Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/85 E. 2026/1707 K. – Alacak
Konu: Alacak
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/85
- Karar No
- 2026/1707
- Karar Tarihi
- Konu
- Alacak
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/85
KARAR NO: 2026/1707
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ (Kapatılan) Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 21/11/2022
NUMARASI: 2022/175 Esas - 2022/1101 Karar
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Taşıma sözleşmesi kaynaklı)
Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle maddi tazminat talebinin kabulüne, manevi tazminat talebinin reddine dair verilen karara karşı, davacı ve davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, ABD'de bulunan ''...'' isimli müşterisine içeriği '...' (...) olarak adlandırılan ürünleri göndermek üzere davalı şirket ile uluslararası kargo taşımacılığı hususunda anlaştığını, 30.07.2021 tarihinde 4 adet paket (her bir pakette 45 adet ürün bulunmaktadır.) ABD'de bulunan müşteriye gönderilmesi için davalı şirkete teslim edildiğini ve 4 adet paket için toplamda 9.911,00 TL taşıma ücretinin peşinen davalı şirkete ödendiğini, davalıya gönderilmesi için teslim edilen paketlerin iki adedinin müvekkilinin müşterisine davalı şirketten kaynaklanan sebepler nedeniyle teslim edilemediğini, diğer ikisinin ise 05.08.2021 ve 09.08.2021 tarihlerinde teslim edildiğini ve teslim edilmeyen paketlerle ilgili davalı şirket ile telefon ve e-posta yoluyla iletişim kurulmaya çalışılmışsa da olumlu bir sonuç alınamadığını, ABD'de de bulunan müşteri şirket ile müvekkil şirketi arasında ciddi miktarda ürün satımı işlemi olduğunu ancak davalı şirketten kaynaklı sebepler nedeniyle teslim edilemeyen paketlerin içerisinde yer alan '...' isimli parça ürünlerin birleştirilmesinde kullanılan önemli bir parça olması nedeniyle ''...'' isimli müvekkilinin müşterisi olan firmanın ABD'de bulunan montaj işinin tamamen durmasına sebep olduğunu ve bu durumun müvekkilinin müşterisi ile olan ilişkilerini olumsuz etkileyip müşterisi nezdindeki ticari itibarına oldukça zarar verdiğini, müvekkili şirketin müşterisi ile ilişkilerinin daha fazla zarar görmemesi adına gönderilemeyen paketler için yeniden başka bir kargo şirketi ile anlaşıldığını ve 324 Euro karşılığında aynı ürünleri yeniden hazırlayarak müşterisine 13.09.2021 tarihinde göndermek zorunda kaldığını, müvekkilinin taşınması için davalı şirkete teslim ettiği iki paket içerisindeki ürün bedelinin toplamda 50 Dolar olmakla birlikte iki paket için ödediği taşıma ücretinin 4.955,00 TL olduğunu bu paketlerin müşteriye teslim edilememiş olması nedeniyle müvekkil tarafından aynı ürünlerin yeniden paketlenerek bu sefer başka bir kargo şirketiyle anlaşılıp 324 Euro taşıma ücreti ödendiğini, müvekkilinin zararının tazmini için .... Noterliği'nin ... yevmiye nolu 05.10.2021 tarihli ihtarnamesi ile davalı şirketten istemişse de davalı şirketçe işbu zararın karşılanmadığını, arabuluculuk görüşmelerinin de olumsuz sonuçlandığını ileri sürerek, müvekkili tarafından davalı şirkete iki paket için ödenen 4.955,00 TL, paket içerisindeki ürün bedeli olan 50 Dolar, davalı şirketten kaynaklanan sebepler nedeniyle teslim edilmeyen ürünlerin gönderilmesi için başka bir kargo şirketine ödenen 324 Euro ve davalı şirketçe müvekkilin ticari itibarının kaybına sebep olunması nedeniyle 20.000,00 TL tazminat bedelinin avans faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, savunmasında özetle; Davacıya ait gönderinin, taşınmak üzere müvekkiline teslim edildiğini, daha sonrasında ise müvekkili tarafından da ...' e tevdi edildiğini ve fiili taşımanın ... ve ... numaralı konişmentolar tahtında ... tarafından gerçekleştirildiğinden, davacının iddia ettiği zarar, fiili taşıyan ...' in hakimiyetindeyken meydana gelmiş olduğundan davanın ihbarına karar verilmesini, dava konusu uyuşmazlıkta, taşımanın yapıldığı ülkelerin (Türkiye ve ABD) her ikisi de Montreal Konvansiyonu' na üye