Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/129 E. 2026/1715 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/129
Karar No
2026/1715
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2023/129

KARAR NO: 2026/1715

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ :İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ (Kapatılan) Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi

TARİHİ: 04/01/2022

NUMARASI: 2016/394 Esas - 2022/10 Karar

DAVANIN KONUSU: Satımdan dönme ve satım bedelinin tahsili

Taraflar arasındaki davanın ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, her iki taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin .... Şti.'nden 08.11.2013 tarihinde ... marka ... cihazı 60.000TL bedelle aldığını, alınan bu cihazın alındığı tarihten 12.01.2016 tarihinde kadar sorunsuz kullandıktan sonra, bu tarihten itibaren cihazın esas unsurlardan olan başlık kısmında arıza meydana geldiğini, davacının bunun üzerine ürünü servise gönderdiğini, servis tarafından cihazda filtre değişimi, bakımların yapıldığı ancak bozulduğu ve garantisi bittiği gerekçesi ile yeni başlık satımı yapıldığını, ürünün kendisinden beklenen sayıda hizmet üretimi yapmadığını ve bozulduğunu, müvekkiline 30.000 TL'ye yeni başlık satıldığını, cihazın ayıplı olduğunun anlaşıldığını,

TBK'nın 219.maddesi uyarınca bu ayıptan davalı satıcının sorumlu olduğunu, garanti süresi iki yıl olarak belirlendiğini, yasal zamanaşımı süresinin iki yıl olduğunu, ayıp nedeniyle sözleşmeden dönme ve satım bedelinin iadesini talep haklarını kullandıklarını belirterek, satım sözleşmesinin iptali ile satım bedeli olan 60.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili savunmasında özetle; taraflar arasındaki sözleşmede alıcının yükümlülükleri başlığı altında 1. maddede "Şehir şebeke cereyanının elektrik voltaj tespitinin yaptırılarak 180-220 Ac arasında olup olmadığının tespit ettirmek eğer gerekiyorsa söz konusu elektriğin yetersiz olması durumunda 3 KW güç kaynağının satın alınarak ilgili cihazda kullanılması"nın açıkça davacı yükümlülüğü olarak belirtildiğini, Pover ped şeklinde ileri sürülen arızaların da davacının regülatör satın almadan cihazı kullandığı için meydana geldiğini, bunun da davacının iddia ettiği gibi olmayacağını ve tamamen davacı kullanım hatasına dayanmasına rağmen müvekkili şirketin teknik servis hizmetini ifa ettiğini, kullanıcı hatasına veya kullanma sıklığına bağlı olarak normal bir şekilde sona eren başlık dolumunun yapılması yerine dava açılmasının haksız ve kötüniyetli olduğunu, davanın zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... davacının cihazın başlık kısmı yönünden ayıplı mal taleplerinin yerinde olduğu, ancak başlık kısmındaki arıza nedeniyle cihazın tamamının değiştirilmesinin hakkaniyete uygun olmadığı, cihazın başlık kısmının arızalandığı, bu arızanın cihazınişlevini yerine getirmesini engellediği, cihazın (ana makinenin) normal işlevini yerine getirdiği, bu nedenle sözleşmenin iptalini gerektiren bir hususolmadığı, ancak arızanın başlıktan kaynaklandığı ve ana makinenin düzgün çalışabilmesi için başlık kısmının ayıpsız bedeli kadar olan 22.500,00 TL+KDV bedelin satış bedelinden indirilmesinin hakkaniyete uygun olduğu değerlendirilerek 22.500,00 TL+ KDV ödemenin iadesi gerektiği kanaatine varılmıştır."Alıcının, sözleşmeden dönme hakkını kullanması hâlinde, durum bunu haklı göstermiyorsa hâkim, satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebilir." hükmü de dikkate alınarak satış bedelinin indirilmesine ilişkin..." gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne; sözleşmenin iptali talebinin reddi ile satış bedelinin indirilmesine karar verilerek başlık kısmının ayıpsız bedeli olarak tespit edilen 22.500,00TL'nin KDV'si ile birlikte dava tarihi olan 26/04/2016 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir.

Bu karara karşı, her iki taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kısmen reddedilen bölümün istinaf incelemesi neticesinde kaldırılması gerektiğini, sözleşmenin iptali talebinin reddi ile satış bedelinin indirilmesine karar verilerek başlık kısmının ayıpsız bedeli olarak tespit edilen 22.500,00 TL'nin davacı tarafa ödenmesi hususundaki kararın somut olaya göre oldukça az ve yeterli olmadığını, başlık değeri cihaz satış bedeline çok yakın ayrıca cihazın bu başlık dışındaki bir başka başlıkla uyumlu olmadığını, mahkemenin ancak sözleşmenin iptali kararı vermesi gerekir iken bedelde indirim kararı vermesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu iddia ederek, reddedilen kısım yönünden hükmün kaldırılmasını talep etmiştir.

Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; sözleşmenin iptali talebinin reddi kararının dosya kapsamına ve bilirkişi raporları ile yasaya uygun olduğunu, fakat cihaz başlığı yönünden kabul kararının dosya kapsamına aykırı olduğunu, davaya konu edilen cihazın taraflar arasındaki 07.11.2013 tarihli satış sözleşmesi ile satın alınan ... cihazı olduğunu, davacının cihazın sözleşmesini iptalini dava konusu ettiğini, mahkemenin ise dosyada mevcut 12.01.2016 tarihli başlık satışına dair sözleşmeyi iptal etmiş olduğunu, kararda bedel tenzili olarak yazılı 22.500,00 TL'nin üç yıl önce taksitle alınmış olan cihaz bedelinden üç yıl sonra alınmış ayrı bir fatura ve sözleşmeye konu menkul olan başlık bedelini indirilip ödenmemesine dair olduğunu, hem davacı talebinin hem dosya kapsamına hem de yasaya aykırı olduğunu, bu başlıktaki arızanın ise ayıp olmayıp kullanıcının korsan tabir edilen dolum işlemini yetkili olmayan serviste çok daha ucuza yaptırmasından kaynaklandığını, davacının bunu kabul ederek ayrıca başlık satın aldığını beyan ettiğini, faturaya konu edilen ve ayrı ayrı satılan iki ürün bulunduğunu, cihazın kendisi gövde, ekran vs bir bütün olduğunu, başlığın ise lazer kullanımında bağlı olarak tükendikçe değişmesi gereken bir parça olduğunu, davacının satın aldığı cihazda bir arıza veya ayıp yada 2.el olduğuna dair iddiasının bulunmadığını, müvekkilinin ikinci el başlık veya cihaz satmasının mümkün olmadığını, ithalatçı bir firma olduğunu, davacıya satılan ürünlerin ithalat belgelerinin dosyaya ibraz edildiğini, başlığın cihazın garantisine tabi olmadığını, cihazın garanti süresi içerisinde kullanımına bağlı olarak 10 tane dahi başlık dolumu veya değişime gerekebileceğini, bu kullanıcıya ve iş bu durumuna bağlı değiştiğini, cihazın garantisini 07.11.2015 tarihinde bittiğini, taraflar arasındaki sözleşmede cihaz dışında başkaca bir ürün ve başlığa garanti verilmediğini, dava dilekçesinde açıkça dava değerinin 60.000,00 TL gösterilerek sözleşmenin iptali ile cihaz bedelinin iadesinin istendiğini, cihaz alımından çok sonra satın alınan başlığın ayıplı olduğuna ve başlığın iade edilip bedelinin düşümüne dair bir beyan veya talep yok iken talebi aşan hüküm kurulduğunu, cihaz başlığının cihazdan ayrı olarak alınıp satılabilen ve tükendikçe doldurulan veya değiştirilen bir aparat olduğunu, elektrik akımından kaynaklanan üç problemininde cihazın üretiminden kaynaklanan ayıp niteliğinde bir arıza olmadığını, cihaz üzerindeki bilirkişi incelemesi ile bu hususların ortaya çıktığını, taraflar arasında sözleşme veya yasa hükmüne uygun bir ayıp ihbarının bulunmadığını, davacının cihazı teslim aldıktan yaklaşık 2 yıl 5 ay sonra açtığı davada cihazın ayıplı olmadığının bilirkişi raporu ile sabit olduktan sonra alınan başlık ile ilgili ayıp hususunun açıkça hak düşürücü ve zamanaşımı süreleri geçtikten sonra davaya konu edildiğini, davacının kendi kullanım hatasından kaynaklanan ve cihazın aparatı ile ilgili olan arızaların ayıp niteliğinde olduğuna dair talebinin 2,5 yıl sonra dile getirilmesinin hakkaniyete ve gerçeğe aykırı olduğunu, davanın zamanaşımına uğradığını,

