Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/879 E. 2026/1654 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/879
Karar No
2026/1654
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2023/879 KARAR NO : 2026/1654

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 18/01/2023 NUMARASI : 2022/532 Esas 2023/39 Karar DAVA : TEKNENİN TESLİMİ KARAR TARİHİ : 02/07/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 02/07/2026

İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/532 Esas ve 2023/39 Karar sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Mahkemece yapılan açık yargılama sonucunda; ''...dava dilekçesinde; davacı vekili Çeşme Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/153 D.İş sayılı dosyasıyla müvekkili şirkete ait olan .... (....) isimli teknenin müvekkilinden habersizce ... ve daha sonra ... ismiyle değiştirilerek ... yetkilileri ...ye emaneten teslim edildiği, müvekkilinin imzası taklit edilerek sahte belgeyle ... temsilcisi olduğu, Amerikan Daleware eyaletinde sicile kayıtlanan teknenin davalı ... Şti.’ne, şirketine satıldığı, teknenin isim ve malik değiştirdiğini, satış senedindeki imzanın müvekkiline ait olmadığını, teknenin Amerika sicilinde ... ismini aldığını, Çeşme CBS’ne suç duyurusunda bulunduklarını, Çeşme SCH’nin 2016/866 D.İş sayılı dosyasıyla tekneye el koyma kararı verildiği, daha sonra ihtilafın hukuki bir sebepten kaynaklandığı belirtilerek el koyma kararının kaldırıldığını, teknenin müvekkili şirkete ait olması gerekirken .... Ltd. adına kayıtlandığını, böyle bir şirketin bulunmadığını, karşı tarafın hileli davranışlarıyla müvekkiline ait DL 87.. sicil numaralı.... isimli teknenin TMK m. 683 gereğince haksız olarak elinde bulunduran davalı taraftan alınarak müvekkiline teslim edilmesini ve diğer maddi ve manevi haklarının saklı tutulmasını talep etmiştir. Çeşme Asliye Hukuk Mahkemesi 2017/153-153 D.İş dosyası ile ve 12.10.2017 tarihinde, HMK.390 maddesindeki şartların oluştuğu gerekçesi ile davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin kabulüyle, tekne değerinin %15 teminat karşılığında, teknenin devir ve tesliminin tedbiren önlenmesine karar vermiştir. Bu karar tedbire konu teknenin, Çeşme Marinadan 13.09.2017 tarihinde ayrılması üzerine Sakız adasına gittiği beyanı üzerine Mahkemece 13.10.2017 tarihinde verilen tedbir kararının uygulanamaması nedeniyle, tedbir kararının kaldırılmasına ve teminat mektubunun iadesine karar verilmiştir. Davacı vekilinin yeniden tedbir talebinde bulunması hususunda, Çeşme Asliye Hukuk Mahkemesinin 27.10.2017 tarih ve 2017/163-163 D.İş dosyası ile HMK. 390 maddesindeki koşulların oluştuğu gerekçesi ile davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin kabulüne, tekne değerinin %15 teminat karşılığında, teknenin devir ve tesliminin tedbirin önlenmesine karar vermiştir. Bu karara itiraz üzerine 02.11.2018 tarihli ara karar ile tedbire itirazın reddedildiği, itirazın reddi üzerine İzmir BAM 17. Hukuk Dairesinin 2019/1944 Esas sayılı 2020/422 K sayılı karar ile ihtiyati tedbire itiraz üzerine verilen red kararın kaldırılması için inceleme yapıldığı ve bu talebin reddedildiği belirlenmiştir. Davalı vekilinin 06.11.2017 tarihli dilekçesi ile mahkemenin verdiği tedbir kararına itiraz ederek müvekkili şirket yetkilisi .... İstanbul’da fuarda sergilenen dava konusu tekneyi beğenerek, Türkiye de satış işlemlerini yapan ....A.Ş. ile görüşme yaparak 19.02.2016 tarihli tekne satış sözleşmesi ile 390.000 Euro satın aldığını, bu şirkete 25.02.2016 tarihinde 50.000 Euro, 05.04.2016 tarihinde 50.000 Euro, 09.05.2016 tarihinde 100.000 Euro, 16.05.2022 tarihinde 45.000 Euro, 31.05.2016 tarihinde 75.000 Euro, 09.08.2016 tarihinde 10.000 Euro ve 20.09.2016 tarihinde 9.500,00 Euro olmak üzere 339.500 Euro ödeme yaptığını, bu tarihten sonra konsept şirketine ulaşamadığından kalan bedeli ödeyemediğini, konsept şirketinin de sözleşme gereği, tekneyi müvekkili ...’ye teslim edildiğini, ödeme işlemleri devam ederken .... tekneyi ABD’nin Delaware eyaletinde sicile tescil ettirdiğini, bu amaçla .... isimli şirket kurduğunu, davacının .... şirketine tekneni satışına ilişkin Bill Of Sale isimli belge ödeneğini müvekkile gönderdiğini, belgede eski adı ... olan teknenin ... adıyla sicile kaydedildiğini, davacı ... şirket yetkilisinin de imzasının bulunduğu, 12.10.2016 tarihli ihtarname ile davacının müvekkilin satın aldığı tekneni sahte belge ile satıldığını belirterek hukuka aykırı olarak el koyma kararını istediğini, bu şirketin 31.10.2016 tarihli dilekçesi ile ... Ltd. şirketi, konsept şirketi yetkilileri, ... ve ... hakkında sahtecilik dolandırıcılık, hırsızlık, güveni kötüye kullanma suçlarından Çeşme Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/3530 soruşturma numaralı dosyasıyla şikayette bulunduğunu, ....nin savcılıktaki soruşturma da teknenin konsept şirketine satıldığını, beyan ettiği, teknenin daha sonra müvekkili tarafından .... şirketine satıldığını, ... .. tekneyle ilgili bağlantısının kalmadığını, teknenin satışını düzenleyen Bill Of Sale isimli belgede ... adına kayıtlı ...isimli tekne olduğunu yer aldığını, mahkemenin verdiği tedbir kararının yerinde olmadığını belirterek tedbirin kaldırılması talep etmiştir. Beyanda bulunan ... 