şirketin İİK md. 305/7 hükmü kapsamındaki tüm borçlarının ödendiği, kanunda konkordatonun tasdiki koşulu olarak teminata bağlanması gereken imtiyazlı borcunun ve mühlet içinde komiser izniyle akdedilmiş borcunun kalmadığı, bu suretle İİK 305/1-d maddesindeki tasdik şartının gerçekleştiği, e)Konkordatonun tasdikinin gerektirdiği yargılama giderleri ile konkordatonun tasdiki durumunda alacaklılara ödenmesi kararlaştırılan para üzerinden alınması gereken harcın, tasdik kararından önce, borçlu tarafından mahkeme veznesine depo edilip edilmediğinin incelenmesi; konkordato talep eden şirketin konkordato tasdik harcı ve yargılama giderini depo ettiği, bu suretle İİK 305/1-e maddesindeki tasdik şartının gerçekleştiği, konkordato talep eden şirketin rehinli alacaklıları bulunmakta olup konkordato komiser heyeti tasdik raporunun sonuç kısmında "...İİK m.308/h uyarınca rehinli alcaklılarla borçların yapılandırılmasına karar verilebilmesinin koşullarının oluşmadığı..." şeklinde görüş belirtildiği gerekçesiyle Konkordato talep eden ... ANONİM ŞİRKETİ konkordato projesinin tasdik talebinin KABULÜNE, ...Müdürlüğü'nün ... sicil nosunda kayıtlı olan ... ANONİM ŞİRKETİ'nin konkordatoya tâbi borçlarının; 30.06.2026 tarihinden başlamak üzere toplam 36 ay süre içerisinde 3'er aylık dönemlerde gerçekleştirilecek 12 eşit taksitle ve son taksitin 31.03.2029 tarihinde ve her bir taksite ana para üzerinden uygulanacak %32'lik faiz oranıyla birlikte ÖDENMESİNE, Rehinli alacaklılara ilişkin tasdik talebinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Alacaklı ... A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde; komiserliğine yaptırdığı alacak kaydının bir kısmının kabul edilmiş, bir kısmının ise reddedildiğini, komiser raporlarında alacaklarının düşük olarak dikkate alındığını, oy çoğunluğu sağlandığı gerekçesiyle tasdik kararı verilmişse de diğer alacaklıların alacaklarının ne şekilde hesap edildiğinin belli olmadığını, tasdik kararına konu projenin şirket kaynakları ile orantılı olmadığı gibi, alacaklılara zarar verme ihtimali yüksek ve başarı ihtimali olmayan bir proje olduğunu, ödeme planı mevcut piyasa koşullarında müvekkili bankanın çok uzun dönemde alacağına kavuşacak olması kabul edilebilir olmadığını, şirketin konkordato müessesesi kapsamında aranan, alacaklılarına karşı dürüst olma yükümlüğüne de aykırı davranmakta olduğunu, düşük faiz oranı üzerinden tasdik edilen konkordato projesi ile borçlunun faizden kurtulmasını sağlayacak şekilde konkordato imkanı sağlanmasının açıkça hukuka aykırılık teşkil ettiğini, konkordato projesinin tasdik edilebilmesi için birlikte olması gereken koşullar gerçekleşmediğini belirterek, kararın kaldırılmasını ve konkordato projesinin tasdiki talebinin reddini talep etmiştir.