Çin'den getirilip lamba kullanan davacının bunu cihaz arızası olarak haksız davaya konu ettiğini, tarafların arasındaki sözleşmenin tedarik ve lambaya ilişkin hükmünün mevcut olduğunu, diğer taraftan cihaz kullanıldıkça başlıkta bulunan lambada atış jul değerleri azaldığında davacının yenisi almasının gerektiğini, sözleşme hükmünde yazılı olduğu üzere 1.500,00 EURO ödemek yerine dosyada daha önceden ek3 olarak tespitini yaptırdıkları korsan lamba alınmasının davacının dava açmasına gerekçe yaptığı lamba patlamasına sebebiyet verdiğini, bu cihazın lambası ve cihaz başlığına takıldığını, orjinal başlık lambanın 1.500,00 EURO + KDV olacağını sözleşmede kararlaştırıldığını, lambaya ilişkin beyanlar incelemeye dahi alınmadığını, cihaz başlıkları arızası olarak yapılan yakınmaların bu sebepten kaynaklandığını, başlıkların doldurulmasının piyasada yaygın olan yazıcı tonerlerinin doldurulması veya değiştirilmesine benzediğini, yazıcı tonerlerin içerisine orjinal olmayan mürekkep doldurulduğundan kısmende olsa verim etme imkanının dolduğunu, Çin'den ithal edilen parçanın lisanssız olması nedeniyle hem cihaza zarar verdiğini, hem de cihaz kullanıcılarının tüyü yok etme uygulamalarında lazer uygulanan kişilerin ciltlerini yakmasına sebep olduğunu, davacı tarafın cihazın orjinal başlık dolumunu yapmadığı için korsan başlık lamba değişimi yaptığından başlık atış sayısının bittiğini, ya da cihazın korsan başlık cihazını kabul etmediğini, bu hususa dikkat edilerek başlık üzerinde inceleme yapılması talebinin dikkate alınmadığını, davacının sonradan ayıp ile ilgili iddiasını genişletmesine muvafakatlarının olmadığını, inceleme yapılmadan başlığın gizli ayıplı değerlendirildiğini, üç yıl satın alınan cihaz bedelinden bedelin yasaya aykırı olarak tenzil edildiğini, davacı cihazı iade etmeye dair açtığı davayı herhangi bir beyan veya ıslah dilekçesi sunmaksızın cihazda arızada olmadığı ortaya çıkınca üç yıl sonra alınmış başlık bedelini indirtmiş olsa da başlığın iadesine dair bir hüküm bulunmadığını, müvekkilinden alınmış orjinal başlığın iadesi ve sonrasında bedelin tenziline dair karar verilmediğini, müvekkilinden 2016 yılında başlık alındığını, içerisindeki lambanın ucuz ve lisansız olanları ile değiştirilince arıza ışığının yandığını buna dair cihaz bedelinden indirim yapılmasının haksız zenginleşme yaratmaması için başlığın iadesine dair hüküm tesis edilmesi gerektiğini iddia ederek ,kararın kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE

Dava, ticari satım konusu cihazın ayıplı olduğu iddiasıyla TBK'nın 227. maddesinin 1. fıkrasının 1. bendi uyarınca, satış sözleşmesinin iptali ile bedelin tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davacı ve davalı vekili yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.

Taraflar arasında, menkul mal cihaz satış sözleşmesinin varlığı hususunda herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, satım konusu cihazın ayıplı olup olmadığı, yasal sürede ihbarda bulunup bulunulmadığı, davanın zamanaşımı süresi içerisinde açılıp açılmadığı, mahkemece verilen kararın usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığına ilişkindir.

Dosya kapsamından, taraflar arasında 08.11.2013 tarihli menkul mal (cihaz) satış sözleşmesinin kurulduğu, alıcının davacı, satıcının davalı şirket olduğu, sözleşme konusunun 3.maddede; satıcı tarafından tedarik edilen satım konusu malların satılması, satım sonrasında alıcıya cihazı kullanma eğitimi verilmesi ve bu anlaşmaya ilişkin genel şartları ihtiva edeceğini belirtildiği, satım konusu cihazın ... epilasyon cihazı olduğu, KDV dahil 60.000,00 TL tutarında olduğu, sözleşmenin 7.maddesinde; cihaz bedeli ve ödeme şeklinin 12 aylık vadeli senet ile düzenlenmiş olduğu, 07.11.2013 tarihli irsaliye fatura düzenlendiği, faturanın satım sözleşmesindeki epilasyon cihazına dair olduğu, toplam tutarının 60.000,00 TL olduğu, cihazın 08.11.2013 tarihli garanti belgesinin olduğu, garanti belgesindeki şartlar kısmında firma tarafından kurulan cihazların kullanma kılavuzunda gösterildiği şekilde kullanılması, firmanın yetkili kıldığı servis elemanları dışındaki şahıslar tarafından bakım onarım veya başka bir nedenle müdahale edilmemiş olması şartıyla bütün parçaları dahil olmak üzere tamamı malzeme, işçilik ve üretim hatalarına karşı ürünü teslim tarihinden itibaren 2 yıl süre ile garanti edildiğinin belirtildiği, garanti kapsamı içerisinde malzeme ve işçilik ve gerekse montaj hatalarından dolayı arızalanması halinde yapılan işlemler için işçilik masrafı, değiştirilen parça bedeli veya başka bir ad altında ücret talep edilmeyeceği, garanti süresi içerisinde yapılacak onarımlarda geçen sürenin garanti süresine ilave edileceği, tamir süresinin 30 iş günü olduğu, cihaz arızasının 15 iş günü içerisinde giderilmemesi halinde tamir tamamlanıncaya kadar benzer özelliklere sahip başka bir cihazın müşteriye kullanımı için tahsis edileceğinin belirtildiği, devamında ise ancak başlığı ile ürünün teslim tarihinden itibaren garanti süresi içinde kalmak kaydıyla aynı arızayı ikiden fazla tekrarlaması veya arızaların dörtten fazla ortaya çıkması veya belirlenen garanti süresi içerisinde farklı arızaların toplamının altıdan fazla olması ile cihazdan yararlanamamanın süreklilik kazanması, tamiri için gereken azami sürenin aşılması veya yetkili servis atölyelerince mevcut olmaması halinde sırasıyla yetkili satıcının bayi, acente temsilcilerinden birini bölgeye en yakın servis yetkilisi ile birlikte veya firma yetkilisi ile düzenlenecek raporda arızanın tamirinin mümkün bulunmadığının belirlenmesi durumunda ücretsiz olarak değiştirme işlemi yapılacağına yer verildiği, ayrıca verilen garantinin cihazların normalin dışında kullanılmasından doğacak arızaların giderilmesini kapsamadığı gibi kullanım hataları sonucu meydana gelen hasar ve arızaların ve belirtilen diğer hususların garanti dışında olduğunun ifade edildiği, davalı şirketin ithalatçı satıcı firma olduğu, sözleşmenin 6.maddesinin genel şartlar bölümünün 1.bendinde; 24 ay satıcı firma garantisi altında olduğu hususuna yer verildiği, 12.01.2016 tarihli arıza bakım ve onarım formunun düzenlendiği, söz konusu formun davalı yetkili servisi tarafından düzenlenmiş olduğu, arıza tespiti bölümüne cihazın yeni başlık satıldığı, filtrelerin değiştirildiği, bakımının yapıldığı, çalışır vaziyette teslim edildiği, başlık seri numarasının belirtilerek cihazın başlığının arızalandığı ve garantisi bittiği için yeni başlık satıldığının belirtildiği, davacı tarafça 27.04.2016 tarihli dilekçe ile satın alınan cihazdaki arızadan dolayı satış sözleşmesinin iptali ile satış bedelinin iadesi istemli iş bu davanın açılmış olduğu anlaşılmıştır.

