Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/2063 E. 2026/1267 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/2063
- Karar No
- 2026/1267
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 24. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 24. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/2063 KARAR NO : 2026/1267
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 02/05/2023 NUMARASI : 2022/301 E.2023/314 K.
DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit KARAR TARİHİ :24/09/2026 KARARIN YAZILDIĞI TARİH :09/10/2026
Mahkemece verilen karara karşı davalı ... vekili ve davalı ... istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinaf talebinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya okunup gereği düşünüldü: TALEP: Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının temsilcisi olduğu şirket ile davalı ... arasında 14/07/2015 tarihli, 36 ay süreli katılımcı sözleşmesi imzalandığını, sözleşme kapsamında 108.300,00 TL bedelli teminat senedi verildiğini, sözleşmede senedin ciro edilemeyeceği kararlaştırılmasına rağmen davalı ... tarafından diğer davalı ...'a muvazaalı olarak ciro edildiğini, ...'un da kötü niyetli olarak senedi icra takibine koyduğunu belirterek, Ankara 14. İcra Müdürlüğünün 2021/8510 Esas sayılı dosyasında takibe konu senet nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, takibin iptaline ve %20 kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP:Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, görev ve yetki itirazında bulunarak eksik harcın tamamlanması gerektiğini ve zamanaşımı bulunduğunu, davalının senedi iyi niyetle iktisap eden üçüncü kişi olduğunu, davacının bedelsizlik ve kötüniyet iddialarını ispatlayamadığını savunarak davanın reddi ile %20 tazminata hükmedilmesini talep etmiştir. Davalı ... ise; senedi ...'a ciro ettiğinden kendisine husumet yöneltilemeyeceğini, senette teminat kaydı bulunmadığını, teminat senedi olduğu kabul edilse dahi sözleşme yükümlülüklerinin davacı tarafından yerine getirilmediğini ve takibe konu senedin sözleşmedeki teminat senedi olmadığını belirterek, davanın reddini talep etmiştir. MAHKEME KARARI : Mahkemece; davanın kabulü ile davacının Ankara 14. İcra Müdürlüğünün 2021/8510 sayılı dosyasında takibe konu 14.07.2015 düzenleme, 14.07.2018 vade tarihli 108.300,00TL bedelli senet nedeni ile davalılara borclu olmadığının tespitine, %20 kötü niyet tazminatının davalı ...'dan alınarak davacıya ödenmesine, davalı ... yönünden kötü niyet tazminatına ilişkin talebin reddine karar verilmiş, davalılar tarafından hükme karşı süresinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :Davalı ... vekili istinaf talebinde, dava konusu bonoların teminat senedi olduğunun ve bedelsiz kaldığının davacı tarafından usulüne uygun delillerle ispatlanamadığını, senetlerde teminat kaydı bulunmadığını, müvekkilinin senetleri kötüniyetle iktisap ettiğine veya bile bile borçlu zararına hareket ettiğine ilişkin delil sunulmadığını, davacı ile diğer davalı arasındaki ticari ilişki ile tarafların borç ve alacak durumları araştırılmadan, bonoların teminat fonksiyonunun devam edip etmediği belirlenmeden davanın kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek, kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı ... ise istinaf talebinde, takibe konu senedin taraflar arasındaki katılımcı sözleşmesinin teminatı olarak verildiği iddia edilmiş ise de söz konusu senedin, davacının başka bir borcuna karşılık verdiği senet olduğunu, teminat senedi olmayan ve ciro edilemeyeceğine dair bir kural bulunmayan senedin ...'a devredildiğini, yapılan devir işleminde muvazaa olmadığını, senedin icraya konulmasında da herhangi bir kötü niyet bulunmadığını, senet teminat senedi niteliğinde olsa dahi davacı tarafından sözleşme hükümlerinin yerine getirilmediğini, davacının sözleşmenin ifa edildiğini senetle ispat yükümlülüğü altında olduğunu, davacı ile olan ticari ilişki incelenmeden, takip konusu senedin teminat fonksiyonunun devam edip etmediği araştırılmadan, alacak ve borç ilişkileri tespit edilmeden davanın kabulüne ilişkin karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek, kararının kaldırılmasını talep etmiştir. GEREKÇE : Dava, icra takibine konu senet yönünden menfi tespit ve kötü niyet tazminat talebine ilişkindir. Ankara 14. İcra Dairesinin 2021/8510 Esas sayılı takip dosyanın incelenmesinde; davalı ... vekili tarafından, davalı ..., davacı ... ile dava dışı ... Şirketi, aleyhine, 108.300,00 TL asıl alacak, 52.700,00 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 161.000,55 TL üzerinden 14/07/2018 vade tarihli senede istinaden ilamsız takip yapıldığı, görülmüştür. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu bononun teminat senedi olup olmadığı ve teminat senedi ise; bu hususun davalılardan ...'a karşı ileri sürülüp sürülemeyeceği noktasında toplanmaktadır. Davacı taraf icra takibine konu bononun, davacı ile ... arasında düzenlenen "Katılım Sözleşmesi" başlıklı sözleşmenin teminatı olarak verilen senet olduğu iddiasında bulunmuş, davalılar ise; bu iddianın doğru olmadığını belirtmiştir. Senedin teminat senedi olduğu senet metninden anlaşılamıyor ise senedin sözleşme ile bağlantısı kanıtlanmalıdır. Sözleşmede senedin vade, tanzim tarihi ve miktarlarına açık bir şekilde atıf bulunmalıdır. Kambiyo senedinin teminat senedi olduğundan bedelsizliğine dair iddia ile açılan menfi tespit davasında ispat yükü, iddia olunan bu vakıadan kendi lehine hak çıkaran senet borçlusuna ait olacaktır. Menfi tespit davasının konusunu oluşturan senedin bedelsizliğine dair iddiayı ispat yükü üzerinde olan senet borçlusu bu iddiasını, HMK’nın 201. maddesi gereğince ancak yazılı delille/kesin delille ispatlayabilir. Zira bir kambiyo senedine bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler, değeri ne olursa olsun tanıkla ispat olunamayacaktır. Senede karşı senetle ispat kuralı olarak adlandırılan bu kuralın karşı tarafın muvafakati ve HMK’nın 202. maddesinde düzenlenen delil başlangıcı olarak adlandırılan iki istisnası mevcut olup anılan iki durumun gerçekleşmesi halinde senede karşı tanıkla ispat mümkündür. Öte yandan senedin teminaten verildiğinden bedelsizliğine dair kişisel def’înin sonraki hamillere ileri sürülmesi, ancak TTK’nın 687. maddesi gereğince hamillerin, senedi iktisabında bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olduğunun ispatıyla mümkündür (Bono bakımından TTK’nın 778 maddesi atfıyla m. 687). Bile bile borçlunun zararına hareket kavramı ve bu durumun ispatı; kambiyo senetlerinde kamu itimadına mazhar olma ilkesi çerçevesinde ortaya çıkmış olan kişisel def’îlerin sonraki hamillere ileri sürülememesinin bir istisnası olan bu kavram, TMK’nın 2. maddesinde düzenlenen iyiniyet kuralı ile ilişkilidir. İyiniyetin var olup olmadığının her somut olayın özelliğine göre belirlenmesi gerektiğinden bu kavramın içeriği uyuşmazlıklardaki oluşa göre farklılaşabilecektir. İspat konusunda ise; niteliği gereği bile bile borçlu zararına hareketin varlığının senetle ispatı aranmaz. Yani, borçlu, hamil olan davalılara karşı kambiyo senedini iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket ettiğini, kambiyo senedinin bedelsiz olduğunu bilebilecek durumda olduğunu tanık dâhil her türlü delille ispat edebilir. Bununla birlikte, ispat yükü senet borçlusunun üzerinde olup, borçlu tarafından hem def’îlerin varlığı (ki bu def'î bedelsizlik ise senede karşı senetle ispat kuralları gereği kesin/yazılı delillerle ispatı gerekecektir) hem de bunların senedi iktisap ederken hamil tarafından bilindiğinin ispatlanması gerekmektedir. Bu kapsamda kişisel def’îlerin hamile karşı ileri sürülebilmesi için hamilin keşideci ile lehtar arasındaki ilişkiyi bilmesi yeterli olmayıp sırf borçluyu ızrar etmek maksadıyla hareket etmiş, başka bir deyişle bu amaçla senet lehtarıyla gizli anlaşma içerisine girmiş olması da gerekir. Davalı ... vekilinin istinaf talebinin incelenmesinde; Somut uyuşmazlıkta, davalı ...'un 21/06/2022 tarihli celsede, davacıya 108.300,00TL nakit borç verdiğini, dava konusu senedin bu borç nedeniyle verildiğini, sözleşmedeki teminat senedinin takibe konu senet olmadığını beyan ettiği, davalının, mahkemece verilen süreye rağmen sözleşmedeki teminat senedini dosyaya ibraz edemediği görülmüştür. Dava dilekçesine ekli imzası itiraza uğramayan 14/07/2015 tarihli Katılımcı Sözleşmesinin 5/2-10. maddesinde "14/07/2018 tarihli 108.300,00 TL bedelli", teminat senedinin bu sözleşmeye istinaden davalı ... isimli kişiye imzalanarak verildiğinin yazılı bulunduğu, incelenen sözleşmenin altında katılımcı olarak davalı ... ile ... Anonim Şirket temsilcisinin imzalarının bulunduğu, bu şekilde senedin tanzim tarihinin senede atıfta bulunan sözleşmenin yapıldığı günle aynı olduğu, senet vade tarihi ve miktarının sözleşmenin 5/2-10. maddesinde belirtilen tarih ve miktarla aynı bulunduğu, bu şekilde incelenen sözleşme ile takip dayanağı senede açıkça atıfta bulunulduğu, davacı tarafın takip dayanağı senedin teminat senedi olduğunu yazılı belgeyle kanıtladığı, davalının savunmasını ispat edemediği anlaşılmakla, davacının, dava konusu senet nedeni ile davalı ... yönünden borçlu olmadığının tespitine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak, İİK 72/5. maddesinde '' ... Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötüniyetli olduğu anlaşılırsa talebi üzerine, borçlunun dava sebebiyle uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir...'' denilmektedir. Somut olay bakımından aleyhine tazminata hükmolunan davalı ... takibe dayanak senette lehdar olarak yer almakta olup, diğer davalı ...'un ciro yoluyla hamil sıfatıyla davacı keşideci ve davalı lehdar ... aleyhine icra takibi başlattığı görülmektedir. Bu olgular karşısında takipte alacaklı sıfatı bulunmayan davalı lehdar ... aleyhine tazminata hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur. Davalı ... vekilinin istinaf talebinin incelenmesi neticesinde ise; Senedin teminaten verildiğinden bedelsizliğine dair kişisel def’înin sonraki hamillere ileri sürülmesi ancak TTK’nın 687. maddesi gereğince hamillerin, senedi iktisabında bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olduğunun ispatıyla mümkündür (Bono bakımından TTK’nın 778 maddesi atfıyla m. 687). Bu kapsamda kişisel def’îlerin hamile karşı ileri sürülebilmesi için hamilin keşideci ile lehtar arasındaki ilişkiyi bilmesi yeterli olmayıp sırf borçluyu ızrar etmek maksadıyla hareket etmiş, başka bir deyişle bu amaçla senet lehtarıyla gizli anlaşma içerisine girmiş olması da gerekir. Eldeki dosyada, senet metninden anlaşılamayan bu şahsi def’inin, borçlunun zararına hareket ettiği dosya kapsamı itibariyle ispatlanamayan ve senedi ciro yoluyla teslim alan davalı ... 'a karşı ileri sürülmesi mümkün değildir. Belirtilen sebeple, davalı ... yönünden davanın reddi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir. Belirtilen nedenlerle, HMK.'nın 355.maddesi gereğince yapılan inceleme sonucunda istinafa gelen davalı ... vekilinin istinaf başvusunun kısmen kabulü, davalı ... vekilinin istinaf talebinin kabulü ile HMK 353/1-b.3 maddesi gereğince ilk derece mahkemesinin kabul kararının kaldırılarak "davalı ... yönünden davanın kısmen kabulüne, davalı ... yönünden davanın reddine" dair YENİDEN ESAS HAKKINDA karar vermek gerekmiştir. İnceleme, 6100 sayılı HMK.'nun 355. md. hükmüne göre istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; A)-Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ, davalı ... vekilinin istinaf talebinin KABULÜ İLE, ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 02/05/2023 tarih, 2022/301 E.,2023/314 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA, Davalı ... yönünden davanın KISMEN KABULÜNE, 1-Davanın ... yönünden KABULÜ ile davacının Ankara 14. İcra Dairesinin 2021/8510 sayılı dosyasında takibe konu 14.07.2015 düzenleme, 14.07.2018 vade tarihli 108.300,00TL bedelli senet nedeni ile davalıya borçlu olmadığının tespitine, 2-Davacının, davalı ... yönünden kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE, 3-Davalı ... yönünden davanın REDDİNE, 4-Alınması gereken 7.397,97TL harçtan peşin yatırılan 1.849,50TL nin mahsubu ile bakiye 5.548,47TL' nin davalı ...'dan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 5-Kendisini vekille temsil ettiren davacı lehine AAÜT'ne göre 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalı ...'dan tahsil ile davacıya ödenmesine, 6-Kendisini vekille temsil ettiren davalı ... lehine AAÜT'ne göre 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, 7-Davacı tarafından bu yargılama nedeni ile yapılan 3 adet tebligat gideri 120,00-TL, 5 E-Tebliğat 33,00TL, 1 Dosya kapağı 5,00TL olmak üzere toplam 158,00TL ile 1.849,50TL peşin harç ve 80,70TL başvuru harcı olmak üzere toplam 2.088,20TL'nin davalılardan ...'dan tahsili ile davacıya ödenmesine, 8- Sarfedilmeyen gider avansın karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, İstinaf başvurusu nedeniyle yapılan harç ve masraflar yönünden; 1-Davalılar tarafından yatırılan istinaf peşin harçlarının talep halinde iadesine, 2-İstinaf aşamasında davalı ... tarafından yapılan 72,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, 3-Davalı ... tarafından yapılan bir yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde 6100 sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yolu açık olmak üzere 24/09/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan ... e-imzalıdır
Üye ... e-imzalıdır
Üye ... e-imzalıdır
Katip ... e-imzalıdır