Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/46 E. 2026/1568 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/46
- Karar No
- 2026/1568
- Karar Tarihi
T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2026/46 KARAR NO : 2026/1568
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 16/10/2025 NUMARASI : 2025/301 Esas - 2025/586 Karar
DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... VEKİLİ : Av. ...
DAVA TÜRÜ : Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 03/06/2025 KARAR TARİHİ : 18/09/2026 KR. YAZIM TARİHİ : 25/09/2026
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; söz konusu takibin hukuka aykırı olduğunu, davacının, davalıya hiçbir borcu bulunmadığını, davalının takibe dayanak yaptığı senedin kambiyo vasfının olmadığını, icra takibine konu edilen senedin zamanaşımına uğradığını, somut olayda taraflar arasındaki borcun 2004-2005 yıllarında doğduğunu ve taraflarca ifa tarihinin belirlenmediğini, bu nedenle borcun doğumundan itibaren 10 yıl sonra yani 2015 yılında zamanaşımına uğradığını, davalının icra takibine konu senette tahrifat yaptığını, senede keşide tarihi olarak 03/08/2015 yazdığını ve davacı hakkında takip başlattığını ve alacak davası açtığını, bu hususun tartışmalı bir vakıa olmadığını, Gölcük 1. AHM'nin 2025/78 Esas sayılı dosyasına dava konusu senedin sunulduğunu, davacının davalıya olan borcunu faiziyle birlikte ödediğini, ödeme yapıldıktan sonra davalının senedi imha ettiğini söylediğini ve davacıya geri vermediğini, davalının amacının para ihtiyacını karşılamaktan ibaret olduğunu, tamamen kötü niyetle böyle yaptığını, tüm bu nedenlerle; öncelikle Kocaeli İcra Müdürlüğü'nün 2021/73 Esas sayılı dosyasının ihtiyati tedbir kararı ile durdurulmasına, müvekkilinin davalıya borcu olmadığının tespit edilmesine, davalının haksız ve kötü niyetli yapmış olması nedeniyle takip bedelinin %20'si üzerinden kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekilinin sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davacının, çekin 2004 yılında tekstil işleriyle uğraştığı sırada işlerinin kötüleşmesi nedeniyle borç alınan 100.000,00 TL karşılığında, keşide tarihi olmayan verilmiş bir çek olduğunu ve borcun elden ödendiğini iddia ettiğini, çekte keşide tarihi zorunlu unsurlarından sayılmışsa da, ticari hayatta çekin uzun vadeli ödemeler için de kullanıldığının görüldüğünü, davacının çeke konu borcun doğum tarihinin 2004-2005 yılları arasında olduğunu ve 10 yıllık zamanaşımı neticesinde 2015 yılında borcun zamanaşımına uğradığını, kambiyo senetlerinde 3 yıllık zamanaşımı olması nedeniyle çekin 2008 yılında zamanaşımına uğradığını iddia etmiş olduğunu, davacının dahi, çeke konu alacağın doğum tarihini açık ve net bir şekilde ifade edemediğini, daha önce ifade edildiği gibi, kabul etmemekle birlikte iddia edildiği gibi borcun doğum tarihi 2004-2005 yılları dahi olsa, davacının çekin hamili olan davalıya anlaşmaya aykırı şekilde çekin doldurulduğu iddiasını ileri sürmesinin TTK maddesi 680. maddesi gereğinin mümkün olmadığını, çek üzerindeki keşide tarihinin de açık şekilde 03.08.2015 olduğunu, dolayısıyla aksi bir iddianın ileri sürülememesi yanında, yazılı bir delile karşı ancak yazılı delille ispat kuralı geçerli olacağından ötürü, zamanaşımı iddialarına ilişkin ileri sürülen gerekçelerin mesnetsiz olduğunun kabulü gerektiğini, çekte tahrifattan bahsedilmesi için çekin orjinalliğinin bozulması gerektiğini, aksi halde tahrifattan bahsedilemeyeceğini, çekin dava dışı Naidas Tekstil Bilişim Turizm Promosyon Elektronik Ve Kimyevi Maddeler Sanayi Ve Dış Ticaret Limited şirket çeki olduğunu ve bu noktada davacıya ciro edildiğinin anlaşıldığını, yani çekin ilk cirantasının davalı olmadığını, çekin vade tarihinin boş halde olması halinde davalının, çeki doldurabileceğini, bu durumda da çekin vade tarihsiz şekilde ciro edildiği, yani açık çek şeklinde tedavüle sokulduğunun anlaşıldığını, aksi şekilde çek üzerinde mevcut bir vade tarihi silinerek yenisi yazılmadığından ötürü, çek üzerinde tahrifattan bahsedilme imkanı olmadığını, zira çekin orijinalliğinin bozulmadığını, mevcut bilgiler üzerinde oynama yapılmadığını, senette keşide tarihinin bulunmamasının, açık çek olarak nitelendirilen bir husus olduğunu, bu nedenle Gölcük 1 Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açılan 2025/78 esas sayılı dosyasındaki beyanların dayanak gösterilmesinin anlamsız olduğunu, Kocaeli 2. