Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/775 E. 2026/976 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/775
- Karar No
- 2026/976
- Karar Tarihi
T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/775 - 2026/976 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2025/775 KARAR NO : 2026/976
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...)
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ :10/01/2024 NUMARASI :2023/418 Esas - 2024/9 Karar
DAVACI :... VEKİLİ :Av. E... DAVALILAR :1-ES GROUP DENİZCİLİK SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ - ... VEKİLİ :Av. ... :2-... VEKİLİ :Av. ... DAVA :Şirket Hissesinin Tespiti ve Devri DAVA TARİHİ :18/08/2023
KARAR TARİHİ :18/05/2026 KR. YAZIM TARİHİ :11/06/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ...'ın davacının ağabeyi ve birlikte kurdukları Kocaeli Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne bağlı ... sicil numaralı Es Endüstriyel Yapı Malzemeleri ve İnşaat Turizm Madencilik Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin ortağı olduğunu, davalı şirketin ortaklı yapısının davalı ... %51 müvekkili ... %38 ve ...'in %11 şeklinde tescil edildiğini, davalının aynı zamanda şirketin müdürü ve temsil yetkisine sahip kişi olduğunu, ...'in davalının eşi olduğunu, bu nedenle kendisine hisse verildiğini, davalı ile yakın zamanda boşandıklarını, davacının, davalı şirket üzerinde %40 hisse hakkı bulunduğunu davalının davalı şirketi kardeşlerinin hakları saklı kalmak üzere kendi üzerine tescil ettirdiğini, davacının ve üçüncü kardeş ...'ın hisselerini daha sonra devretmeyi taahhüt ettiğini, bu şirketlerin tamamının aile şirketi olduğunu, müvekkilinin davalı şirketin üzerinde bulunan haklarının ağabeyine güvenmesinden dolayı bir süre ağabeyinin üzerinde bıraktığını, davalı şirket kurulduktan sonra davacı ile davalı arasında yönetsel açıdan uyuşmazlıkların çıktığını ve bu süreçte davalının yetkilisi olduğu tüm şirketlerle ilgili işlemleri davacıdan gizleyerek davacıyı dışlamaya başladığını, zaman içinde davalı şirkete ait ICBCT hisse senetlerinin hileli şekilde kendi üzerine devrettiğini, şirketin banka hesaplarından şahsi hesaplarına para aktardığını ve naylon gider faturaları düzenlettiğini, davalının haksız ve suç unsuru taşıyan eylemleri ortaya çıktığından şirket varlıklarını şirket kayıtlarının dışına çıkardığını ikrar eden ve davacının haklarını iade edeceğini taahhüt eden bir çerçeve protokolü önermek zorunda kaldığını, taraflar arasında 08/01/2021 tarihli "Sulh ve ibraya dair çerçeve protokol"e göre protokol imzalandığın, davalı ... tarafından şirketin içinin boşaltılması ve şirketin borca batırılma olasılığı ile davalı şirketin hisse senetlerinin hileli ve kötüniyetli olarak işlem yapılmasını, devredilmesini, satılması durumunda telafisi olmayan zararların doğabileceğini, davanın kabulünü, davalı şirkete ait hisse senetlerine kötüniyetli olarak işlem yapılmasının, 3. kişilere devredilmesinin, satılmasının ve rehin konulmasının engellenmesi için ihtiyati tedbir konulması kararı verilmesini, inançla işlem kapsamında davalı ... üzerinde bırakılan ve davacıya devredilmesi taahhüt edilen %40 oranındaki davalı şirketin hisselerinin davacıya ait olduğunun tespiti ile davacı adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; iş bu davanın açılmadan önce tahkim yoluna başvurulması gerektiğini, tahkim şartı yerine getirilmediğinden davanın reddine karar verilmesini, yine davanın arabuluculuk şartının yerine getirilmediğinden açıldığını, bu nedenle de davanın usulden reddine karar verilmesini, dava konusu olay için inançlı temlik oluştuğundan söz edilemeyeceğini, inançlı temlikten söz edebilmek için tarafların esas olarak amaçladıkları hukuki işlemden daha öteye giden bir işlem yapmış olmaları gerektiğini, taraflar arasındaki protokolde ve öncesine davalının hisse devrine ilişkin hiçbir zaman beyanı olmadığını, taraflar arasındaki protokolün şekil şartlarına uygunluğundan bahsedilemeyeceği, hukuki geçerliliği tartışmalı olan bir protokole dayanarak hak talep edilemeyeceğini, ilgili protokolün hukuki açıdan bir bağlayıcılığı olmadığını, davacının resmi kayıtlarda da görüleceği üzere hiçbir zaman dava konusu Es Group Denizcilik