olduğundan (Anayasa madde 90 hükmü gereği), huzurdaki uyuşmazlığında Montreal Konvansiyonu kapsamında dikkate alınması gerektiğini, Montreal Konvansiyonu madde 22/3 hükmü uyarınca: "Kargo taşımacılığında, kontrol edilmiş kargonun taşıyıcının sorumluluğuna verildiği anda gönderen kargonun ulaşacağı yerde teslimi ile ilgili özel bir fayda beyanında bulunmadığı ve durumun gerektirmesi halinde ilave bir ödeme yapmadığı müddetçe, taşıyıcının kargonun tahrip olması, kaybolması ya da kargoya hasar gelmesi halinde her kilogram için sorumluluğu 17 Özel Çekme Hakkı ile sınırlıdır. Diğer durumda, ödenecek toplamın, gönderenin varıştaki teslimatta sağlayacağı gerçek faydadan fazla olduğunu ispatlamadığı müddetçe, taşıyıcı beyan edilen toplamı aşmayan bir miktar ödemekle sorumlu olacaktır" hükmü yer aldığını ve 2022 yılı için 17 ÖÇH' lik sınır, Kg başına 22 ÖÇH (Özel Çekme Hakkı) olarak revize edildiğini, Dava dilekçesinde de belirtildiği üzere davacıya ait kaybolan gönderinin toplam değeri 50 USD olmakla, müvekkil şirketin de 50 USD' yi aşan zarar için sorumlu olmayacağını çünkü Davacı tarafından müvekkiline, taşıma konusu gönderiye ilişkin beyan edilen toplam değerin (kaybolan gönderiler yönünden) 50 USD olduğunu ve Montreal Konvansiyonu ile taşıyanın sorumluluğu sınırlandırıldığını, taşıyanın veya çalışanlarının kasti bir eylemi neticesinde gönderinin kaybolduğuna dair dosya kapsamında herhangi bir iddia ve/veya delil de bulunmadığından, müvekkilinin 50 USD' yi aşan değer için sorumluluğuna gidilemeyeceğini, taşıyanın "sınırlı sorumluluk" ilkesi kapsamında, davacının müvekkilinden talep ettiği taşıma bedeli iadesi, başka bir firmaya taşıma yaptırmış olması nedeniyle bu taşıma bedeli ve itibar kaybına dayalı tazminat talebinin, Montreal Konvansiyonu hükümleri kapsamında dikkate alınma ihtimali bulunmadığını, her ne kadar davacı tarafından 324 Euro olarak başka bir taşıma firmasına verilen taşıma bedeli müvekkil şirketten talep edilmekteyse de, bu iddiasını somutlaştırmaya yarar herhangi bir navlun faturası ve/veya konişmento sunamadığını, salt soyut bir talepten ibaret tazminat talebinin kabulünün mümkün olmadığını savunarak, sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... mahkememizce dosya kapsamına ve denetime uygun alınan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere dava konusu uyuşmazlığa uygulanacak Montreal Sözleşmesinin 18/1. maddesi uyarınca taşıyıcı, kayıtlı bagajın tahribi, kaybı veya hasara uğraması halinde doğan zarardan ve 19. maddesi uyarınca hava taşımasındaki yolcu, bagaj veya eşyanın gecikmesinden doğan zarardan, sorumlu olacaktır. Taşıyıcının sorumluluğu gerçek zarar miktarı kadar olmakla birlikte sorumluluk tutarı sözleşmenin 22. maddesinde belirtilen meblağla sınırlıdır.Montreal Konv. m. 22/3.fıkra gereği yüke ilişkin özel menfaat belirtilmemiş ise taşıyıcının bagaj ve yük taşımasında sorumluluğu zayi olan veya hasarlı emtianın bürüt kg basına 22 SDR ile sınırlıdır. Sınırlı sorumluluğun bagaj veya yük taşıması bakımından sınırsız hale gelmesi söz konusu değildir. Taşıma sürecine tam ve sağlam olarak alınan emtianın varma yerinde hasarlı olduğu tüm dosya kapsamından anlaşılmış olup Montreal Sözleşmesi çerçevesinde davacınınbase plate' (...) olarak adlandırılan ürünleri davalının sorumluluğu esnasında zayi olduğu sabittir.
Ancak davacının maddi Montreal Konv.m 22/2 gereği bagajın taşıyıcının sorumluluğuna verildiği anda yolcu, bagajın ulaşacağı yerde teslimi ile ilgili özel bir fayda beyanında bulunmadığı ve durumun gerektirmesi halinde ilave bir ödeme yapmadığı müddetçe , taşıyıcının bagajın zayii veya hasarı halinde her yolcu için havayolu taşıyıcısının bagaj zayi ve hasarında sorumlu tutulacağı zararın 1210 SDR ile sınırlı olduğu dikkate alındığında davacının maddi zarar kalemleri bakımından talep ettiği sınırlı sorumluluk halini aşan maddi zarar kazanç kaybı gibi talepleri yerinde görülmeyerek davalının sınırı sorumluluk ilkesi kapsamında 1210 SDR ile sorumlu olduğu anlaşılmıştır.
