Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/2360 E. 2026/1780 K.

Konu: Genel Kurul Kararının İptali

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/2360
Karar No
2026/1780
Karar Tarihi
Konu
Genel Kurul Kararının İptali

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/2360 KARAR NO: 2026/1780 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 15/09/2022 NUMARASI: 2019/445 2022/520 DAVANIN KONUSU: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) Taraflar arasındaki Genel kurul kararının iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, taraflarca istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle;Müvekkillerinin, ... Ticaret Sicili Müdürlüğü'nün ... sicil numarasında kayıtlı olan davalı şirketin %33,33 hissesine sahip ortağı olduğunu, davalı şirketin, 12/04/2019 tarihinde 2017 yılı olağan genel kurul toplantısını yaptığını ve gündemde yer alan kararları aldığını, ancak alınan kararların tamamının TTK 445 vd. hükümleri çerçevesinde geçersiz olup iptali gerektiğini, müvekkillerinin, alınan kararlara karşı muhalif kaldığını, yazılı muhalefet şerhleri verdiklerini ve ayrıca genel kurul tutanağına, alınan her kararla ilgili olarak muhalefet şerhi düştüğünü, davalı şirketin yönetim kurulu üyelerinin, en son 11/05/2015 tarihinde ve 3 yıllığına seçildiklerini, yönetim kurulu üyelerinin görev süresinin, 11/05/2018 tarihinde sona erdiğini ve yönetim kurulu üyeliği sıfatlarının kendiliğinden düştüğünü, bu işlemler geçersiz olduğundan, ne tür işlemlerin yapıldığı ve bu işlemlerle ilgili olarak şirketin hukuki ve cezai haklarının kullanılması talebinde bulunulmuş ise de; bu hususta hiçbir bilgi verilmediğini ve işlem yapılmadığını, toplantıda hazır bulundurulacak belgelerin mevcut olup olmadığının tespiti ile, belgeler eksik ise toplantı yapılamayacağından ertelenmesi hususunda taraflarınca yazılı talepte bulunulmasına rağmen pay defterinin hazır edilmediğini ve pay defterinin taraflarınca incelenmesine de izin verilmeyerek, sadece pay defterinden müvekkillerine ait olan sayfaların fotokopilerinin teslim edildiğini, yazılı olarak bilgi alma ve inceleme hakları çerçevesindeki talepleri ve özel denetçi atanması taleplerinde bulunduklarını, cevabi yazıda genel kurulu yapılacak şirketlerin, genel kurulun yapılacağı yıllarla ilgili hesapları hakkında, örneğin herhangi bir gider hesabının detayı, aylar itibariyle satış rakamları, ortaklar cari hesabı detayı, vergi affından yararlanılmışsa detayı ve benzeri somut ve spesifik abartısız sayıda bazı soruların olması halinde bu soruların gün içerisinde e-posta yoluyla gönderilmesi halinde bir hazırlık yapılabileceği ve Perşembe günü bizzat gelinmesi halinde sadece müvekkiline bu bilgilerin verilmesi ve sorularla ilgili olarak defter kayıtları üzerinden inceleme yapılması hususunda yardımcı olunacağının bildirildiğini, akabinde müvekkillerinden ...tarafından .... Noterliği'nin 04/04/2019 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile öncelikle Türk Ticaret Kanunu'nun 437. maddesinin 1. fıkrası gereğince yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporu, denetleme raporları ve yönetim kurulunun kâr dağıtım önerisinin, buna ek olarak kasadaki 708.190,00-TL'nin kasa sayım tutanaklarının verilmesi talep edilmiş ise de bu belgelerin müvekkiline verilmediği gibi; 8 Nisan 2019 Pazartesi günü saat 10:00'da şirket merkezinde inceleme için hazır bulundurulması talep edilmesine rağmen, .... Noterliği'nin, 08/04/2019 tarihli ve ... yevmiye numaralı tespit tutanağı ile, şirket merkezinde yönetim kurulundan hiç kimsenin bulunmadığı, kendisini mali işler müdürü olarak tanıtan ...'