Şirketinin ortağı olmadığını, ilgili şirket ile hiçbir hukuki bağı bulunmadığını, protokol hükümlerinden de anlaşılacağı üzere Es Endüstriyel şirketinin tür değiştirerek Es Group şirketi ile birleştirilerek daha güçlü ve sağlam bir şirket oluşturulacağının düzenlendiğini, iş bu davanın davacı taleplerinin sonucundan ziyade müvekkilinin itibarının zedelenmesi üzerine açıldığını, davacının Es Group şirketinin davalıya ait olduğunu defalarca ikrar ettiğini, dava ve cevap dilekçelerinde de anılan şirket müvekkiline ait olarak tanımlandığını, davalının dava konusu şirketin yegane pay sagini olduğu yine şirket yönetiminin tek başına davalıya ait olduğu ikrar edildiğini, bu nedenlerle davanın reddine, karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ES Group vekili cevap dilekçesinde özetle; tahkim başvuru şartının yerine getirilmemiş olması nedeniyle davanın usulden reddini, dava açılmadan önce arabuluculuk başvuru şartının yerine getirilmediğini, bu nedenle de davanın usulden reddini, ayrıca söz konusu davada davacı tarafın davalıya husumet yöneltmekte herhangi bir "hukuki yararı" bulunmamakta olup işbu davanın bu nedenle de usulden reddini, davacı tarafın hukuken korunmaya değer bir yararının bulunmamasından ötürü davanın dava şartı eksikliğinden usulden reddedilmesini, davacının huzurdaki davadaki iddia ve talepleri doğrultusunda davalı ile aktif bir husumeti oluşmayacağından, davalı açısından davanın husumet yokluğundan reddini, davacının iddiasının aksine ortada inançlı işlem olarak nitelendirilebilecek bir belge anlaşma bulunmadığını, davaya dayanak olarak ibraz edilen belge; tarafların aile ilişkilerine bağlı centilmenlik anlaşması iyiniyet protokolü olarak nitelendirilebilir ki böylesi bir ihtimalde dahi anılan protokol hükümleri incelendiğinde protokol’ün davalı şirket açısından hukuken borç doğurucu bağlayıcı bir niteliği bulunmadığını, davacının temel dayanağı olduğu anlaşılan dava dilekçesinin Ek 5’inde yer alan “Protokol”e bakıldığında bu Protokol’ün nitelik olarak aile fertleri arasında düzenlenen centilmenlik anlaşması “iyiniyet protokolü” olarak hazırlandığı ve içeriğinde yer alan hiçbir hususun hayata geçirilmediği, davacının dahi bu protokol hükümlerinin protokolde belirtilen birtakım süreler aşıldığı halde ifasını talep etmediği anlaşıldığı, daha da önemlisi ve davamızı ilgilendiren kısmı bu protokolün davada yer alan hisse devrine ilişkin bir açık düzenleme taşımadığı, davacı inançlı işlem ile alakalı iddiasını yazılı delil ile ispat etmek zorunda olduğunu, bu davanın tamamen kötü niyetle, davalının ticari itibarını sarsmak ve iş kaybına sebep olmak maksadıyla açıldığını, bu nedenlerle davanın reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; "...Davanın HMK'nın 413 maddesi uyarınca usulden REDDİNE..." şeklinde hüküm kurulmuştur. İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalılar vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı Es Group Denizcilik San. ve Tic. A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasında gerçekleştirilen tahkim yargılamasının sona erdiğini, hakemler tarafından davalı şirketin tahkim yargılamasının tarafı olmaması nedeniyle davalı konumundan çıkartılmasına karar verilmiş olmakla davacı ile davalı şirket arasındaki uyuşmazlığın devlet mahkemelerinde görülmesi ve sonuçlandırılmasının zaruri olduğunu, devlet mahkemeleri tarafından ismen belirlendiği tespit olunan hakemin reddine hükmedilmesi ile birlikte tahkim yargılamasının sona erdiğini, taraflar arasında yeni hakem tayinine yönelik herhangi bir anlaşma sağlanamamış olup tahkim yargılamasının sona erdiğini, tahkim yargılamasının sürdürülmesi imkansız hale geldiğini belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasında gerçekleştirilen tahkim yargılamasının sona erdiğini, hakemler tarafından davalı şirketin tahkim yargılamasının tarafı olmaması nedeniyle davalı konumundan çıkartılmasına karar verilmiş olmakla davacı ile davalı şirket arasındaki uyuşmazlığın devlet mahkemelerinde görülmesi ve sonuçlandırılmasının zaruri olduğunu, devlet mahkemeleri tarafından ismen belirlendiği tespit olunan hakemin reddine hükmedilmesi ile birlikte tahkim yargılamasının sona erdiğini, taraflar arasında yeni hakem