Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1032 E. 2026/1735 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/1032
- Karar No
- 2026/1735
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/1032 KARAR NO : 2026/1735
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 23/02/2023 NUMARASI : 2021/509 Esas 2023/149 Karar DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan) BAM KARAR TARİHİ : 09/07/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 09/07/2026
Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu ayna ve cam emtiasının, ARKKCO0000263912 numaralı konşimento tahtında Türkiye’den Portekiz'e taşınmak üzere “....” gemisine hasarsız ve eksiksiz bir şekilde yüklendiğini, geminin Türkiye ... Limanından Portekiz’in Sadaport Limanına vardığını, emtianın tahliye işlemleri sırasında yapılan kontrollerinde taşınan mallarda hasar olduğunun tespit edildiğini, cam emtiasının yüklenmesi esnasında kasaların konteynere sabitleyen çelik çemberlerin çok sıkılmasıyla kırılmak suretiyle hasar gördüğünü, bir nolu davalı .... A.Ş’nin özensiz elleçleme yaptığını, iki nolu davalı .... A.Ş’nin navlun ücretini tahsil ettiğinden akdi taşıyan olduğunu, üç ve dört nolu davalıların ise konşimentoyu düzenleyen fiili taşıyan konumunda olduğunu, bu nedenle davalıların, emtianın hasarlanması sebebiyle meydana gelen zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını, dava dışı sigortalının uğradığı zararın davacı tarafça tazmin edildiğini, davacının TTK'nın m. 1472'e göre sigortalının haklarına halef olduğunu, ayrıca düzenlenen ibraname de müvekkilinin "kanuni halef" sıfatının yanında TBK m. 183 kapsamında "akdi halef" sıfatını da haiz olduğunu, TTK m. 1178 uyarınca taşıyanın sorumluluğu bulunduğunu, arabuluculuğa başvuru yapıldığını, ancak anlaşma sağlanamadığına dair tutanak düzenlendiğini belirterek davalılar aleyhine İzmir 23. İcra Müdürlüğü'nün 2020/4369 Esas sayılı dosyası ile başlatılan takibe yapılan itirazın iptali ile takibin devamına ve davalılar aleyhine % 20’den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalılar .... A.Ş., ....'ya İzafeten .... A.Ş. vekilinin 02.09.2021 tarihli cevap dilekçesinde; davacının sigortalısına ait yükün sigortalı firmanın adresinden ... Limanı’na dava dışı üçüncü kişi tarafından kara yolu ile, ...Limanından Sadaport/Portekiz Limanı’na müvekkil şirket .... A.Ş. tarafından deniz yolu ile, Sadaport/Portekiz Limanından alıcının bulunduğu adrese dava dışı üçüncü kişi tarafından kara yoluyla taşındığını, müvekkil şirketin, ...CO0000263912 numaralı konşimento tahtında deniz yolu taşıma işini gerçekleştirdiğini, aktif husumet yönünden; davacının satış sözleşmesine konu malın faturasının hangi incotermse bağlı olarak satışın yapıldığının belirlenemediğini, riskin alıcının sorumluluğunda meydan gelmiş olabileceğini, ayrıca dava dışı gönderilenin bu hakkının davacının sigortalısına devrettiğine ilişkin belgenin bulunmadığını, satıcının gönderilene karşı sorumluluğunun devam ettiğini, yanlış kişiye ödeme yapmanın ex gratia ödemesi olması nedeniyle kabul edilemeyeceğini, sigortalının mal bedelini ödememe ihtimali bulunduğundan ex gratia ödeme ihtimalinin bulunduğu, emtia nakliyat sigorta poliçesinin ve nakliyat abonman sözleşmesinin ibrazını istediklerini, dosyada alıcının bu hakkını davacının sigortalısına devrettiğine dair bir belge bulunmadığını, bu