Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1209 E. 2026/1273 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/1209
Karar No
2026/1273
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2023/1209

KARAR NO : 2026/1273

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 22/12/2021

NUMARASI : 2020/621 Esas - 2021/1379 Karar

DAVA: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)

DAVA TARİHİ: 03/12/2020

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 06/07/2026

Davanın kısmen kabulüne ilişkin kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA: Davacı vekili; müvekkilinin davalı şirkette %15 oranda pay sahibi olduğunu,03.09.2020 tarihli genel kurulda TTK'nın 438 ve 439. maddeleri kapsamında denetçi tayini talepleri reddedilmiş olup bu İstanbul Anadolu 2. ATMnin 2020/647 esas sayılı dosyasında özel denetçi atanması talebi ile dava açıldığını, 29.11.2019 tarihinde yapılan genel kurulda gündemin 4. maddesi olan finansal tabloların kabulüne itiraz edilerek olumsuz oy kullanıldığını ve muhalefet şerhinin tutanağa geçirildiğini, finansal tabloların mevcut durumu yansıtmadığını, itirazları konusunda şirket yetkililerince aydınlatıcı bir açıklama yapılmadığını, kira gelirinden başka bir ticari faaliyeti olmayan şirketin ayda en az 400.000-450.000-TL kira getirisi olan taşınmazının 2018 ve 2019 yılı da dahil olmak üzere yaklaşık iki yıldır kiraya verilemediğini, şirkette çalışan 6 adet personel olmasına rağmen 2.359.051-TL yönetim giderinin emsallerinin çok üzerinde olduğunu, buna ek olarak 1.905.309-TL faaliyet zararı ve 433.134,92-TL kambiyo zararı bulunduğunu, yapılan bazı işlemlerle 3. kişilerin fonlanmakta olduğunu, bu hususlarla ilgili olarak faaliyet raporunda hiçbir açıklama bulunmadığını,şirketin yurt dışında herhangi bir ticari faaliyeti bulunmamasına rağmen Hollanda'da kiralanan taşınmazın kira bedellerinin de şirket tarafından ödendiğini, şirketin yurt içi satışlarının hizmet maliyetinin 1.483.829,98-TL olduğunu,gündemin 5. maddesindeki yönetim kurulunun ibrasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, finansal tablolara ilişkin itirazlarının mevcut olduğunu ve özel denetçi tayini için dava açıldığını, bu nedenle yönetim kurulu üyelerinin ibra şartının gerçekleşmediğini, ayrıca gündemin 6 .maddesi ile ilgili alınan kararın da ana sözleşmeye aykırı olduğundan geçersiz olduğunu, gündemin 7. maddesi ile yönetim kurulu üyelerine fahiş miktarda huzur hakkı ödenmesine karar verildiğini, bu kararın da davacının kar payı alma hakkının kısıtlayarak,diğer ortaklara örtülü kar payı ödemesi niteliğinde olduğunu belirterek, davalı şirketin 03.09.2020 tarihli olağan genel kurulunda alınan 4, 5, 6, 7, 8 ve 9 numaralı kararların batıl olduğunun tespiti ile iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili; davacının finansal tablolara ilişkin İstanbul 8. ATM'nin 2019/38 esas sayılı dosyasında açtığı davanın reddedildiğini, komiser bulundurma şartının kanunen zorunlu olmadığını, davacının kendisinin de yönetim kurulu üyesi olduğu dönemde maaş aldığını ve o dönemde kendisinin de bu karara muvafakat etmekte iken, şimdi yönetim kurulunda bulunmadığından yaptığı itirazların kötü niyetli olduğunu, ekonomik krizin olduğu dönemde yıllardır çalışanları işten çıkarmak vicdansızlık olduğundan, müvekkillerinin bu kişilerin işlerini sonlandırmadığını, müvekkili gemi taşımacılığı ve acenteliği yapan bir şirket iken, temsil ettiği gemi hattını ...'in artık Türkiye’de kendisinin bizzat temsil etmek istemesi sebebi ile sona erdiğini, müvekkili şirketin kendisine uygun bir hat bulamadığını ve şu anda sadece gayrimenkulü kiraya verdiğini ve yeni iş yaratma çalışmaları yaptığını, davacının şirketteki diğer ortaklar olan kocası ve 2 kayın biraderi ile problemli olduğunu, müvekkilinin şu anda aynı işleri ve bunlara ilaveten turizm yatırımları ve yeni işler yapmak amacı ile planlama yaptığını, yeniden faaliyete geçilme kararı alınması sebebi ile emek karşılığı maaş almalarını olağan olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece;davaya konu genel kurul toplantısında alınan 4 numaralı kararın, finansal tabloların mevcut durumu yansıtmadığından bahisle iptali gerektiği ileri sürülmüş ise de, davalı şirketin ticari kayıtları üzerinde yapılan incelemede, gerçek ticari işleme dayanan, ticari faaliyet ile uyumlu, içeriği itibarıyla sahte ya da yanıltıcı olmayan işlemler sonucu oluşan doğal bakiyeler için hangi kaydın bilançoda bulunmadığının açıklanmadığı,bilançonun gerçeği yansıtmadığı iddiasını destekler bir veriye rastlanmadığı yönündeki bilirkişi kanaatine iştirak edildiği,5 numaralı karar ile yönetim kurulu