Somut olayda ise hesaplanan tazminat SDR kuru esas alınarak karşılığı 27.648,5 TL olmakla; tamamını davalının tazmin etmesi gerektiği açıktır, Sonuç olarak yukarıda açıklanan gerekçelerle davasının kabulüne Montreal Konvansiyonu’nun 22/2 maddesinde düzenlenen sınırlı sorumluluk ilkesi gereği SDR baz alınarak hesaplanan tutarındaki zararın karar tarihindeki karşılığını tazmin etmekle yükümlü bulunduğu kanaatine varılarak maddi tazminat yönünden davanının kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Davacının olayla ilgili manevi tazminat talebi yönünden ise manevi zarar mal varlığında bir azalmayı değil ve fakat kişilik haklarına vaki tecavüz nedeniyle bir kimsenin duyduğu cismani ve manevi acı ve ızdırabı, elemi ve böylece yaşama zevkinde bir azalmayı ifade eder. TBK 58. maddesine göre, şahsiyet hakkı hukuka aykırı bir şekilde tecavüze uğrayan kişi, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat namıyla bir miktar para ödenmesini dava edebilir denilmiştir.
Şahsiyet haklarına saldırıda, manevi tazminat istenebilmesi için TBK 58. maddede belirtilen şartların gerçekleşmesi gerekir. Bu şartlar ise şahsiyet haklarına saldırı olması, saldırının haksız olması, manevi zarara uğranılması, kusurlu olunması ve illiyet bağı bulunmasıdır. Somut olayda davacının meslek olarak meydana getirdiği ürünlerin hasar nedeniyle talep ettiği manevi tazminatın TMK'nın 24 ve TBK 58 maddeleri anlamında kişilik haklarının ihlaline neden olacağının kabulü mümkün değildir. Her sözleşmeye aykırılık manevi tazminat gerektirmeyeceği gibi, davacı tarafça da meydana gelen olay nedeniyle kişilik haklarının ihlal edildiği ispat edilememiştir.
Bu itibarla, davacının kişilik haklarına saldırı bulunmadığı, TBK 58. maddesinde öngörülen manevi tazminat şartlarının oluşmadığında..." gerekçesiyle, davacının maddi tazminat talebinin kabulü ile anlaşılan yeni kargo şirketine ödenen taşıma ücreti 324,00 Euro'nun temerrüt tarihi olan 06/10/2021 tarihinden itibaren işletilecek ve 3095 sayılı Yasa'nın 4/a maddesi uyarınca kamu bankalarının bir yıl vadeli Euro mevduat hesaplarına uyguladıkları en yüksek faizi ile birlikte fiili ödeme günündeki TCMB efektif satış kuru TL karşılığının davalıdan alınıp davacıya verilmesine, teslim edilemeyen ürün ücreti 50,00 USD'ın temerrüt tarihi olan 06/10/2021 tarihinden itibaren işletilecek ve 3095 sayılı Yasa'nın 4/a maddesi uyarınca kamu bankalarının bir yıl vadeli USD mevduat hesaplarına uyguladıkları en yüksek faizi ile birlikte fiili ödeme günündeki TCMB efektif satış kuru TL karşılığının davalıdan alınıp davacıya verilmesine, teslim edilemeyen iki paket için ödenen taşıma ücreti 4.955,00 TL'nin temerrüt tarihi olan 06/10/2021 tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı ve davalı vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; maddi tazminat talebinin kabulüne, manevi tazminat talebinin reddine karar verildiğini, davalı şirketin sözleşmeye aykırı ve kusurlu eylemleri sebebiyle müvekkili şirketin ürünlerin teslim edileceği müşterilerine karşı oldukça zoru durumda kaldığını, kaybolan ürünler nedeniyle davalı şirket tarafından sürekli olarak oyalandığını, ticari itibar kaybına maruz kaldığını, ürünleri yeniden temin ve kargoya teslimi ile ilgili zaman göz önüne alındığında ürünlerin müşteriye ulaştığı tarihle davalının kusurlu eylemleri ve sözleşmeye aykırı davranışları olmasa idi ulaşılan tarih aralığının dahi manevi zararın ispatı için yeterli olacağını, manevi tazminat talebinin reddine dair verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu iddia ederek kararın kaldırılmasın ve tavanın manevi tazminat talibe bakımından da kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin sorumluluğunun mal bedeli ile sınırlı olduğunu, mahkeme tarafından toplamda 1210 SDR tutarında sınırlı sorumluluğunun olduğu kanaatine varıldığını, bahse konu üst sınırında davacı tarafça talep edilen mal bedeli, müvekkili şirkete ödenen taşıma ücreti ve ikinci defa yapılan taşıma neticesinde dava dışı taşıma firmasına ödenen taşıma ücretine aşmadığı kanaati ile talebin tamamen kabulüne karar verildiğini, kararın hatalı olduğunu, Montreal Konvansiyonunda yer alan sınırlı sorumluluk ilkesinin mal bedelini sınırlı sorumluluk tutarını açtığı durumlar için geçerli olduğunu, tam tersinin vücut bulduğu durumlarda mal bedelinin esas alınması gerektiğini, aksi takdirde sınırlı sorumluluk ilkesinin uygulanabilirliğinin kalmayacağını, her hal ve durumda üst