Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2026/142 E. 2026/414 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- Hukuk Genel Kurulu
- Esas No
- 2026/142
- Karar No
- 2026/414
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/231 E., 2023/657 K. ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 20.02.2023 tarihli ve 2021/8534 Esas, 2023/996 Karar sayılı BOZMA kararı
Taraflar arasındaki yargılamanın yenilenmesi isteminden dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın usulden reddine karar verilmiştir. Kararın yargılamanın yenilenmesini talep eden vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı yargılamanın yenilenmesini talep eden vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 7. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, İlk Derece Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. Direnme kararı yargılamanın yenilenmesini talep eden vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Yargılamanın yenilenmesini talep eden Konya Valiliği Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü vekili dilekçesinde; Konya ili, ... ilçesi, .../Sarayyolu Mah/Köy Deveküllüğü mevkii 2 55... parsel ve Konya ili, ... ilçesi, ... Köyü, ... mevkii, 297 45... parselde kayıtlı tarla vasıflı tarım arazilerinin ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/823 Esas, 2017/730 Karar sayılı hükmü ile ... adına kayıtlı iken, dürüstlük ve iyiniyet kurallarına aykırı biçimde, 5403 sayılı Kanun hükümlerini dolanmak maksadıyla muvazaalı olarak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 375/1-h hilafına hileli davranışlarla diğer davalılar adına hükmen tescilinin sağlandığını ileri sürerek hükmün iptali ile taşınmazların eski malik adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP İptali istenen hükmün davacıları cevap dilekçesinde; davanın öncelikle usulden, mahkeme aksi kanaatte ise davanın esastan reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 09.09.2020 tarihli ve 2018/305 Esas, 2020/549 Karar sayılı kararıyla; HMK'nın 376. madde düzenlemesi dikkate alındığında yargılamanın iadesinin (hükmün iptalini) ancak iptali isteyen davanın tarafları ile taraflardan birisinin alacaklıları, aleyhine hüküm verilen tarafın yerine geçenler, borçluları veya yerine geçmiş oldukları kimselerce istenebileceği, davacının iş bu dosyanın tarafı ya da taraflardan birinin alacaklısı veya aleyhine hüküm verilen tarafın yerine geçen olmadığı, hükmün iptali talep gerekçelerinin de HMK 375. maddesinde tahdidi olarak sayılan hiçbir sebebe dayanmadığı, bu durumda hükmün iptalini isteyenin davada aktif dava ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde yargılamanın yenilenmesini talep eden vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 20.09.2021 tarihli ve 2021/969 Esas, 2021/1106 Karar sayılı kararıyla; davacının HMK'nın 376. maddesinde belirtildiği şekilde yargılamanın yenilenmesine konu olan dosyanın tarafı olmadığı gibi aleyhine hüküm verilen ...'un herhangi bir şekilde alacaklısı, borçlusu veya başkaca bir hukuki kurum itibariyle yerine geçen kişi de olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde yargılamanın yenilenmesini talep eden vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur. 2. Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ' ''... Somut olaya gelince; iptali istenen hükme esas dava dosyasında 35 tane davacı; Konya ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 2 55... parsel ve Konya ili, ... ilçesi, ... Mah/Köy ... Mekii 297 45... taşınmazları inançlı işlem gereği davalı ...'dan satın aldıklarını ancak resmi devrin yapılmadığını belirterek davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacılar adına tescilini talep ve dava etmiştir. Dava konusu taşınmazlar tarla vasfında olup ... adına tam hisse ile kayıtlıdır. İptali istenen yargılamada, davalı tapu kayıt maliki davayı kabul ettiğini bildirmiş, mahkemece davalının kabul nedeniyle kabulüne karar verilmiştir. Hüküm, tarafların kararı istinaf etmemesi üzerine kesinleşmiştir. Hükmün kesinleşmesi üzerine dava konusu taşınmazlardaki davalı adına olan hisse, davacılar adına tapuda intikal etmiş; Konya Valiliği Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü vekili, bölünemez büyüklük kuralına aykırı olarak dava konusu tarım arazisinin davacılar adına tesciline dair hükmün iptali ile davalı ilk kayıt maliki adına tescilini talep etmiştir. Anayasa, kanun koyucuya, toplumsal ihtiyaçlar doğrultusunda tarımsal alanlarda düzenleme yapma yetkisi verdiğinden kanun koyucu tarafından tarım alanlarının korunması ve amacına uygun olarak kullanılmasını sağlamak için 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanun'u çıkarılmış bulunmaktadır. Mevcut kurallar tarım arazilerinin miras veya diğer sebeplerden dolayı bölünmesinin ve tarımsal yapının bozulmasının önlenmesi, tarım alanlarında meydana gelen kayıpların engellenmesi, parçalı araziler için harcanan emek, zaman ve masrafların azaltılması, tarım yapılmasının kolaylaştırılması ve tarımsal işletmelerin ekonomiye kazandırılması için kamu yararı amacıyla getirilmektedir. Bu amaç doğrultusunda asgari tarımsal arazi büyüklüğüne erişmiş tarım arazilerinin bölünemez eşya niteliği kazanmış olacağı, asgari tarımsal arazi büyüklüğünün mutlak tarım arazileri, marjinal tarım arazileri ve özel ürün arazilerinde 2 hektar, dikili tarım arazilerinde 0,5 hektar, örtü altı tarımı yapılan arazilerde 0,3 hektardan küçük belirlenemeyeceği, ifraz edilemeyeceği, hisselendirilemeyeceği, Hazine taşınmazlarının satış işlemleri hariç olmak üzere pay ve paydaş adedinin artırılamayacağına dair hüküm, kamu düzenine ilişkin olup mahkemelerce res'en dikkate alınması gerekmektedir. Hal böyle olunca mahkemece 5403 sayılı Kanunun ilgili maddeleri üzerinde durulmaksızın davalının davayı kabulü hükme esas alınarak tapu iptali ve tescil talebinin kabulü ile davacılar adına tescile karar verilmesi halinde kamu yararı amacıyla getirilen ve kamu düzenine ilişkin olan "bölünemez büyüklük" kuralı ihlal edilmiş olmakta, davacılar ve davalı iyiniyet kuralına aykırı olarak kanun maddesini dolanmak suretiyle tarım arazilerinin bölünmesine sebebiyet vermektedir. Her ne kadar davalının davayı kabulü ve hükmü istinaf etmemesi üzerine tapu iptali ve tescil talebinin kabulüne dair hüküm kesinleştirilmiş olsa da; davacılar ve davalı arasında bu danışıklı durumu yasanın koruması söz konusu olmayacağından Konya Valiliği Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğünün yargılamanın yenilenmesini kamu yararı adına talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekmektedir. Bu nedenle ilk derece mahkemesinin Konya Valiliği Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğünün, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 376 ncı maddesinde yer alan "aleyhine hüküm verilen tarafın yerine geçen" olmadığı gerekçesiyle yargılamanın yenilenmesini isteme hakkı bulunmadığından aktif husumet yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar vermesi doğru görülmemiş, İlk Derece Mahkemesi hükmünün bu sebeple bozulması gerekmiştir...'' karar verilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Verilen Direnme Kararı İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; önceki karar gerekçesi genişletilmek suretiyle direnme kararı verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen direnme kararına karşı süresi içinde yargılamanın yenilenmesini talep eden vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Yargılamanın yenilenmesini talep eden vekili; müvekkili Kurumun