Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/292 E. 2026/1760 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/292
Karar No
2026/1760
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2023/292

KARAR NO: 2026/1760

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 02/11/2022

NUMARASI: 2021/143 Esas - 2022/688 Karar

DAVANIN KONUSU: Tazminat (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:

Davacı vekili özetle; ....01.2019 tarihinde ...’dan ... gönderi takip numarasıyla kargonun taşımaya verildiğini, gönderi tesliminde davacıya verilen faturada “...”, davalıda kalan surette “dosya” şeklinde beyan edildiğini, varma yerinde kargo kabından içeriğin çıkmadığını, kargo içeriğini bilerek taşımaya alan davalı çalışanlarının sigorta veya riskler hakkında davacıya bilgi vermediğini, taşınan emtianın “...” olarak gösterildiğini ve bu şekilde taşımaya alındığını, Karayolu Taşıma Yönetmeliği ve taşımaya dair ilgili mevzuat kapsamında, gönderen veya gönderilenin kusuru bulunmadığını, kargo içeriğinin taşıma sürecinde kayıp olduğunu, gönderilenin kargo paketini alınca içeriğinin boş olduğunu anladığını, davalının taşıma sürecinde kaybettiği ürün bedellerinden sorumlu olduğunu beyan ederek 8.500,00 TL maddi tazminat ile 8.500,00 TL manevi tazminatın uyuşmazlığın ortaya çıktığı tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili özetle; Davacının taşıma ilişkisinin tarafı olmadığını, hak kaybına uğradığını ispat etmesi gerektiğini, gönderenin davacı değil ... olduğunu, görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemeleri ve yetkili mahkemenin de İstanbul mahkemeleri olduğunu, kargonun taşıma süreci sonunda ihtirazi kayıtsız alıcısına teslim edildiğini, gönderilen firma çalışanı ...'e tam ve eksiksiz teslim ile taşıma sürecinin tamamlandığını, TTK m.889 hükmüne uygun bir bildirim ile zayi bildirimi yapılmadığını, iddia edildiği gibi faturaların farklı içerikte düzenlenmesinin mümkün olmadığını, ... gibi bir emtianın olağan-standart kargo olarak taşınmasının hayatın olağan akışına da uygun olmadığını, taşıyıcının sorumluluğunun TTK m.880 gereği belirlenecek zarardan, kanunen belirlenen limitlerle sınırlı olduğunu, manevi tazminat talebi bakımından şartların oluşmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:

Mahkemece özetle; Davacının ticari defterlerinde, ihtilaf konusu kargonun gönderileni olan ... ... A.Ş ile ticari ilişki içinde bulunduğunun, kargo konusu olduğu bildirilen pırlantalara ilişkin olarak gönderi teslim tarihiyle uyumlu şekilde sevk irsaliyesi oluşturulduğunun tespit edilmesi ve yine ...'ın davacının kardeşi olup ifa yardımcısı olarak değerlendirilebilecek olması nedeniyle davalının husumete yönelik itirazlarının davadaki iddianın değerlendirilebilmesi noktasında yerinde olmadığı; TTK'nun 875. maddesi uyarınca davalı taşıyıcının sorumlu tutulabilmesi bakımından davacının zararını ve zararın taşıma sürecinde meydana geldiğini ispat etmesi gerektiği, ambar tesellüm fişlerinde kargo içeriğine ilişkin olarak el yazılarıyla oluşturulmuş farklı ibarelerin mevcut olduğu, davacıda bulunan fişte içerik olarak "...", davalıda bulunanda ise "evrak" yazılı olduğu, ayrıca ambar tesellüm fişlerinde "ticari değildir" kaydına da yer verildiği, kargo konusu ürünün bedelinin de belirtilmediği, kargo gönderi kabul sürecine ilişkin olduğu bildirilmek suretiyle sunulan ancak ihtilafa konu taşımayla bağlantısı tespit edilemeyen kamera görüntülerinde kağıt bir zarfın davalı yetkilisine verildiği, onun tarafından kargo poşetine konulduğu; kargonun açılması anına ilişkin olduğu bildirilmek suretiyle sunulan ancak ihtilafa konu taşımaya ilişkin olduğu anlaşılamayan kamera görüntülerinde de kargo poşetinin makasla açıldığı, içinden çıkan zarfın kontrol edildiği, ancak boş olduğunun görüldüğünün anlaşıldığı, davacı tarafından hasar bildiriminin ne zaman yapıldığına ilişkin elverişli bir delil sunulmadığı, bila tarihli kargo tazmin başvuru dilekçesinde "..gönderdiğim kargo müşteriye ulaştı, ancak poşet yırtık bir şekilde teslim edildi, içindeki pırlantanın olmadığı görülmüştür" şeklinde anlatımda bulunulduğu, taşıma uzmanı bilirkişinin tespitleri doğrultasında, sevk irsaliyesinde "2 adet ..." yazılmasına rağmen kargo tazmin başvurusunda tekil ifade kullanılması, kargo poşeti yırtık olduğu beyan edilmişse de sunulan kamera kayıtlarında kargo poşetinin makasla açılmış olması ve yırtık olduğuna ilişkin bir emareye rastlanılmaması karşısında davacının kargo içeriğine ve kargonun yırtık teslim edildiğine ilişkin iddiasını ispatlayamadığı, 28/01/2019 tarihinde taşımaya alınan ve 30/01/2019 tarihinde ihtirazi kayıtsız ve tutanaksız teslim edilen gönderinin tam ve sağlam olarak alıcısına teslim edildiğinin kabul edilmesi ve yine gönderiye ilişkin olarak TTK'nun 889. maddesi gereğince derhal yapılan hasar bildirimi ve/ veyahut tespit de olmaması nedeniyle zararın ve zararın taşıma sürecinde meydana geldiğinin TTK'nun 875/1. maddesi uyarınca ispat olunamadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Taşıyıcının, eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından teslim edilmesine kadar geçecek süre içinde, eşyanın zıyaından, hasarından veya teslimindeki gecikmeden doğan zararlardan sorumlu olduğunu, dosyaya sunulan delillerden de görüleceği üzere taşıyıcının yeteri kadar özen göstermediğini, gerekli özeni gösterdiğini de ispat edemediğini, taşıyıcının zıya, hasar ve gecikmeden kaynaklanan sorumluluğunun hukuki niteliği bir kusursuz sorumluluk hali olup TTK'da taşıyıcının eşyanın zıyaa ya da hasara uğraması yahut teslim süresinin aşılmasından kaynaklanan sorumluluktan kurtulabilmesi için zararın meydana gelmesinde kusuru bulunmadığını değil, kanunda öngörülen sorumsuzluk hallerinden birinin mevcudiyetini kanıtlamasının gerektiğini, bilirkişi raporunda çelişkiler olduğunu ve çelişkiler giderilmeden karara esas alındığını, taşınan eşyanın ambalajlama işleminde eksiklik bulunması halinde taşıyıcının durumu gönderene bildirmesi gerektiğini, davalının tacir olması sebebiyle şube çalışanlarından teslim alan çalışanın konuyla alakalı müşteri bilgilendirmesi yapması, hasarın tazmini konusunda bilgi vermesi gerekirken kargonun teslim edildiği şubede davacıya herhangi bir uyarı veya açıklama yapılmadığını, sigorta konusunda da bir bilgi verilmediğini, kargo paketinin özensiz gönderilmesi, düzenlenen belgelerin farklı bilgiler içermesi, şube çalışanının gerekli bilgilendirmeyi yapmamasının bile kargo firmasının ağır kusurunu gösterdiğini, paketin içeriğinden ziyade kargo firmasının özensiz ve kusurlu davrandığının açık olduğunu, davalının kusursuz olduğunu ispat edemediğini beyanla, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE:

Dava, taşıma sözleşmesi kapsamında yapılan taşıma nedeniyle meydana gelen maddi ve manevi zararın tazmini istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, kargo içeriğinin ispatlanıp ispatlanamadığı, teslim edilip edilmediği noktasındadır. Taşımanın yurt içi taşıma olması nedeniyle 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun taşımaya ilişkin hükümlerinin uygulanması, taşıma nedeni ile meydana gelen zıya, hasar ve gecikme sonucu oluşan zararın tazmininden söz edilebilmesi için öncelikle taşıyıcının sorumluluğunun belirlenmesi, sorumluluğun doğması halinde ise tazmin edilecek zararın kapsamı ve sınırlarının belirlenmesi gerekir. 6102 sayılı TTK'nın 889. maddesine göre; eşyanın zıyaı veya hasara uğramış olduğu açıkça görülüyorsa, gönderen veya gönderilen en geç teslim anına kadar zıyaı veya hasarı bildirmezlerse, eşyanın sözleşmeye uygun olarak teslim edildiği varsayılır.

Bildirimde, zararın gerekli açıklıkla belirtilmesi ve nitelendirilmesi şarttır. Birinci fıkradaki karine, zıya veya hasarın açıkça görünmemesi ve eşyanın tesliminden sonra yedi gün içinde bildirilmemesi halinde de geçerlidir. Gönderilen, taşıyıcıya, teslim süresinin aşıldığını, teslimden itibaren yirmibir gün içinde bildirmezse, gecikmeden kaynaklanan hakları sona erer. Teslimden sonra yapılan bildirimin yazılı olması şarttır. Bildirim, telekomünikasyon araçları yardımıyla da yapılabilir. Bildirimde bulunanın kim olduğu herhangi bir şekilde anlaşılıyorsa, imzaya gerek yoktur. Sürenin korunması için bildirimin zamanında gönderilmiş olması yeterlidir.