üyelerinin ibrasının, davacının muhalefeti ile karara bağlandığı, oylamada her bir yönetim kurulu üyesinin kendisi dışındaki üyelerin ibrasında oy kullandığı, TTK’nın 436/2. Maddesine aykırı olarak yönetim kurulu üyelerinin, kendileri dışında kalan yönetim kurulu üyelerinin ibrası için oy kullandığı kalan oyların davacıya ait olduğu anılan kararın yoklukla malul olduğu, 6 numaralı karar ile kar dağıtımı yapılmamasına dair karar verildiği, TTK'nın 509/2. maddesinde "Kâr payı ancak net dönem kârından ve serbest yedek akçelerden dağıtılabilir." düzenlemesinin getirildiği, davalı şirketin 2019 yılı mali verileri dikkate alındığında zarar ettiği belirlenmekle,kararın şirketin mali durumuyla uyumlu olduğu ve iptali şartlarının oluşmadığı, 7 numaralı kararda yönetim kuruluna yapılacak ücret ödemesi artırımının kararlaştırıldığı, yönetim kurulu üyeleri için ücret tutarının belirlenmesinde, şirketin ortaklık yapısı, finansal durumu, şirketin geçmiş uygulamaları ve mali durum açısından davacı şirketle aynı-benzer durumda bulunan şirketlerin yöneticilerinin aldığı emsal ücretler gibi yönetim kurulunun harcadığı emek ve mesai ile orantılı olması gerektiği, pay sahiplerinin vazgeçilmez nitelikteki kârdan pay alma haklarını da ihlal etmeyecek şekilde tespiti gerektiği, bu kapsamda davalı şirketin 2019 yılı mali verileri itibariyle, dönem zararı bulunduğundan bahisle kar dağıtmama kararı alınmışken, yönetim kurulu üyelerinin alacağı ücrette de mevcut mali şartların gözetilmesi gerektiği, aksi yöndeki kararın iyi niyet kuralları ile bağdaşmayacağından kararın iptali gerektiği , 8 numaralı genel kurul kararının yeni yönetim kurulunun seçimine ilişkin olduğu, yeniden seçilen mevcut yönetim kurulunun ibra edilmemesinin yeniden seçilmesine engel teşkil etmediği, kararda gerek yasaya gerekse esas sözleşmeye aykırılık bulunmadığı, davaya konu 9 numaralı genel kurul kararında ise, yönetim kurulu üyelerine TTK'nın 395 ve 396. maddelerinde sayılan hususlarda yetki verildiği, davacı dışındaki ortakların kardeş oldukları, davacının ...'in eşi olduğu, bu tespit karşısında TTK'nın 436/1. maddesine aykırılık bulunmadığı, kararın iptali koşulları oluşmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalı şirketin 03/09/2020 tarihli 2019 yılı olağan genel kurul toplantısında alınan kararlardan 5 numaralı kararın yoklukla malul olduğunun tespitine, 7 numaralı kararın iptaline, fazla istemin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ: Davalı vekili; ibraya ilişkin 5 numaralı genel kurul kararının yoklukla malul olduğuna dair mahkeme kararının hukuka aykırı olduğunu, her üyenin önce teker teker diğer üyeleri, sonuçta da genel oy çokluğu ile ibra edildiğini, sonuçta 450 olumsuz oya karşılık 2.550 oyla ibra kararı alındığını, zaten dört ortaktan ibaret olan şirketin üç ortağı ve oyların çoğunluğu ile ibra yönünde karar verilmiş iken mahkemece iptal kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, çalışanlara ödenen maaşlara ilişkin 7 numaralı genel kurul kararının iptaline kararın da usul ve yasaya aykırı olduğunu, öncelikle bu ödemenin huzur hakkı olmayıp ücret olduğunu, ...'in davalı şirkette çalışmakta olup maaş alan yöneticiler olduğunu, bu yöneticilerin uzun zamandır aldıkları bu maaşların da personel maaşları gibi uzun yıllardır maaş artış oranlarına göre güncellendiğini, dava konusu genel kurulda da oy çokluğu maaşlarda artış gerçekleştirildiğini, enflasyonun bu denli yüksek olduğu bir dönemde yöneticilerin maaşlarına artış yapılmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, üstelik zam oranının da fahiş olmadığını, kararın kar dağıtımını engelleme gibi bir amacının bulunmadığını, kaldı ki davacının da şirket nezdinde çalıştığı dönemde maaş almakta iken maaş artışlarına hak kazandığını, o dönemde bu hususlara itiraz etmeyen davacının işbu davayı açmasının kötü niyet göstergesi olduğunu, öte yandan şirketin ana gelir kaynağı olan gayrimenkul boşken şirketin basiretli bir tacir gibi davranıp ücretleri kestiğini, taşınmazın kiraya verilmesi ile kesilen ücretlerin üzerine personele yapılan zam oranında bir artışla yeni ücretlerin belirlendiğini, örtülü kazanç dağıtımı söz konusu olmadığı gibi, şirket ortaklarının ücret almadıkları dönemlerden faiz kaybı bulunduğunu, 3.264.000-TL sermayesi ve yüksek varlıkları olan bir şirket yöneticilerinin aldıkları bu ücretlerin gayet makul olduğunu, kaldı ki mahkemece emsal ücret araştırılmadan karar verildiğini belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE: Dava, davalı şirketin 03.09.2020 tarihli genel kurulunda alınan kararların batıl olduğunun tespiti ile iptali istemine ilişkindir.

