Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1545 E. 2026/3989 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1545
Karar No
2026/3989
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

4. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2026/1545

KARAR NO:2026/3989

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:(KAPATILAN)İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARETMAHKEMESİ

TARİHİ:10/02/2026

NUMARASI:2025/77 Esas - 2026/147 Karar

DAVANIN KONUSU:Tazminat (Haksız İhtiyati Hacizden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ:23/09/2026

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353. maddesi gereğince dosya incelendi,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkili şirketi Türk Kanunlarına göre kurulmuş, merkezi İstanbul’da bulunan ve ana iştigal konusu endüstriyel ısıtma, havalandırma ve iklimlendirme ürünlerinin ve bina otomasyon sistemlerinin satış, kurulum ve ticareti olan bir limited şirket olduğunu, davalıların, Muğla Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2024/728 esas sayılı dosyasına kayıtlı tazminat davasını ikame eden davacılar olduğunu, davalıların, Muğla Asliye Ticaret Mahkemesi’nde ikame ettikleri tazminat davasında özetle; ...Şti. ile birlikte müvekkili şirketin de taraf olduğu bir eser sözleşmesinin mevcut olduğunu, bu davalıların eser sözleşmesine konu borçlarını gereği gibi ifa etmediklerini iddia ederek ayıplı ifa sebebiyle uğradıklarını iddia ettikleri zararların müvekkili şirketin, ... ve diğer davalı ... ...’dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile bu davalılar aleyhine ihtiyati haciz tesis edilmesini talep ettiklerini, Muğla Asliye Ticaret Mahkemesinin 31.07.2024 tarihinde tesis ettiği ara kararında davalıların menkul, taşınmaz ve üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının 1.575.000,00-TL ile sınırlı olarak ihtiyati haczine karar verildiğini, ihtiyati haciz kararının Fethiye İcra Dairesinin ... sayılı dosyasından 01.08.2024 tarihinde infaz edildiğini, aynı tarihte on dört ayrı bankaya birinci haciz ihbarnamesinin gönderildiğini, bu suretle müvekkili şirketin... Bank A.Ş.’de bulunan 1.570.000,00-TL tutarındaki hesabına bloke konulduğunu ve müvekkili şirkete ait ... plakalı aracın kaydına ihtiyati haciz şerhi işlendiğini, yokluklarında tesis edilen ihtiyati haciz kararı öğrenilir öğrenilmez ilk olarak mahkemeden İİK m. 266 gereğince ihtiyati haczin teminat karşılığı kaldırılmasının talep edildiğini, dosyaya 1.575.000,00-TL tutarında nakit teminat yatırılarak ihtiyati haczin teminat üzerine kaydırılmasının sağlandığını ve banka hesapları ile ... plakalı araç üzerindeki ihtiyati haciz şerhinin ve blokelerin kaldırıldığını, müvekkili şirketin eser sözleşmesinin tarafı dahi olmadığını, dosyaya sunulan yazılı sözleşme altında müvekkili şirketin kaşesinin veya temsil ve ilzama yetkili hiçbir yetkilisinin imzasının bulunmadığını, müvekkiline davalılarca söz konusu eser sözleşmesine veya herhangi bir başka ticari ilişkiye istinaden yapılan herhangi bir ödeme dahi bulunmadığını, müvekkilinin müteahhit sıfatıyla davalılara karşı herhangi bir edim üstlenmediği gerekçeleriyle Muğla Asliye Ticaret Mahkemesi’nden müvekkili şirket aleyhine tesis edilen ihtiyati haciz kararının şartlarının mevcut olmaması sebebiyle İİK m. 265 gereğince kaldırılmasının talep edildiğini, Muğla Asliye Ticaret Mahkemesi’nce ihtiyati hacze karşı itirazları 12.09.2024 tarihli duruşmada değerlendirilerek, tamamen hukuka ve mantığa aykırı gerekçelerle reddedildiğini, bunun üzerine Muğla Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ihtiyati hacze itirazlarının reddine