İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/603 E. 2026/404 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/603
Karar No
2026/404
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2024/603 Esas KARAR NO:2026/404

DAVA:Ayıplı Malın Ayıpsız Misli ile Değiştirilmesi. DAVA TARİHİ :10/10/2024 KARAR TARİHİ :04/06/2026

DAVA :Davacı vekilince mahkememize ibraz edilen dava dilekçesinde özetle, ...plakalı ... marka aracın, davalı ... ...... A.Ş'nin aracısı konumundaki diğer davalı ... Ticaret A.Ş'den 27/12/2003 tarihinde satın aldığını, aracın tesliminden kısa süre sonra dava dilekçesinde sıraladığı ve farklı tarihlerde ortaya çıkan 4 arıza durumunun meydana geldiğini, arcın tamiri için ... ... şubesine götürüldüğünü, en son arıca üzerine müvekkilinin aracı iade etmek maksadıyla ... ... şubesine bıraktığını, aracın 10 aylık süre içerisinde 4 kere arızalandığını, arızaların giderilmemesi nedeniyle tekrarladığını, aracın ayıplı olması nedeniyle misliyle değiştirilmesini ve dava dilekçesine faturası eklenen 3 servis bakım paketi olan 41.860,80 TL'nin müvekkiline ödenmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP : Davalı ... ... cevap dilekçesinde; dava kapsamında davacı tarafın dava konusu aracın ayıpsız misli ile değişimini talep ettiğini ancak dava dilekçesinde dava değerini göstermediğini, davacı tarafça dava konusu aracın ayıpsız misli ile değişiminin talep edildiği nazara alındığında, öncelikle dava konusu aracın fatura bedeli üzerinden hesaplanacak harcın tamamlanması gerektiğini, Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2014/4656 Esas, 2014/8117 Karar sayılı ve 30.04.2014 tarihli kararının ve Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin 2018/2846 Esas, 2018/6986 Karar sayılı ve 21.06.2018 tarihli kararının bu konu hakkında emsal teşkil ettiğini, dava konusu taleplere ilişkin olarak hak düşürücü süre itirazlarının bulunduğunu, davacı tarafça her halükarda mevzuat kapsamında öngörülen süre içinde ayıp bildiriminde bulunulmadığını, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 223. Maddesine atıfta bulunarak, bu madde ile satılanda bir ayıp bulunması halinde alıcının bu ayıbı satıcıya derhal bildirmesi gerektiğinin hüküm altına alındığını, Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2015/16380 Esas, 2016/9129 Karar sayılı ve 23.05.2016 tarihli kararı ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2012/13-152 Esas, 2012/381 Karar sayılı ve 13.06.2012 tarihli kararının emsal teşkil ettiğini, dava konusu araçta imalattan kaynaklı herhangi bir şikayette bulunmadığını, dava konusu araç ilk olarak ikaz ışıkları yanıyor şikayeti ile servise giriş yaptığını, araç üzerinde yazılım güncellemesi yapılması akabinde aracaın sorunsuz bir şekilde davacı tarafa teslim edildiğini, aracın daha sonra ön koltuk ikazı ile servise giriş yapmış olup araç üzerinde yapılan inceleme ile aracın sürücü minderi parçasının değişmesi gerektiğinin tespit edildiğini, değişim sonrası parçanın uyum sağlamadığının görüldüğünü ve bundan dolayı aracın programlarının ve yazılımlarının güncellenip aktif hale getirildiğini ve şikayetin giderildiğini, dava konusu aracın parça değişimi akabinde yetkili servisçe gerekli incelemeler ve testler yapıldıktan sonra sorunsuz bir şekilde çalışır durumda davacı tarafa teslim edildiğini, bu hususun araç üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesi ile de ortaya çıkacağını, dava konusu araçta imalattan kaynaklı herhangi bir şikayetin bulunmadığını ve aracın halihazırda sorunsuz bir şekilde davacı tarafça kullanıldığını belirttiklerini, dava konusu araca ilişkin iş emirlerini dilekçe ekinde sunduklarını, aracın serviste bulunduğu süre kapsamında davacı tarafa ikame araç hizmeti sağlandığını, ilgili ikame araç kullanım sözleşmesinde dilekçe ekinde sunduklarını, mevzuat kapsamında satış sözleşmelerinde alıcının seçimlik hakları TBK'nın 227. maddesinde aşağıdaki şekilde düzenlendiğini, davacı tarafın ayıpsız misli ile değişim talebi hukuka aykırı olduğunu, bu talebin yanında servis bakım paketi bedelinin iadesini talep etmesinin de hukuka aykırı olduğunu, dava konusu araç üzerinde servisçe gerekli incelemeler, bakım işlemleri ve parça değişimi yapıldıktan ve araç halihazırda sorunsuz bir şekilde davacı tarafa teslim edildikten sonra davacı tarafça misli ile değişim ve bakım paketi bedel iadesi talebinde bulunulmasının haksız olduğunu ayrıca ilgili bakım paketinin satıcısının müvekkili şirket olmadığını, davacı tarafın bilgisi ve onayı dahilinde dava konusu araçta parça değişimi ve onarım yapıldıktan sonra huzurdaki dava ile ayıpsız misli ile değişim ve servis bakım paketi için ödenen bedelin iadesi talebinde bulunulmasında hukuka uyarlık bulunmadığını, dava dilekçesinin ekinde sunulan 09.01.2024 tarihli fatura incelendiğinde servis bakım paketinin diğer davalı ... ... A.Ş.'den satın alındığının görüldüğünü, müvekkili şirketin satıcısı olmadığı bakım paketi için davacı tarafın ödediği bedelin iadesinin müvekkili şirketten talep etmesinin mümkün olmadığını, tüm beyan ve itirazlar hakları saklı kalmak kaydıyla, mahkemece aksi kanaatin oluşması halinde, somut olayda TBK'nın 227. maddesi hükmü uyarınca semen tenzili yoluna gidilmesi gerektiğini, TBK'nın 227. maddesinin 4. Fıkrasına, Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 2012/15130 Esas, 2012/25716 Karar sayılı ve 08.11.2012 tarihli kararının emsal teşkil ettiğini beyan ederek semen tenzili yoluna gidilmesini talep zorunluluklarının doğduğunu, aracın trafik kaydında takyidat olması halinde değişim kararı verilmesinin mümkün olmadığını, Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 2018/4672 Esas, 2018/8338 Karar sayılı ve 26.09.2018 tarihli kararına atıfta bulunarak dilekçesinin sonuç kısmında davacının ayıpsız misli ile değişim talebi dikkate alındığında, dava değerinin aracın fatura bedeli olduğu göz önüne alınarak harcın tamamlatılmasına, davacı tarafça hak düşürücü süreye riayet edilmediğinden dolayı davanın öncelikle usulden reddine, dava konusu araçta imalattan kaynaklı herhangi bir şikayet bulunmadığından, araca ilişkin şikayet parça değişimi akabinde halihazırda giderildiğinden ve araç sorunsuz bir şekilde davacı tarafa teslim edildiğinden dolayı davacı tarafın haksız ve hukuka aykırı ayıpsız misli ile değişim talebinin reddine, davacı tarafın ayıpsız misli ile değişim talebinin yanı sıra servis bakım paketi için ödenen bedelin iadesi talebi de haksız ve hukuka aykırı olduğundan bu talebin de reddine, davanın tümden reddine karar verilmesini talep etmiştir. Diğer davalı ... vekili cevap dilekçesinde, davacı ile müvekkili şirket arasında, herhangi bir araç satış akdi gerçekleşmediğini, üretimden kaynaklı olduğu iddia edilen ayıp ya da başkaca iddiaların müvekkili şirkete karşı ileri sürülmesinin mümkün olmadığını, davanın husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, müvekkili şirket ile davaya konu aracı satan ...