Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1973 E. 2026/1226 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/1973
Karar No
2026/1226
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2023/1973 KARAR NO : 2026/1226

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 31/12/2018 (Asıl Dava) - 22/06/2023 (Karar) NUMARASI : 2018/715 Esas - 2023/589 Karar DAVA : Maddi ve Manevi Tazminat (Ölüm Sebebiyle Açılan) BİRLEŞEN İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN 2019/826 ESAS VE 2019/896 KARAR SAYILI DOSYASI: TARİHİ : 12/04/2019 (Birleşen Dava) - 22/06/2023 (Karar) DAVA : Maddi Tazminat (Ölüm Sebebiyle Açılan) BAM KARAR TARİHİ : 01/07/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 01/07/2026

İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/715 Esas-2023/589 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: ASIL DAVA: Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ...'nin sahibi olduğu ve kullandığı ... plakalı araca diğer davalı ....'nun sevk ve idaresindeki ... plakalı tırın çarpması nedeniyle 30/08/2018 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucunda, müvekkilinin tek evladı olan ....'nin vefat ettiğini, kaza anında müteveffanın davalı ...'nin yönetimindeki aracın arka koltuğunda seyir halindeyken, iddiaya göre sürücünün tuvalet ihtiyacını gidermek için yolun sağında durduğu sırada arkadan gelen tırın çarpmasıyla elim kazanın meydana geldiğini, kamu davası İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2018/451 Esas sayılı dosyasıyla halen derdest olup kazanın oluşumunda davalılar ... ile diğer sürücü ....'nun tamamen kusurlu olduğunun ve yolcu olarak bulunan müteveffanın ise hiçbir kusurunun bulunmadığının soruşturma sırasında alının raporlardan anlaşıldığını, müteveffanın kaza tarihinde henüz 20 yaşında, bekar, Bornova Anadolu Meslek Lisesi'nde Çocuk Gelişimi ve Eğitimi bölümünden (anaokulu öğretmenliği) mezun olup, üniversite sınavına girmiş olduğunu, 4 yıllık bölüm tercihi yapacağı sırada meydana gelen kazada yaşamını kaybettiğini, müteveffanın son 7 yıldır babasının maddi ve manevi desteği olmaksızın annesi ile birlikte yaşadığını, müvekkilinin İstanbul'da yaşayan eşinden boşanmış olup hem annelik hem babalık yaptığını, tüm eğitim, yaşam ihtiyaçlarını tek başına karşıladığını, kızının çok istediği anaokulu öğretmenliğini yapması için kreş açmak üzere işyeri ruhsatı aldığını, aynı zamanda 4 yıllık üniversite eğitimi almasını sağlamak istediği sırada tek evladını bu elim kazada kaybettiğini, çektiği üzüntü nedeniyle psikolojik destek aldığını, ağır ilaçlar kullandığını, kazaya sebep olan davalıların oluşan maddi manevi zararın tamamı için müvekkiline karşı müteselsilen sorumlu olduklarını, araç sürücülerinin yanında ...(Almanya plakası) plakalı tırın ruhsat sahibi ve işleteni davalı ... A.Ş olup yeşil kart poliçesi ile sigortalı olduğundan yabancı plakalı araçların Türkiye'de karıştıkları kazalarda yasal hasım olan ... .'nun da davalı olarak gösterildiğini, diğer davalı.... A.Ş'nin ... plakalı aracın zorunlu trafik sigortacısı olduğunu, davalı sigorta şirketlerine başvuruları sonucunda önerilen maddi ve manevi tazminat miktarı, poliçe kapsamına ve günümüz ekonomik şartlarına göre çok düşük hesaplandığından ve destekten yoksun kalan kişinin sadece ölenin annesi olduğu da nazara alınmadığından teklifin kabul edilmediğini, herhangi bir ödeme alınmadığını, üzüntüyü dindirmek mümkün olmasa da bir nebze telafi edebilmek için manevi tazminat talep etmeleri de gerektiğini belirterek, ölenin tüm desteğinden yoksun kalan kişinin davacı müvekkili olduğunun tespiti ile 6100 sayılı yasanın 107.maddesi gereği fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla maddi tazminat olarak 50.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile 400.000,00 TL manevi tazminatın davalı .... A.Ş dışındaki davalılardan kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, ıslah dilekçesi ile maddi tazminat istemini 816.754,07 TL'ye çıkardığı anlaşılmıştır. BİRLEŞEN DAVA: Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 30/08/2018 tarihinde davacının kızı ....nin arka koltuğunda oturduğu park halindeki araca, davalı .... A.Ş'ye ait ... plakalı tır sürücüsünün çarpması sonucunda vefat ettiğini, davanın, müteveffanın desteğinden mahrum kalan davacı babanın destekten yoksun kalma tazminatı istemiyle açıldığını, davalı ....A.