Tarafların delilerini dosyaya ibrazı ile ilgili delillerin celbi sonrasında bilirkişi incelemesi gerçekleştirilmiştir. Talimat yolu ile alınan 02.02.2018 tarihli bilirkişi raporunda; dava dosyasındaki ve keşif esnasında yapılan incelemelerim neticesinde; dava konusu ... cihazının iki temel kısımdan oluştuğunun belirlendiği, cihazın 1. Kısmının lazer oluşturan başlık kısmı, 2. kısımı ise lazerin epilasyon yapılacak kısmı için kontrol ve ayarların yapıldığı kontrol ünitesini oluşturan gövde olduğunun belirlendiğini, dava konusu cihazın çalışma prensibine göre cihaz başlık kısmında bulunan diyotlar tarafından oluşturulan lazer ışınları kontrol ünitesinden gelen uyarılara göre işlem yaptığı, dava konusu cihaz elektronik elemanlar içermesi ve dolayısıyla elektronik teknik bilgi gerektirmesiyle herhangi bir kişi tarafından bilgisi olmadıkça açılamaz veya tamir, bakım gibi işlemler yapılamayacağı, cihazın başlık kısmında alıcının cihazı kullanamamasına neden olacak bir arızanın meydana gelmesi durumunda, kullanıcı bunu anlayamayacağı, teknik bir bilgisinin de olmaması dolayısıyla bu durumun gizli bir ayıp oluşturacağının değerlendirildiği, ancak cihazın başlık kısmından 5.944.712 (Beş milyon dokuz yüz kırk dört bin yedi yüz on iki) atım gerçekleştirildiği, dolayısıyla başlık kısmının işlevini yerine getirdiğinin belirlendiği, dolayısıyla ayıp veya gizli ayıp oluşturacak işlevini yerine getirmemesi durumu olmadığının değerlendirildiği, dava konusu ... cihazında yapılan incelemeler dolayısıyla ayıplı bir durum bulunmadığının incelendiği, ürünün yapılan inceleme esnasında normal işlevi yerine getirdiği belirtilmiştir.

