Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1027 E. 2026/1273 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/1027
Karar No
2026/1273
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ

T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 22. H U K U K D A İ R E S İ

ESAS NO : 2024/1027 (G E R İ Ç E V İ R M E) KARAR NO : 2026/1273

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 28/10/2022 ESAS NO : 2021/366 E 2022/553 K DAVANIN KONUSU : Alacak KARAR TARİHİ : 05/10/2026 YAZILDIĞI TARİH : 16/10/2026

Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu dosya incelendi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ İDDİANIN ÖZETİ Davacı temlik alan vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil şirket ile davalı şirket arasında 01/05/2014 tarihli "Beton Pompolama Hizmet Sözleşmesi" imzalandığını, bahsi geçen sözleşme ile süresinin 12 ay olacağının kararlaştırıldığını, bununla birlikte aynı sözleşmenin 9. maddesi kapsamında, bu süreden sonra fiyatlara TÜFE+ÜFE/2x0,75 oranında fark verilerek sözleşmenin aynı şartlarda devam edeceğinin hüküm altına alındığını, 01/05/2015 tarihinden sonra sözleşmede yer alan şartlar doğrultusunda 31/03/2017 tarihine kadar birlikte çalışılmaya devam edildiğini, yaklaşık 35 aylık süre içerisinde davalı şirketçe minimum 2.400,000,00 m3 hizmet alınması gerekirken söz konusu dönem içinde bu garanti taahhüdüne uyulmadığını, davacı şirkete de sadece 947.649 m3 döküm yaptırıldığını ve 1.452.351 m3 beton pompalama hizmetinin eksik alındığını, bu hali ile müvekkil şirketin çok sayıda alınan makine ve istihdam edilen personel nedeniyle zararının oluştuğunu belirterek, fazlaya ilişkin haklarını saklı kalmak kaydıyla şimdilik eksik döküm nedeniyle oluşan gelir kaybı için 15.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. SAVUNMANIN ÖZETİ Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dosyada eksik hakedişin tahakkuk ettirilmesinden kaynaklı alacak için arabuluculuk görüşmesi yapıldığını, ancak dava konusunun sözleşmeden kaynaklanan tazminata ilişkin bulunduğunu, bu nedenle arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediğini, taraflar arasında 01/05/2014 tarihli sözleşme imzalandığını, bu sözleşmeden sonra bu kez 01/07/2015 tarihli ikinci bir sözleşmenin akdedildiğini ve söz konusu yeni sözleşmenin 5. maddesi kapsamında daha önce imzalanan tüm sözleşmelerin geçersiz kılındığını, dolayısıyla somut olayda 01/05/2014 tarihli sözleşmenin devamı ya da yenilenmesi niteliğinde bir sözleşmenin mevcut olmadığını, davacı şirketçe müvekkil şirkete gönderilen 16/06/2014 tarihli yazı ile leasing sözleşmesiyle alınan makinelerin davalı şirketçe kiralanmasının teklif edildiğini, bunun üzerine müvekkil yanca 04/07/2014 tarihli karar ile davacı şirketin masrafları karşılığı 48.000,00 TL+KDV ödenmesi hususunun kabul edildiğini, bu şekilde aylık ödemeler ile davacının maddi zararların doğmasının önüne geçildiğini, dolayısıyla davacı şirketin zararı bulunduğu yönündeki iddiasının kötüniyetin göstergesi mahiyetinde bulunduğunu, 2014 tarihli sözleşmenin 2. maddesi ve 4. maddesi incelendiğinde görüleceği üzere, 800.000 m3 döküm yaptırılmasına ilişkin bir taahhüdün sözleşme hükümleri içerisinde yazılı olmadığını, bu sebeple müvekkil şirketin sorumluluğunun doğmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ Mahkemece, toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre, 01/05/2014 tarihli sözleşmenin 2. maddesinde, 800.000 m3 miktar pompalama işi konusunda tarafların anlaştıkları, sözleşmenin 4. maddesinde, 12 ay süre ile minimum 800.000 m3 miktar iş yaptırılacağı, sözleşmenin 8. maddesinde, davacı yönünden cezai şart uygulanacağı hususlarına yer