Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1221 E. 2026/2274 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1221
- Karar No
- 2026/2274
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2026/1221 KARAR NO : 2026/2274
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 07/04/2026 NUMARASI : 2025/1258 Esas 2026/301 Karar DAVA : KONKORDATO PROJESİNİN TASTİKİ KARAR TARİHİ : 14/10/2026 KARAR YAZIM TARİHİ:16/10/2026
İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/1258 Esas 2026/301 Karar sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda davanın reddine dair verilen karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Talep eden davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilleri şirketlerin bölgede ve ülkede yaş sebze meyve ihracatı, üretimi öncüsü ve yatırımcısı olarak sektörün önde gelen şirketlerinden olduğunu, müvekkili .... Şirketi'nin yaş meyve ihracatı yanı sıra iç piyasa tabiri ile büyük market zincirlerine narenciye satışı gerçekleştirmek için girişimlerine başladığını, müvekkili şirketlerin bünyesinde sezonuna göre mevsimlik meyve hasat ve paketleme işi yapan işçilerle birlikte 400-500 zaman zaman da 600 çalışan istihdamına ulaştığını, müvekkillerinin iş potansiyellerini grup şirketleri olarak bugünlere katlayarak getirdiklerini, tecrübesizlik sebebiyle ödeme güçlüğüne düşülmediğini, müvekkilleri şirketlerin ihracat gerçekleştirdiği ülkelerden Rusya ile Ukrayna arasında gelişen savaş ortamı ile artan finansal giderler üzerinden bu sürece gelinir iken şirket işletme devamlılığı ve istihdam sürekliliğini sağlamak adına banka kredilerine yönelmek zorunda kaldığını, kredilerin yüksek faizli seyrettiği son 2-3 yıllık bu dönemde değişken yüksek faiz oranları yüzünden faiz maliyetleri de şirkette finansman baskısını arttırarak günümüze gelindiğini, 2025 yıllarında müvekkili şirketlerin kredi kullanmasında ise çevresel faktörlerin etkisi çok fazla olduğunu, iki geminin mayına çarpma tarihinde ve kaza tarihinde müvekkili şirketin mallarını taşıdığına ilişkin dokümanların dosyaya sunulacağını beyanla, davacı şirketler ve davacı yönünden İİK.285 vd. madde hükümlerine istinaden alacaklılarıyla konkordato akdetmek için üç aylık geçici mühlet süresinin verilmesine, geçici mühlet hükmünün infazında tereddüt oluşmaması için mühlet hükmüne, İİK.294/1 madde de yazılı hususların ayrıntılı olarak belirtilmesine, tensiben ihtiyati tedbir kararı verilmesine, müvekkillerinin keşidecisi bulunduğu çeklere ilişkin olarak ilgili çeklerin bankaya ibrazı halinde bankaca ödeme yapılmamasına, bankaca ilgili çekin karşılığının bulunup bulunmadığı hususu nazara alınmaksızın çeke, keşideci hakkında tedbir kararına istinaden ödeme yapılmamıştır, şeklinde yahut bu doğrultuda ibarenin şerh düşülmesi yönünde tedbir kararı verilmesine, yapılacak yargılama sonunda tasdik işlemleri için 1 yıllık kesin mühlet kararı verilmesine ve konkordato tekliflerinin kabul ve tasdiki ile tasdik yargılamasından itibaren ön projeye uygun şeklinde ödenmesinin kabulüne karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür. Mahkemece yapılan yargılama neticesinde İstinaf incelemesine konu karar ile: "..... Davacı vekili iddiasını ispata yönelik olarak; ticaret sicil memurluğu ve sicil gazetesi kayıtları, konkordato ön projeleri, makul güvence raporu, banka kayıtları, kamu kumrum ve kayıtları, alacak borçlara ait liste, alacaklıların eline geçmesi öngörülen miktar, maddi ve maddi olmayan duran varlıkların listesi, tapu kayıt ve takyidatları ve ilgili her türlü delile dayandığı görülmüştür. Davacıların talebi üzerine, mahkememizin 07/01/2026 tarihli ara kararı ile, davacıların 7101 sayılı yasanın 15. maddesi ile değişik 2004 sayılı Yasanın 287/1. maddesi gereğince İİK' nin 286. Maddesinde belirtilen belgelerin eksiksiz olarak mevcut olduğunun tespit edilmesi ile, geçici mühlet talebinin kabulü ile davacılara 07/01/2026 tarihinden itibaren başlamak üzere 3 ay geçici mühlet kararı verildiği görülmüştür. Mahkememizce geçici mühlet konkordato komiseri olarak görevlendirilen, konkordato komiserleri hukukçu komiser ... ile SMMM ....'ndan oluşan komiser heyeti tarafından dosyaya ibraz edilen 23/03/2026 tarihli nihai raporda özetle; Borçlu ... Şti. yönünden, 06.01.2026 tarihi itibariyle yapılan özvarlık hesaplamasında, işletmenin sürekliliği esasına göre borca batık olmadığı, dolayısıyla TTK m. 376 (İİK m. 179) hükmü anlamında, borca batıklık bildirimi/iflâs isteme yükümü altında olmadığı, ön projedeki konkordato teklifi “projenin Sayın Mahkeme tarafından tasdik edildiği tarihinden itibaren 36 eşit taksitte ödenecektir., anapara için yıllık %24 ilave faiz hesaplayarak, taksitler her ayın son günü ödenecektir. Konkordato teklifimize göre şirketimiz borçlarının tamamı herhangi bir indirim talep edilmeden aynen ödeneceği için alacaklıların vazgeçecekleri herhangi bir alacak tutarı olmayacaktır. Konkordato teklifimizde alacaklılardan indirim talep edilmemekle birlikte ilave yılık %24 faiz teklif edilmektedir.” şeklinde olduğu, şirketin adi ve rehinli alacaklılar için sunduğu "15 ay ödemesiz dönem + %24 faiz ile 36 ay vade" teklifi, paranın zaman değeri