İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/387 E. 2026/431 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/387
Karar No
2026/431
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/387 KARAR NO : 2026/431

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 05/08/2024 KARAR TARİHİ : 13/05/2026

Mahkememizde görülen İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; Adi ortaklık ortaklarının borçlu olması durumunda, ortaklar para borcundan müteselsilen sorumlu olduklarından ortaklardan birine veya birkaçına karşı genel haciz yoluyla takip başlatılabileceğini, nitekim müteselsil borçlulukta ortaklar arasında ihtiyari takip arkadaşlığı olduğunu, İcra müdürlüğünce gönderilen ödeme emri borçlu şirkete 24.06.2024'de tebliğ edilmiş olduğunu ve 03.07.2024 tarihinde müvekkilinin hesabına kısmi ödeme yapıldığını, ayrıca 03.07.2024 tarihinde ödeme emrine, ödeme emri tebliğine, müdürlüğün yetkisine, borca, faize ve tüm ferilerine itiraz edildiğini, müvekkili şirket ile davalı şirket arasında ticari ilişki bulunmakta olup davalı tarafça müvekkili firmadan ürün satın alındığını, fatura içeriği mallar davalı tarafa eksiksiz şekilde teslim edilmiş olduğunu, davalı tarafça fatura ve fatura içeriği teslim edilmiş olan mallara ilişkin hiçbir itirazda bulunmaksızın fatura ve içeriği malların eksiksiz şekilde kabul edildiğini, davalı şirket üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmeyerek malların bedelini müvekkiline ödemediğini, müvekkilinin mallarının bedelini tahsil etmek amacı ile ----. Müdürlüğü’nün -----sayılı dosyası ile icra takibini başlatmış olduğunu, davalının borcu olmadığı gerekçelisi ile borca itiraz ettiğini, borcun takipten sonra ödeme emrinin tebliğinden sonra ödenmiş olsa bile davalı takibe sebebiyet verdiğinden harç, takip masrafları ve vekalet ücreti yönünden borçlu sorumlu olacağından bu kalemler yönünden itirazın iptali ve takibin devamını istemekte müvekkilin haklı olduğunu, bilindiği üzere fatura satıcı ile müşteri arasında meydana gelen ticari ilişkiyi ispat etmeye yarayan, hukuki niteliği olan belgeler olduğunu, TTK'nun 21.maddesinin 2nci fıkrası gereğince " Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır." şeklindeki hükmüne istinaden davalı fatura içeriklerini kabul etmiş sayılacağını, Davalı şirket tarafından faturaya itiraz edilmediğini, takip konusu alacağın davalı tarafından takibin açılmasından sonra ödenmiş olduğundan takip tarihi itibari ile müvekkilinin takip başlatmakta haklı olduğunun sabit olduğunu, müvekkilinin takip öncesi işlemiş faiz dahil tüm takip ferilerini talep hakkı bulunduğunu, bu nedenle takip tarihi itibariyle asıl alacağın tespiti ile takibin talep gibi takip ferileri yönünden aynı koşullarla devamını, takip tarihi sonrası yapılan ödemenin icra müdürlüğünce infazda dikkate alınmasına karar verilmesi talep ve dava etmiştir. Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; Davacı Şirket ----- tarafından, Müvekkili Şirket --- dahil olduğu -----("İş Ortaklığı") 'nca gerçekleştirilen ---- Projesi'ne boru, alçıpan gibi inşaat malzemelerini sağlandığını, müvekkili şirket ile davacı arasında akdedilmiş bir sözleşmenin bulunmadığını, davacının İş Ortaklığı’ndan bağımsız olarak müvekkili şirket ile ayrı bir hukuki veya ticari ilişkisi de mevcut olmadığını, davacı şirketin müvekkilinden herhangi bir talep hakkı bulunmadığını, davaya konu takibin dayanağı olarak gösterilen faturalar incelendiğinde bu faturaların iş ortaklığına ilişkin olarak tanzim edildiğini ve muhatabının iş ortaklığı olduğunun tespit edilebileceğin, taraflar arasındaki cari hesap kaydı da İş ortaklığı'na ait olduğunu, yine ticari ilişki süresinde düzenlenen sipariş formlarından da "Müşteri" olarak İş Ortaklığı gösterildiğini, müvekkilinin ----- olarak Davacı