ın yönetim kurulu faaliyet raporu dışında hiçbir belge veremeyeceğini ve incelemeye evrak veremeyeceğini beyan ettiğini, keza şirkete ait yönetim kurulu faaliyet raporu ve finansal tabloları hariç olmak üzere herhangi bir belge alınmadığının tespit edildiğini, mali işler müdürü tayin edilmiş ise de, bunun TTK 367 çerçevesinde bir iç yönergeye dayanılarak yapılmış olması gerektiğini, 01/01/2017-31/12/2017 dönemi yıllık faaliyet raporunda I (E) bölümünde şirket genel kurulunca verilen izin çerçevesinde yönetim kurulu üyelerinin kendisi veya başkası adına yaptığı işlem olmadığı, ayrıca rekabet yasağı kapsamında faaliyeti olmadığının belirtildiğini, yönetim kurulu üyesi ... ve ...'ın, ... Anonim Şirketi yanında, aynı konuda faaliyet gösteren ... ... Anonim Şirketi, ...Anonim Şirketi ve ... ... Anonim Şirketi'nde de yönetim kurulu üyesi olduklarını, dolayısıyla bu yönetim kurulu üyelerinin, rekabet yasağına aykırı davrandıklarını, faaliyet raporunun II (B) kısmında, yönetim organı üyeleri ile üst düzey yöneticilere sağlanan ayni ve nakdi imkanlarla ilgili olarak 336,41-TL temsil ve ağırlama gideri dışında herhangi bir imkanın sağlanmadığının belirtildiğini, yönetim kurulu faaliyet raporunun IV (E) bölümünde sadece şirketin kat karşılığı inşaat anlaşması yapmış olduğu S.S. Mavi Derya Yakamoz Konut Yapı Kooperatifi aleyhine İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından açılan tapu tahsis belgesinin iptali davasının kooperatif aleyhine sonuçlandığı, Anayasa Mahkemesi'ne müracaat da dahil olmak üzere tüm iç hukuk yollarının tüketildiğini, İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından tapu iptali davasının halen derdest olduğunun belirtiildiğini, buna karşın davalı şirketin İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/1084 esas; İstanbul 3. Asliye Tİcaret Mahkemesi'nin 2014/474 esas; İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/523 esas ve İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/451 esas numaralı davalarının mevcut olduğunu, bu hususta faaliyet raporunun gerçeği yansıtmadığını, faaliyet raporunun IV (G) maddesinde şirketin Ramada Old City unvanlı otelin işletmeciliği ile iştigal ettiğinin ifade edildiğini, faaliyet raporunun V (A) bölümünde şirketin 2017 yılını 23.571,78-TL zarar ile kapattığının belirtildiğini, VI (C) kısmında, ortalama doluluk oranının %89,78 olmasına ve oda satış fiyatları da rayicinde olmasına rağmen, şirketin bu zararı nereden kaynaklandığının bilinmediğini, gerçekten mevcut olan şirket alacakları değil, bilanço ve kayıtlarda görülmekle birlikte işletmede bulunmayan, fiktif alacaklar acısından düzeltme işleminin yapılabileceğini, şirketin ortaktan olan gerçek alacağının, kayıtlarda düzeltilmesinin mümkün olmadığını, zira bu durumda, hukuka aykırı olarak şirketin aktifinin azaltılmakta olduğunu, üstelik söz konusu miktar kanunen kabul edilmeyen giderlere kaydedildiğinde, şirket zararı olarak ortaya çıktığını, bilançoda aktifin azalmasına, hatta şirketin teknik iflas konumuna düşmesine yol açtığını, bu miktarın kanunen kabul edilmeyen gider yerine geçici hesaba aktarılması durumunda da fiilen söz konusu alacakların kayıtlardan düşüldüğünün de kuşkusuz olduğunu, oysa anonim