açısından incelendiğinde; 15 aylık ödemesiz dönem boyunca anaparanın nemalandırılmaması, teklif edilen %24’lük nominal faiz oranının reel bazda yaklaşık %16-18 bandına gerilemesine neden olduğu, buna göre şirketin iflası halinde adi alacaklıların tahsilat oranı %58,1 olarak hesaplanırken, ön projede teklif edilen yıllık %24 [reelde %16-18] faiz oranı üzerinden yapılan indirgenmiş nakit akışı (bugünkü değer) hesaplamasına göre bu oran %44,8’e düşmektedir. Sonuç olarak; konkordato teklifi kapsamında alacaklıların eline geçecek tutarın, olası bir iflas durumuna kıyasla %-13,2 oranında daha az olduğu, borçlu şirket borca batık olmadığından vade konkordatosu teklif edebildiği, ancak yapılan bugünkü değer analizleri, alacaklıların toplam alacağının reel olarak %44,8’ini tahsil edebileceğini, bu durum teklifin %55,2 oranında bir tenzilat (indirim) ihtiva ettiğini ortaya koyduğu, dolayısıyla, sunulan ödeme projeksiyonu alacaklılar nezdinde bir tenzilat sonucu doğurduğu, mevcut ekonomik koşulların değişmesi ve projenin süreç içerisinde geliştirilebilme ihtimali göz önüne alındığında, bugünden yapılacak hesaplamalarda sapma olabileceği, buna bağlı olarak tenzilat oranının düşebileceği, proforma gelir gider tablosu ve nakit akım bütçesi üzerinde yapılan inceleme sonucu, şirketin 2026 yılı itibarıyla net satışlarında öngördüğü yaklaşık %43’lük artış , geçmiş yılların verileriyle kıyaslandığında oldukça agresif bir büyüme hedefi olduğu, bu hacimdeki bir artışın, piyasa koşulları ve sektör dinamikleri dahilinde gerçekleşme ihtimali "yüksek iyimserlik" barındırdığı, ayrıca geçmişte net satışların %29,8’ini oluşturan faaliyet giderlerinin, satışların tırmandığı bir dönemde %8,8’e düşürüleceği varsayımı, operasyonel maliyetlerin baskılanması noktasında risk taşıdığı, sabit giderlerin bu denli düşük kalması, hedeflenen net kâr artışının ana kaynağı olarak görünse de bu disiplinin nasıl sağlanacağına yönelik projede somut veri sunulmadığı, nakit bütçede Şirket 2026'dan 2030 başına kadar kesintisiz olarak negatif nakit mevcudu ile (-22,2M ile başlar, -7M ile biter) devrettiği, bir konkordato projesinde nakit mevcudunun eksiye düşmesi, "borç ödeme kabiliyetinin yitirildiği" anlamına geldiği, bu tabloya göre şirket 2026, 2027, 2028 ve 2029 yıllarında aslında borçlarını ödeyebilecek likiditeye sahip olmadığı, nakit bütçesi bu yıllarda dışarıdan taze para girişi olmadan "teknik olarak imkansız" bir ödeme planı sunulduğu, şirketin kârlılık hedefleri teorik olarak güçlü görünse de; nakit akışındaki 4 yıllık kesintisiz negatif seyir ve teklif edilen faiz oranının düşük reel değeri, projenin uygulanabilirliğini ciddi ölçüde zayıflattığı, yapılan incelemeler sonucunda, mevcut nakit bütçenin bırakın artırılmış bir faiz yükünü, teklif edilen mevcut borç ödeme takvimini dahi karşılayacak düzeyde olmadığı, sonuç olarak, bu haliyle sunulan projenin mevcut veriler ışığında uygulanabilir olmadığı, projenin rasyonel bir zemine oturabilmesi için, oluşan negatif nakit mevcudunu ve alacaklıların uğrayacağı reel faiz kaybını telafi edecek somut bir taze kaynak girişinin projeye dahil edilmesi zorunluluk arz etiği, diğer taraftan borçlu şirketin ticari faaliyetlerini sürdürüyor olması ve projenin taze ve somut kaynaklarla geliştirilebilme ihtimali de göz önüne alındığında, projenin gerçekleşme kabiliyetine ilişkin nihai takdirin mahkemenin tensiplerine arz olunduğunu, bu aşamada borçlu şirketin defter kayıtlarına göre belirlenebilen (kesin mühlet içinde muhtemel değişiklikler oluşabilir Konkordatoya tabi adi alacaklı sayısı 87 adet, defterde kayıtlı nakdi adi alacak toplamı ise 256.177.058,85 TL olup 2 adet rüçhanlı alacaklı ve 69.746.039,38 TL rüçhanlı alacak bulunmadığı, borçlu şirketin en az üç alacaklı sınıfı bulunduğu ve alacak miktarı yönden 30.01.2019 tarih, 30671 sayılı Resmi Gazetede Yayımlanan Konkordato Komiserliği ve Alacaklılar Kuruluna Dair Yönetmeliğin m.22 f.2 deki “(2) En az üç alacaklı sınıfı bulunması kaydıyla, alacaklı sayısının iki yüz elliyi veya alacak miktarının yüz yirmi beş milyon Türk Lirasını aşması hâlinde alacaklılar kurulunun oluşturulması zorunludur.” hükmündeki limitleri geçtiğini, borçlu .....A.Ş. yönünden, 06.01.2026 tarihi itibariyle yapılan özvarlık hesaplamasında; işletmenin sürekliliği esasına göre borca batık olmadığı, dolayısıyla TTK m. 376 (İİK m. 179) hükmü anlamında, borca batıklık bildirimi/iflâs isteme yükümü altında olmadığı, ön projedeki konkordato teklifi “projenin Sayın Mahkeme tarafından tasdik edildiği tarihinden itibaren 36 eşit taksitte ödenecektir., anapara için yıllık %24 ilave faiz hesaplayarak, taksitler her ayın son günü ödenecektir. Konkordato teklifimize göre şirketimiz borçlarının tamamı herhangi bir indirim talep edilmeden aynen ödeneceği için alacaklıların vazgeçecekleri herhangi bir alacak tutarı olmayacaktır. Konkordato teklifimizde alacaklılardan indirim talep edilmemekle birlikte ilave yılık %24 faiz teklif edilmektedir.” şeklinde olduğu, 27.248.398,00 TL konkordatoya tabi alacak tutarının %99 oranında, 26.982.627,85TL’lik kısmı borçlu şirketçe diğer borçlu .... firmasına keşide edilen çeklerden oluştuğu, ön