Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1137 E. 2026/1550 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/1137
- Karar No
- 2026/1550
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO:2023/1137
KARAR NO:2026/1550
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:26/10/2022
NUMARASI:2021/535 Esas - 2022/712 Karar
DAVA:Genel Kurul Kararının İptali
DAVA TARİHİ:21/09/2021
İSTİNAF KARAR TARİHİ:24/09/2026
Davanın kısmen kabulüne ilişkin kararın davacılar ve davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA:Davacılar vekili; davalı şirketin 07/04/2021 tarihinde yapılan 2020 mali yılı olağan genel kurulunun, azınlık pay sahipleri sıfatıyla müvekkillerinin TTK'nın 420. maddesine dayalı erteleme talebi üzerine ertelendiğini, müvekkillerinin bilgi alma ve inceleme hakkı kapsamında 08/06/2021 ve 18/05/2021 tarihli ihtarnameleri ile sorulan sorulara yetersiz cevaplar verilerek bilgi alma haklarının engellendiğini, şirkette toplam %15,5 pay sahibi olan müvekkillerince tüm kararlara ret oyu verilerek muhalefet şerhlerinin tutanağa ekletildiğini, bilançonun tasdiikine ilişkin gündemin 3. maddesinin iptalinin gerektiğini, bilançoda ki belirsiz işlemler bulunduğunu ,daha önce bu konuda açılan davada mahkemece iptal kararı verilmesine rağmen finansal tabloların düzeltilmediğini, şirketin bağlılık ve faaliyet raporlarının da gerçeği yansıtmadığını, pay sahibi ve YK üyesi ...'ın oydan yoksun olmasına rağmen YK üyelerinin ibrasında oy kullandığını,ibraya ilişkin 4. gündem maddesinin iptalinin gerektiğini, gündemin 5. maddesi YK üye seçimine ilişkin olup çoğunluk pay sahibi ...'ın önerdiği kişilerin seçildiğini, seçilen tüzel kişi YK üyelerinin bu kişinin kontrolünde olduğunu, gündemin 6. maddesi YK üyelerine TTK'nın 395 ve 396 maddelerine dayalı şirketle işlem yapma ve rekabet izni verilmesine ilişkin olup, bu oylamada da oydan yoksun olanların oy kullandığını,...'ın izin verilen ... Enerji şirketlerinde de hakim ortak ve YK başkanı olup, bu nedenle oydan yasaklı olduğunu belirterek, davalı şirketin 21.06.2021 tarihli genel kurul toplantısında alınan 3 no'lu kararın, 4 no'lu kararın ...'ın ibra edilmemesine ilişkin kısmı hariç kalmak üzere diğer yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmesine ilişkin kısmının, 5 ve 6 no'lu kararın iptalini, gerektirici sebeplerin varlığı halinde mahkemece re'sen ilgili genel kurul kararlarının yok hükmünde olduğunun veya butlanının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili; şirketin faaliyet raporunun usulüne uygun hazırlandığını, iddiaların soyut nitelikte olduğunu, bağımsız denetim şirketince hazırlanan tam tasdik raporundaki tespitlerin de finansal tabloların dürüst resim ilkesine uygun olarak yansıttığını gösterdiğini, müvekkilinin topluluk şirketlerine gerçekleştirdiği tüm hizmet satışlarının hukuka uygun olduğunu, şirketin herhangi bir iştiraki olmadığı için iştirak holdinglerinde olduğu gibi grup şirketlerinden kar payı geliri alamadığını, dolayısıyla şirketin verdiği danışmanlık hizmetleri için başta personel maliyeti olmak üzere katlandığı maliyetler için grup şirketlerine danışmanlık hizmet faturası kesmek zorunda olduğunu, müvekkili şirketin toplam giderlerinin üzerine sadece %1 kar marjı ilave ederek grup şirketlerine danışmanlık destek hizmet faturası düzenlediğini,topluluk