Şirkete ödeme yapma gibi bir yükümlülüğünün olmadığı gibi, İş Ortaklığı tarafından takibe konu fatura tutarları eksiksiz ödenmiş olduğundan bu bakımdan da Davacıya takibe konu faturalara ilişkin olarak ödenmesi gereken, muaccel olmuş bir tutar mevcut olmadığını, bu koşullar altında ortada geçerli bir icra takibinin bulunmadığını, huzurdaki davanın reddinin gerekmekte olduğunu, itirazın iptali davası davaya konu teşkil eden icra takibi ile sıkı sıkıya bağlantılı olduğunu, geçerli bir icra takibine dayanılması dava şartı olduğunu, somut uyuşmazlıkta usulüne uygun ve geçerli bir takip bulunmadığının da görülmekte olduğunu, iş ortaklığı oluşturan şirketler arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmakta olduğundan, İş Ortaklığı’ndan kaynaklı dava ve takipler de her iki Şirketin de taraf olması gerekmekte olduğunu, takip talebinde borçlu olarak yer almayan bir tarafın itirazın iptali davasına dahil edilmesinin mümkün olmadığını, davacı tarafından başlatılan icra takibi sadece Müvekkiline yöneltilmiş olduğunu, İş Ortaklığı’nı temsil eden Şirketlere yöneltilmiş bir icra takibi/dava bulunmadığını, geçerli bir takip mevcut olmadığını, müvekkilinin vekalet ücreti ve yargılama giderine ilişkin olarak da bir sorumluluğu da bulunmadığını, faturalardan kaynaklı olarak Müvekkili Şirket aleyhine icra takibine girişmesinde hukuka uyarlık bulunmadığını, bu takip sebebiyle doğacak vekalet ücreti ve yargılama gideri taleplerinin de kabulünün mümkün olmayacağını, davacının itirazın iptali davası açmasında hukuki bir yararı bulunmadığını, davacın tarafın haksız faiz talebinin de haksız ve dayanaksız olduğunu, Davacı Tarafça herhangi bir alacağı bulunmaması, talep ve tahsil yetkisi de bulunmamasına rağmen haksız ve hukuka aykırı olarak icra takibi başlatılmış olduğundan, Davacı Şirket aleyhine %20’den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini, huzurdaki dava hak düşürücü süre içerisinde açılmamış olduğunu, hak düşürücü süre ve ayrıca zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu, davanın usulden ve esastan reddini, davacının icra inkar tazminatı talebinin reddi ile, Davacı aleyhine, %20’den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLER : Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, ----.İcra Müdürlüğünün ---- Esas sayılı dosyasının Uyap çıktıları, tarafların BA-BS kayıtları, bilirkişi raporu.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, hukuki niteliği itibariyle faturaya dayalı icra müdürlüğünce yapılan icra takibine İİK 67. maddesi uyarınca itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesi istemine ilişkindir. Tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi sonucunda; Uyuşmazlığın, davacının -----("İş Ortaklığı") adına kestiği faturayı dayanak göstererek davalı aleyhine başlatılan ---. Müdürlüğü’nün ----- sayılı dosyası ile icra takibine davalının yaptığı itirazın iptalinin gerekip gerekmediği, varsa miktarının ne kadar olduğu noktasında toplandığı tespit edilmiştir. Mahkememizin ---- Esas ve---- Karar ile; davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verildiği, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunduğu, Mahkememizin ----Esas ve ---- Karar sayılı kararının, --- Bölge Adliye Mahkemesi -----.Hukuk Dairesinin 27/03/2025 Tarih, ---- Esas, ----- Karar sayılı kararı ile kaldırıldığı, dosyanın işbu esası aldığı anlaşılmıştır. ---- Bölge Adliye Mahkemesi ----.Hukuk Dairesinin ---- Esas, ----- Karar sayılı kararı ile; "Somut olayda da, davacının ----- İş Ortaklığından olan fatura alacağının tahsili amacıyla ortaklardan yalnıza -----.aleyhine takip başlatılabileceği, zira adi ortaklar arasında ihtiyari takip arkadaşlığı bulunduğu, mahkemece işin esasına girilmesi gerekirken, usulüne uygun başlatılmış bir takip bulunmadığı