Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/760 E. 2026/1281 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/760
- Karar No
- 2026/1281
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/760
KARAR NO: 2026/1281
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 01/11/2022
NUMARASI: 2015/278 Esas - 2022/626 Karar
DAVA: Alacak (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 18/06/2026
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Taşıyan sıfatı ile davalı ... ya ait yükü, taşıma işleri komisyoncusu diğer davalı ... şirketi ile yapılan taşıma sözleşmesi uyarınca .../İstanbul limanından ...limanına taşıdığını, kapalı ve mühürlü olarak gemiden tahliye edildiğini, konşimentolarda Alıcı sıfatı ile gösterilenler tarafından bugüne kadar yükün teslim alınmadığını, konteynerlerin tahliye edilmediğini, bu nedenle müvekkilinin aradan geçen zaman zarfında konteynerleri deniz nakliyatı işinde kullanamadığını, davalıların demuraj ücreti ödemekle yükümlü olduğunu beyanla 112.240,00USD demuraj ücretinin dava tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı yasanın 4/A maddesi uyarınca işleyecek USD faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalılara usulüne uygun olarak dava dilekçesi ve tensip zaptının tebliğ edildiği, davalıların davaya yanıt vermedikleri anlaşılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :
İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " , ...Dosyaya sunulan konişmentolarda konteynerlerin süresinde iade edilmemesi halinde demuraj ücreti ödeneceği kararlaştırılmış olup, demuraj alacağının tespitine ilişkin tarife de belirlendiğinden davacının talep edebileceği demuraj bu tarifeye göre tespit edilmiş, konişmentolarda yer alan demuraj tarifesinde "The event the amount of demuragge exceeds the value of the container, the carrier is under no responsibility to accept value of the containers as compensation of container demuragge amount needs to be paid in any case by receivers" kaydının bulunduğu ,bu ifadenin çevirisinin "demuraj alacağının konteyner bedelini aşması halinde taşıyan konteyner bedelini konteynerin tazmini yerine tazmini yerine kabul etmek zorunda değildir; herhalde demuraj gönderilen taralından ödenmek zorundadır." şeklinde olduğu, demuraj tarifelerindeki üst sürelerin getirilme amacının gönderilen/ taşıtanın konteyner bedelini borçlanarak demurajın işlemesine son verebilecek olduğu , dosyaya sunulan elektronik posta yazışmalarından 90 günlük üst sürenin sonu olan 2.09.2014 tarihinden sonra dahi konteynerlerin iadesi için taraflar arasında görüşme sürdürüldüğü, konişmentoda yer alan demuraj tarifesine göre 90 günlük süre sonunda demuraj işletilmesinin mümkün olmadığı, 90 günlük süre demurajın işleyeceği üst süre olup bu süreye kadar işlemiş demuraj ile konteyner bedelinin ödenmesi gerektiğine mahkememizce kanaat getirilmiş ve bilirkişi raporunda hesaplanan 78.780 USD demuraj bedeli için davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Her ne kadar mahkememizce yukarıda izah edilen gerekçelerle 2 nolu davalı yönünden davanın kısmen kabulüne dair hüküm kurulmuş ise de sehven davacı vekilinin 2 nolu davalı ... .... Şti. Yönünden davalarını geri aldığı hususu gözden kaçırılarak hüküm tesis edilmiş , 1 nolu davalının yukarıda izah edilen gerekçelerle pasif husumet ehliyetine sahip olmaması sebebiyle 1 nolu davalı yönünden ehliyet yokluğu sebebiyle davanın usulden reddine," karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin davanın 1 nolu davalı yönünden ehliyet yokluğu sebebiyle reddi kararının deniz ticaretine, hukuka ve kanunlara hiçbir açıdan uygunluğu bulunmadığını, satış sözleşmesinde FOB kaydı yani taşıma sözleşmesinin alıcı tarafından yapılacağı taşımalarda dahi konşimento üzerinde .../taşıtan olarak yer alan firmanın taşıyana karşı demuraj alacağından dolayı sorumlu olacağının yerleşik içtihatlar, doktrin görüşleri ve emsal dosyalardan alınan bilirkişi raporlarıyla sabit olduğunu, bu bağlamda taşıma uzmanı bilirkişinin konşimento üzerindeki taşıtan firmanın yükleten olduğu ve taşıtan sıfatı olmadığı yönündeki kanaatlerine itibar edilmemesi gerektiğini, dosyanın yeni bir bilirkişi heyetine gönderilmesinin talep edildiğini, gerek Türk Ticaret Kanunu gerekse de yerleşik uygulama ve içtihatlar gereğince davalıların taşıtan sıfatlarıyla davacıya karşı müteselsil olarak sorumlu olduğunu, ödenmesi gereken demuraj miktarının 112.240,00 USD olduğunu, dava tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/A maddesi uyarınca işleyecek USD faizi ile birlikte davalılardan alınması gerektiğini, ancak gerekçeli kararda yerel mahkemenin dosya kapsamında 78.780,00 USD demuraj ödenmesine karar verdiğini, eksik hüküm kurulduğunu, konteyner demurajı işletilirken ayrıca tahliyenin ardından 90 gün içerisinde konteynerin teslim edilmemesi durumunda taşıtanın demuraj ile birlikte konteyner bedelini de ödemekle yükümlü olduğunu, bu hususları değerlendirilmeden kurulan hükmün hatalı olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın tümden kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE :
Dava, deniz yoluyla yapılan taşıma nedeniyle konteyner demuraj alacağının tahsili davasıdır. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davalı ... Ltd.Şti. hakkında davanın geri alınmış olmasına rağmen aleyhine hüküm kurulmuş olmasının kaldırma sebebi olup olmadığı noktalarındadır.