Alacaklı ...vekili istinaf dilekçesinde; konkordato komiser heyetinin 26.11.2025 tarihli gerekçeli raporunda ve ekindeki alacaklı listesinde müvekkilin alacağına dair herhangi bir kayda yer verilmediği, alacağın komiser tarafından incelenmediği ve tasdik edilen projeye dahil edilmediğini, bu durumun müvekkilin hukuki haklarını doğrudan etkileyen ve alacaklılar arası eşitlik ilkesini ihlal eden ciddi bir hukuka aykırılık olduğunu, konkordato hukukunun kamusal niteliği gereği, mahkemenin konkordato projesini ve alacaklı listesini resen denetleme yükümlülüğü bulunduğunu, müvekkili alacağının varlığını ispatlayan çek belgesine sahip olup, bu alacağın konkordato projesine dahil edilmemesi halinde ciddi hak kayıpları yaşayacağını, konkordato tasdik kararının bu haliyle kesinleşmesi, müvekkilin alacağını tahsil etme imkanını ortadan kaldıracağını, bu nedenle, mahkemenizce verilen tasdik kararının müvekkil yönünden kaldırılması ve alacağının konkordato projesine dahil edilerek tasdik edilen ödeme planına bağlanması gerektiğini belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Alacaklı ... A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde; müvekkili bankanın konkordato komiserliğine yaptırdığı alacak kaydının bir kısmının kabul edilmiş, bir kısmının ise reddedildiğini, komiser raporlarında alacaklarının düşük olarak dikkate alındığını, oy çoğunluğu sağlandığı gerekçesiyle tasdik kararı verilmişse de diğer alacaklıların alacaklarının ne şekilde hesap edildiğinin belli olmadığını, tasdik kararına konu projenin şirket kaynakları ile orantılı olmadığı gibi, alacaklılara zarar verme ihtimali yüksek ve başarı ihtimali olmayan bir proje olduğunu, ödeme planı mevcut piyasa koşullarında müvekkili bankanın çok uzun dönemde alacağına kavuşacak olması kabul edilebilir olmadığını, şirketin konkordato müessesesi kapsamında aranan, alacaklılarına karşı dürüst olma yükümlüğüne de aykırı davranmakta olduğunu, düşük faiz oranı üzerinden tasdik edilen konkordato projesi ile borçlunun faizden kurtulmasını sağlayacak şekilde konkordato imkanı sağlanmasının açıkça hukuka aykırılık teşkil ettiğini, konkordato projesinin tasdik edilebilmesi için birlikte olması gereken koşullar gerçekleşmediğini belirterek, kararın kaldırılmasını ve konkordato projesinin tasdiki talebinin reddini talep etmiştir.
Alacaklı ... vekili istinaf dilekçesinde; konkordato sürecinde yapılan değerlendirme ve verilen kararlarda kurumlarının alacaklarının da dikkate alınması gerekirken kurumları bakımından hiçbir açıklama yapılmadan konkordato projesinin tasdik edildiğini, verilen kararın müvekkili kurumun mağduriyetine neden olduğunu, kurum alacaklarının konkordatodan etkilenmediğinden konkordato projesinin onaylanması halinde 6183 Sayılı Kanununun 206. maddesindeki sıra gözetilerek ve tam olarak ödenmesi gerektiğini, konkordato sonuçları açısından imtiyazlı, bazı rehinli ve amme alacakları için konkordato bağlayıcı hüküm arz etmeyeceğini belirterek, kararın kaldırılmasını ve konkordato projesinin tasdiki talebinin reddini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE
Talep, konkordato projesinin tasdiki istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, konkordato talep eden hakkında 09.08.2024 tarihinde üç ay süreyle geçici mühlet kararı verilerek 3 kişilik konkordato geçici komiser heyetinin görevlendirildiği, 08.11.2024 tarihli ara karar ile geçici mühlet süresinin iki ay ek süre verilerek 09.01.2025 tarihine kadar uzatıldığı, 26.12.2024 tarihli celsede 09.01.2025 tarihinden itibaren bir yıl süre ile kesin mühlet kararı verildiği, 06.01.2026 tarihli ara karar ile kesin mühlet süresinin 05.02.2026 tarihine kadar uzatılmasına karar verildiği, 05.02.2026 tarihli celsede ise kesin mühlet süresinin 1 ay daha uzatılmasına karar verildiği, 05.03.2026 tarihli celsede verilen konkordato talebinin kabulü ile projenin tasdikine dair karara karşı alacaklı vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurduğu anlaşılmıştır.
İstinaf yoluna başvuran alacaklının istinaf başvurusunun süresinde olup olmadığına ilişkin incelemede; İcra ve İflas Kanunu'nun "Kanun Yolları" başlıklı 308/a maddesi: "Konkordato hakkında verilen karara karşı borçlu veya konkordato talep eden alacaklı, kararın tebliğinden; itiraz eden diğer alacaklılar ise tasdik kararının ilânından itibaren iki hafta içinde istinaf yoluna başvurabilir.
