Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1034 E. 2026/1948 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/1034
- Karar No
- 2026/1948
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/1034 KARAR NO : 2026/1948
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 20/10/2022 NUMARASI : 2021/455 Esas 2022/929 Karar DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan) BAM KARAR TARİHİ : 17/09/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 17/09/2026
Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin taşıma işleri organizatörlüğü işi yapan ... olduğunu davalı ... A.Ş.’nin müvekkiliyle iletişime geçerek muhtelif limanlara taşıttıracağı yükleri için navlun teklifi yapıldığını, e-faturaların müvekkili tarafından e-faturaların Gelirler İdaresi Başkanlığının e-fatura sistemi üzerinden davalıya gönderildiğini, davalı tarafından sistem üzerinden herhangi bir itiraz yapılmadığını ve GİB e-fatura sistemi üzerinden “Fatura Kabul” yapıldığını, bu faturaların davacı taşıma işi organizatörü olarak davalı yanın yüklerini taşıtması işinden doğan navlun ve navlun teferruatı borcuna ilişkin olduğunu, TTK m. 1200 uyarınca davacı taşıtanın navlun borcundan sorumlu olduğunu, davalı tarafça 52.628,02 TL ve 16.608,30 USD tutarındaki kesinleşmiş fatura borcunun ödenmemesi üzerine İzmir 21. Noterliği'nden 24.12.2019 tarihinde ihtarname gönderildiğini, ihtarnameye rağmen ödenmeyen fatura alacaklarının tahsili için İzmir 7. İcra Müdürlüğü’nün 2020/831 Esas ve 2020/883 Esas sayılı dosyasıyla icra takibine geçtiklerini, arabuluculuk görüşmelerinin olumsuz olduğunu belirterek takibe itirazlarının iptali ile takibin devamı ve %20 icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ile davacı firma arasında imzalanan MER1900375 nolu konşimentoya ilişkin taşıma sözleşmesi imzalandığını, taşınan eşyada davacının kusuru sebebiyle teslimat konusunda sorun yaşandığını, davacının emtiayı konşimentonun ibraz edilmesi halinde ve konşimentoya şerh düşerek teslim etmeleri gerektiğini, ancak davacının, dava dışı üçüncü kişiye malı teslim ettiğini, müvekkiline bununla ilgili herhangi bir bilgi verilmemesi ve konşimento asıllarının müvekkilinde bulunmasına rağmen gönderilen malların müvekkilinin bilgisi dışında alıcıya veya üçüncü bir kişiye verilmiş olmasından dolayı müvekkilinin satış konusu mallar kadar zarara uğradığını, müvekkilinin, davacı tarafa herhangi bir borcu bulunmadığını, davacı tarafından davalı aleyhine başlatılan icra takibinde herhangi bir rakam bulunmadığını, icra takibinin iptali gerektiğini, davacılar hakkında Mersin 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/115 Esas sayılı dosyasıyla alacak davası açıldığını, bu davanın HMK m. 165/1 gereğince bekletici mesele yapılmasını, davanın reddi ile davacının %20’den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkûm edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. MAHKEMECE: "...,Dava; navlun sözleşmesine dayalı akdi taşıyanın navlundan ve diğer alacak kalemlerinden doğan alacağa ilişkin olarak yapılan takibe itirazın iptali davasıdır. Toplanan tüm deliller ve yapılan incelemelere göre; Davacı .... AŞ’nin taşıma işleri komisyoncusu olarak davalı .... AŞ’ne ait ayrı ayrı taşıma işlerini üzerine aldığı, TTK m. 917-930 hükümlerine göre ayrı ayrı konşimentolar düzenleyerek taşıma işini yerine getirdiği, davalının yükleten / taşıtan olduğu konşimentolarda dava konusu faturaların bu konşimentolara uygun olarak düzenlendiği, aynı zamanda yükleme notalarının da konşimentolarda konteyner numaralarıyla örtüştüğünü, tarafların defter ve kayıtları üzerinde yapılan incelemelerde de davacının göndermiş olduğu faturaları defterlere kaydettiği, davalının defterlerinde davacıya 52.628,00 TL borçlu olduğunun belirlendiği, davacının defter ve kayıtlarında da davalıya düzenlenen faturaların yer aldığı ve 52.628,00 TL alacaklı olarak görüldüğü, her iki