-... Otomotiv Ticaret ve Hizmetler A.Ş. arasında, Acentelik Sözleşmesinin mevcut olduğunu, müvekkili ... ... A.Ş., Acentelik Sözleşmesi kapsamında ... ... marka araçların satışına aracılık ettiğini, Türk Ticaret Kanunu’nun 102 ve devamı maddelerinde yer alan düzenlemelerde belirlenen esaslar gereğince müvekkili şirkete, acentelik - aracılık ettiği iş ve işlemler bakımından husumet yöneltilemeyeceğini, Yargıtay HGK- 2017/1090 E. , 2021/770 K. ve 15.06.2021 - İstanbul BAM-12. HD.-2024/375 E. ,2024/738 K ve 16.05.2024 kararlarının bu konu hakkında emsal teşkil ettiğini, Türk Ticaret Kanunu madde 105, fıkra II hükmü gereğince, aracılıkta bulunduğu veya yaptığı sözleşmelerden doğacak uyuşmazlıklardan dolayı acente, müvekkili adına dava açabileceğini, bunun gibi, acenteye karşı da müvekkiline izafeten aynı sıfatla dava açılabileceğini, ancak acentenin müvekkiline izafeten dava açması veya acenteye müvekkiline izafeten dava açılması halinde, yürütülen hukukî sürecin sonuçları acente üzerinde değil, müvekkili- acentelik veren üzerinde doğacağını, yani iş bu davada; mahkeme kararına göre sonuç ve hükmün her türlü acentelik veren üzerinde doğacağını, davacı yanın hem acentelik veren ... ... Otomotiv'e , hem de acentenin uzanan eli olan müvkekili şirkete karşı aynı anda dava açmasının mümkün olmadığını, TTK tüzenlemeleri uyarınca, bu davada her ikisinin de aynı kişi olduğunu, davacı tarafça açılan dava; müvekkili şirketin acentesi olduğu, ...-... Otomotiv Ticaret ve Hizmetler Anonim Şirketi' ne karşı da açılmış olduğunu, müvekkili şirkete karşı satıcının temsilcisi sıfatıyla aynı davada husuemet yöneltilmesinin mümkün olmadığını, TTK düzenlemeleri ile paralel olarak 28.11.2013 tarihine gelindiğinde 6502 sayılı Yeni Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun Resmi Gazete’de yayımlandığını, böylece yukarıda yer verilen acentenin sorumluluğunu doğuran hükmü ihtiva eden 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'da da yürürlükten kaldırıldığını, 6502 sayılı Yeni Kanun’un yayım tarihinden itibaren altı ay sonra yürürlüğe gireceğinin kararlaştırıldığını, buna göre 6502 sayılı Kanun, 28.11.2013 tarihinde yayımlandığından 6 ay sonra 28.05.2014 tarihinden itibaren yürürlüğe girdiğini, 6502 sayılı Kanun’da yer alan yeni düzenlemeye göre, ayıplı ürünlerin sebep olacağı zarar nedeniyle ücretsiz onarım veya malın ayıpsız misli ile değiştirilmesi haklarının seçilecek olursa, satıcı yanında ürünün imalatçısı ve ithalatçısı da müteselsilen sorumlu olacağını, 6502 sayılı Tüketicin Korunması Hakkında Kanun tüketiciye tanınan seçimlik haklar bakımından sorumlulukları belirlerken, bunu tahdidi olarak saydığını ve fakat acenta bakımından bir düzenleme yapmadığını, 4077 sayılı Eski Kanun döneminde ise, sözleşmeden dönme, malın ayıpsız misliyle değiştirilmesinin ayıp oranında bedel indirim ya da ücretsiz onarım isteme haklarından sözleşme tarafı olmasa bile satış zinciri içinde yer alan bayi ve acenteninde sorumlu olduğunu, bu madde düzelemesinde yer alan acentenin, madde metninden çıkartıldığını, 6502 sayılı Kanun’un madde 11/2 hükmüne göre satıcıyla beraber, yalnızca üretici ve ithalatçı firma sorumlu tutulduğunu, acente ve acentenin sorumluluğunun, kanun metninden çıkarıldığını, bu nedenle acente olarak sözleşmeye aracılık edene müvekkili şirkete her hangi bir sebeple husumet yöneltilemeyeceğini, davacı tarafça müvekkili şirkete karşı açılan dava ve yöneltilen talepler bakımından husumet itirazında bulunduklarını, davacı tarafın harcı eksik yatırdığını tekrarla beyan ettiğini, dava konusu taleplere ilişkin olarak hak düşürücü süre ve zamanaşımı itirazlarının mevcut olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte, davacı tarafça mevzuat kapsamında öngörülen süre içinde ayıp bildiriminde bulunulmadığını, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 223. maddesi madde hükmü ile satılanda bir ayıp bulunması halinde alıcının bu ayıbı satıcıya derhal bildirmesi gerektiğinin hüküm altına alındığını, Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2015/16380 Esas, 2016/9129 Karar sayılı ve 23.05.2016 tarihli kararı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2012/13-152 Esas, 2012/381 Karar sayılı ve 13.06.2012 tarihli kararının emsal teşkil ettiğini, davacı tarafın dava konusu aracı 27.12.2023 tarihinde satın aldığını beyan ettiğini, dava dilekçesinin ekinde yer alan faturanın 27.12.2023 tarihli olduğunu, işbu davanın ikame edildiği tarihin ise 10.10.2024 olup davacının aracı satın almasından neredeyse 1 yıllık bir süre geçtiğini, davacı tarafın huzurdaki dava kapsamında mevzuat uyarınca öngörülen sürelerde ayıp ihbarında bulunmadığını, davacı tarafın ayıp ihbar sürelerine riayet etmeksizin ayıpsız misli ile değişim talebinde bulunması hukuka uyarlık bulunmadığını, dava konusu ... plaka aracın ilk olarak ... nolu WP. 09.01.2024 tarihinde “Ön Yolu Emniyet Kemer ikazı var”, ön yolcu tarafındaki ekran seyir halinde açılmıyor, sürücü kapısı tam açılırken gıcırtı şeklinde ses yapıyor şikayetleri ile servise giriş yaptığını, yapılan kontrollerde ve cihas testin aracın bahse konu şikayetlerine ilşkin arıza görülmediğini, müşteri bakım paketi alarakservisini terk ettiğini, 04.04.2024 tarihinde ... no.lu iş emri ile yazılım güncellemesi ve için giriş yapıldığını, 22.04.2024 tarihinde ... no.lu iş emrinde airbag ikazı mevcut ve yolcu emniyet kemeri ikazı mevcut şikayeti ile giriş yaptığını, yapılan inceleme sonrası, sürücü minderi ikazının tespit edildiğini ve sürücü minderi parçasının değişmesi gerektiğinin tespit edildiğini ve parça siparişi verildiğini, 14.06.2024 tarihinde ... no.lu iş emrinde tespiti yapılan parçanın montajı için giriş yaptığını , parça montajı yapılıp aracın ikazsız bir şekilde teslim edildiğini, en son 11.09.2024 tarihinde ... no.lu iş emrinde ön sağ arıza ikazı veriyor şikayeti ile giriş yapıldığını ve yapılan inceleme sonrası, önceki servis girişlerindeki şikayetlerin toplandığını, ayrı ayrı parçalar değil, kumanda kutusunun değişmesi gerektiğinin tespit edildiğini ve değişiminin sağlanıp arızasız teslim edildiğini, bahs ekonu işlem sonrasında müşterinin servis başvurusu ya da başkaca şikayetinin olmadığını, diğer taraftan aracın serviste bulunduğu süre kapsamında davacı tarafa ikame araç hizmeti sağlandığını, dava konusu aracın onarılmamış yada onarılamamış bir arızasının bulunmadığını, dilekçe ekinde sunmuş oldukları servis formlarında, şikayetlerin aynı parçaya ilişkin olması üzerine onarım ve güncellemesi yapılarak araç kusursuz ve çalışır vaziyette davacı yana teslim edildiğini, bahse konu sürecin malda ayıp olarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığını, mahkemece yapılacak bilirkişi incelmesi ile aracın önceki işlemlerinin ayıp olarak nitelendirilemeyeceği ve dahi aracın sorunsuz ve kusursuz bir şekilde