proje içeriğindeki tabloların ve rakamsal verilerin incelenmesi neticesinde, dosyada ikinci teklifin daha mevcut olduğu anlaşıldığı, ...Alacakları Yönünden (Örtülü Teklif), dosyanın diğer borçlusu olan ... firmasına keşide edilen çeklerden kaynaklanan 26.982.627,85 TL tutarındaki alacağın, tasdik tarihini takip eden 36 ay boyunca, aylık eşit taksitlerle ve faizsiz olarak ödenmesi öngörüldüğü, bu teklif projede açıkça ifade edilmemekle birlikte, nakit bütçede, kaynak tablosunda ve ödeme planında teklifin faizsiz olduğunun görüldüğü, diğer piyasa alacaklıları yönünden (Açık Teklif), ... dışındaki diğer piyasa alacaklıları (toplam 40.000 TL alacağı olan 2 alacaklı) için sunulan teklif olduğu, bu borcun, tasdik tarihinden itibaren 36 eşit taksitte, anapara üzerinden yıllık %24 faiz hesaplanarak ve taksitler her ayın son günü ödenecek şekilde ifa edilmesi planlandığı, bu teklifin projede açıkça belirtildiği, dolayısı ile borcun %99’luk kısmına faizsiz, %1’lik kısmına ise faiz teklif edildiği, şirketin adi alacaklılar için sunduğu "15 ay ödemesiz dönem + %24 faiz ile 36 ay vade" teklifi, paranın zaman değeri açısından incelendiğinde; 15 aylık ödemesiz dönem boyunca anaparanın nemalandırılmaması, teklif edilen %24’lük nominal faiz oranının reel bazda yaklaşık %16-18 bandına gerilemesine neden olduğu, buna göre şirketin iflası halinde adi alacaklıların tahsilat oranı %50 olarak hesaplanırken, ön projede teklif edilen yıllık %24 [reelde %16-18] faiz oranı üzerinden yapılan indirgenmiş nakit akışı (bugünkü değer) hesaplamasına göre bu oran %35,2’e düştüğü, sonuç olarak, konkordato teklifi kapsamında alacaklıların eline geçecek tutarın, olası bir iflas durumuna kıyasla %-14,7 oranında daha az olduğu, borçlu şirket borca batık olmadığından vade konkordatosu teklif edebildiği, ancak yapılan bugünkü değer analizleri, alacaklıların toplam alacağının reel olarak %35,2’sini tahsil edebileceğini, bu durumun teklifin %64,8 oranında bir tenzilat (indirim) ihtiva ettiğini ortaya koyduğu, dolayısıyla, sunulan ödeme projeksiyonu alacaklılar nezdinde bir tenzilat sonucu doğurduğu, proforma gelir gider tablosu ve nakit akım bütçesi üzerinde yapılan incelme sonucu, şirketin 15.08.2025 yılında kurulan ve kuruluşundan itibaren 2025 yılının son 4,5 aylık döneminde 1.600.000 TL net satışının olduğu ve bu satış bedelinin de tahsil edilmediğinin tespit edildiği, şirketin kuruluş tarihi (15.08.2025) ile konkordato talep tarihi arasındaki yaklaşık 6 aylık süre zarfında, mali yapısı ile orantısız bir borçlanma içine girdiği , 31.10.2025 tarihli Makul Güvence Raporu’nda diğer Borçlu ...’a keşide edilen 10.616.440 TL olan çek borcunun, konkordato talep tarihinden önce %154 artışla 26.982.627,85 TL’ye yükseldiğinin tespit edildiği, söz konusu çeklerin karşılığında herhangi bir mal veya hizmet alımı gerçekleştirilmediği, bu durumun sadece kredi yaratma veya alacaklılar nisabını etkileme amacı taşıyabileceği (hatır senedi riski) değerlendirildiği, ayrıca, ... tarafından bu çeklerin 3. kişilere ciro edilmiş olması, her iki şirketi de aynı borçtan dolayı müteselsilen sorumlu kılmış ve grubun toplam riskini katladığı, yeni kurulan borçlu şirketin, cirosu (1,6 Milyon TL) ile kıyaslanamayacak büyüklükteki bu borcu (27 Milyon TL) hangi kaynakla ödeyeceğine dair ön projede gerçekçi ve veriye dayalı bir nakit akış tablosu sunulmadığı, şirketin geçmiş yıl verilerinin bulunmaması, proforma gelir tablolarındaki hedeflerin denetlenmesini imkansız kıldığı, ayrıca sunulan projede, "faizli" ve "faizsiz" olmak üzere ikili bir ödeme teklifi sunulması da alacaklılar arsındaki eşitlik ilkesine aykırı olduğu, borçlu ... A.Ş.’nin gerçek bir ticari faaliyetten ziyade, diğer borçlu ....’a çek keşide etmek amacıyla kullanıldığı izleniminin oluştuğu, mevcut nakit bütçesinin borçları tasfiye etmede yetersiz kaldığı ve projenin somut verilere dayanmadığının anlaşıldığı, yukarıda detaylandırılan hususlar birlikte değerlendirildiğinde;.... A.Ş. yönünden sunulan konkordato projesinin uygulanabilir olmadığı kanaatine varıldığını, bu aşamada borçlu şirketin defter kayıtlarına göre belirlenebilen (kesin mühlet içinde muhtemel değişiklikler oluşabilir Konkordatoya tabi adi alacaklı sayısı 3 adet, defterde kayıtlı nakdi adi alacak toplamı ise 27.248.398,00 TL olup rüçhanlı alacaklısı bulunmadığı, borçlu şirketin alacaklı sınıfı ve alacak miktarı yönden 30.01.2019 tarih, 30671 sayılı Resmi Gazetede Yayımlanan Konkordato Komiserliği ve Alacaklılar Kuruluna Dair Yönetmeliğin m.22 f.2 deki “(2) En az üç alacaklı sınıfı bulunması kaydıyla, alacaklı sayısının iki yüz elliyi veya alacak miktarının yüz yirmi beş milyon Türk Lirasını aşması hâlinde alacaklılar kurulunun oluşturulması zorunludur.” hükmündeki limitleri geçmediğini, konkordato talep eden gerçek kişi borçlu ... projesinin uygulanabilir olmadığı, alacaklı listesinin denetime elverişli sunulmadığı ve mevcut varlık-borç dengesinin rasyonel bir ödeme planına imkan tanımadığı kanaatine varıldığını rapor ve beyan ettikleri görülmüştür. Davacı borçlular vekilinin 03/04/2026 tarihli itiraz dilekçesinde özetle, geçici mühlet nihai raporuna itiraz ile, teklif