Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/16661 E. 2026/10954 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/16661
- Karar No
- 2026/10954
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/33 Esas, 2025/3 Karar KARAR : Düzeltilerek yeniden esas halinde verilen karar İLK DERECE MAHKEMESİ : Kandıra Sulh Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/879 Esas, 2022/1567 Karar
Taraflar arasındaki müdahalenin önlenmesi ve eski hâle getirme istemine ilişkin asıl ve birleştirilen davalarda yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kısmen kabulüne, birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın asıl davada davacı vekili ile asıl davada davalı ... vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı-birleştirilen davada davalı ... ve davalı birleştirilen davada davacı ... vd. vekillerinin istinaf başvurularının kabulüyle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl davanın kısmen kabulüne, birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl davada davacı vekili ve asıl davada davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA 1. Asıl dava dilekçesinde davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından ortak alana yapılan müdahelenin önlenmesine, tel ve beton saksıların kaldırılarak eski hale iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
2. Birleştirilen davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından ortak alanlara yapılan, hukuka aykırı olarak çekilen çitlerin, giriş kapılarına bağlanan zincirler ile bu zincirlerde yer alan kilitlerin kaldırılmasını, otopark olarak belirlenmiş olmasına rağmen davalı tarafından evinin kuzey cephesinde çitle çevrilen alana dahil edilmiş olan ve yönetim planının 8. maddesinin 4. fıkrası gereği kuzey ön cephe alanının otopark olarak kullanımını engelleyen davalı haksız el atmalarının önlenmesini, böylelikle davalı tarafından ortak alana yapılan tüm haksız el atmaların önlenerek eski hale iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP 1. Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; davacının dava konusu konuta girebilmesi için ön ve arka taraftan 2 ayrı girişinin olduğunu, bu iki girişi de hiçbir engeli olmaksızın kullanabildiğini, davacı tarafın diğer davalı ve kendi konutunun önüne çardak ve masa koymak istediğini, ailece yaşadıkları alanlardaki mahremiyeti ihlal etmek istediğini, davacı tarafın kendi kullandığı tüm alanlara çit çektiğini, ağaçların kendisi tarafından 5 yıl önce dikildiğini, davacı tarafından kendi kullanımında olan ortak alanlara da aynı ağaçların dikildiğini, gerek projede gerekse yönetim planında yer alan girişlere herhangi bir müdahale edilmediği, bu sebeplerle davanın reddini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; çitlerin ve ağaçların kendisi ile bir ilgisi olmadığını, davacının kendi kullanım alanını sınırlamak üzere herhangi bir izin almadan çit ve çiçek diktiğini, davacı tarafın kaldırılmasını istediği ağaçların ... tarafından bilgisi dahilinde dikildiğini, davacı tarafın meskenine girişini engelleyen hukuka aykırı hiçbir engel bulunmadığını, ön ve arka olmak üzere iki adet girişinin bulunduğunu ve buralara tel kapı ve etrafına çit yaptığını, husumetin tarafına yöneltilmesinin mümkün olmadığını, davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl davanın kısmen kabulüne, birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davacı ile asıl davada davalı ... vd. vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri 1. Asıl davada davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; asıl dava yönünden söz konusu dosyada uyuşmazlık konusu müvekkile ve davalılara ait villaların aynı parsel üzerinde konumlanmış olduğunu, başka anlatımla aynı parsel üzerinde 3 villa bulunmakta olup bu villalardan davalılara ait olanlar ikiz villa şeklinde; müvekkilin konutu ise bağımsız villa konumunda olduğunu, müvekkilin dava konusu meskeni 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'nun (634 sayılı Kanun) 66 ncı maddesi uyarınca komşu parseller üzerinde münferit bağımsız bölümlerden (villa) oluşan toplu yapı şeklinde inşa edildiğini, 2 parselden oluşan yapıda toplam 7 münferit bağımsız bölüm bulunduğunu, tüm yapılar tamamlanmış, yapı kullanım izin belgesi alınmış ve yönetim planı hazırlanıp