dair haksız ve hukuka aykırı kararı taraflarınca istinaf edildiğini, istinaf incelemesini yapan Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin, 01.11.2024 tarihli, 2024/18 esas ve 2024/18 sayılı kararı ile, "Dosyanın yapılan incelemesinde; davalı tarafın husumet itirazında bulunduğu, ihtiyati haciz şartlarının dosya kapsamında gerçekleşmediği ve talebin yargılamayı gerektirdiği, bu sebeple davalı şirketin itirazının kabulü ile ihtiyati haczin itiraz eden şirket yönünden kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken talebinin reddine karar verilmesinin yerinde olmadığı"na hükmederek Muğla Asliye Ticaret Mahkemesince tesis edilen 30.07.2024 tarihli haksız ve hukuka aykırı ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına kesin olarak karar verildiğini, (Ek-2: Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin, 01.11.2024 tarihli, 2024/18 esas ve 2024/18 sayılı kararı) bu karar gereğince Muğla Asliye Ticaret Mahkemesi’nden derhal ihtiyati haciz kararının kaldırılarak, taraflarınca teminat olarak yatırılan 1.575.000,00-TL’nin taraflarına iadesinin talep edildiğini, bunun üzerine 20.11.2024 tarihinde ihtiyati haczin İİK m. 266 gereğince kaldırılması için taraflarınca yatırılan nakit teminatın taraflarına iade edildiğini, davalıların talebiyle tesis edilen haksız ihtiyati haciz kararı sebebiyle müvekkiline ait 1.575.000,00-TL tutarındaki nakit paranın 01.08.2024 - 20.11.2024 tarihleri arasında bloke edildiğini ve müvekkilinin bu paranın nemasından (faizinden) mahrum kaldığını, davalılarca aralarında müvekkili şirketin de hesaplarının bulunduğu on dört ayrı bankaya haciz ihbarnamelerinin tebliğ ettirildiğini ve müvekkiline ait aracın kaydına ihtiyati haciz şerhi işlendiğini, bu sebeplerle müvekkili şirketin banka hesaplarındaki paralara bloke konulduğunu, bu suretle bugüne kadar bankalar ve piyasa nezdinde yüksek güvenilirliği bulunan ve muaccel borçlarını ödememesi sebebiyle haciz işlemlerine muhatap olmayan müvekkilinin bankalar ve piyasa nezdindeki ticari itibarı ciddi şekilde zedelendiğini, tüm bu sebeplerle; davalıların Muğla Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/728 esas sayılı dosyasına yatırdıkları 236.250,00-TL nakit teminat üzerine teminatsız ihtiyati haciz konulmasını ve teminatın davalılara iade edilmeksizin dava dosyasına celbini, müvekkilinin fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, haksız ihtiyati haciz sebebiyle uğradığı maddi zararlarına karşılık şimdilik 220.000,00-TL’nin arabuluculuğa başvuru tarihi olan 01.12.2024 tarihinden işleyecek avans faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini, müvekkilinin haksız ihtiyati haciz sebebiyle uğradığı manevi zararına karşılık 100.000,00-TL’nin arabuluculuğa başvuru tarihi olan 01.12.2024 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar vekili cevap dilekçesinde; Öncelikle davacı tarafın davasını haksız fiil esasına dayandırdığı göz önüne alındığında; davanın fiili, zararı, fiil ile zarar arasındaki illiyet bağını ispat etmesi gerektiğini ancak davacı tarafından ne zararın ispatına yarar ne de zarar ile fiil arasındaki illiyet bağını ispata yarar bir delil sunamadığını, Muğla Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/728 esas sayılı dosyası kapsamında yargılamanın devam ettiğini, davacı tarafın tek gayesinin bahse konu dava devam ederken, müvekkillerinin tazminat tehdidi ile davadan vazgeçirmeye çalıştığını, bahse konu Muğla Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/728 esas sayılı dosyası derdest olup, işbu dosyanın bekletici mesele yapılması gerektiğini, davacı tarafın maddi tazminat yönünden haciz sebebiyle mahrum kalınan bir meblağdan bahsettiğini, davacı tarafın kendi ikrarı göz önüne alındığında zararın doğmadığının da izahtan vareste olduğunu, dava dilekçesinde; "...ihtiyati haciz kararı ... 