İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/989 E. 2026/69 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/989
Karar No
2026/69
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 23. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/989 Esas KARAR NO : 2026/69

DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 02/04/2026 KARAR TARİHİ : 14/09/2026

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle ; Müvekkili ile davalı arasında 1988 yılından itibaren yapılan sözleşme gereğince davalıya ait olan gaz dolum işinin müvekkili tarafından taşeron olarak yapmasına ilişkin işin, 07.12.2011 tarihli, “Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının teftiş raporu ile Müvekkili ile davalı arasında 4857 Sayılı İş yasasının 2. Maddesi gereğince Asıl İşveren ile Alt işveren ilişkisinin bulunmadığının tespiti nedeniyle ve 4857 Sayılı İş yasasının 2. Maddesine aykırı davranıldığını tespit edilerek taraflar arasındaki sözleşmenin iptaline aksi takdirde 15 gün içinde İş Mahkemesi nezdinde dava açarak itiraz etmeniz” şeklindeki yazının davalıya ait ... ile müvekkili şirkete tebliğ edilmesi sonucunda, davalı tarafça dava açmak yerine müvekkili ile olan akitlerin sonlandırılması tercih edildiğini ve bu sebeple taraflar arasındaki iş akdinin davalı tarafından sonlandırıldığını, Müvekkili ile davalı arasında sözleşme kapsamında müvekkili tarafından davalı tarafa, ... Bankasına ait ..., ..., ... İlgi toplam bedeli 200.000,00 Tl bedeli teminat mektubu verildiğini, taraflar arasındaki akdin davalı tarafından sonlandırılmasına karşın, müvekkili tarafından ... 1. Noterliğinin ... tarih ve .... Yevmiye ile gönderilmiş olan İhtarname ile davalıda bulunan ... Bankasınca düzenlenmiş olan ..., ..., ... üç adet teminat mektubunun iadesi talep edilmiş ise de, davalı tarafından müvekkiline ait olan işbu teminat mektuplarının iade edilmediğini, Bu nedenle bu defa müvekkili tarafından işbu üç adet Teminat mektubunun istirdadı için 01.02.2013 tarihinde ... 35. Asliye Ticaret Mahkemesinin ...Esas sayılı dosyası ile dava açılmış ise de, mahkemece verilen görevsilik kararı ve devamında oluşan çeşitli nedenlerle ve mahkeme değişimleri ile birlikte en nihayetinde 14.10.2025 tarihinde en son olarak ... 12. Asliye Ticaret Mahkemesi... Esas ve... karar sayılı ilamı ile davanın kabulü ile davalı tarafından kötü niyetli olarak teminat mektuplarının paraya çevrilmiş olması nedeniyle yerel mahkemece 200.000,00 TL lik teminat mektubu bedellerinin iadesine karar verildiğini, davanın açılmış olma sebebinin para çevrilmemiş olmaları nedeniyle teminat mektupları olması sebebiyle faiz istenememiş ise de, davalının kötü niyetli olarak teminat mektuplarını paraya çevirmiş olması sebebiyle müvekkilinin zarar uğramış olduğu gibi yapılan yargılama sonucunda davalının hiç bir zararının olmaması karşısında kötü niyetli olarak müvekkiline ait olan bedelleri ödemediğini, Tüm bu nedenlerle ve yine ülkedeki enflasyon Türk Lirasının değer kaybı ve tarafların tacir olması sebebiyle müvekkilinin üzerinde tasarrufta bulunamadığını, kendisine ait olan meblağ nedeniyle davacının sebebiyet vermiş olduğu zararın tazminini istediklerini, bu nedenlerle davalının kötü niyetli davranışları sonucunda müvekkilinin uğramış olduğu zararların belirsiz alacak davası olarak görülecek dava sonucunda davanın karar çıkacağı zamana en yakın alınacak bilirkişi raporu ile tespit edilecek olan zararın faizleri ile birlikte davalıdan alınarak kendilerine verilmesine karar verilmesini, Tüm bu nedenlerle davalı tarafından müvekkiline ait olan teminat mektuplarının kötü niyetli olarak, haksız ve hukuka aykırı bir şekilde para çevrilmiş olması nedeniyle müvekkilinin uğramış olduğu zarara ilişkin şimdilik 50.000,00 TL nin ticari avans faizi ile birlikte, HMK 