limitin mal bedeli olduğunu, söz konusu uyuşmazlıkta raporda belirlenen sorumluluk tutarının altında kaldığından müvekkili şirketin sorumluluğunda mal bedeli ile sınırlı olması gerekirken bu tutarı aşar nitelikte tesis edilen kararın kaldırılması gerektiğini, davacının müvekkili şirkete ödenen 4.955,00 TL tutarındaki taşıma ücretinin iadesine karar verildiğini hem de davacı tarafından dava dışı başka bir firmaya aynı nitelikteki yükü taşıtılması neticesinde oluşan 324,00 EURO tutarlı ikinci taşıma tutarının iadesine karar verildiğini, değerlendirmenin hatalı olduğunu, davacı tarafından hiçbir taşıma ücreti ödenmemiş olduğu gibi ikinci defa ödenen taşıma ücreti de müvekkili şirkete rücu edildiğini, ikinci taşıma ücretinin müvekkili şirkete yükletilmesinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, zaten bu yükün Amerika'da yerleşik alıcı firmanın talebi üzerine tekrar gönderildiğini, ikinci defa gönderilen yüke ilişkin ödenen taşıma ücretinin müvekkil şirketten rücuen tahsilinin hatalı olduğunu iddia ederek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, uluslararası hava yolu ile eşya taşıma sözleşmesinden kaynaklanan maddi ve manevi zararın tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda maddi tazminat talebinin kabulüne, manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı ve davalı vekillerince, yasal süreleri içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.
Taraflar arasında, davacının gönderici, davalının akdî taşıyıcı olduğu, hava yolu taşıma işinin mevcudiyeti, davacının göndermiş olduğu kargolardan iki adet paketin teslim edilmediği hususlarında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, kargo taşmasına esnasında kargonun kaybından dolayı davacı şirketin manevi zarara uğrayıp uğramayacağı, davalı akdi taşıyıcı şirketin zarar sorumluluğuna ilişkin mahkeme kabulünün ve kararın usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığına ilişkindir.
Dosya kapsamından, davacı şirket tarafından 30.07.2021 tarihinde dört paket şeklinde kargonun İstanbul'dan Amerika'ya gönderilmek üzere teslim edildiği, gönderilen kargolarla ilgili olarak davacı şirket tarafından eksik teslim edilen kargo nedeniyle davalı şirkete mail yolu ile taleplerde bulunulduğu, davacının 13 Eylül 2021 tarihli mailinde; 30 Temmuzda paketlerinin alındığı, iki paketin kaybedildiği, teslim edilmediği belirtilerek şikayet edileceklerinin ifade edildiği, uzun süreli mail yazışmalarının gerçekleştirildiği, davalı şirket tarafından cevabı mailde gönderi için ülke yerel taşıyıcı ... ile kontrollerin sağlandığı, toplamda 4 parça olan gönderi için iki parçasının teslim edildiği, diğer iki parça için ... inceleme sürecine istinaden gönderinin gidiş paketlerine içerik görsel talep edildiği, gönderinin görselinin iletilmesi durumunda ülke ofisi ile ivedi şekilde sürecin takibe alınacağının belirtildiği, davacı vekili tarafından tarafça .... Noterliğinde düzenlenen 05.10.2021 tarihli ihtarnamenin davalı şirket adına düzenlendiği, söz konusu ihtarnamede; müvekkili şirketin Amerika'da bulunan müşterisine gönderilmek üzere muhatap şirkete 30.07.2021 tarihinde teslim edilen içeriği ... (...) olan ve 4 paket kargondan her pakette 45 adet bulunan iki paketin halen gönderilen adrese teslim edilmediği, 4 paket kargonun taşıma ücreti olarak 9.911,00 TL'nin muhataba peşinen ödendiği, her iki paketin ise 05.08. Ve 09.08.2021 tarihlerinde teslim edildiği, diğer iki kargo tesliminin muhatap şirkete bağlı nedenlerden dolayı sağlanamadığı, tüm görüşmelerin sonuçsuz kaldığı, müvekkili şirket müşterisinin müvekkilinden ciddi miktarda ürün satın aldığı, söz konusu ürünlerin birleştirilmesinde kullanılan ... isimli parçanın Amerika'da bulunan montaj işinin tamamen durdurulduğunu, bunun müşterisi nezdinde itibarına ciddi derecede zarar verdiğini bunun üzerine müvekkili şirketin başka bir kargo şirketi ile 324,00 EURO karşılığında aynı kargoyu 13.09.2021 tarihinde göndermek zorunda kaldığını belirterek müvekkili şirketten alınan 9.911,00 TL kargo bedelinin yarısı olan 4.950,00 TL'nin teslim edilmeyen iki kargo için ve iki adet kargo içerisindeki ürün bedeli olan 50,00 Doların ayrıca başka bir kargo şirketine ödenmek zorunda kalınan 324,00 EURO'nun ve ticari itibar kaybı nedeniyle 20.000,00 TL tazminatın 7 iş günü içerisinde ödenmesinin talep edildiği ve davacı tarafça ihtarnamede belirtilen alacak kalemlerine ilişkin olarak iş bu davanın açılmış olduğu anlaşılmıştır.
