Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/2348 E. 2026/970 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/2348
Karar No
2026/970
Karar Tarihi

T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/2348 - 2026/970 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2024/2348 KARAR NO : 2026/970

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I

BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...)

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ :30/05/2024 NUMARASI :2021/454 Esas - 2024/282 Karar

DAVACI :ENEM ENERJİ İNŞAAT MADEN TOPLU TEMİZLİK YEMEK GIDA SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ - ... VEKİLİ :Av. ... DAVALI :DAŞKIN ELEKTROMEKANİK NAKLİYAT ELEKTRİK İNŞAAT TAAHHÜT SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ - ... VEKİLİ :Av. ... DAVA :Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ :27/09/2021

KARAR TARİHİ :18/05/2026 KR. YAZIM TARİHİ :18/05/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı-alacaklı tarafından Kocaeli 8. İcra Dairesinin 2019/131229 E.sayılı icra takip dosyası ile cari hesaptan kaynaklı davacı şirket aleyhine haksız ve kötüniyetli olarak ilamsız icra takibine başlanıldığını, her ne kadar davacı şirket tarafından söz konusu borca itiraz edilmiş ise de itirazın süresinde yapılmamış olması nedeniyle takibin kesinleştiğini, davacının alacaklı tarafa icra konusu cari hesaptan kaynaklanan hiçbir borcunun bulunmadığını, davacının icra takibinde alacaklı görünen davalı tarafa karşı borç doğuracak ve kendisini borç altına sokacak hiçbir hukuki işlemi bulunmadığını, icra dosya alacaklısı görünen şirket ile davacı şirket arasında takip öncesinde ticari ilişki mevcut ise de davacının bu ticari ilişkiden kaynaklı olarak karşı tarafa borcu bulunmadığını, davacı şirketin defter kayıtlarından da görüleceği üzere davacı şirketin karşı tarafa bir borcu bulunmadığını, hali hazırda takibin kesinleşmiş olması nedeniyle davacının haciz tehdidi altında bulunduğunu, iş bu menfi tespit davasında ispat yükünün İcra İflas Kanunu gereği davalı-alacaklıda olduğunu, davalının işbu davada davacıdan alacaklı olduğunu ve alacağının dayandığı hukuki ilişkisini ispat etmek zorunda olduğunu, davacının takip alacaklısına hiçbir borcu bulunmadığını, alacaklı olduğunu iddia eden davalının; bu alacağını ve nedenini ispat etmek mecburiyetinde olduğunu, menfi tespit davasında ispat külfetinin diğer davalardan farklı olarak davalı-alacaklıda olduğunu, bu nedenle davalı tarafın alacağını ispat etmesi gerektiğini, davalı tarafın kötü niyetli ve haksız zenginleşme amaçlı olarak işbu takip dayanağı cari hesap kayıtlarını icraya koyduğunu, tüm bu nedenlerle; davacının Kocaeli 8. İcra Dairesinin 2019/131229 Esas sayılı dosyasında davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, yargılama sonuçlanıncaya kadar davacının mağduriyetinin önlenmesi için aleyhine başlatılan icra takip işlemlerinin durdurulmasına, mahkeme aksi kanaatte ise dosyaya yatan paranın alacaklıya ödenmemesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesine, kötü niyetli takip nedeni ile davalının %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı taraf ispat yükünün davalıda olduğunu iddia etmişse de kural olarak ispat yükünün davacı üzerinde olduğunu, ayrıca davacı taraf hukuki ilişkinin varlığını inkar etse de davacı şirket yetkilisi ile yapılan whatsapp görüşmeleri ek olarak sunulduğunu, bu görüşmeler dahi tek başına hukuki ilişkinin varlığını kanıtlar nitelikte olduğunu, ayrıca dilekçe ekinde yer alan muavin defteri kayıtları da hukuki ilişkiyi kanıtladığını, davalı tarafından davacıya gönderilen faturalara itiraz edilmediğini, bu nedenle de ispat külfetinin TTK'nın ilgili hükmü gereğince de davacı borçlu üzerinde olduğunu, davalıya ait usulüne uygun açılış kapanış tasdikleri yapılmış ticari defter ve kayıtlar da incelendiğinde bu hususun anlaşılacağını, davacı borçlunun kötü niyeti açıkça ortada olup %20 kötü niyet tazminatına mahkum edilmesi gerektiğini, davanın reddine, takibin devamına, davacının %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; "... 