İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/554 E. 2026/838 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/554
- Karar No
- 2026/838
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/554 Esas KARAR NO : 2026/838
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 30/07/2025 KARAR TARİHİ : 29/09/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Dava: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Taraflarınca, müvekkili şirketin, haklı alacağına istinaden ... 5. İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı icra dosyasından asıl alacak miktarı olan 101.400,00 TL için genel haciz yoluyla ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı borçluya, usulüne uygun ödeme emri gönderildiğini, davalı borçlu tarafça haksız bir biçimde icra takibine borca ve tüm fer'ilerine itiraz edildiğini, taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle, davalıların, müvekkili şirkete karşı borçlu konumunda olduğunu, zira, ticari ilişkiye konu edim yerine getirilmesine rağmen bedeli ödenmediğini, müvekkili şirketin iyi niyetli alenen suistimal edildiğini, müvekkili şirketin, cari hesap ekstresi ve ilgili faturalar gereği, davalı borçlu taraftan 101.400,00 TL bakiye alacağı mevcut olduğunu, faturalara istinaden borçlu şirket tarafından, usulüne uygun şekilde hiçbir itiraz prosedürü işletilmediği gibi müvekkili şirkete kısmi ödemeler yapılarak, müvekkili şirketin teslim borcunu yerine getirdiği hususu sübuta erdiğini, müvekkili şirketin haklı alacağının bulunduğu ilgili cari hesap ekstresi ve fatura ile sabit olduğunu, davanın kabulünün hukukun gereği olduğunu, bahse konu faturaya yönelik davalı borçlu tarafça herhangi bir itiraz prosedürü işletilmediğini, davalı borçlunun, hukuki güven, istikrar ve hakkaniyet düşüncesini esas alan güven ilkesi kapsamında, sorumluluğunun bulunduğunun kabulü, hukukun gereği olduğu, müvekkilin haklı alacağının tahsilinin imkansız hale gelmemesi amacıyla davalı aleyhine öncelikle teminatsız, mahkeme aksi kanaatte ise uygun bir teminat mukabilinde ivedilikle ihtiyati haciz kararı verilmesine, haklı davanın kabulü ile itirazın iptaline ve takibin devamına, dava ve takip konusu alacağın likit olmasından bahisle kötü niyetli davalı aleyhine dava ve takip değerinin %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı yana tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Cevap: Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; İlk olarak davacının cari hesap alacağından kaynaklı icra takibi başlattığını ve devamında itirazın iptali davası ikame etmiş olduğunu, her ikisinde de davacı yanın borçlu ve davalı olarak ...Şirketi ile birlikte ..., ... ve ...'a da taraf olarak husumet yönelttiğini, ancak davanın fatura ve ticari alım satımdan kaynaklanmakta olduğunu, hiç bir şekilde kabul anlamına gelmemekle birlikte gerçek kişi müvekkillerinin şirketin yetkilileri ve ortakları olup faturada isimleri yer almadığını, ancak huzurdaki icra takibi ve davanın davacı ile müvekkili şirket arasındaki ticari ilişkiden beri gelmekte olduğunu, bu hal ve şartlarda davalılardan şirket dışında kalan gerçek kişi müvekkillerinin huzurdaki dava ile bir ilgileri bulunmadığını, bu nedenle ..., ... ve ... açısından husumet itirazında bulunduklarını, faturanın ilk sırasında merdiven ve lamine silim ve cila işçiliği tabirine yer verildiğini, bu yönden de müvekkili davacıdan bir hizmet almadığını, davacının mevcut durum itibarı ile işçilik hizmeti sunduğunu da yazılı belgelerle ispatlaması gerektiğini, ancak dosya münderecatında bu yönde bir delil bulunmamakta, işçilik yönünden ispat zımnında dosya içeriğinde hiçbir delil yer almamakta olduğunu, bu sebeplerle de davanın reddi gerektiğini, yapılan tadilat işlemlerinde had safhada hatalar mevcut olduğunu, davacı yana bu durumun bildirilmesine karşın davacı yanın ısrarla hataların giderilmesi yönündeki taleplere karşılık vermediğini ve bu vesile ile ifa