Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/464 E. 2026/1440 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/464
Karar No
2026/1440
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2026/464 KARAR NO: 2026/1440 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 06/03/2024 NUMARASI: 2023/696 Esas - 2024/227 Karar DAVA: İtirazın İptali İSTİNAF KARAR TARİHİ: 09/07/2026 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Yargılamanın iadesine konu edilen somut uyuşmazlığa ilişkin olarak yerel mahkemece davanın reddine yönelik olarak verilen karar, Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 24.01.2023 tarih 2022/203E. 2023/231K. sayılı kararı ile onanarak kesinleştiği, 6100 sayılı HMK’nin 374. madde 1. fıkra hükmünde yargılamanın iadesinin kesin olarak verilen veya kesinleşmiş olan hükümlere karşı istenebileceği düzenlendiği, ilgili hüküm doğrultusunda Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nce yapılan temyiz incelemesi sonucunda yerel mahkeme kararı onanarak kesinleştiği, ancak yerel Mahkemece verilen ve kesinleşen karar; Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 375/1-ğ maddesi hükmü gereğince “Karara esas alınan bir hükmün, kesinleşmiş başka bir hükümle ortadan kalkmış olması” sebebiyle davacı şirketin yargılamanın iadesi talebinde bulunması zorunluluğu hasıl olduğu, izah edildiği üzere, davacı şirkete davalı AYEDAŞ sistem kullanım anlaşması temelinde iletim sistem kullanım bedelini dava dışı ... adına yansıttığı, buna göre EPTY (Elektrik Piyasası Tarifeler Yönetmeliğinin) 28. maddesinin 1. fıkrasında “iletim ve dağıtım tarifelerinde yer alan fiyatların yansıtılmasında söz konusu tarifelerde yer alan fiyat yapısının korunması esastır.” denildiği, bu durumda, iletim tarife metodolojisine göre belirlenen bedelin davalı tarafından aynen yansıtılması gerektiği, yani iletim sistem kullanım bedeli (X) değerde ise, yansıtmaya esas değerin de ( X ) olması gerekeceği, ancak davalı ...’nın onayına tabi olan iletim sistem kullanım bedelinde bir artış olmamasına rağmen, mevzuata ve kurul kararlarına aykırı olarak dağıtım sistemi içerisinde “TL/kWh” olarak yansıttığı birim iletim sistem kullanım bedelini artırdığı, buna bağlı olarak davacı şirketten, 2004/Ocak-2006 Ağustos döneminde, Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nde görülen 2006/349E. sayılı dosyası ile görülen davada talep edilen Ocak 2004 ve Şubat 2004 ayları dışında, metodolojiye aykırı olarak KDV hariç 191.345,92 TL'sı fazla iletim bedeli tahakkuk ve tahsili yaptığı, buna ilişkin liste, fatura ve ödeme dekontları iptal davasına konu icra dosyasında bulunduğu, nitekim yerel Mahkemece davalı dağıtım şirketince mevzuata aykırı olarak fazladan iletim sistem kullanım bedeli tahakkuk edildiği tespit edilmiş olup, Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin bozma ilamında yer alan gerekçe dava konusu ile ilgili olmayan Danıştay 13. Dairesinin iptal kararına bağlı olarak açılan davalarla ilgili gerekçe içermekte ve davacı aleyhine bir zenginleşme olmadığı anlaşılmakla davacının bu bedelin tüketiciye ödendiğine ilişkin bir iddiası da olmadığından davanın reddine dair karar karar olduğu, ancak yargılamanın iadesi talep edilen dosyada Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin aynı konuya ilişkin olarak vermiş olduğu aynı yöndeki Yargıtay (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesinin 10.06.2020 tarihli ve 2020/418 Esas, 2020/2006 Karar sayılı BOZMA kararına karşı Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 03.11.2020 tarih 2020/467E., 2020/567K. sayılı kararıyla direnme kararı verilmiş olması sebebiyle dosya Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun gündemine taşınmış olup, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17.05.2023 tarih 2021/(23)6-547E. 2023/471K. sayılı kararı ile Direnme kararının yerinde olduğuna karar verildiği, mahkemenizde görülen ve kesinleşen dava ile aynı konuda verilen ve kesinleşen kararlar çerçevesinde yeniden yargılama yapılması gerektiği, 2004 Mart (dahil) - 