19.03.2018 tarihli dilekçesi ile davalı olarak ... Şti’nin olduğunu bu tüzel kişiye tebligat yapılması gerektiği tüzel kişi adına çıkarılacak tebligatın müvekkilin eliyle yapılmasının mümkün olmadığını, şirket adresinde ve yetkilisine yapılması gerektiğini, buna rağmen davanın yürüyemeyeceği TMK m. 683’e göre açılan davada menkul mala ilişkin İstihkak davasına doğrudan zilyet bulunan son kişiye karşı açılması gerektiği, geminin halen Amerikan Bayrak siciline kayıtlı olduğu, zilyedin davalı olarak gösterilmediğini, bu kişinin yabancı ... Şirketi olduğu bu nedenle davanın tasif sıfat yokluğu nedeniyle reddinin gerektiği, ayrıca gönderilen evrakın davalısına tebliğ edilmesi için iade ettiklerini belirtmişlerdir. Davacı vekilinin bu dilekçeye karşı 13.04.2018 tarihli beyan dilekçesinde.... Şti.nin ...tarafından temsil edildiğini, daha önce yapılan tebligatları aldığını, davalı tarafın cevap süresinin uzatılmasına istemesine rağmen süresi içerisinde cevap dilekçesi vermediğini, davayı inkâr ettiğini, usulsüzlük bulunmadığını teknenin mülkiyet sicilinde....’nin yer almadığını, mülkiyetin ... şirketinde bulunduğunu, müvekkilin rızasında olmaksızın teknenin .... yetkilileri tarafından davalıya satıldığını, müvekkilin imzasının taklit edildiğini, belirterek TMK m. 683 gereğince haksız el atma önlenmesine teknenin müvekkiline teslimine karar verilmesine, talep etmiştir. Beyanda bulunan .... vekilinin 25.05.2018 tarihli dilekçesi ile Çeşme Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/3530 soruşturma numaralı evrakı üzerinden Çeşme Sulh Ceza Hâkimliğince tekneye el konulduğunu, müvekkilin itirazı üzerine Çeşme Sulh Ceza Mahkemesinin 17.08.2018 tarihli kararı ile el koyma kararının kaldırılarak teknenin müvekkiline teslim edildiğini teknenin üzerine Çeşme Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/163 D. İş sayılı dosyasıyla tedbir kararının verildiğini, tedbire itiraz üzerinde herhangi bir karar verilmediğini, dosyaya sunduğu uzman mütalaasında Türk Hukukunun uygulanması gerektiğinin belirtildiğini, bildirmiştir. Müdahale talebinde bulunan.... şirketi vekilinin 10.10.2018 tarihli dilekçesi ile davada davalı yanında davaya müdahale olma talebinde bulunduğu belirlenmiştir. Çeşme Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/163 D.İş dosyası ile tedbir talebinin kabulü kararı üzerine, 31.10.2017 tarihinde işlem yapılarak Çeşme Asliye Hukuk Mahkemesinde derdest dava açılmıştır. Mahkemece davalıların ihtiyati tedbir kararına itirazı üzerine duruşmalı olarak 02.11.2018 tarihinde, tedbirin kaldırılması halinde telafisi güç ve imkânsız zararlar doğma ihtimali gerekçesiyle tedbirin kaldırılması talebinin reddine karar verilmiştir. Yine mahkemece 30.01.2019 tarihinde 2017/656 E – 2019/67 K sayılı kararla ise, uyuşmazlığın, davaya konu teknenin mülkiyetinin kime ait olduğu hususunda toplandığı, TTK 1352/1-t maddesinde "Geminin mülkiyeti ve zilyetliğine ilişkin her türlü uyuşmazlığın..." deniz alacağı olduğu, İzmir ili Çeşme ilçesinde doğan uyuşmazlıklara ilişkin davalara münhasıran İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin görevlendirildiği gerekçesi ile dava dilekçesinin görev yönünden reddi ile mahkemenin görevsizliğine karar verilmiştir. Bu karar üzerine taraflarca herhangi bir işlem yapılmamıştır. Ancak, davacı ve davalı tarafların ihtiyati tedbir talebinin kaldırılmasının reddine ilişkin karara istinaf yoluna başvurması üzerine İzmir BAM 17. HD’nin 2019/1495 E – 2019/1311 K sayılı 24.06.2019 tarihli kararıyla “Davada görevli mahkemenin Çeşme Asliye Hukuk Mahkemesi olduğundan bahisle görevsizlik kararının kaldırılmasına ve dosyanın mahkemesine iadesine” karar verilmiş ve dosya yeniden istinaf incelemesine tabi olmakla İzmir BAM 17. HD’nin 2019/1944 E – 2020/422 K sayılı 03.06.2020 tarihli kararla İzmir BAM 17. HD’nin 2019/1495 E – 2019/1311 K sayılı 24.06.2019 tarihli kararının kaldırılmasına ve tedbir yönünden tedbir talebi kararının kabulünün itirazının