verildiği, davalı hakkında ise cezai şarta ilişkin hükmün kararlaştırılmadığı, öte yandan 01/07/2015 tarihli sözleşmenin 5. maddesi ile daha önce taraflar arasında akdedilmiş her türlü sözlü ve yazılı anlaşmanın yürürlükten kaldırıldığı ve sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren yalnızca bu sözleşmenin hükümlerinin geçerli hale geldiği konusunda anlaşmaya varıldığı, 01/07/2015 tarihli sözleşmenin 01/05/2014 tarihli sözleşmeyi hükümsüz hale getirdiği ve 01/07/2015 tarihli sözleşmede davacıyı veya davalıyı bağlayan asgari alım taahhüdünün bulunmadığı, 01/05/2014 tarihli sözleşmedeki "minimum 800.000 m3" beton dökümünün, davacı tarafından davalıya verilen bir yeterlilik taahhüdü olarak düşünülebileceği, bununla birlikte mevcut durumun davalıyı yükümlülük altına sokan asgari alım taahhüdü olduğuna dair açık bir düzenlemenin bulunmadığı, bu tutarın altında alım halinde herhangi bir cezai şarta veya gelir kaybının telafi edileceğine dair sözleşmede bir açıklamaya yer verilmediği, 01/07/2015 tarihli sözleşme imzalanırken davacının önceki sözleşmeden doğan hakları yönünden bir ihtirazı kayıt koymaması ve sözleşmenin 5. maddesinde yer alan açık düzenleme birlikte değerlendirildiğinde, esas itibariyle 2014 tarihli sözleşmede bile asgari alım taahhüdünün olmadığı, kaldı ki 2014 tarihli sözleşmede asgari alım taahhüdü bulunduğunun kabulü halinde dahi 2015 tarihinde düzenlenen sözleşme ile 2014 tarihli sözleşmenin her iki tarafın iradesi ile ortadan kaldırıldığı, o halde davacının ihtirazı kaydı bulunmadığından karşılıklı irade ile sonuçlandırılan 2014 tarihli sözleşmeye dayalı olarak davacının menfi ve müspet zararının doğduğundan söz edilemeyeceği, diğer yandan 2015 tarihli sözleşmede asgari alım taahhüdü bulunmadığı, sözleşme kapsamında davacının yapmış olduğu hizmetin bedelini tahsil ettiği, herhangi bir ihtirazı kayıt öne sürmediği, beton satımının tamamının bedelini tahsil ettiği, davacı yanca tahsil edilen bedeller içinde işçilik, barınma ve kepçe giderleri gibi giderlerin de bulunduğu, bu durum karşısında davacının zararının doğduğundan bahsedilemeyeceği, ayrıca davacının basiretli bir tacir olarak imzalanan sözleşmeler uyarınca yeter miktarda işçi istihdam etmesi ve makine parkı oluşturması gerektiği, o halde davacının fazladan işçi istihdam edip gereğinden fazla araç gereç temin etmesinin davalıya yüklenecek bir kusur olarak kabul edilemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 9. maddesi ile müvekkil şirketin iş görmeye devam etmesi ve fatura ödemelerinin TÜFE+ÜFE/2x0,75 oranında yapılmasının sözleşmenin aynı şartlarda devam edeceğinin göstergesi mahiyetinde bulunduğunu, sözleşmenin 4. maddesinde, 12 ay süre ile minimum 800.000 m3 miktar iş yaptırılacağı hususunun açıkça yazıldığı, bu hali ile sözleşmenin enflasyon oranında yenilenmemesi durumunda süre ve miktar açısından aynı hükmün geçerliliğini koruyacağını, bu durum karşısında davalı şirketin sözleşme hükümlerine aykırı hareket ettiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte sözleşmenin sona erdiğinin değerlendirilmesi halinde dahi bu tarihten sonra sözleşme kapsamında davalı şirketçe müvekkil şirkete iş verilmesinin ve ödeme yapılmasının TMK'nın 2. maddesi doğrultusunda çelişkili davranış yasağını ihlal niteliğinde bulunduğunu ve hukuk düzeni tarafından davalı şirketin bu davranışının korunmasının mümkün olmadığını, ayrıca sözleşmenin hükümsüz kalmasının müvekkil şirketin uğradığı zararı ortadan kaldırmayacağını, davacı şirketin gerek taahhüt edilen miktarda beton yapımını gerçekleştirebilmek için birden fazla sağladığı yatırım nedeniyle gerekse de davalı şirketin taahhüt edimini yerine getirmemesi nedeniyle zararının