şirketlerine verilen danışmanlık hizmetlerinin şirketin kuruluşundan bugüne kadar aynı usulde sağlandığını verilen hizmetler karşılığında şirketlerle mutabık kalınarak aylık olarak düzenlendiğini, ... ve ... müvekkili şirketten hizmet almakta olup, aldıkları hizmetin karşılığı olarak danışmanlık bedeli ödediklerini, bu şirketlerin iş hacimleri ve kapsamı nedeniyle diğer şirketlerden çok daha fazla hizmet verildiğini ve daha fazla fatura kesildiğini, davacı ... ve ...'nin şirketin kurulduğu 1998 yılından 2015 yılına kadar, ...'in 1998 yılından 2005 yılına kadar, ...'nin ise 2002 yılından 2017 yılına kadar yönetim kurulu üyeliği yaptıklarını, yani geçmiş yöneticilerin döneminde kurulmuş sistemin uygulamaya devam edildiğini, müvekkili şirketin ...'den kiraladığı taşınmaz üzerinden verilen ofis kirası ve yönetim katılım payı hizmetlerinin şirketin finansal tablolarında ve bağlılık raporunda tüm şeffaflığı ile ortada olup, davacıların çoğunluk hissedarı olduğu şirketlerin de müvekkili şirketten bu kapsamda hizmet aldığını, ... ile akdedilen kira sözleşmesi ile ofis binasının tamamının müvekkili şirkete kiralandığını, sözleşmeye göre taşınmazın bir kısmının müvekkili şirket ve kalan kısmının ise ... ile doğrudan sözleşme yapan kiracılar tarafından kullanılmasının kararlaştırıldığını, ...'ün hakim hissedarı olan davacıların kira ilişkisini bilmeme ihtimali olmadığını, davacıların iddiasının aksine müvekkili şirketin faaliyet raporu ve bağlılık raporunun kanuna uygun olduğunu,genel kurulda ...'ın ibra edilmediğini,... Enerji'nin ibra edildiklerini, ...'ın diğer yönetim kurulu üyelerinin ibrası için oy yasağı bulunmadığını, gündemin 5. maddesi uyarınca alınan karar ile yönetim kurulu üyelerinin seçildiğini müvekkili şirket anonim şirket niteliğinde olduğundan çoğunluk ilkesine göre yönetildiğini, bütün iş ve işlemlerinin hukuka uygun olarak yerine getirildiğini, kanunda yönetim kurulu üyelerinin seçimine ilişkin gereklilikler arasında üyelerin daha önce şirketi zarara uğratmamış olması gibi bir şart aranmadığını, dolayısıyla mahkemenin iptali istenen kararın yerinde olup olmadığı hususunda inceleme yapamayacağını, somut olayda genel kurulda çoğunluk tarafından alınan yönetim kurulu üyesi seçimine dair kararın üyelerin geçmişte şirketi zarara uğratıcı işlemler yapmış olmasından bahisle dürüstlük kuralına aykırı kabul edilerek iptalinin söz konusu olamayacağını, gündemin 6. maddesi uyarınca yönetim kurulu üyelerinin şirket konusu işlerle iştigal etmelerine TTK'nın 395 ve 396 maddeleri gereğince izin verilmesi kararı yönündeki kararın iptali hakkındaki iddialarının dayanağının bulunmadığını, müvekkili şirketin içinde bulunduğu şirketler topluluğu içinde çok sayıda şirketin aynı yönetim kurulu üyeleri tarafından yönetildiğini, bu nedenle yıllardır süregelen uygulama gereğince ... ailesi fertlerinin paydaşı oldukları tüm şirketlerde de bu hükümler gereği karar alındığını, davacıların hissedar olarak çoğunlukta bulundukları şirketlerde de aynı kararların benzer şekilde alındığını, dolayısıyla davacıların iddialarının dürüstlük kurallarına ve çelişkili işlem yasağına aykırı olduğunu, kaldı ki yönetim kurulu üyelerine anılan izinlerin verilmesinin hiçbir zaman topluluk dışı şirketlerde faaliyet izni olarak verilmediğini, bugüne kadar da bu izinlerin verildiği yönetim