reddine ilişkin kararın usulüne uygun olduğu gerekçesiyle istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir. Bu arada Çeşme Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2019/356 E numarasına kayıtlanan dosyada mahkemece İzmir BAM 17. HD’nin 24.06.2019 tarihli 2019/1495 E – 2019/1311 K sayılı kararından sonra dosya tekrar esasa kaydedilerek yargılamasına devam edilmiş ve tedbir konusundaki istinaf incelemesinin bitmesi beklenmiştir. Mahkemece yapılan incelemeyle 2019/356 E sayılı dosyada 2021/159 K sayılı kararla 24.02.2021 tarihinde mahkemenin daha önceden yargılama konusu yapıp karar verdiği (Çeşme Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2017/656 E – 2019/67 K sayılı), kararın kaldırılmadığı ve devam ettiği ve görevsizlik kararına göre dosyanın İzmir 5 ATM’ne gönderilmesine karar verilmesi gerektiğinden bahisle 31.05.2019 tarihli davacı tarafın dilekçesine istinaden dosyanın mahkememize gönderilmesine karar verilmiş, ancak verilen karar kesinleştirilmeksizin mahkememize gönderilmiş ve mahkememizin 2021/394 Esasına kayıtlanmıştır. Her ne kadar Çeşme Asliye Hukuk Mahkemesince 2019/356 E – 2021/129 K sayılı kararla İzmir BAM 17. HD’nin 24.06.2019 tarihli 2019/1495 E – 2019/1311 K sayılı kararının kaldırıldığı ve böylece Çeşme AHM’nin 2017/656 E – 2019/67 K sayılı kararının geçerli olduğu gerekçesiyle dosya mahkememize gönderilmiş ise de verilen gönderme kararının usule uygun olmadığı belirlenmiştir. Zira her ne kadar İzmir BAM 17. HD’nin 24.06.2019 tarihli 2019/1495 E – 2019/1311 K sayılı kararı ile verilen görevsizlik kararı kaldırılmamış ise de, mahkeme tarafından bu aşamada dosyadan el çekilmemiş olup, tekrar esasa kaydedilmiş ve 2019/356 Esas almıştır. Bilindiği üzere yargılamanın sona ermesi halinde (mahkemece verilen ihtiyati tedbir kararı istinaf konusu edilse dahi) işten el çekilmesi ve kesinleştirme işleminin yapılmış olması gerekmekte olup, bu işlem yapılmamıştır. İzmir BAM 17. HD’nin 2019/1944 E – 2020/422 K sayılı kararıyla ise artık sadece tedbir yönünden bir inceleme yapmış olmaktadır. Bu halde esasa kaydedilip yargılamaya devam edilmesi halinde yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir. Aksi halde yargılamanın sona erme sebebi belirlenememiş olacaktır. Kaldı ki somut olayda da davacı ve davalı tarafın yeni verilen (2019/356 E 2021/129 K sayılı 24.02.2021 tarihli kararı) tekrar istinaf etme imkânı bulunmaktadır. O halde bu karar kesinleştirilmeden mahkememize gönderilmesi mümkün olmadığından HMK m. 20 gereği verilen bu kararın tebliğinden itibaren kesinleşmesinin beklenmesi bu eksikliğin mahkememizce giderilmesi mümkün olmadığından ilgili mahkemesine iade edilerek bu kararın kesinleştirilmesinin sağlanması ve mahkememize talep halinde gönderilmesi gerektiğinden dosyanın iadesine karar verilmiştir. Bu karar gereğince, dosya Çeşme Asliye Hukuk Mahkemesine iade edilmiş ve dosya Çeşme Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/564 Esas sırasına kayıtlanmış 23.09.2021 tarihinde görevsizlik kararı verilerek dosyanın mahkememize gönderilmesine 2021/524 K sayılı karar ile karar verilmiştir. Bu kararın istinaf edilmesi üzerine İzmir BAM 17. Hukuk Dairesi 2021/2248 Esas 2022/748 K sayılı 21.04.2022 tarihli karar ile görevli mahkemenin İzmir 5 Asliye Ticaret Mahkemesi olduğundan bahisle İstinaf talebinin reddine dosyanın İzmir 5 ATM’ye gönderilmesine ilişkin kararın uygulanmasına karar vermiş ve dosya 21.04.2022 tarihinde kesinleşerek davacı tarafın 01.10.2021 tarihli tahrik dilekçesi ile İzmir 5 ATM’ye gönderilmesi gerekirken dosyanın zuhülen İzmir 1 ATM’ye 2022/442 Esasına kayıtlanarak 2022/498 K sayılı 07.06.2022 tarihli karar ile zuhülen İzmir 1 ATM’ye gönderilen dosyanın İzmir 5 ATM’ye gönderilmesine karar verilmiş ve dosya 17.06.2022 tarihinde mahkememizin 2022/532 Esasına kayıtlanmıştır. Davalı .... şirketini temsilen ... vekilinin 17.06.2022 tarihli dilekçesi ile TTK m. 1352 gereğince, uyuşmazlığın deniz alacağından kaynaklandığı ve bu nedenle ihtiyati tedbir karar verilemeyeceği geminin seferden men edilemeyeceğini, halen geminin 1,5 ton yakıt ile karada bulunduğunu ve bakımının yapılamadığını bu nedenle tedbir kararının kaldırılması ile usulüne uygun bir ihtiyati haciz talebi de bulunmadığından teknenin müvekkiline teslimine talep etmiştir. Davacı vekilinin 20.06.2022 tarihli dilekçesi ile davalının ihtiyati tedbirin kaldırılması talebinin reddinin gerektiğini zira Çeşme Asliye Hukuk Mahkemesince 2017/163 D. iş sayılı kararı ile ihtiyati tedbir kararının reddedildiğini, ihtiyati tedbir kararının kaldırılamayacağını İzmir BAM’ın 17. HD’nin 2019/1944 