hali hazırda kullanılmakta da olduğunun görüleceğini, davacı tarafın araçta ayıp bulunduğuna ilişkin iddialarının kabulünün mümkün olmadığını ayrıca dava konusu araçta imalattan kaynaklı herhangi bir şikayetin bulunmadığını, aracın halihazırda sorunsuz bir şekilde davacı tarafça kullanıldığını, mevzuat kapsamında satış sözleşmelerinde alıcının seçimlik hakları TBK'nın 227. maddesinde düzlendiğini, somut olayda aracın ayıpsız misli ile değişim talebi için mevzuat kapsamında aranan şartlar her halükarda mevcut olmadığını, ayıpsız misli ile değişim şartlarının oluşmadığını, servis bakım paketi bedelinin iadesinin de talep edilmesinin hukuka aykırı bir durum olduğunu, dava kapsamında davacı tarafın dava konusu aracın ayıpsız misli ile değişiminin yanı sıra servis bakım paketi için ödediği 41.860,80 TL'nin iadesini talep ettiğinin görüldüğünü, dilekçelerinde ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, harç tamamlatmanın aracın fatura bedeli + ilave olarak istenen bu bedel de eklenerek yapılması gerektiğini, dava konusu araçta imalattan kaynaklı ya da verilen hizmetlerde herhangi bir ayıp bulunmadığını, aracın servis girişi akabinde araç üzerinde gerekli incelemeler, bakım işlemleri ve nihayetinde parça değişimi yapılarak araç sorunsuz bir şekilde davacı tarafa teslim edildiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, bir an için huzurda görülen davanın kabulüne karar verilmesi olasılığında, bu durumda müvekkili şirketin aracın değeri nispetinde uğrayacağı zarar ile aracı sorunsuz olarak kullanan davacı tarafın elde edeceği yarar arasında orantısızlık meydana geleceğinin açık olduğunu, dilekçesinde bahsetmiş olduğu yargıtay kararında da bu husus vurgulandığını, yine aksi kabulde dahi; Yargıtay içtihatları doğrultusunda araca ilişkin olarak yapılacak araştırmada aracın trafik kaydında takyidat olması halinde değişim kararı verilmesinin mümkün olmadığını, Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 2018/4672 Esas, 2018/8338 Karar sayılı ve 26.09.2018 tarihli kararının bu konu hakkında emsal teşkil ettiğini beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE :Dava, ayıplı olduğu iddiası ile satın alınan aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesi ayrıca servis bakım paketi bedelinin faizi ile birlikte tahsili istemine ilişkindir. Deliller ; araç satımına ilişkin fatura sureti, ihtarname, servis evrakları, bilirkişi incelemesi. Uyuşmazlık Noktaları : davacının ... ...'den satın aldığı araçtaki iddia edilen ayıbın olup olmadığı varsa açık ayıp mı yoksa gizli ayıp mı olduğu, ayıp ihbarının süresinde yapılıp yapılmadığı, ayıpların tamamen giderilip giderilmediği, ileri sürülen ayıpların aracın kullanımını ve ondan beklenen faydayı önemli derecede olumsuz şekilde etkileyecek nitelikle olup olmadığı dolayısıyla aracın misliyle değiştirilmesi gerekip gerekmediği, araçtaki ayıbın onarım bedelinin ne olduğu (dava tarihi itibariyle), araçtaki ayıp nedeniyle değer kaybı olup olmadığı, varsa değer kaybı miktarının saptanması (dava tarihi itibariyle), dava tarihi itibariyle aynı marka ve model aracın rayiç değerinin ne olduğu, araçtaki ayıp nedeniyle ayıplı haliyle aracın rayiç değerinin ne kadar olduğu, servis bakım paket bedelinin istenip istenemeyeceği, istenebilecek ise hangi davalıdan istenmesi gerektiği, ...... A.Ş'nin acente olduğunu iddia etmesi nedeniyle husumet yöneltilip yöneltilemeyeceği hususlarında uyuşmazlık toplanmaktadır. Dava dilekçesine ekli 27/12/2023 tarihli fatura incelendiğinde, faturanın ...-... .... Aş tarafından davacı firmaya düzenlendiği, ... ... E ... D marka ve model aracın 6.396.465,46TL bedelle , davalı ... tarafından davacı şirkete satıldığı tespit edilmiştir. Dava dilekçesine eklenen evraklar incelendiğinde, ......AŞ tarafından davacı tarafından kesilen 28/12/2023 tarihli fatura incelendiğinde " servis bakım paketi hizmeti 3'lü" açıklaması ile 41.860,80TL bedelle servis bakım paket hizmeti sunulduğu anlaşılmıştır. Dava dilekçesi ekinde ......AŞ tarafından davaya konu araçtaki hasarlar kapsamında yapılan işlemleri gösterir evrakların eklendiği bu kapsamda 03/01/2024, 09/01/2024 , 04/04/2024 , 22/04/2024, 14/06/2024 tarihli evrakların sunulduğu, araç arızası olarak airbag ikazı, yolcu emniyet kemeri ikazı, sistem bağlantısı hatası, akü şarj cihazı bağlantısı, opsiyonlu parça değişimi gibi hususların belgelere yazıldığı görülmüştür. Davacı tarafından davalılara gönderilen 20 Haziran 2024 tarihli 10365 yevmiye numaralı Beşiktaş 11 Noterliğine ait ihtarname incelendiğinde, konu kısmında ayıplı araç satışı nedeniyle ortaya çıkan zararın karşılanması ve aracın iadesinin talep edildiği, açıklamalar kısmında araçta meydana gelen arızaların ve servis tarafından yapılan işlemlerin detaylı olarak anlatıldığı, en son hasarlı halde aracın serviste bırakıldığının belirtilerek aracın ayıplı olduğu belirtilerek aynı model ayıpsız misli ile değiştirilmesinin bu sağlanamıyor ise ödenilen bedelin faizi ile istenildiği görülmüştür. Davaya konu aracın , UYAP üzerinden sorgusu yapıldığında davacı adına kayıtlı olduğu tespit edilmiştir. Davalı tarafın araç satışına ilişkin fatura bedeli üzerinden eksik harcın tamamlanmasını talep etmesi üzerine eksik harç davacı tarafça tamamlanmıştır. Davalı ...... Aş vekili cevap dilekçesinde, kendisine husumet yöneltilemeyeceğini, müvekkili ile diğer davalı arasında acentelik sözleşmesinin mevcut olduğunu, bu kapsamda ...-... marka araçların satışına aracılık ettiğini, TTK 102 ve devamı maddelerinde yer alan düzenlemelere göre müvekkili şirkete , acentelik - aracılık ettiği iş ve işlemler bakımından husumet yönetilmeyeceğini belirterek acentelik sözleşmesi ile ilgili evrakları cevap dilekçesine eklediği görülmüştür. Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezine yazı yazılarak, dava konusu araç ile ilgili hasar bilgileri istenilmiş, 06/05/2025 tarihli yazı cevabı incelendiğinde, söz konusu araç ile ilgili herhangi bir kaza ve hasar bilgisine dair kaydın bulunmadığı bildirilmiştir. Araç üzerinde mahkememiz vasıtası ile , otomotiv alanında uzman bilirkişiler eşliğinde keşif yapılmıştır. Yargılamanın devamı sırasında davacı vekilince 26/06/2025 tarihli dilekçe ekinde , yine aracın airbag arızası verdiğini belirterek bununla ilgili servis kaydını dilekçesine eklediği anlaşılmıştır. Bilirkişiler tarafından mahkememize ibraz edilen bilirkişi raporu incelendiğinde, bilirkişiler tarafından tüm dosya kapsamı , toplanan deliller ve taraflara ait iddia ve savunmaların değerlendirildiği, raporun devamında , adliyedeki inceleme tarihi itibari ile araç kilometresinin 19.600km olduğunu belirterek dosyada mevcut kayıtların özetinin verildiği, buna göre ; "Dosyada mevcut kayıtlarının özeti aşağıda verilmiştir: Tarih Km Şikayet / Tanı / İşlem 09.01.2024 512 Ön yolcu emniyet kemeri ikazı var. Ön yolcu tarafından ekran seyir halinde açılmıyor.