Ş'ye ait tırın sürücüsü .... ile müteveffanın içinde bulunduğu aracın sürücüsü ...'nin kusurlu hareketleri neticesinde meydana gelen zararın tamamının tazmininden bu iki davalının ve yanı sıra diğer davalıların da sorumlu olduğunu, kaza tespit tutanağına göre .... şeklindeki Alman plakalı aracın park halindeki ... plakalı araca çarptığını, ...'nun kusurlu olduğunun öğrenildiğini, aynı şekilde ...'nin de kusurlu olduğu tespitine yer verildiğini, kazada kusur durumlarını irdeleyen üç raporun tamamına göre her iki sürücü de kusurlu bulunmuşken müteveffa ....'ye ise bir kusur izafe edilmediğini, ayrıca İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 09/04/2019 tarihli kararıyla, her iki sürücünün de müteveffanın taksirle ölümüne sebebiyet verdiği kanısıyla sanıkların hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiğini, destek ....'ye Milli Eğitim Bakanlığı tarafından "Erken Çocukluk Eğitimi" dalında iş yeri açma belgesi verildiğini, bu belgede....'nin ustalık belgesine tanınan bütün haklara sahip olduğunu, Türkiye İstatistik Kurumu Kurumu tarafından hazırlanan "Kazanç Bilgisi Sorgulama Raporu"na göre Kasım/2014 döneminde okul öncesi eğitmeni - eğitimle ilgili profesyonel meslek mensubu bir kimsenin aylık brüt 3.737,00 TL ve yıllık brüt 44.882,00 TL ücret kazandığını, bir okul öncesi eğitim elemanının elde edebileceği gelirin tespiti amacıyla adlarını bildirecekleri tanıkların dinlenmesinin yanı sıra Milli Eğitim Bakanlığı Temel Eğitim Genel Müdürlüğü'nden de bilgi istenmesini talep ettiklerini, desteğin gelirinin bu veriler dikkate alınmak suretiyle belirlenmesi gerektiğini, kazaya sebebiyet veren .... plakalı aracın sigortacısı olan ....'un Türkiye'deki temsilcisi olan dava dışı ... A.Ş'ye başvurmaları üzerine sigortacı tarafından davacıya destekten yoksun kalma tazminatı olarak 23.906,24 TL'nin ödenmesinin teklif edildiğini, şifahi görüşmelerde davalı ...'nın kazada %25 kusurlu olduğu kabul edilerek uzman bir bilirkişi tarafından hesaplandığının belirtildiğini, borçluların kaza tarihi itibariyle temerrüde düştüğünü, kaza tutanağından uluslararası nakliyat işi yapan davalı ....A.Ş'ye ait .... plakalı tırda ilaç taşınmakta olduğunun anlaşıldığını, bu durumda tazminatın ... A.Ş'den ticari avans faiziyle tahsili gerektiğini, ... A.Ş dışındaki davalılar yönünden ise dava tarihinden itibaren yasal faizin hüküm altına alınmasını talep ettiklerini belirterek, fazlaya dair alacakları saklı kalmak üzere şimdilik, 10.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının 30/08/2018 tarihinden itibaren işlemiş ticari avans faiziyle beraber davalı .... A.Ş'den tahsiline, diğer davalılar yönünden tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla, 10.000,00 TL destek yoksun kalma tazminatının dava tarihinden itibaren işlemiş yasal faiziyle beraber ....A.Ş dışındaki davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, ıslah dilekçesi ile istemini 548.789,87 TL'ye çıkardığı anlaşılmıştır. ASIL VE BİRLEŞEN DAVALARA CEVAP: Davalı ... vekili asıl davaya cevap dilekçesinde özetle; açılan ceza davasının devam ettiğini, dolayısıyla ortada kesinleşmiş bir kusur oranı bulunmadığını, diğer davalı ....’nun gece boyunca uykusuz bir şekilde araç kullandığını, hem dörtlü sinyal lambaları hem de normal arka lambaları yanan ve emniyet şeridinde park halindeki müvekkilinin aracına çarpmak suretiyle kazaya meydan vermiş olup olayda müvekkiline izafe edilecek bir kusur bulunmadığını, davacının müteveffa kızının çalışmadığını, davacıya destek sağlamadığı gibi bilakis davacının müteveffaya maddi destek sağladığını, şayet yaşamış olsaydı da iş bulup bulamayacağı, bulsa bile evlenip aile yükümlülüğü altına gireceği vs. hususlar göz önüne alındığında davacı annesine maddi bir destek sağlayıp sağlamayacağının belli olmadığını, dolaysıyla davacının maddi tazminat talebinin maddi dayanaktan yoksun olduğunu, manevi tazminat talebine gelince; müvekkilinin de elbette böyle bir kazayı ve davacıya zarar gelmesini istemeyeceğini, ancak olayın bir kaza olduğunu, müvekkilinin tek amacının müteveffaya yardımcı olmak, uçak yolculuğu için havalimanına ulaşmasını sağlamak olduğunu, hal böyle iken zenginleşmeye sebep olacak yüksek miktarda manevi tazminat talep edilmesinin usul ve yasaya uygun olmadığını beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı .... vekili asıl ve birleşen davaya cevap dilekçesinde özetle; haksız fiile dayanan davalarda görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, ceza yargılamasının bekletici mesele yapılmasını, davanın derdest olmasının yanı sıra yargılamanın taraflarına izafe olunacak kusur oranlarının netleşmediğini ve bu husustaki çelişkilerin giderilemediğini, kaza tespit tutanağında .... plakalı tırı kullanan müvekkilinin asli kusurlu, diğer davalı ...’nin tali kusurlu görüldüğünü, savcılık soruşturma dosyasından alınan bilirkişi raporunda kusur oranları tam terse dönerek müvekkilinin tali kusurlu, diğer davalı ...’nin asli kusurlu görüldüğünü, İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nin raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi için İstanbul Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nden rapor almış olup bu raporun da çelişkiyi gideremediğini ve seçenekli olarak; kaza anında davalı ...'nin dörtlü lambaları yanıyor ise tali, yanmıyor ise asli kusurlu olduğuna kanaat getirdiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte, mahkemenin tazminata hükmetmesi halinde müteveffa ....'nin başkaca tazminat alacaklısı olup olmayacağının araştırılması gerektiğini, gerçekten müteveffanın davacıya desteği olup olmadığının, belli yaşa gelen insanların evlenmesi sebebiyle desteğin ne kadar süreyle devam edeceğinin araştırılması gerektiğini, müteveffanın 4 yıllık bir fakülte bitireceği anlatımı ve işyeri açma ruhsatı almasının farazi anlatımlar olup destek delillerle ispat olunması gerektiğini, emniyet kemeri takılmaması, gerekli önlemlerin alınmaması müteveffanın mütefarik kusuru bulunup bulunmadığı hususlarının araştırılmasını, manevi tazminat taleplerinin fahiş olduğunu, müvekkili ....’nun tır şoförlüğü yaparak hayatını idame ettirmekte olup yargılaması devam eden ceza dosyasından yaklaşık 5 aydır tutuklu olduğunu beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ..... A.