Bölge adliye mahkemesi kararına karşı iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabilir. İstinaf ve temyiz incelemeleri, Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine göre yapılır." şeklindedir. Konkordato tasdik kararı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde ......03.2026 ve Basın İlan Kurumu İlan Portalında ise ......03.2026 tarihinde ilan edildiği, istinaf yoluna başvuran alacaklı ...vekilinin 01.04.2026, alacaklı ... A.Ş. vekilinin 31.03.2026, alacaklı ... vekilinin 18.03.2026, alacaklı ... A.Ş. vekilinin ise 30.04.2026 tarihlerinde ayrı ayrı istinaf dilekçeleri sundukları, iki haftalık yasal istinaf süresinin 13.04.2026 tarihinde sona erdiği dikkate alındığında alacaklılar ..., ... A.Ş. ve ...'nın yasal süre içerisinde istinaf yoluna başvurdukları, diğer istinaf yoluna başvuran alacaklı ... A.Ş.'nin iki haftalık yasal istinaf süresinin sona erdikten sonra istinaf yasa yoluna başvurduğu,
İlk Derece Mahkemesi'nin 06.05.2026 tarihli ek kararı ile de "Alacaklı-ilişkili kişi ... Anonim Şirketi vekili Av. ...'ın istinaf talebinin SÜRE YÖNÜNDEN REDDİNE," dair karar verildiği, alacaklı ... A.Ş. vekiline bu ek kararın 12.05.2026 tarihinde tebliğ ediliği, alacaklı vekilinin bu ek karara karşı da 21.05.2026 tarihinde tekrar istinaf kanun yoluna başvurarak asıl ve ek kararın kaldırılmasını talep ettiği, alacaklı ... A.Ş. vekilinin süresinde olmayan istinaf başvurusu nedeniyle İlk Derece Mahkemesi'nin 06.05.2026 tarihli istinaf başvurusunun reddine dair ek kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla ek karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
İstinaf yoluna başvuran alacaklılar ..., ... A.Ş. ve ...'nın istinaf hakkı olup olmadığına ilişkin incelemede; İİK'nın konkordatonun mahkemede incelenmesi başlıklı 304/1. maddesi "(Değişik: 28/2/2018-7101/32 md.) Komiserin gerekçeli raporunu ve dosyayı tevdi alan mahkeme, konkordato hakkında karar vermek üzere yargılamaya başlar. Mahkeme, komiseri dinledikten sonra kısa bir zamanda ve her hâlde kesin mühlet içinde kararını vermek zorundadır. Karar vermek için tayin olunan duruşma günü, 288 inci madde uyarınca ilân edilir. İtiraz edenlerin, itiraz sebeplerini duruşma gününden en az üç gün önce yazılı olarak bildirmek kaydıyla duruşmada hazır bulunabilecekleri de ilâna yazılır." şeklindedir.
Mahkemece İİK'nın 304. maddesi uyarınca "itiraz edenlerin itiraz sebeplerini duruşma gününden en az üç gün önce yazılı olarak mahkemeye bildirmek kaydı ile duruşmada hazır bulunabilecekleri" ihtarını içerir şekilde tasdik yargılamasına ilişkin metin ... Ticaret Sicili Gazetesinde .....02.2026 ve Basın İlan Kurumu İlan Portalında da ...02.2026 tarihinde ilan edildiği, tasdike ilişkin duruşmanın ise ....03.2026 tarihinde yapıldığı, istinaf eden alacaklı ... A.Ş. vekilinin 02.03.2026 tarihinde itiraz dilekçesini sunduğu ve ret oyu kullanarak konkordato talep eden ile anlaşma yapmadığı tespit edilmiştir.
Dosya kapsamında ve UYAP sistemi üzerinde yapılan incelemede, istinaf yoluna başvuran alacaklılar ...ve ... vekilleri tarafından İİK'nın 304. maddesi uyarınca itiraz sebeplerinin tasdik duruşmasından en az üç gün önce ve yazılı olarak bildirilmedikleri anlaşılmıştır.
Alacaklılar ...ve ... tarafından İİK'nın 304. maddesi uyarınca usulüne uygun olarak itiraz edilmediğinden, tasdik kararına karşı bu alacaklıların istinaf hakkı bulunmadığı için HMK'nın 352/1.ç "başvuru şartlarının yerine getirilmemesi" maddesi uyarınca alacaklılar ...ve ... vekilinin istinaf istemlerinin ayrı ayrı usulden reddine karar vermek gerekmiştir.