tayinine yönelik herhangi bir anlaşma sağlanamamış olup tahkim yargılamasının sona erdiğini, tahkim yargılamasının sürdürülmesi imkansız hale geldiğini belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. Davacı vekili cevap dilekçesinde özetle; karara karşı davalıların istinafa başvurma hakkı bulunmadığını belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER:Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 10/01/2024 tarih, 2023/418 Esas - 2024/9 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; şirket hissesinin tespiti ve devri istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın usulden reddine karar verilmiş karara karşı davalılar vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosyanın incelenmesinde, davacı ...'ın davalı ES Group Denizcilik Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'nde %40 hissesinin olduğunun tespiti ve tesciline ilişkin olarak davalılara karşı eldeki davanın açıldığı, davalıların tahkim ilk itirazında bulunduğu, Mahkemece tahkim şartı nedeniyle davanın usulden reddine karar verildiği, kararın davalılar tarafından yargılamaya bakma görevinin Mahkemeye ait olduğundan bahisle istinaf edildiği görülmektedir. Görev hususu kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle davalıların usulden red kararını istinaf etmelerinde hukuki menfaatleri bulunmaktadır. ... ile ... ve ... arasında 08/01/2021 tarihli, Es Endüstriyel Yapı Malzemeleri Ltd. Şti. ortakları Arasında Bu Şirketin Ve Bağlı Ortaklıklarının Yeniden Yapılandırılmasına, Geçmiş Yıllar Hesap Mutabakatına, Sulh Ve İbraya Çerçeve Protokol başlıklı sözleşmenin imzalandığı, bu protokole göre dava dışı ... kendi üzerindeki hissesinden kaynaklanan her türlü kazanç ve varlığını ... ve ...'a devir etme yükümlülüğü altına girdiği, sözleşmenin 9. maddesin de ihtilafların çözümü bölümünde ikinci bendinde "Tarafların iş bu protokolün tatbik ve tefsirinden doğan her türlü itilafı öncelikle aralarında konuşarak çözümlemek için gayret sarf edecekler, bir uzlaşmaya varamamaları halinde ise danışma kurulu ve ...'ın katılımı ile oluşacak heyetin hakemliğine başvuracaklarını" kararlaştırdıkları görülmektedir. Mahkemece bu hüküm tahkim şartı olarak kabul edilmiş ve davalılar tarafından tahkim şartı ilk itirazı nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. 6100 sayılı HMK'nun 412. maddesinde; "Tahkim sözleşmesi, tarafların, sözleşme veya sözleşme dışı bir hukuki ilişkiden doğmuş veya doğabilecek uyuşmazlıkların tamamı veya bir kısmının çözümünün hakem veya hakem kuruluna bırakılması hususunda yaptıkları anlaşmadır. (2) Tahkim sözleşmesi, taraflar arasındaki sözleşmenin bir şartı veya ayrı bir sözleşme şeklinde yapılabilir. (3) Tahkim sözleşmesi yazılı şekilde yapılır. Yazılı şekil şartının yerine getirilmiş sayılması için, tahkim sözleşmesinin taraflarca imzalanmış yazılı bir belgeye veya taraflar arasında teati edilen mektup, telgraf, teleks, faks gibi bir iletişim aracına veya elektronik ortama geçirilmiş olması ya da dava dilekçesinde yazılı bir tahkim sözleşmesinin varlığının iddia edilmesine davalının verdiği cevap dilekçesinde itiraz edilmemiş olması yeterlidir. Asıl sözleşmenin bir parçası hâline getirilmek amacıyla tahkim şartı içeren bir belgeye yollama yapılması hâlinde de tahkim sözleşmesi yapılmış sayılır. (4) Tahkim sözleşmesine karşı, asıl sözleşmenin geçerli olmadığı veya tahkim sözleşmesinin henüz doğmamış olan bir uyuşmazlığa ilişkin olduğu itirazında bulunulamaz. (5) Yargılama sırasında tarafların tahkim yoluna başvurma konusunda anlaşmaları hâlinde, dava dosyası mahkemece ilgili hakem veya hakem kuruluna gönderilir." hükümleri bulunmaktadır. Taraflar aralarında yaptıkları sözleşmeye bu sözleşmeden doğacak uyuşmazlıkların tahkim yolu ile çözümü için bir hüküm koyabilirler. Buna tahkim şartı denir. Tahkim sözleşmeleri yazılı şekilde yapılmaktadır. Adi yazılı şekil tahkim sözleşmesi için geçerlilik şartıdır (Medeni Usul Hukuku El Kitabı Cilt 2 Prof. Dr. Baki KURU, Av. Burak AYDIN). Gerek uluslararası arenada gerekse ulusal uyuşmazlıklarda devlet yargılamasının alternatif bir yolu olarak; bir hak üzerinde aralarında uyuşmazlık bulunan tarafların irade serbestisine dayalı olarak devlet mahkemeleri yerine