nedenle ödemenin ex gratia (hatır ödemesi) olduğunu, bu nedenle usulüne uygun halefiyet kazanmadığını, sigortalının ticari faturaya istinaden tüm mal bedelini tahsil etme ihtimalinin bulunduğunu, bu nedenle sigorta şirketinin yaptığı ödemenin ekstra bir ödeme olma ihtimali bulunduğundan davacının aktif husumeti bulunmadığından davanın reddi gerektiğini, emtia nakliyat sigorta poliçesi ("ENSP") ve nakliyat abonman sözleşmesi ("NAS") sunulmadığından yapılan ödemenin ENSP ve NAS kapsamında olup olmadığının tetkik edilemediğini, ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, hasardan taşıyanın bir sorumluluğu bulunmadığını, taşıma senedinde açıkça görüleceği üzere taşıyanın sadece deniz taşımasını üstlendiğini, konteynerler, yükleyici firma tarafından takılan mühür ile yükleyici firmanın adresinden ... Limanına kara yolu ile dava dışı 3. bir kişi tarafından aynı mühür ile taşındığını, davalı taşıyanın da malları mühürlü konteyner içerisinde yükleme limanından boşaltma limanına taşındığını ve mühürlü olarak alıcısına teslim edildiğini, hasarın taşıma sırasında meydana geldiğinin kanıtlanamadığını, taşımanın FCL/FCL (Full Container Load) olarak gerçekleştiğini, taşıyana mühürlü olarak teslim edildiğini, konşimento üzerinde "Slac Shippers Load, Stow, Eight, And Count" yani "yükleyici yükledi istifledi saydı ve mühürledi" klozunun yer aldığını, buna göre taşıyanın söz konusu yüklere hiçbir müdahalesi olmadığı, meydana gelen hasarlardan sorumluluğunun bulunmadığını, konşimento "taşıma şart ve koşulları" 7.iii.(b) maddesine göre davaya konu hasardan taşıyanın sorumlu tutulamayacağını, istiflemenin yükletenin sorumluluğunda olduğunu, taşıyanın TTK m. 1186'ya göre mal bedelini bilmediğinden sorumluluğunun sınırlı olduğunu belirterek davanın aktif husumet yokluğu, usulden ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı..... A.Ş vekilinin 08.09.2021 tarihli cevap dilekçesinde; emtianın konteyner dokumunun müvekkili tarafından değil davacının sigortacısı tarafından yapıldığını, open top / üstü açık konteyner üstüne yüklenerek limana sevk edildiğini, beş konteynerden ikisinde oluşan hasarın iç dolum hizmeti ile ilgisinin olduğunu, müvekkili ile ilgisinin bulunmadığını, gemi bitiş raporu ile konteynerlerin gemiye yüklendiğini, çekilen fotoğrafların da bu durumu belgelendirdiğini, yükte hasar olmadığını, interchange raporu düzenlenmediğini, yüklemede over hight frame container spraderr ekipman kullanıldığını, bunun yükün hasar almasını engellediğini, yükleme sırasında hasarın gerçekleşmesinin mümkün olmadığını, yükün deniz yolundan sonra kara yoluyla Salerno limanından 8 kez yüklenerek / elleçleme yapılarak alıcıya teslim edildiğini, yükün öncelikle İtalya’nın Salerno limanına gittiğini, İtalya da tahliye edildiğini daha sonra .... gemisine yüklenerek Portekiz’in Sadaport limanına vardığını, daha sonra kara yoluyla alıcının adresine götürüldüğünü, hasarın nerede meydana geldiğinin belirlenemediğini, bedelin fahiş olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalılardan .... AŞ vekilinin vermiş olduğu 08.09.2021 tarihli cevap dilekçesinde; Müvekkilinin taşıyan olmadığını, müvekkilinin .... Acentesi olarak (....) fatura düzenlediğini, müvekkiline doğrudan husumet yöneltilemeyeceğini, bu durumun ıslahla da düzeltilemeyeceğini, müvekkilinin deniz taşımasını üstlendiğini, sigortalının Düzce’de ki