Tarafların delillerini dosyaya ibraz etmesi ve ilgili delillerin celbi sonrasında bilirkişi incelemesi gerçekleştirilmiştir.
13.06.2022 tarihli bilirkişi raporunda; dava konusu kayıp 2 parça yüke ilişkin sorumluluğa esas alınacak brüt ağırlık 55 kg olduğundan taşıyıcının, fiili taşıyıcıyla müteselsilen sorumlu olacağı azami tutarın 55 x 22 SDR = 1210 SDR olacağı ve talep edilen tazminat tutarının bu limiti aşıp aşmadığı belirlenirken hüküm tarihindeki kur değerinin dikkate alınacağı, davacının ... AŞ'ye ödediği 324 Euro yeni taşıma bedeli, davalı şirkete iki paket için ödenen 4.955 TL, iki parça ürün bedeli olan 50 Dolar meblağının toplam maddi zarar tutarı olarak (27.648,5 Türk Lirası azami eşiğinin altında kaldığından ve belgelerle bu zararlar sabit olduğundan dolayı) davalı tarafça Montreal Sözleşmesi madde 22/f.3 uyarınca tazmin edilmesi gerektiği, davalı şirketçe müvekkilinin ticari itibarının kaybına sebep olunması nedeniyle 20.000,00 TL tazminat bedelinin avans faiziyle davalıdan tahsili talebinde gerek Montreal Sözleşmesi uygulaması gerek Yargıtay uygulaması bakımından bir sakınca olmadığı ancak bu konudaki nihai meblağın takdirinin mahkemeye ait olduğu belirtilmiştir. Davalı vekili rapora karşı itiraz ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, bilirkişi raporundaki tespitlere göre her bir alacak kalemi yönünden maddi tazminat isteminin kabulüne, manevi tazminat isteminin ise reddine karar verilmiştir.
Dava, hava yolu kargo taşıma sözleşmesine istinaden taşınan kolinin kaybı nedeniyle taşıyıcıdan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
2920 sayılı Türk Sivil Havacılık Kanunu'nun 106. maddesinde “Havayolu ile yurt içinde yapılacak taşımalarda, bu Kanunda hüküm bulunmadıkça, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası anlaşmaların hükümleri ve bu anlaşmalarda da hüküm bulunmadığı hallerde, Türk Ticaret Kanunu hükümleri uygulanır.” hükmüne; aynı Kanunun 124. maddesinde ise “Taşıyıcının sorumluluğunun sınırlandırılması, 12 Ekim 1929 tarihinde Varşova'da imzalanan ve Uluslararası Hava Taşımaları'na İlişkin Bazı Kuralların Birleştirilmesi Hakkındaki Sözleşme ve bu sözleşmeyi değiştiren Türkiye'nin katıldığı sözleşme ve protokollerin hükümlerine göre tayin olunur.” hükmü düzenlenmiştir. Bu suretle yurt içi hava yolu taşıması olduğu kabul edilen dava konusu uyuşmazlıkta belirtilen yasal düzenlemelere istinaden Varşova Konvansiyonu ve onu tadil eden ülkemizin kabul ettiği düzenlemelere yapılan atıf sebebiyle bu uluslararası sözleşme hükümleri uygulanacaktır. 2920 sayılı Kanunun atıf yaptığı Varşova Konvansiyonu ve 4 no'lu Montreal Protokolü uyarınca yük taşımasında taşıyıcının sorumluluğu sınırlıdır.