Bu açıklamalar çerçevesinde; alacaklı ... A.Ş..'nin istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin sebepler re'sen nazara alınarak inceleme yapılmıştır.
İİK'nın 285/3. maddesi uyarınca konkordato talebinde iflasa tabi olan borçlu için İİK'nın 154. maddesinin birinci veya ikinci fıkradaki yazılı yerlerdeki asliye ticaret mahkemesi, iflasa tabi olmayan borçlu için yerleşim yerindeki asliye ticaret mahkemesi yetkilidir. Konkordato talep eden ... A.Ş.'nin muamele merkezinin ... ilçesi olması dikkate alındığında görevli ve yetkili İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi'nde talepte bulunulmuştur. HMK'nın 74., 114/1.f ve TBK'nın 504/3. maddeleri uyarınca konkordato talep eden vekilinin yasal düzenlemelere uygun olarak konkordato yönünden özel olarak yetkilendirildiği anlaşılmıştır.
Konkordato komiser heyeti tarafından düzenlenen 26.11.2024 tarihli konkordatonun tasdiki hakkındaki gerekçeli raporu:"...Şirket, kesinleşen 31.08.2025 tarihi itibariyle 102.665.215,60 TL. net satış, 6.053.681,39 TL. faaliyet karı ve 7.903.361,81 TL net kar elde ettiği, Şirketin 31.08.2025 tarihi itibariyle kaydi değerlere göre özkaynaklarının (+)57.728.536,88 TL Rayiç Değerlere göre özkaynaklarının ise (+) 79.919.436,83 TL olduğu, Şirketin hem kaydi değerlere hem de rayiç değerlere göre borca batık olmadığı, Borçlu şirket tarafından sunulan nihai projede yer alan proforma gelir ve nakit akış tablosundaki öngörülerin gerçekçi olduğu, dolayısıyla, şirketin konkordatoyu başarıya ulaştırabileceği,
Borçlu şirketin Kanun'da konkordatonun kabulü için alternatifli olarak öngörülen her iki çoğunluğu da sağladığı, kabul/ret durumunun aşağıda yer verilen tablodaki gibi olduğu, Olası bir iflas halinde adi alacaklıların alacaklarına %73,46 oranında kavuşabileceklerinin hesaplandığı, şirketin ise konkordato teklifiyle alacaklılarına alacak asılları ve toplam %25 faizi ile birlikte 2026 Mart ayından itibaren 4 yılda, her 3 ayda ödemeli olarak toplam 16 taksitte ödeyeceği teklifinde bulunduğu, Konkordatonun tasdikine karar verilebilmesi için imtiyazlı alacaklar için teminat gösterilmesi gereken tutarın (19.539.400,25 + 4.111.234,18=) 23.650.634,43 TL olduğu, Konkordatonun tasdikine karar verilebilmesi için 438.561,86 TL tutarında harcın yatırılması gerektiği) İİK m.308/h uyarınca rehinli alacaklılarla borçların yapılandırılmasına karar verilebilmesinin koşullarının oluşmadığı," komiser heyetinin 02.02.2026 tarihli raporu:"...Mahkemece verilen ilk tedbir tarihinden sonraki geçici ve kesin mühlet sürelerinde satın alınan mal veya hizmetler karşılığı ... A.Ş. nin işçi alacakları dahil 23.650.634,43 TL imtiyazlı borcunun oluştuğu, Mahkemeye sunduğumuz Gerekçeli Nihai Raporda durumun aynen belirtildiği, Davacı Borçlu ... A.Ş. tarafından dosyaya sunulan dilekçede imtiyazlı borçların tamamının ödendiği beyan edilmiş, ödemeye ilişkin belgeler de sunulmuştur.
Komiser Heyetimizce sunulan belgelerin incelenmesi sonucunda; Bazı borçların banka hesabına havale yapmak suretiyle bazı borçlar için çek düzenlenmek suretiyle bazı borçlar içinde mal satışı vapmak suretiyle fatura ile ödendiği tespit edilmiştir. Sunulan banka dekontlarından 4.111.234,18 TL tutarındaki imtiyazlı personel alacağının da ödenmiş olduğu tespit edilmiştir.