Davacı tarafça her iki davalıdan demuraj alacağının müştereken ve müteselsilen tahsili için eldeki davanın açıldığı, davacı vekilinin 19/06/2015 tarihli dilekçesi ile 2 nolu davalı ... .... Şti.ne yönelttikleri davalarını HMK 123 maddesi uyarınca geri alınması talepli dilekçelerini sunduğu, dilekçenin davalı şirkete tebliğ edildiği, davalı şirket yetkilisinin 23/05/2016 tarihli dilekçesi ile davanın geri alınmasına muvafakat ettiklerine dair dilekçesini dosyaya sunduğu görülmektedir.
İlk derece mahkemesince gerekçeli kararda bu hususa değinilerek davacı vekilinin 2 no'lu davalı yönünden davalarını geri aldığı hususunun gözden kaçırılarak hüküm tesis edildiği açıklanmıştır.
Karar tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nun davanın geri alınması başlıklı 123 maddesi "(1) maddesi Davacı, hüküm kesinleşinceye kadar, ancak davalının açık rızası ile davasını geri alabilir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/10 md.) Bu takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verilir." düzenlemesini içermektedir.
Davacı tarafça istinaf yoluna başvuru dilekçesinin 3. Maddesinde "müvekkilimize ödenmemiş olan 112.240 Amerikan Dolarının dava tarihinden itibaren 3095 Sayılı Yasa'nın 4a maddesi uyarınca işleyecek USD faizi ile birlikte davalılardan tahsiline" şeklinde talepte bulunduğu görülmektedir. Dosyanın dairemizde bulunduğu dönemde davalılardan ... vekilince 17/04/2023 tarihli beyan dilekçesi sunulduğu, ekinde davacı ile yapılan sulh ve ibra protokolünün ibraz edilerek "müvekkil açısından sulh sebebi ile istinaf kanuna gidilmesi talebinin reddine karar verilmesini" talep ettiği, davacı vekilince bu beyandan sonra dairemize sunulan 16/06/2026 tarihli dilekçesinin 3 numaralı bendinde ilk derece mahkemesinin sehven verilen kararının kaldırılarak 2 numaralı davalı bakımından davanın geri alındığının kabulü ile açılmamış sayılmasına ve 2 numaralı davalı hakkında herhangi bir şekilde dava harç ve giderleri ile karşı vekalet ücretine hükmedilmemesine karar verilmesinin talep edildiği görülmektedir.
Anayasa'nın 141. maddesi ile HMK'nın 297 ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca düzenlenmiştir. HMK'nın 297. maddesine göre, mahkeme kararları, asgari olarak iki tarafın iddia ve savunmalarının özetlerini, incelenen maddi ve hukuki olayın özünü, mahkemeyi sonuca götüren gerekçelerin neler olduğu hususlarını ihtiva etmelidir. Anayasa'nın 141. maddesinin 3. fıkrası hükmü de mahkeme kararlarının gerekçeli olması gerektiğini düzenlemektedir.
HMK'nın 298. maddesinin ikinci fıkrasında ise, gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı hususu da ayrıca düzenlenmiştir. Kararların bu hükümlere aykırı oluşturulması mahkeme kararlarına duyulan güveni sarsacağı gibi verilen kararların hukuki denetiminin yapılmasını da olanaksız kılmaktadır. Dolayısıyla gerekçe, bir hükmün olmazsa olmaz unsurudur. Taraflar, ancak kararlara konulması gereken gerekçeler sayesinde hükmün hangi maddi ve hukuki nedene dayandırıldığını anlayabilirler. Ayrıca, karar aleyhine yasa yollarına başvurulduğunda da Yargıtay incelemesi sırasında gerekçe sayesinde kararın usul ve yasaya uygun olup olmadığı denetlenebilir.
Diğer bir anlatımla, Yargıtay incelemesi ancak bir kararın somut olaya uygun gerekçe taşıması ve gerekçe ile hüküm arasında uyumluluk halinde bulunması durumunda mümkün olabilir. ( Emsal Yargıtay 11. HD 2025/3250 E. 2025/6578 K. Sayılı ilamı)
Belirtilen Anayasa ve HMK hükümlerine aykırı olarak mahkemenin gerekçesinde 2 nolu davalı yönünden davanın geri alındığını belirtmekle birlikte hüküm kısmında bu davalı yönünden davanın kabulüne karar verilmek suretiyle gerekçe ile hüküm arasında çelişki yaratır şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın kaldırılmasını gerektirmiştir.
Kaldırma sebebine göre davacının temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece gerekçe ile hüküm arasında çelişki oluşturur şekilde hüküm kurulması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine,
2-Davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,
3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 18/06/2026