Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1009 E. 2026/1442 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/1009
Karar No
2026/1442
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2023/1009 KARAR NO : 2026/1442

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : MANİSA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 07/02/2023 NUMARASI : 2022/453 Esas 2023/57 Karar DAVA : İTİRAZIN İPTALİ BAM KARAR TARİHİ : 16/06/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 17/06/2026

Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili tarafından davalı aleyhine Torbalı İcra Müdürlüğü'nün 2020/3041 esas sayılı dosyası ile icra takibine girişilmiş olup, borçlu yanın yetki itirazı neticesinde dosyanın Manisa 1. İcra Müdürlüğü'nün 2021/5786 Esasına kaydolduğunu ve davalı/borçlu yana ödeme emrinin gönderildiğini, ancak davalı yanın süresinde yapmış olduğu haksız itiraz ile takibin durmasına sebebiyet verdiğini, müvekkili ile davalı/borçlu yan arasında yapılan alış verişlerın müvekkili şirketin yurt dışı menşeli bir şirket olması nedeni ile ithalat/ihracat olarak yapılmış olup, buna ilişkin tüm kayıt ve belgelerin mevcut olduğunu, davalı/borçlu yan tarafından yapılan itirazın tamamen haksız ve hukuki destekten yoksun olup, takibin ve dolayısı ile alacaklarının tahsilini güçleştirmeye yönelik olduğunu, müvekkili şirket alacağı ve takibe konu edilen faturalar nedeni ile davalı şirketin borçlu olup, bu hususun müvekkili şirket defter ve kayıtlarının incelenmesi ile ortaya çıkacağını, ayrıca davalı tarafın takibe konu faturaya; fatura içeriğinde belirtilen ürünlere kendisi ile yapılan görüşmelerde hiçbir şekilde itiraz etmediğini, sadece kendisine ödeme emri tebliğ olunca takibe itiraz ettiğinden bahisle davanın kabulü ile davalının yapmış olduğu haksız itirazının iptaline, takibin devamına, haksız itiraz sebebi ile davalının % 20 den aşağı olmamak kaydı ile kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve ücreti vekâletin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından davacı-alacaklı tarafından icra takibinine itirazın iptali istemiyle haksız ve kötüniyetli olarak dava açıldığını, davacı şirketin yabancı menşeili bir şirket olduğunu, bildikleri kadarı ile davacı şirketin Türkiye'de herhangi bir malvarlığının olmadığını, davacı şirketin HMK'nın 84. madde hükmü gereği dava açarken teminat göstermesi lâzım olan kişilerden olduğunu, yabancı menşeili davacı şirketin teminat göstermesi dava şartı olup, bu hususun mahkemece re'sen gözetilmesi gerektiğini, müvekkili davacı şirket ile giriştiği ticarî işlere ilişkin ödemeleri zamanında eksiksiz olarak yerine getirdiğini, müvekkilinin davacı-alacaklıya herhangi bir borcunun olmadığını, davayı kabul anlamına gelmemek kaydı ile müvekkilinin borçlarını ödemede temerrüdünün söz konusu olmadığı gibi, müvekkiline icra takibinden önce çekilmiş herhangi bir ihtarın da olmadığını, bu nedenle davacının icra takibinde işlemiş faiz talep etmesinin de mümkün olmadığından haksız ve yersiz olarak açılan itirazın iptali davasının reddine, davacı aleyhine %20'den az olmamak üzere tazminata hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesince " Manisa 1. İcra Müdürlüğünün 2021/5786 Esas sayılı dosyaya yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. “Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması” başlıklı 222.maddesinde; “(1)Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2)Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3)İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. (4)Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (5)Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır” şeklindedir. 7251 sayılı Kanun’un 23. maddesi ile yapılan değişiklik ile HMK’nın 222. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi” ibaresi “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” şeklinde değiştirilmiş ve fıkraya birinci cümleden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir; “Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticarî defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticarî defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz”. