Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/338 E. 2026/1330 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/338
Karar No
2026/1330
Karar Tarihi

T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2025/338 KARAR NO : 2026/1330

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I

BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...)

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 28/11/2024 NUMARASI : 2023/636 Esas - 2024/653 Karar

DAVACI : ... (T.C. NO:...) - ... VEKİLİ : Av. ... - ... DAVALILAR : 1- ... (T.C. NO:...) - ... 2- ... (T.C. NO:...) - ... 3- ... (T.C. NO:...) - ... VEKİLİ : Av. ... - ... DAVA TÜRÜ : İtirazın İptali (İşletmenin Devrinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 26/12/2023 KARAR TARİHİ : 06/07/2026 KR. YAZIM TARİHİ : 06/07/2026

İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; davalı ...'ın uzun süredir eşi ... adına kayıtlı “... Et Kasap Izgara” isimli ticarethaneyi işlettiğini, davacı ile aralarında 200.000,00 TL karşılığı anlaşarak dükkanı ...'ın davacıya devredeceğini, anlaşmaya istinaden davalı ...'ın hesaplarında icrai haciz şerhi olması sebebiyle diğer davalı ve ... annesi ...'ın banka hesabına 70.000,00 TL, 27.000,00 TL, 60.000,00 TL olmak üzere toplam 157.000,00 TL para gönderdiğini, havale işlem açıklamalarına “dükkan bedeli” ve “araç bedeli” açıklamaları yazıldığını, havalelerin tamamının ...'ın talebi üzerine gönderildiğini, davalı ...'ın kolluktaki ifadesinde 150.000,00 TL ödeme aldığını ve dükkanı 200.000,00 TL karşılığı devredeceğini kabul ettiğini, davacının sadece 2022 senesi Şubat, Mart, Nisan ve Mayıs aylarında söz konusu dükkanı işletebildiğini, bu dönemde toptancıdan mal alışı yaptığını, hem nakit hem de POS cihazı ile satış yaptığını, Mayıs ayından sonra davalı ... ile yaşanan sorunlar ve mülk sahibinin dükkanı tarafların boşaltmasını isteyince, ...'nın sorunu hukuki yollarda aramak için terk etmek zorunda kaldığını, kendi kazancıyla aldığı toptan malların bedelleri ile dükkanı işlettiği dönem POS cihazı ile yapılan ödemelerin ... hesabına gittiğini, bu bedellerden davacının mahrum bırakıldığını, davacının işletme devrini alacağı inancıyla davalılara yaptığı ödemelerin karşılığını alamadığını, kazanç kaybı yaşadığını, dükkanı işlettiği dönemde Akpiliç firmasından mal aldığını, satışını yapamadan dükkandan çıkartıldığını bu mal alımına karşılık Akpiliç firması ödemesini alamadığı için icra kanalıyla davacıdan tahsilat yaptığını, davalılar hakkında takibe geçtiğini davalının haksız ve kötü niyetli itirazı ile takibin durmasına sebep olduklarını bu nedenlerle davanın kabulü ile Gölcük İcra Müdürlüğü'nün 2023/2424 E. sayılı dosyasına davalılar tarafından yapılan haksız ve kötü niyetli itirazın iptaline, takibin devamına, asıl alacağın %20'sinden az olmamak kaydıyla davalılar aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekilinin sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davalı ...'ın davacı ...'yı dükkana yumurta getirmesi nedeniyle tanıdığını, davalının kasap dükkanının işletmeciliğini sağlıklı bir şekilde yürütememesi nedeniyle bu duruma çare aradığını, davacının ortaklık teklifinde bulununca davalının da bu teklifi kabul ettiğini, 2022 yılının Ocak ayında davacı ile görüşen davalı ...'