edilen projenin uygulanabilir olduğunu, teklif edilen projede, alacaklılar lehine olan faiz oranının %40'a yükseltildiğini, projenin gerçekleşmesi için, müvekkili borçlu ....'a ait taşınmazların, kaynak temini hususunda, gerektiği takdirde satışı hususunda taahhütte bulunduklarını, süreç içerisinde 683.000.000,00 TL tutarında yeni satış sözleşmeleri yapıldığını beyanla, kesin mühlet kararı verilmesini, gerektiği takdirde, dosyanın bilirkişiye tevdii ile yeniden rapor aldırılmasını talep ettiği görülmüştür. Davacı borçlular vekilinin 03/04/2026 tarihli itiraz dilekçesi üzerine, konkordato komiserleri hukukçu komiser....ile SMMM....'ndan oluşan geçici mühlet komiser heyeti tarafından dosyaya ibraz edilen 07/04/2026 tarihli nihai ek raporda özetle; .... Şti yönünden, komiserliklerince yapılan iflas kıyas hesaplamasında, muhtemel satış bilançosunda toplam varlıklardan yalnızca yasayla belirlenmiş rehinli ve imtiyazlı alacakların düşüldüğü, henüz tahsil kabiliyeti netleşmemiş veya teminata verilmiş kambiyo senetlerinin "ayrıştırılarak hesaplamaya dahil edilmemesi" talebi, hem şeffaf hesaplama ilkelerine hem de denetlenebilir raporlama standartlarına aykırı, teknik olarak karşılığı olmayan bir talep olduğu, teklifte mühlet içinde geçen 15 aylık ödemesiz dönem boyunca anaparanın nemalandırılmaması, borçlu şirketin ödeme teklifindeki faiz oranını %40 olarak revize ettiği, teklifte mühlet içinde geçen 15 aylık ödemesiz dönem boyunca anaparanın nemalandırılmaması, teklif edilen % 40 l ı k nominal faiz oranı reel bazda daha düşük bir orana tekabül ettiği, bu veriler ışığında şirketin iflası halinde adi alacaklıların tahsilat oranı % 58,1 olarak hesaplanırken, TCMB avans faiz oranı (%39,75) üzerinden yapılan indirgenmiş nakit akışı (bugünkü değer) hesaplamasına göre bu oranın % 53,4'e düştüğü, sonuç olarak, konkordato teklifi kapsamında alacaklıların eline geçecek tutarın, olası bir iflas durumuna kıyasla % 4,6 oranında daha düşük olduğu tespit edildiği, ayrıca borçlu şirketin borca batık olmadığından vade konkordatosu teklif edebildiği, teklif edilen ödeme takviminin bugünkü değer (indirgenmiş nakit akışı) hesaplaması alacak tutarının % 53,4 üne tekabül ettiği, bu durum teklifin % 46,6 oranında bir tenzilat (indirim) ihtiva ettiğini gösterdiği, borçlu vekilinin itiraz dilekçesi ekinde sunulan nakit akım bütçesinde komiserliklerince eleştirilen negatif nakit mevcudunun çek tahsilatının 64.259.519 TL düzeltildiği, .... Şti ile 100 bin ton Kayısı, 700 Ton Kiraz ve 1300 Ton üzüm satımına ilişkin sözleşmeler olduğu, sözleşme içeriğinde satıcı konumunda olan dosyamız davacısı ... Şti'ne avans mahiyetinde çekler verildiği yazılmış ise de yazılı bulunan çek suretlerinin sözleşmeye eklenmediği, sözleşmelerde tarih bulunmadığı, sözleşmelerin ne zaman başlayacağı, sözleşmelerde ifa zamanı kararlaştırılmadığı görülmüş olup bu haliyle sözleşmelerin geçerliliği ve hukuki nitelendirilmesinin mahkemeye ait olduğu,... Şti ile yapılan ve dosyada sunulmuş olan 1200 Ton kayısı, 800 ton üzüm ve 1000 ton kiraz satımına ilişkin sözleşmeler olduğu, sözleşme içeriğinde satıcı konumunda olan dosyamız davacısı .... Şti'ne avans mahiyetinde çekler verildiği yazılmış ise de yazılı bulunan çek suretlerinin sözleşmeye eklenmediği, sözleşmelerde tarih bulunmadığı, sözleşmelerin ne zaman başlayacağı, sözleşmelerde ifa zamanı kararlaştırılmadığı görülmüş olup bu haliyle sözleşmelerin geçerliliği ve hukuki nitelendirilmesinin mahkemeye ait olduğu, dosyadaki her bir davacı/borçlunun borçlarını nasıl ödeyeceğine yönelik bağımsız bir ön projesini mahkemeye sunmasının yasa ve yönetmelik gereği olup Yargıtay'ın uygulamasının da bu yönde olduğu, konkordato talebinde bulunan her bir davacı (borçlu) için ayrı ayrı konkordato ön projesi sunulmasının hukuki bir zorunluluk olduğu, . İcra ve İflas Kanunu uyarınca, her borçlunun malvarlığı ve borca batıklık durumu farklı değerlendirildiğinden, ortak veya atıf yapılan projelerin kabul edilmeyeceği, her davacı özgün projesini sunması gerektiği, bu nedenlerle de davacı borçlu tarafça yapılan itirazların yerinde olmadığı,... A.Ş. firmasına ilişkin komiserliklerinin geçici mühlet raporunda yer alan tespitlerin değişmediği, borçlu... yönünden, borçlunun 31.03.2026 tarihli taahhütname başlıklı belgede mülkiyetindeki tüm taşınmazların gerektiğinde satılacağını beyan ettiği, borçlu ...'ın mülkiyetindeki taşınmazların değeri 11.874.379 TL, beyan edilen borçları, 1.768.392,00 TL asaleten, 211.105.772 TL ve ....'a olan beyan edilmeyen 7.159.021,88 TL olmak üzere toplam 220.033.187,2 TL olduğu, borçlu vekilinin 03.04.2026 tarihli itiraz ve beyan dilekçesi ekinde borçlu ....'