Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/277 E. 2026/1313 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/277
- Karar No
- 2026/1313
- Karar Tarihi
T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/277 - 2026/1313 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2025/277 KARAR NO : 2026/1313
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...)
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 09/01/2025 NUMARASI : 2024/653 Esas - 2025/12 Karar
DAVACI : ARED ENERJİ ELEKTRİK İNŞAAT TAAHHÜT SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ - ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : AKGÜN TOPRAK SANAYİ İNŞAAT VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ - ... VEKİLİ : Av. ...
DAVA TÜRÜ : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 07/10/2024
KARAR TARİHİ : 06/07/2026 KR. YAZIM TARİHİ : 17/07/2026
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı arasında süregelen ticari ilişkiler mevcut olduğu, davalı tarafından kısmi ödemeler yapıldığı, ancak taraflar arasındaki son ticari ilişki sonrasında davalı cari hesap bakiyesini ödemediğini, nihayet Sakarya 4. İcra Dairesi 2024/9362 icra takip açıldığını, davalı kötü niyetli olarak takibe itiraz ettiğini, tahsilatlar düşüldükten sonra kalan bakiye borç tutarının 57.861,11TL olduğunu, iş bu alacak ve bu alacağa işlemiş faiz için icra takibi başlatıldığını belirterek davalının itirazlarının iptali ile takibin devamına, davalının %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekilinin sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davalı şirketin davacı tarafa herhangi bir borcu bulunmadığını; davacı taraf, faturaya konu malın teslim edildiğini ispat yükümlülüğü altında olduğunu; Cari hesap ilişkisine dayalı ticari ilişkide alacağın likit olmadığını; davalı şirket temerrüde düşürülmediğinden faiz talep edilemeyeceğini belirterek davanın reddine, karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ : İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; " ... 1-Davanın kısmen KABULÜ ile; Davalı borçlunun Sakarya 4. İcra Müdürlüğünün 2024/9362 esas sayılı takip dosyasındaki borca yönelik itirazın kısmen İPTALİ ile, Takibin 57.861,11.-TL asıl alacak üzerinden devamına, 57.861,11.-TL asıl alacağın %20'sine t5ekabül eden icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine, ... " karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece, davacı tarafından hizmetin davalı şirkete sunulup sunulmadığı malların teslim edilip edilmemesi açısından herhangi bir değerlendirme yapılmadan hüküm kurulması hatalı olduğunu, mahkemece davalı şirket defterleri incelenmeden eksik inceleme yapılarak hüküm kurulduğunu beyan ile; yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davalı tarafın temerrüde düştüğünü, davalı tarafça faturalara süresi içerisinde itiraz edilmediğini, ödemeyi ispat külfetinin davalı tarafta olduğunu beyan ile; davalı tarafın istinaf istemlerinin reddine, karar verilmesini, talep ederiz. DELİLLER: Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/01/2025 Tarih - 2024/653 Esas - 2025/12 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; faturadan kaynaklanan alacak için yapılan icra takibine itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş karara karşı davalı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır. Dosyanın incelemesinde, davacı vekilince sunulan dava dilekçesinde; taraflar arasında süregelen ticari ilişki bulunduğunu, davalı tarafından kısmi ödemeler yapılmasına rağmen son ticari ilişki kapsamında oluşan cari hesap borcunun ödenmediğini, bu nedenle Sakarya 4. İcra Müdürlüğünün 2024/9362 E. Sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının takibe haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğini, yapılan tahsilatlar mahsup edildikten sonra 57.861,11 TL asıl alacak ile fer'ilerin bakiye kaldığı ileri sürülerek itirazın iptaline karar verilmesinin talep edildiği, davalı vekilince sunulan cevap dilekçesinde ise; davacıya herhangi bir borçlarının bulunmadığı, davacının faturalara konu malların teslim edildiğini ispat etmekle yükümlü olduğu, cari hesap ilişkisinin ve alacağın varlığının ispatlanamadığı, bu nedenle faiz