Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/83 E. 2026/1706 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/83
Karar No
2026/1706
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2023/83

KARAR NO: 2026/1706

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ (Kapatılan) Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi

TARİHİ: 12/10/2022

NUMARASI: 2021/1070 Esas - 2022/956 Karar

DAVANIN KONUSU:Şirket genel kurul kararının batıl olduğunun tespiti

Taraflar arasındaki davanın ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen hükme karşı, davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin davalı şirketin hissedarı olduklarını, müvekkillerinin davalı şirkette toplam hisse oranlarının %2 olduğunu, müvekkillerinin hissedarı olduğu .... AŞ'nin de davalı şirkette %66,7 oranında hissesi bulunduğunu, bu bağlamda müvekkilleri ile söz konusu şirketin davalı şirketteki toplam hisse oranının %68,7 olduğunu, dava konusu genel kurul toplantısında ... AŞ'yi temsil etmek üzere...'nın temsilci olarak tayin edildiğini, ancak müvekkillerinin itirazı sonucunda 18/10/2022 tarihli genel kurul toplantısına...'nın temsilci sıfatıyla gönderilmediğini, bu bağlamda %66,7 oranında hissedar olan ... AŞ'nin usulüne uygun olarak temsil edilmediğini, iş bu temsil eksikliği nedeniyle 18/10/2021 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan tüm kararların TTK'nın 447. maddesi gereğince mutlak butlanla batıl olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili savunmasında özetle; davacı tarafın iddialarının doğru olmadığını, dava konusu yapılan genel kurul toplantısında toplantı ve karar nisabının sağlandığını, alınan kararların mutlak butlanla batıl olmasını gerektirir herhangi bir neden bulunmadığını belirterek, yasal dayanağı bulunmayan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dava konusu 18/10/2021 tarihli olağan genel kurul toplantısında asgari toplantı nisabının %25 olduğu halde hazirun cetveline göre toplantıya katılanların nisabının bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen raporda da belirtildiği üzere %32,32 olduğu, böylece TTK, şirket ana sözleşmesi ve iç yönergede ön görülen asgari toplantı nisabının sağlandığı, asgari toplantı nisabının sağlandığı genel kurul toplantısında alınan kararların mutlak butlanla batıl olduğunun ileri sürülemeyeceği; bununla birlikte toplantıda alınan 1 nolu karar yönünden davacılar ret oyu kullanmakla birlikte muhalefet şerhinin zapta geçirilmediği, bu bağlamda muhalefet şerhinin mevcudiyeti dava şartı olduğundan ve bu nedenlerle bu karar yönünden istemin reddine, toplantıda alınan 2-3-4-5-6-7-8 nolu kararların oy birliği ile alındığı ve bu nedenlerle iptallerinin istenmesinin dürüstlük kuralına aykırı olacağı değerlendirilerek..." gerekçesiyle, ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacılar vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle;