Esas – 2020/422 K sayılı karar ile ihtiyati tedbir kararının değerlendirilerek itirazın reddine karar verildiği, bu kararın kesin karar olduğunu bu nedenle tekrar değerlendirilemeyeceğini HMK m. 389 gereğince geminin mülkiyetinin ihtilaflı olduğunu, belirtilmiştir. Davacı vekilinin dosyaya sunmuş olduğu, 19.07.2022 tarihli dilekçe ile de taraflar arasında ABD Daleware eyaletinde devam eden davanın sonuçlandığını ve teknenin malikini ... olduğu kabul edildiği, ancak tercümesinin dosyaya sunulamadığını 20.07.2022 tarihinde adli tatilde tercümelerinin sunulacağını beyan ettiği belirlenmiştir. Dava; mülkiyet ihtilafına dayalı olarak davacının satım için bıraktığı, teknenin alıcı davalıya usulüne aykırı olarak teslim edildiği, iddiasına dayalı TMK m. 683’e istinaden açılan istihkak davasıdır. Mahkememizce dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yapılarak bilirkişi ....’dan 08.12.2022 tarihli rapor alınmıştır. Dava konusu teknenin mülkiyetinin, devrinin usulüne uygun olup olmadığı davacının gerçek malik olup olmadığı, davalının mülkiyet hakkının ihlal edilip edilmedikleri / taşınır mülkiyetinin kazanıp kazanmadıkları incelenmiş, davacı vekilinin Çeşme Asliye Hukuk Mahkemesine başvurarak teknenin müvekkilinin .... firmasına ait olduğu müvekkilinin imzasını taklit edilerek teknenin aracılar tarafından satıldığı ve isminin değiştiği iddiasıyla dava açtığını, dava tarihi itibari ile 6102 sayılı TTK m. 996 vd’nın uygulandığı, davaya konu teknenin yabancı sicile kayıtlı bir deniz aracı olduğu, MÖHÜK m. 22’ye göre davaya konu tekne üzerindeki ayni hakların geminin söz konusu dönemde ve halen kayıtlı olduğu, Daleware / ABD Hukukuna tabi olduğu, Amerika Birleşik Devletinde yatların farklı bir sicil düzeninin bulunmadığı, tekne üzerinde tasarruf işleri mahiyetinde mülkiyetin devri ve nihayetinde mülkiyet ilişkisinin Daleware ABD hukukuna tabi olduğu, mülkiyetin devrine ilişkin taahhüt işlemi niteliğindeki satım sözleşmesinin ise MÖHÜK m. 24 hükmüne göre tarafların açık olarak seçtikleri hukuka tabi olduğu veya taraflar hukuk seçmemiş ise sözleşmeden doğan ilişkiye o sözleşmeye en yakın sıkı ilişki olan hukukun uygulanacağı, bu hukukun karakteristik edim borçlusunun sözleşmenin kuruluşu sırasında ki mutat mesken hukuku ticari ve mesleki faaliyetler kapsamındaki iş yeri bulunmadığı takdirde yerleşim yeri hukuku, bu edimin borçlusunun birden fazla iş yeri varsa en yakın ilişki içerisinde bulunduğu iş yeri hukukunun uygulanacağı, hükümlerinin yer aldığı, sözleşmeye en sıkı ilişki olan hukukun veya satıcının işyeri hukukunun uygulanması gerekeceğinden somut olayda da satım konusu malın gemi olup, TTK hükümlerine göre sicile kayıtlı gemilerde Sicil Hukuku Türk Siciline kayıtlı olmayan gemilerde TTK m. 996 vd göre taşınırlara ilişkin hükümlerin uygulanması gerektiği (TTK m. 997), taşınır mülkiyetine sahip olan tarafın elinden gasp edilen mal için TMK m. 683 hükmüne göre bu mülkiyetin iadesi için istihkak davası ve el atmanın da önlenmesi davası da açabileceği, TMK m. 989’a göre ise zilyedin elinden çıkan malın 5 yıl süre ile taşınır davası ile isteyebileceği hükmünün bulunduğu, TMK m. 988 e göre bir taşınırın emin sıfatı ile zilyedinden o şey üzerinde iyi niyetle mülkiyet veya sınırlı ayni hak edinen kimsenin edinimi, zilyedin bu tür tasarruflarda bulunma yetkisi olmasa bile korunacağına ilişkin hüküm bulunduğu, söz konusu teknenin de fuarda .... A.Ş. firması tarafından davalı ...’e satıldığını, satım sözleşmesinin 19.02.2016 tarihli olup, konsept firmasını temsilen ....’nin imzasının bulunduğu, söz konusu teknenin yabancı bayraklı bir tekne olduğu için tarafların seçtikleri hukuka tabi olduğu, sözleşmede tarafların Türk Hukukunun seçtikleri, bu nedenle taşınır satımına ilişkin hükümlerin uygulanması gerektiği, davalı ....’in fuardan satın aldığı, ve TMK m. 988 hükmü dahilinde emin sıfatı ile zilyet olduğu, ... firmasının bu hüküm gereği, iyi niyetli olan ....’in hak iktisabını ve sonraki iradi tasarruflarını engelleyemeyeceğini belirtmiştir. Bu rapora karşı davacı vekilinin 20.12.2022 tarihli beyan dilekçesinde; bilirkişinin görevini aşarak inceleme yaptığını, dava dışı konsept ... Şti. yetkilisinin ...’ye teknenin hiçbir zaman teslim edilmediğini sadece pazarlama hakkının verildiğini, teknenin fiziken fuar alanına getirildiğini, ... Ltd.’in emin sıfatıyla zilyet olmadığını, ....Ltd.’in satışa yetkili olmayacağı için satış yapamayacağını, müvekkilinin imzasını taklit ederek satışın gerçekleştiğini, müvekkil şirket yetkilisi ...’