ın mülkiyetindeki taşınmazları gerektiğinde satabileceği şeklindeki taahhütname dışında somut hiçbir veri sunulmadığı, davacı borçlu ....yönünden de komiserliklerinin geçici mühlet nihai raporunda yer alan görüşlerinin değişmediğini rapor ve beyan ettikleri görülmüştür. DEĞERLENDİRME: Dava; konkordato istemine ilişkin olduğu, yapılan yargılama, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamından anlaşılacağı üzere, Uyuşmazlığın, davacıların teklif ettiği konkordato projesinin uygulanabilir olup olmadığı, kesin mühlet verilmesi gerekip gerekmediği, kesin mühlet sonucu teklif edilen projenin tasdik edilebilir nitelikte olup olmadığı, davacı borçlu şirketin borca batık olup olmadığı noktasında toplanmıştır. İİK nun 289/3 maddesinde, konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olduğunun anlaşılması halinde, borçluya bir yıllık kesin mühlet verileceği, konkordatonun başarıya ulaşmasından kasıt, teklif edilen projenin, gerek geçici mühlet ve gerekse de kesin mühlet içerisinde taraflarca veyahutta mahkemenin müdahalesi ile revize edilmesi mümkün ise de, konkordato talebi ile birlikte teklif edilen ve geçici mühlet süresi içerisinde revize edilen projenin tenzilat veyahutta vade konkordatosu şartlarını taşıması, alacaklıların ve alacak miktarının çoğunluğunca teklifin kabul edilebilir olması ve konkordato talebinin davacı borçlunun kaynakları ile orantılı olması gerektiği, bu kapsamda mahkememizce yapılan inceleme ve değerlendirmeye göre; Tüm dosya kapsamı, taraf beyanları, müdahale talebinde bulunan alacaklı tarafların beyanları ile mahkememizce resen görevlendirilen konkordato komiser heyeti tarafından dosyaya sunulan raporlar ve beyan içeriklerine göre, Davacı borçlu şirketler ile işbu şirketlerin %100 payına sahip olan davacı borçlu ...'ın, konkordatoya tabi adi borçlarını, konkordato kararının tasdik tarihini takip eden ayın son gününde başlamak üzere, 36 eşit aylık taksitle, yıllık %24 faiz ile ödeme teklifinde bulunduğu, davacı borçlular vekilinin geçici mühlet komiser heyeti raporuna itirazı ile, işbu teklifini revize ile, yıllık %24 faiz ilavesi taahhüdünü %40'a artırdığı, iflasa tabi olan davacı borçlu şirketlerin, gerek işletmenin sürekliliği esasına ve gerekse de aktiflerin muhtemel satış fiyatları üzerinden hazırlanan bilançolara göre, borca batık olmadıkları, işbu nedenle tenzilat konkordatosu talep edemeyecekleri, davacı borçluların konkordatoya tabi borçlarını, konkordato süreci içerisinde, işletmenin faaliyeti nedeniyle elde edilecek faaliyet gelirleri ve alacaklarının tahsili ve rapora itiraz ile birlikte revize edilen proje kapsamında, davacı borçlu şahsa ait taşınmazların satışından elde edilecek gelir ile ödenmesinin taahhüt edildiği, davacı borçlunun geçmiş verileri ve konkordato sürecinde takip edilen faaliyetleri kapsamında, projede öngörülen faaliyet gelirine ulaşamayacağı, davacı borçlu şahsa ait satışı vadedilen taşınmazların, ön projede belirtilen değerleri itibariyle, konkordato sürecinde ödenmesi gereken konkordatoya tabi borçları karşılamaya yeterli olmadığı, bu kapsamda, davacı borçlu şirketlerin teklif ettiği konkordato projelerinin kaynaklarıyla orantılı olmadığı, ayrıca projenin revize edilmesine rağmen, davacı borçluların teklif ettiği projenin, geçici ve kesin mühlet süreçleri içerisinde faizsiz geçecek dönem de dikkate alındığında, iflasa nazaran avantajlı olmadığı, projenin revize edilmesi ile ilave kaynak ihtiyacının doğduğu, ilave kaynak ihtiyacının ne suretle karşılanacağına dair gelir kaynağı gösterilmediği, davacı borçlu şahsın teklif ettiği konkordato projesinin başarıya ulaşmasının, sahibi ve yetkilisi bulunduğu şirketlerin, teklif edilen projelerinin başarıya ulaşma şansına bağlı olduğu, işbu sebeplerle, davacı borçlu şirketler ile davacı borçlu şahsın, teklif ettiği projelerinin, alacaklıların çoğunluğu tarafından kabul edilme şansının düşük olduğu, teklif edilen projenin, davacı borçluların kaynaklarıyla orantılı olmadığı ve teklif edilen projelerin, davacı borçluların iflasına nazaran avantajlı olmadığı, bu sebeple alacaklıların çoğunluğu tarafından kabul edilse dahi, teklif edilen projenin İcra ve İflas Kanunu'nun 305. maddesinde düzenlenen tasdik şartlarını taşımadığı ve teklif edilen projenin uygulanabilir, başarıya ulaşma şansının bulunmadığı kanaatine varılmakla davacı borçluların kesin mühlet talebi ile konkordato taleplerinin reddine karar verilerek aşağıda yazılı hüküm kurulmuştur.'' şeklindeki gerekçesi ile; "Davacı borçluların kesin mühlet talebi ile konkordato taleplerine dair davalarının REDDİNE, geçici mühletin ve tüm tedbirlerin kaldırılmasına, konkordato komiser heyeti görevine son verilmesine, kararın İİK nun 288. Maddesi uyarınca ilanı ile ilgili yerlere bildirilmesine," şeklinde karar verilmiştir. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; Konkordato Geçici Komiser Heyeti Geçici Mühlet Nihai Raporuna yönelik olarak itiraz edilmiş rapor doğrultusunda bir değerlendirme yapılmış ve rapora yönelik itirazların ve ödeme tekliflerinin hiçbir şekilde dikkate alınmadığını, ancak komiserlik tarafından hazırlanmış olan rapor detaylı olarak incelendiğinde müvekkili şirketlerin ve yetkilisinin süreci yönetmek, borçlarını ödemek ve tarafların zararını gidermek adına girişmiş oldukları mücadeleyi ortaya koyduğunu, Konkordato Geçici mühlet Komiserliği Nihai Raporuna yönelik itirazlarında ve ekinde ve itiraz dilekçesinin ekine evrak sınırı nedeniyle sığmayan 03.04.2026 tarihli rapora ek evrakların sunulması dilekçesinin ekindeki evrakların da incelenmesi gerektiğini, araç ve taşınmaz kıymet takdirleri yapılmış fakat araçların değerleri sıfır olarak gösterildiğini, .... A.