tarafın birbirleriyle uyuşan ve davalının defterlerinde kayıtlı olan faturalardan dolayı davacı tarafın alacaklı olduğu, HMK m. 222 “(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.” Hükümlerinde de yer aldığı üzere her iki tarafın defter ve kayıtlarının usulüne uygun tutulduğu, açılış ve kapanış tasdiklerinin bulunduğu, karşı tarafın defterlerinin yani davalının defterlerinin de davacının defterlerini onayladığı, böylece davacının talep konusu olan 52.628,00 TL davalıdan alacaklı olduğu belirlenmiş olmakla bu miktar üzerinden davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir," gerekçesi ile; "HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Sebeplerle; Davacının, davasının KABULÜ ile; Davacının, davalı ... aleyhine İzmir 7. İcra Müdürlüğü’nün 2020/833 Esas sayılı dosyası ile yapmış olduğu takibe itirazının iptali ile takibin 52.628,00 TL üzerinden takip tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte devamına, Alacak likit olup itiraz haksız olmakla 52.628,00 TL’nin %20 olan 10.525,60 TL’nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine Ödemelerin icra müdürlüğünce nazara alınmasına,"şeklinde karar verilmiştir. Mahkeme kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemede görülmekte olan davada 20.10.2022 tarihli duruşma öncesinde, mesleki faaliyetlerine Gaziantep ilinde devam ettiklerinden dolayı 10940373856 iş emri numaralı e-duruşma talebi göndermiş oldukları halde taleplerine olumlu veya olumsuz hiçbir şekilde cevap verilmediğini, yokluklarında karar verildiğini, savunma hakkının, Anayasanın hak arama hürriyeti başlıklı 36. maddesinde “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.” düzenlemesi ile açıkça hüküm altına alındığını, iddia ve savunma hakkının, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun hukuki dinlenilme hakkı başlıklı 27. maddesi ile usul hukukuna yansıtıldığını, mahkemece, iki tarafa eşit şekilde hukukî dinlenilme hakkı tanıyarak hükmünü vermesinin gerektiğini, bu kapsamda hukuki dinlenilme hakkı, bilgilenme/bilgilendirme, açıklama yapma, yargı organlarınca dikkate alınma ve kararların gerekçeli olması gibi hususları içerdiğinin açık olduğunu, taraflarının yokluğunda, e duruşma taleplerine herhangi bir yanıt verilmeden yokluklarında tahkikat aşamasının sonlandırılıp davanın esası hakkında karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, gemi ve yük alacağından kaynaklı icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. 6100 sayılı HMK’nın 345. maddesinin 1 inci bendinde, “İstinaf yoluna başvuru süresi iki haftadır. Bu süre, ilamın usulen taraflardan her birine tebliğiyle işlemeye başlar.”; aynı Kanunun 92. maddesinin 2 nci fıkrasında ise "Süre; hafta, ay veya yıl olarak belirlenmiş ise başladığı güne son hafta, ay veya yıl içindeki karşılık gelen günün tatil saatinde biter." düzenlemesi bulunmaktadır. Somut olayda 20/10/2022 tarihli gerekçeli kararın davalı vekilinin UETS elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda 05/04/2023 Çarşamba günü usulünce tebliğ edildiği, anılan karara karşı 24/04/2023 tarihinde davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuş ise de istinaf süresinin son günü 19/04/2023 Çarşamba gününün resmi tatil olmadığı, istinaf başvurunun HMK'nın 345. maddesi gereğince yasal iki haftalık süresi içinde yapılmadığı anlaşıldığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 352/1-c maddesi uyarınca süre yönünden usulden reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 20/10/2022 tarih, 2021/455 Esas ve 2022/929 Karar sayılı kararına karşı Davalı vekilinin istinaf başvurusunun süresinde yapılmadığından HMK'nın 352/1-c maddesi gereğince usulden REDDİNE, 2-Peşin alınan harcın davalıya iadesine, 3-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Kararın tebliği, kesinleştirme ve yargılama giderlerinin iadelerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 17/09/2026