ın bu görüşmenin sonunda davacının 200.000,00 TL Ocak ayında peşin ödeme yapması ve dükkanın 90.000,00 TL olan borcunu kapaması karşılığında davacıyı dükkana ortak olarak alması hususunda davacıyla anlaştığını, sözlü olarak yapılan bu anlaşma gereği davacının dükkanın işletilmesi konusunda davalıya yardımcı olacağını, elde edilen kârın ise davalı ... ile davacı arasında 9650 oranında paylaştırılacağını, davacının 2022 Şubat ayından itibaren dükkanı işletmeye başladığını, taahhüt ettiği 200.000,00 TL'yi ödemediğini ve dükkanın borçlarını da kapatmadığını, davacının mart ayında 70.000,00 TL ve 27.000,00 TL olmak üzere 97.000,00 TL'yi davalının annesi ...'ın banka hesabına havale ettiğini, davacının Şubat ayında dükkanı işletmeye başladığında dükkan içerisinde zaten birçok mal bulunduğunu, davacının dükkanda mevcut malları satarak bu ürünlerin parasıyla 97.000,00-TL ödeme yapınca yani davalıya ait malları satarak davalının borcunu ödemeye kalkınca davalının sinirlendiğini ve davacıya ortaklığın devam etmeyeceğini bildirdiğini, dükkandan çıkmasını istediğini, davacının dükkanın 200.000,00 TL karşılığında kendisine devredileceği hususunda anlaşmaya varıldığı şeklindeki iddiasının gerçeği yansıtmadığını, ortaklık sözleşmesinin davacının sözleşmeden doğan borçlarını yerine getirmemesi sebebiyle davalı tarafından feshedildiğini, dükkanın aylık gideri 30.000,00 TL iken dükkanı aylarca kullanan davacının giderlerin hiçbiri ödeme konusunda katkıda bulunmadığını, davacının yapmış olduğu 97.000,00 TL'lik ödemeyi kendisine elden geri ödediğini, davacının dükkandan birçok mal ve envanteri adeta kaçırarak dükkandan çıktığını, davacının ... hesabına “araç bedeli” açıklamasıyla 60.000,00 TL para gönderdiğini iddia etmiş ise de bu iddianın gerçeğe aykırı olduğunu, davalılar ile davacı arasında araç bedeli adı altında hiçbir para alışverişi olmadığını, davacının yoksun kalınan kazanç kaybı şeklindeki talebinin hukuka aykırı olduğunu, itirazın iptali istenen icra dosyasında davalılar ... ve ...'ın taraf sıfatı bulunmadığını, davacının başlatmış olduğu icra takibinin usule aykırı olduğunu, davacının dava konusu kasap dükkanı ile ilgili olarak herhangi bir vergi açılışı olmadığını, davacının ve davalı ...'ın tacir sıfatı bulunmadığını, davacının iddia ettiği devir sözleşmesini tacir sıfatına haiz davalı ... ... ile yapması gerekirken ortada böyle bir sözleşmede bulunmadığını, davacının soyut ve gerçeğe aykırı beyanlara dayanarak ticari alacak talep edebilmesinin mümkün olmadığını bu nedenlerle davanın reddine, davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine, davacı aleyhine dosya borcunun %10'undan az olmamak kaydı ile kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ : İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; " ... 1-Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE, a-Davalılar ... ve ...'ın Gölcük İcra Dairesinin 2023/2424 esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının kısmen iptaline, takibin 157.000,00-TL asıl alacak üzerinden devamına, b-Asıl alacağa icra takip tarihi olan 13/07/2023 tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına, c-Alacağın %20'si oranında hesap edilen 31.400,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, d-Davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine, 2-Davalı ...'