etmesi gereken edimi yerine getirmediğini, başka firmalardan temin edildiği iddia olunan malzeme veya işçiliğin huzurdaki dava ile bir ilgisi bulunmadığını, bu nedenle bu bentte anılan iddianın da dinlenmemesi gerektiğini, dava dilekçesinin 3. sayfasında bir sözleşmeden bahsedilmekte olduğunu ancak dosya içeriğinde bir sözleşme yer almadığı gibi icra takibinde de bir sözleşmeye yer verilmediğini, davacının bu iddiasının da izaha muhtaç olduğunu, faturanın içeriğinin doğru olması durumunda dahi davacı yanın ürün ve malzemeleri teslim ettiğini ve bunun yanı sıra hizmeti yerine getirdiğini ispatlamak durumunda olduğunu, ancak dava dilekçesi içeriğinde bu yönde bir delil yer almadığı gibi dilekçe içeriğinde bu yönde bir beyana dahi yer verilmediğini, gerçek kişi 3 müvekkilinin faturada adının dahi olmadığını ve davacının alacağına dair müvekkiline ürünün teslimini gerçekleştirdiği ve hizmeti ifa ettiği yönünden dosyaya hiç bir delil sunamadığı ortamda bu talebin de reddine hükmedilmesi gerektiğini, tanık dinlenilmesine muvafakatlerinin olmadığını, yapıldığı iddia edilen işin ancak maddi yani fiziki olgular ile ispatlanabileceğini, husumet itirazlarının dikkate alınarak müvekkillerden ..., ... ve ... yönünden davanın husumet nedeniyle reddine, her halükarda tüm müvekkileri yönünden haksız ve mesnetsiz davanın reddine, ... 5. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasında mevcut takip miktarının %20'sinden az olmamak üzere davacının icra inkar tazminatı ile mahkumiyetine, yapılan masraf ve avukatlık ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Toplanan Deliller: ... 5. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyasının UYAP kayıtları, İstanbul Defterdarlığı'ndan davalı şirketin 2024 yılı BA-BS formlarının ve 11-12/2024 dönemleri KDV beyannameleri, ... Vergi Dairesi Müdürlüğü'nden davacı şirketin yoklama ve 2024 yılına ait karşılaştırmalı alış-satış analizleri, Bilirkişi ... tarafından hazırlanan 21.07.2026 tarihli bilirkişi raporu, ayrı ayrı celp edilerek dosya arasına alınmıştır. Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe: Dava, fatura ve cari hesap alacağının tahsili amacıyla yürütülen ... 5. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyasına yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İtirazın iptali davası; 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Anılan maddeye göre, bu davanın açılabilmesi için: 1-İlamsız takip yapılmış olması, 2-Borçlunun bu takibe itiraz etmesi, 3-Alacaklının, itirazın kaldırılması için İcra mahkemesine başvurmaması, 4-İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının 1 yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının bir arada gerçekleşmesi gerekir. Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran, itirazla duran takibin devamınını amaçlayan bir dava olup yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Somut olayda, ... 5.İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasının tetkikinde; alacaklı davacı tarafından borçlusu davalılar aleyhine, 08/11/2024 tarihinde, 101.400,00-TL alacağın tahsili amacıyla ilamsız takip başlatıldığı, takip dayanağının cari hesap alacağı şeklinde gösterildiği, ödeme emrinin borçlulara 20/11/2024 tarihinde tebliği üzerine yasal süresinde olan 22/11/2024 tarihli itiraz ile takibin durduğu, davalı tarafından borca, fer'ilerine itiraz edildiği, itirazın alacaklıya tebliğ edilmediği, öyleyse eldeki itirazın iptali davasının yasal bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde olan 30/07/2025 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır. Tarafların ticari defter ve kayıtları incelenerek rapor tanzim edilmesi amacıyla dosyanın mali müşavir bilirkişiye tevdi edildiği, düzenlenen rapor ile, davacı ...A.