Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/2286 E. 2026/1777 K.

Konu: Genel Kurul Kararının İptali

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/2286
Karar No
2026/1777
Karar Tarihi
Konu
Genel Kurul Kararının İptali

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2022/2286

KARAR NO: 2026/1777

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 07/06/2022

NUMARASI: 2019/513 2022/458

DAVANIN KONUSU: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)

Taraflar arasındaki Genel Kurul Kararının iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle;Müvekkilinin davalı şirkette hissedar olduğunu, davalı şirket tarafından gerçekleştirilen sermaye artırımının iptali için dava açıldığını, bu davanın İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2018/944 E. sayılı dosyasında derdest olduğunu, dosyada alınan bilirkişi raporunun lehe olduğunu, raporda şirketin mali durumu ile uyumlu olmamasından dolayı, huzur hakkı bedelinin iptali gerekeceğinin kanaatine varıldığını, müvekkilinin 08.05.2019 tarihinde yapılan olağan genel kurula katıldığını, gündemin 9.maddesi için, yönetim kurulu üyelerine ayrı ayrı aylık 20.000 TL net huzur hakkının ödenmesinin kabul edildiğini, şirketin 2018 yılını 11.610.382,00 TL zarar ile kapattığını, yönetici ortakların başka şirketi de olduğunu, orada huzur hakkı aldıklarını, yılda yönetim kurulu üyelerine toplam 720.000 TL ödeme yapılacağını, şirketin finansal tablolarına göre fazla olduğunu, şirketin zarar ettiğini belirterek ...AŞ'nin 08.05.2019 tarihinde yapılan genel kurulunun gündemin 9. Maddesi ile karara bağlanan her bir yönetim kurulu üyesi için ödenmesi kararlaştırılan aylık net 20.000,00 TL’ye ilişkin huzur hakkı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, savunmasında özetle;Yönetim kurulu üyelerine ödenen miktarın fahiş bir miktar olmadığını, huzur hakkının kanundan doğan bir mali hak olduğunu, huzur hakkı verilmesi için şirketin kar etmesine dahi gerek olmadığını, müvekkili çapında geniş bir şirkette üst düzey yöneticilik yapan bir kişinin almakta olduğu maaşa denk geldiğini, emsal maaş araştırılması yapılmasını gerektiğini, geçmiş yıllardaki genel kurul toplantılarında huzur hakkı ve ikramiye hakkı verilmesi kararı alındığını, toplantılara ilişkin iptal talebi olmadığını, diğer şirketlerin farklı bir tüzel kişiliği olduğunu, söz konusu şirketlerdeki belgelerin davacıya delil teşkil etmeyeceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "Dava; 6102 sayılı TTK'nun 445 ve devamı maddelerine dayalı açılmış olup, davalı şirketin 08/05/2019 tarihinde yapılan 2018 yılına ilişkin olağan genel kurul toplantısında alınan dokuz nolu kararın iptali istemine ilişkindir. Taralar arasındaki uyuşmazlık, davalı şirketin 08/05/2019 tarihinde yapılan 2018 yılına ilişkin olağan genel kurul toplantısında alınan yönetim kurulu üyelerine aylık 20.000,00-TL huzur hakkı ödenmesine ilişkin dokuz nolu kararın, genel kurulun yapıldığı dönemde şirketin ortaklık yapısı, finansal durumu, şirketin geçmiş uygulamaları, davalı şirketle aynı-benzer bulunan şirketlerin yöneticilerinin aldığı emsaller göz önüne alındığında, yönetim kurulu üyelerinin harcadığı emek ve mesai ile orantılı olup olmadığı, pay sahiplerinin vazgeçilmez nitelikte kardan pay alma haklarını ihlal edip etmediği, dürüstlük kuralına aykırı olup olmadığına ilişkindir.

Davalı vekilinin özel dava şartı itirazı; davacının iptali talep edilen genel kurul kararına olumsuz oy kullandıktan sonra, karara muhalif olduğu ve bu konuda dava açılacağı hususunun tutanağa şerh düşüldüğü, muhalefet şerhinin TTK'nun 446 maddesine uygun olduğu anlaşılmakla reddine karar verilmiştir.

Davalı şirketin dava tarihi itibariyle ticaret sicilinde kayıtlı yasal ikametgahının (şirket merkezinin) mahkememizin yargı yetkisinin bulunduğu idari sınırlar içinde kaldığı saptandığından, uyuşmazlığın çözümünde HMK. nun 14/2 ve 6102 Sayılı TTK.nun 445. maddesi hükmü gereğince mahkememiz kesin yetkilidir.