Taşıyıcının sınırlı sorumlu olduğu halin istisnası ise Konvansiyonun 22/2-a maddesindeki hallerin bulunması durumudur. Konvansiyonun 22/2-a maddesine göre “Kayıtlı bagaj ve yük taşımasında, paket taşıyıcıya verilirken, gönderici, varış yerinde teslim anındaki menfaatine ilişkin özel bir bildirimde bulunmadıkça ve gerekiyorsa ek bir meblağ ödemedikçe, taşıyıcının sorumluluğu kilogram başına iki yüz elli frankla sınırlandırılmıştır. Özel bildirimde bulunulması halinde, taşıyıcı bildirilen meblağın göndericinin varış yerinde teslim anındaki gerçek menfaatinden büyük olduğunu ispat etmedikçe, bildirimi yapılan meblağa kadar ödeme yapmakla sorumludur.” hükmüne yer verilmiştir.
Havayolu ile taşıma sözleşmesi, yolcu veya yükün havayolu ile bir ücret karşılığında taşınması için yapılan sözleşmedir. Bu sözleşmede hareket yeri ve varış yeri aynı ülke olan bir taşıma söz konusu ise iç taşımadan; hareket yeri ve varış yeri farklı iki ülkede olan veya her ikisi de aynı ülkede olmasına rağmen başka bir devletin ülkesinde bir duraklama yerinin kararlaştırılmış olduğu taşıma söz konusu ise uluslararası taşımadan bahsedilecektir.
Havayolu ile yük taşınması sırasında yükte oluşan zararlardan sorumluluğa dair hüküm, TSHK’nın 121. maddesinde düzenlenmiş olup anılan hükmün birinci fıkrasına göre, tescil ettirilmiş yükün kaybı veya zarara uğraması hâlinde zarara sebebiyet veren olay, havayolu ile taşıma sırasında meydana gelmiş ise zarardan taşıyıcı sorumludur.
Aynı maddenin ikinci fıkrasında, havayolu ile taşımanın kapsamına yükün bir havaalanında veya bir hava aracında yahut havaalanı dışına indirilmesi hâlinde o yerde taşıyıcının muhafaza ve nezareti altında bulundukları süreyi kapsayacağı belirtilmiştir. Belirtilen düzenlemedeki sınırlı sorumluluğa dair kural yönünden Varşova Konvansiyonu'na atıf yapılmıştır. Varşova Konvansiyonu’nda da taşıyıcının sınırlı sorumluluğu kural olup burada üst sınırı tayin edilmiş bir sorumluluk hâli söz konusudur. Sınırlı sorumluluğun kabul edilmesinde, Varşova Konvansiyonu’nun 1929 yılındaki imzalanması aşamasında hem hava taşımacılığının ve hava sanayinin desteklenmesi, hem de taraflar arasındaki menfaat dengesinin tesisi amaçlanmıştır.
Bu kapsamda havayolu ile gerçekleştirilen emtia taşımasında yükün TSHK hükümleri çerçevesinde kaybedilmesi yahut zarara uğraması durumunda taşıyıcının sorumluluğu sınırlı olacaktır. Bu durum TSHK’nın 127. maddesi kapsamında taşıyıcının adamları için de geçerlidir.
Bu doğrultuda TSHK’nın 124. maddesi ile taşıyıcının sınırlı sorumluluğu hususunda atıf yapılan Varşova Konvansiyonu’nun 22/2-a maddesi gereğince; havayolu ile emtia taşımasında yük taşıyıcıya verilirken gönderici, varış yerinde teslim anındaki menfaatine ilişkin özel bir bildirimde bulunmadıkça ve gerekiyorsa ek bir meblağ ödemedikçe, taşıyıcının sorumluluğu kilogram başına 17 Özel Çekme Hakkı (SDR) ile sınırlandırılmıştır. Özel bildirimde bulunulması hâlinde ise taşıyıcı, bildirilen meblağın göndericinin varış yerinde teslim anındaki gerçek menfaatinden büyük olduğunu ispat etmedikçe bildirimi yapılan meblağa kadar ödeme yapmakla yükümlüdür.