şirketlerin, alacaklılarına karşı malvarlığı ile sınırlı olarak sorumlu olduğunu, şirket ortaklarınn ise, şirket alacaklılarına karşı herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, dolayısıyla şirket alacaklarının, alacağın tahsil edebileceği yegane kaynağın, şirket malvarlığı olduğunu, davalı şirket alacakları yönünden, şirket ortaklarının gerçekten şirketten borç aldığını ve şirketin de bu borçlar için piyasada geçerli olan faiz oranında faiz işlettiğini, dolayısıyla aslında şirket bilançosunun aktifinde bulunması gereken, gerçek bir alacağın söz konusu olduğunu, şirketin, esasen bu alacaklarından vazgeçmesi mümkün değil iken, bu alacaklardan vazgeçmiş ise, söz konusu işlemi yapan kişi/kişilerin, şirketin aktifini hukuka aykırı olarak azalttığı için sorumlu olacaklarını, bunun yanında şirketin amacı kâr elde etmek olduğundan, bağış yapmasının mümkün olmadığını, zira söz konusu işlemle, ortaklara gerçekten verilmiş olan borçlardan vazgeçilmiş olunduğunu, bağışın ise, şirketin faaliyet konusuna dahil bir işlem olmadığını, bu işlemin tarafı yönetim kurulu üyeleri olduğu için, yönetim kurulu üyelerinin şirket dışı bir ödünç menfaat ile ilgili olarak şirket aleyhine, kendileri veya yakın akrabaları olan kişiler lehine bir işlemi olduğundan, bu işlemin TTK 395 çerçevesinde batıl olduğunun da kuşkusuz olduğunu, ayrıca, söz konusu işlem ile, lehine alacaktan vazgeçilen ortaklar ve yönetim kurulu üyeleri yönünden örtülü kâr dağıtımı bulunduğunun da açık olduğunu, dürüst resim ilkesine aykırı olan finansalların onaylanmasına ilişkin 4 numaralı gündem maddesi ve yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmesini ilişkin 5 numaralı gündem maddesine karşı yazılı olarak muhalefet şerhi vermelerine ve bu hususu da ayrıca tutanağa geçirtmelerine rağmen, 4 numaralı karar ile 2017 yılı finansal tablolarının onaylandığını ve 5 numaralı karar ile de yönetim kurulu üyelerinin ibra edildiklerini, dolayısıyla, finansal tabloların dürüst resim ilkesine aykırı olduğunu, gerçeği yansıtmadığını, bu nedenle söz konusu finansalların onaylanması ve bu finansallar çerçevesinde herhangi bir karar alınmasının mümkün olmamasına rağmen, usul ve yasaya aykırı olarak finansalların onaylandığını gibi, bu finansallara dayanılarak yönetim kurulu üyelerinin de ibra edildiğini, aynı şekilde yazılı olarak ve sözlü muhalefetlerini de toplantı tutanağına geçirtmek suretiyle, TTK 436/2 uyarınca, şirket yönetim kurulu üyeleriyle yönetimde görevli imza yetkisini haiz kişilerin, yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan doğan oy haklarını kullanamayacağı, dolayısıyla, yönetim kurulu üyeleri hakkında ayrı ayrı ibra oylaması yapılamayacağı gibi, başka bir yönetim kurulu üyesinin ibrasında, diğer yönetim kurulu üyeleri ve yönetimde görevli imza yetkisini haiz kişilerin oy hakkından yoksun olduğu oylamada, yönetim kurulu üyesi olmayan ortakların, 16.583,00-TL itibari değerli, 1.658.300 adet paya sahip olan müvekkili ...'ın, keza, 84,00-TL itibari değerli 8.400 adet paya sahip müvekkili ...'