Ş. ile davalı ... Şirketi ... ve Ortakları'na ait ticari defterlerin usulüne uygun tutulduğu ve TTK m.64 vd. ile HMK m.222 uyarınca sahibi lehine delil niteliği taşıdığı, takip konusu 22/08/2024 tarihli ve 101.400,00-TL bedelli ... numaralı e-faturanın, her iki tarafın ticari defter, cari hesap ve BA/BS kayıtlarına karşılıklı ve tam uyumlu şekilde işlendiği, davalı kollektif şirket tarafından bu faturaya karşılık 11/10/2024 tarihinde, aynı kalem ve aynı tutarda iade e-faturası düzenlendiği ve bu işlemin davalının kendi ticari defter ve cari hesap kayıtlarına işlenerek muhasebe kaydı düzeyinde bakiyeyi sıfırladığı, davacının bu iade faturasını kabul etmediğini düzenlenmesinden altı gün sonra, ... 46. Noterliği'nin ... tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesiyle davalıya bildirdiği, dosya kapsamında davalı tarafa iade faturası dışında bu hususu destekler nitelikte başkaca bir belge sunulmadığı, iade faturasının mali kayıtlara yansımış olmasının, tek başına iade işleminin hukuken geçerli sonuç doğurup doğurmadığını göstermediği, 2022 yılına ait 175.000,00-TL tutarındaki ödeme ve fatura hareketlerinin aynı yıl içinde kapanmış, ayrı ve bağımsız bir döneme ait olduğu, bu nedenle 2024 yılı ihtilaflı bakiye bakımından mükerrer mahsup riski bulunmadığı, bu çerçevede iade faturasının hukuken geçerli kabul edilmesi halinde, davacının davalı ... Şirketi ... ve Ortakları'ndan bakiye alacağının bulunmadığı, iade faturasının hukuken geçersiz veya etkisiz sayılması halinde ise, davacının 101.400,00-TL asıl alacaklı olduğu görüş ve kanaatinin bildirildiği, raporun dosya kapsamındaki delillerle uyumlu olup denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, rapora itibar edilmemesini gerektirir sebep bulunmadığı değerlendirilmiştir. Taraf iddia ve savunmalarına, davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarına, BA/BS formlarına ve bilirkişi raporuna göre, davalı şirket tarafından iade faturası düzenlenmiş ise de, bu faturanın, davalının ticari defterlerindeki kayıtla çelişmeyecek şekilde haklı bir nedenle kesildiğine ilişkin dosyada herhangi bir belge mevcut olmadığı, davalının ticari defterlerinde kayıtlı olan ancak davacının ticari defterlerinde kayıtlı olmayan iade faturasının dayanağının usulüne uygun olduğunun ispatlanmasının gerekli olduğu, iade faturası düzenlenmesi ve dayanağı kanıtlanamayan bu faturanın davalı defterlerinde kayıtlı olmasının tek başına davalının savunmalarını ispata elverişli olmadığı, nitekim, faturaya konu iade edilen bir mal bulunmadığı, bu durumda, bu fatura açısından da davacının alacak iddiasını ispat etmiş olduğu (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43.Hukuk Dairesi ... Esas ... Karar, Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4.Hukuk Dairesi... Esas... Karar) ve şirket yönünden itirazın iptalinin gerektiği değerlendirilmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 237.maddesi uyarınca şirketin borç ve taahhütlerinden dolayı birinci derecede şirket sorumludur. Ancak, şirkete karşı yapılan icra takibi semeresiz kalmış veya şirket herhangi bir sebeple sona ermiş ise, yalnız ortak veya ortakla birlikte şirket aleyhine dava açılabilir ve takip yapılabilir. Davacı vekilinin davayı, şirketle birlikte şirketin ortaklarına karşı yönelttiği, dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 237.maddesine göre şirket borçlarından birinci derecede şirket sorumlu olduğu, ancak şirkete karşı yapılan icra takibi semeresiz kalmış veya şirket herhangi bir sebeple sona ermiş ise, yalnız ortak veya ortakla birlikte şirket aleyhine dava açılabileceği ve takip yapılabileceği, davalı şirkete karşı yapılan icra takibinin semeresiz kaldığı ya da şirketin sona erdiğine dair dosya kapsamında delil ya da bu yönde iddia bulunmadığına göre davacının davasını şirket yerine şirketle birlikte şirketin ortaklarına yöneltmesinin isabetli olmadığı anlaşıldığından davalılar ..., ... ve ... aleyhine itirazın iptaline ve icra inkar tazminatı talebine yönelik açılan davanın, kollektif şirketin borçlarından dolayı kollektif şirket ortağı hakkında