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2016/707 esas sayılı dosyasına sunulan hesap cüzdanının da neye delil ya da dayanak oluşturduğunun anlaşılamadığını, nispi olan eksik harcın tamamlattırılması gerektiğini, davacının kötü niyetli şekilde ve hakkında kötüye kullanılması niteliğinde iş bu davayı açtığını, tüm bu nedenlerle; davanın reddine, karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ : İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; " ... 1-Davanın 6100 Sayılı HMK'nın 114/1 (h) ve 115/2 uyarınca hukuki yarar yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE ... " karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; her ne kadar icra takip dosyasının derdest olduğu sırada davalı tarafından Gölcük 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2025/78 Esas sayılı dosyası ile bir alacak davası açılmışsa da, bu dava sonucunda verilecek karar, huzurdaki menfi tespit davası ile aynı hukuki sonucu doğurmayacağını, bu nedenle davacının menfi tespit davası açmakta hukuki yararı bulunduğunu beyan ile; yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; sayılan nedenlerle yerel mahkeme kararı yerinde olup, haksız istinaf isteminin reddi gerektiğini beyan ile; davacı tarafın istinaf istemlerinin reddine, karar verilmesini, talep ederiz. DELİLLER: Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16/10/2025 Tarih - 2025/301 Esas - 2025/586 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; menfi tespit istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın usulden reddine karar verilmiş karara karşı davacı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır. Dosyanın incelenmesinde, davacı vekilince sunulan dava dilekçesinde özetle; davacı hakkında Kocaeli İcra Müdürlüğü'nün 2021/73 E. sayılı dosyası üzerinden başlatılan takibin hukuka aykırı olduğunu, davacının davalıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, takibe dayanak yapılan senedin, gerçek bir borç ilişkisini yansıtmadığını ve senet üzerindeki tarihin sonradan değiştirilerek 03/08/2015 olarak yazıldığını, taraflar arasındaki borç ilişkisinin 2004-2005 yıllarında doğduğunu, ifa tarihinin belirlenmemiş olması nedeniyle borcun doğumundan itibaren 10 yıllık zaman aşımı süresinin 2015 yılında dolduğunu, buna rağmen senet üzerine 03/08/2015 tarihinin yazılarak takip ve alacak davasına konu edildiğini, ayrıca Gölcük 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2025/78 E. sayılı dosyasında davacının borcunu faiziyle birlikte ödemeyi kabul ettiğini, ödeme sonrasında senedin imha edileceğinin davalı tarafından bildirildiği halde senedin, davacıya iade edilmediğini ileri sürerek, icra takibinin ihtiyati tedbir yoluyla durdurulmasına ve davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesinin talep edildiği, davalı vekilince sunulan cevap dilekçesinde ise özetle; davacının 2004 yılında tekstil işiyle uğraştığı sırada işlerinin kötüleşmesi üzerine davalıdan 100.000,00 TL borç aldığını ve bu borcun karşılığında dava konusu çeki verdiğini; ancak çekin keşide tarihinin, çekin zorunlu unsurlarından olduğunu ve ticari hayata çekin ileri tarihli olarak da düzenlenebileceğini, davacının borcunun 2004- 2005 yıllarında doğduğunu ve 10 yıllık zaman aşımına uğradığını ileri sürmesine rağmen borcun doğum tarihinin açık ve kesin biçimde ortaya koymadığını, kaldı ki borcun bu tarihlerde doğduğu kabul edilse dahi çekin hamiline teslim edildiği tarihe ilişkin iddianın TTK'nın 688. maddesi kapsamında dinlenmeyeceğini, çek üzerinde keşide tarihinin açıkça 03/08/2015 olarak yer aldığını, bu nedenle senedin daha sonra doldurulduğu veya tarihinin değiştirildiği yönündeki iddianın hukuki dayanaktan