fabrikasından çıkan yükün dava dışı bir şirket tarafından taşındığını, müvekkilinin konşimentoda free in / free out ibaresi nedeniyle bu yükleme, depolama, elleçleme faaliyetlerinde sorumluluğunun bulunmadığını, free out ibaresi nedeniyle gemi ambarında sorumluluğunun sona erdiğini, Portekiz’in Setubal limanından kara yoluyla taşıma yapıldığını, usulüne uygun bir hasar tespiti olmadığından ispat yükünün yer değiştirdiğini, konteynerlerin kapalı ve mühürlü olarak alındığını ve teslim edildiğini, müvekkillerinin % 10 ilave bedelden sorumlu tutulamayacağını, malların sigortalı tarafından CIF incotermsi ile taşındığını, sigortalının menfaatinin bulunmadığını, bu nedenle davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddinin gerektiğini, dava dilekçesinin ekinde delillerin sunulmadığını, hak düşürücü sürenin resen incelenmesinin gerektiğini, arabuluculuğa başvuru tarihinin 11.06.2021, ikinci başvurunun da 27.06.2021 tarihinde yapıldığını, icra takibinin 16.06.2020 tarihinde açıldığını, hak düşürücü sürenin süresi içerisinde dava açılmadığından davanın reddinin gerektiğini belirtmiştir. Davacı vekilinin 1 nolu davalıya karşı verdiği 17.09.2021 tarihli beyan dilekçesinde; hasarın nedeni ve tutarı expertiz raporu ile belirlendiğini, elleçleme sırasında hasarın meydana geldiğini, liman işletmesinin TBK m. 116 gereğince ifa yardımcısı sıfatıyla sorumlu olduğunu belirterek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. MAHKEMECE: "...,Dava; sigorta sözleşmesine dayalı akdi ve fiili taşıma şirketlerine ve Liman Hizmetleri yapan ... Liman A.Ş.’ye karşı sigorta konusu malın hasarı nedeniyle açılan rücuen takibe yapılan itirazın iptali davasıdır. Tarafların delilleri toplanmış ve değerlendirilmiştir. İzmir 23. İcra Müdürlüğü'nün 2020/4369 Esas sayılı dosyası, arabuluculuk son tutanağı, nakliyat emtia sigorta poliçesi ve abonman sözleşmesi, konşimento ve tercümesi, mal faturası, çeki listesi ve tercümesi, hasar ihbarı, ekspertiz raporu ve hasara ilişkin fotoğraflar, navlun faturası, ödeme dekontu, ibraname ve temlikname, yansıtma faturaları, gümrük beyannamesi, dolaşım belgesi, liman ve gümrük evrakları, fatura, tarafların defter ve kayıtları incelenmiş, bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. İzmir 23. İcra Müdürlüğü'nün 2020/4369 Esas sayılı dosyası incelendiğinde; takip alacaklısı ....AŞ’nin takip borçluları .... A.Ş., ...'ya İzafeten ... A.Ş. ve ve ... ile ... AŞ ve ... . A.Ş. aleyhine açtığı 23.06.2020 tarihli ilamsız takip talebinde 17.921,12 TL asıl alacak üzerinden takibe geçtiği, ödeme emrinin borçlulardan ... A.Ş., ...'ya İzafeten ...A.Ş.’ye 10.08.2020, ...AŞ’ye 10.08.2020, ... A.Ş.’ye 10.08.2020 tarihinde tebliğ edildiği, ....A.Ş., ....'ya İzafeten ....A.Ş’nin 11.08.2020, ... A.Ş.’ye 11.08.2020, ... AŞ’nin 13.08.2020 tarihlerinde itiraz ederek takibi durdurdukları belirlenmiştir. Davalılar ...A.Ş., ...'ya İzafeten ...A.Ş. ve ...A.Ş.'nin aktif husumet yönünden yapılan itirazı değerlendirildiğinde; davacı sigortalısı ... A.