Somut olayda, dava dışı alıcıya ABD'de teslim edilmek üzere davalı tarafından taşınan dört paket kargodan iki paket kargonun taşıma sırasında kaybolduğu, bu sebeple alıcıya teslim edilemeyen emtianın fatura değerinin 50,0 USD olduğu, taşımanın Türkiye ve ABD arasında gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır. Taşıma sözleşmesi, nakil işinin bir defaya mahsus yerine getirilmesini konu edindiği için ani edimli bir sözleşmedir. Taşıyıcı eşya veya yolcuyu taşımayı gönderen veya yolcu ise ücret ödemeyi borçlanır. Ani edimli sözleşmelerde TBK'nın 125/1. maddesi gereğince; temerrüte düşen borçlu verilen süre içerisinde borcunu ifa etmemişse veya süre verilmesini gerektirmeyen bir durum söz konusu ise alacaklı her zaman borcun ifasını ve gecikme sebebiyle tazminat isteme hakkına sahiptir. 2. fıkrada ise alacaklının borcun ifasından ve gecikme tazminatı istemi hakkından vazgeçtiğini hemen bildirerek borcun ifa edilmemesinden doğan zararın giderilmesini isteyebileceği veya sözleşmeden dönebileceği ifade edilmiştir.
Somut olayda, davacı tarafça borcun ifa edilmemesinden doğan zararın giderilmesi istenmektedir. Bu zarar kalemleri ise kayıp iki koli bedeli ile iki koliye ait taşıma bedelidir.
Davacı her ne kadar iki kolinin yeniden alıcıya gönderilmesi için 324,00 EURO fatura bedeli karşılığı ücret ödemek zorunda kaldığını ve bununda karşılığını talep etmiş ise de söz konusu bedel davacı göndericinin borcun ifa edilmemesinden doğan zarar kalemleri içerisinde değerlendirilemeyecektir. Şöyle ki borcun ifa edilmemesinden doğan zarar olarak kaybolan kargo bedeli ile birlikte kargo taşıma ücreti talep edilmiştir. Bu taleple birlikte kargonun yeniden gönderilmek zorunda kaldığı iddiası ile tüm taşıma bedelinin talep edilmesi sebepsiz zenginleşmeye neden olacaktır. Davacı ancak, kaybolan kargo nedeniyle ikinci kez taşıma yaptırmak zorunda kaldığını ve bu taşıma nedeniyle önceki taşıma sözleşmesinden dolayı üçüncü kişiye fazla taşıma ücreti ödemek zorunda kaldığı iddiası ile aradaki farkı talep edebilecektir.
Davacı böyle bir talepte bulunmamış, yenilenen taşıma ücretinin tamamını talep etmiştir. Hasar nedeniyle uğranılan gerçek zarar, davalı taşıyanın sorumluluk üst limitinin altında ise gerçek zarara hükmetmek gerekecektir. Gerçek zararın sorumluluk üst limitini aştığı durumda ise taşıyıcı üst limit miktarınca sorumlu tutulur. Bu durumda Varşova Konvansiyonu hükümleri uyarınca öncelikle taşıma sırasında meydana gelen hasar nedeniyle ortaya çıkan gerçek zararın tespiti ve sınırlı sorumluluk hâlinin uygulanıp uygulanmayacağı değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekecektir.
Mahkemece, açıklanan gerekçelerle davacının alacak kalemleri ayrı ayrı değerlendirilerek uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekir iken tekrar edilen taşımadan kaynaklı taşıma ücretininde alacak kalemleri içerisinde yer verilmesi isabetli olmamıştır.
Diğer taraftan, bilirkişi raporunda davacının talep etmiş olduğu iki parça yüke ilişkin olarak alacak miktarı 1210 SDR olarak belirlenmiştir. raporda; talep edilen tazminat tutarının bu limiti aşıp aşmadığı belirlenirken hüküm tarihindeki kur değerinin dikkate alınması gerektiği ifade edilmiştir. Mahkeme tarafından bilirkişice belirlenen kayıp yüke ilişkin SDR'nin hüküm tarihindeki karşılığı belirlenmeksizin davacının maddi tazminat kalemlerinin tamamının kabul edilmiştir.
Hüküm tarihi 21.11.2022'dir. Hüküm tarihinde özel çekme hakkı (SDR) 24.2962 Türk Lirası karşılığıdır. Bilirkişi tarafından hesaplanan 1210 SDR x 24.2962 = 29.398,40 TL'dir. Uyuşmazlık kapsamında ispatlanan zararın 29.398,40 TL'yi geçmemesi gerekecektir. Davacının talep etme haklı olduğu ürün bedeli 50,00 Doların hüküm tarihindeki karşılığının tespiti ile gerçekleşmeyen taşıma nedeniyle ödenen 4.955,00 TL'nin toplamının söz konusu bedeli aşmaması gerekmemektedir. 1 USD'nin hüküm tarihindeki efektif satış kuru karşılığı 18,6593 TL'dır. Talep edilen 50,00 X 18,6593 TL = 932,96 TL'dir. İadesi gereken 4.955,00 TL nakliye ücretinin 932,96 TL ile toplamı neticesinde bulunan 5.887,96 TL maddi tazminat SDR karşılığını geçmemekle birlikte söz konusu bedelin kabulü gerekir iken bilirkişi raporunun ve yasal düzenlemelerin hatalı değerlendirilmesi neticesinde tazminat talebinin tümden kabulü isabetli görülmemiştir. Ancak söz konusu hata yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile hükmün düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmesi uygun görülmüştür.