107. Maddesi kapsamında belirsiz alacak olarak açılan davada yapılacak olan yargılama sonucunda ve yine davanın karara çıkacağı zamana en yakın tarihte alınacak bilirkişi raporu ile tespit edilecek olan zararın ticari avans faizleri ile birlikte davalıdan alınarak kendilerine verilmesine karar verilmesine, yargılama harç ve giderleri ile vekaleti ücretin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle ; Davacı tarafın davasının ekonomik göstergelerdeki değişimlerden hareketle soyut bir “değer kaybı” iddiasına dayandığını, Oysa TBK m. 122 anlamında munzam zararın, temerrüt faizini aşan, somut şekilde gerçekleştiğini ve alacaklı tarafından ispat edilmesi gereken gerçek zarar niteliğinde olduğunu, Davacının ise yalnızca ülkedeki genel enflasyon verilerine, altın fiyatlarına, döviz hareketlerine ve ekonomik göstergelere dayandığını; kendi malvarlığında meydana geldiğini iddia ettiği somut ve şahsi eksilmeyi ortaya koyamadığını, Davacının iddiasının, fiilen gerçekleşmiş bir malvarlığı kaybına değil; geçmişteki bir meblağın farklı yatırım araçları karşısındaki varsayımsal değer artışına dayandığını, Oysa munzam zararın, alacaklının fiilen maruz kaldığı gerçek malvarlığı eksilmesinin ispatını gerektirdiğini, Davacı taraf dava dilekçesinde sürekli olarak “kötü niyet” ifadesini kullanmakta ise de, bu iddianın tamamen mesnetsiz olduğunu, Davacı tarafın işbu davadaki tüm iddialarının, ... 12. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... Esas,... Karar sayılı dosyasında verilen karara dayandırıldığını, Öncelikle belirtmek gerekir ki, ... 12. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ...Esas sayılı dosyasında verilen kararın henüz kesinleşmediğini, Söz konusu kararın müvekkili şirket tarafından istinaf edildiğini, dosyanın 30/12/2025 tarihinden beri Bölge Adliye Mahkemesi incelemesinde olduğunu, Dolayısıyla işbu davanın temelini oluşturan “haksız tahsil” olgusunun varlığının henüz kesinleşmediğini, Davacı tarafın teminat mektuplarının “kötü niyetli” şekilde paraya çevrildiğini ileri sürmekte ise de, bu iddianın gerçeği yansıtmadığını, Taraflar arasında imzalanan LPG Dolum ve Depolama Tesisi Müteahhitlik Sözleşmeleri uyarınca dava konusu teminat mektuplarının davacıya emanet edilen tanklar, tesisler, makine ve ekipmanlar, iş kazaları, yangın ve infilak riskleri, davacının işçilerinden kaynaklanabilecek işçilik alacakları, SGK rücu riskleri, müvekkili şirkete yöneltilebilecek her türlü mali ve hukuki sorumluluk bakımından güvence amacıyla alındığını, Teminat mektuplarının doğmuş borcun değil, riskin teminatı olduğunu, Taraflar arasında imzalanan LPG Dolum ve Depolama Tesisi Müteahhitlik Sözleşmeleri uyarınca teminat mektuplarının; davacı tarafa emanet olarak teslim edilen ve teslim zaptında dökümü yapılan tanklar, binalar, tesisat, makine ve teçhizat ile LPG tüpleri, bunlara ilişkin olarak meydana gelebilecek iş kazaları, hasar, yangın, infilak, müvekkili şirkete karşı doğabilecek her türlü maddi ve hukuki sorumluluk, ayrıca davacının müvekkiline olan borçları bakımından güvence altına alındığını, Bununla birlikte sözleşmeler kapsamında teminat mektuplarının, davacının çalıştırdığı işçilerin ücret alacakları, asgari geçim indirimleri, stopaj vergileri, ihbar ve kıdem tazminatları, işsizlik sigortası primleri (işçi ve işveren payları) nedeniyle müvekkili şirkete yöneltilebilecek her türlü talep ile, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun müvekkili şirkete rücu etmesi halinde, müteahhidin ödemekle yükümlü olacağı bedel ve tazminatların teminatı olarak alındığını, Nitekim Sosyal Güvenlik Kurumu’nun bildirimi üzerine, müvekkilinin dolum tesislerinde çalışan davacı şirket işçilerinin tamamının hizmet sözleşmelerinin müvekkili şirket bünyesine devredildiğini, bu devir nedeniyle