Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/476 E. 2025/476 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/476
- Karar No
- 2025/476
- Karar Tarihi
T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/476 - 2026/1584 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2025/476 KARAR NO : 2026/1584
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...)
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :GEBZE 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ :17/12/2024 NUMARASI :2024/202 Esas - 2024/939 Karar
DAVACI :VİTA LOJİSTİK MADENİ YAĞ SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ - ... VEKİLİ :Av. ... DAVALI :CALDİNİ KİMYA SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ - ... VEKİLİ :Av. ... DAVA :İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ :11/03/2024
KARAR TARİHİ :18/09/2026 KR. YAZIM TARİHİ :24/09/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı aleyhine Gebze İcra Müdürlüğünün 2024/2595 E. dosyası kapsamında taraflar arasındaki gerçekleşen ticari hizmet ve işlemlere yönelik ödenmeyen fatura alacaklarına yönelik karşı tarafımızca icra takibi başlatıldığını, itiraz üzerine 02.02.2024 tarihinde takibin durduğunu, arabulucuya gidildiğini ancak anlaşma sağlanamadığından huzurdaki davanın açıldığını, davalı şirkete de, bu kapsamda fatura konusu ticari hizmet - nakliye hizmetleri sağlanmış olup, taraflar arasında yazılı sözleşme ve protokol yapıldığını, davalı şirket takibe konu olan fatura borçlarını ödemediği gibi, geçmişe dayalı bir faturalara da usulsüz şekilde itiraz ettiğini, davalının, davacı şirkete güncel toplam 4.637.474,04 TL borcu olmakla birlikte iş bu dava konusu dışında, karşılıksız ve ödenmeyen çeklere (3.120.000,00 TL -dava konusu dışı borç) yönelik konkordato süreci nedeniyle ayrı bir takip konusu yapılamadığını, (Davalı, iş bu dava öncesi konkordato mühleti almak için 13.02.2024 tarihinde ticaret mahkemesine başvuru yapmış ve geçici mühlet kararı almıştır), işbu davanın konusunu, takibe konu edilen toplam ödenmeyen fatura bedelleri ile sınırlı olduğunu, davalı şirketin yüklü miktarda ticari ilişkiden kaynaklı borcu bulunduğunu, iş bu dava dilekçe ekinde takibe konu faturalar ve takibe konu edilmeyen bir takım faturalara yönelik usulsüz ve karmaşık şekilde iade faturası düzenlenmiş, faturaların Gebze 15.Noterliği ... yevmiye nolu 24.01.2024 tarihli İlgili ihtarname ile kabul edilmediğini, davalı şirketin her ne kadar konkardato sürecine başvurmuşsa da, iş bu davanın ikamesine engel bir durum söz konusu olmadığını, ("Konkordato mühlı iptali davası (İİK m. 67) açması yahut daha önce açılan bu davaya devam edilmesi mümkündür. Bu sayede ileride konkordato nisabının hesabında itirazın iptaline ilişkin hükümden yararlanılması mümkün olabilecektir." (Kuru, El Kitabı, s. 1462. - Pekcanıtez/Erdönmez, s. 96, "Konkordato mehli içerisinde itirazın iptali davasına devam edilebileceği, ancak ilamlı takip yasağı nedeniyle kararın takibe konulamayacağı, davalının konkordato mehli içinde bulunmasının itirazın iptali davasının görülmesine engel teşkil etmeyeceği..... yönünde hüküm kurulmuştur", İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2019/362 K. 2020/413, T. 17.9.2020), İş bu davanın ikame edilmesinin gayesi; alacaklarımızın en azından takibe konu edilen faturalar bakımından mahkemeniz kararıyla netlik kazanabilmesi ve ileride itilafsız şekilde talep edilmesi amacıyla olup, davanın kabulüne karar verilmesini arz ve talep edildiğini, İcra ve İflas Kanununun 67. maddesinde; “Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir", açıklanan nedenlerle itirazının iptali ve takibin devamına, %20'den az olmamak kaydıyla icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama harç ve giderlerinin karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle müvekkil şirketin ... Mahallesi, ... Sokak, No:..., Gebze/Kocaeli adresinde yer alan yangın tarihindeki şirket merkezinde 03/02/2024 tarihinde ulusal basın tarafından da takip edildiği üzere büyük bir yangın felaketi meydana geldiğini, söz konusu yangında müvekkil şirketin kullanımında bulunan alanın tamamı yanarak kül olduğunu, ve defter ve kayıtların tamamının da yok olduğunu, alan içerisindeki üretim tesisi ve yönetim binası, içerisindeki tüm muhteviyatla beraber yok olduğunu, Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/117 