01.08.2024 tarihinde infaz edilmiş, ... Bank'ta bulunan 1.570.000 TL tutarındaki hesabına bloke konulmuş ... İhtiyati haciz kararı öğrenilir öğrenilmez .... Teminat karşılığı kaldırılması talep edilmiş ... Haciz ve blokeler kaldırılmıştır" şeklindeki beyanlar göz önüne alındığında, teminat karşılığı hacizlerin kaldırıldığını ve davacı tarafın herhangi bir zarara uğramadığının ikrar edildiğini, Muğla Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/728 esas sayılı dosyası kapsamındaki 19.08.2024 tarihli ara kararla ihtiyati haczin teminat karşılığında kaldırıldığını, bu doğrultuda davacı taraf hiçbir zarara uğramamışken, işbu dava kapsamında tazminat talebinde bulunamayacağını, manevi tazminat talebi yönünden ise TBK.nun 49 Maddesi gereği müvekkilinin nasıl bir kusurunun olduğunun davacı tarafça ortaya konulmadığını, müvekkiline teslim edilen sözleşmenin, görünüşte güven ilkesi, davacı tarafın sözleşmenin taraf oluşu ve diğer hususlar göz önüne alındığında, müvekkillerine ithaf edilebilecek hiçbir kusurun bulunmadığının da açık olduğunu, davacı tarafın şirket oluşu göz önüne alındığında, ayrı bir tüzel kişiliği olan şirketin nasıl manevi olarak yıprandığının da davacı tarafça ortaya konulması gerektiğini, davacı tarafın ihtiyati haciz kararı sebebiyle nasıl bir manevi yıpranma yaşadığını da ayrıca ispat etmesi gerekirken, ispata yarar hiçbir delil de sunulmadığını, teminat karşılığı kaldırılan ihtiyati hacizden hiçbir zarar dahi görmeyen davacı tarafın işbu davayı açmaktaki tek gayesinin müvekkillerini yıldırmak olduğunu, davacı taraf dava dilekçesinde "mevduata uygulanacak en yüksek faiz" talebiyle işbu davayı açtığını, davacının, müvekkillerle arasında hiçbir sözleşme bulunmadığını iddia eder iken, kendi iddiasına göre ticari temerrüt faizi bile talep edemeyecekken, "işçilik alacaklarına özgü" bir düzenlemeye dayanılarak neden faiz talebinde bulunulduğunun da açıklanmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte, davacı tarafın talebinin ancak ve ancak yasal faiz olarak yorumlanabileceğini, davacının, müvekkillerini temerrüde düşürmediğini, herhangi bir ihtar ya da ihbarda bulunmadığını, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu 18/3 Maddesi gereğince tacirler arasında yapılacak olan ihtar ve ihbarlar özel bir usule bağlandığını, davacı tarafın böyle bir bildiriminin de olmadığını, Muğla Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/728 esas sayılı dosyası kapsamında ifade edildiği üzere; alacak talebiyle ilgili Fethiye Cumhuriyet Başsavcılığının 2024/11097 soruşturma numaralı dosyasının derdest olduğunu, davacı tarafın nedense işbu dosyaya konu soruşturma dosyasından hiç bahsetmediğini, dosyaya celp edilen ... Merkezi'nin 06.11.2024 tarih ve E-60980239-207.99-105469226 sayılı yazı cevabının ekine bakıldığında ve SGK kayıtları gözetildiğinde; ...'ın .... Şti.'ne (... sicil numaralı) 24.05.2021 yılında işe girdiğini, burdan 01.04.2022 yılında çıkışının yapıldığını, aynı gün ise ... Şubesi'ne işe başladığını (01.04.2022), ...'ın ise hala bu şirkette çalışmaya devam ettiğinin görüldüğünü, bahse konu dosyanın dava dilekçesinde de ifade edildiği üzere ve ekinde bulunan yazılara bakıldığında ise atılan tarihin 04.03.2022 tarihi olduğu, ...'