müvekkili şirket açısından işçilik alacakları ve SGK rücu riskleri fiilen ve hukuken doğduğunu, Bu kapsamda teminat mektuplarının, yalnızca geçmişe dönük bir borcun değil, sözleşmeden ve işçi devrinden kaynaklanan devam eden ve ileride doğması muhtemel risklerin teminatı olduğunu, söz konusu risklerin tamamen ortadan kalktığının davacı tarafından ispatlanamadığını, Nitekim müvekkili şirket tarafından ...E. Sayılı dosyasında da açıkça ortaya konulduğu üzere, davacı şirket işçileri tarafından müvekkili aleyhine birden fazla işçilik alacağı davası açıldığını, Bu kapsamda; ... 6. İş Mahkemesi’nin ...Esas, .. 5. İş Mahkemesi’nin ... Esas, ... 4. İş Mahkemesi’nin ... Esas sayılı dosyalarında müvekkili şirketin davalı sıfatıyla yer aldığını, işçilik alacakları bakımından müvekkili şirket açısından mali ve hukuki sorumluluk doğduğunu, Bu davalarda müvekkili şirket ile davacı şirketin müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulduğunu, Bu durumun dahi, teminat mektuplarının nakde çevrildiği tarihte şirket bakımından riskin gerçek, somut ve devam eden bir risk olduğunu açıkça gösterdiğini, bu nedenlerle işbu davanın temel dayanağını oluşturan ... 12. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... Esas, ... Karar sayılı dosyasına ilişkin kararın kesinleşmemiş olması ve istinaf incelemesinin devam etmesi sebebiyle, HMK m. 165 uyarınca anılan dosyanın sonucunun bekletici mesele yapılmasına, Davada TBK m. 122 kapsamında munzam zarar koşulların bulunmaması ve davacının taleplerinin hukuki dayanaktan yoksun olması nedeniyle esastan reddine, Yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı taraf üzerine bırakılmasına, karar verilmesini talep etmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE: Dava, taraflar arasındaki 1988 tarihli gaz dolum işine dair sözleşmenin davalı tarafından sonlandırılması sonrası sözleşme kapsamında verilen Yapı Kredi Bankasına ait ..., ..., ... numaralı toplam bedeli 200.000,00 TL olan teminat mektuplarının davalı tarafından paraya çevrilmesi neticesinde ... 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...Esas ve ... Karar sayılı 14/10/2025 tarihli kararı ile iadesine hükmedilen 200.000,00 TL iade borcuna ilişkin davacının munzam zarar alacağının tahsiline dair tazminat davasıdır. .... 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas ve ...Karar sayılı 14/10/2025 tarihli kararı incelendiğinde "Dava dilekçesi, cevap dilekçeleri, bilirkişi raporları, ... 1 ATM'nin ... Esas ... Karar sayılı dosyasının yapılan incelemesinde; davanın davalı tarafça paraya çevirdiği, ... tarih ..., ... ve ... numaralı teminat mektupları karşılığı olan bedelin davalıdan tahsiline ilişkin olduğu, dava konusu bu teminat mektuplarının ... Bankası ... şubesince düzenlendiği ve davacı şirketçe davalıya verildiği, bu teminat mektuplarının 29/04/2014 tarihinde davalı tarafça bozdurulduğu ve karşılıklarının tahsil edildiği, somut uyuşmazlıkta davalı tarafça bu teminat mektuplarının bozdurulmasını gerektirir davacı tarafça yapılan herhangi bir iş veya işlem ile davacı şirket borcunun bulunup bulunmadığı (taraflar arasında) noktasında toplandığı, öncelikle belirtmek gerekirse davalının, davacının herhangi bir borcundan dolayı teminat mektuplarının paraya çevirdiği hususunun somut alacak kalemleri ile ortaya koymadığı, nitekim mahkememizce düzenlettirilen bilirkişi heyet raporlarında bu doğrultuda olduğu, ... 1 ATM'nin ... Esas ... Karar sayılı dosyasına konu uyuşmazlık taraflarının dava dışı ...Bankası ile dosyamız davacı ... Şirketi olduğu, bu dosyamız açısından ise yukarıda da izah edildiği üzere davalı tarafça yargılama konusu teminat mektuplarının paraya çevrilmesini gerektirir somut bir alacak gerekçesinin bulunup bulunmadığı noktasında toplandığı, davalının teminat mektuplarını güvenceye aldığı ve ödediği herhangi bir ödemeyi ispat edemediği, ... 