kurulu üyelerinin tamamının aile fertlerinden oluşan paydaşlardan oluşan şirketler dışında yöneticilik yapmadıklarını, yönetim kurulunun kişisel nitelikte menfaatini doğuran bir durumun söz konusu olmadığını belirterek, davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI:Mahkemece; şirketin finansal kayıtlarının şirketin mali yapısına uygun olduğu, iptalini gerektirir somut bir delil bulunmadığı, yönetim kurulu üyelerinin seçimine ilişkin kararın da yeterli çoğunlukla alındığı, dolayısıyla bu kararlar yönünden iptal koşulunun oluşmadığının anlaşıldığı, davaya konu 4 no'lu genel kurul kararında, ...'ın yönetim kurulu üyesi olmasına rağmen diğer yönetim kurulu üyelerinin ibrasında oy kullandığı, oysa TTK'nın 436/2. maddesinde, şirket yönetim kurulu üyeleriyle yönetimde görevli imza yetkisini haiz kişilerin, yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan doğan oy haklarını kullanamayacağı açık olup, bu kararın iptalinin gerektiği, yine TTK'nın 436/1. maddesinin; "Pay sahibi kendisi, eşi, alt ve üstsoyu veya bunların ortağı oldukları şahıs şirketleri ya da hâkimiyetleri altındaki sermaye şirketleri ile şirket arasındaki kişisel nitelikte bir işe veya işleme veya herhangi bir yargı kurumu ya da hakemdeki davaya ilişkin olan müzakerelerde oy kullanamaz" hükmü uyarınca, bir yönetim kurulu üyesinin kendisinin şirketle ilgili bir işlemde oy kullanmasının yasaklandığı, somut olayda davalı şirketin yönetim kurulu üyesi olan ...'ın kendisi ile ilgili 6 no'lu genel kurul kararı alınmasında oy kullandığı ve bu oyun geçersiz olduğu, geçersiz kılınan bu oy çıkarıldığında olumlu oy çokluğunun sağlanmadığı anlaşıldığından, bu kararın da kısmen iptaline karar verildiği, genel kurul 6 no'lu kararı bakımından yerleşik Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin içtihatları (2021/1569 E. 2022/3954 K. sayılı 24/05/2022 tarihli içtihadı) ve Bölge Adliye Mahkemesi içtihatları uyarınca; bir yönetim kurulu üyesinin diğer bir yönetim kurulu üyesi için TTK'nın 395 ve 395. maddelerine ilişkin karar alınmasında oy kullanmasının yasak olmadığı, sadece ibra kararının alınmasında birbiri için oy kullanmasının yasaklandığı, bu nedenle 6 no'lu gündem maddesinin diğer yönetim kurulu üyelerine izin verilmesine ilişkin kısmına yönelik iptal davasının reddine karar verildiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davalı şirketin 21.06.2021 tarihli genel kurul toplantısında alınan 3 ve 5 no'lu gündem maddelerine ilişkin davanın tamamen reddine, 4 no'lu maddede ... dışındakilerin ibrasına ilişkin kararın ve 6. maddede ... yönünden alınan kararın iptaline, 6 no'lu maddeye ilişkin diğer yönetim kurulu üyesi yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacılar vekili; davalı şirkete ait bilanço ve kâr zarar tablolarının onaylanmasına ilişkin 3 numaralı gündem maddesinin iptali taleplerinin mahkemece eksik ve hatalı değerlendirmeler ile reddedildiğini, bilirkişi kök ve ek raporlarında müvekkillerince finansal tablolarda itiraza uğramış konularda herhangi bir inceleme yapılmadığını, finansal tabloların salt yeminli mali müşavir onaylı olarak düzenlenmiş olmaları nedeniyle doğru kabul edildiğini, kayıtların gerçeği yansıtıp yansıtmadığına ilişkin herhangi bir inceleme yapılmadığını, bu nedenle bilirkişi kök ve ek raporunun hükme esas alınmasının mümkün