ın ve 82,99-TL itibari değerli 8.299 adet paya sahip ... olmasına, diğer tüm ortaklar ise yönetim kurulu üyesi bulunmasına ve oy hakkından yoksun olmalarına rağmen, her bir yönetim kurulu üyesi için ayrı ayrı ibra oylaması açıldığını ve her bir üyenin ibra oylamasında diğer üyeler oy kullanmak suretiyle TTK 436/2 hükmünün ihlal edildiğini, söz konusu oylar kullanılmamış olsaydı, genel kurul tutanağında yer aldığı gibi ibra kararı çıkmayağını; tersine yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmediği şeklinde karar alınmış olacağını, bu itibarla, yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin kararların tamamının geçersiz olduğunu, bundan başka, gündemin 7. maddesinde yer alan yönetim kurulu üye seçimi ve yönetim kurulu üyelerine ücret/huzur hakkı verilmesine ilişkin karara da yazılı ve sözlü olarak muhalefet edildiğini, toplantı tutanağına muhalefet şerhleri düşülmüş olmasına rağmen, yönetim kurulu üyesi olarak, ..., ..., ... ve...ın seçildiğini ve aylık 6.000,00-TL huzur hakkı ödenmesine karar verildiğini, oysa, yönetim kurulunun, özellikle müvekkilini uzaklaştırmak amacıyla aynı kişilerden oluşmakta olduğunu, davalı şirket dışında tarafların ortak olduğu ... ... Anonim Şirketi, ...Anonim Şirketi ve ... ... Anonim Şirketi'nde de yönetim kurulu üyesi olarak kendilerini seçmekte ve tüm bu şirketlere zarar vermekte olduklarını, dolayısıyla bu kararların da kanuna aykırı olduğunu, müvekkili ...ile davalı şirket ortaklarının ortağı olduğu başka bir şirket olan ...A.Ş. ile ilgili olarak müvekkillerinden ...tarafından ikame edilmiş olan İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/1001 esas sayılı dosyasında bilirkişinin, huzurdaki davaya konu olan genel kurul kararlarında olduğu gibi, yönetim kurulu üyelerinin şirketten borç alması ve ardından vergi mevzuatını uygulayarak, şirkete olan borçlarını sıfırlaması ile ilgili olarak; şirketin gerçekte var olan ortaklardan alacakları kapatmak, kasasındaki parayı şirket dışına çıkarmak ve verilen avans alacağını bilançodan çıkarmak için kanunu kullandığı; şirketin yatırım yapmak, BP firmasından aldığı krediyi geri ödemek amacıyla kârı dağıtmayıp şirkette tutmak isteme gerekçesinin yerinde olmadığı, şirketin bilançosu ile tutarlı olmadığı; kaynak ihtiyacını öne sürmüş olmasına rağmen kasasındaki nakit parayı ortaklarına ödeme yaparak kullandırdığı, bu durumun şirketin kâr dağıtımı yapmama gerekçesi ile çeliştiği; yaptığı uygulamanın usule uygun olmayıp, şirket varlıklarının davacı ...dışındaki diğer ortaklara aktarılmasına neden olduğu tespitlerinde bulunulduğunu, davalı şirket yöneticilerinin, sürekli olarak şirkete ve müvekkillerine zarar verici işlem ve eylemler yapmakta olduğunu, tüm bu nedenlerle davalı şirketin 12/04/2019 tarihinde yapılan 2017 yılı olağan genel toplantısında alınan 3., 4., 5., 6., ve 7. gündem maddelerinde yer alan kararların iptali ile söz konusu kararların yürütmesinin geri bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle;Davacıların, davacı vekilinin dilekçede bahsettiği gibi müvekkili şirketin toplamda %33,33 oranında ortakları olduklarını, müvekkili şirketin davacılar dışında kalan %33,34 oranındaki hissesinin ... ve %33.33 oranındaki hissesinin ...'a ait olduğunu, davacılardan ..., ... ve ...'ın kardeşi olduğunu, davacılardan ...ile ağabeyleri arasında yaklaşık 2011 yılından bu yana süre gelen bir takım nizaların söz konusu olduğunu, onlarla birlikte ortak olduğu bütün şirketlerde husumet yaratarak bu husumetleri yargıya taşıdığını, davacılardan ...tarafından açılan 40'a yakın dava bulunduğunu, mahkemede açılan davanın, İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde açmış oldukları tespit davasının birebir aynısı olan suni bir dava olduğunu, davacılardan ...'