Ş vekili asıl ve birleşen davaya cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin merkezi Antalya olup, Antalya Mahkemelerinin yetkili olduğunu, müvekkili şirketin kardeş şirketi olan ve Almanya’da bulunan ... Şirketine ait aracın, yeşil kart sigortası mevcut olup, sigortasının yapılmış olduğu Almanya sigorta firması olan ...'nın, Türkiye' de .. Şti. firmasını temsilci olarak atadığını, bu nedenle..... Şti’ne davanın ihbar edilmesini, kazanın ... plakalı araç sürücüsünün kusuru ile meydana geldiğini, .... plakalı aracın takograflarından görüleceği üzere kaza sırasında yolun sağından 30 km hızla seyir halinde iken, diğer araç sürücüsünün aracını emniyet şeridine almayarak, gece yarısı aracı sağ şeritte park halinde bırakarak dışarı çıkmasıyla kazanın meydana geldiğini, müvekkili araç sürücüsünün kusuru bulunmadığını,.... Şti.'nin ....’nin babasına manevi tazminat ödediğini, davacı anne ....’a da manevi ve maddi tazminat ödenmek istenmiş ise de kabul edilmediğini beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı .... vekili asıl davaya cevap dilekçesinde özetle; müvekkili büronun yabancı plakalı araçlardan Türkiye'ye girerken yeşil kart düzenlenmiş olanların Türkiye'de trafik kazasından kaynaklı ve kusur esasına dayalı olarak zararlarını ZMMS limitleri ve sorumluluk sınırları içerisinde giderdiğini, bu sebeple büronun sorumluluğunun, yeşil kart poliçesinin düzenlendiği tarihteki Türkiye'de mevcut ZMMS limitleri ile sınırlı olduğunu, davada yabancı plakalı aracın sürücüsünün kusurlu olduğunun belirlenmesi gerektiğini, desteğin kusurunun bulunması halinde (emniyet kemerinin takılı olmaması) sonucun ağırlaşmış olma ihtimali bulunduğunu, davacının desteğinin gelirinin tespiti gerektiğini, desteğin üniversite okuyacağı iddiası ile birlikte bu sürecin de bir maliyetinin olacağının aşikar olduğunu, bunun da hesaplamalarda dikkate alınmasını, davacıların elde ettikleri ya da edecekleri gelirlerin tazminat hesabından düşülmesini, müvekkilinin temerrüdünün söz konusu olmadığını, destek hesabı yapılıp davacıya iletilmiş olmasına rağmen davacının kabul etmediğini beyanla, davanın reddini talep etmiştir. Davalı .....vekili birleşen davaya cevap dilekçesinde özetle; müvekkili büronun, yabancı ülke Yeşil Kart Büroları ile yaptığı anlaşma çerçevesinde yabancı plakalı araçların Türkiye'de karıştıkları kazalarda şayet geçerli bir yeşil kart sigortaları mevcutsa Yeşil Kart Sigortacıları adına kusur esasına göre sebebiyet verilen üçüncü şahıs hasarlarını tedvir ettiğini, müvekkili büronun bu araçların sahip veya sürücüleri adına hareket etmeyip kaza tarihini kapsayan geçerli Yeşil Kart sigortaları olması halinde bu sigorta şirketi adına hareket ettiğini, bu durumda trafik kazası sonrası ortaya çıkan hasarlar için kusur esasına göre ve yabancı sigorta şirketine izafeten mali sorumluluk sigortası limit ve şartları çerçevesinde limit üstü ve trafik sigortası şartları dışındaki talepler için ise ancak yabancı sigorta şirketinin "ihtiyaren teminat vermesi halinde" müvekkili büronun sorumluluğunun doğduğunu, ... plakalı yabancı plakalı araç sürücüsü ....'nun kusur oranının belirlenmesi gerektiğini, yabancı plakalı araç sürücüsünün hiçbir kusuru bulunmaz ise davanın müvekkili kurumu yönünden reddi gerektiğini, davacının, gerçekten destekten yoksun kalıp kalmadığının tespitini, Sosyal Güvenlik Kuruluşundan bir tazminat alıp almadığının da tespitinin zaruret addettiğini beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı .... A.Ş vekili asıl ve birleşen davaya cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin yargı çevresinde bulunduğu İstanbul Anadolu Asliye Hukuk Mahkemelerinin davada yetkili olduğunu, davadan önce başvuru ve gerekli belgeleri ibraz etmenin zorunlu hale getirildiğinden davanın usulden reddi gerektiğini, davadan önce başvuruda bulunulduğunu, tazminat hesaplaması yapıldığını ve destekten yoksun kalma tazminatı ödemesi yapılmak istendiğini, ancak davacı tarafın ödemeyi kabul etmeden işbu davayı açtığını, davacıların, sigortalının kusurunu ve zararını usulen ispat etmesi gerektiğini, ceza davasının sonucunun bekletici mesele yapılması gerektiğini, davacıların öncelikle müteveffanın kendilerine destek olduğunu ispat etmeleri gerektiğini, TRH 2010 yaşam tablosu ve teknik faizin %1,8 olarak kullanılması gerektiğini, asgari ücretin nazara alınmasını, müvekkili şirketin ancak dava tarihinden itibaren yasal faizle sorumlu olduğunu, sorumluluğunun 360.000,00 TL poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, davacıların