Borçlu ... A.Ş. nin İİK.m.305/f hükmü kapsamındaki ödenmiş olup, kanunda konkordatonun tasdiki koşulu olarak teminata bağlanması tüm borçları gereken imtiyazlı borcunun ve mühlet içinde komiser izniyle akdedilmiş borcunun kalmadığı tespit edilmiştir." komiser heyetinin revize projeye ilişkin 02.03.2026 tarihli raporu ise:"...Şirket ödeme planında sabit %32 faizi önermektedir.
Ayrıca vadeyi de 36 aya indirmiştir. TCMB Bankasının enflasyonla ilgili hedefleri, gerçekleşen TÜFE artış oranları dikkate alındığında Şirketin kapasitesi, faaliyette bulunduğu sektör, ödenmiş sermayesi, varlıkları, karlılık durumu ve öz kaynakları dikkate alındığında Şirketin önerdiği %32 faiz oranının, ve belirlediği 3'er aylık taksitlerle 12 taksitte toplam 36 ay vadenin makul olarak kabul edilebileceği," şeklindedir.
İlk Derece Mahkemesinin nihai karar ile birlikte komiser ...'nin kayyım olarak atanmasına karar verdiği, kayyım tarafından sunulan 01.07.2026 tarihli rapor:"...Şirkette son 6 ayda çalışan sayısı: Aralık 2025 7I Kişi, Ocak 2026 57 Kişi, Şubat 2026 55 Kişi, Mart 2026 47 Kişi, Nisan 2026 48 Kişi, Mayıs 2026 32 Kişi, Şirketin bazı operasyonlarını kapatması nedeniyle işçi sayısında azalışların olduğu görülmektedir...Tabloda görüleceği üzere ilk taksit 3.06.2026 tarihinde başlamak suretiyle 3 er aylık periyotlarda her taksit için 12.879.937,16 TL asıl alacak ve 4.121.579,89 TL faiz olmak üzere toplam (12.879.937,16+4.121.579,89=) 17.001.517,05 TL ödeme yapılması gerekmektedir.
Borçlu Şirket tarafından ilk taksitin ödeme vadesi olan 30.06.2026 tarihinde konkordato alacaklılarına ödeme yapmamıştır.Ödeme yapılmadığına dair Borçlu ... A.Ş.'nin banka hesap dökümünü gösteren banka hesap ekstresi aşağıda sunulmuştur. Bakiye / Kullanılabilir Bakiye : 11.161,80 TL / 98,50 TL" şeklindedir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 25.12.2024 tarih ve 2024/3354 E., 2024/5179 K. sayılı ilamı:"...Kamu düzenine aykırılık hallerinin re'sen gözetildiği, istinaf nedenleriyle sınırlı ve usulüne uygun olarak istinaf inceleme ve denetiminin yapıldığı; dosya içeriği, kararın dayandığı gerektirici sebepler ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı, yine; davacının konkordato talebinde yasal nitelikte proje sunmadığı, mahkemece verilen tasdik kararından sonra ilk taksidi ödemeyerek iyiniyetli olmasını şüpheli hale getirdiği bu haliyle konkordatoyu ucuz kredi aracı olarak kullanma amacı bulunduğunun anlaşılmasına göre talep eden vekilinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir. "şeklindedir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 29.04.2024 tarih ve 2024/749 E., 2024/1181 K. sayılı ilamı:"...İİK'nın 305. maddesinde aranan konkordatonun tasdiki şartları kamu düzenine ilişkin olup, mahkeme bunların varlığını re'sen araştırır. Gerekli koşulların bulunmadığını tespit ederse, talebin reddine karar verir. Kararın gerekçesinde, şartlardan hangisinin ya da hangilerinin mevcut olmadığını dayanaklarıyla açıklaması gerekir. Konkordatonun feshi sebeplerinden birinin tasdik aşamasında tespit edilmesi durumunda da tasdik talebi reddedilir. Bahsi geçen maddede sayılan tasdik şartlarından bir tanesi de, konkordato projesinde teklif edilen tutarın borçlunun kaynakları ile orantılı olması şartıdır.