olmadığını, ilişkili şirketler ile gerçekleştirilen alım satım veya hizmet bedellerinin yüksek veya düşük belirlenmiş olmasının irdelenmediğini, bunları ancak vergi müfettişlerinin irdeleyebileceğinin belirtildiğini, nitekim davalı şirkete karşı İstanbul 12. ATM'nin 2018/864 esas sayılı dosyasında bilirkişilerce finansal tablolar üzerinde gerekli incelemeler yapılarak finansal tabloların onaylanması kararının iptal edilebileceğinin tespit edildiğini ve mahkemece finansal tabloların iptali yönünde hüküm kurulduğunu, davalı şirketin 2019 malı yılına ilişkin finansal tabloların da gerçeği yansıtmadığının bilirkişi incelemesiyle ortaya çıktığını, bu konuda İstanbul 8. ATM'nin 2020/339 esas sayılı dosyasında görülmekte olan dava kapsamında düzenlenen bilirkişi raporunda tespitler yapılarak, finansal tabloların onaylanmasına ilişkin kararın iptal edilebileceği kanaatine ulaşıldığını, mahkemenin yeni yönetim kurulu üye seçimi kararının iptal edilemeyeceği yönündeki değerlendirmesinin hatalı olduğunu, ...'ın faaliyet raporu ve finansal tabloları dürüst resim ilkesine aykırı düzenlediğinin daha önce verilen mahkeme kararlarıyla tespit edildiğini, bu kişinin ...'nin tekrar üç yıllığına yönetim kurulu üyeliğine seçilmelerini önerdiğini ve bu öneri doğrultusunda müvekkillerinin muhalefetine rağmen bu adayların yönetim kurulu üyesi olarak seçildiğini, bu seçimin objektif iyi niyet ve hukukun genel kurallarına aykırı olduğunu, ...'ın çoğunluk paylara sahip olması nedeniyle kendisinin önerdiği iki şirketin yönetim kurulu üyeleri olarak seçilmesini oy çokluğuyla sağladığını, seçilen tüzel kişi yönetim kurulu üyelerinin ...'tan bağımsız hareket eden kişiler olmadığını, yeniden yönetim kurulu üyesi seçilen ...'ın... Enerji'nin faaliyet raporları ve finansal tablolarını da dürüst resim ilkesine aykırı düzenlediğinin bilirkişi raporları ile ortada olduğunu, bu kapsamda İstanbul 12. ATM'nin 2018/864 esas sayılı dosyasında davalı şirketin 2017 mali yılı faaliyet raporu ve finansal tablolarının dürüst resim ilkesine aykırı düzenlendiğinin tespit edildiğini, aynı şekilde 2019 yılına ilişkin dava kapsamında da İstanbul 8. ATM'nin 2020/339 esas sayılı dosyasında finansal tablolardaki usulsüzlüklerin tespit edildiğini, dolayısıyla yönetim kurulu üyelerinin görev süresince özen yükümlülüklerine uymadıklarını ve dürüst resim ilkesine uygun finansal tablo düzenleme görevlerini görevlerine aykırı hareket ettiklerini, bu üyelerin tekrar seçilmiş olmalarının şirketin ve pay sahiplerinin zararına neden olacağını, mahkemenin gündemin 6. maddesi uyarınca yönetim kurulu üyelerine TTK'nın 395 ve 396 maddeleri uyarınca izin verilmesine ilişkin kararın iptal edilemeyeceği yönündeki değerlendirmesinin eksik incelemeye dayalı olduğunu, ...'ın hem kendisi hem de hakimiyeti altındaki sermaye şirketleri olan ... için izin verilmesine ilişkin oylamalarda TTK'nın 436/1 maddesi uyarınca oydan yoksun olduğu halde oy kullanmış olması nedeniyle, söz konusu kararların iptalinin gerektiğini, ...'