04.04.2024 4.215 Motor kumanda cihazı yazılımının güncellenmesi. Arıza tespit Bağlanması çıkartılması. Akü şarj cihazının bağlanması.

22.04.2024 4.693 Airbag ikazı mevcut. Yolcu emniyet kemeri itirazı mevcut.

14.06.2024 7.079 Aracın ön yolcu koltuk ikazı mevcut. SRS kutusunda arıza Mevcut. Ön yolcu kumanda kutusu resetlendi. Arızanın Devam ettiği görüldü. Ağırlık minderi değişimi yapıldı.

27.06.2024 7.079 (iş emri kapanış) Sürücü minderi değişimi. Koltuk minderi Değişimi

11.09.2024 11.152 Sağ ön yolcu koltuğu airbag arıza ikazı veriyor.

03.10.2024 11.152 Kısa test işlemleri genel kontrol. Araç elektrik sistemi şase kablosu sökme takma. Araç emniyet sistemi kumanda cihazının (SRS) yenilenmesi.

21.03.2025 15.752 Airbag ikazı yanıyor. Aracın ön yolcu ağırlık sınıflandırması Kumanda cihazuu ile ilgili iletişimde fonksiyon arızası Kaydedilmiş. Arıza kaydı silindi. Arıza giderildi.

26.06.2025 19.633 48 V akü ikazı yanıyor. Araç çekici ile geldi. Araç çalışmıyor

03.01.2024 tarihli faturaya göre, davacı, davalı ... şirketinden 41.860 TL karşılığı servis bakım paketi satın almıştır. Dava konusu araç 25.06.2025 tarihinde adliye önünde incelen sırasında aracın sağ ön yolcu airbag hata sinyali verdiği görülmüştür aşağıda paylaşılmıştır. Dava konusu araç, 01.04.2026 tarihinde, ... Motorlar ve Taşıtlar Laboratuvarında da incelenmiştir.İnceleme tarihinde aracın km değerinin 36.666 km'de olduğu tespit edilmiştir. 01.04.2026 tarihinde yapılmış olan inceleme esnasında araçta bir arıza kodu tespit edilmemiştir. Taraflar Arasında Akdedilen Sözleşme ve Sözleşmenin Tarafları Bir sözleşmenin tipi (veya hukuki niteliği), sözleşme taraflarının temel edim yükümlülüklerine göre belirlenir. Sözleşmenin tanımında yer alan, onun tipi için zorunlu olan asgari unsurlara ise, sözleşmenin objektif esaslı noktaları adı verilir. Objektif esaslı noktalar, sözleşmenin tipini belirleyen, karakteristik yapısını oluşturan noktalardır. Bu noktalar sözleşmenin tipini belirlediği için bunlara “sözleşmenin tipik unsurları” da denilir. Örneğin satış sözleşmesinde, satılan şey ve satış bedeli (TBK m. 207); kira sözleşmesinde, kiralanan şey ve kira bedeli (TBK m. 299); tellallık (simsarlık) sözleşmesinde, aracılık faaliyeti ve ücret (TBK m. 520) sözleşmenin objektif esaslı noktalarını (tipik unsurlarını) oluşturur. Bu noktada özellikle belirtmek gerekir ki, içeriğinde yer alan esaslı unsurlar itibariyle “satış” olduğu anlaşılan bir sözleşme, taraflar onu “kira” olarak adlandırdıkları için “kira” olmaz. Somut olayda, dava konusu olan otomobilin konu olduğu sözleşme bir satış sözleşmesidir. Zira taraflardan birinin edimi ücret iken, diğerinin edimi bahse konu otomobilin alıcıya teslimi ve mülkiyetinin naklidir. Sözleşmenin tarafları da davacı ile davalı ...'tir. Davalı ... ise acente konumundadır. Bu hususun tespiti, özellikle bir sonraki başlıkta tartışmış olacağımız ayıptan kimin sorumlu olup olmayacağının tespiti bakımından da önem arz eder. Bilindiği üzere, satış sözleşmesinde ayıptan yalnızca satıcı sorumludur; meğer ki aksini öngören bir kanuni düzenleme (örneğin TKHK) yada sözleşme hükmü (örneğin satıcı olmasa bile bir kişinin ürettiği ürünler için garanti vermesi) olsun. Bu sebeple, somut olayda satıcı ...'in ayıptan doğan sorumluluğu gündeme gelebilir. Davalı ... ise dosyaya mübrez sipariş onay formundan da görüleceği üzere yalnızca ek hizmetler bakımından yetkili acente olup, diğer hususlarda bağımsız bir tacir olarak hareket etmektedir. Bu hâlde, davalı ...'in satış sözleşmesi kapsamında sorumluluğunun mevcut olmadığı söylenebilir. Ancak, ...'in başkaca hizmetler sebebiyle bir kötü ifası mevcutsa, bu hâlde ancak onun da ayıptan doğan sorumluluğuna gidebilir. Ayıptan Sorumluluk Bakımından Satıcının ayıptan sorumluluğu bir yan edim yükümlülüğü olup, bu sorumluluğa ilişkin olarak TBK m. 219 vd. hükümlerinde özel hükümler getirilmiştir. Ayıp teriminden, satılan malda ortaya çıkan ve alıcının o maldan tümüyle ya da gerektiği gibi yararlanmasını engelleyen eksiklikler ve aksaklıklar anlaşılır. Ayıbı üstlenme borcu da satıcının, bu gibi eksiklikler ve aksaklıklardan sorumlu olmasına ilişkindir. Satıcı, daha önce alıcıya mala ilişkin olarak belirttiği ve söz verdiği niteliklerin satılanda bulunmamasından sorumlu olduğu kadar; böyle bir söz vermemiş olsa bile, niteliği veya niteliği etkileyen niceliğe aykırı olan, kullanma amacı bakımından, malda normal olarak bulunması gereken ve bulunmadığı zaman maldan yararlanma olanağını kaldıran ya da önemli ölçüde kısıtlayan ayıptan da sorumludur (TBK m. 219/f.1). Bu itibarla satıcının, ayıptan sorumlu tutulabilmesi için kanun gereği aranan bazı şartlar mevcuttur. Buna göre; 1. Taşınırın teslim edilmiş olması, 2. Taşınır malın ayıplı olması, 3. Ayıptan sorumluluğu kaldıran sorumsuzluk anlaşmasının yapılmamış olması, 4. Ayıbın, hasarın alıcıya geçmesinden önce mevcut olması, 5. Gözden geçirme ve ihbar külfetinin yerine getirilmesi, gerekmektedir. Tüm bu şartlar somut olay kapsamında başlıklandırılmak suretiyle aşağıda açıklanmıştır. Somut olay kapsamında şartların haiz olduğu kanaatine varılması durumunda davalı satıcı ...'in ayıptan doğan sorumluluğunun kapsamı tespit edilebilecektir. a. Taşınırın Teslim Edilmiş Olması , TBK m. 210'a göre “Satıcı, satılanın mülkiyetini geçirmek amacıyla, zilyetliğini alıcıya devretmekle yükümlüdür” Bu hüküm bakımdan bir satış sözleşmesinde satıcının temel borcu, sözleşme konusu malın mülkiyetini geçirim amacıyla zilyetliğini alıcıya devretmesidir. TBK m.210 hükmünde taşınırlar bakımından mülkiyetin geçirilmesi amacıyla zilyetliğin devredilmesi şartını aramaktadır. Somut olayda ise satışa konu emtiaların davalıya teslim edildiği hususunda taraflar arasında ihtilaf bulunmamaktadır. Bu sebeple satım sözleşmesinde ayıba karşı ihbar süresi emtiaların davalıya teslim edildiği tarihten itibaren işlemeye başlayacaktır. Somut olayda taşınırın teslim edilip edilmediği konusunda bir tereddüt yoktur. Taraflar otomobilin teslim edildiğini kabul etmektedirler. b. Taşınır Malın Ayıplı Olması Ayıp, objektif olarak sözleşme