1 ATM'nin ... Esas ... Karar sayılı dosyası kararının ise dava dışı banka tarafından davacı şirkete karşı yöneltilen alacak davasına yönelik olduğu, düzenlenen bilirkişi raporlarının gerekçeli, denetlenebilir ve hüküm kurmaya elverişli olması nedeniyle hükme esas alındığı anlaşıldığından aşağıdaki şekilde karar verilmiştir." gerekçeleriyle "Davacının davasının KABULÜ ile dava konusu edilen 27/01/2012 tarih ..., ... ve ... numaralı teminat mektuplarının davalı tarafça paraya çevrildiği anlaşılmakla, bu teminat mektupları karşılığı olan 200.000,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine," hükmedildiği görülmüş, hükmün henüz kesinleşmediği anlaşışmıştır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 122. maddesi uyarınca "(1)Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür. (2)Temerrüt faizini aşan zarar miktarı görülmekte olan davada belirlenebiliyorsa, davacının istemi üzerine hâkim, esas hakkında karar verirken bu zararın miktarına da hükmeder." Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin ... Esas ve...Karar sayılı ilamında "Türk Borçlar Kanunu’nun 105. maddesine göre alacaklının uğradığı zarar geçmiş günler faizinden fazla olduğu takdirde borçlu kendisine hiçbir kusur yüklenemeyeceğini kanıtlamadıkça bu zararı ödemekle mükelleftir. Kanun koyucu para borcunun geç ödenmesi halinde bir zararın mevcut olduğunu kural olarak benimsemiştir. Bu zararın karşılanması iki bölümde düşünülmüştür. Birinci bölüm, kanıtlanmadan ödenmesi talep edilecek zarar miktarıdır ki bu temerrüt faizidir. Diğer bir deyişle temerrüt faizi miktarınca alacaklının zarara uğradığı yasal bir karine olarak kabul edilmiştir. Bunun dışında davacının herhangi bir karineden istifade etme olanağı yasal olarak mevcut değildir. İkinci bölüm, temerrüt faizini aşan (munzam) zarara ilişkin olup; temerrüt faizini aşan bir zararı olduğunu iddia eden, bu iddiasını somut delillerle ispat etmek zorundadır. Yüksek enflasyon, dolar kurundaki artış, serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşu davacıyı ispat yükünden kurtarmaz. Zira davacı, para alacağını zamanında alması halinde bu parayı ne şekilde kullanacağını ispatlayamamıştır. Ayrıca alacaklı, uğradığı zararın kendisine ödenen temerrüt faizinden fazla olduğunu da ispat etmek zorundadır. Soyut enflasyonun ya da bankalarda mevduat için ödenen faizin temerrüt faizinden yüksek oranda olması munzam zararın gerçekleştiği ve ispatlandığı anlamına gelmez. Davacı tarafından ispatlanması gereken husus, enflasyon ve mevduat faizinin yüksekliği gibi genel olgular değil, kendisinin şahsen ve somut olarak geç ödemeden dolayı zarar gördüğü keyfiyetidir. Örneğin; alacağını zamanında tahsil edememekten ötürü, başkasına olan borcunu ödemek için daha yüksek oranda faizle borç aldığını veya alacaklı olduğu parayı zamanında alsa idi, yabancı para ile ödemek durumunda olduğu borcunu, geçen süre içinde geçekleşen kur farkı sebebiyle daha yüksek miktardan ödemek zorunda kalmayacağı gibi olguları kanıtlamak durumundadır. Ülkede yaşanan ekonomik kriz nedeniyle paranın döviz karşısında hızlı değer kaybı, yüksek enflasyon gibi genel, afaki ve doğrudan davacının zararını ifade etmeyen umumi ekonomik konjonktürel olgular TBK’nın 105. maddesinde sözü edilen munzam zararın varlığını göstermez. İstikrar bulmuş Yargıtay uygulamasına göre, davacı faizi aşan (munzam) zararını yukarıda açıklanan şekilde ispat etmeden bu yöndeki talebin kabul edilmesi mümkün değildir" şeklinde içtihat geliştirildiği görülmüştür (aynı yönde emsal Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin ... Esas ve... Karar; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi'nin ... Esas ve... Karar; İstanbul Bölge Adliyesi 