ın pasif dava ve takip ehliyetleri bulunmadığınından HMK'nın 114/1-d ve 115/2 maddeleri gereği dava şartı yokluğundan davalı ... aleyhine açılan davanın USULDEN REDDİNE ... " karar verilmiştir. Bu karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalılar ... ve ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece paranın iade edilmesi gerektiği yönünde kurulan kararı kesinlikle kabul ettiğini, davalıların, davacıya herhangi bir borcu olduğu iddiasını kabul etmemekle birlikte, aksi durumda dahi davacının dükkan içerisindeki malların satışından elde ettiği paranın, iade edilmesi gerektiği belirtilen miktardan mahsup edilmesi gerektiğini, yerel mahkemece asıl alacağa avans faizi uygulanabileceği yönünde kurulan hükmün hatalı olduğunu, sebepsiz zenginleşme hükümleri kapsamında iadesine karar verilen paraya yasal faiz uygulanması gerektiğini, davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmiş olmasının hatalı olduğunu beyan ile; yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; öncelikle, yerel mahkeme ticari ilişkinin tamamlanmadığı, taraflar arasında yazılı akit kurulmadığı ve bu nedenle yapılan devrin geçerli olmadığı kanaatine vardığını, taraflar arasında her ne kadar yazılı sözleşme yapılmamış, anlaşma şartları yazı altına alınmamış olsa dahi, sözleşme tarafları yazılı olmayan anlaşmayı kabul ettiklerini beyan etmiş, dükkan devir işlemlerinin dükkan muhasebe işlemlerini yürüten muhasebeciler tarafından başlatıldığı beyanları ile ispat edildiğini beyan ile; yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur. DELİLLER: Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28/11/2024 Tarih - 2023/636 Esas - 2024/653 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; işletmenin devrinden kaynaklanan alacak için yapılan icra takibine itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır. Dosyanın incelemesinde; davacı vekilince sunulan dava dilekçesinde; davalı ...'ın işlettiği kasap dükkanını 200.000,00 TL bedelle davacıya devretmeyi taahhüt ettiğini, davalının hesaplarında haciz bulunması nedeniyle anlaşma gereğince toplam 157.000,00 TL'nin davalı ...'ın annesi ... hesabına "dükkan bedeli" ve "araç bedeli" açıklamayasıyla gönderildiğini, davacının dükkanı bir süre işlettiğini, ancak davalı ile yaşanan anlaşmazlıklar ve iş yerinden çıkarılması nedeniyle işletmeyi devralamadığını, yaptığı ödemelerin karşılığını alamadığı gibi ticari zarara da uğradığını, bu nedenle davalılar aleyhine başlatılan icra takibinin yine davalıların haksız itirazı üzerine durduğunu belirterek, duran icra takibinin devamı amacıyla itirazın iptaline karar verilmesinin talep edildiği, davalılar vekilince sunulan cevap dilekçesinde ise; taraflar arasında iş yeri devrine ilişkin bir sözleşme bulunmadığını, davacının dükkana ortak olmak amacıyla ödeme yapmayı ve iş yerinin borçlarını üstlenmeyi taahhüt ettiği, ancak bu yükümlülüklerini yerine getirmediği, gönderilen paraların ortaklık ilişkisi kapsamında olduğu, davacının dükkanı işlettiği süre boyunca mevcut malları sattığı, iş yeri giderlerine katılmadığı, yapılan ödemelerin kendisine iade edildiği, ayrıca davacının dükkandan ayrılırken iş yerine ait malzemeleri de götürdüğü belirtilerek davanın reddine karar verilmesinin talep edildiği, ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verildiği, verilen karara karşı taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmaktadır. Eldeki davada, taraflar arasındaki uyuşmazlığın, iş yerinin devri konusunda geçerli bir sözleşme kurulup kurulmadığı, davacı tarafından davalılara yapılan ödemelerin hukuki sebebinin ne olduğu, davacının ödediği bedelin iadesini talep edip edemeyeceği ve bu kapsamda davalıların icra takibine yaptıkları itirazın haklı olup olmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmaktadır.