ın imzasının bulunmadığını, davalı şirketin iyi niyetli olmadığını, müvekkilin bilgi ve rızası dışında satılan ... / ... isimli teknenin isim değiştirdikten sonra Daleware sicilinde davalı şirket olarak isim aldığını, teknenin müvekkili adına yeniden tescil edildiğini, davalının mülkiyeti elde edemediğini, tekne üzerinde ihtiyati tedbir kararı talep ettiklerini ve Çeşme Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/153 D. İş dosyasıyla karar verildiğini, kararın infaz edildiğini, teknenin ismi değiştirilmesi dışında teknenin .... Ltd. adına tüzel kişiliği farklı olarak gümrük müdürlüğüne beyan edildiğini, teknenin bu şirkete ait olmadığını, sahtelik yoluyla mülkiyet değiştirildiğini ve gümrükte beyan edildiğini, müvekkilinin tekneye malik olduğunu ve sigortasını da yaptırdığını, davalının dava açıldığı tarih itibari ile 5 yıl boyunca tekneyi zilyedinde tutmadığını, bilirkişinin gerekçesiz olarak Türk Hukukunun uygulanmasını açıklamadığını, Amerikada yapılan yargılamada müvekkilinin dinlenmediğini, bu nedenle açılan tenfiz davasını bekletici mesele yapılmasını istediklerini, bu nedenle yeni bir heyetten rapor alınmasını aksi halde bilirkişilerden ek rapor alınmasını beyan etmişlerdir. Bu rapora karşı davalı vekilinin 21.12.2022 tarihli beyan dilekçesinde; davacı şirket yetkilisi ....’ın gerek polis merkezinde ve gerekse Asliye Hukuk Mahkemesindeki beyanlarında....’ye teknenin satılması için emin sıfatıyla teslim ettiklerini beyan ettiğini, müvekkilinin dava konusu tekneyi (13-21).02.2016 tarihleri arasında düzenlenen Avrasya Boat Show’dan eşi ile birlikte gezdiği sırasında beğenerek .... AŞ’den aldıklarını teknenin fotoğraflarını dahi çektiklerini, .... markasının internet sitesinde de teknenin satış bölümünün yer aldığını, teknenin TTK m. 936’ya göre taşınır eşya vasfında olduğunu, TMK m. 985’e göre taşınırın zilyedinin onun maliki sayılacağının müvekkilinin 19.02.2016 tarihinde tekneyi satın aldığı ve zilyedi ele geçirdiği, ....’nin 04.04.2017 tarihli beyanında yer aldığı üzere müvekkilinin tüm ödemeleri de yaptığını, teknenin Kaptanın değiştirildiğini, Zilyedin müvekkiline de devredildiğini, davacının yetkisi olmadan bu satış yapıldığı ve geçersiz olduğu iddiasının doğru olmadığını, .... AŞ’nin alım satım komisyonculuğu yaptığını ve vekalet hükümlere tabi olduğunu (TBK m. 532) satım sözleşmesinin geçersiz olduğundan söz edilemeyeceğini, davacının varsa bir zararı için komisyoncuya başvurması gerektiğini bu nedenle istemin sıfat yokluğuyla da reddini gerektiği, davacının imzasının taklit edilerek satış yapıldığı, iddiasına karşılık ... AŞ’ye karşı herhangi bir suç duyurusunda bulunmadığını, ABD / Daleware eyalet mahkemesince, verilen karar ile geminin mülkiyetinin müvekkili şirket adına ... ismiyle sicile kaydedildiğini, davacının Amerikadaki yargılamanın usulüne uygun olmadığı iddiasının doğru olmadığını, davalının avukat ile temsil edildiğini, ancak daha sonradan bu temsilin yerine getirilmediğini, ihtiyati hacze ilişkin olarak ise itirazda bulunduklarını ihtiyati haczin şartlarının gerçekleşmediğini bu nedenle davanın reddine, ihtiyati haczin ve seferden men kararının kaldırılmasına, aksi halde ise TTK m. 1370/4 te yer aldığı üzere uygun görülecek teminat karşılığında müvekkilde teslimine karar verilmesini talep etmiştir. Tarafların Delilleri Toplanmış ve Değerlendirilmiştir. Çeşme Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/153 D.iş dosyası Çeşme Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/3530 soruşturma numaralı dosyası, Çeşme Sulh Ceza Mahkemesinin 2016/866 soruşturma sayılı dosyası, tekne satış sözleşmesi tahkim dosyası satış belgeleri incelenmiş değerlendirilmiştir. Çeşme Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/153 D.iş dosyası incelendiğinde; ihtiyati tedbir talep eden .... vekilinin 27.10.2017 tarihli dilekçesine istinaden mahkemenin aynı tarihte aleyhine ihtiyati haciz istenen.... şirketi aleyhine dava konusu olan teknenin HMK m. 390/3 gereğince, 3. kişiye tesliminin önlenmesine amacıyla %15 teminatla tedbir kararı verildiği, aleyhine tedbir kararı verilen .... vekilinin 07.11.2017 tarihli itiraz dilekçesi ile tedbirin kaldırılmasını istediği, mahkemenin 28.12.2017 tarihli ek karar ile dava açıldığına ilişkin herhangi bir karar bulunmadığından tedbirin kendiliğinden kaldırıldığı karar verildiği belirlenmiştir. Çeşme Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/3530 soruşturma sayılı dosyasında acil el koyma talepli olarak şikâyetçi .... vekili 13.11.2016 tarihli dilekçesi ile... şirketini temsilen ..., .. / ... AŞ yetkilileri ... ve ... hakkında .../ ... isimli tekneye müvekkilinin rızası olmaksızın imzası taklit edilerek sahte imza ve