İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/341 E. 2026/369 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/341
- Karar No
- 2026/369
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/341 Esas KARAR NO : 2026/369
DAVA : 6361 Sayılı Finansal Kiralama, Faktöring Ve Finansman Şirketleri Kanunundan Kaynaklanan (Finansal Kiralamaya Konu Malın İadesi) DAVA TARİHİ : 21/04/2026 KARAR TARİHİ : 15/05/2026
Mahkememizde görülmekte olan 6361 Sayılı Finansal Kiralama, Faktöring Ve Finansman Şirketleri Kanunundan Kaynaklanan (Finansal Kiralamaya Konu Malın İadesi) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ -İSTEM / Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında ... ile imzalanmış ticari satım sözleşmesinin bulunduğunu, müvekkilinin davalı tarafından özel üretim olarak imal edilen ...'ın satın alınması yönünde ... A.Ş.'ye başvurduğunu, İş ... A.Ş.'nin, müvekkiline 54.522,19 USD fiyat üzerinden anlaşma teklif ettiğini ve kiracı müvekkilinin bu teklifi kabul etmesi üzerine kiraya veren ... A.Ş. ile 29.05.2025 tarihinde ...Sözleşmesi imzalandığını, ...Sözleşmesi kapsamında dava dışında olan...A.Ş.'ye, emtiaya dair aylık ödeme taksitlerinin düzenli olarak müvekkilince ödendiğini, satım sözleşmesine konu ''...''ın gizli ayıplı teslim edildiğini, cehennemlik fırının gereği gibi çalışmaması nedeniyle müvekkilinin ilk teslim tarihinden bu güne imalat yapamadığını, yapamadığı imalat nedeniyle önemli kazanç kaybına uğradığını, ... Sulh Hukuk Mahkemesinin ...D. İş Esas numaralı dosyası ile delil tespiti keşfi sonrasında bilirkişi raporu hazırlandığını, işbu bilirkişi raporuna göre; davalının müvekkiline imal ederek sattığı/teslim ettiği makinanın amacına uygun çalışmadığının/kullanılamadığının tespit edildiğini, müvekkilinin davalının sattığı "..." emtiası gizli ayıplı olduğundan, müvekkilinin TBK'nın 227/1-1.maddesi uyarınca; "Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme" hakkını kullanmak istemiş ise de, davalı tarafın bu konuya ilişkin olumlu cevap vermediği ve yapılan arabuluculuk görüşmelerinin de anlaşamama ile sonuçlandığını beyanla Finansal kiralama sözleşmesine konu davalı tarafça satılan emtia gizli ayıplı olmakla, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, Finansal Kiralama Sözleşmesi kapsamında ödenen meblağın bir kısmı olan 100,00 USD'nın 3095 sayılı Yasanın 4/a maddesi hükümleri doğrultusunda, müvekkilinin ödediği tarihlerden itibaren "Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı" ile tahsiline, gizli ayıplı satım nedeniyle doğan zarara ilişkin olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla TBK 229/1-2 maddesindeki "yargılama giderleri ile satılan için yapmış olduğu giderler" kapsamındaki zarar karşılığı 100,00-TL'nın her bir giderin ödeme tarihinden itibaren avans faiziyle tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraftan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA Dava dilekçe teatisi aşamasındadır. KANITLAR VE GEREKÇE / Dava, ayıplı araç satımından kaynaklı tazminat istemine ilişkindir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 207. maddesine göre; satış sözleşmesi, satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmedir. Taşınır sözleşmesinde satıcının taşınırı teslim etmek ve mülkiyeti alıcının üzerine geçirmek gibi asıl borcu yanında satılan malı saklama ve gerektiğinde taşıma masraflarını ödeme borcu gibi tali nitelikte borçları da bulunmaktadır. Anılan Kanun'un “Ayıptan Sorumluluk”a ilişkin 219.maddesinde; “Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur.” hükmü yer