Kararın hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, gerekçenin dava konusunun hiçbir şekilde özümsenmediğini ortaya koyduğunu, dava dışı ... .... AŞ'nin davalı şirkette %66,7 oranında paya sahip olduğunu, hakim ortak olduğunu, ... AŞ'nin davalı şirketin 18.10.2021 tarihli olağan genel kurulunda temsil edilmediği konularında ihtilaf bulunmadığını, dava dilekçesinde izah edildiği üzere davalı şirketin yapısı itibariyle aile şirketi olduğunu, hakim hissedarının dava dışı ... ... AŞ şirketi olduğunu, müvekkillerinin ise davalı şirketten şahsen toplamda %2 hisseye sahip olmakla birlikte dava dışı hakim ortak ... AŞ'nin yönetim kurulunda da oyların %40'nı temsil ettiğini, dava dışı hakim ortak şirketin yönetim kurulu toplantısında alınan 2021/06 sayılı karar ile davalı şirketin genel kurul toplantısında dava dışı hakim ortağı temsil etmek üzere... isimli şahsın tayinine müvekkillerinden ... ve ...'ın muhalefetine rağmen 3/5 çoğunlukla karar verildiğini, müvekkillerinin muhalefetleri ve yasal yollara başvuruları sonrasında...'nın davalı şirketin 18.10.2021 tarihli genel kurul toplantısına gönderilmediğini ancak yeni bir yönetim kurulu kararı ile yerine başka bir temsilcide seçilmediğini, dolayısıyla davalı şirketin 18.10.2021 tarihli genel kurul toplantısında hakim ortak ve davalı şirketteki payı itibariyle genel kurulda alınan kararlara tesir gücü olan dava dışı şirket ... AŞ'nin temsilinin hiçbir geçerli mazeret olmaksızın keyfi şekilde engellendiğini, davalı şirketin %66,7 oranındaki hakim ortağının temsilcisi tayin edilen...'nın hiçbir mazeret bildirmeksizin keyfi olarak toplantıya katılmadığını, aynı gün dava dışı bir başka iştirak şirketi ... AŞ'nin ortağı olan ...'ı temsilen toplantıya katıldığını, davanın konusu uyuşmazlığın davalı şirketin genel kurul toplantı nisabının sağlanıp sağlanmadığının olmayıp %32,32 nisapla gerçekleşen genel kurul toplantısına davalı şirketin %66,7 oranında pay sahibi olan dava dışı hakim ortağını temsilen seçilen temsilcinin hiçbir mazeret göstermeksizin tamamen keyfi olarak katılmamış ve yerine bir başkasının seçilmemiş olmasının emredici hükümlere ve dürüstlük kuralına aykırı olup olmadığı bu gerekçelerle genel kurul toplantısında alınan tüm kararların batıl olup olmadığına ilişkin olduğunu, TTK 365.maddeye göre kural olarak anonim şirketlerin yönetim kurulu ya da yönetim kurulunun usulüne uygun atadığı temsilci veya temsilciler vasıtasıyla temsil edileceğini, diğer yandan TTK 425 ve 434.maddede; ortakların vazgeçilmez hakları arasında genel kurula katılma ve oy kullanma hakkının sayıldığını, TTK 447/a maddesi gereğince vazgeçilmez hakları sınırlandıran veya ortadan kaldıran kararın batıl olduğunu, amir hüküm gereğince de müvekkillerinin TTK 425 ve 434.maddelerinde düzenlenen toplantıya katılma ve oy kullanma haklarını bu hakkı ihlal eden genel kurul toplantısında alınan tüm kararların kanunun emredici hükümlerine aykırılık teşkil ettiğini, her ne kadar asgari toplantı nisabı mevcutsa da %32,32 nisapla toplanan bir genel kurul toplantısına %66,7 nisabın katılmasının tamamen keyfi olarak engellenmesinin ve böylelikle toplantı seyrinin tamamı ile değiştirilmesinin TTK'nın emredici hükümleri ile düzenlenmiş toplantıya katılma ve oy kullanma vazgeçilmez haklarını TMK 2.maddede düzenlenen dürüstlük kuralının ihlal edildiği gerçeği karşısında tüm kararların TTK 447.maddesi gereğince mutlak butlanla batıl olduğunun tespitine karar verilmesi gerektiğini, dosya içerisindeki mevcut davalı şirketin 2020 yılı genel kurul toplantı tutanağına davacı müvekkillerine vekaleten katılan temsilcilerin beyanının yer aldığını, muhalefet şerhlerinin işlendiğini, söz konusu muhalefet şerhinin genel kurul toplantısında tüm kararların batıl olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE

Dava, TTK'nın 447. maddesi gereğince, anonim şirket genel kurul toplantısında alınan tüm kararların batıl olduğunun tespiti istemine ilişkindir.

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacılar vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Taraflar arasında, davacıların davalı şirketin hissedarı oldukları, taraflar arasında birden fazla hukuki uyuşmazlığın bulunduğu, davalı şirketin aile şirketi olduğu hususlarında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, dava konusu genel kurulda alınan kararların batıl olup olmadığı, mahkeme gerekçesinin ve hükmünün usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığına ilişkindir.