Ş.'nin Türkiye ... Limanından Portekiz Setubal Limanına emtianın taşınmasında taşımanın CIF kaydına göre yapıldığından hasar ve yararın alıcı ... firmasına geçtiği, hasar ve yararın alıcı üzerinde doğduğu, bu hakkın davacının sigortalısına devredildiğine ilişkin belge bulunmadığı itirazının incelenmesiyle; CIF şekliyle yapılan satışta satış sözleşmesi uyarınca eşya zararının alıcıda doğduğu belirtilmiş ise de hasarlı mal bedelinin iade edilmesi ya da bedelsiz ihracat yapılması veya cari hesap kaydından mahsup edilmesi halinde alıcının da zararının doğduğu ve böylece sigortalı olarak lehtar sıfatına sahip olduğu, uygulamada Yargıtay kararları da yerleşmiş olduğundan bu konuda Körfez Asliye Hukuk Mahkemesine talimat yazılarak sigortalı ... A.Ş.’nin belirtilen koşullarda zararın oluşup oluşmadığı ve sigorta şirketinin yapmış olduğu ödemenin ex gratia olup olmadığı incelenerek 14.05.2022 tarihli rapor alınmıştır. Bu raporda; sigorta .... AŞ defter ve kayıtları incelendiğinde; dava dışı alıcı .... ile cari hesap ilişkisinin bulunduğu dava konusu 27.02.2019 tarihli 830.716,93 TL’lik faturanın defterde kayıtlı olup, 2020 yılında ... AŞ’nin 17.920,12 TL sigorta bedelinin ... AŞ’ye ödediği 01.04.2022 tarihinde ... AŞ’nin .... firmasında 23.114,84 TL hesaplarından düştüğü, böylece sigortalının alacak hakkının bulunup bu hakkının halefiyet yoluyla sigortacıya geçtiği aktif husumet yönünden yapılan incelemede aktif husumet itirazının reddine karar verilmiştir. Yine davalılardan .... AŞ’nin pasif husumet itirazının hükümle birlikte incelemesi yönünde karar verilmiş ve yapılan incelemede ....AŞ’nin akdi taşıyan olan .... Ltd’nin acentesi olduğu, gerek 21.03.2019 tarihli faturalarda bu durumun belirlendiği, bu nedenle .... AŞ’ye doğrudan husumet yöneltilemeyeceği ve ancak davalının cevap dilekçesinde belirttiği üzere .... acentesi olarak takip yapılıp dava açılabileceği, bu durumun HMK m. 124’e istinaden de düzeltilemeyeceği belirlenmiş olmakla davasının pasif sıfat yokluğu nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir. Yine davalılardan ... AŞ nin hak düşürücü süre itirazı incelendiğinde; taşımanın 18.04.2019 tarihinde sona erdiği ve hasarın bu tarihte tespit edildiği, bu tarihten sonra ödeme emrinin 23.06.2020 tarihinde gönderildiği, eşyanın teslim tarihinin 13.04.2019 olup, dava açılma süresinin TTK m. 1188 e göre 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde yani 13.04.2020 tarihine kadar açılması gerekli olup, 7226 sayılı ve 26.03.2020 tarihli kanunla geçici m. 1-b bendi gereğince 13.03.2020 tarihinde 30.04.2020 tarihine kadar sürelerin durduğu, daha sonra bu sürelerin 15.06.2020 tarihine kadar Cumhurbaşkanı Kararnamesi ile uzatıldığı davacının da icra takibini hak düşürücü süre içerisinde 23.06.2020 tarihinde başlattığı böylece hak düşürücü sürenin geçmediği, davanın ise 02.08.2021 tarihinde açılmış olup, icra takibinden sonra yeniden başlayan 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde davacının 17.05.2021 ve 29.07.2021 tarihleri arasında arabuluculuk görüşmesi yaptıkları ve bu sürenin de hak düşürücü süreye eklenmesi gerektiğinden 6325 sayılı kanun m.18/A-15 gereğince "(15) Arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez" hükmüne istinaden hak düşürücü sürenin kesildiği, buna göre 23.06.2021 tarihinden itibaren 73 günlük arabuluculuk süresinin eklenmesiyle hak düşürücü sürenin 04.09.2021 Cumartesi gününe denk geldiği ve böylece hak düşürücü sürenin 06.09.2021 tarihine kadar uzadığı davacının da bu süre içerisinde 02.08.2021 tarihinde dava açtığı böylece hak düşürücü sürenin geçmediği belirlenmiştir. Aktif husumet itirazı aşıldığı takdirde bu kez davalıların zarardan sorumlu olup olmadığı konusunda inceleme yapılması