1-Davanın KISMEN KABULÜ VE KISMEN REDDİNE, 2-Davacının Kocaeli İcra Müdürlüğünün 2019/131229 Esas sayılı takip dosyası nedeniyle işlemiş faiz tutarı olan 6.881,47 TL yönünden borçlu olmadığının tespitine, 3-Şartları oluşmadığından karşılıklı olarak talep edilen kötü niyet tazminat taleplerinin reddine ..." şeklinde hüküm kurulmuştur. İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi ilamının gerekçesinde, davacının ticari defter ve kayıtlarının HMK'nın 222. maddesine uygun yapılmadığı, bu sebeple de bu kayıtlara itibar edilemeyeceğine kanaat getirildiğini ancak davalının ticari defter ve kayıtları usulüne uygun tutulmuş olup hatalı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi sebebiyle bu kararın kaldırılması gerektiğini, kök bilirkişi raporu ile davalının haklılığı sabit iken mahkemece ek bilirkişi raporunun esas alınarak hüküm kurulduğunu ancak ek bilirkişi raporunda eksik inceleme neticesinde düzenlenmiş olup ilk derece mahkemesince ek bilirkişi raporu esas alınarak davanın reddine karar vermesinin hatalı olduğunu, dava dilekçesi ile yemin deliline dayanılmasına rağmen ilk derece mahkemesi tarafından bu hakları kullandırılmaksızın hüküm kurulduğunu belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. Davacı vekili tarafından istinaf başvurusuna karşı cevap dilekçesi verilmemiştir. DELİLLER:Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 30/05/2024 tarih, 2021/454 Esas - 2024/282 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; menfi tespit istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosyanın incelenmesinde; davacı tarafından, davalının başlatmış olduğu Kocaeli 8. İcra Dairesinin 2019/131229 E.sayılı icra takip dosyasında borcunun bulunmadığından bahisle eldeki davayı açtığı, davalının davanın reddini savunduğu, Mahkemece davanın işlemiş faiz yönünden kısmen kabulüne karar verildiği, kararın davacı tarafından istinaf edildiği görülmektedir. Davalı tarafından varlığı iddia edilen bir hukukî ilişkinin mevcut olmadığının (yok olduğunun) tespiti için açılan davaya menfi (olumsuz) tespit davası denir (Kuru, Baki: İcra ve İflâs Hukuku El Kitabı (Kuru-El Kitabı), İstanbul 2013, s. 346). Menfi tespit davası, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun (İİK) 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında ya da icra takibinden sonra borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Bu dava maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır. Eş söyleyişle; kendisine karşı icra takibi yapılmış olan borçlu, ödeme emrine itiraz edilmemiş veya itiraz edilmiş olmakla birlikte yerinde görülmemiş olması sebebiyle icra takibi kesinleşse dahi maddi hukuk bakımından borçlu olmadığını ileri sürebilir. Bunun için, takip devam ederken alacaklıya karşı menfi tespit davası açabileceği gibi, böyle bir menfi tespit davası açmamış ve borcu cebri icra tehdidi altında ödemiş ise ödemiş olduğu paranın kendisine verilmesi için alacaklıya karşı istirdat davası açabilir (Kuru, Baki: İcra ve İflâs Hukukunda Menfi Tespit Davası ve İstirdat Davası, Ankara 2003, s. 233). Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer. Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6). Fakat, menfi tespit davasını açan davacı (borçlu), davalının (alacaklı) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmeyip, bilakis bu ilişkinin doğduğunu bildirerek başka bir nedenle hukukî ilişkinin geçersiz olduğunu veya son bulduğunu ileri sürmekte ise bu iddiayı ispat yükü TMK’nın 6. maddesi gereğince davacıya düşer. Örneğin; alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru-El Kitabı, s.370 ilâ 372). İlk Derece Mahkemesi tarafından alınan bilirkişi raporları ile birlikte tarafların ticari defterleri incelenmiş, davacının ticari defterine göre; 108.488,02-TL borç karşılığı davalıya 80.000,00-TL banka, 28.488,02-TL nakit ödeme yaptığı, fatura ve banka aracılığı ile yapılan ödemeler her iki tarafın defterinde yer aldığı, nakit yapılan 28.488,02-TL ödemenin davalının muavin defterinde yer almadığı, davacı ticari defterinde yer alan nakit ödemelere ilişkin dava dosyasında herhangi bir tediye makbuzu, ödeme belgesi bulunmadığı, davacının ticari defterine göre davalıya herhangi bir borcunun bulunmadığı belirtilmiştir. Davalı tarafın davaya konu dönemi kapsayan ticari defterleri incelendiğinde, taraflar arasında hizmet alımı/satımına dayalı ticari ilişkinin mevcut olduğu, dava konusu fatura ve muhteviyatı beton santralı elektrik işlerin yapımı konusunda bir ihtilafın bulunmadığı, tarafların Vergi Dairesi BS/BA bilgi formu bildirimlerin yapıldığı ve birbirini doğruladığı, dava konusu faturanın davacı şirkete tebliğ edildiğinin anlaşıldığı, davacı şirketin fatura ve muhteviyatı hizmete karşı bir itirazı veya fatura iadesinin olmadığı davalı şirketin incelenen 2018 yılı ticari defter kayıtlarına göre, davalı şirketin 31.12.2018 tarihi itibariyle hizmet faturasından kaynaklı cari hesaba dayalı olarak davacı şirketten toplam 28.488,02-TL alacaklı olarak göründüğü tespit edilmiştir. Davacı şirket tarafından dosyaya sunulan nakit ödeme tediye makbuzlarının tetkikinden, davacı şirketin davalıya olan ticari borcundan mahsup ettiği nakit ödeme tediye makbuzlarının, tek taraflı olarak düzenlendiği ve tediye makbuzunda bulunması gereken asgari bilgileri taşımadığı görüldüğünden, söz konusu makbuzların borcun ödendiğini tevsik eden belge olarak kabul edilemeyeceği sonucuna ulaşıldığı, bu itibarla, taktir ve karar Mahkemeye ait olmak üzere, davalı şirketin takip tarihi itibariyle davacı şirketten toplam 28.488,02-TL alacaklı olduğu belirtilmiştir. İlk Derece Mahkemesi tarafından bilirkişi raporları doğrultusunda incelenen tarafların defterlerine göre davalının, davacıdan 28.488,02 TL alacaklı olduğu ve temerrüt oluşmadığından faiz yönünden davacının borçlu olmadığının tespitine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak davacı tarafından yemin delili kullanılmak istenmiş, Mahkemece davacıya yemin metnini sunması için süre verilmesine rağmen yemin metninin sunulmaması nedeniyle, davacının yemin delilini kullanmayacağı değerlendirilerek karar verilmesi hatalıdır. 6100 sayılı HMK'nın yeminin şekli başlıklı 233. maddesi şu şekildedir: "Yeminin şekli MADDE 233- (1) Yemin, mahkeme huzurunda eda olunur. (2) Hâkim, yeminin icrasından önce yemin edecek kimseye, hangi konuda yemin edeceğini açıklar, yeminin anlam ve önemini anlatır ve yalan yere yemin etmesi hâlinde cezalandırılacağı hususunda dikkatini çeker. (3) Yemin edecek kimse, yemin konusunun yeterli açıklıkta olmadığını ileri sürerse; hâkim, karşı tarafın görüşünü aldıktan sonra derhâl bu konuda kararını verir. (4) Sonra "Size sorulan sorular hakkında, gerçeğe uygun cevap vereceğinize ve hiçbir şey saklamayacağınıza namusunuz, şerefiniz ve kutsal saydığınız bütün inanç ve değerler üzerine yemin eder