6102 sayılı TTK'nın 445 ve 446. maddelerinde; toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten, toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri, yönetim kurulu ile kararların yerine getirilmesi kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa yönetim kurulu üyelerinden her birinin, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine iptal davası açabileceği belirtilmiştir.

Aynı yasanın 447. maddesine göre ise; genel kurulun, pay sahibinin genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran, pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran, anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan kararları batıldır.

Davacı tarafça davalı şirketin 03.09.2020 tarihli genel kurulunda alınan kararların batıl olduğunun tespiti ve iptali talep edilmiş, mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulü ile genel kurul kararlarından ibraya ilişkin 5 numaralı kararın yoklukla malul olduğunun tespitine, yönetim kurulu üyelerine ücret ödenmesine ilişkin 7 numaralı kararın iptaline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş olup, hüküm davalı şirket vekilince istinaf edilmiştir.

Genel kurulun5 numaralı gündem maddesi yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin olup, davalı şirketin 4 ortaklı bir şirket olup davacı dışındaki ortakların yönetim kurulu üyesi olduğu, yönetim kurulu üyelerinin kendi ibralarında oy kullanmadıkları ve fakat birbirlerinin ibrasında oy kullandıkları anlaşılmaktadır. TTK'nın 436/2 maddesi gereğince yönetim kurulu üyeleri, kendilerinin ve birbirlerinin ibrasına ilişkin kararlarda oy hakkını haiz değillerdir. Bu hüküm emredici nitelikte olduğundan, bu madde hükmüne aykırı hareket edilmesi halinde kullanılan oylar geçersiz olduğundan, bu oylar ile alınan genel kurul kararları da geçersizdir. Bu nedenle iptal isteyen ortağın bu tür kararlara karşı ayrıca muhalefet şerhi yazdırmasına da gerek yoktur. Somut olayda yönetim kurulu üyelerinin ibrasında davacının 450 adet ret oyuna karşılık her bir yönetim kurulu üyesinin ibrasında diğer iki yönetim kurulu üyesinin kabul oyu ile karar alınmıştır. Anılan hüküm gereği her bir yönetim kurulu üyesi için diğer iki yönetim kurulu üyesi de oy hakkından yoksun olduğundan, bunlar tarafından kullanılan olumlu oyların çıkarılması sonucunda ibra için gerekli nisap sağlanmamış olmakla, alınan karar gerekli oy çoğunluğu bulunmadığından geçersizdir.

