Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/2037 E. 2026/902 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/2037
- Karar No
- 2026/902
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/2037
KARAR NO: 2026/902
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 14/09/2022
NUMARASI: 2021/780 Esas - 2022/622 Karar
DAVA: İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 30/04/2026
KARAR YAZIM TARİHİ: 06/05/2026
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında Kargo Sözleşmesi imzalandığını, müvekkili şirketin, sözleşmedeki taşıma taahhüdünü özen ve ivedilikle yerine getirdiğini, yapılan taşıma işlemleri neticesinde faturalar kesildiğini, davalı şirketin, ödenmesi gereken faturaları ödemediğini, alacağın tahsili amacıyla müvekkili şirket tarafından, davalı şirket aleyhine .... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı numarası ile icra takibi başlatıldığını, davalı şirketin takibe kötü niyetli bir şekilde itiraz ettiğini, itiraz akabinde takibin durduğunu iddia ve beyan ederek davanın kabulüne, itirazın iptali ile takibin itiraz edilen 33.368,86.-TL yönünden devamına, 33.368,86.-TL'nin takip tarihinden itibaren işleyecek faizi ile tahsiline, itiraz eden davalı tarafın %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;dava konusu takibe kısmen itiraz edildiğini, müvekkili şirketin kabul ettiği borç miktarı olan 17.540,79.-TL asıl alacak ve ferileri ile birlikte icra dosyasına ödeme yapıldığını, davacı tarafça ileri sürülen iddiaların soyut olduğunu, herhangi bir şekilde ispat edilemediğini, davacı tarafın, müvekkili şirketten herhangi bir alacağının bulunmadığını, davacı tarafça sunulan faturaların, hizmet verildiğini ve alacağı kanıtlamadığını, müvekkili tarafından kısmi ödeme yapılmış olmasının, borcun ikrarı anlamına gelmediğini, davacı tarafça haksız ve kötü niyetli bir şekilde icra takibi başlatıldığını iddia ve beyan ederek davanın reddine, davacı tarafın %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :
İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " , ...davanın, taraflar arasındaki kargo sözleşmesi kapsamında fatura alacağına dayalı olarak başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Dava konusu olayda, takip faturadan kaynaklanan alacağa dayalı olarak başlatılmış, davalı taraf icra takip dosyasına sunduğu dilekçesinde takibin tamamına itirazda bulunmuştur. Fatura tanzimi tek başına alacağın varlığını ispata yeterli olmadığından, davacı tarafın iddia ettiği alacağını ispat külfeti altında bulunmaktadır. Davacı taraf takipte dayandığı faturalara konu alacağını dava değeri de değerlendirilerek HMK’nın 200/1 maddesi gereğince yazılı delillerle ispat etmelidir. Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporunda davalı şirket tarafından incelemeye sunulan 2020-2021 yıllarına ait ticari defterlerinin TTK'nın ilgili hükümleri yönünden usulüne uygun tutulmuş olduğu, davacı şirket tarafından incelemeye gelinmediği ve ayrıca yerinde inceleme için bir talepte bulunulmadığı, davalı tarafın ticari defterlerine ve cari hesap ekstresine göre 31/12/2020 tarihi itibariyle cari hesabın 19.469,25.-TL alacak bakiyesi verdiği, rakamın 2021 yılına devredildiği, 16/02/2021 tarihinde 1.928,46.-TL'nin, 23/03/2021 tarihinde ise .... İcra Dairesi'ne yapılan 17.540,79.-TL'nin ödenmesi ile cari hesabın sıfırlandığı, dava tarihi itibariyle de cari hesabın sıfır olduğunun tespit edildiği belirtilmiştir. 