belgelerle satıldığından bahisle alıcı ... yetkilisi .... ve diğerleri hakkında dolandırıcılık resmi evrakta sahtecilik, hırsızlık, güveni kötüye kullanma suçlarından suç duyurusunda bulunduğu, Çeşme Sulh Ceza Hâkimliğinin 2016/866 D. İş sayılı dosyasıyla tekneye el konulduğunu ve bu karara itirazın da reddedildiğini, ayrıca ... itirazı üzerine el koyma kararın kaldırılmasını talep ettiği Çeşme Sulh Ceza Hâkimliğinin, Çeşme CBS’nin 11.08.2017 tarihli mütalaasına istinaden taraflar arasındaki ilişkinin hukuki ilişki olduğu, tekne bedeline ödenmemesine ilişkin bu ihtilaf bedeline Cumhuriyet Savcılığının el koyma kararının kaldırılmasını talep ettiği, Sulh Ceza Hâkimliği’nin 17.08.2017 tarihli karar ile bu dilekçeye istinaden CMK m. 127 gereğince verilen el koyma kararının kaldırıldığı belirlenmiştir. Çeşme Sulh Ceza Mahkemesinin 2016/866 D. İş sayılı dosyasında dava konusu teknenin davacı ... vekili tarafından talep edilmesi üzerine Amerika’nın Daleware eyaletinde kayıtlı ve Çeşme ... Marinada bulunan... / ... isimli tekneye el konulması talebi ile 5271 CMK m. 127 gereğince, Çeşme CBS’nin 2016/3530 sayılı dosyasının tetkik edilerek teknenin Amerikan siciline kayıtlı olması nedeniyle CMK m. 128/4 kapsamında sicile şerh konulması ile el konulması imkânı bulunmadığından tekneye fiilen el konulmasına (CMK m. 127 gereğince) 31.10.2016 tarihinde karar verildiği belirlenmiştir. Her ne kadar Çeşme Asliye Hukuk Mahkemesince 27.10.2017 tarihli ihtiyati tedbir kararı verilmiş ise de talebin TTK m. 1352/1-t bendi gereğince, ihtiyati haciz konusu teşkil ettiği, alacağın Deniz alacağı niteliğinde bulunduğu ve TTK m. 1353/1 hükmü gereğince sadece ihtiyati haciz verilebileceği, ihtiyati tedbir kararın verilmesinin mümkün olmadığı belirlenmiştir. TTK m. 1352/1-t bendi gereğince, “Geminin mülkiyeti veya zilyetliğine ilişkin her türlü uyuşmazlık” ihtiyati hacze konu olabilecektir. Ancak mahkeme tarafından tedbir kararı verilmiş ve bu karar uygulanmıştır. Ancak verilen karar yasaya aykırıdır. Bu halde yasanın uygulanması gerekmektedir. Davalı tarafta tedbir kararın yerinde olmadığı belirlendiğinden Çeşme Asliye Hukuk Mahkemesince verilen bir tedbir kararının TTK m. 1352/1-d ve 1353/1 gereğince dava konusu tekne hakkında ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceğinden kaldırılmasına karar verilmiş bilhare davacının talebi ile 05.08.2022 tarihinde ihtiyati haciz talebi kabul edilerek tekne üzerine 10.000 ÖÇH (232.117 TL) teminat karşılığı ihtiyati haciz kararı verilmiştir. İhtiyati hacze itiraz üzerinde yapılan yargılamada 21.09.2022 tarihinde bu itirazın reddine karar verilmiştir. Gemi aynı zamanda TTK m. 997/1 hükmüne göre Türk Gemi Siciline kayıtlı olmadığından menkul / taşınır hükümlerine tabi olarak devir edilecektir. Somut olayda uygulanması gereken hukuk MÖHÜK m. 24 gereği, sözleşmelerden doğan borç ilişkilerinde uygulanacak olan hukuk olup, borçlandırıcı ve tasarrufi işlemde teknenin idari işlemlerinin Türkiye de yapıldığı davacı şirketin ortağı ve yetkilisinin Türkiye de bulunduğu belirlenmiş olmakla Türk Medeni Kanunun hükümlerinin uygulanması gerektiği de belirlenmiştir. Bilirkişi raporunda da yer aldığı üzere geminin devri hakkında taraflar arasında seçilen Türk Hukuku uygulandığında devrin hukuka uygun olduğu da tespit edilmektedir. Ayrıca dava konusu tekne hakkında Amerikan Mahkemelerini yapmış olduğu yargılama ile henüz tenfiz edilmemiş olmakla ve bu konuda yargılaması devam etmekte olan Daleware Eyalet Mahkemesi tarafından teknenin .... / ... adına kayıtlanmasını 27.06.2022 tarihinde karar verdiği belirlenmiştir. Yapılan incelemelere göre dava konusu teknenin menkul mülkiyetine sahip olduğu ve devrinin ancak zilyetliğin geçirilmesi ile yapılabileceği belirlenmiştir. Teknenin davacının satış temsilcisi .... A.Ş. tarafından davalı ...’i temsilen ...’e 19.02.2016 tarihinde satıldığı ve satışın fuarda yapıldığı belirlenmiştir. TBK m. 532 hükmüne göre ... için komisyoncu sıfatı ile hareket ettiği, yani kendi adına müvekkili satıcı hesabına taşınırı satmayı üstlendiği belirlenmiştir. Satıcının mülkiyet naklini yani zilyetliğin geçirilmesini sağlaması ile menkul nitelik taşıyan teknenin mülkiyeti el değiştirmiştir. Yani borçlandırıcı işlem ile birlikte devir işlemi / tasarrufi işlem yerine getirilmiştir. Davacının iddia ettiği üzere sadece pazarlama yetkisinin komisyoncu olan ... A.