konusu malda bulunması gereken özelliklerin bulunmaması ve bu malda olmaması gereken özelliklerin ise bulunması anlamına gelmektedir. Bu bakımdan taşınırın ayıplı olduğunun belirlenmesi amacıyla taşınırda olması gereken ve olmaması gereken vasıfların her somut olay için değerlendirilmesi gerekmektedir. Objektif olarak belirlenen özellikler ile somut olay arasında herhangi bir farkın bulunması durumunda ayıplı ifanın olduğu kabul edilmelidir. Heyetimizin teknik üyesince yapılan incelemelerin neticesinde, aracın ilk 20.000 kilometrede sekiz kez arıza kaydının mevcut olduğu, airbag/emniyet sistemi/akü kaynaklı çalışmama gibi önemli hususlarda arızaların mevcut olduğu, 25.06.2025 tarihli incelemede arıza sinyalinin fiilen görüldüğü tespit edilmiştir. Ayıbın, malda ortaya çıkan ve alıcının o maldan gereği gibi yararlanmasını engelleyen eksiklikler olduğunu düşününce, ilgili hususların da davacının otomobilden gereği gibi yararlanmasını engellediği söylenebilir. Bu hâlde ilgili malın ayıplı olduğu görüş ve kanaatine varılmıştır. Vurgulayalım ki tüm nihai takdir ve hüküm Mahkemededir. Ek olarak, ... tarafından yapılan bakımlarda davalı ...'in bir kusurunun bulunduğuna ilişkin teknik bir tespit yapılmamıştır. Dolayısıyla, ayıptan yalnızca davalı ... sorumludur. c. Ayıptan Sorumluluğu Ortadan Kaldıran Sorumsuzluk Anlaşmasının Akdedilmemiş Olması Satıcının ayıptan sorumluluğunu düzenleyen hükümler yedek hukuk kuralı niteliğinde olduğundan taraflar satıcının ayıba karşı tekeffülden doğan sorumluluğunu sözleşme ile kaldırabilmekte veya sınırlandırabilmektedir. Diğer bir ifadeyle TBK m. 219/1'deki satıcının ayıba karşı tekeffülünü düzenleyen hüküm emredici nitelikte olmadığı için satıcının ağır kusurlu olduğu haller saklı olmak kaydıyla taraflar sorumsuzluk anlaşması yaparak satıcının sorumluluğunu sınırlandırabilir veya tamamen ortadan kaldırabilir. Heyetimize sunulan dosya suretinden taraflarca bu yönde yapılmış bir sorumsuzluk anlaşmasının bulunmadığı tespit edilmiştir. Bu itibarla kanaatimiz bahse konu şartın, somut ihtilaf açısından değerlendirilmesine gerek olmadığı yönündedir. d.Ayıbın Hasarın Alıcıya Geçmesinden Önce Mevcut Olması Sözleşme konusu malda meydana gelen hasarın alıcıya geçmeden önce veya en geç hasarın geçtiği anda mevcut olması gerekmektedir. Diğer bir ifadeyle satış sözleşmesinde ayıplı maldan satıcının sorumlu olabilmesi için genel hükümlere göre ayıbın en geç hasarın geçtiği anda var olması gerekir. Bu itibarla hasarın geçtiği andan itibaren ortaya çıkan bozulma veya yok olma ayıp olarak kabul edilmemekle ve bu durumdan satıcının sorumluluğu da bulunmamaktadır. Hasar ve yararın geçiş anı taşınır ve taşınmazlar açısından farklılık teşkil etmektedir. TBK m. 208/1'e göre “Kanundan, durumun gereğinden veya sözleşmede öngörülen özel koşullardan doğan ayrık hâller dışında, satılanın yarar ve hasarı; taşınır satışlarında zilyetliğin devri, taşınmaz satışlarında ise tescil anına kadar satıcıya aittir.” Bu sebeple kural olarak hasarın, taşınmaz satışlarında tescille taşınır satışlarında ise zilyetliğin devriyle alıcıya geçtiği kabul edilmekte ve huzurdaki ihtilaf açısından hasarın teslim anında mevcut olup olmadığını araştırmak gerekmektedir. Somut ihtilafta ayıba ilişkin iddialar otomobilin üretiminden kaynaklı olduğu sebebine dayanmaktadır. Araçta yaşanan aksaklıkların otomobilin zilyetliğinin davacıya devrinden kısa bir süre sonra çıktığı düşünülünce, bu ayıbın hasarın davacıya geçmesinden evvel ortaya çıktığı ifade edilebilir. Nitekim heyetimizin teknik üyesi tarafından bu durum “Dava konusu aracın, periyodik bakım harici ilk 20.000 km'de 8 kere arıza kaynaklı servi acının oluştuğu, bu durumun üst segment bir araç olan dava konusu araçlar için normal bir durum olmadığı” şeklinde ifade edilmiştir. Ancak, tüm nihai takdir Mahkemededir. e. Gözden Geçirme ve İhbar Külfetinin Yerine Getirilmesi Alıcının malda bulunan ayıp sebebiyle satıcının sorumluluğuna gidebilmesi için şekil şartlarını da yerine getirmesi gerekmektedir. Dolayısıyla, satıcının, ayıba karşı sorumluluğunun bir diğer şartının, alıcının gözden geçirme ve ihbar sürelerine uymasıyla gerçekleşeceği ifade edilmelidir. Gözden geçirme ve bildirim külfeti, hem lüzumlu hem de satıcının bildirdiği vasıflar nedeniyle tekeffülden yararlanabilmenin şartıdır. Bu itibarla alıcının, maddi koşulları gerçekleşen satılandaki ayıbı, süresinde gözden geçirmemesi ve bu ayıbı süresinde bildirmemesi halinde satıcının ayıp hükümlerinden dolayı sorumluluğuna gidilmesi mümkün değildir. Nitekim, TBK m. 223/1'e göre “Alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır.” Bu bakımdan alıcının sözleşme konusu malı hayatın olağan akışı içinde gözden geçirmesi ve bir ayıbın bulunması halinde uygun bir süre içinde satıcıya bildirmesi gerekmektedir. Bu hüküm, gözden geçirme ve bildirim külfetini hem malda bulunması gereken lüzumlu özelliklerin olmaması hem de satıcının vadettiği özelliklere sahip olması sonucu ortaya çıkan ayıpları kapsamına almakta; taşınır ve taşınmaz satışlarında bu durum söz konusu olmaktadır. TBK m. 223/2'ye göre “Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır.” Bu hükümle de açıkça anlaşılacağı üzere alıcının gözden geçirme külfeti yalnızca açık ayıplar bakımından geçerli olmakta ve gizli ayıplar açısından alıcının böyle bir külfeti bulunmamaktadır. Ayıbı bildirme süreleri, niteliği itibariyle hakdüşürücü süre niteliğinde olup; gecikmeyle yapılan ayıp bildirimlerinde satıcının sorumluluğuna başvurmak mümkün değildir. Bugün için ayıplarla ilgili sürelere net olarak yer verilen bir başka hüküm, ticari satışlara ilişkindir. Buna göre ticari satışlarda geçerli olan; açık ayıplarda 2, olağan ayıplarda ise 8 günlük, gizli ayıplarda ise iki yıllık süreler öngörülmüştür" diyerek "Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 13.11.2007 tarihli kararına atıfta bulunmuşlar ve raporlarının devamında, "Alıcı, işlerin olağan akışına göre olanak bulur bulmaz olağan gözden geçirmeyi ihmal eder veya olağan bir ayıp (olağan gözden geçirmeyle) ortaya çıkmasına rağmen süresinde (uygun