Zıya, hasar veya gecikme teslim sırasında bildirilirse, bu bildirimin yukarıdaki hükümlere uygun olarak eşyayı teslim edene yapılması yeterlidir. Söz konusu maddesinde yer alan ihbar mükellefiyeti dava hakkını düşürmeyip, hasarın taşıma sırasında meydana gelip gelmediğine ilişkin bir karineye işaret etmektedir. Gönderilen mal teslim alınırken ihtirazi kayıt konulması halinde malın taşıma sırasında hasara uğradığı, ihtirazi kayıtsız teslim alınması halinde ise maldaki hasarın taşıma sırasında oluşmadığı yönünde bir karine oluşur. Ancak bu karinenin aksinin ispatı her zaman mümkündür.

Türk Ticaret Kanununun 875. maddesi hükmüne göre, taşıyıcı davacı emtianın kendisine teslim edildiği andan, gönderilene teslim edildiği ana kadar geçen süre içinde meydana gelen ziya ve hasardan sorumludur. Zararın oluşmasına, gönderenin veya gönderilenin bir davranışı ya da eşyanın özel bir ayıbı sebep olmuşsa, tazminat borcunun doğmasında ve kapsamının belirlenmesinde, bu olguların ne ölçüde etkili olduğu dikkate alınır. TTK'nın 876.maddesinde belirtildiği üzere, taşıyıcının sorumluluktan kurtulması, zıya, hasar ve gecikme, taşıyıcının en yüksek özeni göstermesine rağmen kaçınamayacağı ve sonuçlarını önleyemeyeceği sebeplerden meydana geldiğini ispatlamasıyla mümkündür. TTK'ın 878.maddesinde zıya, hasar veya teslimdeki gecikmenin maddede sayılan hallerden birine bağlanabiliyorsa taşıyıcının sorumluluktan kurtulacağı düzenlenmiştir.

Davacı, 28.01.2019 tarihinde dava dışı ... Perakende firmasına tamir edilmeleri için gönderilen pırlantaların, davalıya teslim edildiğini, davacıya verilen belgede ..., davalıda kalan surette dosya yazılı olduğunu, varma yerinde kargo paketinden pırlantaların çıkmadığı bahsiyle maddi ve manevi tazminat talep etmiştir.

Somut olayda, davacı tarafça sunulan ambar tesellüm fişlerinde kargo içeriğine ilişkin olarak el yazılarıyla ''... hediyelik'', davalıda bulunan fişte ise ''evrak'' yazılı olup söz konusu fişlerde "ticari değildir" kaydınında bulunduğu, ürün bedelinin belirtilmediği, fişin davacı tarafından imzalanmış olduğu görülmektedir. Her ne kadar davacı tarafça sevk irsaliyesi sunulmuşsa da, söz konusu sevk irsaliyesinin davalıya teslim edildiği, davalı tarafça kabul edildiği, kargonun içinde ... olduğu hususu ispatlanamamıştır.

Diğer yandan, bilirkişi raporunda da, davacı tarafından sunulan 17.04.2019 tarihli kamera kaydının dava konusu taşıma ile ilgisi olduğu tespit edilemediği gibi, kamera görüntüsünde poşetin makasla kesildiğinin görüldüğü, davacı tarafından davalıya sunulan bila tarihli dilekçe de ise kargo poşetinin yırtık olduğunun beyan edilmesi, kamera kayıtlarında kargo poşetinin makasla açılmış olması ve yırtık olduğuna ilişkin bir herhangi bir emareye de rastlanılmaması karşısında davacının kargonun yırtık teslim edildiğine ilişkin iddiasını da ispatlayamadığının kabulü gerekir.

Söz konusu kargo 30/01/2019 tarihinde ihtirazi kayıtsız olarak alıcısına teslim edilmiş, TTK'nun 889. maddesi gereğince derhal yapılan hasar bildirimi veya tespit de olmaması nedeniyle zararın ve zararın taşıma sürecinde meydana geldiğinin TTK'nun 875/1. maddesi uyarınca ispat edilmediği, gönderilen mal teslim alınırken ihtirazi kayıt konulması halinde malın taşıma sırasında hasara uğradığı, ihtirazi kayıtsız teslim alınması halinde ise maldaki hasarın taşıma sırasında oluşmadığı yönündeki karinenin aksinin davacı tarafça ispatlanamadığı görülerek Mahkemece davanın reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir.

HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

KARAR : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;

1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2-Davacı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 179,90 TL harcın, alınması gerekli olan 732,00 TL harçtan mahsubu ile bakiye 552,10 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,

3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,

Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle 08/10/2026 tarihinde karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/292, K. 2026/1760, T. 08.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-292-e-2026-1760-k-179dbd58c4d6