doğduğunu, müvekkil şirketin işi gerçekleştirmek amacıyla birçok beton dökme makinesi aldığını ve personel istihdam ettiğini, bilirkişi raporunda yer alan emsal kararın beton alım satımına ilişkin olduğunu, eldeki dosyanın ise beton yapımı işine yönelik bulunduğunu belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR Uyuşmazlık, taraflar arasında imzalanan 01/07/2015 tarihli sözleşmenin 01/05/2014 tarihli sözleşme hükümlerini ortadan kaldırıp kaldırmadığı, bu kapsamda ilk sözleşmede yer alan "12 ay süre ile minimum 800.000 m3 pompalama işi"ne yönelik hükmün asgari alım taahhüdü olarak kabul edilip edilemeyeceği ve ikinci sözleşme için de geçerli olup olmayacağı, buradan varılacak sonuca göre davacının beton döküm miktarının altında iş yapılması nedeniyle zararının oluşup oluşmayacağı noktasında toplanmaktadır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, taraflar arasında imzalanan sözleşmeden kaynaklanan alacak talebine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır. Esasa yönelik istinaf itirazlarının incelenmesine geçilmeden önce usulüne uygun çıkarılan muhtıra çerçevesinde istinaf harçlarının süresinde yatırılıp yatırılmadığı hususu ön sorun olarak tartışılmıştır. Bilindiği üzere, HMK'nın "Harç ve giderlerin yatırılması" başlıklı 344. maddesinde, "İstinaf dilekçesi verilirken, istinaf kanun yoluna başvuru için gerekli harçlar ve tebliğ giderleri de dâhil olmak üzere tüm giderler ödenir. Bunların hiç ödenmediği veya eksik ödenmiş olduğu sonradan anlaşılırsa, kararı veren mahkeme tarafından verilecek bir haftalık kesin süre içinde tamamlanması, aksi hâlde başvurudan vazgeçmiş sayılacağı hususu başvurana yazılı olarak bildirilir. Verilen kesin süre içinde harç ve giderler tamamlanmadığı takdirde, mahkeme başvurunun yapılmamış sayılmasına karar verir. Bu karara karşı istinaf yoluna başvurulması hâlinde, 346 ncı maddenin ikinci fıkrası hükmü kıyas yoluyla uygulanır." düzenlemesi bulunmakta olup, Aynı Kanun'un "İstinaf dilekçesinin reddi" başlıklı 346. maddesinde ise; "İstinaf dilekçesi, kanuni süre geçtikten sonra verilir veya kesin olan bir karara ilişkin olursa, kararı veren mahkeme istinaf dilekçesinin reddine karar verir ve 344 üncü maddeye göre yatırılan giderden karşılanmak suretiyle ret kararını kendiliğinden ilgiliye tebliğ eder. Bu ret kararına karşı tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde istinaf yoluna başvurulabilir. İstinaf yoluna başvurulduğu ve gerekli giderler de yatırıldığı takdirde dosya, kararı veren mahkemece yetkili bölge adliye mahkemesine gönderilir. Bölge adliye mahkemesi ilgili dairesi istinaf dilekçesinin reddine ilişkin kararı yerinde görmezse, ilk istinaf dilekçesine göre gerekli incelemeyi yapar." hükmü yer almaktadır. Buna göre, istinaf yoluna başvuruda bulunan, dilekçeyi verirken istinaf harç ve giderlerini ödemek zorundadır. Bunların hiç ödenmemesi ya da eksik ödenmesi halinde kararı veren mahkemece, eksik harç ve giderlerin tamamlanması istemiyle bir muhtıra düzenlenmeli ve bu muhtırada, yapılması gereken işlemin ne olduğu açıkça ve ilgili tarafın yanılmasına neden olmayacak biçimde gösterilmeli; buna yönelik olarak da ikmal edilecek harç ya da giderin miktarı ve yatırılma merci ve süresi, bunun yapılmaması halinde ise başvurudan vazgeçmiş sayılacağı hususu net biçimde açıklanmalıdır. Bu açıklamalardan sonra somut olay değerlendirildiğinde; mahkemenin gerekçeli kararının davacı ... San. ve Tic. A.