ın .... Noterliği'nin 04/04/2019 tarihli ve ... yevmiyeli ihtanamesine karşılık müvekkili şirketin, .... Noterliği'nin 05/04/2019 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile beyanda bulunduğunu, davacının istediği belgeler dışında sorduğu soru ve yaptığı yorumların, davalı şirketle alakası olmadığını, bunun davacının ortağı olduğu bir başka şirkete gönderdiği ihtamamesinden kopyala yapıştır yöntemiyle hazırlanmış bir ihtarnameden ibaret olduğunu, şirket yönetim kurulunun süresi her ne kadar 11/05/2018 tarihinde dolmuşsa dahi, eski yönetim kurulu üyelerinin yapılacak ilk genel kurul toplantısı tarihine kadar görevlerine devam ettiklerini, anonim şirketlerde yönetim kurulunun görev süresinin dolması halinde şirket organsız kalacağı için yönetimin sürekliliğinin sağlanması açısından yeni yönetim kurulu seçilinceye kadar görev süresi dolmuş olan yönetim kurulunun görev ve yetkilerinin devam edeceğinin, Yargıtay kararlarında hüküm altına alındığını, ortaklar pay deflerinin yazılmamış olmasının dahi toplantının gerçekleştirilmesine engel olmadığını, pay defterine kayıt işleminin, kurucu değil, bildirici bir nitelikte olduğunu, zira pay defterindeki kaydın aksinin ispat edilmesi her zaman için mümkün olduğunu, toplantı esnasında davacılara ortaklar pay defterinin gösterildiğini ve kendilerine ait sayfaların fotokopilerinin sunulduğunu, ancak davacıların bütün defter kayıtlarına ilişkin fotokopi talep etmiş olduğunu, kendilerini ilgilendirmeyen bu belgenin verilmesinin uygun görülmediğini, davalılardan ...'ın 26/03/2019 tarihinde davalı şirket yönetim kurulundan bilgi istediği ifadesinin gerçeği yansıtmamakta olduğunu, davalılardan ...'ın, 26/03/2019 tarihinde dilekçe içerisinde muhtelif defalar ismine yer verilen ...'a saat 10:16 itibariyle telefon SMS yoluyla bir mesaj gönderdiğini ve mesajında “Yavuz bey, genel kurulları yapılacak şirketler defter incelemesini yapmak için Perşembe günü saat 10:00 gibi gelmek istiyorum” dediğini, bu SMS mesajı üzerine ...'ın yine 26/03/2019 tarihinde saat 13:32 itibariyle davalılardan ...'a yollamış olduğu e-posta ile "... bey öncelikle iyi günler dilerim, SMS mesajınız üzerine kaleme aldığım ekli yazıyı okuyup bana dönerseniz sevinirim" cevabını yolladığını, yasada bu şekilde bir bilgi isteme yönteminin bulunmadığını, abartısız sayıda ve spesifik konularda olmak üzere istenen bilgilerin ne olduğu hususunda gün içinde (26/03/2019 tarihinde) kendisine SMS yoluyla bilgi mesajı göndermesi halinde bir hazırlık yapacağını ve Perşembe günü belirttiği saatte şirkete bizzat gelmesi halinde kendisine yardımcı olunacağının bildirildiğini, ...'ın, davacılardan ...'la 25 yıla yakın; ...'ın ağabeyleri ... ve ...'la 35 yıla yakın beraber çalıştığını, ..., ... ve ...'ın da hissedarı oldukları 7-8 şirketten oluşan şirketler grubunun mali işlerden sorumlu müdürü olduğunu, kendisine yardımcı olunacağınun bildirildiği ...'ın e-postasına ...tarafından cevap verilmediğini, davalılardan ...tarafından tebliğ edilen 04/04/2019 tarihli ihtarnameye, 05/04/2019 tarihine isabet eden Cuma günü .... Noterliği'nin ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile cevap verildiğini, bu ihtarnameye davacılar tarafından hiç değinilmediğini, bunun dışında müvekkili şirketin dış denetime tabi olmadığı, bu itibarla kasa sayım tutanaklarının bulunmadığının beyan edildiğini, davacının ihtarnameyle talep ettiği ve ilgili mahkeme kararı ile belirlenen bütün sorularının cevabının zaten verildiğini, ...'