için cam emtiası alanında uzmanlığı olan bilirkişi ve istif uzmanı (konteyner içi) bilirkişi vasıtasıyla rapor alınmasına karar verilmiş, bilirkişiler ...., ... ve ...’den oluşan heyetten 30.01.2023 tarihli rapor alınmıştır. Bu raporda; davaya konu taşıma işinin temelinde satım sözleşmesinin bulunduğu ... . AŞ’nin ....’ya Portekiz Setubal limanında teslim edilmek üzere CAM eşya sattığı, satım şeklinin CIF şeklinde olduğu, buna göre navlun sözleşmesi yapma ve sigorta yaptırma yükümlülüğün satıcı, ... üzerinde bulunduğu, ....’ın hem sigorta ettiren hem de taşıtan sıfatına haiz olduğu, sigorta sözleşmesinin de satıcının üzerine yapıldığı, olağan koşulları sigortanın alıcının menfaatine (TTK m. 1454) yapılması, gerekmekte ise de emredici olmayan bu programın aksine sözleşme yapıldığı, somut olayda da sigorta poliçesinde de sigorta ettiren ve sigortalının ....’a ait olduğu, CIF satım sözleşmesine göre yapılan satışta zararın alıcı üzerine doğması ile alıcının .... AŞ’ye düzenlediği fatura ile bu zararı tahsil ettiği, .. .. AŞ’nin düzenlediği konşimentoda Said To Contain yani yükletenin beyanına göre kayıt yapıldığı ve 10 konteynerin taşınmasının yükümlendiğini, sigortalı satıcının gönderen / yükleten / taşıtan alıcının ise gönderilen olduğunun belirtildiği, ....’nın (... AŞ’nin ) TTK m. 1191 anlamında fiili taşıyan olduğu, ... AŞ’nin ise .... adına fatura düzenlediğinden taşıyan sıfatına sahip olmadığı, yine konşimento da Free Out kaydı bulunduğu, konteynerin gemiye yüklenmesinin fiili taşıyan üzerinde bulunduğu, konteyner içi yükleme ve gemiye yüklemenin ise ayrı olarak değerlendirilmesi gerektiği, konteynerin FCL kaydı ile yüklendiği ve teslim alındığı belirlenmiş olmakla, TTK m. 1239 gereğince fiili taşıyanın sorumlu olamayacağını, .... AŞ’nin ise TBK kapsamında sorumluluk şartlarının bulunmadığı, dava konusu camların teknik yönden istif hatası ile yüklendiği, Open Top ve Gabari Dışı yüklemelerde kullanılan Spreader denen konteynerin üst kısmına uzak kalan 4 ayağının konteynerin 4 köşe tarafındaki yükleme için kilit mekanizmaların ayaklara kilitlenerek yükleme yapıldığı, ekspertiz raporunda da yükleme ve tahliye sırasında elleçleme aksanlarının konteyner kenarından taşan kasalara temas ettiği ve bunun sonucunda elleçleme ekipmanının yüke zarar verdiği, bunun engellenmesi için, gerekli önlemlerin alınmadığı, çelik çember kaynaklı lashing elemanlarının sabitlemesinin emtiaya üstten hasar verdiği, bu nedenle lashing hatası nedeniyle zararın meydana geldiği belirtilmiştir. Toplanan tüm deliller ve yapılan incelemelere göre; Dava konusu olan taşımada, yapılan bilirkişi incelemesi ile dosyada mevcut ekspertiz raporları da incelendiğinde, taşıma konusu emtianın Open Top konteyner içerisinde bulunan istifin Lashing yani konteyner içerisinde sıkılaştırılmasının usulüne uygun yapılmadığı, Çelik Çember kaynaklı yükün çok sıkılmasıyla emtianın üstten hasar aldığı, FCL kaydı ile mühürlenen (yani gönderen tarafından yüklenen, kapatılan ve mühürlenen) konteynerin ambalajının istifinin doğru yapılmadığı, istif hatası nedeniyle zararın meydana geldiği belirlenmiştir. Hasarın kaynağı bilirkişilerin ve ekspertiz raporlarında açıklandığı üzere, kötü istiflemeden doğmaktadır. Ekspertiz incelenmesinde de yükün kasaları konteynere sabitleyen çelik çemberlerin çok sıkılmasından oluşan baskı ile cam plakaların kırılması