yoksun olduğu belirtilerek davanın reddine karar verilmesinin talep edildiği, ilk derece mahkemesince davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verildiği, verilen karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 105 ilâ 113. maddeleri arasında dava çeşitleri düzenlenmiştir. Eda davası davalının, bir şeyi vermeye veya yapmaya yahut yapmamaya mahkûm edilmesinin talep edildiği dava türü olarak tanımlanmış iken, tespit davası, mahkemeden, bir hakkın veya hukuki ilişkinin varlığının ya da yokluğunun yahut bir belgenin sahte olup olmadığının belirlenmesinin talep edildiği dava çeşidi olarak açıklanmıştır. Bir tespit davasının dinlenebilmesi için öncelikle böyle bir davanın açılmasında davacının hukuki yararının bulunması gerekir. Kural olarak eda davasının açılması gereken hallerde tespit davasının açılmasında hukuki yarar yoktur. Tespit davası eda davasının öncüsü olup kural olarak eda davasıyla birlikte istenebileceklerin tespit davasına konu yapılabilmesi tespit davasının yenilik doğurucu bir nitelik taşıyıp taşımamasına bağlıdır (HGK.'nun 10.10.1984 gün 696/803 kararı). Eldeki davada tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; eldeki davanın Kocaeli İcra Müdürlüğünün 2021/ 173 Esas sayılı dosyasında takibe konu edilen ve aynı zamanda davalı tarafından açılan (Gölcük 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2025/ 78 esas sayılı) davasına da konu edilen 70.000 USD bedeli ... seri numaralı çek nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine ilişkin olduğu; ancak eldeki menfi tespit davasının açılmasından önce davalı tarafından aynı çekten kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla davacı aleyhine eda davası açıldığı, bu davanın derdest olduğu ve davacının eldeki davada ileri sürdüğü çekin geçersizliği, borcun bulunmadığı borcun zaman aşımına uğradığı ve çekin sonradan doldurulduğu yönündeki iddialarını anılan eda davasında savunma olarak ileri sürebilecek durumda bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda davacının derdest olan eda davasında savunma yoluyla ileri sürebileceği hususları ayrıca menfi tespit davasına konu etmesinde, güncel ve korunmaya değer bir hukuki yararı bulunmamaktadır. Zira her iki davanın da aynı şekilden kaynaklanan alacağın mevcut olup olmadığını ve davacının bu çek nedeniyle borcu bulunup bulunmadığının belirlenmesine yönelik olduğu, dolayısıyla eldeki davanın ayrı bir yargılama konusu oluşturmadığı ve davacının hukuki durumuna ayrıca ve farklı bir koruma sağlayamayacağı sonucuna varılmıştır. Bu itibarla davacının aynı hukuki uyuşmazlığı derdest eda davasında savunma yoluyla ileri sürebilecek olmasına rağmen ayrıca menfi tespit davası açmasında hukuki yararının bulunmadığı gözetilerek, davanın 6100 sayılı HMK'nın 114-(1)-(h) ve 115-(2) maddeleri uyarınca hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik olmadığı değerlendirilmiştir.
Açıklanan nedenlerle; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca, kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine, karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-b)-1) maddesi uyarınca; Davacının İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE, 2-Bakiye 116,60 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin 6100 sayılı HMK'nın 302-(5) maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, 3-İstinaf Kanun Yoluna Başvurma Harcının hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf kanun yoluna başvuru için yaptığı masrafların, istinaf eden taraf üzerinde bırakılmasına, 5-İstinaf eden tarafından yatırılan, istinaf avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333. maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine, 6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Gerekçeli kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, 8-Dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.18/09/2026
... Başkan ... ¸e-imzalıdır. ... Üye ... ¸e-imzalıdır. ... *Üye ... ¸e-imzalıdır. ... Katip ... ¸e-imzalıdır.
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*