tapuya tescil edilmiş olduğunu hali hazırda bağımsız bölümlerin sahipleri tarafından kullanılmakta olduğunu, davalılara ait villalar birleşik şekilde yer aldığından ortak alana müdahalenin her iki davalı tarafından da yapıldığının kabulü gerekirken yerel mahkemece davalılardan ... açıısından red kararı verilmesi hukuka aykırı olduğunu, mahkemenin müdahalenin kim tarafından nasıl yapıldığını neden davalı ... açısından red kararı verildiğini açıklaması ve gerekçelendirmesi gerekirken maalesef bilirkişi raporunda yer alan tespitlerle yetinildiğini, bu nedenle verilen kararın hukuka aykırı olmakla birlikte yerel mahkem kararı da red kararı açısından gerekçesiz olduğunu, bu nedenlerle asıl dava yönünden verilen red kararının kaldırılması ve davanın her iki davalı açısından da kabulüne karar verilmesi gerekmekte olduğunu, birleştirilen dava yönünden ise bir çok hukuka aykırılık yaşanmış olduğunu, bunlardan ilki ise İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen birleşme kararı olduğunu asıl dava karar çıkmak üzere iken yargılamayı uzatmak ve haksız bir karşılık vermek niyetiyle hiç ilgi ve alakaları olmamalarına rağmen davalılar tarafından ortak alana müdahale iddiası ile birleştirilen dava ikame edilmiş olduğunu, birleştirilen davanın kötüniyetli bir dava olduğunu anlamak için birleştirilen davadaki ortak alana müdahale iddiasına yakından bakmak gerektiğini, birleştirilen davada yer alan iddia davalılar ile yakından uzaktan alakası olmayan bir yer olan müvekkilin konutuna ait yaya girişi hakkında olduğunu, daha da vahim olan durum ise yaya girişine yapılan müdahale iddiasının müvekkilin konutunun demir kapısına takılan zincir ve asma kilitler olduğunu, bu durumun ortak alana müdahale olduğunu kabul etmenin mümkün olmadığını, sırf vaziyet ve yönetim planında yer almadığı için böylesine küçük bir ayrıntını ortak alana müdahale olduğunu söylemenin imkansız olduğunu, zira hayatıın olağan akışına gayet de uygun olan bu gibi küçük eklemelerin vaziyet ve yönetim planında yer almasının mümkün olmadığını, aksi halde vaziyet yönetim planı toplu konut yönetmek için getirilen kurallar bütünü olmaktan çıktığını, her durum ve halin vaziyet, yönetim ve 634 sayılı Kanun'da düzenlenmesini beklemenin mümkün olmadığını, sırf böyle bir düzenlemenin yer almamasının hukuka aykırı olduğu anlamına gelmeyeceğini, bugün müstakil konutların çoğunda asma kilit olduğunu, site güvenliği bulunmayan ve dönemsel kullanılan bir yerde asma kilit kullanmak gayet de beklenen, doğal bir davranış olduğunu, müvekkilin kullandığı asma kilit ve zincirler kendi dairesine ait kapıya takıldığını, bu durumun davalıların hangi hakkına zarar verdiğini, davalılar açısından kullanımın nasıl zorlaştırdığını anlamanın oldukça güç bir durum olduğunu, bu nedenlerle asıl davada davalı/karşı davacı ... yönünden verilen red kararının kaldırılmasını ve davanın her iki davalı açısından kabulüne karar verilmesini, haksız ve mesnetsiz açılan ve ortak alana müdahale olarak değerlendirilemeyecek birleştirilen davada verilen kabul kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
2.Asıl davada davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin görevsiz olduğunu, her ne kadar yerel mahkeme tarafından alınan bilirkişi raporunda A harfi ile gösterilen alanın ortak alan olduğu tespiti yapılmış ise de yapılan bu tespit fiili duruma uygun düşmediğini, 2 44... -8 parsel üzerinde bulunan tüm taşınmazlarda bu şekilde her villaya bir alan tahsis edildiğinin ortada olduğunu, ancak bilirkişi tarafından bu hususta kapsamlı bir değerlendirme yapılmamış olup fiili durum hakkında bir tespite de yer verilmediğini, bu nedenle yerel mahkeme tarafından alınan bilirkişi raporu bu yönüyle de eksik olup yerel mahkeme tarafından söz konusu rapor esas alınarak verilen kararın da hukuka aykırı olduğunu, bu noktada fiili kullanma biçiminin oluşup oluşmadığı üzerinde özenle durulmalı, varsa çekişmeli yerin kimin kullanımına terk edildiği saptanılmalı, harici veya fiili taksim yoksa uyuşmazlık yukarıda değinildiği gibi, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) müşterek mülkiyet hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiğini, ne var ki, taşınmazın kullanma biçimi tüm paydaşlar arasında varılan bir anlaşma ile belirlenmiş ya da fiili bir kullanma