kamu yararını gözeterek yargılamanın yenilenmesi isteminde bulunduğunu, karşı tarafın muvazaalı şekilde bölünemez toprak bütünlüğünü bozmaya yönelik hareket ettiklerini ileri sürerek direnme kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Uyuşmazlık Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; yargılamanın yenilenmesi istemine ilişkin eldeki davada, HMK'nın 376. maddesinde düzenlenen "Davanın taraflarından birisinin alacaklıları veya aleyhine hüküm verilen tarafın yerine geçenler, borçluları veya yerine geçmiş oldukları kimselerin aralarında anlaşarak, kendilerine karşı hile yapmaları nedeniyle hükmün iptalini isteyebilirler" hükmü dikkate alındığında; Konya Valiliği Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü’nün yargılamanın yenilenmesini kamu yararı adına talep etme hakkının bulunup bulunmadığı, buradan varılacak sonuca göre davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesinin doğru olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. D. Gerekçe 1. İlgili Hukuk 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu, 3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 376. maddesi. 2. Değerlendirme 1. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikli olarak yasal düzenlemelerin açıklanmasında yarar bulunmaktadır. 2. 03.07.2005 tarihli ve 19.07.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'nun 6357 sayılı Kanun'la değişik 2. maddesinde Kanun'un kapsamı düzenlenmiştir. Bu düzenleme; "Bu Kanun; arazi ve toprak kaynaklarının bilimsel esaslara uygun olarak sınıflandırılması, tarımsal arazi ve yeter gelirli tarımsal arazilerin asgari büyüklüklerinin belirlenmesi ve bölünmelerinin önlenmesi, arazi kullanım planlarının hazırlanması, koruma ve geliştirme sürecinde toplumsal, ekonomik ve çevresel boyutlarının katılımcı yöntemlerle değerlendirilmesi, amaç dışı ve yanlış kullanımların önlenmesi, korumayı sağlayacak yöntemlerin oluşturulması ile görev, yetki ve sorumluluklara ilişkin usul ve esasları kapsar" şeklindedir. 3. Aynı Kanun'un “Tarım arazilerinin sınıflandırılması, asgari tarımsal arazi büyüklüklerinin belirlenmesi” başlıklı 8. maddesi gereğince tarım arazileri; doğal özellikleri ve ülke tarımındaki önemine göre, nitelikleri mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri, dikili tarım arazileri ve marjinal tarım arazileri olarak sınıflandırılmıştır. 4. Yapılan düzenlemelerle, asgari tarımsal arazi büyüklüğüne erişmiş tarımsal arazilerin bölünemez eşya niteliği kazanmış olacağı, asgari tarımsal arazi büyüklüğünün mutlak tarım arazileri, marjinal tarım arazileri ve özel ürün arazilerinde 2 hektar, dikili tarım arazilerinde 0,5 hektar, örtü altı tarımı yapılan arazilerde 0,3 hektardan küçük belirlenemeyeceği, ifraz edilemeyeceği, hisselendirilemeyeceği, Hazine taşınmazlarının satış işlemleri hariç olmak üzere pay ve paydaş adedinin artırılamayacağı hüküm altına alınmıştır. 5. Kanun'un 3. maddesinde ise; mutlak tarım arazisi, özel ürün arazisi, dikili tarım arazisi, marjinal tarım arazisi, asgari tarımsal arazi büyüklüğü ve yeter gelirli tarımsal arazi büyüklüğü ayrı ayrı tanımlanmıştır. Asgari tarımsal arazi büyüklüklerinin üzerinde olan tarım arazileri yukarıda belirtilen miktarların altında ifraz edilmemek şartıyla oranına bakılmaksızın hisseli olarak satılabileceği düzenlenmiştir. 6. Tarımsal açıdan gelişmiş ülkelerde yıllara göre tarımsal işletmelerin sayısı azalıp büyüklükleri artarken, ülkemizdeki süreç bunun tam tersi bir şekilde işlemekte, tarımsal işletme sayısı artarken büyüklükleri azalmaktadır. Modern ülkelerde olduğu üzere tarımsal işletmelerin büyümesinin sağlanması yolunda düzenleme yapılmasının kamu yararına aykırı bir yönü olmadığı gibi Anayasanın 44. maddesiyle Devlete yüklenen ödevle de uyumlu bulunmaktadır. 