Ş.’ye verilmediği ve pazarlama yetkisi dışında satış ve teslim yetkisinin de verildiği belirlenmiştir. Aksi halde teknenin mülkiyetinin davalıya teslim edilmesi mümkün olamayacaktır. Ancak satış bedelinin davacıya komisyoncu tarafından ödenip ödenmediği belirlenememektedir. Bu halde dahi davacının satışın geçersizliğini değil satış bedelini tahsili için komisyoncuya karşı dava açması mümkündür. Satıcının yetkilendirdiği komisyoncunun tasarruf yetkisinin sözleşmenin niteliği gereği, TMK m. 763/2’de yer aldığı üzere taşınır mülkiyetini devralan satın alanın iyi niyetli olduğu kabul edilmektedir. ( ZİLYETLİĞİN DEVRİ / m. 763- “Taşınır mülkiyetinin nakli için zilyetliğin devri gerekir. Bir taşınırın zilyetliğini iyiniyetle ve malik olmak üzere devralan kimse, devredenin mülkiyeti devir yetkisi olmasa bile, zilyetlik hükümlerine göre kazanmanın korunduğu hâllerde o şeyin maliki olur” ) Yine TMK m. 988 vd’ da taşınırı iyi niyetli alan üçüncü kişinin bu iyi niyeti korunarak malın mülkiyetine sahip olduğu belirtilmektedir. “m. 988 - Bir taşınırın emin sıfatıyla zilyedinden o şey üzerinde iyiniyetle mülkiyet veya sınırlı aynî hak edinen kimsenin edinimi, zilyedin bu tür tasarruflarda bulunma yetkisi olmasa bile korunur “ Davacının beyanlarında da satıcılık yapan komisyoncu ....’in emin sıfatı ile zilyet olduğu ikrar edilmiştir. Davacının iddia ettiği diğer bir hususta satış belgesindeki imzanın kendisine ait olmadığı, iddiası ispatlanamadığı gibi aksinin kabulü halinde dahi TMK m. 763 /1 ve TBK m. 210 gereğince, zilyetlik yoluyla mülkiyeti devir aldığından sözleşmenin ifası açısından herhangi bir etkisi bulunmayacaktır. Yapılan işlem tasarrufi bir işlem olup, satım sözleşmesinin ifası gerçekleştirilmiş olmaktadır. Alıcının kötü niyetli olduğu ise ispatlanmış değildir. Zira tekne fuar alanından yetkili komisyoncunun düzenlediği satış belgesi ile alınmıştır. Sonuç olarak alınan bilirkişi raporu ve yapılan incelemelere göre dava konusu teknenin usulüne uygun olarak satıldığı ve davalının mülkiyetine geçtiği, davalının iyi niyetli emin sıfatı ile zilyet olduğu ve bunun aksinin ispat edilemediği, taraflar arasında mevcut satım sözleşmesine göre Türk Hukuku’nun uygulandığı, davacının iddialarının yerinde olmadığı..." gerekçesi ile, davacının ispatlanamayan davasının reddine, mahkememizce verilmiş olan 05.08.2022 tarihli ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına karar verilmiş, verilen bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, yerel mahkemenin teknenin satışı konusunda taraflar arasındaki asıl ve gerçek ilişkiyi tespit edemediği gibi aynı zamanda geçersiz satışa ilişkin vakıaları da olduğunun tam tersine tespitlerle hem hukuken hem de fiili olarak yanlış bir karar tesis ettiğini, davalı şirketin gerçekte var olmayan ancak gerçekleşmiş gibi gösterilen bir satış işlemi ile tekneyi haksız olarak elinde bulundurduğunu, Türkiye'de derdest yargılama var iken bu davayı kaybedeceği bilinciyle ve sorgusuz sualsiz tescil yapan Delaware sicilinden faydalanmak için derdestlik yasağına rağmen Delaware Mahkemesi'nde dava açtığını ve fakat yabancı mahkeme tarafından müvekkili dinlenilmeden, savunması alınmadan karar verildiğini, Amerika/Delaware Mahkemesince verilen kararın, dava konusu teknenin ayni hak uyuşmazlığını giderici, ihtilafı hukuk nezdinde nihayete erdirici bir karar olmadığını, kaldı ki, yabancı mahkeme kararının öneri niteliğinde olup, kesin karar niteliğinde de olmadığını, hukuken hiçbir geçerliliği bulunmayan satış senedi ile sözde tekne satış sözleşmesinin dava konusu teknenin devrine hukuki dayanak teşkil etmesinin ve bu sözleşmeye istinaden yapılan teslime hukuki değer atfedilmesinin mümkün olmadığını, teknenin alım satımına dair karşılıklı irade bulunmadığından yapılan işlemin yoklukla malul olduğunu, dava dışı ..../yetkilisi ... müvekkili şirketin bilgi ve onayı olmadan müvekkili şirket yetkilisinin imzasını taklit ederek hukuken muteber olmayan sahte Bill Of Sale (Satış Senedi) ile dava konusu tekneyi davalıya satılmış gibi gösterdiğini, müvekkili şirketin imzası taklit edilerek tanzim edilen sahte satış senedinin müvekkili şirket açısından bağlayıcılığının bulunmadığını, yerel mahkeme tarafından imzanın sahte olduğu iddiaları yönünden araştırma yapılması gerekirken bu yönde inceleme yapılmamasının eksiklik olduğunu, 19.02.2016 tarihinde hukuken var olmayan ve tüzel kişiliği bulunmayan davalı şirketin, teknenin alıcısı olarak kabul edilmesinin de mümkün olmadığını, üstelik hukuken muteber olmayan ve müvekkili şirket açısından hukuki sonuç doğurmayacak satış sözleşmesi incelendiğinde görüleceği üzere, sözleşmede hangi teknenin satışının yapıldığının, teknenin bilgilerinin (adı, hın numarası gibi) yer almamakta, müvekkili şirketin adı sanı geçmemekte ve müvekkili şirket yetkilisinin imzası dahi bulunmadığını, dava konusu teknenin davalı tarafça ileri sürülen teslim merasiminin gerçek dışı ifadeler içermekle hukuki değer taşımadığını, dava dışı ... tarafından savcılık dosyasına sunulmuş beyanlarda; dava konusu tekneyi 2015 Mayıs ayında bir kaptan tarafından ... Marina'da davalıya devredildiğinin ifade edildiğini ve fakat davalı tarafından ise 2016 Mayıs ayında ... Çeşme Marina'da 19.02.2016 tarihli sözleşmeden sonra 2016 Nisan ayında müvekkil şirketin temsilcisi ...'