6100 sayılı HMK’nın 190/1 maddesi gereğince ispat yükü, özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Yine aynı Yasa'nın 200/1 maddesi gereğince eldeki davanın değer ve miktar itibariyle yazılı belgeyle ispat edilmesi gerekmektedir. Davacı tarafın davasını dayadırdığı faturadaki hizmetin sunulduğuna ve faturaların davalıya tebliğine ilişkin herhangi bir belge sunulmadığı, tek taraflı olarak düzenlenen faturanın tek başına hizmetin verildiğini de göstermeyeceği, hizmet verildiğinin yazılı belge ile ispat edilmesi gerektiği anlaşılmıştır. Davacı taraf 08/04/2022 tarihli celse (3) nolu ara kararında bildirilen kesin süre içerisinde ticari defter ve kayıtlarını Mahkememize sunmamış bu nedenle de davacı ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılamamıştır. Davacı vekilinin bilirkişi incelemesi için belirlenen 12/05/2022 tarihinden sonra 24/05/2022 tarihli dilekçesi ile ticari defter ve kayıtların bulunduğu adresi bildirdiği arlaşılmıştır. HMK'nun 319. Maddesindeki iddianın genişletilmesi yasağı, HMK'nun 319. Maddesi uyarınca delillerin ikamesine ilişkin açık kanun hükmü gereğince, Mahkememizin 08/04/2022 tarihli celse (3) nolu ara kararında taraflara 2020-2021 dönemine ilişkin defter ve kayıtlarının bulundukları yeri bildirmesi veya inceleme gününde Mahkememize ibraz etmeleri için HMK 219-220 ve 222 maddeleri gereğince inceleme gününe kadar kesin süre verildiği, aksi takdirde ticari defter ve kayıtları ibraz etmekten kaçınmış sayılacağına dair açık ihtaratın bulunduğu, davacı vekilince verilen kesin süre içeresinde ara kararın gereğinin yerine getirilmediği dikkate alındığında davacı tarafın ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılması yoluna gidilememiştir. HMK'nun 222/3. Maddesi uyarınca ticari defter ve kayıtların kesin delil olması nedeniyle davacı tarafa yemin teklif etme hakkı hatırlatılmamıştır. Bu nedenlerle ispat yükü üzerinde olan davacının davasını ispat edemediği kanaatine varılarak fatura bedellerinin tahsili için girişilen icra takibine yönelik itirazın iptali davasının REDDİNE karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Davalı tarafta cevap dilekçesinde kötü niyet tazminatı talebinde bulunmuş ise de, davacının icra takibini haksız ve kötü niyetli olarak başlattığının dosya kapsamı itibariyle ispatlanamamış olması ve bu yönde herhangi bir delil bulunmaması nedenleriyle davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine," karar verilmiştir.
Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı şirket defterlerinin çok fazla olmasından dolayı bilirkişi incelemesinin davacı şirket'in "...Mah. ... Cad. b ... No:... İstanbul .../İstanbul" adresinde bulunan işyerinde inceleme yapılmasının yerel mahkemeden talep edildiğini, ancak söz konusu talebin yerel mahkeme tarafından dikkate alınmadığını, söz konusu talebin 12.05.2022 tarihli inceleme gününden yalnızca birkaç gün sonra sunulduğunu, raporun hazırlanma sürecinin daha başında, celse arasında, yargılamanın uzamasını hiçbir şekilde geciktirme amacı taşımadığı aşikar olan talebin yok sayıldığını, davalı tarafın cevap dilekçesinde davacı şirket ticari defter ve kayıtlarına da delil olarak dayandığını, Yargıtay içtihatları ile bu durumda delillerin toplanılmasına gidilmeden karar verilmesinin bozma sebebi olduğunu, davacı şirket tarafından düzenlenen faturalara davalı tarafından yasal süresi içerisinde itiraz edilmediğini, ispat yükünün davalı taraf üzerinde olduğunu, yalnızca davalı tarafın iddia ve savunmaları doğrultusunda haksız ve hukuka aykırı hüküm tesis edildiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE :
Dava; taşıma sözleşmesinden kaynaklanan açık hesap (fatura) alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptaline ilişkindir.
İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller ile davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından yukarıda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; davacının kendisine verilen kesin sürede ticari defterlerini ibraz etmemiş olmasına rağmen mahkemece yeniden süre verilmesinin gerekip gerekmediği noktasındadır.
Davacı tarafından davalı hakkında .... İcra Dairesinin ... sayılı dosyası ile; ''50.909,65 TL" borcun sebebi gösterilerek ve çalışma sayfası başlıkla döküm eklenerek 50.909,65 TL asıl alacağın tahsili için ilamsız takip başlatıldığı, borçlunun borca kısmi itirazı ile takibin itiraz edilen 33.368,86 TL yönünden durduğu ve eldeki itirazın iptali davasının açıldığı görülmektedir.