Konkordato sürecinde, dava teorisinin aksine yargılama sırasında değişen sermaye artırımı, iş ortaklığı yapılması vs. gibi durumların da nazara alınması, değişen hususların projenin uygulanabilirliğine etkisinin tartışılması gerekmektedir. Somut olaya bakıldığında, davacı şirketler tarafından tasdik hükmünden sonra ödemelerde aksaklık olduğu hatta temyiz eden şirketler yönünden hiç ödeme yapılmadığı sunulan kayyım raporları uyarınca sabittir. Bu itibarla davacıların, konkordato projesinde öngörülen ödeme planına uymaya muktedir olmadığı anlaşılmaktadır.
Bu itibarla mahkemece yapılacak iş, her iki şirketin de bilançosunun borca batık olup olmadığı yönünden bilirkişi incelemesi yaptırılıp şartlar mevcutsa iflas kararı verilmesi ve iflas kararı verilecekse İİK. 292/son uyarınca yetkili şirket temsilcisinin duruşmaya çağrılarak dinlenmesidir. Aksi düşünce ve yanılgılı gerekçeyle karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir."şeklindedir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 08.11.2023 tarih ve 2023/3428 E., 2023/3766 K. sayılı ilamı:"Borca batıklık, borçlunun malvarlığındaki aktif değerler toplamının, pasif değerler toplamını karşılayamaması durumudur. Şirketin işletme sermayesinin borca batık durumda olup olmadığı TTK’nun 376 ncı maddesi uyarınca rayiç değerlere göre tespit edilmelidir. Mahallinde keşif yapılarak, uzman bilirkişi aracılığıyla tespit edilebilen niteliklerine göre kayıtlardaki malvarlığının (örn; araçlar, model ve yaş gibi diğer özelliklerine göre) rayiç tespitinin yapılması mümkündür. Rayiç değerler ile yapılan araştırma ve inceleme sonucu elde edilen gerçekçi verilere göre bilirkişilerce borca batıklık bilançosu da dikkate alınıp bir sonuca gidilmelidir.
Konkordato talebine ilişkin yargılamada dava teorisinden farklı olarak, talep sonrası gelişmeler değerlendirmeye tabi tutulabilir. Konkordato bir dava olmadığından borca batıklık sadece talep tarihi itibariyle değil, yargılama safhasındaki olumlu veya olumsuz gelişmeler de dikkate alınarak belirlenmelidir. Bu kabulden hareketle talepten sonra şirketin malvarlığı ile ilgili lehe ve aleyhe olan gelişmelerin değerlendirilmesi gerekir." şeklindedir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 27/06/2022 tarihli 2021/6408 E. 2022/3612 K. sayılı ilamında; "...Konkordato talepleri yargılama sırasında değişen ekonomik parametrelere göre değerlendirilebileceğinden bu haliyle dava teorisinden ayrılır. Komiser raporları ve atanmış kayyım raporları çerçevesinde konkordato tasdiki sonrası gelişmeler de dahil olmak üzere borçlunun davranışları verilecek karar üzerinde etkili olacaktır. Bu durumda mahkemece, konkordato projesinin uygulanabilirliği ve başarıya ulaşma ihtimali noktasında borçlu şirketin tasdik kararı sonrası davranışları ile alacaklılarını zarara uğratma kastıyla hareket edip etmediği kayyım raporları nazara alınarak değerlendirilip sonuca göre bir karar verilmesi için kararın bozulması gerekmiştir..." şeklindedir.
...İİK m.286 vd.hükümleri çerçevesinde konkordato müessesinin dürüst borçlular tarafından talep olunabileceğine dair normatif bir düzenleme mevcut olmasa dahi doktrinde de kabul olunduğu üzere konkordato esasen elinde olmayan nedenlerle, işleri iyi gitmeyen ve mali durumu bozulmuş olan, dürüst borçluları korumak için kabul edilmiş bir müessesedir...
...Yine konkordato talep eden davacı borçlunun konkordato talep ederken alacaklıları zarara uğratma amacı ile hareket etmelerinin engellenmesi amacıyla 2004 sayılı İİK m.292/f.1-bend(c) hükmü ile kanun koyucu açıkça düzenleme yapmış, borçlunun alacaklıların zarara uğratma amacı ile hareket ettiğinin anlaşılması durumunda bu durumu kesin mühletin kaldırılması, konkordato talebinin reddi ve hatta davacı borçlu tacir ise iflas nedeni dahi saymıştır. Bu noktada kanun koyucunun, konkordato talep eden davacı borçlu lehine İİK m.294 hükmünde belirtmiş olduğu takip yasağı başta olmak üzere birçok lehe düzenlemeler getirmiş olması ve bu hükümlerin uygulanmasının davacı borçlu tarafından talep olunması imkanının kötüye kullanılmaması da esastır.