sürede) bildirmeyi ihmal ederse, Borçlar Kanunu'na göre ayıplı da olsa malı kabul etmiş sayılır (TBK m. 223/f.2). Fakat huzurdaki dava niteliği itibariyle ticari dava niteliğinde olduğundan özel hüküm kapsamında bulunan TTK m. 23 nazara alınmalıdır. TTK m. 23/f.1-(c) hükmü uyarınca: Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanunu'nun 223. maddesinin ikinci fıkrası uygulanır. İlgili kanun hükmünden de anlaşılacağı üzere ticari satışlarda, satılan şeyin teslimi sırasında ayıp, açıkça anlaşılıp görülebilir nitelikteyse alıcı bu durumu iki gün içerisinde durumu satıcıya bildirmek zorundadır (TTK m. 23/f.1-(c).1). Buna karşılık, satış konusu malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça anlaşılabilecek durumda değilse (olağan ayıplarda) alıcı, teslimden başlayarak sekiz gün içinde malı yoklamalı ve bu süre içerisinde satıcıya ihbar külfeti altındadır. (TTK m. 23/f.1-(c)). Gizli ayıplarda ise, TBK m. 223/f.2 hükmü uygulanır (TTK m. 23/f.1-(c) son atıf). Görüldüğü üzere, gerek TBK m. 223'te yer alan “bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır.” hükmü; gerekse de “malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür.” hükmü lafız itibariyle emredici nitelik arz etmektedir. Somut olayda tarafların tacir olması sebebiyle, TTK'nın gözden geçirme ve ihbar külfeti hususundaki hükümleri dikkate alınacaktır. Bu açıdan, esas olarak durumu iki gün içinde davacının kontrol etmesi ve davalılara ihbar etmesi gerekir; ancak bu ayıp açıkça anlaşılacak düzeyde değilse bu süre sekiz gündür. Ne var ki somut olaydaki ayıplar gizli ayıplardır. Örneğin somut olayda hava yastıkları bakımından arıza meydana gelmiş olup, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararı gereğince bu husustaki arıza gizli ayıptır': “Bilirkişi heyetince düzenlenen 26.04.2011 tarihli ek raporda hava yastığının açılması için belirlenen eşik değerlerin aşılması gerektiği, dava konusu aracın motorunun konum değiştirmesi, teker askı sisteminin kopması ve tampon kirişinin sağ ön boyuna kirişe bağlantı bölgesine katlanma şekl inde gözlenen plastik deformasyonların, aracın kaza sırasında ön kesiminden kullanım kılavuzunda yer alan hafif şiddetin üzerinde ve ön hava yastığı darbe konisi içinde kalan bölgeden ön hava yastıklarının açılmasını tetikleyecek negatif ivmeyi oluşturacak şekilde yüksek şiddette darbe aldığının göstergesi olduğu, darbenin etkisi ile deforme olan parçaların yapısı, bağlantı özellikleri dikkate alındığında, hasara neden olan çarpışmanın esnek çarpışma olmadığı, çarpışma anında ön hava yastıklarının açılması için gerekli teknik şartların oluştuğu ve hava yastıklarının açılmamasının imalata dayalı gizli ayıp olduğunu gösterdiği belirtilmiştir...” Bunun yanında, sıfır kilometre olarak alınmış araçlarda kısa süre sonra ortaya çıkan ve tek seferlik de olmayıp tekrarlayan arızların imalat kaynaklı olduğunu Yargıtay belirtmektedir”: “Davacı vekili; davacının davalılardan bir adet sıfır kilometre ... marka otomobili satın aldığını, bu aracın alındığı günden itibaren sürekli arıza çıkardığını, alındıktan itibaren geçen 10 ay içerisinde 7 kez motor arızası ile davalı şirketlerin servisine teslim edildiğini (..) davaya konu arızanın süreklilik arz ettiği ve araçta kronik arıza durumunun mevcut olduğunun, araçtaki ayıbın yapılan değerlendirmeler neticesinde gizli ayıp niteliğine sahip olduğunun, aracın söz konusu arızaya tekrar sebebiyet vermesi durumunda hem davacının hem de kamunun can ve mal kaybında yüksek risk oluşturacağı dikkate alındığında aracın trafikten çekilmesi gerektiğinin belirtilmesine, davalıların üreticisi ve satıcısı olduğu aracın elektrik aksamındaki arızanın giderilemediği, bu durum gizli ayıp niteliğinde olup imalat hatasından kaynaklandığının anlaşılmasına göre...” Bir diğer kararda da hava yastığı ve emniyet kemeri sistemi bakımından ortaya çıkan ayıpların gizli ayıp niteliğinde olduğu belirtilmiştir: “Davacı vekili; müvekkilinin davalı oto galeri şirketinden 11.10.2021 tarihinde 2013 model Renault marka araç satın aldığını, müvekkilinin aracı satın almadan | gün önce ekspertize götürdüğünü, buradan alınan ekspertiz raporunda; sol ön ve sağ ön çamurluğun sökülüp takıldığı, sağ ön kapının sökülüp takıldığı, sağ arka kapının kuru çekiç olarak raporlandığını, müvekkilinin aracı bu durumda olduğunu kabul ederek ve inanarak satın aldığını, ancak müvekkilinin bu aracı satmadan önce başka bir ekspere göl ünü, buradan alınan raporda; sağ ön kapının çıkma, sürücü airbaginin ve ön göğsün(torpido) çıkma olarak değiştiği, aracın yolcu airbaginin patlak tamirli, aracın emniyet kemerinin dirençli, aktif olmadığının belirtildiğini (..) bu ayıbın olağan bir gözden geçirme ile fark edilmesinin mümkün olmaması sebebiyle gizli ayıp niteliğinde olduğunun tespit edildiği, raporun taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli olduğu anlaşılmakla...” Bu sebeple, somut olayda yaşanan ayıpların gizli ayıp niteliğinde olduğu, davacının bu ayıpların gözden geçirilmesi ve ihbarı bakımından iki ve sekiz gün ile sınırlandırılmamış olduğunun kabul edilmesi gerektiği görüş ve kanaatine varılmıştır. Belirtelim ki tüm nihai takdir ve hüküm Mahkemededir. 