ın gerek kendisi ve gerek diğer iki tüzel kişi yönetim kurulu üyesi bakımından yapılacak oylamalarda oydan yoksun olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili; dava harcının sadece ihtiyari dava arkadaşlarından ... adına yatırıldığını, diğer davacılar tarafından açılan davalar bakımından harç yatırılmadığını, dolayısıyla diğer üç davacı adına açılan davanın dava şartı yokluğundan reddinin gerektiğini, davacılardan ...'nin müvekkili şirketin dava konusu 21.06.2021 tarihli genel kuruluna katılmadığını ve alınan kararlara karşı muhalefet şerhi bulunmadığını, bu nedenle bu davacının açtığı davanın dava şartı yokluğundan reddinin gerektiğini, gündemin 4. maddesi kapsamında ibra oylamasında oydan yoksunluk söz konusu olmayıp, ... dışındaki yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin kararın iptal edilmesinin hatalı olduğunu, nitekim yönetim kurulu üyelerinin kendileri hakkında yapılan oylamaya katılmadığının toplantı tutanağı ile sabit olduğunu, ...'ın kendi ibrasında oy kullanmadığı ve ibra edilmediğinin bilirkişilerce tespit edildiğini, TTK'nın 436/2 maddesinde yönetim kurulu üyesinin diğer yönetim kurulu üyelerinin ibrasında oy kullanmasını engelleyen bir durumun söz konusu olmadığını, genel kurulun sorunsuz bir bilanço ve yıllık raporla faaliyet dönemine ait işlemlerin hesabını veren bir yönetim kurulunu ibra etmekle yükümlü olduğunu ve ortada somut nedenler yokken ibradan kaçınılmasının dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu, dolayısıyla faaliyet raporu ve bilançoların mahkemecede hukuka uygun bulunmasına rağmen bu husus değerlendirilmeksizin yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmemiş sayılmasının hukuka aykırı olduğunu, genel kurulun yönetim kuruluna şirket konusu işlerle iştigal etmesi için izin verilmesine ilişkin kararın ... açısından oydan yoksunluk sebebiyle iptaline karar verilmesinin hatalı olduğunu, genel kurul kararının oy çokluğu ile alındığını ve gerekli nisabın sağlandığını, bu konudaki izin kararlarının bugüne kadar ... şirketler grubunda davacıların da içinde yer aldığı ve tüm pay sahiplerinin olumlu oyuyla karara bağlanan rutin bir genel kurul gündemi olduğunu, bu kararların aile şirketi olarak idare edilen şirketler grubunda yöneticilerin birden fazla grup şirketinde görev alabilmesini temin etmek için alındığını, bu nedenle yıllardır süregelen uygulama gereğince aile fertlerinin paydaşı oldukları tüm şirketlerde faaliyet için anılan izinler hususunda karar alındığını, davacıların hissedar olarak çoğunlukta bulunduğu şirketlerde de aynı kararların benzer şekilde alındığını, birlikte hissedar olunan bir kısım şirketlerde aynı amaçla bu karar alınırken, müvekkili şirkette bu kararın alınmasına itiraz edilmesinin çelişkili işlem yasağı kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, TTK'nın 436. maddesinde düzenlenen oydan yoksunluk halinin pay sahibinin şirket ile arasındaki kişisel nitelikteki iş işlem veya davaya ilişkin müzakerelere dair olduğunu, dolayısıyla bu oydan yoksunluk halinin pay sahibinin ortaklık karşısında üçüncü bir kişi konumunda olduğu durumlarda söz konusu olacağını, ancak dava konusu genel kurul toplantısında müvekkili için alınan kararın bu kapsamda nitelendirilemeyeceğini belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:Dava, davalı şirketin 21.06.2021 tarihli genel kurul toplantısında alınan 3, 4 (...'