gerekçesi ile davanın özel dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi yerinde olmamış, davacı yanın istinaf başvurusu yerinde bulunmuştur. Sonuç itibariyle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a4 maddesi uyarınca kaldırılmasına..." karar verilmiştir.Tarafların delilleri toplanarak, davacı şirketin, davalı şirketin ve dava dışı ilgili şirketin defter ve kayıtları üzerinden mali müşavir bilirkişinin inceleme yaptırılarak teknik ayrıntıları gösterilen dosyada mübrez bilirkişi raporu tanzim ettirilmiştir. Dosyada mübrez bilirkişi raporunda özetle; Ticari Defterlerin Usulüne Uygun Tutulup Tutulmadığı Yönünden: Sayın Mahkemenin vermiş olduğu görev ve yetki ile; -----İŞ ORTAKLIĞI)’ nın 2023 yılı yasal ticari defterleri usul yönünden incelendiğinde; fiziki ortamda tutulan Envanter defterinin noter onayları ile aynı yıla ilişkin elektronik ortamda tutulan Yevmiye ve Defter-i Kebir defterlerinin GİB onaylı e-defter beratlarının T.T.K’ nu ve V.U.K’ nu hükümlerine göre süresinde ve usulüne uygun yapıldığı, davalı şirketin kendi defter kayıtlarının birbirini doğruladığı görülmüştür. Davacı --- ticari merkezinin ----- ilinde bulunduğu, davacı şirketin ticari defter kayıtlarının incelenmesi hususunda Sayın Mahkemenin lüzum görmesi halinde ----- Asliye Ticaret Mahkemesinin talimat ile görevlendirilecek Mali Müşavir bilirkişisince inceleme yapılaması neticesinde tespit edilebileceği değerlendirilmiştir. Davacının Alacak Talebi Yönünden: Davacı/alacaklının ---. İcra Müdürlüğü’nün ------, sayılı dosyasında konu ettiği 469.387,20 TL tutarlı asıl alacak talebine ilişkin takip dayanağı faturalarda yazılı mal/hizmetin davalı tarafa teslim edilip edilmediği, davalı tarafın bu faturadan kaynaklı davacıya borcunun bulunup, bulunmadığı hususları yönünden raporun 4.b.1. bölümünde yapılan mali inceleme neticesinde; ----- İŞ ORTAKLIĞI)’ nın kendi ticari defterlerinde; davacı ------açık hesabından 31/05/2024 takip tarihi itibariyle davacı tarafa 469.387,20 TL tutarında borçlu gözüktüğü, bu borç bakiyesinin davacının takip dayanağı yapmış olduğu raporun 4.c. bölümünde incelenen faturalar olduğu görülmüştür.

Öte yandan; raporun 4.d. bölümünde her iki tarafın karşılaştırmalı olarak incelenen BA/BS bildirim formlarının birbirleri ile uyumlu oluğu, davalı şirketin raporun 4.b.1. bölümünde incelen kendi defterlerinde davacı lehine alacak kaydetmiş olduğu faturaların BA bildirimine konu edilen faturalardan ibaret olduğu görülmüştür. Hiç kimsenin başkasına ait faturayı sebepsiz yere kendi defterlerine kendi borcu olarak yazmayacağı, “alım” olarak kendi aleyhine ticari defterlerine kaydedip bağlı bulunduğu vergi dairesine beyan etmeyeceğinden işbu fatura içeriği malların davalı şirkete teslimine ilişkin karinelerin oluştuğu, bu kez ispat yükünün davalı tarafa geçtiği, davalının işbu mal/hizmeti almadığını veya fatura bedelinin tamamını ödediğini ispat etmesi gerektiği değerlendirilmiştir. Tüm bu tespit ve değerlendirmeler neticesinde; davacı/alacaklının ----. İcra Dairesinin ----, sayılı dosyasındaki 469.387,20 TL tutarlı asıl alacak talebinin aksi ispat edilinceye kadar davacı lehine ispat karinelerinin bulunduğunun söylenebileceği, hiç şüphesiz nihai ve hukuki değerlendirmenin Sayın Mahkemenin takdirinde olduğu, kanaatine varılmıştır. FAİZ: Raporun 5.bölümünde detaylı olarak irdelendiği üzere; davacı/alacaklının takip öncesi İçin 38.430,93 TL tutarın faiz talebinde bulunduğu, yapılan hesaplamada Takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere, davacı şirketin icra takibinde talep etmiş olduğu açık hesap alacağı yönünde hüküm kurulması halinde, defter kayıtlarına işlendiği tarih dikkate alınarak, davacının TTK 1530 kapsamında ayrıca ihtarata gerek kalmadan 30 günlük sürenin tamamlandığı tarihlerden