Özellikle konkordato ile alacaklılar iflâsın gerektirdiği masrafları yapmadan ve dolayısı ile daha fazla ölçüde alacaklarını elde ederler. 4949 sayılı Kanun ile 2003 yılında yapılan değişiklik sonucunda «alacaklılara da konkordato işlemlerinin başlatılmasını isteme hakkı» tanınarak «borçlu ile alacaklılar» ve «alacaklılar» arasında eşitlik sağlanmış, başka bir deyişle bu suretle konkordatoda «borçlu ile alacaklıların menfaatleri eşit olarak» gözetilmiştir. Bu eşitliği bozmaya yönelik her türlü çabanın, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olup olmadığı irdelenmelidir...
...Bu durumda kanunun konkordato talep eden davacı borçluya, konkordato talep etme ve kanunun kendisine tanıdığı imkanlardan yararlanma imkanını kayıtsız, şartsız ve sınırsız olarak verdiği kabul olunamaz. Zira yukarıda açıklandığı, üzere hakkın kötüye kullanılması hukuk düzeni tarafından korunamaz. Hakim, yukarıda belirtilen yasa maddeleri gereğince yasadaki boşluğu,objektif iyi niyet kuralları çerçevesinde doldurmak zorundadır.
Konkordato kurumu açısından kanun boşluğu olmak bir tarafa, kanun koyucu açıkça alacaklıları zarara uğratma amacına dönük konkordato taleplerinin engellenmesi yönünde de açık düzenleme getirerek konuya dikkat çekmiş hakkın kötüye kullanılmamasını önemsemiştir.
Zaten "292.maddeye 7155 sayılı kanunla yapılan değişiklikle (c) bendine "uymazsa" ibaresinden sonra gelmek üzere "ya da borçlunun alacaklıları zarara uğratma amacıyla hareket ettiği anlaşılıyorsa" ibaresi eklenmiştir. Esasen kanunun amacı dikkate alındığında, "borçlunun alacaklıları zarara uğratma amacıyla hareket ettiği" hallerde konkordatonun başarıya ulaşması söz konusu olamaz. Bu sebeple anılan (c) bendindeki ilave,kanuna değişiklik değil açıklık getirmek için yapılmış sayılmalı ve geçici 16.maddenin birinci fıkrasının aksi yöndeki lafzına rağmen aynı kural 7155 sayılı kanunun yürürlüğe girmesinden önce talep edilen konkordatolarda da uygulanmalıdır. (Prof.Dr.Selçuk Öztek, Prof.Dr.Ali Cem Budak, Doç.Dr.Müjgan Tunç Yücel, Doç.Dr.Serdar Kale, Doç.Dr.Bilgehan Yeşilova, Yeni Konkordato Hukuku, 2. Baskı, Ankara, 2019, sayfa 317) Bir başka deyişle alacaklıları zarara uğratma amacıyla hareket edenin, konkordato kurumunun amaçladığı hedeflere ulaşabilmesi mantık kuralları çerçevesinde zaten beklenmemelidir. Ne var ki kanun koyucunun bu hususları açıkça düzenlemiş olması, konkordato talep edenlerin iyiniyetli olmasının ve alacaklıları zarara uğratma amacı bulunmamasının önemini ortaya koymak açısından fevkalade önem arzetmektedir.
Diğer yandan İİK 305. maddede belirtilen tasdik şartları gerçekleşmemesi nedeniyle konkordato talebinin reddine karar verilmesi durumunda İİK 308. maddesinde düzenlenen iflas şartının değerlendirilmesi gerekir.