İtirazın iptali davası müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan bir eda davasıdır. Madde metninde de açıkça belirtildiği üzere takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı genel mahkemede açılır ve genel hükümlere göre görülür. Alacaklı bu davada genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava etmektedir. İtirazın iptali davası, itirazın hükümden düşürülmesi ana başlığı altında düzenlenmekle takip hukuku içinde ve takip talebiyle sıkı sıkıya bağlantılı ele alınması gereken, sonucuyla takibin devamına etkili bir dava türü olarak karşımıza çıkmaktadır ve takip talepnamesinde dayanılan borç ve borcun sebebi ile bağlılık asıldır. Öyle ki, genel hükümlere göre harca tabi olan itirazın iptali davasında alacaklı taraf isterse takip talebinde bulunurken yatırmış olduğu binde beş harcı geri alabilir ve itirazın iptali davası harcına mahsubunu isteyebilir (492 sayılı Harçlar Kanunu m. 28/a, 29/I, III). Bu davada, ispat yükü kural olarak davayı açan alacaklıda olup, alacaklı alacağını ispatla yükümlüdür. Genel hükümler dairesinde her türlü delille ispat edilecek alacak da yine takip talebine konu olan ve borçlu tarafça itiraza uğrayan alacaktır. Zira aynı maddede itirazın haksızlığı borçlu açısından, takibin haksız ve kötü niyetli yapılması da alacaklı açısından tazminat müeyyidesine bağlanmıştır. Diğer taraftan, İİK’nın 67. maddesinin son fıkrasında alacaklının itirazın tebliği tarihinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davası açmamışsa umumi hükümler dairesinde alacağını dava etme hakkının saklı olduğu ifade edilmiştir. Bu da bir yıllık süre içinde açılan itirazın iptali davası ile süre geçirildikten sonra açılan alacak davaları arasında her ikisi de genel hükümlere tabi olmakla birlikte ispat yöntemleri ve hukuki sonuçları bakımından bir fark olduğunu ortaya koymaktadır. Zira süresi içinde açılan dava itirazın iptali davasıdır ve itirazın iptali davasının kazanılması hâlinde borçlunun itirazı iptal edilmiş olur. Bunun üzerine alacaklı itiraz üzerine durmuş olan icra takibine devam edilmesini isteyebilir. Süresinden sonra açılan davada ise itirazın iptali değil alacağa hükmedilmesi istenecektir ve verilen kararın takibe etkisi bulunmamaktadır. Şu durumda itirazın iptali davasında ispat edilecek olanın takibe ve borçlunun itirazına konu alacak olduğunda ve itirazın iptali davası için bu alacağın sebebinin değiştirilme olanağının bulunmadığında kuşku bulunmamaktadır. Genel hükümlere göre her türlü ispat olanağının varlığı, takip talebinde yer alan borç sebebinden ve takip dayanağından uzaklaşmak anlamında düşünülmemelidir. Burada sadece icra mahkemesinin dar yetkisi nedeniyle inceleyemediği delillerin genel mahkemede serbestçe ancak borca bağlı olarak ileri sürülmesi olanağının varlığı söz konusu olmaktadır (HGK 2017/(19)11-1309 e. 2021/377 k. Sayılı ilamı). Ticari işletme, içerdiği malvarlığı unsurlarının devri için zorunlu tasarruf işlemlerinin ayrı ayrı yapılmasına gerek olmaksızın bir bütün hâlinde devredilebilir ve diğer hukuki işlemlere konu olabilir. Aksi öngörülmemişse, devir sözleşmesinin duran malvarlığını, işletme değerini, kiracılık hakkını, ticaret unvanı ile diğer fikrî mülkiyet haklarını ve sürekli olarak işletmeye özgülenen malvarlığı unsurlarını içerdiği kabul olunur. (6102 sayılı TTK’nın 11/3.maddesi) Bir malvarlığını veya bir işletmeyi aktif ve pasifleri ile birlikte devralan, bunu alacaklılara bildirdiği veya ticari işletmeler için Ticaret Sicili Gazetesinde, diğerleri için Türkiye genelinde dağıtımı yapılan gazetelerden birinde yayımlanacak ilanla duyurduğu tarihten başlayarak, onlara karşı malvarlığındaki veya işletmedeki borçlardan sorumlu olur. (6098 sayılı TBK’nın 202/1.maddesi) Dosya arasına alınan 30/05/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; dosyaya ibraz edilen ticari kayıt ve belgelerin ...'