kaza sebebiyle elde ettiği gelir ve tazminatların mahsubunu, teminatın tek, hasar görenlerin birden fazla olması durumunda Karayolları Trafik Kanunu'nun 96.maddesi gereğince teminatın paylaştırılması gerektiğini, 2 ayrı zarar gören bulunduğunu, ancak her iki zarar için poliçede tek bir bedeni kişi başına teminatı bulunduğunu, proporsiyon yapılması gerektiğini, müteveffanın müterafik kusurunun bulunduğunu, emniyet kemerini takmadığının anlaşıldığını, tazminat hesabında hatır için taşınması nedeniyle asgari %25 oranında indirim uygulanmasını beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İhbar olunan .... Şti. vekili beyan dilekçesinde özetle; bahsi geçen yabancı sigorta şirketi adına ...'nun zaten muhatap gösterildiğini, bu nedenle müvekkili açısından ihbarın hukuki dayanağının olmayacağını, araç sürücü olmadığını, sahibi olmadığını, poliçe düzenleyen şirket olmadığını, uzun süreli kiralayan olmadığını, yasalar ile TMTB gibi sorumlu kılınan şirket olmadığını, bu sebeple müvekkili hakkındaki başvurunun husumet yokluğu nedeniyle reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece, "....Tüm dosya kapsamının değerlendirilmesinde; davaya konu 30.10.2018 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucunda ... plakalı araçta yolcu olarak bulunan asıl ve birleşen dosya davacılarının kızı ....'nin vefat ettiği, İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2018/451 Esas-2019/147 Karar sayılı dosyasında yapılan yargılamada davalı ...'nin yönetimindeki ... plakalı aracın dörtlü ikaz ışıklarının yanmadığının kabul edildiği, bu hususun maddi vakıa olduğu, kaza sonucu düzenlenen trafik kazası tespit tutanağındaki tespitlerin aksinin kanıtlanmadığı, bu hale göre kazanın oluşumunda davalı ... plakalı araç sürücüsü ...'nin %75 oranında, ..... plakalı araç sürücüsü ...'nun %25 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, hesap bilirkişisi tarafından asıl dosyada davacı olan annenin destekten yoksun kalma zararının 816.754,07 TL, birleşen dosyada davacı baba için destekten yoksun kalma zararının 548.789,87 TL olarak hesaplandığı, ...'nin kullandığı aracın kaza tarihi itibariyle trafik sigorta poliçesinin davalı .... . A.Ş şirketi nezdinde düzenlendiği, davalı ....'nun kullandığı aracın malikinin davalı ... AŞ olduğu ve .....'nun 28/11/2019 tarihli cevabi yazısında ...-... isimli yeşilkart sigorta şirketinin ... plakalı araç için kaza tarihini kapsayan geçerli bir yeşilkartın varlığına ilişkin onayının bulunduğunu bildirdiği, dosyaya gönderilen sigorta poliçesinden ... plakalı aracın kaza tarihinde Almanya'daki ...-... şirketince düzenlenen sigorta poliçesinin bulunduğu, şahıs ve mal varlığı hasarları için götürü teminatın100 milyon Euro olduğu, poliçede manevi tazminata yönelik bir teminatın bulunmadığı, ...'nun Çalışma Esas ve Usulleri Hakkındaki 26.10.1991 gün ve 21033 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan Yönetmeliğin 'Büronun amacı' başlığını taşıyan 5. maddesinin 3. bendi uyarınca yurt dışında sigortalanmış bulunan ve geçerli olan sigorta sertifikası taşıyan motorlu kara taşıt araçları sahipleri veya sürücüleri tarafından Türkiye'de sebebiyet verilmiş hasarların doğrudan doğruya idare ve ödenmesi hususundaki işlemleri yapmanın büronun amaçları arasında sayıldığı, ....'nun Türkiye'de yerine getirilmesi gereken görevlerin Bürolar Konseyi İç Tüzükte tespit edildiği, iç tüzüğün 3/5.maddesi kapsamında büronun özel bir anlaşması bulunması ya da yabancı sigorta şirketinin kaza yerindeki ZMM Sigortasından daha geniş teminatlar vermesi halinde limiti aşan tazminattan sorumlu olacağı, davalı ..... nun birleşen dosyaya verdiği cevap dilekçesinde, yabancı plakalı aracın sebebiyet verdiği trafik kazası sonrası ortaya çıkan hasarlar için yabancı sigorta şirketine izafeten mali sorumluluk sigortası limit ve şartları çerçevesinde limit üstü ve trafik sigortası şartları dışındaki taleplerin ise ancak yabancı sigorta şirketinin ihtiyaren teminat vermesi halinde büronun sorumluluğunun doğduğunun belirtildiği, kazaya karışan ..... plakalı aracın kaza tarihini kapsayan geçerli bir sigorta poliçesinin Almanya'daki sigorta şirketi tarafından düzenlendiği ve teminat limitinin 100 Milyon Euro olduğu nazara alındığında davalı ....'nun ZMMS limitini aşan ve bilirkişi raporuyla hesaplanan destekten yoksun kalma tazminat miktarından sorumlu olduğu, KTK 88. maddesi, TBK 61/62 ve 162/163. maddeleri kapsamında davalıların oluşan zararın tamamından müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları, müteselsil sorumluluğun yasadan kaynaklanan bir sorumluluk türü olup TBK'nın 'borçluların sorumluluğu' başlığını taşıyan 162/1. maddesine göre; 'Alacaklının borcun tamamının veya bir kısmının ifasını dilerse borçluların hepsinden, dilerse yalnız birinden isteyebileceği' aynı maddenin 2. fıkrasında 'Borcun tamamı ödeninceye kadar bütün borçluların sorumluluğunun devam edeceği' nin hükme bağlandığı, asıl ve birleşen dosyada davacıların davalılardan müteselsilen tahsil talep ettiği, müteselsil sorumlulukta borçluların kural olarak her birinin borcun tamamından sorumlu olduğu, kusur oranlarının taraflar arasındaki iç ilişkide rücu bakımından önemli olduğu, kazada vefat eden ....'nin emniyet kemeri takmadığı hususunun sübut bulmadığı, ... plakalı araçta hatır taşıması nedeniyle yolcu olarak bulunduğu, bu nedenle davalı ...'nin kullandığı araç yönünden %20 hatır taşıma indirimi yapılması gerektiği, davalı.... A.