ın ibra edilmemesine ilişkin kısım hariç), 5 ve 6 no'lu kararların iptali, koşullarının bulunması halinde yok hükmünde olduğunun veya butlanının tespiti istemine ilişkindir.6102 sayılı TTK'nın 445 ve 446. maddelerinde; toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten, toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri, yönetim kurulu ile kararların yerine getirilmesi kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa yönetim kurulu üyelerinden her birinin, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine iptal davası açabileceği belirtilmiştir.Aynı yasanın 447. maddesine göre ise; genel kurulun, pay sahibinin genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran, pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran, anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan kararları batıldır.Harçlar Kanunu'nun 30. maddesine belirtildiği üzere, yargılama sırasında tespit olunan değerin, dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa, yalnız o celse için yargılamaya devam olunur. Takip eden celseye kadar noksan değer üzerinden harç tamamlanmadıkça davaya devam olunmaz. Anılan Kanun'un 32. maddesinde de yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemlerin yapılmayacağı hükme bağlanmıştır. İşbu dava ise dört davacı tarafından açılmış olup, davacılardan sadece ... adına başvuru ve peşin harç yatırılmış, diğer davacılar tarafından başvuru ve peşin harç yatırılmadığı gibi mahkemece de harç eksikliğinin giderilmesi hususunda bir işlem yapılmamıştır.Davacılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunmakta olup, HMK’nın 58. maddesi gereğince de ihtiyari dava arkadaşlığında davalar birbirinden bağımsız niteliktedir. Bu nedenle ihtiyari dava arkadaş olan davacılar tarafından açılan işbu davada her bir davacı tarafından ayrı ayrı harç yatırılması gerekmektedir. Bu durumda mahkemece Harçlar Kanunu’nun anılan maddeleri gereğince eksik harç tamamlanmadan davaya devam edilemeyeceğinden, diğer üç davacı bakımından eksik harcın tamamlattırılması, bu eksikliğin tamamlanmaması halinde ise HMK'nın 150. maddesi gereğince dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmesi gerekir. Somut olayda; dava konusu genel kurulun iptali talep edilen 3 numaralı gündem maddesi 2020 yılı bilanço ve karar zarar hesaplarının müzakere ve onaylanması, 4 numaralı gündem maddesi yönetim kurulu üyelerinin ibrası, 5 numaralı gündem maddesi yönetim kurulu üye seçimi ve 6 numaralı gündem maddesi ise yönetim kurulu üyelerine TTK'nın 395 ve 396. maddeleri gereğince izin verilmesine ilişkin olup, mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulü ile 4 ve 6 numaralı kararların kısmen iptaline, 3 ve 5 numaralı kararlara ilişkin davanın reddine karar verilmiştir.Davacılardan ...'nin dava konusu genel kurula katılmadığı sabit olmakla, bilançonun onaylanmasına ilişkin 3 ve yönetim kurulu üye seçimine ilişkin 5 numaralı karar yönünden, genel kurul kararının iptaline ilişkin dava şartı bulunmamaktadır. Bu nedenle bu davacı tarafından söz konusu kararlara yönelik açılan davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken, mahkemece yazılı şekilde karar verilmesi yerinde değildir. Buna karşılık ibraya ilişkin 4 ve yönetim kurulu üyelerine TTK'nın 395 ve 396 maddeleri gereğince izin verilmesine ilişkin 6 numaralı gündem maddeleri bakımından ise, TTK'nın 436. maddesi gereğince yönetim kurulu üyeleri kendilerinin ve birbirlerinin ibrasına ilişkin kararlarda, TTK'nın 395 ve 396 maddelerinde öngörülen yasağın kaldırılmasına ilişkin olarak ise kendilerine yönelik kararlarda oy