Ş. vekiline 28/05/2024 tarihinde tebliğ edildiği, bu kapsamda ismi geçen davacı şirket vekili Av. ... tarafından 10/06/2024 tarihinde istinaf dilekçesi ibraz edildiği, ancak Harçlar Kanunu gereğince Bölge Adliye Mahkemeleri Hukuk Dairelerine yapılacak istinaf yolu başvurularında alınması gereken İstinaf Karar Harcı ile İstinaf Kanun Yoluna Başvurma Harcının yatırılmadığı, bu nedenle mahkemece "İstinaf Başvurma Harcı, İstinaf Karar Harcı ve dosyanın İstinafa gidiş-dönüş ve tebliğ giderleri"nin yatırılması amacıyla "tebliğ tarihinden itibaren Hukuk Muhakemeleri Kanununun 344. Maddesine göre bir haftalık kesin süre içinde yatırılması" şerhini içeren 12/06/2024 tarihli muhtıranın davacı şirket vekiline HMK'nın 344. maddesi uyarınca, yöntemine uygun olarak gönderildiği ve aynı tarihte alıcı için ayrılan alana işlendiği, devam eden süreçte davacı vekili Av. ... tarafından 16/06/2026 tarihli vekillikten çekilme dilekçesi sunulduğu, bu esnada söz konusu muhtıranın 17/06/2024 tarihinde tebliğ edildiği (belirlenen süre sonunda otomatik olarak okundu sayıldı), aynı tarihte davacı ... San. ve Tic. A.Ş. tarafından bu kez Av. ... adına yeni bir vekaletnamenin UYAP ile oluşturulan elektronik ortama eklendiği ve 25/06/2024 tarihinde bu vekilce "İstinaf Kanun Yoluna Başvuru Harcı ile İstinaf Karar Harcı (Maktu)"nın yatırıldığı ve sisteme yüklendiği anlaşılmıştır. HMK'nın "Vekilin istifası" başlıklı 82. Maddesi, "(1) İstifa eden vekilin vekâlet görevi, istifanın müvekkiline tebliğinden itibaren iki hafta süreyle devam eder. (2) Vekilin istifa etmiş olması hâlinde, vekâlet veren davayı takip etmez ve başka bir vekil de görevlendirmez ise tarafın yokluğu hâlinde uygulanacak hükümlere göre işlem yapılır. (3) Yukarıdaki fıkralarda yer alan hususlar, istifa eden vekilin istifa dilekçesi ile birlikte vekâlet verene ihtaren bildirilir." hükmünü içermektedir. Söz konusu madde metni dikkate alındığında, davacı şirket vekili Av. ...'nun vekalet görevi, istifanın davacı şirkete tebliğinden itibaren iki hafta süreyle devam edecek olup, bilgi ve belgelerin tetkikinde, istifa dilekçesinin davacı ... San. ve Tic. A.Ş.'ye tebliğine ilişkin tebligat parçası dosya içerisinde bulunmadığı gibi muhtıranın tebliğ edildiği 17/06/2024 tarihi itibariyle ismi geçen vekilin vekillik görevinin sürdüğü anlaşılmaktadır. Bu hali ile muhtıranın tebliğ edildiği tarih doğrultusunda bir haftalık süre davacı şirket yönünden işlemeye devam etmektedir. O halde, 6100 sayılı Kanun'un 344. maddesine gereğince Hakim tarafından imzalanmış muhtıranın ilk derece mahkemesince çıkartılması ve muhtıra gereğinin davacı yanca yerine getirilmemesi halinde (muhtırada yazılı olan "1 haftalık kesin süre" içinde eksik harcın ikmal edilmemesi ve kanuni süre geçtikten sonra harcın yatırılması) ilk derece mahkemesince istinaf başvurusunun yapılmamış sayılması yönünde karar verilmesi gerektiği dikkate alınarak dosyanın mahalline geri çevrilmesi, davacı yanca bu karara karşı istinaf yoluna başvurulması halinde ise dosyanın Dairemize gönderilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının istinaf başvurusu hakkında Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 344. ve devamı maddelerince işlem yapılması için dosyanın ilk derece mahkemesine GERİ ÇEVRİLMESİNE, 2-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderinin ilk derece mahkemesince değerlendirilmesine, 3-İstinaf incelemesine konu kararın niteliği dikkate alınarak taraflar lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, HMK'nın 352. maddesi gereğince dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda ve kararın niteliği gereğince kesin olmak üzere 05/10/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Başkan ... e-imzalıdır

Üye ... e-imzalıdır

Üye ... e-imzalıdır

Katip ... e-imzalıdır

NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/1027, K. 2026/1273, T. 05.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-1027-e-2026-1273-k-4df3724e68fa