İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/989 E. 2026/765 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/989
Karar No
2026/765
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/989 Esas KARAR NO : 2026/765

DAVA : Tazminat (Rücuen Tazminat) DAVA TARİHİ : 03/04/2026 KARAR TARİHİ : 07/10/2026

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin dondurma ve yenilebilir buz ürünleri üretimi yaptığını, davalı şirketten dondurma üretiminde kullanılmak üzere satın alınan aromaların, ...’ne aykırı olarak "yasaklı madde" içerdiği tespit edildiğini, bu durum ...’nün denetim raporları, kesinleşen idari para cezası ve muhafaza raporları ile sabit olduğunu, söz konusu gizli ayıp nedeniyle müvekkiline 07.07.2025 tarihinde 210.622 TL idari para cezası kesildiğini, müvekkilinin yasal süresi içinde idari para cezasını ödediğini, zararın kaynağının doğrudan davalının sattığı ayıplı mal olduğunu, bu nedenle fiilen ödenen 210.622-TL'nin davalıdan rücuen tahsili gerektiğini, söz konusu cezadan müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, müvekkilinin davalı şirketten dondurma üretiminde kullanmak üzere aroma satın aldığını, satın alınan aromalarda, ilgili mevzuat uyarınca yasaklı/kısıtlı madde tespit edildiğini, bu nedenle müvekkiline idari para cezası uygulanmadığını, müvekkilinin söz konusu idari para cezasını ödediğini, davalıdan satın alınan aroma, müvekkilinin kullanım amacı (gıda üretimi) bakımından taşıması gereken niteliklerine haiz olmadığını, yasaklı maddenin bulunması, aromanın hem maddi hem de ekonomik açıdan ayıplı olduğunu açıkça ortaya koyduğunu, bu ayıp, müvekkilinin dondurma üretiminde aroma kullanma amacını ortadan kaldırdığını veya önemli ölçüde azalttığını, uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 219 ve devamı maddelerinde düzenlenen ayıba karşı tekeffül hükümlerinden kaynaklandığını, taraflar arasındaki ilişki ticari satım niteliğinde olup, müvekkilinin alıcı, davalının ise satıcı konumunda olduğunu, TBK m. 219/1 hükmü uyarınca: “Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur.” maddesinin haiz olduğunu, aynı maddenin 2. fıkrası ise açıkça düzenlemiştir ki:“Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur.” olduğunu, davalı satıcı, sattığı aromanın gıda üretiminde kullanılmak üzere güvenli ve mevzuata uygun nitelikte olduğunu taahhüt etmiş sayılacağını, yasaklı maddenin bulunması, aromanın kullanım amacı bakımından değerini ortadan kaldırdığını ve müvekkilinin beklediği faydaları (yasal ve güvenli üretim yapma imkânı) önemli ölçüde azalttığını, bu durumun hem maddi ayıp (yasaklı madde içeriği) hem de ekonomik ayıp (idari para cezası şeklinde doğan zarar) niteliğinde olduğunu, Yargıtay’ın yerleşik içtihadına göre, satıcı ayıbın varlığını bilmese dahi kusursuz sorumluluk taşıdığını, satıcının “bilmiyordum” savunmasının kabul edilemeyeceğini, (örneğin Yargıtay 13. HD’nin birçok kararında vurgulandığı üzere; satıcı, ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur). Olduğunu, dava konusu ayıp, laboratuvar analiziyle ortaya çıkan gizli ayıp niteliğinde olduğunu, gizli ayıp, basit bir gözden geçirme veya olağan muayene ile tespit edilemeyen, kullanım sırasında veya denetim neticesinde ortaya çıkan ayıptır (Yargıtay 14. HD, 15. HD ve HGK kararları). olduğunu, müvekkilinin idari denetim ve analiz raporuyla ayıbı öğrenir öğrenmez gerekli ihbarı yapmış ve cezayı ödeyerek zararı minimize ettiğini, ayıp ihbarı, dürüstlük kuralına uygun makul süre içinde yapıldığını, satıcının ağır kusur veya hile hallerinde olduğu gibi, bu durumda da ihbar eksikliğini ileri sürerek sorumluluktan kurtulamayacağını, TBK m. 227/son fıkrası açıkça hüküm altına almıştır ki: “Alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır.” olduğunu, müvekkilinin ayıplı aroma nedeniyle idari para cezası ödemek zorunda kaldığını, bu cezanın aromadaki yasaklı maddeden doğrudan kaynaklanan ve illiyet bağı bulunan dolaylı/zarar niteliğinde olduğunu, Yargıtay, ayıplı maldan kaynaklanan her türlü zararın (değer