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davalının uyuşmazlık konusu Manisa 1. İcra Müdürlüğünün 2021/5786 Esas sayılı dosyasında takibe itiraz ederek takibe konu borcu kabul etmediği, mahkememizce uyuşmazlığın çözümü için tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verildiği, taraflarca ticari defterlerin sunulduğu, davacının Bulgaristan menşeli bir şirket olduğu, davacının satış defterini sunduğu, 15/12/2022 tarihli bilirkişi raporunda, davacının sunduğu belgelerden alacak borç tespitinin yapılamadığının rapor edildiği, yine aynı raporda davalı tarafın ticari defterleri üzerinde yapılan incelemede, davalının ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğunun ve sahibi lehine delil teşkil edebileceğinin tespit edildiği, davalının ticari defterlerine göre, borç alacak tespiti yapılamadığının bildirildiği, bu durumda davacının ticari defter ve kayıtlarının HMK'nun 222.maddesine göre lehine delil niteliği taşımadığı, davalının ticari defterlerinde fatura ve borç kaydına rastlanmadığı, itirazın iptali davasında kural olarak ispat yükünün, alacaklı olduğunu iddia eden davacıda olduğu, davacının iddia ettiği fatura konusu malların davalıya teslimini, HMK’nın 200.maddesindeki yazılı delillerle ispatlamak zorunda olduğu, davacı tarafın faturaya konu malların davalıya teslimine ilişkin imzalı belge sunamadığı gibi açıkça yemin deliline de dayanmadığı anlaşılmakla, ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesi gerektiğinden aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. "şeklindeki gerekçe ile "DAVANIN REDDİNE, Koşulları oluşmadığından kötü niyet tazminatı talebinin reddine'' karar verilmiştir. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davaya konu icra takibinde takibe dayanak olarak sunulan fatura ve evrakların bilirkişi incelemesi neticesinde alacağın varlığının ispatı konusunda bilirkişi tarafından her ne kadar yeterli bulunmamış olsa da müvekkili firmanın Bulgaristan firması olup, Bulgar Kanun ve yönetmeliklerine tabi bir firma olduğunu, davalı yan ile yapmış olduğu ticaretin ihracat olarak yapıldığını ve bu ticarete ilişkin olarak da davalı yan tarafından 04.06.2020 tarihinde 5.280 USD ödemenin müvekkili firmanın hesabına gönderildiğini, ancak yapılan havale/eft işleminde sehven müvekkili firmanın unvanının yanlış veya eksik yazıldığı için ödeme yatıran taraf olan davalı yana iade olduğunu ve davalı yanın tamamen kötü niyetli olarak bir daha bu ödemeyi müvekkiline göndermediğini, bunun dışında müvekkili firmanın bu ticareti bir ihracat olarak yapmış olması nedeni ile uluslararası hukuka ve ticaret uygun bir şekilde yaptığını ve buna ilişkin gümrük ve ihracat evraklarının da dosyaya daha önce sunulmuş olmakla dilekçelerinin ekinde yeniden sunulacağını, bilirkişi tarafından sunulan 14.12.2022 tarihli bilirkişi raporunda yapılan incelemelerde davalı yanın defter ve belgelerinde davacıya bazı ödemelerin olduğunu, ancak bu ödemelerin yanlış kaydedilmesi neticesinde alacağın ispatının mümkün olmadığını beyan ettiğini, bu durumun dahi davacı yan ile davalının arasındaki ticari ilişkinin varlığını ispatladığını, ayrıca bilirkişinin yine aynı raporda taraflarınca sunulan ihracat evraklarından da alacağın varlığının tespit edilememiş olduğunun beyan edildiğini, müvekkilinin davalı borçludan alacaklı olduğuna ve aralarında bir ticari ilişkinin olduğuna dair tespitlerin bilirkişi raporunda ve dosyadaki evraklara rağmen sadece ve sadece müvekkili şirketin yabancı uyruklu şirket olması sebebi ile Türkiye'de düzenlenen yasalar ve düzenlemeler gereği usulüne uygun ticari defter ve belgelerin tutulmaması ve mahkemeye ibraz edilememesi sebebi ile mahkemenin ret kararı verdiğinin açık olduğunu, mahkemeye karar duruşmasından önce müvekkilinin Bulgaristan firması olması nedeni ile HMK 197. maddesi gereğince delillerin istinabe yolu ile incelenmesi husunda talepte bulunulduğunu, ancak bu taleplerinin yerel mahkemece dikkate alınmadığını ve verilen bu hukuksuz karar ile gerek taraflar arasında yapılan ticaretin yapıldığı tarihten bu yana kurlardaki dalgalanma ve oluşan fahiş enflasyon oranları ile zaten mağdur olan müvekkilinin mağduriyetini daha da arttırdığını, taleplerinin dikkate alınmamış olması neticesinde eksik ve noksan inceleme yapılarak tamamen yanlış bir karar verildiğini, bununla ilgili olarak "...Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 2016/1716 Esas ve 2017/1397 Karar sayılı kararında; Davacının talepleri teknik incelemeyi gerektirmektedir. Hakim, uyuşmazlık konusu hakkında bizzat duyu organları yardımıyla bulunduğu yerde veya mahkemede inceleme yaparak bilgi sahibi olmak amacıyla keşif yapılmasına karar verebilir. Hakim gerektiğinde bilirkişi yardımına başvurur (HMK 288/1). Keşif kararı, mahkemece, taraflardan birinin talebi üzerine veya resen alınır (HMK 288/2). Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir (HMK 266/1). Kanunda belirtilen haller dışında, deliller davaya bakan mahkeme huzurunda, mümkün olduğunca birlikte ve aynı duruşmada incelenir. Bu kural doğrudanlık ilkesinin bir sonucudur. HMK’nın 218/1. maddesinde “Mahkemeye getirilmesi zor veya sakıncalı olan belgeler, hakim veya görevlendireceği bilirkişi tarafından yerinde incelenir ya da bu belgelerin mahkemeye sunulmuş örnekleri asıllarıyla karşılaştırılır. İnceleme sonunda bir tutanak düzenlenir ve gerekli görülürse uygun teknik araçlarla belgenin aslı kaydedilir.” HMK 197. maddesinde de “kanunda belirtilen haller dışında, deliller davaya bakan mahkeme huzurunda, mümkün olduğu kadar birlikte ve aynı duruşmada incelenir… (2) Başka yerde bulunan ve mahkemeye getirilemeyen deliller, o yerde istinabe yoluyla toplanabilir. (3) Delillerin incelenmesi veya beyanların dinlenmesi sırasında taraflar, istinabe olunan mahkemede hazır bulunabilir ve delillerle ilgili açıklama haklarını kullanabilirler. Bu hususu sağlamak için, taraflara incelemenin yapılacağı tarih ve yer bildirilir. Bu davet üzerine taraflar istinabe olunan mahkemede hazır bulunmasalar dahi deliller incelenir veya beyanlar dinlenir... " şeklinde hüküm kurulduğunu, ayrıca buna benzer bir çok Yargıtay kararının da mevcut olduğunu, mahkemece bilirkişi raporunda belirtilen davalı evraklarındaki hata ve eksiklikler ile davacı yanın evraklarının ise, ispatı mümkün kılmadığı yönündeki raporuna karşı itirazlarını ve müvekkilinin hak kaybına uğramaması ve somut gerçekliğin ortaya çıkması için Kanunun taraflarına imkan sağladığı istinabe taleplerini de göz ardı ederek, eksik incelemeler ve hukuki dayanaktan yoksun gerekçeler ile davalarını reddetmesi yasa ve usul hükümlerine aykırılık teşkil etmekte olup söz konusu kararın ortadan kaldırılarak, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; İİK 67. maddesi gereğince açılmış olan itirazın iptali davasıdır. 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar res'en gözetilerek ve yine HMK 357/1.maddesindeki, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar istinaf incelemesi sırasında dinlenemez ve yeni delillere dayanılamaz hükmü çerçevesinde yapılmıştır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde " davanın reddine, koşulları oluşmadığından kötü niyet tazminatı talebinin reddine" karar verilmiştir. İş bu karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Dava konusu Manisa 1. İcra Müdürlüğü'nün 2021/5786 Esas sayılı icra takip dosyasının incelenmesinden; davacı alacaklı tarafından davalı borçlu hakkında ilk olarak Torbalı İcra müdürlüğü'nün 2021/3041 Esas sayılı dosyası ile 108.965,50 TL asıl alacak, 19.110,94 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 128.076,44 TL üzerinden ilamsız icra takibinin başlatıldığı, ödeme emrinin tebliği üzerine davalı borçlu tarafından sunulan itiraz dilekçesindeki yetki itirazının kabulü üzerine dosyanın Manisa İcra Müdürlüğü'ne geldiği ve Manisa 1. İcra Müdürlüğü'nün 2021/5786 Esas sayılı dosyası üzerinden çıkartılan ödeme emrine davalı borçlunun süresi içerisinde icra takip dosyasına sunmuş olduğu itiraz dilekçesi kapsamında takibin durduğu ve davalının icra takibine vaki itirazının iptali amacıyla eldeki davanın açılmış olduğu anlaşılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunda, davalı