ın “... Mah. ... ... Cad. No:.../A Gölcük/Kocaeli adresindeki Et ve Kümes hayvanları perakende ticaretine ilişkin kayıtlar olduğunu, ...'ın şahıs işletmesi olduğu ve ikinci sınıf tüccar kapsamında olması nedeniyle işletme defteri tuttuğunun tespit edildiğini, yapılan inceleme de; İşletme defterine sadece gelir-gider ve mal alım satım kayıtları yapılabildiğinden defterlerde dava konusu işletmenin davacıya devredildiğine yada davacının işletmeye ortak olduğuna ilişkin kayıt bulunmadığını, Davacı tarafından yapılan 01.03.2022 tarihli ... Kasap Dükkanı Devir Bedeli açıklamalı 27.000,00 TL, 02.03.2022 ... ... kasap devir bedeli açıklamalı 70,000,00 TL, 01.03.2022 34DJ4947 Plakalı Araç Bedeli ... adına açıklamalı 60.000,00 TL ile ilgili olarak davalı ... ...'ın defter ve belgelerinde kayıt bulunmadığını, Davacının işlettiği iddia edilen 2022 Şubat, Mart, Nisan ve Mayıs aylarında gelirlerin POS cihazı geliri ve faturalı satış gelirlerinin kaydedildiği, davalı ... ...'ın POS cihazı ile 2022/Şubat ayında 21.339,02 TL, 2022/Mart ayında 14.548,00 TL olmak üzere toplam 35.887,02 TL gelir elde edildiğini, 2022/Nisan ve 2022/Mayıs aylarında Pos cihazından tahsilat yapıldığına dair kayda rastlanmadığını, davacı tarafından Atmaca Tavukçuluk Et ve Süt Ürünleri Gıda İnş. San. Tic. Ltd. Şti firmasından 3 adet fatura ile toplam 5.179,21 TL'lik “ POŞ PİLİÇ 1900-2000 GR, POŞ PİLİÇ 1900-2000 GR, TB. BAGET, TB SIRTSIZ ÜST BUT, İRİ AÇIK PİLİÇ (2100 GR)” açıklamalı mal alışı yapıldığı, faturalardaki malların davacının döneminde satılmadığını, malların alış döneminin 2022/Mayıs olduğu dosya kapsamındaki faturalara göre 2022/Mayıs ayında dava konusu işletmede 06.05.2022 tarih GIB2022... no.lu fatura ile Mucize Catering Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti isimli firmaya 25.000,00 TL'lik “KIRMIZI ET” satışı yapıldığının tespit edildiğini, başkaca kayıtlı mal satışına rastlanmadığını, yukarıda yapılan tespitler doğrultusunda davacının davaya konu icra takip tarihi itibariyle talep edebileceği iade bedeli 97.000,00 TL, araç iade bedeli 60.000,00 TL, POS cihazına yapılan ödemelerden kaynaklı talep edebileceği 35.887,02 TL, Atmaca Tavukçuluk firmasından aldığı ve satamadığı mallara ilişkin talep edebileceği 5.179,21 TL olmak üzere toplam alacak 198.066,33 TL olarak hesaplandığını, Gölcük İcra Müdürlüğü'nün 2023/2424 Esas sayılı dosyasında 13.07.2023 takip tarihi itibariyle davacının talep edebileceği asıl alacak 198.066,33 TL buna bağlı işlemiş yasal faiz 23.777,62 TL olmak üzere toplam alacak 221.844,75 TL talep edilebileceği yönünde görüş ve kanaat belirtilmiş olduğu görülmüştür. Eldeki davada, mahkemece toplanan deliller, ticaret sicili ve vergi kayıtları, banka kayıtları, araç tescil kayıtları, icra takip dosyası ile bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde; dava konusu ... Et Kasap işletmesinin davalı ... ...'a ait şahıs işletmesi olduğu, davacı tarafından "kasap dükkanı devir bedeli" ve "araç bedeli" açıklamalarıyla yapılan ödemelerin işletme kayıtlarında yer almadığı, davacının işletmeyi 200.000,00 TL bedelle devraldığı iddiasına karşılık davalıların ortaklık ilişkisi kurulduğunu savunduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda 6100 sayılı HMK'nın 190. Maddesi uyarınca eldeki davada ispat yükünün, işletmenin devrine ilişkin anlaşmanın varlığını ve devir bedelinin bu amaçla ödendiğini ileri süren davacı tarafa ait olduğu ve somut uyuşmazlığın bu çerçevede değerlendirilmesi gerektiği değerlendirilmiştir. Eldeki davada, taraflar arasında ticari işletmenin devrine ilişkin yazılı bir sözleşmenin bulunmadığı hususu çekişmesizdir. Davacı işletmenin 200.000,00 TL bedelle kendisine devredilmesi konusunda anlaşmaya varıldığını ileri sürmüş, davalılar ise taraflar arasında işletmeye ortak olunmasına yönelik sözlü bir anlaşma bulunduğunu savunmuştur. Davacı, davalı ...'