ın halen dahi bu şirkette çalıştığının görüleceğini, bahse konu dosya davalısı taraf cevap dilekçesinde işbu dosya davalısının yanında çalıştığını ikrar ettiğini, diğer davanın yurt dışında bir şirketi taraf göstermeye yönelik itirazlarının dayanağının olmadığının da ortaya tekrar çıktığını, Mahkemece ifade edildiği üzere; karşı tarafın dava dışı bir şirketi husumet olarak göstermesi hususunun dayanağının olmadığını, karşı taraf ile üçüncü kişi olduğu iddia edilenin adreslerinin dahi aynı olduğunun açık olduğunu, dosyaya sunulan dekontlar, sözleşmelerde yer alan kaşeler, ...'ın kendisini Johnson çalışanı ve işlem yapmaya yetkili olarak tanıtmasının, şirket tarafından ...'ın kendisinde çalıştığının ikrar edildiğini, itirazın salt imza yetkilisi olmadığına yönelik olduğunun açık olduğunu, 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanununun 257. Maddesi ve devamında ihtiyati haciz şartları somutlaşmış olup, bu kapsamda ihtiyati haczin verilmesi için kesin ispat değil, mukarine ispat yani yaklaşık ispatın arandığını, dava dilekçesinde ve dilekçeler aşamasında belirttilen vakıalar ve deliller gözetildiğinde, ispatın gerçekleştiğini, tüm bu sebeplerle; öncelikle Muğla Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/728 esas sayılı dosyası ile Fethiye Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2024/11097 soruşturma numaralı soruşturma dosyasının bekletici mesele yapılmasını, davacı tarafın kendi ikrarı ile zarara uğramadığı hususu ile illiyet bağının bulunmadığı hususları gözetilerek maddi tazminat taleplerinin reddini, koşulları oluşmayan ve ispatlanamayan manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesince; "...Muğla Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/728 esas sayılı dosyasında; davacılar vekili dilekçesinde, davacılardan ... şirketine ait taşınmaz üzerinde yapılacak iklimlendirme işi için davalılardan ... Şirketiyle görüşmeler yapıldığını, saha görevlisi davalılardan ... ... ile imzalanan sözleşme ile imalat ve montaj hususunda anlaşıldığını, ancak imalatların düzgün yapılmadığını, bu hususta delil tespiti yaptırıldığını ve sözleşmenin feshedildiğini, tüm bedellerin davalı ... firması tarafından alınmasına rağmen işin yapılmadığını beyan ederek ... firmasına ödenmiş olan iş bedelinin tahsili ile ihtiyati haciz talebinde bulunmuştur.Davalıların Muğla Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/728 esas sayılı dosyasında, davacı ile dava dışı ......şirketi ve ... aleyhine eser sözleşmesinin feshine dayalı alacak davası açtıkları, mahkemenin 31.07.2024 tarihili ara kararı ile; o dosyanın davalılarının menkul, taşınmaz ve üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının 1.575.000,00 TL ile sınırlı olarak ihtiyati haczine karar verildiği, ihtiyati haciz talebine konu meblağın %15’ine isabet eden 236.250,00 TL nakit teminatın dosyanın davacıları (dosyamızın ise davalıları) tarafından dava dosyasına yatırıldığı, ihtiyati haciz kararının Fethiye İcra Müdürlüğü’nün ... sayılı dosyasında takibe konulduğu, ihtiyati haciz kararının 01.08.2024 tarihinde davacının... Bank A.Ş.’de bulunan 1.570.000,00 TL tutarındaki alacağına bloke konulması ve ... plakalı aracın tescil kaydına ihtiyati haciz şerhi işlenmesi suretiyle infaz edildiği, Muğla Asliye Ticaret Mahkemesi dosyasındaki davalıların 16.08.2024 tarihinde Muğla Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2024/728 E sayılı dosyasına nakit 1.575.000,00 TL teminat yatırarak ihtiyati haciz kararına itiraz ettikleri, Muğla ATM'nin Fethiye İcra Müdürlüğü'ne 21.08.2024 tarihinde müzekkere yazarak hesap üzerindeki blokenin kaldırılmasını, 1.575.000,00 TL nakdi teminata ihtiyati haciz uygulanmasına karar verildiğini beyan ettiği, Muğla Asliye Ticaret Mahkemesi’nce ihtiyati hacze yapılan itirazın 12.09.2024 tarihli duruşmada reddedildiği, dosyamızın davacısının ihtiyati hacze itirazın reddine dair kararı