Davacının davalı şirketin hissedarı olduğu hususunda taraflar arasında uyuşmazlık yoktur. Davanın 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 445.maddesinde öngörülen hak düşürücü nitelikteki 3 aylık süre içerisinde açıldığı tespit edilmiştir.Taraflarca gösterilen deliller toplanmış, şirketin sicil kaydı celp edilerek dosya arasına alınmış, davalı şirketin ticari defter ve kayıtları ile dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak bilirkişi raporu alınmıştır.

Bilirkişiler ... ve ...tarafından düzenlenen 02/06/2020 teslim tarihli bilirkişi raporunda özetle; davalı şirket tarafından incelemeye sunulan 2017-2018 yıllarına ait ticari defterlerin Yevmiye, Kebir ve Envanter defterinin 6102 sayılı yeni TTK. Mad. 64 hükmü uyarınca açılış tasdiklerinin süresinde yapıldığı, Yevmiye defterinin 6102 sayılı yeni TTK. Mad. 64/5 hükmüne göre bulunması gereken kapanış (görüldü) tasdikinin mevcut olduğu, davalı yana ait 2017-2018 yılı ticari defterlerin 6102 sayılı yeni TTK. İlgili hükümleri yönünden usulüne uygun tutulmuş olduğu, mali değerlendirme doğrultusunda gündemin 9. Maddesinin dürtistlük kuralına aykırı olması nedeniyle iptali gerekeceği, bununla birlikte mahkemece sektör bilirkişisi atanması durumunda; huzur haklarının ortaklığın çıkarını gözetmediği ve emsallerine göre yüksek olduğu kanaatine varılırsa söz konusu gündem maddesinin iptali gerekeceği; huzur haklarının ortaklığın çıkarını gözettiği ve emsallerine yakın olduğu kanaatine varılırsa söz konusu gündem maddesinin iptali gerekmeyeceği sonuç ve kanaatine varıldığı belirtilmiştir.

Mahkememizce Has Şirketler grubuna dahil olmayan, ortaklık yapısı ve hacmi davalı şirkete emsal olabilecek şirketlerin bildirilmesi için taraf vekillerine kesin süre verilmiş, bildirilen şirketlere yönetim kurulu üyelerine 2018 yılı itibariyle verilen aylık huzur hakkı tutarlarının bildirilmeleri için yazı yazılmış, gelen yazı cevapları dosya arasına alınmıştır.

Mahkememizce dosyanın daha önce rapor tanzim eden heyete tevdii ile davalı şirketin önceki uygulamaları ve dosyaya kazandırılan emsal ücretler de incelenmek suretiyle, taraf itirazlarını da karşılar şekilde ek rapor tanzimi istenilmiş, mali bilirkişi ...'nun af talebi üzerine yerine re'sen mali bilirkişi ... atanmıştır. Bilirkişiler ... ve ...tarafından düzenlenen 18/04/2022 havale tarihli bilirkişi raporunda özetle; dosya kapsamına gönderilen yazılı cevaplarda bir kısım şirketlerin huzur hakkı ödemesini yapmadıkları ancak bir kısım şirketlerin ise huzur hakkı ödememelerine karşın yönetim kuruluna ödedikleri ücretleri yazı içeriğinde ifade ettikleri, iş bu yazı cevapları içeriğine göre davaya konu şirketteki brüt ücret tutarının rapor içeriğinde ayrıntılı olarak açıklandığı üzere yüksek olduğunun belirlendiği, iş bu değerlendirmeler nazara alındığında iş bu davaya konu edilen genel kurulun 9. Maddesinin iptalinin yerinde olacağının kabulünün gerektiği, mahkemece bu ücretin yüksek olmadığı kanaatine varılması halinde kararın iptalini gerektirecek bir unsur bulunmadığı belirtilmiştir.

İddia, savunma, dosya içeriği deliller ve alınan bilirkişi raporuna göre; iptali talep edilen karar ile davalı şirket yönetim kurulu üyelerine aylık 20.000,00-TL net huzur hakkı ödenmesine karar verildiği, kararın TTK'nun 418/1, 2 fıkraları uyarınca toplantı ve karar nisabına uygun alındığı, karara göre, yönetim kurulu üyelerine yıllık ödenecek brüt huzur hakkı tutarının 353.792,75-TL olduğu, davalı şirketin 2018 yılında 11.610.382,26-TL zarar ettiğinin bilirkişi raporu tespit edildiği, yöneticilere ödenecek brüt huzur hakkı tutarının şirket sermayesinin %1,4'ü, şirket öz kaynaklarının ise %3,8'i oranında olduğu, emsal şirketlerde bu oranın çok daha düşük olduğu, davalı şirketin, 2018 yılında ödenmiş sermayesine göre özkaynaklarının %53'ünü kaybetmiş durumda bulunduğu anlaşılmıştır.