ın 04/04/2019 tarihinde yollamış olduğu ihtarname ile 08/04/2019 tarihinde bir toplantı talebinde bulunmuş gibi gözükmekte olduğunu ve sanki arada 4 günlük bir zaman var olduğu algısı yaratmaya çalışmakta olduğunu, oysa 04/04/2019 tarihli ihtamamenin saat 16:00 itibariyle müvekkili şirkete tebliğ edildiğini, kendisine cevabi ihtarnamenin ancak 05/04/2019 tarihine isabet eden Cuma günü yollanabildiğini, davacının hukuken şirket yönetim kurulunu toplantıya davet edebilme yetkisi olmamasına rağmen, bir an için olduğu dahi var sayılsa araya Cumartesi ve Pazar günlerinin girdiği düşüldüğünde şirket yönetim kurulunun pazartesi günü toplanmasına ihtimal olmadığını, ayrıca yönetimi devretme yetkisinin de tamamen yönetim kurulunda olduğunu, davacıların, davalı şirket ile isimlerini belirttikleri diğer şirketlerin iştigal konuları arasında nasıl bir korelasyon kurabildiklerini anlamanın mümkün olmadığını, şirketin 2017 yılı bilanço hesaplarında toplam 2.176.392,36-TL tutarında ortaklardan alacağının olduğunu, yönetim kurulu faaliyet raporunun eksik olduğundan bahsetmenin mümkün olmadığını, davacıların, oda satış fiyatlarının rayicinde olduğu beyanının gerçek dışı olduğunu, müvekkili şirketin, 2017 yılı gelirlerinin sadece otel işletmeciliğinden oluşmasına rağmen, davalı şirketin bir inşaat ve taahhüt şirketi olduğunu, bu itibarla şirketin bir genel idare merkezinin olduğunu, buna göre müvekkili şirketin, otel işletmesinden rayicine uygun birim fiyatlarla satış gerçekleştirememiş dahi olsa, 2017 yılında 1.144.359,26-TL net ticari kâr elde ettiğini ve buna karşılık merkez ofisten gelen 1.1671931,04-TL gider nedeniyle konsolide edilmiş bilançosunun zararla kapatıldığını, merkez ofisten gelen 1.167.931,04-TL giderin, 917.214,57-TL tutarındaki kısmının memur ve işçi ücret ve giderlerinden 250.716,47-TL tutarındaki kısmının, diğer genel giderlerden oluştuğunu, müvekkili şirketin, davacıdan olan alacağı için yargıya müracaat ettiğini, bilançolar ve mali tablolar ile faaliyet raporunun usul ve yasaya uygun olduğunu, şirketin dış denetim zorunluluğu kapsamında olmayan kasa sayım tutanaklarının olmadığını, günedmin 3. maddesinde 2017 yılı müvekkili şirket yönetim kurulu tarafından hazırlanmış yönetim kurulu faaliyet raporunun okunduğunu ve müzakere edildiğini, gündemin bu maddesi ile ilgili bir karar alınmasının söz konusu olmadığını, davacılar vekilinin neyin iptalini istediğinin anlaşılamadığını, müvekkili şirketin bilanço ve gelir tablosunun onaylanmış olmasının hukuki olduğunu, şirketin 2017 yılı faaliyet dönemini zararla kapatmış olduğu ortadayken, dağıtılabilecek bir kârın söz konusu olmayacağından, davacılar vekilinin alınan kararın iptalini istemesinin yerinde olmadığını, gündemin iptali istenen 7. maddesi ile ilgili olarak alınmış kararın iptaline ilişkin olarak, şirketin davacılar da dahil olmak üzere tamamı aynı aile bireylerinden oluşan saf bir aile şirketi olduğunu, bu durumda aile şirketi hüviyetindeki bu şirket yönetim kurulunun aynı şahıslardan oluşmasının garip bir durum olmadığını, yönetim kurulu üyeliğine aday olan ortakların genel kurul tarafından oylanarak seçilmiş oldukları gerçeği ortadayken, davacıların iptal isteminin mantık dışı olduğunu, davalı şirket ortaklarından ... ve ...'ın isimleri dilekçede belirtilen şirketlerdeki toplam hisse oranlarının, ... A.Ş.'de %33,33; Şiar A.Ş.'de %33,33 ve ... A.