takip yapabilmek için 6102 sayılı TTK'nın 237/1.maddesindeki koşulların oluşmadığı anlaşıldığından davanın pasif husumet yokluğundan reddine (Yargıtay 22.Hukuk Dairesi ... Esas...Karar) karar vermek gerekmiştir. Tüm bunlarla birlikte takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeye borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından bu koşullar mevcut ise ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, ...Esas, ... Karar; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 07.06.2006 tarih... Esas, ... Karar sayılı kararı). Davacının talebine konu olan likit (belirlenebilir) olup faturalara ve cari hesaba dayandığından şirket yönünden asıl alacak taleplerinin ve icra inkar tazminatı talebinin kabulüne, gerçek kişiler yönünden ise davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: İzah olunan gerekçelerle; Davanın KISMEN KABULÜ ile, 1-Davacı tarafından davalı ... Şirketi/... ve Ortakları aleyhine yürütülen ... 5.İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasına davalı borçlu ...Şirketi/... ve Ortakları tarafından yapılan itirazın İPTALİNE, takibin 101.400,00-TL alacak üzerinden aynı koşullar altında DEVAMINA, 2-İcra takibine yapılan itiraz haksız olduğundan ve likit (belirlenebilir) hüküm altına alınan alacak (101.400,00-TL) üzerinden % 20 oranında hesaplanan 20.280,00-TL icra inkar tazminatının davalı ... Şirketi/... ve Ortakları'ndan alınarak davacıya verilmesine, 3-Davacı tarafından davalılar ..., ... ve ... aleyhine itirazın iptaline ve icra inkar tazminatı talebine yönelik açılan davanın, kollektif şirketin borçlarından dolayı kollektif şirket ortağı hakkında takip yapabilmek için 6102 sayılı TTK'nın 237/1.maddesindeki koşulların oluşmadığı anlaşıldığından davanın pasif husumet yokluğundan reddine (Yargıtay 22.Hukuk Dairesi ... Esas ...Karar), 4-Harçlar Kanunu uyarınca kabul edilen dava değeri üzerinden (101.400,00-TL) alınması gereken 6.926,63-TL harçtan peşin yatırılan 1.224,66-TL harcın mahsubu ile eksik olan 5.701,97-TL'nin davalı ... Şirketi/... ve Ortakları'ndan alınarak hazineye irat kaydına, 5-Davacı taraftan tahsil edilen 1.224,66-TL harcın davalı ... Şirketi/... ve Ortakları'ndan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yargılama nedeniyle yapılan 12.000,00-TL bilirkişi ücreti ile 1.245,00-TL posta ve tebligat gideri toplamı olan 12.245,00-TL'nin davalı ... Şirketi/... ve Ortakları'ndan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalılar tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 8-Davacı taraf dava ve duruşmalarda kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan ve takdir olunan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalı ... Şirketi/... ve Ortakları'ndan alınarak davacıya verilmesine, 9-Davalılar ..., ... ve ... dava ve duruşmalarda kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan ve takdir olunan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılar ..., ... ve ...'a verilmesine, 10-Dava şartı arabuluculuk sürecinde Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.700,00-TL arabuluculuk ücretinin davalı ... Şirketi/... ve Ortakları'ndan alınarak 6183 sayılı Kanuna göre tahsili ile hazineye irat kaydına, 11-6100 sayılı HMK'nın 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde kullanılmayarak artan bakiye gider avansının ilgilisine iadesine, Dair, davacı vekillerinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 (iki) hafta içinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer yada başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolunun açık olduğu, istinaf dilekçesinde istinaf yoluna başvuru konusu edilen hususlar ile nedenlerinin belirtilmesinin gerektiği, süresi içerisinde karara karşı istinaf yoluna başvurulmaması halinde hükmün kesinleşeceği ve infaz edilebileceği açıklanmak suretiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.29/09/2026
Katip ¸e-imzalıdır
Hakim ¸e-imzalıdır