Anonim şirketler yıllık kârının bir kısmını şirket pay sahiplerine kar payı adı altında dağıtmaktadır. Kar payı alma hakkı ortakların vazgeçilmez nitelikteki haklarından biri olup, şirket genel kurulunun ortakların kar payı alma hakkını herhangi bir şekilde sınırlandırma veya bertaraf etme hak ve yetkisi bulunmamaktadır. Bir başka anlatımla anonim şirkette sermaye oranı itibarıyla çoğunluğu teşkil edenler aldıkları genel kurul kararıyla azınlıktaki pay sahiplerinin kardan pay almalarına engel olamayacakları gibi bu hakkı sınırlandıramazlar. Yönetim kurulu üyelerine yüksek miktarda ücret ödenmesinin kararlaştırılması şirket ortaklarına dağıtılacak kar payını etkiler.

Somut olayda, davalı şirketin 2018 yılında, ortaklarına dağıtılabilecek karının bulunmadığı bir yana, 11.610.382,26-TL zarar ettiği, ödenmiş sermayesine göre özkaynaklarının %53'ünü kaybetmiş durumda bulunduğu, yönetim kuruluna ödenmesi kararlaştırılan huzur hakkının yıllık brüt tutarının, şirket sermayesinin %1,4'ü, şirket öz kaynaklarının ise %3,8'i oranında olduğu, bu oranların davalı şirketle benzer durumda bulunan şirketlerin yöneticilerinin aldığı emsal ücretlere göre de yüksek olduğu nazara alındığında, ücretin yönetim kurulunun harcadığı emek ve mesai ile orantılı olmadığı, pay sahiplerinin vazgeçilmez nitelikteki kârdan pay alma haklarını ihlal eder mahiyette olduğu ve dürüstlük kuralına aykırı bulunduğu mahkememizce sabit görülmüş, davalı şirketin 08/05/2019 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan 9 nolu kararın iptaline " Gerekçesiyle, davanın kabulüne, davalı şirketin 08/05/2019 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan 9 nolu kararın iptaline, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; TTK 446 md.sinde belirtilen şartları taşımayan, davaya ilişkin olarak dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken ; davanın kabulüne dair yerel mahkemenin kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, yasanın hem olumsuz oy verilmesini hem de muhalefetin tutanağa geçirilme şartını aradığını, davacının peşin muhalefet şerhinin geçerli olmadığını, genel kurulda önce gündem maddesinin tartışılıp, tartışma neticesinde oylamayla bir karar alınması, akabinde ise muhalif olanların muhalefet şerhlerini tutanağa geçirtmesi gerektiğini, bilirkişiler tarafından davalı şirketin önceki uygulamalarının incelenmediğini, hatta huzur hakkına dair karara ilişkin herhangi bir ödemenin yapılmadığı hususlarının dahi tespit edilemediğini, dosyada 06.07.2020 tarihli alınan ek raporda heyetteki sayın bilirkişi tarafından huzur hakkına dair gündem maddesinin iptali gerekmediğine dair rapor düzenlendiğini, mahkeme tarafından İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 12.11.2020 tarih, 2018/944 E 2020/742 K sy kararı ile iş bu huzur hakkına dair gündem maddesine ilişkin davacının taleplerinin reddine karar verildiğini, bilirkişiler tarafından bahsedilen dosyaların hukuki durumunun eksik ve hatalı olarak rapora yansıtıldığını, yine Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2019/609 E. s. dosyasındaki rapordaki görüşten bahsedilerek yetinilse de ; bilirkişiler tarafından bahsedilen iş bu dosyada Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 15.01.2020 tarih, 2019/609 E 2020/59 K. s. kararında davacının genel kurul iptaline dair açtığı davanın reddine karar verildiğini, dava dosyasında davalı müvekkili şirketten kat be kat daha fazla ödendiği belirtilen Ekim Turizmin cevabi yazısının bilirkişiler tarafından değerlendirmeye alınmadığını, bilirkişilerin sadece dosyaya gelen bir kısım olumlu yazı cevaplarıyla yetindiğini, huzur hakkının verilmesi için şirketin kar etmesine dahi gerek olmadığını, kar etme şartının ancak kazanç payı için geçerli olduğunu, banka kredi sözleşmelerinde yönetim kurulunun şahsi kefaletleri olduğu, dolayısı ile yönetim kurulu üyelerinin bazılarının taşıdığı riskin davacıya oranla daha yüksek olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine, karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE

Dava, TTK'nın 445 ve devamı maddeleri uyarınca, davalı şirketin 08/05/2019 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan ... nolu kararın iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekili tarafından, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355.maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.