istinaf ettiği ve sözleşmenin tarafı olmadığını, sözleşme ve belgelerde şirketin ve yetkili temsilcisinin imzasının bulunmadığını, ekstrelerde ödemelerin yapıldığını belirtilen şirketin tamamen farklı bir şirket olduğunu, davada pasif husumetinin bulunmadığını beyan ederek davanın reddini talep ederek, mahkemece verilen ihtiyati haciz kararına itirazda bulunduklarını belirttiği, istinaf incelemesini yapan Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi'nin, 01.11.2024 tarihli, 2024/18 esas ve 2024/18 karar sayılı kararı ile, "Dosyanın yapılan incelemesinde; davalı tarafın husumet itirazında bulunduğu, ihtiyati haciz şartlarının dosya kapsamında gerçekleşmediği ve talebin yargılamayı gerektirdiği, bu sebeple davalı şirketin itirazının kabulü ile ihtiyati haczin itiraz eden şirket yönünden kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken talebinin reddine karar verilmesinin yerinde olmadığı" gerekçesiyle Muğla Asliye Ticaret Mahkemesi'nin davalılar aleyhine 30.07.2024 tarihinde verdiği ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına karar verdiği, kararın kesin olduğu anlaşılmıştır. Buna göre istinaf incelemesi ile kesinleştiği üzere ihtiyati haciz haksızdır.Davacı tarafça teminatın yatırıldığı 01.08.2024 tarihi ile istinaf ilamı üzerine teminatın iade edildiği 20.11.2024 tarihi arasındaki faiz getirisinin tespit edilmesi için dosya bankacı bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından yapılan hesaplamada faiz getirisinin 262.357,29 TL olduğu belirtilmiştir. Bilirkişi raporunun dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli olması sebebiyle yapılar hesaplamaya itibar edilmiş ve dava konusu haksız ihtiyati haciz sebebiyle davacının belirtilen dönem aralığında 262.357,29 TL faiz gelirinden mahrum kalarak maddi zarara uğradığı anlaşılmıştır.Somut dava Türk Ticaret Kanunun 4. maddesi kapsamında kalan ticari alacak yahut tazminata ilişkin bir dava olmayıp İİK m 259 hükümleri çerçevesinde açılan, haksız haciz sebebine dayalı haksız fiilden kaynaklanan tazminat davasıdır.Haksız fiile dayalı tazminat davası olan işbu dava ticari bir dava olmadığından Türk Ticaret Kanunun 5/A maddesi kapsamında olmadığı, bu sebeple dava şartı olan zorunlu arabulucuya başvurmanın eldeki davada söz konusu olmadığı anlaşılmıştır. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi'nin 04.02.2026 tarih, 2026/301 esas, 2026/474 karar sayılı ilamı)Somut dava haksız fiilden kaynaklı olup Türk Borçlar Kanun 117. Maddesi gereğince haksız fiil tarihinde temerrüt gerçeklemiş olup bu tarihten itibaren itibaren avans faiz kararı verilmesi gerekmekte ise de taleple bağlı kalınarak 220.000,00 TL maddi tazminatın arabulucuya başvuru tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.Davacı taraf manevi tazminat talebinde bulunmuştur. İstinaf ilamında da belirtildiği üzere talebin yargılamayı gerektirdiği ve ihtiyati haczin şartlarının bulunmadığı sabit olmasına rağmen davalılarca ihtiyat haciz kapsamında davacı tarafın ticari hayatını sürdürebilmesini riske atacak şekilde banka hesabı üzerine bloke konulması kötüniyet kapsamında değerlendirilmiştir.Zira haksız ihtiyati haciz talep edenlerin de tacir olmaları göz önüne alındığında, basiretli bir tacir gibi, haksız ihtiyati haciz sonucu banka hesapları üzerine konulan bloke ile bir tacirin ticari hayatını sürdürebilmesinin riske atılacağını bilebilecek durumda olmaları gerekmektedir.Haksız ihtiyati haciz talep edenlerin kötüniyetle ihtiyati haciz talep ettikleri anlaşıldığından manevi tazminatın şartlarının oluştuğu anlaşılmış olup manevi tazminat talebinin miktar olarak kısmen kabulüne karar verilmiştir.... ...