şirketin incelenen 2020 ve 2021 yılı ticari defter ve kayıtlarının yasal süresi içerisinde noter açılış ve kapanış tasdikleri için yaptırıldığı, davalı şirketin incelenen ticari defter ve kayıtlarında davalının davacı faturalarını 320 satıcılar hesabını kullanıp kayda almadığı, ithalat mal bedellerini direkt olarak 150 ilk madde hesabında borç kaydedip karşı bacağını 102 bankalar hesabını alacaklandırdığı, buna göre davacıya 30.03.2020 tarıhınde 144 fiş ile .... bankasından 30.648,18 TL, 24.04.2020 tarihinde 206 fiş ile .... bankasından 47.050,85 TL, 24.04.2020 tarıhınde 206 fiş ile .... bankasından 5.220,00 TL, 08.06.2020 tarıhınde 279 fiş ile .... bankasından 37.854,50 TL ve 02.07.2020 tarıhınde 336 fiş ile .... bankasından 35.502,08 TL karşılığında ödeme yapıldığının tespit edıldiği, her ne kadar ticari defterlerde ödemeler tespit edilmisse de mal bedellerinin 320 muavin hesabına kaydedilmediği, kaydedilmeyen fatura olup olmadığının tespit edilemediği, önceki yıllardan devreden borcun olup olmadığının tespit edilememesi nedeni ile borç-alacak tespiti imkanının bulunmadığı, davacının İhracat evrakları, hesap dökümü başlıklı bir evrak ve Bulgarca bazı evraklar mahkemeye sunduğu , sunulan evraklar üzerinden borç alacak tespiti için inceleme yapma imkanının bulunmadığı bildirilmiştir. Davacı tarafça taraflar arasındaki ticari ilişki sırasında yabancı ülkede kurulu bulunan davacı şirketin malları ihracat yolu ile satmış olması nedeni ile gümrük ve ihracat evraklarının dosyaya sunulduğu bildirilmiştir. Dosyanın incelenmesinden mahkemece ön inceleme duruşmasında oluşturulan 4 nolu ara kararı gereğince davacı tarafça 05.10.2022 tarihli dilekçe ekinde bir kısım evrakların birer suretinin dosyaya sunulduğu anlaşılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunda dökümü yapılan bir kısım ödemelerin davalı tarafından .... Bankasından havale yoluyla davacı şirkete gönderildiğinin tespit edildiği bildirilmiştir. Bu durumda mahkemece yapılması gereken iş gümrük ve ihracat konusunda uzman bir bilirkişi, daha önce rapor düzenleyen mali müşavir bilirkişi yanına ilave edilmek suretiyle davacı tarafça sunulan ihracata ilişkin belgelerin tamamının Türkçe tercümesi de yaptırılarak dosyaya eklenerek incelenmek kaydıyla davacı iddialarının yerinde olup olmadığı konusunda gerektiğinde bankadan yapılan davalı ödemelerine ilişkin ödeme dekonto ve ilgili kayıtlar da getirtilerek incelenmek suretiyle rapor alınarak oluşacak duruma göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde yetersiz bilirkişi raporu ve eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi yerinde olmamıştır Sonuç olarak yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya içeriğine göre, mahkeme kararı ve dayandığı gerekçeler uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek derecede önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması nedeniyle HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dava dosyasının kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilerek, aşağıdaki şekilde hüküm kurulması gerekmiştir. HÜKÜM: 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin KABULÜNE, 2-Manisa Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 07/02/2023 tarih ve 2022/453 Esas 2023/57 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından, davacı yararına istinaf vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 4-İstinaf yoluna başvuran davacıdan alınan 179,90 TL istinaf maktu karar harcının istek halinde iadesine, 5-İstinaf yoluna başvuran davacıdan alınan 492,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 6-İstinaf yargılama giderlerinin esas kararla birlikte ilk derece mahkemesince değerlendirilmesine, 7-Gerekçede belirtilen eksikliklerin giderilmesi için dosyanın mahkemesine iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde HMK 353/1-a-6 maddesi gereğince oybirliğiyle kesin olarak karar verildi. 16/06/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/1009, K. 2026/1442, T. 16.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-1009-e-2026-1442-k-f1000ebf0e19