itibaren 31.492,13 TL tutarında faiz hesaplanmıştır. Sayın Mahkeme’nin kısmen ya da tamamen davacı lehine hüküm kurması halinde; taraflardan birinin tacir olması, işin ticari iş olması, temerrüt faiz oranının önceden kararlaştırılmamış olması münasebetiyle, takip sonrasında davacı alacağı için 3095 s.k 2/2 m. kapsamında reeskont avans faizi talep edebileceği değerlendirilmiştir. Sayın Mahkemenin gerek savunmalarının tümü ve gerekse faize hasren tamamen davalı şirketin müdafaaları yönünde hüküm kurmak hususunda da hiç şüphesiz muhtar bulunduğu, İCRA İNKÂR TAZMİNATI ve sair hususların yüce yargı makamının münhasır takdiri içinde kaldığı, kanaatlerini bildirmiştir. Dosya içinde yer alan bilirkişi raporunun davacı talebi ve davalı savunması nazara alınmayarak hazırlanmış olup, raporun hükme esas alınamayacağı anlaşıldığından dosyanın ek rapor için önceki bilirkişiye tevdine, cevap dilekçesinde sunulan ve her iki tarafında kabulünde olan dekont nazara alınarak, davalı tarafça yapılan ödemenin takipten sonra davadan önce yapıldığı nazara alınarak öncelikle ödemenin işlemiş faizden düşülmek sureti ile yeniden hesaplama yapılmasını ve takibin ne şekilde devam edileceği hususunda rapor hazırlanmasının istenilmiştir.Dosyada mübrez ek raporda özetle; mezkûr surette tahakkuk eden değerlendirme neticesinde; Davacının Alacak Talebi Yönünden: Davacı/alacaklının ---. İcra Müdürlüğü’nün ----- sayılı dosyasında konu ettiği 469.387,20 TL tutarlı asıl alacak talebine ilişkin takip dayanağı fatura bedellerinin tamamını davalı tarafından dosyaya sunuluna ve davacının da kabulünde olduğu anlaşılan 03/07/2024 tarihli banka dekontu incelendiğinde davalının 469.387,20 TL takip tutarı kadar borcunu 31/05/2024 takip tarihinden sonra dava tarihinden önce davacı tarafa ödediği görülmüştür.Bu kapsamda davacı şirketin 31/05/2024 takip tarihi itibariyle talep edebileceği 469.387,20 TL tutarlı asıl alacağına raporun 4.bölümünde kapak hesabı yapıldığında, takip sonrasında 03/07/2024 tarihinde borçlu tarafından yapılan 469.387,20 TL tutarlı ödemenin TBK m.100 kapsamında öncelikle avukatlık ücreti, işlemiş faiz ve ferilere mahsup işlemi yapılarak, 05/08/2024 dava tarihli kapak hesabına göre davacı şirketin talep edebileceği tutarın 113.294,30 TL olduğu hesaplanmıştır. Yukarıda yapmış bulunduğum açıklamalar sonucunda, tüm bilgi ve belgelerin değerlendirilmesi ve 6100 sayılı HMK’ nın 266/c.2 hükmü uyarınca bilcümle hukuki takdir ve tavsif sadece Sayın Mahkemeye ait olmak üzere, kanaatini bildirmiştir. Tüm dosya kapsamı ve deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacı ve davalı arasında ticari ilişkinin bulunduğu, davalının davacı şirketten ürün aldığı, ürünlerin davalıya eksiksiz iade edilmesine rağmen fatura bedellerini davalının ödemediği iddiası ile davalı aleyhine icra takibi başlatıldığı, davalının ödeme emri tebliğinden sonra icra takibine konu asıl alacak miktarını ödediği, davacının takip öncesi işlemiş faiz, harç, masraflar ve vekalet ücretinin tahsili için davalının icra takibine yaptığı itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava ettiği, davalının davacı iddialarını inkarla davanın reddini talep ettiği görülmektedir.Dava İİK 67. maddesine dayalı ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. ---.