misiniz?" diye sorar. O kimse de "Bana sorulan sorular hakkında gerçeğe uygun cevap vereceğime ve hiçbir şey saklamayacağıma namusum, şerefim ve kutsal saydığım bütün inanç ve değerlerim üzerine yemin ediyorum." demekle yemin eda edilmiş sayılır. (5) Yemin eda edilirken, hâkim de dâhil olmak üzere hazır bulunan herkes ayağa kalkar. " Madde metninden de anlaşıldığı üzere, 6100 sayılı HMK'nın 233. maddesi uyarınca, yemin edilecek konuyu ve yemin metnini belirlemek temelde hâkimin görevidir. Hâkim, yeminin icrasından önce yemin edecek kimseye, hangi konuda yemin edeceğini açıklar. Yemin teklif eden taraf, yemin konusunu ve sorularını bir metin halinde mahkemeye sunabilir. Bu, davanın hızlanması için tercih edilen bir yöntem olmakla birlikte yasal bir zorunluluk değildir. Bunun yanında Hâkim, tarafların sunduğu yemin metni ile bağlı da değildir; metni değiştirebilir veya yeniden hazırlayabilir. Yemin delili, 6100 sayılı HMK'nın 225. ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Yemin kesin delillerdendir. Yemin deliline dayanan taraf, iddia veya savunmasının diğer delillerle ispatlanmamış olması nedeniyle bu delile sıra gelmiş olduğunu başka türlü bilemeyeceğinden; mahkeme, yemin teklif etmek hakkı bulunduğunu istek sahibine hatırlatmakla yükümlüdür. Şu durumda kural olarak, yemin teklifi hakkı kullandırılmadan karar verilemez. İddia veya savunmasını ispat edemeyen tarafa yemin teklif etme hakkının hatırlatılabilmesi için yemin deliline dayanılmış olması da gerekir. Somut olayda; mahkemece davacının yemin deliline dayanmış ve yemin delilini kullanacağını beyan etmiş olması karşısında, yemin prosedürü işletilmeden ve yeminin sonucuna göre bir değerlendirme yapılmadan yazılı şekilde karar verilmiş olduğu anlaşılmaktadır. Bu durum, tarafların ispat hakkının kısıtlanması niteliğinde olup, adil yargılanma ilkesine aykırılık teşkil etmektedir. Bu nedenle mahkemece yapılması gereken; yemin teklifinin karşı tarafa yöneltilmesi, karşı tarafın yemine kabul, iade veya yeminden kaçınması hallerine göre HMK hükümleri çerçevesinde değerlendirme yapılması, yeminin sonucu gözetilerek eldeki dava hakkında oluşacak sonuca göre bir karar verilmesinden ibarettir (Yargıtay 6. HD., 14.05.2014 tarih, 2013/15043 E., 2014/6220 K.). Açıklanan tüm bu gerekçelerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle kabulüne, diğer istinaf nedenlerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, kararın açıklanan gerekçeler doğrultusunda kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince; dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalının ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince; yukarıda açılanan hususlara ilişkin olmak üzere ESASTAN KABULÜNE, 2-Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 30/05/2024 tarih, 2021/454 Esas ve 2024/282 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın açıklanan eksikliklerin giderilmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde ve ilk derece mahkemesi tarafından istinaf edene iadesine, 5-İstinaf eden tarafından istinaf başvurusu için yapılan giderlerin, esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesi tarafından yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 6-Kararın 6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine, 7-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile KESİN olarak karar verildi.18/05/2026

Başkan ... e-imzalıdır

Üye ... e-imzalıdır

Üye ... e-imzalıdır

Katip ... e-imzalıdır

* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/2348, K. 2026/970, T. 18.05.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-2348-e-2026-970-k-812bc30f2336