kaybı, masraflar, kullanım kaybı ve benzeri ekonomik kayıplar) satıcıya yüklenebileceğini kabul ettiğini, davanın, ticari satım niteliğinde olduğundan TBK m. 231 ve TTK m. 23 uyarınca değerlendirileceğini, ayıp gizli nitelikte olup, müvekkilim ayıbı idari karar ve analiz raporuyla öğrendiğini, zamanaşımı süresinin ayıbın öğrenilmesinden itibaren işlemeye başlayacağını ve dava bu süre içinde açıldığını, ayrıca, satıcının kusuru veya ağır ihmali halinde zamanaşımı hükümlerinden yararlanılamayacağı yönündeki Yargıtay içtihatları da gözetilmesi gerektiğini, müvekkilinin ödediği idari para cezasının tamamının rücuen tahsilini istendiğini, ayıplı aromadan doğan diğer maddi zararlar yönünden fazlaya dair haklarının saklı kalmak kaydıyla, idari para cezasının rücuen tahsilini talep ettiklerini beyanla davalı satıcının TBK m. 219 ve devamı hükümleri uyarınca ayıptan kusursuz sorumlu olduğunu, müvekkilinin ödediği idari para cezası, ayıplı aromadan kaynaklanan doğrudan ve illiyet bağı bulunan zarar olduğunu, bu zararın davalıya rücu edilmesi hukuken mümkün ve Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarıyla desteklendiğini beyanla açmış oldukları davanın kabulü ile, müvekkiline kesilen idari para cezasının rücuen davalıdan tahsiline, tahsil edilecek miktara, ödenen idari para cezasının ödeme tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun’un 2/2. maddesi uyarınca ticari avans faizi (TCMB kısa vadeli avans faiz oranı) uygulanmasına, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalıdan tahsiline, ayıplı aromadan doğan diğer maddi zararlar yönünden fazlaya dair haklarımız saklı kalmak kaydıyla karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı tarafça cevap dilekçesi sunulmamıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, rücuen tazminat istemine ilişkindir. Davacı vekili 28/09/2026 tarihli dilekçesi ile "Taraflar arasında imzalanan protokolün ilgili maddeleri gereğince, tarafların birbirlerinden yargılama gideri, harç ve vekalet ücreti talebi bulunmamakta olup, her iki tarafın kendi masraf ve vekalet ücreti üzerinde bırakılması hususunda mutabık kalındığını beyanla feragate ilişkin karar verilmesini" talep etmiştir. Davacı vekilinin davadan feragat yetkisi bulunduğu vekaletnamesinde görülmüştür. Davadan feragat HMK'nun 307. maddesi hükmü gereğince uyuşmazlığı ve dolayısıyla davayı sona erdiren, davalı tarafın kabulünü gerektirmeyen ve kesin mahkeme hükmünün hukuksal sonuçlarını doğuran bir taraf işlemidir. HMK'nun 309. Maddesi hükmüne uygun olarak davacının davadan feragatının mahkemece saptanması halinde feragat sebebiyle davanın reddine karar verilmesi gerekir. Feragat bildiriminin HMK'nun 309. maddesi hükmüne uygun olduğu mahkemece tesbit olunmuştur. Bu nedenlerle davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklandığı üzere; 1- Davacının davasının feragat nedeniyle reddine, 2-Davacı tarafça ön inceleme duruşmasından sonra davadan feragat edilmiş olması nedeniyle 492 Sayılı Harçlar Kanunun 22. Maddesi gereğince 1/3 oranında hesap edilen 244,00-TL harcın peşin olarak alınan toplam 3.596,90-TL peşin harçtan mahsubu ile artan 3.352,90-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Tarafların vekalet ücreti talebi bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 5-7155 Sayılı Kanun ile değişik 6325 sayılı Hukuki Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk Kanunun 18/A maddesinin 14. fıkrası uyarınca arabulucuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 6-Kullanılmayan gider avansının 6100 Sayılı HMK 333. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden sonra yatırana iadesine, Dair, tarafların yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal sürede İstanbul BAM 'a İstinaf Başvuru hakları olduğu hatırlatılarak verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.07/10/2026

Katip ... ¸e-imzalıdır

Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/989, K. 2026/765, T. 07.10.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-989-e-2026-765-k-f0e9f4d2c461