hakkını haiz değillerdir. Bu hüküm emredici nitelikte olduğundan, bu madde hükmüne aykırı hareket edilmesi halinde kullanılan oylar ve bu oylar ile alınan genel kurul kararları da geçersizdir. Yargıtay ve öğretide benimsendiği üzere, ilgili olan ya da menfaati bulunan herkes genel kurul kararının yokluğunu ve butlanını ileri sürebileceği gibi mahkemece resen gözetilmek durumdadır. Bu nedenle davacının söz konusu genel kurul kararlarına karşı ise dava açma hakkı bulunmaktadır.Dava konusu genel kurulun 4 numaralı gündem maddesi yönetim kurulu üyelerinin ibrası,6 numaralı gündem maddesi ise yönetim kurulu üyelerine TTK'nın 395 ve 396. maddeleri gereğince izin verilmesine ilişkin olup, mahkemece yapılan yargılama sonucunda 4 numaralı ... dışındakilerin ibrasına ilişkin kararın ve 6 numaralı ... yönünden alınan kararın iptaline karar verilmiştir. Oysa ibra ve yönetim kurulu üyelerine TTK'nın 395 ve 396 maddeleri gereğince izin verilmesine ilişkin kararlar bakımından uygulanması gereken TTK'nın 436. maddesi hükmü emredici nitelikte olduğundan, bu madde hükmüne aykırı hareket edilmesi halinde kullanılan oylar ve bu oylar ile alınan genel kurul kararları da geçersizdir. Bununla birlikte bir hukukî işlem, meydana gelişi bakımından emredici hukuk kurallarına aykırı ise o işlem yok hükmündedir. Meydana gelişe ilişkin olan emredici hukuk kuralları, hukukî işlemin unsurlarını oluşturan,onun mevcudiyet şartlarını belirleyen kurucu, şekli nitelikteki hükümlerdir. Hukuken yok olan bir işleme hiçbir sonuç bağlanması mümkün değildir.Yokluk durumunda, ortada şekli bakımdan dahi bir genel kurul kararı bulunmamaktadır. Bu nedenle söz konusu kararlar bakımından yok hükmünde olduğunun tespiti yerine mahkemece iptale hükmedilmesi hatalıdır.Genel kurulun 6 numaralı gündem maddesinde yer alan, yönetim kuruluna TTK 395 ve 396 maddeleri gereğince izin verilmesine ilişkin karar, yapılan oylama sonucunda ...'ın kabul oyu ve oy çokluğu ile karar alınmıştır. TTK'nın 436/1 maddesi uyarınca; pay sahibi kendisi, eşi, alt ve üstsoyu veya bunların ortağı oldukları şahıs şirketleri ya da hâkimiyetleri altındaki sermaye şirketleri ile şirket arasındaki kişisel nitelikte bir işe veya işleme veya herhangi bir yargı kurumu ya da hakemdeki davaya ilişkin olan müzakerelerde oy kullanamaz. Buna göre yönetim kurulu üyeleri TTK'nın 395 ve 396 maddelerinde öngörülen yasağın kaldırılmasına ilişkin olarak maddede sayılan kişilere yönelik kararlarda oy hakkını haiz değillerdir. Bu hüküm emredici nitelikte olduğundan, bu madde hükmüne aykırı hareket edilmesi halinde kullanılan oylar ve bu oylar ile alınan genel kurul kararları da geçersizdir. Bu nedenle iptal isteyen ortağın bu tür kararlara karşı ayrıca muhalefet şerhi yazdırmasına gerek yoktur.Dava konusu genel kurulda ... kendisine ilişkin kararda oy hakkını haiz olmadığından kendisine ilişkin karar geçersizdir. İzin verilen diğer iki yönetim kurulu üyesi ise ... şirketleri olup, söz konusu iki yönetim kurulu üyesine verilen izin bakımından da ...'ın bu şirketlerde hakim ortak olması halinde, TTK'nın 436/1 maddesi kapsamında oy hakkından yoksundur (emsal: Yargıtay 11. HD'nin 2025/3380 esas 2026/414 karar sayılı ilamı). Bu nedenle ...'