Ş'nin kaza tarihi itibariyle teminat limitinin kişi başı 360.000 TL olup garame hesabı yapılması gerektiği belirlenerek, asıl davada maddi tazminat talebinin 816.754,07 TL üzerinden, davalı ... yönünden %20 hatır taşıması indirimi nedeniyle sorumluluk sınırı 653.403,25 TL, davalı .... A.Ş'nin garame hesabı sonucu sorumluluk sınırı 215.321,87 TL ile sınırlı olmak kaydıyla; birleşen 2019/826 Esas sayılı dosya yönünden ise; davanın 548.789,87 TL üzerinden, davalı ... yönünden %20 hatır taşıması indirimi nedeniyle sorumluluk sınırı 439.031,89 TL, davalı .... A.Ş'nin garame hesabı sonucu sorumluluk sınırı 144.678,13 TL ile sınırlı olmak kaydı ile kabulü; asıl dosyada manevi tazminat talebi yönünden KTK'nın 92/1-f maddesi uyarınca manevi tazminatın ZMMS'nın sağladığı teminatın dışında olduğu, dosyaya gönderilen yabacı sigorta şirketi poliçesinde manevi tazminata ilişkin bir düzenlemenin bulunmadığı, bu nedenle .... hakkındaki manevi tazminat talebinin reddi gerektiği; davalılar ..., ... A.Ş ve ... hakkındaki manevi tazminat talebi yönünden davaya konu kaza tarihinde davacı annenin 20 yaşındaki kızının vefat ettiği, manevi tazminatın zarara uğrayanın manevi huzurunu gerçekleştirecek nitelikte bulunması gerektiği, dava konusu kazanın oluş şekli, tarafların sosyal ekonomik durumları, paranın satın alma gücü nazara alındığında davacının manevi huzurunun gerçekleşmesi yönünden manevi tazminat talebinin 200.000,00 TL' üzerinden kısmen kabulü, fazlaya ilişkin talebin reddi gerektiği sonucuna ulaşılarak, sonuç olarak; ASIL DAVADA, MADDİ TAZMİNAT TALEBİ YÖNÜNDEN DAVANIN KABULÜ İLE, 816.754,07 TL' nin (davalı ...'nin sorumluluk sınırı 653.403,25 TL, davalı ... A.Ş'nin sorumluluk sınırı 215.321,87 TL ile sınırlı olmak kaydıyla) davalı ..., .... ve .... A.Ş'den 30/08/2018'den itibaren; davalı ... A.Ş'den 04/10/2018'den itibaren, davalı ....ndan 27/11/2018' den itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, MANEVİ TAZMİNAT YÖNÜNDEN DAVANIN KISMEN KABULÜ İLE, 200.000,00 TL manevi tazminatın 30/08/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ...,.... ve.... A.Ş'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, FAZLAYA İLİŞKİN TALEBİN VE ... HAKKINDAKİ MANEVİ TAZMİNAT TALEBİNİN REDDİNE, BİRLEŞEN 2019/826 ESAS SAYILI DOSYA YÖNÜNDEN; DAVANIN KABULÜ İLE, 548.789,87 TL nin (davalı ...'nin sorumluluk sınırı 439.031,89 TL, davalı .... A.Ş'nin sorumluluk sınırı 144.678,13 TL ile sınırlı olmak kaydıyla) davalı .... A.Ş'den 30/08/2018'den, diğer davalılardan dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine...." şeklinde karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: ASIL DAVADA DAVACI VEKİLİ TARAFINDAN, "...Vefat eden kızının desteğinden yoksun kalan yegane kişinin davacı anne olup, birleşen dosya davacısı olan babanın davasının reddi gerektiğini, baba tarafından açılan davanın MK’nın 2.maddesi anlamında bir hakkın açıkça kötüye kullanılması olduğunu, şöyle ki; birleşen davacının, eşiyle boşandıktan sonra vefat eden kızı ile irtibatını kestiğinı, kızına maddi ve manevi desteğinin bulunmadığını, müvekkili davacı annenin kızına hem annelik hem babalık yaptığını, kızını okuyup meslek sahibi olması için tek başına mücadele ettiğini, murisin vefatından uzun zaman önce babasıyla görüşmediğini ve küs olduklarını, babanın evladını arayıp sormadığını, yaşanan acı olay sonrası kötü niyetle hareket ederek sigorta şirketlerinden tazminat alıp dava açtığını, destekten yoksun kalma tazminatındaki yasa ve Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarına göre amacın; destekten yoksun kalan kişilerin mirasçı olsun ya da olmasın murisin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunması olduğunu, hesap bilirkişisinin raporunda maddi zararın hatalı ve düşük hesaplanmış olup, itirazlarının nazara alınmadığını, tazminat hesaplarında olay gününden başlayarak hüküm verilmesine en yakın güne kadar bilinen kazanç unsurları üzerinden değerlendirme yapıldığını, eksik inceleme neticesinde hesaplanan düşük değerlere göre karar verildiğini, olay gününden başlanarak hüküm verilinceye kadar yürürlüğe konulan tüm asgari ücretlerin hesaplamada gözetilmesi gerektiğini, müvekkilinin rahmetli kızının kreş ve çocuk eğitimi konusunda kurs bitirerek bu alanda bir süre çalıştığını, üniversite sınavlarına girdiğini ve eğitimine devam etmeyi amaçladığını, öncelikle müteveffanın mesleki anlamda Milli Eğitim Müdürlüğü’nden emsal ücret ve/veya kazanç araştırması yapılması, bilahare yıllık asgari ücretlerdeki artışların ayrı ayrı hesaplanarak karar tarihine en yakın tazminatın hesaplanması gerektiğini, hesap raporunda asgari ücrette yıl içerisinde yapılan