31. Hukuk Dairesi'nin ... Esas ve ... Karar, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nin ... Esas ve ... Karar, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi'nin ...Esas ve ... Karar, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi'nin ...Esas ve...Karar). Mahkememizce yapılan değerlendirmede, davanın taraflar arasındaki 1988 tarihli gaz dolum işine dair sözleşmenin davalı tarafından sonlandırılması sonrası sözleşme kapsamında verilen ... Bankasına ait ..., ..., ... numaralı toplam bedeli 200.000,00 TL olan teminat mektuplarının davalı tarafından paraya çevrilmesi neticesinde ... 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin...Esas ve ... Karar sayılı 14/10/2025 tarihli kararı ile iadesine hükmedilen 200.000,00 TL iade borcuna ilişkin davacının munzam zarar alacağının tahsiline dair tazminat davası olduğu, davacının alacağının ... 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas ve...Karar sayılı 14/10/2025 tarihli hükmü ile tespit edildiği, hükmün halihazırda kesinleşmediği, hükümde temerrüt tarihinin dahi yer almadığı, aşkın zararın, alacağını vadesinde borçludan alamayan alacaklının malvarlığında iradesi dışında meydana gelen ve temerrüt faizinin üzerinde bulunan zararı ifade etmekte olduğu, atıf yapılan yargı içtihatları da dikkate alındığında ülkede yaşanan ekonomik kriz nedeniyle paranın döviz karşısında hızlı değer kaybı, yüksek enflasyon gibi genel, afaki ve doğrudan davacının zararını ifade etmeyen umumi ekonomik konjonktürel olgular TBK’nın 105. (yeni madde 122) maddesinde sözü edilen munzam zararın varlığını göstermeyeceği, munzam zararın tazmini için munzam zarar ile borçlunun temerrüdü arasında uygun illiyet bağının mevcut olması, borçlunun kusursuzluk kanıtı getirememiş olması gerektiği, yine alacaklının uğradığı zararı ispat etmek zorunda olduğu, soyut olarak alacağın zamanında ödenmemesi nedeniyle munzam zarara uğranıldığı iddiası munzam zararın tazmini için yeterli olmadığı, davacının munzam zarara uğradığını genel ekonomik koşullar dışında somut vakalarla ispatlaması gerektiği, sırf enflasyona dayalı dayalı munzam zarar talebinin spekülatif olduğu, gerçek zarar miktarını yansıtmayacağı, davacının dava dilekçesinde genel ekonomik koşulların dışında zarara uğradığını gösteren hiçbir vakıa ileri sürmediği, yine alacağın varlığının yargılama sonucu ortaya çıktığı ve hükümde temerrüt tarihinin de gösterilmediği, bu sebeple davacının temerrüt tarihi ile dava tarihi arasında somut olarak zarara uğradığına dair bir vakıa da ileri sürmediği, tüm bu sebeplerle munzam zararın koşullarının oluşmadığı kanaatine varılmış, davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere, 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcının dava açılırken peşin olarak alınan 853,88 TL harçtan mahsubu ile bakiye 121,88 TL’nin hükmün kesinleşmesinden sonra resen davacıya iadesine, 3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafından yapılan vekalet harcına ilişkin 104,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Artan gider avansının HMK'nun 333. maddesi uyarınca hükmün kesinleşmesinden sonra resen ilgilisine iadesine, 6-Davalı yapılan yargılamada kendisini vekille temsil ettirdiğinden reddedilen dava değeri (50.000,00 TL) üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-6325 sayılı Yasa uyarınca genel bütçeden sarf edilen 6.000,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde mahkememize verilecek veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine sunulacak dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 14/09/2026

Katip ... ¸e-imzalı

Hakim ... ¸e-imzalı

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/989, K. 2026/69, T. 14.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-989-e-2026-69-k-e129edf9905c