ın söz konusu tüzel kişi yönetim kurulu üyesi olan her şirkette genel kurul tarihi itibariyle hakim ortak olup olmadığı araştırılarak, sonucuna göre bir karar verilmelidir. Yine genel kurulun 3 numaralı gündem maddesinde yer alan şirkete ait bilanço ve karar zarar hesaplarının müzakere ve onaylanması kararına ilişkin olarak davacı tarafça; şirketin bilançolarının gerçeği yansıtmadığı, bu kapsamda davalı şirketin diğer şirketlere sağladığı belirtilen hizmetlere ilişkin belirsizlik bulunduğu, şirket tarafından özellikle ... ve ... şirketlerine verildiği belirtilen hizmetlerin yüksek oranı karşısında tutarlı bir açıklama bulunmadığı, şirket merkezinin bulunduğu taşınmaz ... şirketinden kiralanıp bazı şirketlere kiraya verilmiş olmasına rağmen bu şirketlerin hangileri olduğunun ve ne tutarda kira tahsil edildiğinin belirli olmadığı, şirketin bağlılık ve faaliyet raporlarının da gerçeği yansıtmadığı ileri sürülmüştür. Mahkemece davalı şirketin ticari defterleri üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesinde ise, şirketin yasal defterleri ve dayanağı belgelerin usulüne uygun olduğu ve gerçeği yansıttığı, şirketin finansal tablolarında yer alan bilgilerin defter kayıtları ve verilen beyannamelere uygunluğuna yönelik inceleme sonucunda mevzuata aykırı bir durumun bulunmadığı bildirilmiştir.Ancak davalı şirketin 20.03.2020 tarihli genel kurulunda alınan kararların iptali istemiyle açılan davada İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/366 esas 2022/100 karar sayılı kararı ile bilançonun gerçeği yansıtmadığı gerekçesiyle iptaline karar verilmiş olup, söz konusu kararın istinafı üzerine İstanbul BAM 13. HD'nin 2022/914 esas 2025/179 karar sayılı kararı ile söz konusu karara ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, kararın temyiz aşamasından geçerek kesinleştiği, yine davalı şirketin 28.06.2018 tarihli genel kurulunda alınan kararların iptali istemiyle açılan davada İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/864 esas 2021/355 karar sayılı kararı ile bilançonun gerçeği yansıtmadığı gerekçesiyle iptaline karar verilmiş olup, söz konusu kararın istinafı üzerine İstanbul BAM 43. HD'nin 2021/2184 esas 2025/56 karar sayılı kararı ile söz konusu karara ilişkin iptale hükmedildiği, bu kararın da temyiz aşamasından geçerek kesinleştiği anlaşılmaktadır. Bu durumda söz konusu yargılama dosyaları da getirtilerek, davacıların iddiaları bakımından bilirkişilerden denetime elverişli rapor alınmak suretiyle davalı şirketin bilançolarının gerçeği yansıtıp yansıtmadığı, dürüst resim ilkesine uygun olarak hazırlanıp hazırlanmadığı belirlenerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.Açıklanan nedenlerle; uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle, davacılar vekili ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile hükmün HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca kaldırılarak, dava yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:Davacılar ve davalı vekillerinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26/10/2022 Tarih 2021/535 Esas - 2022/712 Karar sayılı kararın HMK 353(1)a-6 gereği KALDIRILMASINA;"Dava yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine,"Yatırılan peşin istinaf karar harçlarının (davacılar 539,70-TL, davalı 719,60-TL) istek halinde yatıran taraflara iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-g maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.24/09/2026