talebinin de hukuki dayanaktan yoksun olduğu savunularak davanın reddine karar verilmesinin talep edildiği, ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verildiği, verilen karara karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. Eldeki davada, taraflar arasındaki uyuşmazlığın, taraflar arasında cari hesap ilişkisinden kaynaklanan alacağın bulunup bulunmadığı, faturalara konu malların teslim edilip edilmediği, icra takibine yapılan itirazın haklı olup olmadığı ve bu kapsamda itirazın iptalinin gerekip gerekmediği noktalarında toplandığı anlaşılmaktadır. İtirazın iptali davası, itirazın hükümden düşürülmesi ana başlığı altında düzenlenmekle takip hukuku içinde ve takip talebiyle sıkı sıkıya bağlantılı ele alınması gereken, sonucuyla takibin devamına etkili bir dava türü olarak karşımıza çıkmaktadır ve takip talepnamesinde dayanılan borç ve borcun sebebi ile bağlılık asıldır. Öyle ki, genel hükümlere göre harca tabi olan itirazın iptali davasında alacaklı taraf isterse takip talebinde bulunurken yatırmış olduğu binde beş harcı geri alabilir ve itirazın iptali davası harcına mahsubunu isteyebilir (492 sayılı Harçlar Kanunu m. 28/a, 29/I, III). Bu davada, ispat yükü kural olarak davayı açan alacaklıda olup, alacaklı alacağını ispatla yükümlüdür. Genel hükümler dairesinde her türlü delille ispat edilecek alacak da yine takip talebine konu olan ve borçlu tarafça itiraza uğrayan alacaktır. Zira aynı maddede itirazın haksızlığı borçlu açısından, takibin haksız ve kötü niyetli yapılması da alacaklı açısından tazminat müeyyidesine bağlanmıştır (HGK 2017/(19)11-1309 Esas. 2021/377 Karar). İtirazın iptali davaları takip hukuku kaynaklı, icra takibine sıkı sıkıya bağlı ve alacağın varlığını maddi hukuk kuralları çerçevesinde belirlemeye yarayan kendine özgü davalardır. Dava ile takip arasındaki bu sıkı ilişki nedeniyle dava konusu, ancak takip talepnamesinde yazılı alacak dayanağı, tutar ve benzeri talepler olabilir ve kural olarak ispat vasıtaları da bu çerçevede değerlendirilir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222-(3) maddesine göre, usulüne uygun tutulan ticarî defter kayıtlarının sahibi lehine delil olabilmesi için diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticarî defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekmektedir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesi uyarınca herkes iddiasını ispatla yükümlüdür. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 190. maddesine göre; “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir”. Alacak davasında ispat yükü kural olarak alacaklı olduğunu iddia eden tarafa yani davacıya düşer. Zira hukuki ilişkinin varlığını iddia eden ve bundan dolayı alacaklı olduğunu ileri süren taraf davacı olduğu için 4721 sayılı TMK’nın 6. maddesi (HMK. md. 190) uyarınca ispat külfeti davacı alacaklıdadır. Kuşkusuz bu kuralın uygulanabilmesi için davalı borçlunun dava konusu hukuki ilişkiyi inkar etmesi ve borcun hiç doğmadığını ileri sürmesi gerekmektedir. Dava konusu faturaların düzenleme tarihi itibariyle somut olay bakımından uygulanması gereken 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (TTK) fatura tanımlanmamıştır. Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 229. maddesinde "Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır" hükmünü haizdir. Bu hüküm çerçevesinde, 24.12.2003 tarihli ve 25326 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve 2001/l E., 2003/l K. sayılı kararında fatura; “Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir” şeklinde tanımlanmıştır. 6102 sayılı TTK’nın 23. maddesine göre fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağı mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi yani alım-satım ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir. Bu nedenle, bir satış/hizmet ilişkisinde davacı taraf sattığı malın miktarını ve alıcıya teslimini/hizmet verdiği, davalı taraf ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır. Tek başına fatura düzenlenmesi akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticari defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura, alıcının ticari defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir (HGK 2017/(19)11-944 e. 2021/197 k. Sayılı ilamı). Yine davalının davacı tarafından gönderilen faturayı alıp kayıtlı olduğu vergi dairesine BA olarak bildirmiş olması halinde de fatura konusu hizmeti aldığının kabulü gerekir (Benzer yönde Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2017/3854 esas 2019/1521 karar sayılı ilamı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2021/8630 esas 2023/2818 karar sayılı ilamı). Eldeki davada; davacı taraf davaya konu faturalar nedeniyle alacaklı olduğunu iddia etmiş, davalı taraf ise faturalara konu ticari ilişkiyi inkar etmiştir. Eldeki davada, ilk derece mahkemesince; "...davalının BA kayıtlarında dava konusu faturaların kayıtlı olması halinde tarafların ticari defterlerinin incelenmesine gerek olmadığı, zira münazaalı hususlar bizatihi davalının kayıtları ile ispatlandığı, davacı taraf takip talepnamesinde ve dava dilekçesinde asıl alacak miktarını 57.861,11.TL olarak belirlediği anlaşılmakla..." şeklindeki gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verildiği görülmüşse de, yapılan bu değerlendirmenin dosya kapsamı ve usul hükümleriyle bağdaşmadığı anlaşılmıştır. Zira, taraflar arasındaki uyuşmazllığın, ticari ilişki kapsamında düzenlenen faturalara dayalı cari hesap alacağından kaynaklanmakta olduğu görülmüştür. Bu tür uyuşmazlıklarda alacağın varlığı, miktarı, yapılan ödemeler, mahsuplar ve tarafların birbirlerine karşı gerçek borç-alacak durumunun tespiti; tarafların usulüne uygun tutulmuş ticari defter ve kayıtlarının birlikte incelenmesini gerektirmektedir. Bu husus, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 64 ve devamı maddeleri ile ticari defterlerin delil niteliğini düzenleyen 222. maddesi uyarınca bilirkişi marifetiyle değerlendirilmelidir. Eldeki davada mahkemece, tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmaksızın, yalnızca davalının BA/BS kayıtları esas alınarak sonuca gidildiği anlaşılmaktadır. Oysa BA/BS formları, Vergi Usul Kanunun uyarınca vergi idaresine bildirilen beyan niteliğinde kayıtlar olup, tek başına taraflar arasındaki ticari ilişkinin gerçekleştiğini, malın teslim edildiğini veya alacağın kesin miktarını ispata elverişli kesin delil niteliğinde olan belgelerden değildir. Kaldı ki bu kayıtlar, ilgili vergi dairesi sisteminden elektronik ortamda temin edilebilmekte olup, tarafların ticari defterlerinin incelenmesine alternatif oluşturacak nitelikte olduğu da kabul edilemez. Bu itibarla mahkemece; tarafların ticari defter ve belgeleri getirtilip, konusunda uzman bilirkişi marifetiyle inceleme yaptırılarak dava konusu faturalar, cari hesap hareketleri, tahsilatlar, mahsuplar ve tarafların gerçek alacak-borç durumunun hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespit edilmesi, oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yalnızca BA/BS kayıtlarına dayanılarak hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğu değerlendirilmiştir. Açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin kararının 6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-a)-3), (6) maddesince kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, karar verilmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalının ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-a)-3), (6) maddesi gereğince ESASTAN KABULÜNE, a-Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/01/2025 Tarih - 2024/653 Esas - 2025/12 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, b-Dosyanın açıklanan eksikliklerin giderilmesi için ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 2-İstinaf Karar Harcının, talebi halinde ve ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine, 3-İstinaf eden tarafından yapılan İstinaf başvuru giderlerinin, esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesi tarafından değerlendirilmesine, 4-Kararın, 6100 sayılı HMK'nın 359-(4) maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine, 5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 362-(1)-g) maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 06/07/2026
Başkan ... e-imzalıdır
Üye ... e-imzalıdır
Üye ... e-imzalıdır
Katip ... e-imzalıdır
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*