aralarındaki uyuşmazlığı çözmesi konusunda karar verme yetkisini bir veya birkaç kişiye bırakmaları yöntemine tahkim denilmektedir. Türk hukukunda hâkim görüş tahkim sözleşmesinin bir usul hukuku sözleşmesi olduğu yönündedir.Usul sözleşmeleri maddi hukuk sözleşmelerinin aksine maddi hukuka değil, doğrudan usul hukukuna dayanmakta ve etkilerini de usul hukuku alanında göstermektedir. Tahkim sözleşmesi, etkilerini doğrudan doğruya yargılama hukukunda gösterdiği için bir usul sözleşmesidir. Tahkim sözleşmesinin geçerlilik şartları, adi sözleşmelerdeki geçerlilik şartlarına ek olarak özel birtakım unsurları da bulundurmaktadır; bu şartlar Taraflar Arasında Bir Hukuki İlişkinin Varlığı, Taraflar Arasında (Belirli veya Belirlenebilir) Bir Uyuşmazlığın Olması, Karşılıklı Tahkim İradelerinin Varlığı, Yazılı Şekil Şartı, Tahkime Elverişlilik şeklinde sayılabilir (Hakim Salim Yunus LOKMANOĞLU, TAAD, Yıl: 11, Sayı: 41, Ocak 2020, s347 vd.). Davalılar tarafından istinaf dilekçesinde tahkim şartının yerine getirildiği, yerine getirildiği ve Mahkemenin uyuşmazlığa bakması gerektiğine ilişkin istinaf talebi incelendiğinde, davalının dayanmış olduğu, İstanbul 4.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/754 E., 2025/69 K. Sayılı kararının tarihinin 30/01/2025 olduğu, İstanbul 13.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/744 E., 2025/156 K. Sayılı kararının tarihinin 20/02/2025 olduğu, eldeki davanın 18/08/2023 tarihinde açıldığı, dolayısıyla tahkim şartının dava tarihi itibariyle yerine getirilmediği, bunun yanında İstanbul 15.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/184 E., 2025/428 K. Sayılı kararında 29/05/2025 tarihinde tahkimin sona erdiğine ilişkin karar verilmesi talebinin reddine karar verildiği görülmektedir.
6100 sayılı HMK'nın 116. maddesinde uyuşmazlığın tahkim yoluyla çözümlenmesi gerektiği itirazı ilk itirazlar arasında sayılmıştır. Davalılar tarafından da cevap dilekçeleri ile tahkim şartı ilk itirazında bulunulmuştur. 08/01/2021 tarihli, Es Endüstriyel Yapı Malzemeleri Ltd. Şti. Ortakları Arasında Bu Şirketin Ve Bağlı Ortaklıklarının Yeniden Yapılandırılmasına, Geçmiş Yıllar Hesap Mutabakatına, Sulh Ve İbraya Çerçeve Protokol başlıklı sözleşmenin 9. maddesinde taraflar arasında bu sözleşmeden kaynaklı uyuşmazlıklarda öncelikle tahkim yoluna başvurulması göz önünden bulundurulduğundan, davanın tahkim şartı nedeniyle usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı değerlendirilmiştir. Mahkemece, gerekçeli karar başlığında; taraf vekillerinin adreslerinin yazılmamış olması, 6100 sayılı HMK'nın 297/1-b maddesine aykırı olmakla birlikte sonuca etkili olmadığından, kaldırma nedeni yapılmamış ve bu hususa eleştiri getirilmekle yetinilmiştir. Tüm bu açıklamalara, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak, davalıların istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalıların istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 3-Alınması gereken 732,00-TL istinaf karar harcından, istinafa gelirken peşin alınan 615,40-TL'nin mahsubu ile kalan 116,60-TL istinaf karar harcının davalı ES Group Denizcilik Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'nden alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302/5 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, 4-Alınması gereken 732,00-TL istinaf karar harcından, istinafa gelirken peşin alınan 615,40-TL'nin mahsubu ile kalan 116,60-TL istinaf karar harcının davalı ...'tan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302/5 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, 5-İstinaf edenler tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına, 6-İstinaf edenler tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edenlere iadesine, 7-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 8-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın dairemizce taraflara tebliğine, İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ilamın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine TEMYİZ yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.18/05/2026
Başkan ... e-imzalıdır
Üye ... e-imzalıdır
Üye ... e-imzalıdır
Katip ... e-imzalıdır
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*