Genel kurulun 7 numaralı gündem maddesi, yönetim kurulu üyelerine verilecek ücrete ilişkin olup, yönetim kurulu başkanına aylık brüt 62.000-TL, diğer iki yönetim kurulu üyesine ise aylık brüt 45.000-TL ücret ödenmesi yönünde karar alınmıştır. TTK'nın 394. maddesi “Yönetim kurulu üyelerine, tutarı esas sözleşmeyle veya genel kurul kararıyla belirlenmiş olmak şartıyla huzur hakkı, ücret, ikramiye, prim ve yıllık kardan pay ödenebilir” hükmünü içermektedir. Buna göre esas sözleşme veya genel kurul kararı ile yönetim kurulu üyelerine belirli dönemler için veya aylık olarak bir ücret verilmesi öngörülebilir. Miktarı genel olarak şirketin faaliyet alanı, finansal durumu, iş hacmi, üyelerin konumu, harcayacağı mesai, taşıdığı riziko ve sorumlulukları dikkate alınarak genel kurulca saptanır. Ancak TTK'nın 445. maddesine göre, bu konuda alınacak genel kurul kararlarının kanuna, esas sözleşme hükümlerine ve dürüstlük kuralına aykırı bulunmaması gerekir. Huzur hakkı veya ücretin belirlenmesinde şirketin mali yapısı ve bu yöndeki uygulamasının dikkate alınarak, tayin olunan ücretin yönetim kurulu üyelerinin bu iş için harcadığı emek ve mesai ile orantılı olması gerekmektedir. Yönetici için belirlenen ücretlerin fahiş olup olmadığı değerlendirilirken, şirketin ortaklık yapısı, finansal durumu, şirketin geçmiş uygulamaları, mali durum açısından davalı şirketle aynı-benzer durumda bulunan şirketlerin yöneticilerinin aldığı emsal ücretler göz önünde bulundurulup karşılaştırılmak suretiyle, yönetim kurulu üyelerinin harcadığı emek ve mesai ile orantılı, pay sahiplerinin vazgeçilmez nitelikteki kardan pay alma haklarını da ihlal etmeyecek şekilde tespiti gerekmektedir. Somut olayda hükme esas alınan bilirkişi raporunda; davalı şirketin 2019 yılı itibariyle 1.937.572,62-TL net satışlar karşılığında 1.905.309,29-TL faaliyet zararı bulunduğu, dönem zararının ise 922.516,77-TL olduğu, yönetim kurulu üyelerine verilen ücret tutarlarının yıllık 1.824.000-TL olup, kira gelirinden başka faaliyeti bulunmayan şirketin yönetim kurulu üyelerine verilmesine karar verilen ücret tutarının şirketin 2020 yılı net satışlarının %40'ına karşılık geldiği tespit edilmiştir. Bu durumda tek faaliyetinin kira geliri elde etmek olduğu anlaşılan davalı şirket bakımından öngörülen ücret tutarının şirketin finansal durumu ile yönetim kurulu üyelerinin sarf ettiği emek ve mesaiye göre orantılı olmadığı ve ayrıca ücret verilmesi öngörülen yönetim kurulu üyelerinin şirketin davacı dışındaki 3 ortağından oluşması karşısında, mahkemece söz konusu gündem maddesine ilişkin olarak verilen iptal kararında da isabetsizlik bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:

Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

Alınması gereken 732-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 179,90-TL harcın mahsubu ile kalan 552,10-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,

Davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davacı tarafından yapılan 126-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine,

HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 06/07/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/1209, K. 2026/1273, T. 06.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-1209-e-2026-1273-k-d27211b9f96f