Dava konusu genel kurul toplantısı 18.10.2021 tarihinde yapılan 2020 yılı olağan genel kurul toplantısıdır. Söz konusu toplantıda, toplantının TTK'nın 414. maddesi uyarınca çağrı merasimine riayet edilerek yapıldığı, hazır bulunanlar listesinin tetkikinde, şirket paylarının 4.750.298,00 TL, toplam itibari değeri171.975,00 TL olan 171.975 adet payın asaleten, toplam itibari değeri 1.363.179,00 TL olan 1.363.179 payın vekaleten olmak üzere toplantıda temsil edildiği ve böylece gerek kanun gerekse esas sözleşmede öngörülen asgari toplantı nisabının mevcut olduğunun anlaşılması üzerine gündem görüşülmesine geçildiği , ortaklardan ..., ..., ... adına vekaleten katılan ... ve ... adına vekaleten toplantıya katılan ...'nın söz alarak; ".... A.Ş 'de %66.70 oranı gibi önemli bir paya sahip olan ... ... ...A.Ş'yi temsilen Genel Kurul toplantısında temsil edecek temsilcinin tayinine ilişkin Yönetim Kurulu kararının hukuka aykırı olduğuna ilişkin itirazlarımız ve yasal yollara başvurulması sonucu, bu defa Genel Kurul toplantısına ... A.Ş. Temsilcisinin gönderilmemesi. bu suretle %40 oranındaki pay sahibinin bilinçli olarak genel kurulda temsilinin engellenmesi hakkın kötüye kullanılması niteliğindedir. ... A.Ş. "nin, Genel Kurulda oy kullanması ve katılması müktesep bir hak olup, ... şirketinin %40'n temsil eden bizler, bilinçli olarak temsil hakkımızdan mahrum bırakılmıştır.