suretiyle zararın meydana geldiği, yükün iyi istiflenmediği hasarın taşıyanın sorumlu olduğu bir sebepten kaynaklandığı tespit edilemediği belirlenmiştir. Böylece muhtemelen hasarın istif hatasından kaynaklanmış olabileceği anlaşılmaktadır. TTK m. 1182/2-3.f (TTK m.1063/2f.) Gereği “Birinci fıkradaki sebeplerin ortaya çıkmasına taşıyanın sorumlu olduğu bir olayın yol açtığı ispatlanırsa, taşıyan sorumluluktan kurtulamaz. Zararın durumun gereklerine göre birinci fıkrada yazılı sebeplerin birinden ileri gelmesi muhtemel ise, bu sebeple ortaya çıktığı varsayılır; ancak aksi ispatlanabilir..” Aynı maddenin 1.f./"e" bendinde; "e) yükleten taşıtan ve eşyanın maliki ile bunların temsilcilerinin ve adamlarının fiil veya ihmalleri, " ve aynı maddenin birinci fıkrasının "g" bendinde "g) Ambalaj yetersizliği" yani yükleten tarafından yapılacak istif hatalarından (ambalaj yetersizliği de dâhil ) taşıyan sorumluluktan kurtulmaktadır. Somut olaydaki taşımada FCL kaydı (Full Container Load yani konteynırın tamamının yükleten tarafından doldurulduktan sonra taşıyana mühürlü olarak teslim edildiği) konteyner taşıma türü kullanıldığı, yükün konteynıra yükleten tarafından ambalaj yetersizliği ve istif hatasıyla yüklendiği tespit edilmekle, taşıyanın somut olayda sorumluluğu bulunmadığı sonucuna ulaşılması nedeniyle davacının davasının ..... AŞ yönünden pasif sıfat yokluğu nedeniyle diğer davalılar yönünden de esas yönünden reddi gerekmiştir," gerekçesi ile; "Davacının davasının; 1-Davacının davasını akdi taşıyan olan ... Ltd. karşı izafeten ... AŞ’yi göstererek takip yapması ve dava açması gerekirken TTK m.105/2’ye aykırı olarak doğrudan acenteye karşı ve onu hasım göstererek doğrudan takip yaparak dava açmış olması nedeniyle; davacının davasının bu davalı yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, 2-Diğer davalılar yönünden esas yönünden Reddine, 3-Davalıların kötü niyet tazminat taleplerinin davacı taraf haksız olmakla birlikte kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından Reddine,"şeklinde karar verilmiştir. Mahkeme kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 1 numaralı davalı navlun faturası düzenlemiş olup TTK md. 1138 uyarınca taşıyan olarak sorumlu olduğunu, 1 no'lu davalının navlun faturasını bizzat düzenlenmiş ve ücreti de bizzat tahsil ettiğini, bu sebeple davalının, söz konusu taşımada akdi taşıyan sıfatıyla hareket ettiğinin kuşkusuz olup davanın reddinin hukuka aykırılık oluşturduğunu, yerel mahkeme'nin söz konusu firmasının "navlun ücretini" tahsil etmediğine ve acente sıfatıyla navlun bedelini aldığına ilişkin şüpheleri varsa bu konuda davalının ticari defterlerinde inceleme yapılması ve navlun bedelinin kendisinin mi aldığı yoksa ...Ltd.'ye mi gönderdiği konusunda defter incelemesi yapılmaksızın pasif husumet yokluğuna karar verdiğini, 1 nolu davalının taşıyan olduğunun açık olup, pasif husumetinin olduğuna karar verilmesi gerektiğinden yerel mahkeme'nin 1 numaralı davalı yönünden davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığını 2,3 ve 4 nolu davalı açısından hasarın dosyada mübrez ve danıştay kararları uyarınca delil niteliğine haiz ekspertiz raporu uyarınca tespit edilmiş olup diğer deliller ile de ispat olunduğunu, sigortalı emtianın hasara uğradığının tespit edilmesi üzerine derhal ekspertiz incelemesi yaptırıldığını, ayrıca TTK m. 1185 uyarınca, eşyanın