A) 220.000,00 TL maddi tazminatın 01.12.2024 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,

B) 40.000,00 TL manevi tazminatın 01.12.2024 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,..." karar verilmiştir.Verilen karara karşı davacı vekili ve davalılar vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.Davacı vekili katılma yoluyla sunduğu istinaf dilekçesinde; Dava dilekçesi ve aşamalardaki beyanlarını tekrarla, hükmedilen manevi tazminat miktarının düşük olduğunu beyanla Yerel Mahkeme kararının kaldırılarak davanın tümden kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalılar vekili istinaf dilekçesinde;Cevap dilekçesi ve aşamalardaki beyanlarını tekrarla, mahkemece tanıkları dinlenmeden karar verildiğini, ihtiyati hacze konu dosya olan Muğla Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/728 es. sayılı dosyası derdest olmasına ve dosyanın kesinleşmemesine rağmen, bahse konu dosya bekletici mesele yapılmadan karar verildiğini, davacı şirketin çalışanı ...'ın kendi uhdesinde çalışırken, şirketin yetkilisi ve temsilcisi olarak davranarak iş ve işlemlerde bulunduğu ve alacakları tahsil ettiği hususu gözetildiğinde TBK m. 52 gereği davacı tarafın kendisinin de kusurunun bulunduğunu, bu sebeple davacı tarafın kendi kusuru göz önüne alınarak kabul anlamına gelmemekle birlikte tazminatın indirilmesi gerektiğini, maddi ve manevi tazminata uygulanan faiz türünün usul ve yasaya aykırı olduğunu,somut olayda, müvekkilinin herhangi bir kusurunun bulunmadığını, huzurdaki davada tazminat koşullarının oluşmadığını,davacı tarafın maddi zararının bulunmadığını beyanla Yerel Mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava; Haksız haciz hukuki sebebine dayalı maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir.3095 sayılı Yasa’nın 2/3. maddesi gereğince gerçek veya tüzel kişi tacirler arasında haksız eylem dâhil her türlü sebepten kaynaklanan alacaklarda istek halinde T.C. Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere uyguladığı avans oranında temerrüt faizine hükmedilmesi zorunludur.Davanın niteliği, tarafların tacir olması ve yukarıda açıklanan hukuksal olgu dikkate alındığında avans faizine hükmedilmesi usul ve yasaya uygun olup davalılar vekilinin bu hususa ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.6100 sayılı HMK'nın 243/1. Maddesi gereğince; "Tanık davetiye ile çağrılır. Ancak, davetiye gönderilmeden taraflarca hazır bulundurulan tanık dinlenir" .Aynı Kanunun 245. maddesinde ise; ''(1) Kanunda gösterilen hükümler saklı kalmak üzere, tanıklık için çağrılan herkes gelmek zorundadır. Usulüne uygun olarak çağrıldığı hâlde mazeret bildirmeksizin gelmeyen tanık zorla getirtilir, gelmemesinin sebep olduğu giderlere ve beşyüz Türk Lirasına kadar disiplin para cezasına hükmolunur.Zorla getirtilen tanık, evvelce gelmemesini haklı gösterecek sebepleri sonradan bildirirse, aleyhine hükmedilen giderler ve disiplin para cezası kaldırılır."hüküm altına alınmıştır.Toplanan deliller ve dosya kapsamına göre, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır.Somut olayda, davalı tarafın süresinde tanık bildirdiği halde tanıkları