Hukuken sakat olan temsilci atanmasına dair karardan sonra her ne surette olursa olsun icra edilecek genel kurul toplantısı da hukuken sakat olacaktır. Bu nedenle toplantının usulüne uygun temsilci yeni atanıncaya kadar yapılamayacağından muhalefet şerhimizi düşüyoruz." beyanında bulunduğu, ortaklardan ..., ... vd. ortakların söz alarak, TTK ve esas sözleşmeye göre genel kurul toplantısı için gerekli olan nisabın sağlandığı belirtilmek suretiyle toplantının ertelenmesini gerektirecek bir durumun olmadığı ifade edildikten sonra ayrıca ... ...'nın burada temsil edilememesini temel sebebinin yönetim kurulu toplantısında şerh koyduranların temsilci atanması konusunda muhalefet şerhi koymaları ve bu konuda sorun çıkarmaları olduğu, esasen bu karşı koymadan dolayı kendilerinin %40 olarak temsil edilmiyorken ... ...'nın %60'na sahip olan kendilerinin genel kurulda temsil edilme hakkından mahrum olduklarını, kötü niyete mahrum kalan kendileri şeklinde beyanda bulundukları, gündemin 3.maddesinde; 01 Ocak 2020 - 31 Aralık 2020 mali yılına ait yönetim kurulu faaliyet raporu okunduğu, görüşülmesine geçildiği, faaliyet raporu oy birliği ile kabul edildiği, gündemin 4.maddesinde; 01. Ocak 2021 - 31. Aralık 2020 yılına ait bilanço ve kar, zarar hesaplarının okunması, görüşülmesi ve onaylanması, 2020 yılı karının belirlenmesi ve kullanım şeklinin ve oranlarının görüşülerek karara bağlanması, dağıtılacak kar olmadığı için kar dağıtımı yapılmamasına oy birliği karar verildiği, gündemin 5.maddesinde; şirketin 01. Ocak 2020 - 31 Aralık 2020 mali yılında faaliyet göstermiş yönetim kurulu başkanı ..., yönetim kurulu başkan vekili ..., yönetim kurulu üyesi Zeynep Çiğdem Turan Durmuş, yönetim kurulu üyesi ... ve yönetim kurulu üyesi ...'ın ibra edilmesinin görüşüldüğü, oylama sonucunda yönetim kurulu üyelerinin tek tek oy birliği ile ibra edildiği, yönetim kurulu üyelerinin kendi ve diğer yönetim kurulu üyelerinin ibralarında oy kullanmadan yapılan oylama sonucunda ibra edildiği, gündemin 6.maddesinde; yönetim kurulu üyelerine herhangi bir ücret ödenmemesine oy birliği ile karar verildiği, 7.maddede; yönetim kurulu üyelerine TTK'nın 395 ve 396.maddelerinde sayılı hususlarda gerekli yetki ve belgelerin verilmesi konularının görüşüldüğü, TTK'nın 395 ve 396.maddeleri gereği yetki ve belgelerin verilmesi oy birliği ile kabul edildiği, genel kurul toplantısına ekli olarak herhangi bir muhalefet şerhinin mevcut olmadığı, davacılardan ... ve ...'ın genel kurul toplantısında ibra edilen şirket yönetim kurulu üyelerinden olduğu, davacılar vekili tarafından söz konusu genel kurul kararının batıl olduğu iddiası ile iş bu davanın açılmış olduğu, davacılardan ...'ın eski yönetim kurulu üyelerinden olduğu, dava dilekçesinde; davalı şirketin genel kurulunda temsil edilmeye yönelik olarak dava dışı .... AŞ şirketinin temsilci tayinine ilişkin 12.10.2021 tarihli yönetim kurulu kararında...'nın temsilci olarak tayin edilmesine oy çokluğu ile karar verildiği, yönetim kurulu üyeleri olan müvekkillerinin karara katılmadıklarına dair muhalefet şerhi koyduklarını, söz konusu kararın geçersizliğinin tespitine dair Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/852 Esas sayılı dosyasında dava açıldığını, dava dosyasının derdest olduğunu, hukuka aykırı yönetim kurulu kararı ile temsilci tayin edilen...'nın yetkisiz olmasından dolayı 18.10.2021 tarihinde yapılacak genel kurul toplantısının yetkisiz temsilci katılımı ile yapılmamasının ihtar edildiğini, ... ... AŞ'nin temsilen atanmasına ilişkin yeni bir yönetim kurulu kararı alınmadığı iddiasının ileri sürüldüğü, toplantıdan önce davacılar vekili tarafından 15.10.2021 tarihinde davalı şirkete Bakırköy 40. Noterliğinde düzenlenen ihtarnamenin keşide edildiği, söz konusu ihtarnamede; şirket ortaklarından ... ... ..AŞ şirketinin yönetim kurulunca alınan 12.10.2021 tarihli kararla şirketi temsilen katılmak ve oy kullanmak üzere...'nın temsilci olarak tayin edildiği, sermayenin %40'nı temsil eden ortakların temsilcileri olan müvekkillerinin muhalefet şerhi ve olumsuz oylarına karşılık %40 oranındaki hisseyi temsil eden yönetim kurulu üyelerinin olumlu oyları ile alındığı, şirket iç yönergesinin 3/1.maddesinde sayılan karar olduğu, aynı madde gereğince üyelerin en az %80'nin olumlu oyu ile alınması gereken kararlardan olduğu, söz konusu temsilci tayinine ilişkin 12.10.2021 tarihli kararın uygulanmasının durdurulması ve batıl ve yok hükmünde olması nedeniyle yargı yoluna başvurulduğu belirtilerek genel kurul sırasında oluşturulacak divan başkanlığınca bu bilinç ve sorumluluk altında yetkisiz temsilcinin toplantıya kabul edilerek oy kullanmasının önüne geçilmesi, sorumlu ve duyarlı olunması hususlarının belirtildiği, yönetim kurulu başkanı tarafından yönetim kurulu toplantı davetinin gerçekleştirilmiş olduğu 12.10.2021 tarihli 2021/07 numaralı dava dışı ... .... AŞ şirketinin yönetim kurulu kararı ile ... AŞ'nin yapılacak olan genel kurul toplantısında şirketi temsile...'nın imza ile hareket etmesine oy çokluğu ile karar alındığı, yönetim kurulu tarafından dava dışı...'nın temsiline ilişkin olarak alınan 12.10.2021 tarihli yönetim kurulu kararlarının TTK'nın 391 maddesi gereğince yok hükmünde olduğunun ve geçersiz olduklarının tespiti amacı ile davacılar tarafından Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/852 Esas sayılı dosyasında dava açıldığı, mahkemenin 2022/379 karar ve 05.04.2022 tarihli kararı ile davacıların davasının reddine karar verildiği, kararın istinaf edilmesi üzerine, İstanbul BAM 13. Hukuk Dairesinin 2022/1344 Esas, 2025/372 Karar ve 06.03.2025 tarihli kararı ile istinaf başvurusunun reddedildiği, kararda; "...Dava, davalı şirketin 25/10/2021 tarihli ve 2021/4, 2021/5, 2021/6 ve 2021/7 sayılı yönetim kurulu kararlarının Şirket İç Yönergesi ile TTK'nın 391. maddesine aykırı olduklarından bahisle yok hükmünde ve batıl olduklarının tespiti talebine ilişkindir.

Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile 2021/7 sayılı karar yönünden konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, diğer kararlar yönünden ise davanın reddine karar verilmiş, verilen red kararına karşı davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

TTK'nın 390. maddesi uyarınca esas sözleşmede aksine ağırlaştırıcı bir hüküm bulunmadığı takdirde yönetim kurulu, üye tam sayısının çoğunluğu ile toplanır ve kararlarını toplantıda hazır bulunan üyelerin çoğunluğu ile alır. Aynı Kanun'un 391. maddesi uyarınca yönetim kurulunun; eşit işlem ilkesine aykırı olan, anonim şirketin temel yapısına uymayan veya sermayenin korunması ilkesini gözetmeyen, pay sahiplerinin, özellikle vazgeçilmez nitelikteki haklarını ihlal eden veya bunların kullanılmalarını kısıtlayan ya da güçleştiren, diğer organların devredilemez yetkilerine giren ve bu yetkilerin devrine ilişkin kararları batıldır. Kanunun 371/2. maddesi uyarınca da; yönetim kurulu, temsil yetkisini bir veya daha fazla murahhas üyeye veya müdür olarak üçüncü kişilere devredebilir. En az bir yönetim kurulu üyesinin temsil yetkisini haiz olması şarttır.

Somut olayda; davalı şirketin dava konusu edilen yönetim kurulu kararları, şirketin pay sahibi olduğu başkaca şirketlerin yapılacak genel kurul toplantılarında kendisini temsil edecek kişinin seçimine ilişkindir. Davalı şirketin beş yönetim kurulu üyesi mevcut olup kararların alındığı toplantıya tüm yönetim kurulu üyeleri katılmış ve kararlar oy çokluğu ile alınmıştır. Şirketin ana sözleşmesi ile yönetim kurulu kararlarının alınabilmesi konusunda TTK'nın 390. maddesinde yer alan nisaptan daha ağır bir nisap kabul edilmemiş ve fakat 2017/01 sayılı ve 09/05/2017 tarihli şirketin yönetimi, temsili ve bu yetkilerin devri konusunda kabul edilen İç Yönerge ile, yönetim kurulunun hangi konularda hangi çoğunlukla karar alabileceği ve şirketin temsilinin ne şekilde olacağı düzenlenmiştir. Mahkemece de isabetli şekilde tespit edildiği üzere, iç yönergenin 3/1. maddesinde tahdidi şekilde sayılan ve yönetim kurulunun %80 oy oranı ile karar alması gereken konular arasında şirketi, pay sahibi olduğu şirketlerin genel kurul toplantılarında temsil edecek kişinin seçimi konusu bulunmamaktadır. Davalı şirketin pay sahibi olarak temsil edileceği genel kurullarda görüşülecek gündem maddeleri de yine iç yönergenin 3/1. maddesinde sayılan konulardan değildir.