E. Sayılı dosyasından 14/02/2024 tarihinde verilen Ara Karar doğrultusunda müvekkil hakkında Konkordato 3 Aylık Geçici Mühlet Kararı verildiğini, bu durumda huzurdaki işbu davanın davacı tarafından ikame edilebilmesi mümkün olmadığını, davacının mezkur takibe ve işbu davaya dayanak göstermiş olduğu faturalar karşılığında, davacıdan hiçbir mal ya da hizmet almadığını, bu nedenle de iade faturaları düzenlendiğini, ilgili faturalara itiraz ettiklerini, fatura ve mavin defter kayıtları tek taraflı ticari kayıtlardan olup tek başlarına herhangi bir alacağın varlığını ispatlamadıkları da yerleşik içtihatlarla sabit olduğunu, davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep ettiklerini, Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/103 E. sayılı dosyasından yangında yitirilen ticari defter ve kayıtların tamamı için zayi belgesi verilmesi talebinde bulunulduğunu ve talebin kısmen kabul edildiğini, bazı ticari defter ve kayıtlara dilekçemiz ekinde yer veremediklerini, neticeten davacının haksız davasının usul ve esastan reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine dair karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; "... 1-Davanın kabulü ile Gebze İcra Müdürlüğü’nün 2024/2595 Esas saylı takibin devamına, 2-Asıl alacak miktarı üzerinden %20 oranında hesap edilen 254.181,48 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine ..." şeklinde hüküm kurulmuştur. İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilgili faturalar karşılığında mal ya da hizmet sağladığını ispat yükü davacı yanda olduğu gibi bu hususta davacı tarafından dava dilekçesinde herhangi bir ispat vasıtasına yer verilemediğini, gelinen aşamada davacının bahse konu faturalar nedeniyle takip başlatması ve işbu davayı ikame etmesinin haksız ve kötü niyetli olduğunu, her ne kadar bilirkişi tarafından taraflara ait tüm ticari defter ve kayıtlar üzerinden inceleme ve tespitlerde bulunulmuşsa da bu durumun usul ve yasaya aykırı olduğunu, zira taraflar arasında cari hesap sözleşmesi olmadığından taraflar arasındaki ticaret açık hesap ilişkisi mahiyetinden öte olmamakla birlikte davacı tarafından takip talebinde yalnızca 12 adet faturaya dayanıldığını, bilindiği üzere itirazın iptali davaları takip talebiyle sıkı sıkıya bağlı davalardan olup takip talebindeki talebin dışına çıkılabilmesi ve hatta inceleme ve değerlendirmelerde bulunulabilmesinin mümkün olmadığını, bilirkişinin yapmış olduğu tespitlerin hükme esas alınabilmesinin mümkün olmadığını, öyle ki davacı takip talebinde fatura numaraları da belirtilmiş yalnızca 12 adet faturaya dayanmış olduğundan bilirkişi tarafından yapılacak incelemenin bu faturaların dışına çıkamayacağını, müvekkilin davacıya hiçbir borcu bulunmadığını, ha keza davacının takip talebinde belirtmiş olduğu 12 adet faturanın düzenlenmesinden kısa bir süre sonra müvekkil tarafından davacıya işbu 12 fatura bedeline karşılık gelecek çekler ile ödeme yapıldığının bilirkişi raporunda da belirtildiğini ve hatta davacı tarafından müvekkil tarafından verilen mezkur çeklerin ticari defter ve kayıtlarına işlemediğinin görüldüğünü belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. Davacı vekili tarafından istinaf başvurusuna karşı cevap dilekçesi verilmemiştir. DELİLLER:Gebze 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 17/12/2024 tarih, 2024/202 Esas - 2024/939 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosyanın incelemesinde; davacının, davalı aleyhine Gebze İcra Müdürlüğünün 2024/2595 E. sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının ödeme emrine haksız ve kötü niyetli olarak borca faize itiraz ettiğini, bu itiraz üzerine duran takibin devamı için eldeki davayı açtıklarını belirttiği, davalı tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; davacıya herhangi bir borçlarının bulunmadığını, davacı tarafından mal satışı yapıldığı ve teslim edildiği iddiasının yazılı delillerle ispatlanması gerektiğini, tek başına fatura düzenlenmesinin borcun varlığını ispat için yeterli olmadığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini savunduğu, ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verildiği, verilen karara karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. İtirazın iptali davası, itirazın hükümden düşürülmesi ana başlığı altında düzenlenmekle