Ş. Kuruluşu itibari ile yaş meyve ihracatı, Nakliye ve Lojistik alanlarında faaliyet gösterdiğini, .... tarafından kurulmuş olan ... A.Ş. ise ... bünyesinden yaş meyve ihracatının ayrılması amacı ile kurulmuş olan bir şirket olduğunu, ... A.Ş. 2026 sezonu için yapılanma planları yapıldığını, buna istinaden de ... . A.Ş.nin çekleri, ....A.Ş. firmasından ciro edilerek kullanıldığını, bu durum da ...’in tedarikciler ve üreticiler tarafından bilinirliğini ve güvenilirliğini artırmanın amaçlanlandığını, ancak ... A.Ş.nin yaşadığı karşılıksız müşteri çekleri sayısının artması (icra harç, masrafları ve vekalet ücretleri) ve geri dönüşlerin olmaması nedeniyle nakit yönetimini sağlamakta zorlandığını, borçlanmanın ve ticaretin asıl yapıldığı şirket olan ... A.Ş. Olduğunu, müvekkili ...'ın bu iki şirketin yetkilisi ve yöneticisi olduğunu, iki şirketin kullanmış olduğu kredilerde de şahsi kefaleti bulunduğunu, hazırlanmış olan rapor 2 şirket ve ... yönünden ayrı değerlendirilerek sanki şirketler ve şahıs arasında bir organik bağ yok gibi yorumlandığını, hazırlanmış olan rapor bu yönüyle de ayrıca kusurlu olduğunu,...'a ait borç içerisinde ... şirketinin (yaklaşık 27 milyon) borçları ve ...'ın (şahsi borcu yaklaşık 1 milyon) borçlarının bulunduğunu,... A.Ş.nin şu an borçlu olduğu ve borçlarının büyük bir kısmını oluşturan ... Şti.ye ( takribi 60 milyon) ve .... Şti. (takribi 10 milyon) ile 2026 sezonu için tedarik sözleşmesi imzaladığını, Avrupa pazarına ihracat yapan.... A. Ş. ile görüşmelere devam ettiğini, tedarik sözleşmesinin imzalanma aşamasına geldiğini, şirketin amacının yeni mağduriyetler yaratmaktan ziyade mevcutta olan mağduriyetleri gidermenin yanında üreticiye ve ihracatçı firmalara katkı sağlamak olduğunu, şirketin aktifleri içinde yer alan çekli alacakların hukuki ve ekonomik mahiyetini tam olarak yansıtmadığını, şirketin aktiflerinde yer alan 81.730.000 TL tutarındaki alacak çeklerinin 64.259.219 TL’lik kısmı, bankalara tahsile verilmiş ve bu çekler karşılığında kredi kullanıldığını, Başka bir ifadeyle, söz konusu çekler şirketin serbestçe tasarruf edebileceği, tasfiye halinde doğrudan adi alacaklılara dağıtıma konu edilebileceği nitelikte “boşta aktif” nitelikte olmadığını, şirket lehine serbest nakit yaratacak ve adi alacaklılara dağıtılabilecek bir aktif unsurmuş gibi dikkate alınmasının mali gerçeklikle bağdaşmadığını, şirket aktifine kayıtlı bulunan ve tek ortak ...’a ait taşınmazların, konkordato projesinin gerçekleştirilmesi ve alacaklıların alacaklarına kavuşabilmesi amacıyla satışı hususunda taahhütte bulunduğunu, bu hususun da hiçbir şekilde dikkate alınmadığını, İstinaf talebinin kabulü, Yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; İİK 285 ve devamı maddeleri gereğince davacılar açısından sunulan konkordato projesinin tasdiki istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar res'en gözetilerek ve yine HMK 357/1.maddesindeki, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar istinaf incelemesi sırasında dinlenemez ve yeni delillere dayanılamaz hükmü çerçevesinde yapılmıştır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde "Davacı borçluların kesin mühlet talebi ile konkordato taleplerine dair davalarının REDDİNE, geçici mühletin ve tüm tedbirlerin kaldırılmasına, konkordato komiser heyeti görevine son verilmesine, kararın İİK nun 288. maddesi uyarınca ilanı ile ilgili yerlere bildirilmesine," şeklinde karar verilmiştir. İş bu karar konkordato projesinin tastikini talep eden davacılar vekili tarafından istinaf edilmiştir. 2004 Sayılı yasanın 7101 Sayılı Kanunla değişik " Konkordatonun Tastiki Şartları" başlıklı İİK.305.maddesine göre; "302 nci madde uyarınca yapılan toplantıda ve iltihak süresi içinde verilen oylarla kabul edilen konkordato projesinin tasdiki aşağıdaki şartların gerçekleşmesine bağlıdır: a) Adi konkordatoda teklif edilen tutarın, borçlunun iflası hâlinde alacaklıların eline geçebilecek muhtemel miktardan fazla olacağının anlaşılması; malvarlığının terki suretiyle konkordatoda paraya çevirme hâlinde elde edilen hasılat veya üçüncü kişi tarafından teklif edilen tutarın iflâs yoluyla tasfiye hâlinde elde edilebilecek bedelden fazla olacağının anlaşılması, b) Teklif edilen tutarın borçlunun kaynakları ile orantılı olması (bu kapsamda mahkeme, borçlunun beklenen haklarının dikkate alınıp alınmayacağını ve alınacaksa ne oranda dikkate alınacağını da takdir eder), c) Konkordato projesinin 302 nci maddede öngörülen çoğunlukla kabul edilmiş bulunması, d) 206 ncı maddenin birinci sırasındaki imtiyazlı alacaklıların alacaklarının tam olarak ödenmesinin ve mühlet içinde komiserin izniyle akdedilmiş borçların ifasının, alacaklı bundan açıkça vazgeçmedikçe yeterli teminata bağlanmış olması (302 nci maddenin altıncı fıkrası kıyasen uygulanır), e) Konkordatonun tasdikinin gerektirdiği yargılama giderleri ile konkordatonun tasdiki durumunda alacaklılara ödenmesi kararlaştırılan para üzerinden alınması gereken harcın, tasdik kararından önce, borçlu tarafından mahkeme veznesine depo edilmiş olması, Mahkeme konkordato projesini yetersiz bulursa kendiliğinden veya talep