İcra Müdürlüğünün ----- Esas sayılı takip dosyası incelendiğinde; davacı şirketin davalı aleyhinde dayanak 469.387,20 TL asıl alacak, 38.430,93 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 507.818,13 TL alacak ile asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte tahsili için faturaya dayalı olarak ilamsız icra takibine geçildiği, borçluya ödeme emrinin tebliği üzerine borçlunun süresinde, borca itiraz ederek takibin durmasına sebebiyet verdiği, İcra Müdürlüğü'nce takibin durdurulmasına karar verildiği, bu kararın alacaklıya tebliğ edilmediği, davanın yasal bir yıllık süre içerisinde açıldığı, davalının takipten sonra davadan önce asıl alacak miktarını ödediği, eldeki davanın takip öncesi işlemiş faiz, icra masrafları, harçları ve vekalet ücreti talebi yönünden açıldığı anlaşılmıştır.Taraflar arasında sözleşme ilişkisi bulunduğundan davalı borçlu takipten önce usulünce temerrüde düşürülmediğinden, takip öncesi işlemiş faiz alacağı bulunmadığı, faizin takip tarihinden itibaren talep edilebileceği anlaşılmıştır. Dosya kapsamına göre, ödemenin takip başlatıldıktan sonra yapıldığı, takipte TBK 100 maddesine göre mahsup talep edildiği, davacının yapılan ödemeyi faiz ve masraflardan düşme hakkının bulunduğu kabul edilse de, davacının eldeki davayı takip öncesi işlemiş faiz, masraflar, harç ve vekalet ücreti yönünden takibin devamı için açması ve dava harcını işlemiş faiz miktarı üzerinden yatırması nedeni ile hesaplamanın icra dairesince yapılması gerektiği görülmüştür. (Benzer mahiyette ---- Bölge Adliye Mahkemesi ----Hukuk Dairesinin 18/09/2025 Tarih, ---- Esas, ----- Karar sayılı ilamı) Bu nedenlerle, davanın 38.430,93 TL işlemiş faize yönelik talebinin reddi ile takibin 469.387,20 TL asıl alacağın (borçlu tarafından takipten sonra ödeme tarihi dikkate alınarak ) takip tarihinden itibaren ödeme tarihine kadar işlemiş avans faizi ve takibin ferileri yönünden devamına, hesaplamanın icra dairesi tarafından yapılmasına, takip konusu asıl alacak ödenmiş olduğundan icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davanın Kısmen Kabulüne, Davacının ---. Müdürlüğünün ----- Esas sayılı icra takibinde talep ettiği, 38.430,93 TL işlemiş faize yönelik davasının reddine, asıl alacak miktarı takipten sonra ödendiğinden takibin (takipten sonra davadan önce ödenen) 469.387,20 TL asıl alacağın takip tarihinden itibaren ödeme tarihine kadar işlemiş avans faizi ve takibin ferileri yönünden devamına, 2-Davacının Şartları oluşmayan icra inkar tazminatı talebinin reddine, 3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 732,00 TL karar ve ilam harcından başlangıçta alınan 656,31 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 75,69 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafça yatırılan 427,60 TL başvurma harcı ile 656,31 TL peşin harç olmak üzere toplam 1.083,91 TL'nin davalıdan tahsili ile alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan 8.000,00 TL, bilirkişi gideri ile 615,00 TL tebligat ve müzekkere gideri olmak üzere toplam 8.615,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak alınarak davacıya verilmesine, 6-Davalı tarafınca yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 7-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca kabul edilen miktar yönünden hesaplanan 38.430,93 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak alınarak davacıya verilmesine, 8-Davalı vekili kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca reddedilen miktar yönünden hesaplanan 38.430,93 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak ile davalıya verilmesine, 9-Davadan önce gidilen ara buluculukta devletçe karşılanan 3.600,00 TL ara buluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, bu nedenle bu miktar yönünden harç gibi tahsil müzekkeresi hazırlanmasına, 10-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesi halinde ilgili tarafa iadesine,Dair karar, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, karar gerekçesinin tebliğinden itibaren 2 hafta içinde ----- Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olarak verildi, açıkça okundu usulen tefhim olundu.

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/387, K. 2026/431, T. 13.05.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-387-e-2026-431-k-8c3183c8c292