TTK'nın 445. maddesinde ''446. maddede belirtilen kişiler, kanun ve esas sözleşme hükümlerine özellikle dürtüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine karar tarihinden itibaren üç ay içinde şirket merkezinin bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesinde iptal davası açabilirler'' hükmüne yer verilmiştir.

TTK'nın 446. maddesinde ise iptal davası açabilecek kişiler sayılmış ve toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten, toplantıda hazır bulunsun ya da bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın, çağrının usulüne uygun yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına veya oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri, yönetim kurulu ve yönetim kurulu üyelerinden her birinin iptal davası açabileceği belirtilmiştir. Buna göre genel kurul kararlarına karşı iptal davası açılabilmesi için iptali istenen karara olumsuz oy vermenin dışında TTK'nın 446. maddesi gereğince muhalefet şerhinin de tutanağa geçirilmesi gerekmektedir.

Davacı, dava konusu olan 08.05.2019 tarihli genel kurul toplantısında alınan 9 numaralı kararların iptalini istemiştir. Davalı şirketin 6 ortağı bulunduğu, davacının %17,58 oranında hissedar olduğu, 08.05.2019 tarihinde 2018 yılı olağan genel kurul toplantısına katıldığı, 9 numaralı kararlardan sonra muhalefet şerhini tutanağa geçirttiği anlaşılmaktadır. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi kök raporunda; davacı şirket tarafından incelemeye sunulan 2017-2018 yıllarına ait ticari defterlerin Yevmiye, Kebir ve Envanter defterinin 6102 sayılı yeni TTK. Mad. 64 hükmü uyarınca açılış tasdiklerinin süresinde yapıldığı, yevmiye defterinin 6102 sayılı yeni TTK. Mad. 64/5 hükmüne göre bulunması gereken kapanış (görüldü) tasdikinin mevcut olduğu görüldüğünden davacı yana ait 2017-2018 yılı ticari defterlerin 6102 sayılı yeni TTK. ilgili hükümleri yönünden usulüne uygun tutulmuş olduğu, mali değerlendirme doğrultusunda gündemin 9. Maddesinin dürüstlük kuralına aykırı olması nedeniyle iptali gerekeceği, bununla birlikte Sayın Mahkemece sektör bilirkişisi atanması durumunda; huzur haklarının ortaklığın çıkarını gözetmediği ve emsallerine göre yüksek olduğu kanaatine varılırsa söz konusu gündem maddesinin iptali gerekeceği; huzur haklarının ortaklığın çıkarını gözettiği ve emsallerine yakın olduğu kanaatine varılırsa söz konusu gündem maddesinin iptali gerekmeyeceği tespit edilmiştir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi ek raporunda; dosya kapsamına gönderilen yazılı cevaplarda bir kısım

şirketlerin huzur hakkı ödemesini yapmadıkları ancak bir kısım şirketlerin ise huzur hakkı ödememelerine karşın yönetim kuruluna ödedikleri ücretleri yazı

içeriğinde ifade ettikleri belirlenmiştir. İş bu yazı cevapları içeriğine göre davaya konu şirketteki brüt ücret tutarının rapor içeriğinde ayrıntılı olarak açıklandığı üzere yüksek olduğunun belirlendiği, iş bu değerlendirmeler nazara alındığında iş bu davaya konu edilen genel kurulun 9. Maddesinin iptalinin yerinde olacağının kabulünün gerektiği, ancak Sayın Mahkemece bu ücretin yüksek olmadığı kanaatine varılması halinde kararın iptalini gerektirecek bir unsur bulunmadığı tespit edilmiştir.