takip hukuku içinde ve takip talebiyle sıkı sıkıya bağlantılı ele alınması gereken, sonucuyla takibin devamına etkili bir dava türü olarak karşımıza çıkmaktadır ve takip talepnamesinde dayanılan borç ve borcun sebebi ile bağlılık asıldır. Öyle ki, genel hükümlere göre harca tabi olan itirazın iptali davasında alacaklı taraf isterse takip talebinde bulunurken yatırmış olduğu binde beş harcı geri alabilir ve itirazın iptali davası harcına mahsubunu isteyebilir (492 sayılı Harçlar Kanunu m. 28/a, 29/I, III). Bu davada, ispat yükü kural olarak davayı açan alacaklıda olup, alacaklı alacağını ispatla yükümlüdür. Genel hükümler dairesinde her türlü delille ispat edilecek alacak da yine takip talebine konu olan ve borçlu tarafça itiraza uğrayan alacaktır. Zira aynı maddede itirazın haksızlığı borçlu açısından, takibin haksız ve kötü niyetli yapılması da alacaklı açısından tazminat müeyyidesine bağlanmıştır (HGK 2017/(19)11-1309 Esas. 2021/377 Karar). İtirazın iptali davaları takip hukuku kaynaklı, icra takibine sıkı sıkıya bağlı ve alacağın varlığını maddi hukuk kuralları çerçevesinde belirlemeye yarayan kendine özgü davalardır. Dava ile takip arasındaki bu sıkı ilişki nedeniyle dava konusu, ancak takip talepnamesinde yazılı alacak dayanağı, tutar ve benzeri talepler olabilir ve kural olarak ispat vasıtaları da bu çerçevede değerlendirilir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222-(3) maddesine göre, usulüne uygun tutulan ticarî defter kayıtlarının sahibi lehine delil olabilmesi için diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticarî defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekmektedir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 6. maddesi uyarınca herkes iddiasını ispatla yükümlüdür. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 190. maddesine göre; “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir”. Alacak davasında ispat yükü kural olarak alacaklı olduğunu iddia eden tarafa yani davacıya düşer. Zira hukuki ilişkinin varlığını iddia eden ve bundan dolayı alacaklı olduğunu ileri süren taraf davacı olduğu için 4721 sayılı TMK’nın 6. maddesi (HMK. md. 190) uyarınca ispat külfeti davacı alacaklıdadır. Kuşkusuz bu kuralın uygulanabilmesi için davalı borçlunun dava konusu hukuki ilişkiyi inkar etmesi ve borcun hiç doğmadığını ileri sürmesi gerekmektedir. Dava konusu faturaların düzenleme tarihi itibariyle somut olay bakımından uygulanması gereken 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (TTK) fatura tanımlanmamıştır. Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 229. maddesinde "Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır" hükmünü haizdir. Bu hüküm çerçevesinde, 24.12.2003 tarihli ve 25326 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve 2001/l E., 2003/l K. sayılı kararında fatura; “Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir” şeklinde tanımlanmıştır. 6102 sayılı TTK’nın 23. maddesine göre fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağı mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi yani alım-satım ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir. Bu nedenle, bir satış/hizmet ilişkisinde davacı taraf sattığı malın miktarını ve alıcıya teslimini/hizmet verdiği, davalı taraf ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır. Tek başına fatura düzenlenmesi akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticari defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura, alıcının ticari defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir (HGK 2017/(19)11-944 e. 2021/197 k. Sayılı ilamı). Yine davalının davacı tarafından gönderilen faturayı alıp kayıtlı olduğu vergi dairesine BA olarak bildirmiş olması halinde de fatura konusu hizmeti aldığının kabulü gerekir (Benzer yönde Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2017/3854 esas 2019/1521 karar sayılı ilamı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2021/8630 esas 2023/2818 karar sayılı ilamı). Eldeki davada; davacı taraf davaya konu faturalar nedeniyle alacaklı olduğunu iddia etmiş, davalı taraf ise faturalara konu ticari ilişkiyi inkar etmiştir. Dosya arasına alınan 17/10/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; taraflar arasında ticari ilişki olduğu, dava ve takip konusu açık hesaba konu faturaların davacı