Davalı şirket yönetim kurulunun şirketi ne şekilde temsil edeceğinin belirlendiği İç Yönergenin 3/2 ve 3/3. maddelerinde yer alan konular arasında da genel kurul toplantıları yoktur. Davalı şirket yönetim kurulu tarafından alınan dava konusu kararlar yalnızca genel kurula şirket adına katılarak oy kullanacak kişinin seçimine ilişkin olup, bu genel kurul toplantılarından önce gündem maddeleri konusunda yönetim kurulunca görüşme yapılarak bir karar alınması ve seçilen temsilciye bu konuda bir talimat verilmesi de mümkündür. Şirket yönetim kurulu üyeleri ..., ... ve ...'ın sahip oldukları müştereken temsil yetkisi ise yönetim kurulunca alınacak kararın nisabı ile ilgili bir husus değildir. Bu yetkiden, şirketin yönetim kurulu tarafından alınacak her kararın anılan üç yönetim kurulu üyesinin müspet oyuyla alınabileceği gibi bir sonuç çıkarılması abesle iştigaldir.

Davacı tarafından dava konusu yönetim kurulu kararları yönünden TTK'nın 391. maddesinde sayılan butlan sebeplerinden herhangi birisinin gerçekleştiği somut olarak ortaya konmamış ve bu husus ispatlanmamıştır. Bu minvalde Mahkemece verilen karar isabetli olup, davacıların aksi yöndeki istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir. " gerekçesine yer verildiği, bu kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2025/3154 Esas, 2026/128 Karar sayılı, 14.10.2026 tarihli ilamı ile BAM kararının onandığı anlaşılmıştır.Tarafların delilerini dosyaya ibraz etmeleri ve ilgili delillerini celbi ile birlikte bilirkişi incelemesi gerçekleştirilmiştir.

31.07.2022 tarihli bilirkişi heyet raporunda; dava konusunun; 18.10.2021 tarihli 2020 yılı Olağan Genel Kurul Toplantısının mutlak butlanla batıl olduğu isteminden ibaret olduğu, davalı; defterlerinin 6102 sayılı TTK.m.64/3, VUK. M.182 uyarınca tutulması zorunlu olan 2020 yılına ait Yevmiye, Defter-i Kebir ve Envanter defterlerinin Açılış Tasdiklerinin yasal süresi içerisinde yaptırılmış olduğu, 2020 yılına ait Yevmiye Defterinin Kapanış Tasdikinin yapılmış olduğu, bu itibarla HMK 222 md. ve 6102 sayılı TTK 64/3 madde gereğinde mevcut haliyle davalının 2020 yılına ait ticari defterlerinin lehine delil niteliğinin bulunduğu,

Genel Kurul Toplantıları ve bu toplantılardaki karar nisabının; Ana Sözleşme ve İç Yönerge değişikliği kapsamında Türk Ticaret Kanunu hükümlerine tabi olduğu tespit edilerek Türk Ticaret Kanunu hükümleri çerçevesinde Anonim Şirketlerde Genel Kurul Toplantı yeter sayısı Kanunda veya esas sözleşmede, aksine daha ağır nisap öngörülmüş bulunan haller hariç, sermayenin en az dörtte birini karşılayan payların sahiplerinin veya temsilcilerinin varlığıyla toplanacağı, bir Genel Kurul Kararının varlığından bahsedebilmek için iki unsurun olması gerektiği, bunlardan ilkinin toplantı yapılması, ikincisinin ise toplantıda yeterli irade beyanları ile karar alınması olduğu hususları nazara alınarak; hazır bulunanlar listesinin tetkikinde şirket paylarının 4.750.298,00 (Dört milyon yedi yüz elli bin iki yüz doksan sekiz) TL toplam itibari değerinin; toplam itibari değeri 171.975,00 TL olan 171.975 adet payın asaleten, toplam itibari değeri 1.363.179,00 TL olan 1.363.179 adet payın vekâleten olmak üzere toplantıda temsil edildiği, şirketin sermayesi ve paylarının toplam itibari değerinin 4.750.298,00 TL asgari toplantı nisabının %25 olduğu ve mevcut toplantı nisabının ise %32,32 olduğu böylece gerek Kanun gerekse esas sözleşme ve iç yönergede ön görülen asgari toplantı nisabının sağlandığı, oy çokluğu ile alınan 1 no.lu kararda, ret oyu kullanıldığı, ancak; alınan kararda muhalefet şerhinin zapta geçirilmediği, muhalefet şerhinin bulunmasının dava şartı olduğu hususu dikkate alınarak ret oyu kullanılmış olsa da 1. Nolu Genel Kurul Kararın iptalinin mümkün olmadığı, davacıların da oy birliği ile alınan 2., 3., 4., 5., 6., 7., 8. no.lu kararların iptalinin dürüstlük kuralına aykırı olacağı belirtilmiştir.