7. Anayasa, kanun koyucuya, toplumsal ihtiyaçlar doğrultusunda tarımsal alanlarda düzenleme yapma yetkisi verdiğinden kanun koyucu tarafından tarım alanlarının korunması ve amacına uygun olarak kullanılmasını sağlamak için 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu çıkarılmış bulunmaktadır. Mevcut kurallar tarım arazilerinin miras veya diğer sebeplerden dolayı bölünmesinin ve tarımsal yapının bozulmasının önlenmesi, tarım alanlarında meydana gelen kayıpların engellenmesi, parçalı araziler için harcanan emek, zaman ve masrafların azaltılması, tarım yapılmasının kolaylaştırılması ve tarımsal işletmelerin ekonomiye kazandırılması için kamu yararı amacıyla getirilmektedir. 8. Uyuşmazlığın çözümü için yargılamanın yenilenmesi kavramının açıklanmasında yarar bulunmaktadır. 9. Kesin hükme bağlanmış olan bir davaya bakılamayacağına ilişkin kuralın en önemli istisnası yargılamanın yenilenmesi yoludur. 10. Yargılamanın yenilenmesi, bazı ağır yargılama hatalarından ve noksanlarından dolayı, maddi anlamda kesin hükmün sona ermesini ve daha önce kesin hükme bağlanmış olan bir dava hakkında yeniden yargılama ve inceleme yapılmasını sağlayan olağanüstü bir kanun yoludur (Baki, Kuru: Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001, Cilt V, s. 5165). 11. Belirtmek gerekir ki, karar kesinleşmiş olsa dahi bazı yargısal hatalar çok ağır olabilir, toplum vicdanını derin bir şekilde zedeleyebilir ve hukuk düzenine duyulan güveni ortadan kaldırabilir. Bu ağır ve kabulü zor hataların karar kesinleştikten sonra anlaşılması hâlinde dahi, kararı ayakta tutmaya çalışmak, kesinleşmenin amaçladığı hukuki güvenliği zedeleyecek, hukuk barışını bozacak, adalet hissine dokunacaktır. Yargılama sırasında meydana gelen hatalar ve eksiklikler çok ağır ise bu tür kararlara karşı olağanüstü kanun yolu olan yargılamanın iadesi (veya yargılamanın yenilenmesi ya da iade-i muhakeme) yolu kabul edilmiştir (Muhammet, Özekes: Hakan, Pekcanıtez Medeni Usûl Hukuku, Cilt III, İstanbul 2017, s. 2323, 2324). 12. Yargılamanın iadesi sebepleri, 6100 sayılı Kanun'un (HMK) 375. maddesinde sınırlı olarak sayılmıştır. Bunun dışındaki bir sebepten dolayı, yargılamanın iadesi yoluna gidilemez. Bir başka anlatımla, maddede sayılan yargılamanın iadesi sebepleri kıyas yolu ile genişletilemez (Kuru, s. 5171). 13. Yargılamanın iadesi, 6100 sayılı Kanun'un 374. maddesinde belirtildiği üzere kesin olarak verilen veya kesinleşmiş hükümlere karşı istenilebilir. Dolayısıyla, bir karar henüz kesinleşmemiş ise 6100 sayılı Kanun'un 375. maddesinde sayılan sebeplerden biri mevcut olsa bile, hüküm kesinleşmeden önce yargılamanın iadesi yoluna gidilemeyecektir. 14. 6100 sayılı Kanun'un 376. maddesinde ise taraflar dışında üçüncü kişilerin hükmün iptalini istemesi durumu düzenlenmiştir. Bu düzenleme; "Davanın taraflarından birisinin alacaklıları veya aleyhine hüküm verilen tarafın yerine geçenler, borçluları veya yerine geçmiş oldukları kimselerin aralarında anlaşarak, kendilerine karşı hile yapmaları nedeniyle hükmün iptalini isteyebilirler" şeklindedir. Üçüncü kişilerin hükmün iptalini isteyebilmesi için bir hükümden zarar görmesi veya zarar görme tehlikesinin bulunması yeterlidir. Bir başka anlatımla, yargılamanın iadesine konu teşkil eden davada davacı taraf değilse, o davada verilen karar, davacının hukukunu etkileyecekse hükmün iptalini isteyebilir. 15. Davada verilen karar bir kimsenin hukukunu etkiliyorsa, yani bu karar o kişiye karşı ileri sürülebilecek nitelikteyse, karar nedeniyle zarara uğrayan kişilerden yalnızca "alacaklı" veya "haleflere" yargılamanın yenilenmesi yoluna başvurma hakkı tanıyıp aynı durumda olan diğer kişiler için böyle bir imkânı kapatmak hem bir anayasal ilke konumundaki eşitlik ilkesine aykırı düşecek, hem de bireyleri etkin hukuki korumadan yoksun bırakarak bir hukuk devletinden beklenen amaç ile örtüşmeyecektir. 16. Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; iptali istenen hükme esas dava dosyasında dava konusu 2 25... parsel ile 297 45... parsel sayılı tarla vasıflı taşınmazların davalı ... adına kayıtlı iken, otuz beş kişiden oluşan davacılar tarafından gerçek hak sahiplerinin inanç sözleşmesi gereği kendileri olduğundan bahisle davalı adına olan tapu kaydının iptali ile adlarına tescili için dava açtıkları, dava açıldıktan sonra davalı ...'un davayı kabul ettiğini bildirdiği, bu kabul beyanı doğrultusunda mahkemece davanın kabulüne karar verilerek davalı ... adına kayıtlı dava konusu taşınmazların davacılar adına ayrı ayrı tesciline karar verildiği, kararın kesinleşmesi üzerine davalı adına kayıtlı olan taşınmazların tapuda davacılar adına 1/35'er paylarla tescil edildiği anlaşılmaktadır. 17. Eldeki davada, Konya Valiliği Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü vekili, "bölünemez büyüklük" kuralına aykırı olarak dava konusu tarım arazisinin davacılar adına tesciline dair hükmün iptali ile davalı ilk kayıt maliki adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. 18. Mahkemece yapılan keşif sonucunda, dava konusu taşınmazların tarla vasıflı taşınmaz olduğuna dair tespitler yapılmıştır. 19. Şu durumda, asgari tarımsal arazi büyüklüğüne erişmiş tarım arazilerinin bölünemez eşya niteliği kazanmış olacağı, asgari tarımsal arazi büyüklüğünün mutlak tarım arazileri, marjinal tarım arazileri ve özel ürün arazilerinde 2 hektar, dikili tarım arazilerinde 0,5 hektar, örtü altı tarımı yapılan arazilerde 0,3 hektardan küçük belirlenemeyeceği, ifraz edilemeyeceği, hisselendirilemeyeceği, Hazine taşınmazlarının satış işlemleri hariç olmak üzere pay ve paydaş adedinin artırılamayacağına dair hüküm, kamu düzenine ilişkin olup mahkemelerce resen dikkate alınması gerekmektedir. 20. Mahkemece 5403 sayılı Kanun'un ilgili maddeleri üzerinde durulmaksızın davalının davayı kabulü hükme esas alınarak tapu iptali ve tescil talebinin kabulü ile davacılar adına tesciline karar verilmesi hâlinde, kamu yararı amacıyla getirilen ve kamu düzenine ilişkin olan "bölünemez büyüklük" kuralı ihlal edilmiş olmakta, davacılar ve davalı iyiniyet kuralına aykırı olarak kanuna karşı hile yapmak suretiyle tarım arazilerinin bölünmesine sebebiyet vermektedir. 21. Her ne kadar davalının davayı kabulü ve kanun yolundan feragati ile hüküm kesinleştirilmiş olsa da; davacılar ve davalı arasında bu danışıklı durumu yasanın koruması söz konusu olmayacağı gibi 5403 sayılı Kanun'a göre tarımsal arazi ve yeter gelirli tarımsal arazilerin bölünmelerinin önlenmesi, amaç dışı ve yanlış kullanılmalarının engellenmesi ve yine korumayı sağlayacak yöntemlerin oluşturulması ile ilgili görev, yetki ve sorumluluğun Tarım ve Köy işleri Başkanlığına ait olduğu gözetildiğinde, Konya Valiliği Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğünün yargılamanın yenilenmesini kamu yararı adına talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekmektedir. Dolayısıyla yargılamanın yenilenmesi talebi bakımından aktif husumet ehliyetinin bulunmadığına karar verilmesi doğru görülmemiştir. 22. Hâl böyle olunca; Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. 23. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Yargılamanın yenilenmesini talep eden davacı idare vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesi gereğince BOZULMASINA, Dosyanın 6100 sayılı Kanun’un 373. maddesinin 1. fıkrası uyarınca kararı veren ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesine, karardan bir örneğin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.06.2026 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.