dinlenmeden karar verildiği görülmektedir. Ne var ki; davalı taraf, tanıklarını bildirmiş, bu talebinden yargılama sırasında da vazgeçmemiştir.Uyuşmazlığın çözümü bakımından, tanıkların duruşmada dinlenilerek vakıaları anlatmalarının sağlanması gerekeceğinde kuşku bulunmamaktadır.Bu sebeple, mahkemece işin esasını çözmek bakımından davalı tarafça bildirilen tanıkların HMK'nın 243 ve 244. maddeleri gereğince davetiye ile çağrılmaları, davetiyeye uymadıkları takdirde aynı Kanunun 245. maddesi hükmünün göz önünde bulundurulması, beyanlar arasında çelişki oluşması durumunda çelişkinin usulünce giderilmesine çalışılması, ondan sonra iddia ve savunma çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, davalı tarafından bildirilen tanıkları dinlenmeden yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olması doğru değildir.Kabule göre de; 6100 sayılı HMK'nın 165. maddesinin 1. fıkrası gereğince, bir davada hüküm verilebilmesi, başka bir davaya, idari makamın tespitine yahut dava konusuyla ilgili bir hukuki ilişkinin mevcut olup olmadığına kısmen veya tamamen bağlı ise mahkemece o davanın sonuçlanmasına veya idari makamın kararına kadar bekletilebilir.Somut olayda;Taraflar arasındaki ihtiyati hacze dayanak teşkil eden esas uyuşmazlığın görüldüğü Muğla Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/728 Esas sayılı dosyası derdest olup henüz sonuçlanmadığı anlaşıldığından, İlk Derece Mahkemesince, HMK'nın 165. maddesi gereğince Muğla Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/728 Esas sayılı dosyasının neticesinin beklenmesi gerekirken, eksik inceleme ile hüküm tesisi isabetsiz olup davalılar vekilinin bu hususa ilişkin istinaf istemi yerindedir.Yukarıda açıklanan hususlar gereğince davalılar vekilinin istinaf talebinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a/4-6. maddesi gereğince kaldırılmasına, yukarıdaki eksiklikler gereğince yargılama yapılarak yeniden karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Davalılar vekilinin istinaf talebinin yukarıda açıklanan sebeplerle KABULÜ ile, (Kapatılan)İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/77 Esas 2026/147 Karar sayılı, 10/02/2026 günlü kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a/4-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,

2-Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

3- İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talep halinde kendisine iadesine,

4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,

5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,

6-İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,

7- 7. İcra Dairesi'nin ... icra takip dosyasına yatırmış olduğu 675.000,00 TL teminatın 2004 Sayılı İİK'nın 36/5. maddesi gereğince yatıran davalı tarafa talebi halinde İADESİNE,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a/4-6. ve 362/1/g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve kesin olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 23/09/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1545, K. 2026/3989, T. 23.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1545-e-2026-3989-k-55121d66c142