Davacılar vekili bilirkişi raporuna karış itiraz ve beyan dilekçelerinde; davalı şirketin yapısı itibari ile bir aile şirketi olduğunu, %66,7 oranındaki hakim hissesinin dava dışı ... ... AŞ şirketine ait olduğu, hakim ortağın oylarının %40'nı temsil ettiğini, davalı şirketin genel kurul toplantısında hakim ortak ve davalı şirketteki payı itibari ile tesir gücü olan dava dışı şirketin temsilinin mazeretsiz şekilde engellendiği, ...'nın toplantıya katılmadığı, aynı gün başka bir iştirak şirketinin toplantısına temsilen katıldığı, TTK 365.maddesi gereğince kural olarak anonim şirketlerin yönetim kurulu ya da yönetim kurulunun usulüne uygun atadığı temsilci veya temsilciler vasıtasıyla temsil edileceğini, ortakların vazgeçilmez haklarından olan genel kurula katılma ve oy kullanma hakkının keyfi olarak engellendiğini belirterek TTK 447.maddesi kapsamında mutlak butlanla batıl olduğunun tespitine karar verilmesini ve ek rapor alınmasını talep etmiştir.

Mahkemece, yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden davanın reddine dair hüküm tesis edilmiştir. Genel kurul kararlarının iptal ve butlanına ilişkin olarak TTK'nın 445.ve 446. maddeleri kapsamında, genel kurul kararlarının yoklukla malul olması hususunda ise TTK'da bir hüküm bulunmadığından genel hükümlere göre değerlendirme yapılması gerekmektedir.

Butlan, genel kurul kararının içeriği itibariyle kanunun emredici hükümlerine aykırı olmasını ifade ettiği hâlde yokluk, hukuki işlemin kurucu şekli unsurlarını düzenleyen emredici hukuk kurallarına aykırılık nedeniyle hukuki işlemin varlık kazanamamasını ifade eder. TTK'nın 447. maddesi genel kurul kararlarının butlanı hâllerini düzenlemiştir. Her ne kadar TTK'nın 445-451. maddeleri arasında genel kurul kararlarının iptali ile butlanı düzenlenmiş, yokluk yaptırımından söz edilmemiş ise de bu durum yokluğun bir hukuki işlem niteliğinde olan genel kurul kararları hakkında uygulanamayacağı, kanun koyucunun sadece iptal edilebilirlik ve butlan yaptırımına yer vermek istediği şeklinde anlaşılmamalıdır. Bir hukuki işlemin varlık şartlarını belirleyen Kanun koyucunun, o işlemin yokluğu ve yaptırımına da onay vermiş olduğunun kabulü gerekir (Prof. Dr. Erdoğan Moroğlu, Anonim Ortaklıkta Genel Kurul Kararlarının Hükümsüzlüğü, İstanbul 2020, s.28-29,37).

Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 22.10.2020 ve 2019/1366 Esas, 2020/4391 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere; yokluk, bir hukuki işlemin doğabilmesi için öngörülen kurucu, şekli nitelikte olan emredici hükümlere aykırılık hâlidir (Mehmet BAHTİYAR, Ortaklıklar Hukuku, 14. Basım, Beta, İstanbul,2020,s.198). Bu aykırılık, işlemin esaslı noktadaki kurucu unsurlarında eksikliğe yol açar ve işlemi "yokluk" ile sakat hâle getirir. Yok sayılan işlem, şeklen dahi meydana gelmemiştir. Yokluk, bunu ileri sürme konusunda hukuki menfaati bulunan herkes tarafından her zaman ileri sürülebilir ve tespit ettirilebilir. Hâkim tarafından da re’sen dikkate alınır. Mahkemenin vereceği tespit hükmü, bu durumu açıklayıcı niteliktedir. Yokluk ve butlan hallerinin varlığı hâlinde bu hususun mahkemelerce re’sen gözönünde bulundurulacağı ve herkesin bu geçersizliği, mülga 6762 sayılı TTK’nın 381. maddesinde (6102 sayılı TTK'nın 445-446.maddeleri) düzenlenen koşullara tabi olmaksızın ileri sürebileceği Hukuk Genel Kurulunun 12.03.2008 gün ve 2008/11-246 Esas, 2008/239 Karar sayılı ilamı ile de benimsenmiştir.

Bir genel kurul kararından söz edebilmek için, genel kurul olarak nitelendirilmesi mümkün olan bir toplantıda, ana sözleşme ve yasanın öngördüğü yetersayılarla alınmış bir kararın varlığı gerekir. Eğer ortaklar yasal bir genel kurul olarak toplanmamışlarsa, örneğin yetkili organın çağrısı veya toplantının bir gündemi olmaksızın, bir anma gününde bir araya gelen ortaklar bir karar alıp imzalamışlarsa (TK'nın 416. uyarınca yüzde yüz katılımla yapılan çağrısız genel kurul hariç) bu karar hukuken yoktur (POROY/TEKİNALP/ÇAMOĞLU, Ortaklıklar Hukuku I, İstanbul 2019, Güncellenmiş, Yeniden Yazılmış 14. Bası:594).

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 02.04.2014 tarih, 2013/11-1048 Esas 2014/430 Karar sayılı kararında genel kurul kararlarının yoklukla malul olması hususu "Şirketler hukukundaki emredici hükümlere göre, genel kurul kararlarının oluşabilmesi için iki kurucu unsur gereklidir: Birincisi genel kurul toplantısı yapılması, ikincisi toplantıda karar alınmasıdır. Bunların birisindeki eksiklik hâlinde, işlem (karar) hiç doğmamış sayılır; yani baştan itibaren yoktur. Örneğin, karar alınmadığı hâlde alınmış gibi gösterilirse veya Bakanlık temsilcisinin toplantıda bulunmaması hâlinde işlem, yoklukla sakat olacaktır." şeklinde açıklanmıştır.

Somut olayda, dava konusu genel kurulda alınan kararlar oy birliği ile alınmıştır. Toplantı için gerekli nisap mevcuttur. Genel kurul toplantısının mutlak butlanla batıl iddiasına dayanak yapılan, dava dışı davalı şirketin hissedarlarından olan ... .... AŞ şirketinin genel kurul toplantısında temsil edilmesine dairdir. Temsile dair yönetim kurulu kararına ilişkin davacılar tarafınca açılan dava yukarıda ayrıntılı şekilde yer verildiği üzere ret ile sonuçlanmış ve Yargıtay denetiminden geçerek onanmıştır.

Ayrıca toplantı için gerekli olan nisabın sağlanmış olduğu bilirkişi raporu ile tespit edildiği gibi davacılar vekili tarafından da aksi iddia edilmemektedir. Bu nedenlerle genel kurul kararının butlanını gerektirecek bir hususun varlığından söz edilemeyeceğinden mahkemece verilen kararda bir isabetsizlik görülmemiştir. Davacıların iddia ettiği şekilde TTK 447/1-a bendinde yer alan pay sahibinin genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanunundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran bir karardan söz etmek mümkün görülmemektedir. Temsilci tayinine dair yönetim kurulu kararına karşı davacıların açmış olduğu dava reddedilmiştir. Belirtildiği üzere kararlar oy birliği ile alınmıştır.

Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usule ve yasaya uygun olup davacılar vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;

1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,

2-Davacılar tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazineye gelir kaydına,

3-Davacılar tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;

HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 08.10.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/83, K. 2026/1706, T. 08.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-83-e-2026-1706-k-7fc2ae79bf18