Davacı vekili rapora karşı beyan ve itiraz dilekçesinde; bilirkişinin görev ve sorumluluklarının açık olmasına rağmen dava dilekçesinin okunmamış olduğunu, dava dilekçesinin 3, 4, 5, 6 ve 7.maddelerinde cihazın başlık olarak tabir edilen lazer epilasyon işleminin temel unsurunu oluşturan kısmının alındığı tarihten itibaren arızalandığını ve standart bir başlıkta alınması gereken verimi vermediğinin belirtildiğini, müvekkiline satılan cihazın temel unsurunu oluşturan başlığın ikinci el olduğunun açıklandığını, satılan yeni başlığın standart bir başlıktan beklenen verimin çok gerisinde kaldığını, cihazın satın alındığı tarihten itibaren devamlı ve sürekli arızalandığını, elde edilmesi gereken verimin alınamadığını, davalı firmaya yapılan ısrarlı onarım başvurularına rağmen davalının başlığı bir başka başlıkla değiştirmediğini, müvekkilinin işlerin aksamaması için 11.01.2016 tarihinde 27.000,00 TL bedelle yeni bir başlık satın aldığını, yeni alınan başlığın 2.el olduğunu, müvekkilinin itirazına rağmen davalı firmanın bu itirazları reddettiğini, 04.04.2016 tarihinde yeni alınan başlığın arızalandığını, kurulan temas sonucu davalı firmaya başlığı iade edildiğini, müvekkilinin faaliyetini sürdüremediğini, 28.10.2016 tarihinde başlığın yeniden arızalandığını, 15 gün içerisinde onarılıp iade edildiğini, raporun hatalı ve taraflı olduğunu belirterek yeniden rapor alınmasını talep etmiştir.

Davalı vekili rapora karşı beyan dilekçesinde; bilirkişi raporu ile davacı tarafın gerçeğe aykırı ve haksız dava açtığının ortaya çıktığını, davacının dava dilekçesinde cihazda ayıp bulunduğunu ileri sürerek akdin feshi ile ödenen bedelin iadesini talep ettiğini, cihazda ayıp bulunduğuna dair talepleri kabul etmediklerini, garanti süresi içerisinde cihaz kullanımını engelleyen herhangi bir açık veya gizli ayıp bulunmadığını, cihazı teslim aldıktan yaklaşık iki yıl beş ay sonra açılan davada TBK ve TTK hükümleri kapsamında davacının ileri sürülemeyecek nitelikte taleplerinin bulunduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

26.11.2018 tarihli ek bilirkişi raporunda; kök raporda inceleme kısmında 7. İşarette de belirtildiği üzere 10 milyon atım ibaresini gösterir herhangi bir belge ve görsel olmadığının incelendiği, davacı vekili dava konusundan uzak bir şekilde raporda 10 milyon atımdan bahsedilmediğini beyan etmekle dava dosyasında davacı tarafın sunduğu herhangi bir belge veya görselde de olmayan bir durumdan bilirkişinin bahsedemeyeceği hususununun göremediğini, kaldı ki yapılan dava konusu makine kullanım kılavuzu ve davalı firma internet görsellerinde de böyle bir ifade ya da ibare yer almadığı, davacı vekili itiraz dilekçesinin 6. maddesinde Ek-2 servis formları dikkate alınmadığının beyan edildiği, kök raporda inceleme kısmında 6. İşarette arıza bakım ve onarım formu için gerekçeli metnin yazıldığı, davacı vekilinin servis formları dediği evrağın 1 tane olduğu çoğu bir ek içermemesi gerektiği, bu evrak ta "Arıza bakım ve onarım formu" olarak pembe renkli ve bir adet olduğu, davacı vekili itiraz dilekçesinin 10. maddesinde cihaz için yeni başlık alındığı ve bunun ikinci el olduğu beyan edildiği, davacı vekili cihaza konulan başlığın 1 veya ikinci el olduğunu herhangi bir belge veya incelemeye dayandırmadığını, teknik bir incelemede de firmanın bu ürünü aktif kullanmış olması dolayısıyla da ikinci el olup olmayacağı anlaşılamayacağının değerlendirildiği, davacı vekili itiraz dilekçesinin 13,14,15. Maddesinde dava konusu cihaz içerisinde bir chip olduğunu bu konuda kök raporda değerlendirme yapılmadığını beyan ettiği, bu beyan ilişkin herhangi bir belge veya doküman olmadığı için bunun varlığının araştırılması dolayısıyla değerlendirme yapılmadığı, ancak dava ya konu olan başlığın arızalı olduğu için davalı firmada olması dolayısıyla da davacı firmada elde bulunan başlıkta bu istem doğrultusunda inceleme yapılmış (bu incelemenin ayıplı mal durumunu belirlemede özel bir durum olması dolayısıyla yapılması davacı vekilinin itiraz dilekçesindeki beyanı ile mümkün olacağı, çünkü cihazlarda bu tür bir araştırmaya istem dâhilinde bakılması gerekmektedir.) eldeki cihaz başlığında şekil 1 ‘de görüleceği üzere davacı vekilinin belirttiği gibi bir chipe rastlanılmadığı belirtilmiştir.

Davacı vekilinin ek rapora karşı itiraz etmesi sonucunda yeniden talimat yolu ile keşfen inceleme sonucunda bilirkişi raporu alınmıştır.

31.12.2020 tarihli bilirkişi raporunda; dava konusu ... cihazında davaya konu başlıkların bulunması ve bunlar üzerinde ve makine üzerinde inceleme yapılabilir olması dolayısıyla yapılan incelemelerde; cihazın incelenen farklı iki başlık kısmında ana makine ile bağlandığı bölümlerinde "button" adı verilen ve DS 199 L model veri taşıyıcı anahtarlama elemanı kullanıldığı bunun cihazın işlevi ile ilgili başlığın çalışmasını sınırlayıcı suretle "gizli ayıplı bir durum" oluşturduğu, ürünün yapılan inceleme esnasında çalışan(kodlama bilgisi bitmemiş) başlıkla ana makinenin normal işlevi yerine getirdiği belirtilmiştir.