üzerine gerekli gördüğü düzeltmenin yapılmasını isteyebilir." hükmünü amirdir. İİK.305 maddesindeki şartların gerçekleşmesi halinde İİK.306 maddesi uyarınca da konkordato tasdiki kararı, kapsamı ve ilanı düzenlenmiştir. Konkordatonun tasdik edilmemesi ve borçlunun iflâsı başlıklı Madde 308- (Değişik: 28/2/2018-7101/36 md.) ise; Konkordato tasdik edilmezse mahkeme konkordato talebinin reddine karar verir ve bu karar 288 inci madde uyarınca ilân edilerek ilgili yerlere bildirilir. Borçlunun iflâsa tabi şahıslardan olması ve doğrudan doğruya iflâs sebeplerinden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme, borçlunun iflâsına resen karar verir. İİK m.308 gereğince, borçlunun iflasına ancak doğrudan doğruya iflas şartlarının oluşması ve borçlunun iflasa tabi olması halinde karar verilebilecektir. Konkordatoyu reddeden mahkeme, şartların oluşması halinde borçlunun iflasına re'sen karar verecektir. Konkordato dürüst bir borçlunun belli bir zaman kesiti içerisindeki bütün adi alacaklarını yetkili makamın onayı ve alacaklı çoğunluğunun kabulü ile tasfiyesinin sağlandığı bir icra prosedürü olup, amacı borçlunun içinde bulunduğu maddi dar boğazı aşması, bununla paralel olarak alacaklıların iflasa nazaran daha yüksek oranda tatmin edilmesini sağlamaktır. Bu amacı gerçekleştirmek için mahkemeye proje sunulması zorunludur. Konkordato talebinde bulunan borçlu mahkemeye sunulan projesinde alacaklarının borcun ne kadarından feragat edecekleri, alacaklarına hangi vade ile kavuşacaklarını, ödemelerin yapılabilmesi için hangi kaynakların kullanılacağı, kesin bir şekilde belirtilmelidir. Borçlunun ancak dürüst olması halinde konkordato teklifinin mahkemece tasdik edileceğini öngören İİK.mad.298/I-1 hükmü, 17.07.2003 tarihinde kabul edilen 4949 Sayılı Kanun ile kaldırılmış, yeni yasal düzenlemede ise konkordatonun mahkemece tasdik edilmesi için borçlunun dürüst olması koşuluna yer verilmemiş ise de, İİK’nın 308/f maddesinde hâlâ kötüniyetle sakatlanmış bir konkordatonun tamamen feshine ilişkin düzenlemenin aynen korunmuş olması nedeniyle konkordatonun tasdiki aşamasında dürüstlük koşulunun gözetilmesi gerektiği, kaldı ki diğer alacaklılar ile eşitsizlik yaratacak şekilde işlemler yapılması, konkordato nisabını sağlamak için fiktif alacak oluşturulması, mühlet talebine yakın tarihlerde mal varlığı devirleri gibi mal varlığını kaçırmaya yönelik davranışlarının da kötüniyetli olarak kabul edilmesi gerektiği ve bu halde borçlunun konkordato müessesinin sağladığı imkanlardan faydalanmasının mümkün olmadığının gözetilmesi gerekmektedir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 17.02.2022 tarih ve 2021/4168 Esas 2022/872 Karar sayılı kararında; ''...Dava konkordato projesinin tasdiki istemine ilişkindir. Konkordato dürüst bir borçlunun belli bir zaman kesiti içerisindeki bütün adi alacaklarını yetkili makamın onayı ve alacaklı çoğunluğunun kabulü ile tasfiyesinin sağlandığı bir icra prosedürü olup, amacı borçlunun içinde bulunduğu maddi dar boğazı aşması, bununla paralel olarak alacaklıların iflasa nazaran daha yüksek oranda tatmin edilmesini sağlamaktır. Bu amacı gerçekleştirmek için mahkemeye proje sunulması zorunludur. Konkordato talebinde bulunan borçlu mahkemeye sunulan projesinde alacaklarının borcun ne kadarından feragat edecekleri, alacaklarına hangi vade ile kavuşacaklarını, ödemelerin yapılabilmesi için hangi kaynakların kullanılacağı, kesin bir şekilde belirtilmelidir. Borçlunun ancak dürüst olması halinde konkordato teklifinin mahkemece tasdik edileceğini öngören İİK.mad.298/I-1 hükmü, 17.07.2003 tarihinde kabul edilen 4949 sayılı Kanun ile kaldırılmış, yeni yasal düzenlemede ise konkordatonun mahkemece tasdik edilmesi için borçlunun dürüst olması koşuluna yer verilmemiş ise de, İİK’nın 308/f maddesinde hâlâ kötüniyetle sakatlanmış bir konkordatonun tamamen feshine ilişkin düzenlemenin aynen korunmuş olması nedeniyle konkordatonun tasdiki aşamasında dürüstlük koşulu’nun gözetilmesi gerektiği, kaldı ki diğer alacaklılar ile eşitsizlik yaratacak şekilde işlemler yapılması, konkordato nisabını sağlamak için fiktif alacak oluşturulması, mühlet talebine yakın tarihlerde mal varlığı devirleri gibi mal varlığını kaçırmaya yönelik davranışlarının da kötüniyetli olarak kabul edilmesi gerektiği ve bu halde borçlunun konkordato müessesinin sağladığı imkanlardan faydalanmasının mümkün olmadığının gözetilmesi gerekmektedir. İİK’nın 305/d maddesi uyarınca konkordatonun tasdiki için imtiyazlı alacakların tam olarak ödenmesi ve mühlet içinde komiserin izni ile akdedilmiş borçların ifasının alacaklı bundan açıkça vazgeçmedikçe yeterli teminata bağlanmış olması gerekmektedir... Konkordato talebinden sonra doğan vergi, kira, işçi alacakları elektrik, su gideri gibi şirketin olağan masraflarını dahi ödemeyen şirketin konkordato müessesinden faydalanması mümkün olmamalıdır. Bu nedenle bu alacaklar ile ilgili araştırma yapılarak özellikle kanunun 308/d maddesinde belirlenen teminat konusunda araştırma yapılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yeterli inceleme ve araştırma yapılmaksızın konkordatonun tasdikine karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.." şeklinde gerekçeye yer verilmiştir. Dava konusu somut olayda; Davacı borçlu şirketler ile işbu şirketlerin %100 payına sahip olan davacı borçlu ....'