1. Ayıp Sebebiyle Kullanılabilecek Haklar Bakımından Yukarıda (2 numaralı başlığın a, b, c, d, e alt başlıkları altında) sayılan şartların tamam olması durumunda, alıcı (davacı) TBK m. 227'ye göre seçimlik haklara sahip olacaktır. Belirtelim ki bu hüküm emredici olmayıp, taraflar bu haklar bakımından aksini kararlaştırabilir. Genel kabul, bu hakların kullanılmasının yenilik doğuran hak olması olup, muhatabının hakimiyet alanına varmasıyla birlikte hüküm ve sonuç doğuracaktır. TBK m. 227'ye göre davacının seçimlik hakları aşağıdaki şekildedir: 1. Sözleşmeden dönme ve satılanı geri vermek 2. Satılanı alıkoyup indirim isteme 3. Aşırı masraf gerektirmediği sürece satıcı tarafından onarımının yapılması ya da yaptırılması 4. İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değişimidir. Somut olayda, davacı ayıpsız bir benzeri ile otomobilin değiştirilmesini talep etmiştir. Davacı, otomobilin ayıplı olması sebebiyle TBK m. 227'ye göre ayıpsız bir benzeri ile otomobilin değiştirilmesini talep etme hakkına sahiptir. Bu talebin yerine getirilmesinin tek şartı, bu benzeri ile değişimin davalı tarafından yerine getirilmesinin somut olay bakımından mümkün olmasıdır. Davalı ...'in ilgili aracın üreticisi olması ve sahip olduğu ekonomik gücü sebebiyle, somut olayda bedelsiz bir benzeri ile değişimin yapılmasına imkân olduğu söylenebilir. Bu sebeple, davacının otomobili bir benzeri ile değiştirilmesini talep etme hakkı mevcuttur. İlaveten de belirtmek gerekir ki, TBK m. 227/f.2'ye göre genel hükümlere göre davacının, eğer mevcutsa, zararlarının tazminini isteme hakkı mevcuttur. Tüm nihai takdir ve hüküm Mahkemededir." diyerek raporlarının sonuç kısmında, dava konusu aracın, periyodik bakım harici ilk 20.000 km'de 8 kere arıza kaynaklı servis ihtiyacının oluştuğu, bu durumun üst segment bir araç olan dava konusu araçlar için normal bir durum olmadığı, aracın, 25.06.2025 tarihinde, 19.600 km'deki adliyedeki incelemesinde sağ ön yolcu hava yastığı arıza sinyali vermekte olduğu, 01.04.2026 tarihinde, 36.666 km'de iken ki incelemesinde ise bir arıza sinyali mevcut olmadığı, dava konusu otomobile ilişkin sözleşmenin satış sözleşmesi niteliğinde olduğu; bu sözleşmenin davacı ile davalı ... arasında akdedildiği; dolayısıyla, satıcı ...'in ayıptan doğan sorumluluğunun gündeme gelebileceği; buna karşılık, davalı ...'in otomobilin satışından kaynaklı ayıptan sorumluluğunu doğuran bir sözleşme hükmüne rastlanılmadığı, davalı ...'in ayıptan doğan sorumluluğu sınırlandıran ya da kaldıran bir sözleşme hükmüne rastlanılmadığı, teknik incelemeler neticesinde otomobilde, ondan gereği gibi yararlanılmasını engelleyen niteliklerin mevcut olduğunun tespit edilmesi sebebiyle, ayıpların mevcut olduğunun söylenebileceği; bu ayıpların üretim kaynaklı olduğunun söylenebilecek; Yargıtay içtihatları nazara alındığında, somut olaydaki airbag, SRS, emniyet sisteminde yaşanan ayıpların imalât kaynaklı ve gizli ayıplar olduğunun söylenebileceği, bu sebeple gözden geçirme ve bildirim külfetinin davacı tarafından yerine getirildiği, davalı ...'in otomobilin ayıpsız bir benzeri ile değiştirebilmesinin mümkün olması sebebiyle, davacının ayıpsız bir benzeri ile değişim hakkını kullanabileceği; bunun yanında, eğer varsa, davalı ... tarafından edimin gereği gibi ifa edilmemesi sebebiyle olumlu zararlarını da talep edebileceği yönünde görüş ve kanaat bildirdikleri görülmüştür. Araç satışı sözleşmesi, davacı şirket ile davalılardan ... ... ... Aş arasında yapılmıştır. Davacı tarafın tüketici kapsamında olmaması nedeniyle dava konusu olaya TBK hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. TBK'nun 219.maddesinde ; "Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur. " TBK'nun 223.maddesinde ; " Alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır. Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır. " denilmiştir. Satıcının ağır kusurunun sonuçları TBK'nun 225.maddesinde düzenlenmiştir. Alıcının seçimlik haklarını düzenleyen TBK'nun 227.maddesinde ; "Satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hâllerde alıcı, aşağıdaki seçimlik haklardan birini kullanabilir: 1. Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme. 2. Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme. 3. Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme. 4. İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme. Alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır. Satıcı, alıcıya aynı malın ayıpsız bir benzerini hemen vererek ve uğradığı zararın tamamını gidererek seçimlik haklarını kullanmasını önleyebilir. Alıcının, sözleşmeden dönme hakkını kullanması hâlinde, durum bunu haklı göstermiyorsa hâkim, satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebilir. Satılanın değerindeki eksiklik satış bedeline çok yakın ise alıcı, ancak sözleşmeden dönme veya satılanın ayıpsız bir benzeriyle değiştirilmesini isteme haklarından birini kullanabilir." denilmiştir. Davalı ... ... Aş ek hizmetler bakımından yetkili acente olması nedeniyle, satılan aracın ayıplı olmasından dolayı sorumluluğu mevcut değildir. Ancak ... tarafından verilen servis hizmetleri kapsamında kötü ifası var ise ancak verdiği hizmet nedeniyle sorumluluğu olabilir. Bilirkişi raporunda da teknik uzmanlar tarafından belirtildiği üzere ilk kez satın alınan aracın ilk 20.000 km'de 8 kez arıza kaydının mevcut olduğu, airbag/mniyet sistemi/akü kaynaklı çalışmama gibi önemli hususlarda arızaların mevcut olduğu, 25/06/2025 tarihli inceleme de arıza sinyalinin fiilen görüldüğünün tespit edildiği, söz konusu ayıpların alıcının o maldan gereği gibi yararlanmasını engelleyen eksiklikler olduğu, malın ayıplı olduğu, ... bakımından yapılan değerlendirmede, ...'in kusurunun bulunmadığının tespit edildiği, araçtaki ayıpların alan tarafından gözden geçirme neticesinde tespit edilebilecek basit hatalar olmadığı, nitekim ayıpların davacı tarafından davalı ...'e gönderilen ihbarname ile bildiriminin yapıldığı, 20.000km'de 8 kez arızalanma durumunun üst segment araç için normal bir durum olmadığı, araçtaki arızaların niteliğine bakıldığında can ve mal güvenliği açısından önemli arızalar olduğu istenmeyen sonuçlara yol açabileceği, araçataki ayıpların 20.000km'de iken arka arkaya çıkması, önemli arızalar olması , bu arızalar nedeniyle, davacı tarafın söz konusu araçtan gereği gibi faydalanmasının söz konusu olamayacağı anlaşılmakla, davacının TBK 227.maddesi kapsamında aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesini isteyebileceği, bu istemin sorumlusunun aracı satan ... ...... AŞ olduğu, aracın arızalanması nedeniyle servis bedeli kapsamında davacı tarafından ödenen servis bakım paketi bedelinin de ... ... tarafından davacıya iade edilmesi gerektiği, diğer davalı tarafından verilen servis hizmetinde bilirkişiler tarafından herhangi bir kusur tespit edilemediğinden, servis hizmet bakım bedelinin iadesinin diğer davalı ...'den istenemeyeceği anlaşılmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ...

HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle ; 1-Davacının davalı ... ... A.Ş hakkında açmış olduğu "aracın misliyle değiştirilmesi" ne yönelik davasının, bu davalının pasif husumet ehliyetinin bulunmaması nedeniyle husumet yokluğundan reddine, 2-Davacının davalı ... ... A.Ş hakkında, servis bakım paketi bedelinin tahsili talebi ile açtığı davasının reddine, 3-Davacının ....... A.Ş hakkında açmış olduğu davasının kabulü ile, a-Dava konusu ...plakalı, ... - ... marka, ..., 2023 model, şasi no:..., ilk tescil tarihi 27/12/2023 olan aracın takyidatsız olarak, davalı ... .... AŞ'ye iadesiyle birlikte, ayıpsız misliyle değiştirilmesine, bunun mümkün olmaması halinde 2024 sayılı İİK'nın 24. Maddesi gereğince işlem yapılmasına, b-41.860,80 TL servis bakım bedelinin dava tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ...... AŞ'den alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden 791.066,11 TL vekalet ücretinin davalı ... - ... ... AŞ'den alınarak davacıya verilmesine, 5-Davalı ... ... .AŞ kendisini vekille temsil ettirdiğinden, davanın pasif husumetten red edilen bölümü için 45.000,00TL, servis bakım bedelinin tahsili talebinin reddi nedineyle 41.860,80TL olmak üzere toplam 86.860,80TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak , davalı ...... AŞ'ye verilmesine, 6-Davacı tarafından yatırılan 112.474,12TL peşin karar ve ilam harcının, davalı ......Aş'den alınarak davacıya verilmesine, 7-Davacı tarafından yapılan 488,40TL ilk masraf, 4.361,50TL keşif harcı, 45.000,00TL bilirkişi ücreti, 1.180,50TL tebligat ve tezkere gideri olmak üzere toplam 51.030,40TL yargılama giderinin davalı ...... AŞ'den alınarak, davacıya verilmesine, 8-Gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde yazı işleri müdürü tarafından resen ilgilisine iadesine, 9-Zorunlu arabuluculuk kapsamında Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.800,00TL arabulucu ücretinin davalı ...... AŞ'den alınarak hazineye irad kaydına, 10-Bu dava sebebiyle 439.802,07TL karar ve ilam harcı alınması gerektiğinden , peşin alınan (dava da 714,88TL + tamamlama harcı 111.759,24TL=) 112.474,12TL'nin mahsubu ile kalan 327.327,95TL karar ve ilam harcının davalı ... ... Aş'den alınarak hazineye irad kaydına, Taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı.04/06/2026

Başkan ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Katip ... ¸e-imzalıdır

MADDİ HATA DÜZELTME KARARI Hükmün 3/a bendinde "......., bunun mümkün olmaması halinde 2024 sayılı İİK'nun 24.maddesi gereğince işlem yapılmasına," şeklinde yazılmış olup, İcra İflas Kanun numarası 2004 olmasına rağmen sehven 2024 olarak yazıldığı anlaşılmakla ; Hükmün 3/a bendinin "a-Dava konusu ...plakalı, ... marka, sedan ..., 2023 model, şasi no:..., ilk tescil tarihi 27/12/2023 olan aracın takyidatsız olarak, davalı ... .... AŞ'ye iadesiyle birlikte, ayıpsız misliyle değiştirilmesine, bunun mümkün olmaması halinde 2004 sayılı İİK'nın 24. Maddesi gereğince işlem yapılmasına, " şeklinde maddi hata oy birliği ile düzeltilmiştir.16/06/2026

Başkan ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Katip ... ¸e-imzalıdır 1 ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2024/603, K. 2026/404, T. 04.06.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-603-e-2026-404-k-4d27e439bb8f