biçimi oluşmuş, uzun süre paydaşlar bu durumu benimsemişlerse kayıtta paylı, eylemsel olarak (fiilen) bağımsız bu oluşumun toplu yapı hükümlerine geçilene site yönetimi kurulana değin bu şekilde kullanılması; “ahde vefa” kuralının yanında 4721 sayılı Kanun'un 2 nci maddesinde düzenlenen iyi niyet kuralının da bir gereği olduğunu, aksi halde, pek çok kimse zarar görecek yerleşim alanı düzeni ve barışı bozulacağını, ayrıca davacı taraf, dava dilekçesinde, maliki olduğu taşınmazın arka giriş kapısının kullanılamaz hale geldiğini iddia ettiğini, ancak alınan bilirkişi raporu bu iddianın gerçeği yansıtmadığını ortaya koyduğunu, arka giriş kapısı kullanılabilir olduğu gibi geçişi zorlaştıran bir durum da söz konusu olmadığını, kaldı ki davacı tarafın kullanımının imkansız hale geldiğini iddia ederek yerel mahkemeden talepte bulunduğu kısmın devamı davacının evinin arka kapısına açılan dış kapıya doğrudan bağlanmakta olduğunu, 2 44... parseldeki taşınmazlara giriş amacıyla toplamda 3 adet giriş kapısı bulunmakta olduğunu, bu kapılardan 2'si davacı tarafından zincir ve kilit vurulmak suretiyle kilitlenmiş olduğunu, kapılardan biri davacı tarafın giremediğini, kullanımının engellendiğini iddia etmiş olduğu evinin arka kapısına açılmakta olduğunu, dolayısıyla davacının evine arka kapıdan girişin imkansız hale geldiği iddiası samimiyetten ve gerçeklikten uzak olduğunu, fiili durumda evinin arka tarafında bulunan kapının karşısında yer alan ve doğrudan giriş sağlayan kapı zaten kendisi tarafından zincirle kilit altına alınmış halde olduğunu, bu husus birleştirilen davada yapılan keşif ve alınan bilirkişi raporuyla da ispat olunduğunu, bu kapsamda davacının ikame etmiş olduğu davasının 4721 sayılı Kanun'un 2 nci maddesine de aykırı olması nedeniyle reddi gerekmekte olduğunu, tüm bu nedenlerle müvekkil ...'un dava konusu taşınmaza herhangi bir el atmasının bulunmaması nedeniyle aleyhine ikame edilen davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mimari projeye göre parsel üzerinde bulunan yapılara özel olarak ayrılmış bahçe alanı bulunmadığı, bina oturum alanları dışında kalan alanların ortak kullanımı olduğu tespitinin yapıldığı, davacı ...'e ait binanın davalıların binasının bulunduğu taraftaki girişine ait site giriş vaziyet planında yaya girişi olarak gösterildiği, söz konusu kapatılan bahçe alanının davacıya ait olan A-1 numaralı bağımsız bölümün arka cephesinde yer alan bina girişine ulaşımı engellemediği tespiti ile bahçe alanın tel çit ile çevrilerek davacıya ait bağımsız bölümün kullanımında olduğunu tespitinin yapıldığı; A-1 Blok önünde ve yan tarafında bulunan ortak alanın davacı ... tarafından tel çit ile 124,59 m² alanlı kısmın kapatıldığı ve vaziyet planında gösterilen yaya giriş kapısının zincir ve asma kilit yardımıyla kapatarak diğer malikler tarafından kullanımının kısıtlandığı, davalı ... tarafından ortak alana herhangi bir müdahalenin bulunmadığının tespitinin yapıldığı ve yine B-1 Blok önünde bulunan ortak alanın davalı-birleştirilen davada davacı ... tarafından tel çit ve mermer saksılar konularak 27, 29 m² alanlı diğer malikler tarafından kullanımının kısıtlandığı tespitinin yapıldığı, İlk Derece Mahkemesinin de inşaat bilirkişi ek raporuna göre hükmünü kurduğu; asıl dava dosyası yönünden davalı ... tarafından ortak alana müdahalenin bulunduğunun davacı tarafça ispat edilmemesi sebebiyle adı geçen davalı yönünden davacı vekilinin istinaf isteminin yerinde olmadığı, asıl ve birleştirilen dava yönünden asıl dava davacısı ile birleştirilen dava davacısı tarafından ortak alana yapılan müdahalenin menî ile mimari projeye aykırı yapıların kaldırılarak ortak alanın mimari projeye uygun şekilde eski hale getirilmesine karar verilmesinde hata bulunmasa da hüküm fıkrasında karşı davacı/davalı olarak taraf nitelendirmesi yapılmasının yanlış olduğu, eski hale getirme yönünden kararın yerine getirilmemesi durumunda masrafın alınarak diğer kat maliki talepte bulunana yetki verilmesi şeklinde infaza yönelik yetki verilmesi hususu yanlış olduğundan İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak hükmün bu hususlardan düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek suretiyle asıl davanın kısmen kabulüne, birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiştir.