Davacı vekili ise manevi tazminat isteminin reddinin usul ve yasaya aykırı olduğu iddiası ile istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı manevi tazminat istemine dayanak olarak teslimi gerçekleştirilmeyen kargo nedeniyle ticari itibarının zarara uğradığını iddia ederek manevi tazminat isteminde bulunmuştur.
TBK'nın 58. maddesinde kişilik hakkının zedelenmesi başlığı ile "Kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir.
Hâkim, bu tazminatın ödenmesi yerine, diğer bir giderim biçimi kararlaştırabilir veya bu tazminata ekleyebilir; özellikle saldırıyı kınayan bir karar verebilir ve bu kararın yayımlanmasına hükmedebilir." düzenlemesi mevcuttur. 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 24. maddesi ise "Hukuka aykırı olarak kişilik hakkına saldırılan kimse, hâkimden, saldırıda bulunanlara karşı korunmasını isteyebilir. Kişilik hakkı zedelenen kimsenin rızası, daha üstün nitelikte özel veya kamusal yarar ya da kanunun verdiği yetkinin kullanılması sebeplerinden biriyle haklı kılınmadıkça, kişilik haklarına yapılan her saldırı hukuka aykırıdır." hükmüne yer verilmiştir.
TBK'nın 114/2 hükmü uyarınca, haksız fiil sorumluluğuna ilişkin hükümler, niteliğine uygun düştüğü ölçüde sözleşmeye aykırılık hâllerinde de uygulanır. Tüzel kişinin de itibarının ve diğer kişilik haklarının zedelenmesi hâlinde manevi tazminat talep hakkının bulunduğu tartışmasızdır. Sözleşmeye aykırılık hâlinde davacının manevi tazminat talep edebilmesi için, davalının akde aykırı davranışları nedeniyle davacının kişilik haklarının da zarar görmüş olması ve bu zararın davacı tarafından kanıtlanmış olması gerekir.
Somut olayda davacının tespit edilen maddi zararının tazminine karar verilmiştir. Davacı, hüküm altına alınan maddi zararının dışında ayrıca ticari itibarının ve diğer kişilik haklarının zedelendiğini kanıtlayamamıştır. İlk derece mahkemesince manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık görülmemiş, bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurunun reddi gerekmiştir.
Açıklanan bu gerekçelerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine; davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.2 maddesi gereğince kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararını kaldırılmasına, davanın esası hakkında yeniden karar verilmesine ve neticede davanın yukarıdaki gerekçeler doğrultusunda kısmen kabulüne dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının düzeltilmek üzere kaldırılmasına ve davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda;
1-Maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 5.887,96 TL alacağın, dava tarihinden itibaren işleyecek ve 3095 sayılı Kanun'un 2/2.maddesi uyarınca avans esasına göre hesaplanacak temerrüt faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Manevi tazminat talebinin reddine,
3-Harçlar Kanunu'na göre hesaplanan 732,00 TL ilam harcından, peşin alınan 522,94 TL'nin mahsubu ile bakiye 209,06 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
4-Davacı tarafından sarf edilen 80,70 TL başvuru harcı, 402,21 TL peşin harç olmak üzere toplam 482,91 TL harç giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-13 maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin kabul red oranına göre takdiren 253,81 TL'lik kısmının davalıdan tahsili Hazineye gelir kaydedilmesine; bakiye 1.066,19 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
7-Davacı tarafından sarf edilen 1.200,00 TL bilirkişi ücreti, 111,00 TL posta masrafı olmak üzere toplam 1.311,00 TL yargılama giderinin, davadaki haklılık oranlarına göre hesaplanan 252,08 TL'lik bölümünün davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerine bırakılmasına,
8-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, iş bu hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 5.887,96 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
9-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, reddedilen maddi tazminat miktarı üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca göre hesaplanan 4733,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
10-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, reddedilen manevi tazminat yönünden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince belirlenen 20.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
11-HMK’nın 333. maddesi gereğince, hükmün kesinleşmesinden sonra, artan avansların yatıran taraflara iadesine
12-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden:
a-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; ilk derece mahkemesi kararı kaldırılıp yeniden hüküm kurulduğundan, davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,
b-Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
c-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davalıya iadesine,
d-Davalı tarafından sarf edilen 220,70 TL istinaf başvuru harcı gideri ile 200,00 TL posota ve tebligat gideri olmak üzere toplam 420,70 TL kanun yolu giderinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine,
13-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
14-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;
HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 08.10.2026