incelenmesi, bu husus için atanmış uzmanlarca yapılmışsa herhangi bir bildirime gerek olmadığını, kaldı ki, dosyada mübrez delillerde görüleceği üzere, davalının hasardan haberdar olduğunu, dava konusu taşımaya ilişkin düzenlenen konşimentoda hiçbir şekilde hasar/eksiklik kaydı olmadığının görüldüğünü, bu kapsamda emtianın, gemiye hasarsız ve eksiksiz yüklendiğinin kabulünün gerekmekte olup; davalının söz konusu emtiayı alıcıya eksiksiz ve hasarsız bir şekilde teslim etme yükümlülüğünün bulunduğunun izahtan vareste olup bununla birlikte, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, hangi aşamada gerçekleşirse gerçekleşsin hasar, konteyner kapaklarının kusurlu olması sebebiyle meydana geldiğinden davalı firmanın zarardan sorumlu olduğunu, 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/a-13 bendi uyarınca ödenen 1.400,00.-TL arabuluculuk ücretinin davanın reddine karar verilmesi nedeniyle davacıdan tahsiline karar verilse de, bu hususun Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen hak arama hürriyeti ve hak arama özgürlüğünün bir unsuru olan mahkemeye erişim hakkının açıkça ihlali olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, sigorta sözleşmesine dayalı rücuen alacaktan kaynaklı icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. TMK'nın 6. maddesinde ''Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.'' denmektedir. İspat yükü başlıklı HMK'nın 190. maddesi " (1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. " şeklinde düzenlenmiştir. 6102 sayılı TTK'nın 1472. maddesinde halefiyet düzenlenmiştir. Maddede, sigortacının sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçeceği, sigortalının gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hakkın tazmin ettiği bedel kadar sigortacıya intikal edeceği ifade edilmiştir. Sigortalının tazminat alacağının hukuki temelinin haksız eylemden, kanundan veya sözleşmeden kaynaklanmış olması arasında hiçbir fark yoktur. TTK'nın 1472. maddesinden kaynaklanan halefiyet hakkı sigortacıya, zarar sorumlusundan, sigortalısına ödediği sigorta bedeli kadar talep hakkı ve bunun doğal sonucu olarak da zarar sorumlusuna karşı dava hakkını sağlamaktadır. Bu dava türüne doktrin ve uygulamada sigortacının rücu davası adı verilmektedir. Halefiyete dayalı olan rücu davasında, esas itibariyle sigortalının kendisine zarar verene karşı açacağı tazminat davasının, onun halefi sıfatıyla sigortacı tarafından açılmasıdır. Dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle hükme esas alınan bilirkişi heyeti raporunun oluşa, somut olayın özelliklerine uygun, açık, anlaşılır, taraf ve yargı denetimine uygun olmasına, davalı .... AŞ’nin acente olmasına ve acenteye doğrudan husumet yöneltilemeyeceğine, taşıma konusu emtianın hasara uğramasında diğer davalıların sorumlu olduğu ispatlanamadığından diğer davalılara rücu edilemeyeceğinin anlaşılmasına, yargılamada eksiklik bulunmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 23/02/2023 tarih, 2021/509 Esas ve 2023/149 Karar sayılı kararına karşı davacının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı taraftan alınması gereken 732,00 TL istinaf harcından başlangıçta alınan 179,90 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 552,10 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına, 4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi. 09/07/2026