2006 Ağustos (dahil) arası dönemde (Ocak Şubat dönemi hariç) davalı şirketten mevzuata aykırı olarak fazladan tahsil etmiş olduğu iletim olduğu iletim sistem kullanım bedellerini talep etme hakkının bulunduğu açık olmasına rağmen, davanın reddine karar verilmiş olması yargılamanın iadesini gerektirdiği, yargılamanın iadesi talebine ilişkin duruşmalı olarak karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı ...A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; Mahkemeniz huzurunda yukarıdaki esas sayılı dosya kapsamında, davacı tarafından 20.09.2023 tarihli dilekçesi ile İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07.04.2021 tarih 2020/676 E. ve 2021/414 K. sayılı kararı ile ilgili HMK m.375/f.1 - (ğ) bendi uyarınca yargılamanın yenilenmesi ve yeniden yargılama yapılması talep edilmişse de, davacının söz konusu talebi HMK m.375 hükmünde sınırlı sayıda olmak üzere düzenlenmiş olan yargılamanın yenilenmesi sebeplerini ihtiva etmediğinden ve yargılamanın yenilenmesi talebi ve bu talep ile birlikte ileri sürdüğü esasa ilişkin iddia ve taleplerinin tamamı haksız ve mesnetsiz olduğundan reddini talep etme zorunluluğu doğduğu, davacı tarafından, taraflar arasındaki ihtilafın Ocak 2004 - Ağustos 2006 dönemine ilişkin iletim sistem kullanım bedellerinde bir artış olmamasına rağmen, mevzuata aykırı olarak taraflarından fazladan alınan sistem kullanım bedelinin tahsili iddiaları ile ikame edilen dava kapsamında, İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesince 07.06.2017 tarih ve 2021/775 E. 2017/641 K. sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verildiği, karara karşı yapılan temyiz kanun yolu başvurusu neticesinde Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 2019/2239 E. 2020/3657 K. sayılı karar ilamı ile Yerel Mahkeme kararı hakkında bozma kararı verildiği, İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından bozma kararına uyularak asıl ve birleşen davanın reddine karar verildiği ve İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07.04.2021 tarihli 2020/676 E. 2021/414 K. sayılı ilamının Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 24.01.2023 tarih 2022/203 E. ve 2023/231 K. sayılı kararı ile onandığını, dava konusu uyuşmazlığa ilişkin tüm kanun yollarının tüketildiği ve karara esas alınan bir hükmün, kesinleşmiş başka bir hükümle ortadan kalmış olması sebebiyle yargılamanın iadesi talebinde bulunulduğu, davacının yargılamanın yenilenmesi talepli dilekçesi içeriğinde belirtmiş olduğu ve ekinde Mahkemeye ibraz ettiği Yargıtay (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesinin 10.06.2020 tarihli ve 2020/418 Esas, 2020/2006 Karar sayılı kararı, Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 03.11.2020 tarih 2020/467E., 2020/567K. sayılı kararı,Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17.05.2023 tarih 2021/(23)6-547E. 2023/471K. sayılı kararı, Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 02.04.2015 tarihli 2015/2914E. 2015/5557K. sayılı kararı ve Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 27.03.2023 tarih ve 2020/673E. 2023/1235K. sayılı kararının, tarafları ve konusu, işbu yargılamanın yenilenmesine konu edilen dava ile farklı olup, karara esas alınan hükmün, kesinleşmiş başka bir hükümle ortadan kaldırılmasına yol açacak ve yargılamanın yenilenmesine dayanak yapılacak mahiyette olmadığı, kaldı ki, hukukta benzer uyuşmazlık konularında dâhi Mahkemelerce farklı hükümler verilebilmekte olup, bilindiği üzere, İçtihadı Birleştirme Kararları dışındaki Mahkeme kararları hakim için bağlayıcı değildir, aynı mahkemenin belli bir konuda daha önce verdiği karar ile tekrar aynı konuda bir dava açıldığında dahi tekrar aynı yönde hüküm vermek gibi bir zorunluluğu bulunmadığı, kesin hükümle sonuçlanmış bir uyuşmazlığın, davacının talep ettiği yönde neticelenmemiş olması nedeniyle yeniden "yargılamanın yenilenmesi" hukuki sebebi altında yargılama konusu edilmesi, hukuki güvenilirlik ilkesi ile de bağdaşmadığı, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacının yargılamanın iadesi talebini kanunda öngörülen süreler içerisinde yerine getirmemiş olması nedeniyle de, talebinin reddi gerektiği, nitekim yargılamanın iadesi süresine ilişkin HMK m.377 hükmünde, davacının işbu talebine sebep olarak ileri sürdüğü yargılamanın iadesi sebebinde süre, karara esas alınan ilamın bozularak kesin hüküm şeklinde tamamen ortadan kalmasından haberdar olunduğu tarihten itibaren üç ay olarak öngörüldüğü, yargılamanın yenilenmesine konu edilen dava dosyasında, Yargıtayın onama ilamı tarihi, bu ilamın taraflara tebliğ tarihi ve dosyanın kesinleşme tarihi gözetildiğinde, dava dosyasının kesinleşmesinin öğrenilmesinin üzerinden 3 aydan çok daha uzun bir zaman geçtiğinden bahisle davacının yargılamanın iadesi talebi HMK m.375 hükmünde sınırlı sayıda olmak üzere düzenlenmiş olan yargılamanın yenilenmesi sebeplerini ihtiva etmediğinden ve yargılamanın yenilenmesi talebi haksız ve hukuka aykırı olduğundan, davacının yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine, haksız ve mesnetsiz asıl ve birleşen davanın ayrı ayrı reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İhbar olunan ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı vekilinin yargılanmanın yenilenmesi dilekçesi haksız ve hukuka aykırı olduğu ve reddi gerektiği, zira iş bu dava kapsamında 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 374. Maddesinde belirtilen yargılamanın yenilenmesi koşulları oluşmadığı, davacı vekilinin iddiasının aksine karara esas bir hükmün, kesinleşmiş başka bir hükümle ortadan kalmış olması durumu söz konusu olmadığı, görülmekte olan iş bu davanın taraflarına ihbar olunması yersiz ve mesnetsiz olduğu, ihbar edilen davanın kuruluşlarınca dağıtım şirketine düzenlenen iletim bedellerinin dağıtım şirketlerince dağıtım sistemine bağlı kullanıcılara nasıl bir yöntemle yansıtıldığı kuruluşlarının bilgi ve sorumluluk alanının dışında bulunduğu, dava konusunun kuruluşlarının sorumluluğunda bulunmadığını sadece hesaplamaların yapılması sırasında faydalanılması amacıyla kuruluşlarınca iletim faturalarının düzenlenmesine dair açıklamalar ile dava konusu döneme ait ...’a düzenlenen iletim faturaları ve muhteviyat çizelgeleri ile Kurul Kararıyla onaylanmış iletim tarifeleri de delil listesi ekinde sunulduğu, davanın müvekkili kurum ... yönünden husumetten reddi gerektiği, yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. İhbar olunan ... Anonim Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; HMK yargılamanın iadesi sınırlı olduğu, davacı tarafın gösterdiği kararlarda huzurda görülen davayı yargılamanın iadesine götürecek kararlar olmadığı, mahkemece kabul edilebilecek olsa dahi dava süresinde açılmadığı, talebin reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI : İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Somut olayda, her ne kadar davacı vekili bu dosya için Antalya 3. ATM'nin 03.11.2020 tarihli 2020/467 Esas, 2020/567 Karar sayılı ilamı sonucu verilen YHGK'nun 17.05.2023 tarihli 2021/(23)6-547 Esas, 2023/571 Karar sayılı uyarınca HMK'nun 375/1-ğ bendine dayanmış ise de yukarıda bahsedilen YHGK ilamı uyarınca bu olayda uygulanma yeri yoktur. 6100 sayılı HMK'nun 375. maddesindeki yargılamanın yenilenmesi talepleri tahdidi olarak sayılmış olup genişletilmesi mümkün değildir. Somut olayda yargılamanın yenilenmesini gerektirir karara esas alınan bir hükmün kesinleşmiş başka bir hüküm ile ortadan kalkmış olmasının yanı sıra aynı maddede yer alan başka bir sebeple tespit edilemediğinden HMK'nun 379/1-c,2 maddeleri uyarınca ileri sürülen yargılamanın iade sebebinin kanunda yazılı sebeplerden biri olmadığı anlaşıldığından talebin reddine, ..." karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararının kesin hüküm niteliğinde olduğu gözetilmeksizin somut uyuşmazlık özelinde yargılamanın iadesi sebebinin oluşmadığı sonucuna ulaşılmış olmasının hukuka aykırı olduğunu, kesin delil kavramının açıklanması gerektiğini, maddi ve hukuki olgular ışığında uyuşmazlığın değerlendirilmesi gerektiğini, iletim tarife metodolojisine