artışların dikkate alınmadığını, en son 01.07.2023 tarihinde yürürlüğe giren asgari ücret tutarının beklenmediğini, emsal ücret ve kazanç araştırması yapılmadan karar verilmesinin hatalı olduğunu, belirlenen manevi tazminatın çok düşük olduğunu, dava dilekçelerinde 400.000,00 TL manevi tazminat talep edildiğini, mahkemece 200.000,00 TL’ye hükmedildiğini, müvekkilinin hayattaki tek destekçisini kaybettiğini, davalı taşıma şirketinin tır filosuna sahip Türkiye'de faaliyet gösteren öncü firmalardan olduğunu, ayrıca kazaya karışan yabancı aracın sorumluluk sigorta poliçe kapsamı (150 Milyon Euro olduğu) nazara alındığında müvekkiline ödenmesine karar verilen maddi ve manevi tazminatın düşüklüğünün açıkça görüldüğünü..." beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir. ASIL VE BİRLEŞEN DAVADA DAVALI ..... A.Ş. VEKİLİ TARAFINDAN, "...Mahkemenin müştereken – müteselsilen olarak verdiği kararında; diğer araç sürücüsü ... %75 kusurlu iken kusuru oranında tazminattan sorumlu tutulduğunu, müvekkili davalı ve araç sürücüsü ise %25 kusurlu olmasına rağmen tüm tazminattan sorumlu tutulduğunu, kazaya karışan araç sürücülerinin bir kısmının kusuruna göre tazminattan sorumlu tutulmasına, diğer sürücü ve aracın malikinin ise tazminatın tamamından sorumlu tutulmasına şeklinde verilen kararın hakkaniyete aykırı olduğunu, bilirkişi raporlarına itirazlarının dikkate alınmadığını, eksik inceleme neticesinde, fahiş değerlere göre karar verildiğini, itirazlarının sadece raporda belirtildiğini, fakat hiçbir şekilde cevaplanmadığını, müteveffanın tazminat hesabına esas alınabilecek kazancı ile ilgili herhangi bir somut delilin dosyaya sunulmamasına rağmen asgari ücretin 1,5 katı esas alınarak hesaplandığını, meslek lisesi mezunu müteveffanın lise mezunu olmasına göre hesaplama yapılması gerekirken, üniversite mezunu bir öğretmenle aynı gelir düzeyinde tutulması ve bu doğrultuda hesap yapılması hatalı olup, varsayıma dayalı olarak yapılan hesaplamalara itirazlarının değerlendirilmediğini, bu hususta ispat yükü davacıda olup, buna ilişkin bir delil sunulmadığının bilirkişi tarafından da belirtildiğini, rapor kendi içinde çelişkili olup, bu rapor doğrultusunda hükmedilen tazminat miktarlarının da fahiş ve hatalı olduğunu, günümüz ekonomisinde çalışan kişiler kendi ihtiyaçlarını (temel ihtiyaçlarını) dahi zor karşılar durumda iken, müteveffanın ailesine belirtilen oranlarda yardım edebileceğine dair yaptıkları itirazların değerlendirilmediğini, ayrıca, dinlenen tanıklardan; müteveffanın babası ile hiç bağlantısı yokken, babasının kızına yönelik hiçbir maddi – manevi desteği bulunmazken, kendisiyle görüşmeyen arayıp sormayan bir baba için verebileceği bir desteğin kabulü ile verilen kararın hatalı olduğunu, yine, bilirkişinin hesaplamalarında evlilik belirtilmiş ise de bu evlenme sürecinde masraflar, kız tarafının alacağı eşyalar için yapılacak masrafların da hiç göz önüne alınmadığını, bilirkişinin sadece geliri hesap etmiş olup, hiçbir giderin hesaplamada bulunmadığını, babanın boşanmadan sonra, kızının yaşamında hiçbir katkısı olmadığını, kızının ölümünden kendine fayda çıkarmaya çalışan davacı babanın kızından destek alması yönündeki kararın hatalı olduğunu..." beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Asıl dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle DYKT ve manevi tazminat, birleşen dava ise yalnızca DYKT istemine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; yukarıda yazılı gerekçelerle asıl davanın kısmen kabulüne ve birleşen davanın kabulüne karar verildiği, karara karşı asıl dava davacısı .... vekili ve asıl/birleşen davalı .. .A.Ş vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. Asıl/birleşen dava davalılarından .... da istinaf dilekçesi sunmuş ise de, eksik istinaf harçlarının ikmali için mahkemece çıkarılan muhtıranın tebliğine rağmen harç eksikliğini gidermediğinden mahkemenin "istinaf başvurususun yapılmamış sayılmasına" dair ek karar verdiği, bu ek kararın tebliğine rağmen ek karara yönelik herhangi bir istinaf isteminde bulunulmadığı anlaşılmıştır. Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; asıl dava davacısı ve birleşen dava davacısının kızları olan müteveffanın 20 yaşında olup, davalı ...'nin sevk ve idaresindeki aracın arka kısmında yolcu olduğu, havaalanına gitmekte olan davalı...'in tuvalet molası vererek aracını yolun sağ şeridinde bıraktığı sırada, diğer davalı .... sevk ve idaresindeki tırın davalı...'in sağ şeritte içinde müteveffa ve bu davalının kendi kızının bulunduğu araca arkadan çarpması suretiyle kazanın meydana geldiği, kazada müteveffanın araçta sıkıştığı ve çıkarıldıktan sonra kaldırıldığı hastanede vefat ettiği, destekten yoksun kalan anne davacının asıl davayı, müteveffanın babası olan davacının da DYKT talebiyle birleşen davayı açtığı, asıl dava davacısı annenin ayrıca manevi tazminat da talep ettiği anlaşılmaktadır. Kusur bakımından yapılan değerlendirmede; mahkemece alınan kusur raporu ve ceza mahkemesinin benimsediği kusur ve maddi olgulara göre, davalı ... %75, davalı ... %25 kusurlu olup, bu hususta bir çelişki olmadığı gibi, tarafların bu konuda bir istinaf itirazları da olmadığı görülmekle, kusur durumunun bu şekilde netleştiği anlaşılmıştır. Bununla birlikte mahkemenin, isabetli şeklide kusur oranlarına göre değil, müteveffa yolcu olup davalılar da müteselsil sorumlu konumunda olduklarından, tüm tazminat tutarına göre değerlendirme yaptığı, bununla birlikte mahkemece hatır taşımasına dayalı indirim ve poliçe limitlerine göre hükmedilen tutarlarda farklılık oluştuğu anlaşılmıştır. Bahse konu bu hükmedilen miktarlarda ortaya çıkan farklılık, davalı ....A.