İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/1444 E. 2026/730 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1444
- Karar No
- 2026/730
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/1444 Esas KARAR NO : 2026/730
DAVA : Sigorta (Kaza Sigortası Kaynaklı) DAVA TARİHİ : 09/03/2026 KARAR TARİHİ : 07/09/2026
Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dilekçesinde özetle; 11.11.2025 tarihinde müvekkile ait ... plakalı araç ile ... plakalı araç arasında maddi hasarlı bir trafik kazası meydana geldiğini, kazanın müvekkilin kusuru ile gerçekleştiğini ve müvekkil aracının hasar gördüğünü, müvekkilin 06.11.2025 ile 06.11.2026 tarihleri arasında geçerli ... numaralı kasko poliçesi ile ... Sigorta A. Ş. nezdinde sigortalı olduğunu, poliçenin çarpışma ve devrilme gibi riskleri teminat altına aldığını, kazadan doğan hasar onarım bedelinin poliçe kapsamında karşılanmasının talep edildiğini ancak sigorta şirketinin bu talebi reddettiğini, müvekkil tarafından 15.01.2026 tarihinde davalıya ihtarname gönderilmesine rağmen yanıt alınamadığını, 16.01.2026 ile 09.02.2026 tarihleri arasında yürütülen ... Arabuluculuk Bürosunun 2026/... numaralı arabuluculuk dosyasında tarafların anlaşamadığının tutanak altına alındığını, müvekkilin zararının kesin tutarının netleşmediğini ve gerçek zarar ilkesi gereği hasar onarım bedelinin bilirkişi tarafından tespit edilmesi gerektiğini, bu kapsamda HMK 107. madde uyarınca belirsiz alacak davası açıldığını, hasar onarım bedelinin tespiti için bilirkişi görevlendirilmesini, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100,00-TL hasar onarım bedelinin kaza tarihinden veya ihtar tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın yabancı olması nedeniyle teminat göstermesi gerektiğini, dava dilekçesindeki iddiaların HMK 119/f. 1-f maddesine aykırı olduğunu, davacının delillerini sunmadığını, taleplerin zamanaşımına uğradığını, mahkemenin görevli ve yetkili olmadığını, TTK 1421/1 maddesi uyarınca prim ödenmediği için sigorta şirketinin sorumluluğunun doğmadığını, hasarın poliçe teminatı dışında kaldığını, ispat yükünün davacıda olduğunu, aleyhe hüküm kurulması halinde Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartları uyarınca parça, tedarik ve işçilik üzerinden en az yüzde otuz iskonto uygulanması gerektiğini, müvekkil şirketin KDV sorumluluğunun bulunmadığını, eksper ücreti yönünden müvekkil şirkete herhangi bir başvuru yapılmadığını, davacının kendi atadığı eksperin ücretini ödemesi gerektiğini, sunulan faturanın ödemeyi ispatlamadığını, TTK 1426 maddesi kapsamında makul gider kavramının iyi niyetli harcamaları kapsadığını, davacının eksper raporunu bilinçli olarak faydasız bıraktığını, faiz başlangıç tarihinin kaza tarihi olamayacağını, TTK 1427/2 maddesi uyarınca ihbardan itibaren kırkbeş günlük sürenin beklenmesi gerektiğini, değer kaybı talebi için sigorta şirketine başvuru dava şartının yerine getirilmediğini, hükmedilecek faizin avans faizi değil yasal faiz olması gerektiğini, davanın reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini ve sulh görüşmeleri için süre verilmesini talep ve dava etmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesinde; "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir." hükmü yer almaktadır. HMK'nın 114/1.c maddesi uyarınca "Mahkemenin görevli olması" dava şartlarından olup, HMK'nın 138 maddesi dikkate alınarak dava şartlarının öncelikle karara bağlanması gerekmektedir. HMK'nın 115. maddesinde ise "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir..." düzenlemesi yer almaktadır. 28/05/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun 3/k. maddesine göre; "Tüketici: ticari ve mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek ve tüzel kişiyi" ifade eder. Tüketici işlemi ise Kanunun m. 3/l.bendinde tanımlanmıştır. Buna göre; "Tüketici işlemi: Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari ve mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekalet, bankacılık, vb. sözleşmeler de dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi" kapsar. Tüketici işleminden kaynaklanan uyuşmazlığın veya sözleşmenin TTK'nun 4 ve 5. madde hükümleri kapsamında kalan kanunda özel olarak düzenlenen ve ticari dava sayılan bir sözleşmeden kaynaklanmasının herhangi bir önemi yoktur. Aynı Kanunun 83/2. maddesinde; taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer konularda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği, aynı Kanunun 73/1. maddesinde ise; tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda Tüketici Mahkemelerinin görevli olduğu, düzenlemesi yer almaktadır. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nun 4/1-a maddesi uyarınca ise sigorta hukukundan kaynaklanan davalar mutlak ticari davalardır. Anılan Kanunun 5/2 maddesi uyarınca da tüm ticari davalara bakmakla görevli mahkeme asliye ticaret mahkemesidir. Kanun'un 5/3 bendinde ise asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu ve bu durumda göreve ilişkin usul hükümlerinin uygulanacağı şeklinde düzenleme yapılmıştır. Mahkemenin görevli olması da, HMK'nun 114/1.c maddesi uyarınca dava şartlarından olup, anılan kanunun 115. maddesi uyarınca davanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden araştırılır. Somut olayda davacı gerçek kişi olup, tacir değildir. Kasko sigortalı aracın ruhsatında ise aracın cinsi hususi otomobil olduğu belirtilmiş olup, taraflar arasındaki ilişkinin tüketici ilişkisi olduğu, davacının ticari ve meslek amaçlı hareket etmediğinden tüketici sıfatına haiz bulunduğu, görev hususunun yargılamanın her aşamasında resen gözetilebileceği, davanın Tüketici Mahkemesinin görevi alanında kaldığı anlaşılarak mahkememizin görevsizliğine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının açtığı davada,mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; açılan davanın, HMK'nun 115/2.maddesi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE,mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2-Görevli Mahkemenin İstanbul Nöbetçi Tüketici Mahkemesi OLDUĞUNA, 3-HMK 20. Maddesi gereğince süresi içerisinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde iki hafta içinde mahkememize müracaat ile dosyanın görevli mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, başvurulmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına, 4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK' nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA, 5-Harç ve masrafların görevli mahkemede nazara ALINMASINA, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 07/09/2026
Katip ... e-imzalıdır
Hakim ... e-imzalıdır