ın, konkordatoya tabi adi borçlarını, konkordato kararının tasdik tarihini takip eden ayın son gününde başlamak üzere 36 eşit aylık taksitle, yıllık %24 faiz ile ödeme teklifinde bulundukları, daha sonrasında davacı borçlular vekilince işbu teklifin yıllık %24 faiz ilavesi taahhüdünü %40'a artırarak konkordato projesini bu açıdan revize ettiği anlaşılmıştır. Davacıların talebi üzerine mahkemece 07/01/2026 tarihli ara kararı ile, 2004 Sayılı İİK'nın 287/1. maddesi gereğince İİK' nin 286. maddesinde belirtilen belgelerin eksiksiz olarak mevcut olduğunun tespit edilmesi nedeni ile davacıların geçici mühlet talebinin kabulü ile davacılara 07/01/2026 tarihinden itibaren başlamak üzere 3 ay süre ile geçici mühlet kararı verildiği, duruşmanın ise geçici mühlet süresi göz önüne alınarak 07.04.2026 tarihine ertelendiği, 07.04.2026 tarihli duruşmada ise davacı borçlu şirketlerin kesin mühlet talebi ile konkordato taleplerine dair davalarının reddine, geçici mühletin ve tüm tedbirlerin kaldırılmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sırasında, konkordato komiser heyeti tarafından dosyaya sunulan 23.03.2026 tarihli konkordato geçici mühlet komiserlik heyeti raporuna karşı davacılar vekilince sunulan 03.04.2026 tarihli dilekçe kapsamındaki itirazların değerlendirilmesi açısından 07.04.2026 tarihli ek rapor alınarak dosyaya eklenmiş olduğu görülmüştür. . İlk derece mahkemesince de yapılan yargılama sonucunda; Davacı borçlu şirketler ile işbu şirketlerin %100 payına sahip olan davacı borçlu ....'ın, konkordatoya tabi adi borçlarını, konkordato kararının tasdik tarihini takip eden ayın son gününde başlamak üzere, 36 eşit aylık taksitle, yıllık %24 faiz ile ödeme teklifinde bulunduğu, davacı borçlular vekilinin geçici mühlet komiser heyeti raporuna itirazı ile, işbu teklifini revize ile, yıllık %24 faiz ilavesi taahhüdünü %40'a artırdığı, iflasa tabi olan davacı borçlu şirketlerin, gerek işletmenin sürekliliği esasına ve gerekse de aktiflerin muhtemel satış fiyatları üzerinden hazırlanan bilançolara göre, borca batık olmadıkları, işbu nedenle tenzilat konkordatosu talep edemeyecekleri, davacı borçluların konkordatoya tabi borçlarını, konkordato süreci içerisinde, işletmenin faaliyeti nedeniyle elde edilecek faaliyet gelirleri ve alacaklarının tahsili ve rapora itiraz ile birlikte revize edilen proje kapsamında, davacı borçlu şahsa ait taşınmazların satışından elde edilecek gelir ile ödenmesinin taahhüt edildiği, davacı borçlunun geçmiş verileri ve konkordato sürecinde takip edilen faaliyetleri kapsamında, projede öngörülen faaliyet gelirine ulaşamayacağı, davacı borçlu şahsa ait satışı vadedilen taşınmazların, ön projede belirtilen değerleri itibariyle, konkordato sürecinde ödenmesi gereken konkordatoya tabi borçları karşılamaya yeterli olmadığı, bu kapsamda, davacı borçlu şirketlerin teklif ettiği konkordato projelerinin kaynaklarıyla orantılı olmadığı, ayrıca projenin revize edilmesine rağmen, davacı borçluların teklif ettiği projenin, geçici ve kesin mühlet süreçleri içerisinde faizsiz geçecek dönem de dikkate alındığında, iflasa nazaran avantajlı olmadığı, projenin revize edilmesi ile ilave kaynak ihtiyacının doğduğu, ilave kaynak ihtiyacının ne suretle karşılanacağına dair gelir kaynağı gösterilmediği, davacı borçlu şahsın teklif ettiği konkordato projesinin başarıya ulaşmasının, sahibi ve yetkilisi bulunduğu şirketlerin, teklif edilen projelerinin başarıya ulaşma şansına bağlı olduğu, işbu sebeplerle, davacı borçlu şirketler ile davacı borçlu şahsın, teklif ettiği projelerinin, alacaklıların çoğunluğu tarafından kabul edilme şansının düşük olduğu, teklif edilen projenin, davacı borçluların kaynaklarıyla orantılı olmadığı ve teklif edilen projelerin, davacı borçluların iflasına nazaran avantajlı olmadığı, bu sebeple alacaklıların çoğunluğu tarafından kabul edilse dahi, teklif edilen projenin İcra ve İflas Kanunu'nun 305. maddesinde düzenlenen tasdik şartlarını taşımadığı ve teklif edilen projenin uygulanabilir, başarıya ulaşma şansının bulunmadığı gerekçesi ile yazılı olduğu şekilde karar verilmiş olmakla; Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına; gerekçeli, tarafların ve mahkemenin denetimine elverişli, oluşa ve dosya içeriğine uygun olarak düzenlenmiş olmakla mahkemece hükme esas alınan konkordato komiser heyetince düzenlenen rapor ve ek raporu uyarınca karar verilmiş bulunmasına göre davacılar vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07/04/2026 tarih ve 2025/1258 Esas 2026/301 Karar sayılı hükmü usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf başvurusu sırasında davacılardan ayrı ayrı alınması gereken 732,00.TL maktu harç peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 3-İstinaf kanun yolu başvurusunda bulunan davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadan karar verildiğinden davalı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 14/10/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.