göre belirlenen bedelin davalı tarafından aynen yansıtılması gerekeceğini ancak davalı ...’nın onayına tabi olan iletim sistem kullanım bedelinde bir artış olmamasına rağmen, mevzuata ve kurul kararlarına aykırı olarak dağıtım sistemi içerisinde “TL/kWh” olarak yansıttığı birim iletim sistem kullanım bedelini artırdığını, Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında, davacının, davalıya fazladan ödediğini iddia ettiği bedel yönünden davalı lehine bir zenginleşmenin bulunduğunu ancak bu zenginleşmenin davacı aleyhine değil doğrudan tüketici aleyhine olduğunu, davacının, davalıya fazladan ödenen bedeli tüketicilere ödediğine yönelik herhangi bir delil sunulmadığını, bu durumda direnme kararının Özel Daire bozma kararında belirtilen gerekçe ve nedenlerle bozulması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de, bu görüş Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmediğini, mahkemece verilen direnme kararının yerinde olduğunu, Yargıtay'ca verilen ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun kararı ile kesinleşen içtihat karşısında işbu uyuşmazlık kapsamında yerleşik içtihatta değişikliğe gidilmiş olmasının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 375. Maddesinin 1. fıkrasının ğ bendinde "Karara esas alınan bir hükmün, kesinleşmiş başka bir hükümle ortadan kalkmış olması." şeklinde sayılan yargılamanın iadesi sebebi olduğunun kabulü gerektiğini, bu nedenle yargılamanın iadesi sebebi için gerekli koşulların oluşmuş olduğu açık olmasına rağmen mahkemece aksi yönde verilen kararın kabulünün mümkün olmadığını, içtihat değişikliklerinde yargılamanın iadesi sebebinin varlığı kabul edildiğini, istinafa konu dosyada esasında 2007 yılından itibaren verilen sayısız kararlarda Yargıtay'ın işbu dosyada davanın kabulüne dair kararın bozulmasına dair gerekçenin tam tersine davacı şirketin davaya konu bedelin talep etmekte haklı olduğuna dair kararlar bulunduğunu, bu husus da anlaşılamayan bir şekilde, davalıya iki aylık fatura için açılan davada verilen kesinleşen davanın kabulü kararına ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun aynı konuya ilişkin 2 ayrı kararına rağmen ısrarla davalının hiçbir zaman savunma olarak ileri sürmediği ve davacının müşterilerine yansıtmadığı gerçeğine rağmen, aksi yönde işbu istinafa konu dosyada verilen karar verildiğini, beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE : Dava; taraflar arasında imzalanan Dağıtım Sistem Kullanım Anlaşması gereğince fazla tahsil edilen bedellerin faizi ile birlikte istirdadı amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali davasında verilen ve Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleşen karar hakkında yargılamanın iadesi istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yargılamanın iadesi talebinin reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. İstinafa konusu uyuşmazlık temelde; yargılamanın iadesi koşullarının bulunup bulunmadığı noktasındadır. Yargılamanın yenilenmesi, yargılama hataları ve noksanlarından dolayı, maddi anlamda kesin hükmün bertaraf edilmesini ve daha önce kesin hükme bağlanmış olan bir dava hakkında yeniden yargılama ve inceleme yapılmasını sağlayan olağanüstü bir kanun yoludur. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 374. maddesi, ''Yargılamanın iadesi, kesin olarak verilen veya kesinleşmiş olan hükümlere karşı istenebilir.'' şeklinde düzenlenmiştir. Yargılamanın şekli anlamda kesinleşmesi, yargılama güvenliğine ilişkin olup, kesinleşen bir hükme karşı daha önceden ileri sürülen ve yargılama sırasında dikkate alınmamış hususların bulunduğu kabul edilerek yargılamanın iadesi yoluna başvurulamaz. Yargılamanın iadesi sebepleri HMK nın 375. Maddesinde tahdidi olarak sayılmış olup, yorum yoluyla başka sebeplerin yargılamanın iadesi sebebi yapılması mümkün değildir.HMK.375.maddesi; ''(1)Aşağıdaki sebeplere dayanılarak yargılamanın iadesi talep edilebilir: (a)Mahkemenin kanuna uygun olarak teşekkül etmemiş olması. (b)Davaya bakması yasak olan yahut hakkındaki ret talebi, merciince