ın kollukta verdiği ifadeyi delil olarak ileri sürmüş ise de, anılan beyanın ikrar niteliğinde olmayıp sözleşmenin hazırlık sürecine ilişkin açıklamalardan ibaret olduğu, ayrıca, işletmenin davalı ... ... adına kayıtlı olduğundan, işletmenin devrine bu davalı tarafından rıza gösterdiğine ilişkin herhangi bir delilin de dosyaya sunulmadığı anlaşılmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 11/3. Maddesi uyarınca ticari işletmenin devri yazılı şekle tabi olup, bu şekil geçerlilik şartıdır. Dosya kapsamında işletmenin devrine ilişkin yazılı bir sözleşme bulunmadığı gibi, davacı da iddia ettiği 200.000,00 TL devir bedelinin tamamını ödediğini de ispat edememiştir. Buna karşılık, banka kayıtları ile sabit olan toplam 157.000,00 TL'nin işletme devri amacıyla davalılar adına gönderildiği anlaşılmış, davalıların bu bedelin iade edildiği yönündeki savunmaları ise bu defa davalılarca ispat edilememiştir. Bu nedenle de davacının, ödediği 157.000,00 TL'nin iadesini talep edebileceği anlaşılmaktadır. Öte yandan, işletmenin davacıya devredildiği ispatlanamadığından kazanç kaybı, POS cihazı tahsilatları ile işletme faaliyetinden kaynaklanan diğer alacak taleplerinin hukuki dayanağının somut olayda bulunmadığı görülmektedir. Aynı şekilde, Atmaca Tavuk firmasına ilişkin faturaların dava konusu işletmeye ait olduğu da ispatlanamadığından bu istemler yönünden de davanın reddine karar verilmesinin yerinde olduğu değerlendirilmiştir. Yine, Dairemizce, davalı ... yönünden yapılan değerlendirme de ise; dava konusu işletme ile bu davalının hukuki bir bağlantısının bulunduğu kanıtlanamamış olup, hesabına gönderilen bedellerin ise işletme devri amacıyla( dekontlarda yer alan kayıtlardan) gönderildiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle iade borcu işletmenin tarafı olan davalılara ait olup, ... yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş olmasında usul ve yasaya aykırı bir yönün de bulunmadığı değerlendirilmiştir. Açıklanan nedenlerle; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak taraf vekillerinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine, karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-b)-1) maddesi uyarınca; Tarafların İSTİNAF BAŞVURULARININ AYRI AYRI ESASTAN REDDİNE, 2-Bakiye 116,60 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin 6100 sayılı HMK'nın 302-(5) maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 10.724,67 TL İstinaf Karar Harcından, istinafa gelirken peşin alınan 2.682,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 8.042,67 TL istinaf karar harcının davalı ... ... ve ...'dan ayrı ayrı alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin 6100 sayılı HMK'nın 302-(5) maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, 4-İstinaf Kanun Yoluna Başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 5-İstinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların, istinaf eden taraflar üzerinde bırakılmasına, 6-İstinaf edenler tarafından yatırılan, istinaf avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333. maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesince istinaf edenlere iadesine, 7-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 8-Gerekçeli kararın tebliği işlemlerinin kararın temyize tabi bulunması nedeniyle Dairemiz tarafından yerine getirilmesine, İlişkin; Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren (2) hafta içerisinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi'ne TEMYİZ yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.06/07/2026

... Başkan ... ¸e-imzalıdır. ... Üye ... ¸e-imzalıdır. ... *Üye ... ¸e-imzalıdır. ... Katip ... ¸e-imzalıdır.

* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2025/338, K. 2026/1330, T. 06.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-338-e-2026-1330-k-f5cdf5cba8f3