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl dosya davacı vekili ve asıl dosya davalısı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri 1. Asıl davada davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
2. Asıl davada davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; karar tarihi itibariyle hükmedilmesi gereken vekâlet ücretinin 30.000,00 TL olduğunu, bu nedenle gerek asıl dava gerek birleştirilen dava yönünden vekâlet ücretlerine ilişkin hükmün hatalı olduğunu, zira asıl dava davalılarından ... yönünden reddedildiğini, bu kapsamda asıl dava yönünden hükmün 5 numaralı bendi gereği 5.500,00 TL değil 30.000 TL'na hükmedilmesi gerektiğini, birleştirilen dava yönünden davası kabul edildiğinden 3 numaralı bent gereği yine 5.500,00 TL değil 30.000 TL'ye hükmedilmesi gerektiğini, bu nedenlerle kararın bozulmasını veyahut bu şekilde temyiz incelemesi sonucunda verilecek karar tarihi esas alınarak düzeltilerek onanma kararı talep ettiklerini belirtmiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, müdahalenin önlenmesi ve eski hale getirilmesi istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. 634 sayılı Kanun'un uygulanabilmesi için dava konusu taşınmazın tek parsel üzerinde kurulmuş bulunması ve üzerinde kat mülkiyeti tesis edilmiş olması, tek parsel üzerinde kurulmuş olmakla birlikte, henüz kat mülkiyeti tesis edilmemiş bulunan ve ancak; kat irtifakı tesis edilmiş bulunan anataşınmazlarda inşaatın fiilen tamamlanmış olması ve en az 2/3'ünün fiilen kullanılmaya başlanmış olması gerekir. Bu durumda iki şartın aynı anda oluşması gerekir. Yani kat irtifaklı anataşınmazın inşaatının tamamen bitirilmiş olması ve aynı zamanda en az 2/3'ünde fiilen iskan edilmiş olması gerekir. Birden fazla parsel üzerinde kurulmuş bulunan sitelerde ise 634 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanabilmesi için yukarda belirtilen şartlarla beraber toplu yapı yönetimine geçilmiş olması gerekir. 634 sayılı Kanun'da değişiklik yapılmasına ilişkin 5711 sayılı Kanun'un 22 nci maddesi ile 634 sayılı Kanun'un 66 ncı ve devamı maddelerinde düzenlenen Toplu Yapılara İlişkin Özel Hükümler uyarınca sitede henüz toplu yapı yönetimine geçilmediğinin anlaşılması halinde ise uyuşmazlıkta kat mülkiyeti hükümlerinin değil, genel hükümlerin uygulanması gerekmektedir. Buna göre görev hususu da genel hükümler uyarınca belirlenmelidir.
3. 634 sayılı Kanun'un yukarıda izah edilen 66 ncı, 67 nci ve 68 inci maddeleri bir bütün olarak değerlendirildiğinde birden fazla parsel üzerine kurulu sitelerde toplu yapı kapsamında değerlendirme yapmak için toplu yapı yönetim planı haricinde tapu ve vaziyet planında ortak alan bağlantısının sağlanmasının gerekeceği açıktır.
4. Dosya kapsamından yapılan incelemeye göre; 28.02.2022 tarihli bilirkişi raporuna göre A harfi ile gösterilen 27,29 m²lik kısmın 2 44... parsel sınırları içerisinde kaldığı, 10.10.2022 tarihli bilirkişi raporuna göre B harfi ile gösterilen ve işbu davaya konu olan kısmın yüzölçümünün 124, 59 m² olduğu, B harfi ile gösterilen yerin 61,97m²lik kısmının 2 44... parsel sınırları içerisinde ve 62,62 m²lik kısmının ise 2 44... nolu parsel sınırları içerisinde kaldığının tespit edildiği, 26.10.2022 tarihli bilirkişi raporunda da tel çit ve mermer saksılar konularak kapatılan 27,29 m² alanın ve 124 ,59 m² alanın 2 44... ve 8 parselde bulunan yapılardaki tüm kat maliklerinin ortak kullanımı olduğu tespit edilmesi karşısında Mahkemece öncelikle yukarıda açıklanan hususlar doğrultusunda görev konusunun değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Asıl davada davacı ve asıl davada davalı vekillerinin sair temyiz itirazları şimdilik incelenmeksizin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararını BOZULMASINA,
Taraflardan peşin alınan temyiz harçlarının istek hâlinde iadesine,
Dosyanın 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
15.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.