Ş vekili tarafından açıkça istinafa konu edilmiş ve yine asıl davacı vekilinin tazminatın az olduğuna dair itirazı kapsamında da değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmış olmakla, bu hususta ayrıca yapılan değerlendirmede; mahkemece, hesaplanan tazminat tutarı üzerinden davalı ... yararına %20 hatır taşıması indirimi uygulandığı anlaşılmaktadır. Hatır taşıması konusu, yalnızca müteveffanın yolcu olarak bulunduğu araç olan davalı ....'in aracı ve onun trafik sigortacısı olan davalı ... AŞ bakımından gündeme getirilebilecek bir husus olup, müteveffanın taşındığı araçla bağlantısız olan diğer davalılar yararına bu yönde tazminatta bir indirim uygulanamayacağı açıktır. Bununla birlikte, hatır taşıması indiriminin uygulanması için, müteveffanın araçta hatır için taşınmakta olması yeterli olmayıp, davalı tarafça bu yöndeki def'inin açıkça ve süresinde ileri sürülmesi de gerekmektedir. Bu doğrultuda davalı ...'nin cevap dilekçesi incelendiğinde; açıkça hatır taşıması indirimi uygulanmasına dair talepte bulunmamış olduğu anlaşılmakla, mahkemece bu davalı yararına re'sen %20 hatır taşıması indirimi uygulanması hatalı olmuş, taraf vekillerinin bu yöndeki itirazının kabulü ile mahkeme kararının kaldırılması gerekmiştir. Davalı .... AŞ süresinde verdiği cevabında hatır taşıması indirimi talebini açıkça belirtmiş ise de, anılan davalının teminat limiti zaten 360.000-TL olup, toplam hesap edilen DYKT tutarlarına göre bu yönde indirim yapılması poliçe limitine göre bu davalının sorumluluğunda bir değişiklik doğurmayacaktır. Zira, poliçe limitinden değil, toplam hesaplanan tazminattan bu indirim yapılmakta olup, mahkemece de usule uygun şekilde bu davalının poliçe teminat limitini yine 360.000-TL üzerinden değerlendirilmiş olduğu, asıl ve birleşen davacılar anne ve babanın her ikisi için tazminat hesabı yapıldığından ve poliçe limiti her ikisinin hesap edilen destekten yoksun kalma tazminat tutarlarını karşılamaya yetmediğinden, garameten paylaşım hususuna da dikkat ederek yapılan aktüer hesabında ve mahkemece de davalı sigorta şirketi yönünden bu tutarın hükme esas alınmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Davacı taraflar, müteveffanın çocuk gelişimi ve eğitimi bölümüne dair meslek lisesi mezunu olup, üniversite sınavına da girdiğini, 4 yıllık üniversite tercihi yapacağı sırada bu kazanın meydana geldiğini, anaokulu öğretmenliği yapabilmek için Milli Eğitim Bakanlığından kreş açmak için işyeri ruhsatı da almış olduğunu ileri sürerek buna dair diploma ve işyeri açma belgesini sunmuştur. Mahkemece aktüer bilirkişiden alınan 09.03.2023 tarihli ek rapora göre hüküm tesis edilmiş olup, müteveffanın esas alınan gelirine ilişkin olarak hem asıl dava davacısının hem de asıl/birleşen davalı.... A.Ş vekilinin istinafa geldiği görülmektedir. Aktüer bilirkişi, müteveffanın gelirinin asgari ücretin 1,5 katı olabileceği varsayımı ile hesaplama yapmış olup, bu hususta mahkemece emsal gelir araştırması yapılmadığı, müteveffanın diploması ve elinde mevcut olan işyeri açma belgesine, mesleki kıdem, eğitim durumu ve yaşına göre elde edebileceği gelir durumunun ilgili kurum ve meslek kuruluşlardan araştırılmadığı, milli eğitim müdürlüğünden bu belgeler ile açabileceği işyerinin (üniversite mezunu olmaksızın) niteliğinin ve muhtemel kazancının araştırılmadığı, bilirkişinin birleşen davacı vekilinin sunduğu 2014 tarihli bir Tüik belgesine göre yaptığı yoruma göre asgari ücretin 1,5 katı şeklinde farazi bir oran belirlemiş olduğu görülmekle, bu kabul doğru görülmemiştir. Eksik inceleme ile karar verilemez. Asıl davacının delilleri arasında açıkça emsal gelir araştırması da bulunmakta olup, kaldı ki dosyadaki tarafların iddia ve savunmaları kapsamında mahkemece zaten bu hususun araştırılması gerekmektedir. Mahkemece tüm bilgi ve belgeler, yazı cevapları eksiksiz toplandıktan sonra, gerekirse bu meslek alanıyla ilgili uzman bir bilirkişi de heyete eklenerek yapılacak tazminat hesabı ile varılacak sonuca göre bir karar verilmesi, buna ilaveten; müteveffanın üniversite sınav sonucunu beklemekte iken vefat ettiğine dair iddialar bakımından, sözkonusu sınav sonucunun araştırılarak, üniversite okuyup okumayacağının belirlenip, bunun sonuca etkisi de tartışılmak suretiyle bir karar verilmek üzere mahkeme kararının kaldırılması gerekmiştir. Müterafik kusur bakımından yapılan değerlendirmede; yolcu konumundaki müteveffanın emniyet kemeri takıp takmadığının kaza tutanağında belirsiz olarak işaretli olduğu, kaldı ki dosya kapsamı itibariyle müteveffanın araçta sıkıştığı da sabit olmakla, mevcut veriler ışığında müterafik kusur indirimi uygulanmaması yönündeki mahkeme kararında hukuka aykırı bir yön görülmemiştir. Manevi tazminata ilişkin olarak yapılan değerlendirmede; asıl dava davacısı ve asıl dava davalısı .... . A.