kesin olarak kabul edilen hâkimin karar vermiş veya karara katılmış bulunması. (c)Vekil veya temsilci olmayan kimselerin huzuruyla davanın görülmüş ve karara bağlanmış olması. (d)Yargılama sırasında, aleyhine hüküm verilen tarafın elinde olmayan nedenlerle elde edilemeyen bir belgenin, kararın verilmesinden sonra ele geçirilmiş olması. (e)Karara esas alınan senedin sahteliğine karar verilmiş veya senedin sahte olduğunun mahkeme veya resmî makam önünde ikrar edilmiş olması. (f)İfadesi karara esas alınan tanığın, karardan sonra yalan tanıklık yaptığının sabit olması. (g)Bilirkişi veya tercümanın, hükme esas alınan husus hakkında kasten gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunun sabit olması. (ğ)Lehine karar verilen tarafın, karara esas alınan yemini yalan yere ettiğinin, ikrar veya yazılı delille sabit olması. (h)Karara esas alınan bir hükmün, kesinleşmiş başka bir hükümle ortadan kalkmış olması. (ı)Lehine karar verilen tarafın, karara tesir eden hileli bir davranışta bulunmuş olması. (i)Bir dava sonunda verilen hükmün kesinleşmesinden sonra tarafları, konusu ve sebebi aynı olan ikinci davada, öncekine aykırı bir hüküm verilmiş ve bu hükmün de kesinleşmiş olması. (k)Kararın, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlali suretiyle verildiğinin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması veya karar aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvuru hakkında dostane çözüm ya da tek taraflı deklarasyon sonucunda düşme kararı verilmesi. (2)Birinci fıkranın (e), (f) ve (g) bentlerindeki hâllerde yargılamanın iadesinin istenebilmesi, bu sebeplerin kesinleşmiş bir ceza mahkûmiyet kararı ile belirlenmiş olması şartına bağlıdır. Delil yokluğundan başka bir sebeple ceza kovuşturmasına başlanamamış veya mahkûmiyet kararı verilememiş ise ceza mahkemesi kararı aranmaz. Bu takdirde dayanılan yargılamanın iadesi sebebinin, yargılamanın iadesi davasında öncelikle ispat edilmesi gerekir. " şeklindedir. Yargılamanın iadesi istemine konu olan İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/676 E., 2021/414 K. sayılı dosyasının incelenmesinde; ilk olarak İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/775 E., 2017/614 K. Sayılı dosyasında, davasının kabulü ile; 191.345,92 TL asıl alacak ve 364.486,86 TL faiz olmak üzere 555.832,78 TL esas alınarak davalının dayanak icra dosyasına itirazının iptaline, takibin devamına, birleşen dosyada davacı yanın alacak isteminin kabulü ile; 35.491,22 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiş, karar Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 2019/2239 Esas, 2020/3657 Karar sayılı ilamı ile, Danıştay 13. Hukuk Dairesinin 2008/2695 E. 2011/1385 E. sayılı kararı ile, geçiş dönemi tarife uygulamaları başlıklı 2.bölümün (B) bendinde yer alan ‘1.bölümde abone başına sabit ücret olarak belirlenen PSHB (perakende satış hizmeti bedeli) tarifesi geçiş döneminde tüketici tarifelerinin dengelenmesi bakımından kwh bazında belirlenmiştir’ şeklindeki düzenleme iptal edilmiştir. İptal kararı ile birlikte elektrik dağıtım şirketleri tarafından tüketilen kwh bazında nispi olarak tahsil edilen PSHB’nin(perakende satış hizmet bedeli) yasal dayanağı ortadan kalkmıştır. Bu nedenle de mahkemece, davalının sayaç okuma bedellerini kwh bazında nispi olarak tahsil etmesi neticesinde maktu alınan ücretle arasındaki fark kadar zenginleştiği, ancak zenginleşmenin davacı aleyhine değil doğrudan tüketici aleyhine olduğu, davacı aleyhine bir zenginleşmenin olmadığı, davacının bu bedeli tüketiciye ödediğine ilişkin bir iddia da ileri sürülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, kabulüne dair ilk derece mahkemesi kararı ile bu karara karşı istinaf isteminin reddi kararı usul ve yasaya aykırı görülmüştür gerekçesiyle bozulmuştur. Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda, İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/676 Esas, 2021/414 Karar sayılı kararı ile, Danıştay 13. Hukuk Dairesinin 2008/2695 Esas, 2011/1385 Karar ile ortadan kalktığından davalının sayaç okuma bedellerini kwh bazında nispi olarak tashih etmesi neticesinde maktu alınan ücretle arasındaki fark kadar tüketici aleyhine zenginleştiği, davacı aleyhine bir zenginleşme olmadığı anlaşılmakla davacının bu bedelin tüketiciye ödendiğine ilişkin bir iddiası da olmadığından davanın reddine karar verilmiş, söz konusu karar Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2020/203 Esas, 2023/231 Karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleşmiştir. Davacı, yargılamanın iadesi talep edilen dosyada Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin aynı konuya ilişkin olarak vermiş olduğu aynı yöndeki Yargıtay (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesinin 10.06.2020 tarihli ve 2020/418 Esas, 2020/2006 Karar sayılı bozma kararına karşı, Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 03.11.2020 tarih 2020/467E., 2020/567K. sayılı kararıyla direnme kararı verilmiş olması sebebiyle dosya Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun gündemine taşındığı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17.05.2023 tarih 2021/(23)6-547E. 2023/471K. sayılı kararı ile direnme kararının yerinde olduğuna karar verildiği, Mahkemece görülen ve kesinleşen dava ile aynı konuda verilen ve kesinleşen kararlar çerçevesinde yeniden yargılama yapılması gerektiği talep edilmişse de, söz konusu dosyada, davacının bu dosyanın davacısı, davalının ... A.Ş. olduğu görülmüştür. Somut uyuşmazlıkta, davacı tarafça, dava konusu ile birebir aynı konuya ilişkin olarak açılan Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17.05.2023 tarih 2021/(23)6-547E. 2023/471K. sayılı kararında davalı tarafça fazladan tahsil edilen tutarın bir sonraki ödeme dönemine ait bedelden mahsup edileceği de kararlaştırıldığından, davacının ... onayı olmadan iletim sistem kullanım bedelinde yapılan artış üzerine fazladan ödediği bedeli davalıdan talep etmekte haklı olduğu sonucuna varıldığı, müvekkil şirketin dava konusu edilen bedeli davalıdan talep etme imkanı olduğu Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun kesin hükmü ile ortaya konulduğu, dolayısıyla dava konusu uyuşmazlığın esasına ilişkin olarak Yargıtay'ca verilen ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun kararı ile kesinleşen içtihat karşısında işbu uyuşmazlık kapsamında yerleşik içtihatta değişikliğe gidilmiş olmasının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 375. Maddesinin 1. fıkrasının ğ bendinde "Karara esas alınan bir hükmün, kesinleşmiş başka bir hükümle ortadan kalkmış olması." şeklinde sayılan yargılamanın iadesi sebebi olduğunun kabulü gerektiği belirtilerek yargılamanın iadesi talebinde bulunulmuştur. Mahkemece verilen hükme karşı başvurulan temyiz kanun yolu incelemelerinde davacı tarafından söz konusu Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 03.11.2020 tarih 2020/467E., 2020/567K. Sayılı kararı ve yargılamanın iadesi istemine konu hususlar ileri sürülmüş olup, artık bu iddiaların yeniden yargılamanın yenilenmesine konu edilmesi mümkün olmadığı gibi, aynı konuda farklı mahkemelerce farklı kararlar verilmesinin yargılamanın iadesi sebepleri arasında yer almadığı gibi, yargılamanın iadesi sebepleri arasında sayılan, karara esas alınan bir hükmün, kesinleşmiş başka bir hükümle ortadan kalktığı, dava sonunda verilen hükmün kesinleşmesinden sonra tarafları, konusu ve sebebi aynı olan ikinci davada, öncekine aykırı bir hüküm verilmiş ve bu hükmün de kesinleşmiş olması şartlarının da somut olayda oluşmadığı, davacı tarafça ileri sürülen nedenlerin yasada sınırlı sayıda belirlenen yargılamanın iadesi nedenlerinden olmadığı anlaşılmakla ilk derece mahkemesince davacı yargılamanın iadesi talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 615,40 TL harcın, alınması gerekli olan 732,00 TL harçtan mahsubu ile eksik 116,60 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.09/07/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/464, K. 2026/1440, T. 09.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-464-e-2026-1440-k-deb19d29d8e1