ın kaptanı olan kişi tarafından davalının kendi kaptanına teslim edildiğinin iddia edildiğini, davalı ile dava dışı ...'ın bu ifadeleri arasında bu denli çelişki bulunması dahi her ikisini de kötü niyetli olduğunu göstermekte olduğunu, dava dışı ...e söz konusu teknenin satışını gerçekleştirmesi için tekne hiçbir zaman zilyetliğin emin sıfatı ile devri noktasında teslim edilmediğini, satış hakkı verilmediğini, sadece satışın gerçekleştirilebilmesi için yalnızca pazarlama hakkı verildiğini. dava dışı ...'nin emin sıfatıyla zilyet olarak kabulünün de mümkün olmadığını, davalının dava dışı ....'ın tasarruf yetkisinin olmadığını bildiğinin su götürmez bir gerçek olduğunu, davalının iyiniyetli mal iktisap eden 3.kişi olarak konumlandırılmasının mümkün olmadığını, ayrıca dava konusu teknenin satışına ilişkin davalının ... A.Ş. ile yaptığı 19.02.2016 tarihli dosyaya sunulu satış sözleşmesinde satış bedeli 390.000 EURO belirlenmiş olduğu görülmesine rağmen müvekkili şirket yetkilisinin imzasının taklit edildiği 23.05.2016 tarihli satış sözleşmesinde (Bill Of Sale) satış bedelinin 200.000 EURO gösterilmesinin dahi söz konusu satışların gerçek bir satış olmadığının, masa başında kötü niyetle yapılmış göstermelik ve düzmece işlemler olduğunu açıkça göstermekte olduğunu, yabancı sicile kayıtlı bir teknenin alım satım işlerine başlamadan önce tarafların bir araya gelerek tonaj sertifikası, klas sertifikası, tekne sicil kaydı, teslim tesellüm protokolü ve bill of sale (satış senedi) gib belgelerin taraflar arasında teati edildiğini ancak davalı tarafından bu teati sürecine ilişkin hiçbir delilin dosyaya ibraz edilmediğini, aynı teknenin farklı şirketler altında farklı isimlerle gösterilmesinin de satış senedinde yapılan sahteciliğin devamı niteliğinde olduğunu, davalının hukuka aykırı eylemlerle müvekkili şirketin teknesini gasp ettiğinin farkında olduğunu ve müvekkili şirkete ait teknenin önce adını sonra malikini iki defa değiştirdiğini, gümrük beyannamelerinde sahtecilik yaptığını ve kanuna karşı hileli davranışlara başvurduğunu, davalının müvekkiline ait tekneyi ancak ve ancak haksız ve hukuka aykırı fiilerle elinde bulundurduğunun bilincinde olduğunu, mahkemenin gerekçeli kararının kendi içerisinde çelişkiler barındırdığını, mahkemenin verilen hüküm kesinleşmeden ihtiyati haciz kararını kaldırmasının hukuka aykırı olduğunu, yerel mahkemenin eldeki davanın dava değeri varmış ve alacak davasıymış gibi hareket ederek nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin de hatalı olduğunu, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek yerel mahkeme kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: Dava, teknenin satış işleminin geçersiz olduğu ve halen teknenin mülkiyetinin kendisine ait olduğu iddiasına dayalı olarak teknenin teslimi istemine ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle hükme esas alınan bilirkişi raporunun oluşa, somut olayın özelliklerine uygun, açık, anlaşılır, taraf ve yargı denetimine uygun olmasına, Türk gemi siciline kayıtlı olmadığından menkul/taşınır hükümlerine tabi teknenin fuarda davacının satış temsilcisi tarafından davalı şirkete satılıp zilyetliğinin davalı şirkete teslim edilmesine, davalının kötüniyetli olduğunun ispatlanamamasına, yargılamada eksiklik bulunmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18/01/2023 tarih ve 2022/532 Esas 2023/39 Karar sayılı hükmü usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 732,00.TL maktu karar harcından peşin olarak alınan 179,90.TL harcın mahsubu ile bakiye 552,10.TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf kanun yolu başvurusunda bulunan davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadan karar verildiğinden davalı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Kararın kesinleştirme, harç ikmali ve gider/delil avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, 6-Kararın Dairemizce taraf vekillerine tebliğine, Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere 02/07/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/879, K. 2026/1654, T. 02.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-879-e-2026-1654-k-b48500915a0f