26.03.2021 havale tarihli ek bilirkişi raporunda; davacı tarafından ....Şti firmasından aldığı ... model elemanlarının Laser cihazın başlık kısmında tespit edilen arızanın giderilmesi laser diod bar stack değerletilmesi ile mümkün olabildiği, dava konusu ... cihazında onarım bedeli dava tarihi itibarı ile 4.312,50 TL+KDV, güncel bedel 11.250+KDV olduğu, cihazın ayıplı ve ayıpsız hali arasındaki farkın dava tarihi itibarı ile 18.187,50+KDV TL, güncel bedel ile 48.750,00+KDV TL olduğu belirtilmiştir.

Taraf vekillerinin ek rapora karşı beyan ve itirazları sonrasında mahkemece yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden cihazın başlık kısmının ayıpsız bedeli olarak tespit edilen bedelinin sözleşme bedelinden indirilmesi ve tahsiline dair hüküm tesis edilmiştir.

Epilasyon cihazının davalı şirket tarafından davacıya satıldığı tartışmasızdır.Cihaz başlık ve gövde olmak üzere iki kısımdan oluşmaktadır. Başlık kısmının arızalanması neticesinde garanti süresinden sonra yeni bir başlığın satın alınmış olduğu anlaşılmaktadır. Davacı tarafça epilasyon cihazındaki mevcut başlığın istenilen şekilde çalışmaması nedeniyle gerekli verimin alınamadığı, cihazın arızalı olduğu iddiası ile epilasyon cihazına dair sözleşmenin iptali ile bedelinin tahsili istemine ilişkin iş bu davayı açmıştır.

Talimat yolu ile alınan bilirkişi incelemeleri neticesinde epilasyon cihazının gövde kısmında herhangi bir arızanın mevcut olmadığı, başlık kısmının arızalı olduğu, söz konusu arızanın ise gizli ayıp şeklinde olduğu tespit edilmiştir. Uyuşmazlık, TTK'nın 23. maddesi ile TBK'nın satım sözleşmesini düzenleyen hükümlerine göre çözümlenmesi gerekmektedir.

TBK'nın 219. maddesine göre, "Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur." Buna göre maldaki ayıp, satıcının beyan ve vaat ettiği vasıflarda veya niteliği gereği malda bulunması gereken lüzumlu vasıflarda eksiklik olmak üzere iki türde ortaya çıkabilecektir. Bunlardan ikinci tür olan yani lüzumlu vasıflarda eksiklik şeklinde ortaya çıkan ayıptan bunun varlığını bilmese dahi satıcı sorumludur. Ayıp, maddi, hukuki ya da ekonomik eksiklik şeklinde ortaya çıkabilir.

TTK'nın 23/1-c maddesinde ayıplı mal hakkında alıcıya ihbar yükümlülüğü getirilmiş olup alıcı muayene ve ihbar yükümlülüğünü yerine getirmeden ayıp nedeniyle satıcıdan mal bedeli ve zarar gideriminde bulunamaz. Davacı alıcı, süresinde ayıp ihbarında bulunduğunu yazılı belge ile kanıtlamak zorundadır. TTK'nın 23/1-c maddesinde, malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı, malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya inceletmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbar etmekle yükümlüdür.

Ayıp olağan bir muayene ile meydana çıkarılamayacak, kullanma sonucunda ortaya çıkan bir ayıp ise TBK'nın 223/2 maddesinin tatbik olunması gereklidir (Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 08/06/2022 tarihli, 2020/8002 E. 2022/4625 K., 04/11/2020 tarihli ve 2020/3279 E., 2020/4723 K. sayılı ilâmı ilamı ile Yargıtay 19.Hukuk Dairesinin 04/12/2018 tarih ve 2018/270 E., 20218/6287 K. Sayılı ilamı).

TBK'nın 223/2.maddesi ise ''Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır.'' hükmünü içermektedir. Ayrıca TTK'nın 23/1-c maddesinde ayıplı mal hakkında alıcıya ihbar yükümlülüğü getirilmiş olup alıcı muayene ve ihbar yükümlülüğünü yerine getirmeden ayıp nedeniyle satıcıdan mal bedeli talebinde bulunulamaz. Davacı alıcı, süresinde ayıp ihbarında bulunduğunu yazılı belge ile kanıtlamak zorundadır. (Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 23.11.2015 tarihli ve 2015/5982 Esas, 2015/15327 Karar sayılı ilamı). Buradaki yazılılık koşulu ise ispata ilişkindir.