Dava konusu genel kurulda..., ..., ... yönetim kurulu üyesi seçildiği görülmektedir. Gündemin 9 numaralı maddesi ile yönetim kurulu üyelerine 20.000,00 TL huzur hakkı ödenmesine oy çokluğu ile karar verildiği anlaşılmaktadır.TTK'nın 394. maddesi “Yönetim kurulu üyelerine, tutarı esas sözleşmeyle veya genel kurul kararıyla belirlenmiş olmak şartıyla huzur hakkı, ücret, ikramiye, prim ve yıllık kardan pay ödenebilir” hükmünü içerir. Buna göre, aksine esas sözleşmede hüküm olmadığı takdirde yönetim kurulu üyelerine her toplantı günü için bir ücret verileceği, ücret miktarı esas sözleşmede tayin edilmemiş ise genel kurulca tayin olunacağı hükmü bağlanmıştır. Huzur hakkı her toplantı için ayrı ayrı belirlenebileceği gibi aylık olarak belirli bir ücret biçiminde de tespit edilebilir.

Huzur hakkı ve ücretin belirlenmesinde şirketin mali yapısı, şirketin bu yöndeki uygulaması dikkate alınarak tayin olunan ücretin yönetim kurulu üyelerinin bu iş için harcadığı emek ve mesai ile orantılı olmalıdır. Yönetici ve denetçiler için belirlenen ücretlerin fahiş olup olmadığı değerlendirilirken, şirketin ortaklık yapısı, finansal durumu, şirketin geçmiş uygulamaları, mali durum açısından davalı şirketle aynı-benzer durumda bulunan şirketlerin yöneticilerinin aldığı emsal ücretler göz önünde bulundurulup karşılaştırılmak suretiyle yönetim kurulu ve denetçilerin harcadığı emek ve mesai ile orantılı, pay sahiplerinin vazgeçilmez nitelikteki kardan pay alma haklarını da ihlal etmeyecek şekilde tespiti gerekmektedir. TTK 394.maddesi uyarınca yönetim kurulu üyelerine huzur hakkı, ücret, ikramiyeye prim ve yıllık kardan pay ödenmesine karar alınabilir.

Ancak, TTK 445. maddesine göre, bu konuda alınacak genel kurul kararlarının kanuna, esas sözleşme hükümlerine ve dürüstlük kuralına aykırı bulunmaması gerekir. Somut olayda; şirketin mali yapısı da incelenmiş olup, raporda da belirtildiği gibi gelen müzekkere cevaplarına göre söz konusu tutardan daha yüksek ücret ödemesi yaptığını söyleyen tek firmanın .... A.Ş. olduğu, ancak söz konusu firmanın ödemelerinin de huzur hakkı şeklinde olmadığının açık bir şekilde belirtilmiş olduğu, .... A.Ş. mali verilerine dosya kapsamında rastlanılmadığı ancak yine müzekkere yazılan ... firmasının bağımsız denetimden geçmiş raporlarına göre 2018 yılı satışlarının 7.545.958.000,00 TL ve net karının 347.915.000,00 TL’si olduğu, özkaynaklarının toplamının ise 1.408.765.000,00 TL’si olduğu nazara alındığında ödenen huzur hakkı ücretinin özkaynaklar içerisindeki payının onbinde 1 seviyelerinde olduğu ve yine satışlara oranının ise yüzbinde 4 seviyelerinde olduğu hesaplanmıştır.

Dava konusu şirketin 2018 yılında 11.610.382,26 TL’si zarar ettiği ancak 2018 yılı satışlarının 175.532.466,29 TL’si olduğu, ödediği brüt huzur hakkının kişi başı binde iki oranında olduğu ve yine şirket sermayesinin %1,4 seviyesinde olduğu, ancak öz kaynaklarının ise %3,8 seviyelerinde olduğu belirlenmiştir. Bu hesaplamalar dikkate alındığında dava konusu şirketin yöneticilerine ödenecek olan huzur hakkı ödemelerinin brüt tutarının %11,4 seviyesinde olduğu, söz konusu şirketin 2018 yılında 11.610.382,26 TL zarar ettiği, zararın oluşan kambiyo zararlarından (21.141.160,99 TL) kaynaklandığı, dönemde zarar eden ve kaydi değerlere göre öz kaynaklarının ödenmiş sermaye dikkate alındığında (9.211.938,90 TL / 19.435.562,50 TL) %53 lük kısmını kaybettiği, bu durumda davalı şirket bakımından öngörülen ücret tutarının şirketin finansal durumu ile yönetim kurulu üyelerinin sarf ettiği emek ve mesaiye göre orantılı olmadığı, mahkemece söz konusu gündem maddesine ilişkin olarak verilen iptal kararında da isabetsizlik bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.

HÜKÜM :Yukarıda açıklanan gerekçelerle;

1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,

2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsiline,

3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;

HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 08.10.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2022/2286, K. 2026/1777, T. 08.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-2286-e-2026-1777-k-74a1222753fe