Konkordatonun tasdik edilmemesi ve borçlunun iflası başlıklı 308. maddesi " Konkordato tasdik edilmezse mahkeme konkordato talebinin reddine karar verir ve bu karar 288. madde uyarınca ilan edilerek ilgili yerlere bildirilir. Borçlunun iflasa tabi şahıslardan olması ve doğrudan doğruya iflas sebeplerinden birinin bulunması halinde mahkeme, borçlunun iflasına karar verilir." şeklinde düzenlenmiştir. Doğrudan doğruya iflas sebepleri ise İİK 177 ila 179. maddelerde ( İİK m. 179 atfıyla TTK 377 m.) düzenlenmiştir. İİK 179. maddesine göre," Sermaye şirketleri ile kooperatiflerin, aktiflerin muhtemel satış fiyatları üzerinden düzenlenen ara bilançoya göre borca batık olduğu idare ve temsil ile vazifelendirilmiş kimseler veya şirket ya da kooperatif tasfiye hâlinde ise tasfiye memurları veya bir alacaklı tarafından beyan ve mahkemece tespit edilirse, önceden takibe hacet kalmaksızın bunların iflâsına karar verilir.
Türk Ticaret Kanununun 377 nci ve 634 üncü maddeleri ile 24/4/1969 tarihli ve 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 63 üncü maddesi hükmü saklıdır." Borca batıklığın tespiti için TTK'nın 324. maddesi uyarınca son durumu itibariyle rayiç değerler üzerinden borca batık olup olmadığının tereddüte yer bırakmayacak şekilde bir borca batıklık bilançosu hazırlanmalıdır.
TTK'nın 324. maddesine göre borca batıklık bilançonda aktiflerin rayiç değerden bilançoya geçirilerek borca batıklık bilançonun çıkarılması gerekir. Böyle bir talep üzerine mahkemece, bu şirketin öncelikle borca batık durumda olup olmadığı rayiç değerlere göre tespit edilmelidir.
Somut uyuşmazlıkta, Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin emsal kararlarında da ifade edildiği gibi konkordato projesinin başarıya ulaşma ihtimali olup olmadığına ilişkin Dairemizce yapılacak inceleme ilk derece mahkemesinin karar tarihi itibariyle sınırlı olmayıp, karar tarihinden sonraki sürecinde değerlendirilmesi gerekmektedir. Kayyım raporuna göre tasdik raporundan sonra 2026 yılı içerisinde şirketin işçi sayısında sürekli bir düşüş gözlemlendiği, konkordato talep eden şirketin 17.001.517,05 TL'lik ilk taksit ödemesini gerçekleştirmediği, banka hesabında kullanılabilir 98,50 TL bulunduğu tespit edilmekle, davacı şirketin konkordato projesinin uygulanabilirliği ve başarı ihtimalinin karar tarihinden sonraki süreç de dikkate alınarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu durumda öncelikle konkordato talep eden şirketin, alacaklıları zarara uğratmak amacıyla hareket edip etmediği araştırılarak İİK'nın 292/c maddesinin uygulama imkanı bulunup bulunmadığı, aksi durumda taksitleri dahi ödeyemeyen, tüm çalışanlarının bir kısmını işten çıkartılan şirketin sunmuş olduğu teklifin kaynakları ile orantılı olmadığının İİK'nın 305. maddesi uyarınca tasdik şartlarının oluşmadığı anlaşılmakla İİK'nın 308. maddesi uyarınca güncel rayiç değerler üzerinden borca batık durumda olup olmadığı tespit edilerek karar verilmelidir.
Açıklanan sebeplerle; alacaklılar ...ve ... vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 352/1.ç "başvuru şartlarının yerine getirilmemesi" maddesi uyarınca ayrı ayrı usulden reddine, alacaklı ... A.Ş. vekilinin 06.05.2026 tarihli istinaf başvurusunun reddine dair ek kararına yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca esastan reddine, alacaklı ... A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı Kanunun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (6) numaralı alt bendi uyarınca kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Alacaklı ... A.Ş. vekilinin 06.05.2026 tarihli istinaf başvurusunun reddine dair ek kararına yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1.b.l bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Alacaklılar ...ve ... vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 352/1.ç maddesi uyarınca ayrı ayrı USULDEN REDDİNE,
3-Alacaklı ... A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile İstanbul ..... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/....... E. 2026/... K. sayılı ..../03/2026 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
4-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE,
5-Alacaklı ... harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
6-İstinaf yoluna başvuran alacaklılar tarafından ayrı ayrı yatırılan istinaf başvurma harçlarının Hazine'ye gelir kaydına,
7-İstinaf yoluna başvuran alacaklılar tarafından ayrı ayrı yatırılan istinaf karar harçlarının talep halinde ilk derece mahkemesince alacaklılara iadesine,
8-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.08/07/2026