ve davalının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu tespit edildiğini, tarafların bu faturaları Ba ve Bs formları ile ilgili vergi dairesi başkanlıklarına bildirdikleri hususları tespit edilmiştir. Dosya arasına alınan 17/10/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; dava konusunun, davacının, davalı şirket ile olan ticari ilişki dolayısıyla oluşan açık hesap alacağının tahsili amacıyla yürüttüğü takibe yapılan itirazın iptali talebinden ibaret olduğu, davalının usul ve yasaya uygun olarak tutulmuş ticari defterlerinin sahibi lehine delil kudretine haiz olduğu, davalının kendi ticari defterlerinde davacıya 1.270.907,40 TL borcu olduğu, davalının davacı tarafından düzenlenen faturaları kayıtlarına aldığı, faturalara itiraz edilmemiş olması ve ba formları ile vergi dairesine bildirilmiş olması nedeniyle teslim olgusunun gerçekleştiğinin kabulü gerekir. Davacı şirkete ait ticari defterlerin 6100 sayılı HMK'nın 222. maddesi kapsamında sahibi lehine delil niteliği taşıdığı, davalı ticari defter kayıtları ile uyumlu olduğu, taraf kayıtları arasında takip konusu alacak bakımından herhangi bir çelişki bulunmadığı ve davacının takip tarihi itibarıyla 1.270.907,40 TL alacaklı olduğunun belirtildiği görülmüştür. Bilindiği üzere ticari defterlerin sahibi lehine delil olarak kabul edilebilmesi için usulüne uygun tutulmuş olmaları ve karşı tarafın defter kayıtlarıyla doğrulanmaları gerekmektedir. Somut uyuşmazlıkta bu şartların tamamının gerçekleştiği bilirkişi incelemesi ile ortaya konulmuş, davacının ticari defterlerinde kayıtlı bulunan faturaların aynı zamanda davalı ticari defterlerinde de yer aldığı belirlenmiştir. Davalı tarafından söz konusu kayıtların sehven işlendiği, gerçeği yansıtmadığı veya sonradan düzeltildiği yönünde herhangi bir iddia ve delilin de ileri sürülmediği anlaşılmıştır. Eldeki davada, davalı tarafından takip konusu borcun ödendiğine, mahsup edildiğine, ibra edildiğine veya başka bir nedenle sona erdiğine ilişkin herhangi bir yazılı belge, ticari kayıt veya ödeme evrakının sunulmadığı, alacağın mevcut olmadığına ilişkin savunmanın ise soyut inkar niteliğinde kaldığı ve dosya kapsamındaki ticari kayıtlar ve bilirkişi tespitleri karşısında ispatlanamadığı değerlendirilmiştir. Eldeki davada mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporlarının dosya kapsamına, ticari defter kayıtlarına ve tarafların sunduğu belgelere uygun olarak hazırlandığı, raporların denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, ek rapor alınmasını gerektirecek çelişki veya eksiklikliğin bulunmadığı, bu itibarla da takip konusu alacağın varlığının taraf defter ve kayıtlarıyla ispatlandığından, davalının icra takibine yaptığı itirazın haksız olduğu yönündeki mahkeme kabulünde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, yine davalının borca yönelik itirazının haksız olduğu anlaşıldığından ve takip konusu alacak likit nitelik taşıdığından, ilk derece mahkemesince 2004 sayılı İİK'nın 67/2 maddesi uyarınca alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır. Mahkemece, gerekçeli karar başlığında; davalı ile taraf vekillerinin adreslerinin yazılmamış olması, 6100 sayılı HMK'nın 297/1-b maddesine aykırı olmakla birlikte sonuca etkili olmadığından, kaldırma nedeni yapılmamış ve bu hususa eleştiri getirilmekle yetinilmiştir. Tüm bu açıklamalara, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak, davalının istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca; ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Alınması gereken 86.815,68-TL istinaf karar harcından, istinafa gelirken peşin alınan 21.703,92-TL'nin mahsubu ile kalan 65.111,76-TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302/5 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, 4-İstinaf eden tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına, 5-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine, 6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın dairemizce taraflara tebliğine, İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ilamın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine TEMYİZ yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.18/09/2026
Başkan ... e-imzalıdır
Üye ... e-imzalıdır
Üye ... e-imzalıdır
Katip ... e-imzalıdır
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*