almaktadır. Ayıba karşı tekeffül borcu, satıcının mülkiyeti geçirme borcunun tamamlayıcısıdır. Satıcı, malın değerini veya yararını azaltan eksikliklerin bulunmadığını ayrıca garanti etmese bile, bu borç kanunen mevcuttur. Satıcı satış sözleşmesine konu taşınır malın niteliği ve kullanım amacı bakımından malın değerini ve kullanım amacını azaltan veya ortadan kaldıran mülkiyet hakkının sonucu olan tasarrufi işlemler yapmasını engelleyen bir eksikliğin bulunmamasını sağlama borcu altındadır. Satıcının bu borcunun söz konusu olabilmesi için satılanda bu çeşit eksikliklerin var olduğunu bilmesi gerekmediği gibi satılandaki bulunması gereken vasıfları ayrıca zikir ve vaad etmesine de gerek yoktur. Ayıba karşı tekeffül borcuna ait 6098 sayılı Kanun'un 219 ila 226 ncı maddeleri arasında belirtilen koşullarının gerçekleşmesiyle, alıcı aynı Kanun'un 227 vd. maddeleri kapsamında, kendisine tanınan sözleşmeden dönme, satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme, aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme, imkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme haklarından birini satıcıya karşı kullanabilecektir. Alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır. Türk Borçlar Kanunu 49/1. maddesi, “Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.” şeklinde, 50.maddesi "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler." 51/1. Maddesi " Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler." 52. Maddesi " Zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Zarara hafif kusuruyla sebep olan tazminat yükümlüsü, tazminatı ödediğinde yoksulluğa düşecek olur ve hakkaniyet de gerektirirse hâkim, tazminatı indirebilir. " şeklinde düzenlenmiştir. Somut olayda; davacı taraf ile dava dışı ... A.Ş. Arasında 29/05/2025 tarihli Finansal Kiralama Sözleşmesi akdedildiği, işbu Finansal Kiralama Sözleşmesine konu emtianın ''...'' olduğu, işbu emtiayı üreten şirketin ise davalı şirket olduğu, davacının eldeki davada işbu emtianın ayıplı olduğunu ileri sürdüğü ve bu ayıp nedeniyle uğradığı zararı talep ettiği fakat davacının dava dilekçesinin ekinde doğrudan emtiayı üreten şirket olan davalı şirkete karşı davayı açması için dava dışı ... A.Ş.'den alınmış bir izin/Muvafakat belgesi gerektiği ancak bu belgenin yer almadığı anlaşıldığından Mahkememizce davacının eldeki dava açısından aktif husumetinin bulunmadığı anlaşılmıştır. Davacının diğer talebi olan FKS kapsamında ödenen meblağın bir kısmının iadesi talebi yönünden ise davalının pasif husumeti bulunmamaktadır. Zira işbu kapsamda (FKS kapsamında) ödenen meblağlar dava dışı ...A.Ş.'ye ödenmiştir. Aktif husumet ehliyeti 6100 sayılı HMK'nın 114.maddesinin (d) bendi gereğince dava şartı niteliğinde olup, aynı Yasa'nın 115.maddesi uyarınca da davanın her safhasında ve re'sen nazara alınmalıdır. Bu durumda Mahkememizce davanın, davacının aktif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Yukarıda açıklanan nedenlerle; H Ü K Ü M / 1-Davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesap olunan 732,00-TL maktu karar ve ilam harcının davacıdan tahsiline, peşin alınan 732,00-TL harçtan mahsubuna, 3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafından yapılan bir yargılama gideri ve yatırılan delil avansı bulunmadığından bu hususta hüküm kurulmasına yer olmadığına, 5-HMK 333.maddesi gereğince davacı tarafından yatırılan gider avansından bakiye avansın hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, Dair, tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde karar verildi. 15/05/2026
Katip ... ¸
Hakim ... ¸