Kural olarak salt faturanın düzenlenmiş olması, dayanağı kanıtlanamayan faturaların düzenleyenin defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz. (Yargıtay HGK'nun 19/09/2018 Tarih, 2017/19-915 Esas ve 2018/1338 Karar Sayılı İlamı). Başka bir ifadeyle dava konusu faturaya konu sözleşmesel ilişkinin varlığı ile edimin ifa edildiğinin HMK'nın 200 ve devamı maddeleri uyarınca yazılı delillerle ispatlanması gereklidir. Zira fatura, sözleşmenin infaz aşamasına ilişkin vesikalardan olup sözleşmesel ilişkinin ve edimin ifasının ispatında başkaca delillerle desteklenmediği sürece delil niteliğini haiz olmaz. Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222. maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın 2.fıkra hükmüne uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi halinde ticari defterler sahibi leline delil olarak kullanılamaz. Maddede sayılan şartların birlikte bulunması halinde ticari defterler kesin delillerdendir ve aksi ancak senet veya diğer kesin deliller ile ispatlanabilir.
6100 sayılı HMK 94 maddesi "1) Kanunun belirlediği süreler kesindir. (2) (Değişik: 22/7/2020- 7251/6 md.) Hâkim, tayin ettiği sürenin kesin olduğuna karar verebilir. Bu takdirde hâkim, tayin ettiği kesin süreye konu olan işlemi hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde açıklar ve süreye uyulmamasının hukuki sonuçlarını açıkça tutanağa geçirerek ihtar eder. Kesin olduğu belirtilmeyen süreyi geçirmiş olan taraf yeniden süre isteyebilir; bu şekilde verilecek ikinci süre kesindir ve yeniden süre verilemez. (3) Kesin süre içinde yapılması gereken işlemi, süresinde yapmayan tarafın, o işlemi yapma hakkı ortadan kalkar." düzenlemesini içermektedir.
İlk derece mahkemesince taraf vekillerinin hazır bulunuğu 08/04/2022 tarihli duruşmanın 3. Bendi ile "3- Davacı ile davalı şirketin ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılarak iddia savunma ve ön incelemede tespit edilen uyuşmazlığın halli bakımından bilirkişi raporu alınmasına, Taraflara 2020-2021 dönemine ilişkin defter ve kayıtlarının bulundukları yeri bildirmesi veya inceleme gününde Mahkememize ibraz etmeleri için HMK 219-220 ve 222 maddeleri gereğince inceleme gününe kadar kesin süre verilmesine, aksi takdirde ticari defter ve kayıtları ibraz etmekten kaçınmış sayılacağı hususunun kendisine ihtarına, (Hazır olan taraf vekillerine uyarı yapıldı), İncelemenin 12/05/2022 günü saat. 14.10'de duruşma salonunda yapılmasına, HMK.nun 218/1 maddesi gereğince bilirkişiye taraf şirketlerin ticari defter ve kayıtlarını yerinde incelemesi bakımından yetki verilmesine, " şeklinde ara karar oluşturulduğu, davacı tarafın kendisine verilen kesin süre içinde ticari defterlerini ibraz etmediği gibi yerinde inceleme talebinde bulunmadığı, 12/05/2022 tarihinde dosya bilirkişiye teslim edilip bilirkişi incelemesi yapıldıktan sonra 24/05/2022 tarihinde uyap üzerinden sunduğu dilekçe ile yerinde inceleme talebinde bulunduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda verilen kesin ve sonuçları hatırlatılmış süreye rağmen kesin sürenin gereklerinin yapılmadığı, Yargıtay uygulamalarındaki kesin sürede yerine getirilmeyen işlemin celse kaybına neden olmadan yerine getirilmesi halinde ve kesin sürenin amacına ulaştığı hallerde gerekli delil toplanarak karar verilmesi gerektiğine ilişkin kabulün eldeki uyuşmazlıkta uygulama yeri bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Davalının HMK 222 maddesi gereği sahibi lehine delil olma niteliğine sahip ticari defterlerindeki kayıtlara göre davacıya itiraz edilen kısım yönünden borcunun bulunmadığı, davacının usulüne uygun ihtara rağmen ticari defterlerini ibraz etmediği, davacının takibe konu edilip itiraz edilen kısım yönünden alacağını diğer deliller ile ispat edemediği anlaşılmakla davanın reddine dair verilen kararda bir isabetsizlik yoktur.
HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın, alınması gerekli olan 732,00 TL harçtan mahsubu ile bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 30/04/2026