TBK'nın 225. maddesinde ise; satıcının ağır kusurunun sonuçları düzenlenmiştir. Söz konusu düzenlemede; ağır kusurlu olan satıcının satılandaki ayıbı kendisine süresinde bildirilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kısmende olsa kurtulamayacağı, satıcılığı meslek edinmiş kişilerin bilmesi gereken ayıplar bakımından da aynı hükmün geçerli olduğu ifade edilmiştir.

Somut olayda, satın alınan cihaz davacıya 08.11.2013 tarihinde teslim edilmiştir. Cihazın garanti süresi iki yıldır. Garanti süresi 08.11.2015 tarihinde sona ermiştir. Cihazın başlık kısmının arızalanmış olması nedeniyle başlık kısmı 12.01.2016 tarihinde fatura ile satın alınmıştır. Söz konusu satın alınan başlık nedeniyle ayrıca bir garanti verilmemiştir. Davacı iş bu davayı cihaz satış sözleşmesinin iptali istemi ile açmıştır. Dava tarihi 27.04.2016'dır. Davacı tarafın TBK 223. maddesi gereğince gözden geçirme ve satıcıya bildirimde bulunma yükümlülüklerini veya somut olduğu üzere ayıbın bulunduğu sonradan anlaşıldığından derhal satıcıya bildirimde bulunulduğuna dair dosya içerisinde herhangi bir bilgi ve belge mevcut değildir.

TBK 231.maddede zamanaşımı düzenlenmiştir. "Satıcı daha uzun bir süre için üstlenmiş olmadıkça, satılanın ayıbından doğan sorumluluğa ilişkin her türlü dava, satılandaki ayıp daha sonra ortaya çıksa bile, satılanın alıcıya devrinden başlayarak iki yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Alıcının satılanın kendisine devrinden başlayarak iki yıl içinde bildirdiği ayıptan doğan def’i hakkı, bu sürenin geçmiş olmasıyla ortadan kalkmaz.

Satıcı, satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu ise, iki yıllık zamanaşımı süresinden yararlanamaz." düzenlemesi mevcuttur.

Mahkemece davalı tarafın zamanaşımı defi 02.03.2017 tarihli ön inceleme duruşmasında gerekçesiz olarak reddedilmiştir. Gerekçede ise; "...Cihaz başlığında gizli ayıp olduğunun tespit edilmiş olması nedeniyle ayıp ihbarının süresinde olduğu ve sözleşmeden kaynaklanan on yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı ve satıcının emtiayı ağır kusurlu sattığı, zamanaşımı savunmasında bulunamayacağı, davalının satıcı konumunda olup zarardan sorumlu oldukları, raporda tespit edilen ayıp durumuna göre TBK'nın 227. Maddesindeki hangi seçimlik hakların kullanılabileceği değerlendirilmiştir..." ifadeleri ile reddedilmiştir. Ancak davalı satıcının ağır kusurunun ne olduğuna dair açıklamaya yer verilmemiştir.

YHGK'nin 2024/11-135 Esas, 2024/185 Karar sayılı emsal ilamında; "... Zamanaşımı süresi işlemeye başladıktan sonra borçlunun bazı eylemleri borçla ilişkisinin devam ettiğini ve bu ilişkiyi devam ettirdiğini, alacaklının bazı eylemleri ise alacakla ilişkisinin devam ettiği ve hakkının peşinde olduğunu ortaya koyabilir. Bu eylemlere rağmen, zamanaşımı süresinin işlemeye devam ettiğini ve borcu sona erdirdiğini kabul etmek güçtür. Bunun dışında bazı alacakların nitelikleri ya da alacaklı ile borçlu arasındaki ilişkinin özel niteliği zamanaşımı süresinin işlemesini haklı göstermeyebilir. Bu mantıktan hareket eden Kanun, zamanaşımını durduran ve kesen sebeplere yer vermiştir (Mithat Ahmet Kılıçoğlu, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Ankara 2005, s.651).

Zamanaşımının durması demek, o ana kadar işlemiş olan zamanaşımı süresinin işlediği noktada durması, buna yol açan sebebin ortadan kalktığı andan itibaren kaldığı yerden işlemeye devam etmesi demektir. Zamanaşımının kesilmesi ise, borçlunun veya alacaklının ya da hâkimin belli fiillerinin sonucu olarak işlemiş bulunan zamanaşımı süresinin kesilmesi ve kesilmeye neden olan olaydan itibaren yeni bir zamanaşımı süresinin işlemeye başlamasıdır. Zamanaşımının kesilmesi için, zamanaşımının işlemekte olması gerekir. Zamanaşımı süresi dolmuşsa, zamanaşımının kesilmesi söz konusu olmaz.

Zamanaşımını kesen sebepler 6098 sayılı Kanun'un 154 ilâ 157 nci maddelerinde gösterilmiştir. Bu maddelere göre zamanaşımı: borçlunun bir fiili ile; alacaklının bir fiili ile; yargılama ve takibe ilişkin bir işlemle; yargıcın emir ve hükmüyle kesilebilir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 03.06.2021 tarihli ve 2017/15-427 Esas, 2021/685 Karar sayılı kararında da değinilmiştir.

Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; dava konusu aracın 29.04.2014 tarihinde satın alındığı, araçta meydana gelen arıza neticesinde davacı tarafından yapılan 03.03.2016 tarihli onarım başvurusuna davalı tarafından verilen 04.03.2016 tarihli cevap ile aracın garanti kapsamında tamiratının yapılamayacağının belirtildiği, bedel karşılığında araçtaki arızanın tamir edilmesi sonrasında ise eldeki davanın 09.08.2016 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır.

Davalı şirket garanti veren sıfatı ile garanti sözleşmesi kapsamında araçtaki ayıptan kaynaklanan zarardan garanti süresince sorumludur. Öte yandan 6098 sayılı Kanun'un 231 inci maddesi gereğince satıcı daha uzun bir süre için üstlenmiş olmadıkça, satılanın ayıbından doğan sorumluluğa ilişkin her türlü dava, satılandaki ayıp daha sonra ortaya çıksa bile, satılanın alıcıya devrinden başlayarak iki yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Satıcı, satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu ise, iki yıllık zamanaşımı süresinden yararlanamaz. Bu anlamda taraflar arasındaki satım sözleşmesinde iki yıllık garanti süresinin öngörülmüş olması nedeniyle anılan hükümden ayrılmayı gerektiren daha uzun bir sürenin söz konusu olduğu söylenemez.

Her ne kadar İlk Derece Mahkemesince, mahkemece ayıba karşı tekeffül borcunun ikrar edilmesinin zamanaşımını kesen sebeplerden olduğu, araçtaki ayıbın öğrenildiği tarih olan 07.03.2016 tarihinde ayıbın zımnen de olsa ikrar edildiğinin kabulü ile zamanaşımının kesilmesi nedeniyle davanın zamanaşımı süresi içerisinde açıldığı kabul edilmiş ise de; zamanaşımını kesen sebepler 6098 sayılı Kanun'un 154 üncü maddesinde sayılmış olup bu sebepler arasında ayıbın varlığı veya ikrarı zamanaşımını kesen nedenler arasında yer almamaktadır.

Dolayısıyla 6098 sayılı Kanun'un 231 inci maddesi birinci fıkrasında düzenlenen zamanaşımı süresinin dolmasını müteakip eldeki davanın açıldığı sabit olup aynı maddenin ikinci fıkrası uyarınca davalının satım konusu aracı devretmekte ağır kusuru da dosya kapsamı itibariyle ispatlanamamıştır. Bu sebeple İlk Derece Mahkemesince, davanın zamanaşımından reddine karar verilmesi gerekirken yasal cevap süresi içerisinde davalı tarafından ileri sürülen zamanaşımı definin reddine karar verilerek yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır..." ifadelerine yer verilmiştir.

Bu hukuki açıklamalara göre somut olaya gelindiğinde, zamanaşımını kesen veya durduran sebeplerin bulunmadığı, dava tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin geçmiş olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece davalı tarafın zamanaşımı definin kabulü ile açılan davanın iki yıllık zamanaşımı süresi içinde açılmaması nedeniyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerekir iken dosya kapsamına uygun olmayan gerekçe ile talebin kısmen kabulü yerinde görülmemiştir. Ancak yapılan hata yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyeceğinden hükmün düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmesi uygun olmuştur.

Açıklanan bu gerekçelerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında yeniden karar verilmesine ve neticede davanın zamanaşımı nedeniyle reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.

HÜKÜM : Yukarıda açıklanan gerekçelerle;

Davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine; davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararın düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda;

1-Davanın zamanaşımı nedeniyle reddine,

2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcının, peşin olarak yatırılan 1.024,65 TL'den mahsubu ile artan 292,65 TL harcın, karar kesinleştikten sonra ve talebi hâlinde davacıya iadesine,

3-Davacı tarafında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-Davalının yaptığı yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,

5-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/2. maddesi uyarınca belirlenen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

6-Tarafların gider ve delil avanslarından artan kısımların, karar kesinleştikten sonra, yatıran taraflara iadesine,

7- İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden:

a-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davacı tarafından yatırılmış olan istinaf peşin karar harcının ise karar kesinleştikten sonra ve talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,

b-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davalı tarafından yatırılmış olan istinaf peşin karar harcının ise karar kesinleştikten sonra ve talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davalıya iadesine,

c-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

d-Davalı tarafından sarf edilen 220,70 TL kanun yolu giderinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine,

8-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine,

9-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;

Gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açık olmak üzere, 08.10.2026 tarihinde, oy birliğiyle karar verildi. 08.10.2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/129, K. 2026/1715, T. 08.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-129-e-2026-1715-k-d6c293c9dd76