Ş vekili bu hususu istinafa getirmiş olmakla, talebin 400.000-TL olmasına ve mahkemece hükmedilen tutarın 200.000-TL olmasına, olayın oluş şekline, müteveffanın yolcu konumunda olup kazada kusursuz olmasına, yaşına, asıl dava davacısının tek çocuğu olmasına, tanık beyanlarına, davalı tarafların dosyaya yansıyan ekonomik durumlarına ve tüm dosya kapsamına göre, mahkemece hüküm altına alınan tutarın bir miktar az olduğu kanaatine varılmakla, kararın asıl dava davacısı vekilinin istinaf itirazının kabulü ile kaldırılmasına, davalı ... . A.Ş vekilinin bu yöndeki itirazının ise reddine karar verilmiştir. Yine, Anayasa Mahkemesinin 2024/29 E. - 2024/226 K. sayılı kararı (RG-14/03/2025) ile ayrıca 08.01.2026 tarihli ve 33131 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tarife gözetilerek, kısmen reddedilen manevi tazminat tutarları bakımından asıl davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmemesi gerekmekle, mahkemece yeniden tesis edilecek hükümde buna da dikkat edilmesi gerektiği açıktır. Ayrıca, asıl davacı vekilinin manevi tazminata dair istinaf itirazının şu yön itibariyle de kabulü gerekmiştir: Mahkeme, davalı .... bakımından manevi tazminat istemini reddetmiş olup, dosya kapsamına, özellikle bu davalının birleşen davaya verdiği cevap dilekçesi ve 30.03.2022 tarihli müzekkere cevabı içeriğine göre, yurtdışı sigorta şirketi ihtiyari bir mesuliyet tutarı belirlediğinde zorunlu mesuliyet tutarının yanısıra ihtiyari mesuliyete dair bu tutarların da esas alınacak olduğu anlaşılmakla, mahkemece bu hususun da değerlendirilmesi gerektiği açıktır. Bu kapsamda, davalı .... A.Ş grup şirketlerine ait tıra ilişkin olarak yurtdışındaki sigortacısı tarafından "100 milyon Euro şahıs zararı" adı altında teminat içeren poliçe düzenlenmiş olduğu, dosyaya sunulu mevcut poliçe evrakında maddi-manevi ayrımına dair bir kloz gözükmediği, ayrıca davalı ....nun da, yabancı bu sigorta şirketinin Türkiye'deki temsilcisi olan ihbar olunan .... Şirketi ile birlikte hareket ettiğine dair beyanlarının yanısıra, hasar dosyasının da bu şirket tarafından mahkemeye gönderildiği, buna göre özellikle, birleşen davacı babaya bu şirket tarafından poliçe kapsamında "75.000-TL manevi tazminat" da ödenmiş olması karşısında, davalı ..... bakımından asıl davacının manevi tazminat talebine ilişkin ilgili poliçe kapsamındaki sorumluluğun şüpheye yer bırakılmaksızın belirlenmesi gerekli görülmekle, kararın bu yön itibariyle de kaldırılması gerekmiştir. Yapılan hesaplamada usule uygun şekilde TRH-2010 Yaşam Tablosuna göre tazminat hesabı yapılmış olup, davalı tarafın 1,8 teknik faiz uygulanması gerektiğine dair itirazının reddi gerekmiştir. Asıl dava davacısı vekilinin, müteveffanın babasıyla irtibatı olmayıp annesi olan davacı tarafından yetiştirilmesi nedeniyle birleşen dava davacısına DYKT verilmemesi gerektiğine dair itirazının da, "farazi destek" ilkesine göre anne-babaya çocukların destek olacağına dair kabul gereği reddi gerekmiştir. Mahkemece yeniden yapılacak yargılama sonucunda verilecek kararda, istinafa gelen-gelmeyen taraflar ile istinafa getirilen itiraz kapsamlarına göre, tarafların usuli müktesep haklarının korunmasına dikkat edilerek yeniden hüküm tesis edilmesi gerekeceği de muhakkaktır. Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; asıl dava davacısı ..... vekilinin ve asıl/birleşen davalı .... A.Ş vekilinin istinaf itirazlarının kısmen kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK 353/1-a-6. madde uyarınca kaldırılarak dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Asıl dava davacısı .... vekilinin ve asıl/birleşen davalı .... A.Ş vekilinin istinaf itirazlarının KISMEN KABULÜ ile; İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/715 Esas - 2023/589 Karar sayılı kararının HMK 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Asıl dava davacısı .... vekilinin ve asıl/birleşen davalı ....A.Ş vekilinin SAİR İSTİNAF İTİRAZLARININ AYRI AYRI REDDİNE, 4-İSTİNAF AŞAMASINDA; a-Asıl dava davacısı ... tarafından yatırılan 269,85 TL istinaf karar harcının istek halinde asıl dava davacısı .. .'a iadesine, b-Asıl/birleşen davalı ... A.Ş tarafından yatırılan 26.735,58 TL istinaf karar harcının istek halinde asıl/birleşen davalı ... A.Ş'ye iadesine, 5-İstinaf aşamasında taraflarca yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek nihai kararda ele alınmasına, 6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 7-Kararın taraflara tebliği, harç ve gider avansı işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 01/07/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/1973, K. 2026/1226, T. 01.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-1973-e-2026-1226-k-bce1f11fd3a3