Ş.'de %28 şeklinde olduğunu, adı geçen davalı şirket ortaklarının, adı geçen şirketlerde çoğunluk hissesine sahip olmadıklarının açık olduğunu, davalı şirket ortaklarından ...'ın adı geçen şirketlerde kendilerini yönetim kuruluna seçtikleri ve şirketleri zarar ettirdikleri şeklindeki beyanının mantıkla bağdaşmayan bir iddia olduğunu ve dayanağının bulunmadığını, müvekkili şirketin yapmış olduğu işlem ve tasarrufların, davacılar tarafından eleştirilmiş dahi olsa şirket ticari defterlerinde gerçek işlem ve tutarlar dışında kayıt yapıldığı yönünde hiçbir kanıt ve iddia olmadığı dikkate alındığında, bilanço ve gelir tablosunun onaylanmış olmasının hukuki olduğunu, şirketin ve kendisinin yapılmış işlemlerden zarar gördüğü iddiasına yönelik olarak, davacının ancak yönetim kurulu üyeleri hakkında sorumluluk davası açması gerektiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "Dava, davalı şirketin, 12/04/2019 tarihinde yapılan 2017 yılına ait olağan genel kurul toplantısının 3., 4., 5., 6. ve 7. maddeleri ile alınan kararların iptali istemine ilişkin bulunmaktadır. Mahkememizce, İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/81 esas sayılı dosyası, İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/230 esas sayılı dosyası, .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/229 esas sayılı dosyası, İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/523 esas sayılı dosyası ve mahkememizin 2017/219 esas sayılı dosyası, davalı şirket ile dava dışı şirketlerin ticaret sicili kayıtları, 12/04/2019 tarihinde yapılan 2017 faaliyet yılına dair olağan genel kurul toplantı tutanağı, hazirun cetveli, muhalefet şerhleri ve toplantı talep dilekçeleri, .... Noterliği'nin 04/04/2019 tarihli ve ... yevmiye numaralı ile 08/04/2019 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnameleri ile tebliğ mazbataları, .... Noterliği'nin 05/04/2019 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi, davalı ve dava dışı şirketlerin faaliyet raporları, gelir tabloları, bilançoları ile toplantı davet tutanakları, e-mail ve sms yazışmaları ve gazete küpürleri dosyamız arasına alınmış, bilirkişi heyetinden rapor ve ek rapor temin edilmiştir. Aktüerya uzmanı Prof. Dr. ..., özel hukuk öğretim üyesi Dr. ... ve mali müşavir ...'dan oluşan bilirkişi heyeti tarafından tanzim edilen 29/09/2021 havale tarihli rapor ile; 1. gündemin 3. maddesinde iptale konu olabilecek bir kararın bulunmadığı, kanunda görev süresi dolan yönetim kurulunun sadece yeni yönetim kurulu seçimli gündemli toplantıya çağrı yapabileceği yönünde sınırlayıcı bir hüküm bulunmadığından, yönetim kurulu seçimi dışında gündem maddelerinin görüşülmesinin kararların iptalini gerektirmediği, bilgi edinme ve özel denetçi atanması ile ilgili iddiaların 3., 4., 5., 6. ve 7. gündem maddelerinde alınan kararların iptaline sebebiyet vermeyeceği, finansal tablolar ve bilançonun gerçeği yansıtmaması nedeniyle bilanço kâr ve zarar hesaplarının onayına ilişkin 4 numaralı gündem maddesinde yer alan kararın iptal edilebileceği, yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin yeterli oran sağlanamadığından, yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin 5 numaralı gündem maddesinde yer alan kararın kendiliğinden hükümsüz olduğu, şirketin 2017 faaliyet yılını zararla kapattığı dikkate alındığında, dosya kapsamında 6. gündem maddesinde yer alan kararın iptalini gerektirecek bir veriye rastlanmadığı, önceki yönetim kurulu üyelerinin yeniden seçilmesinde bir sakınca bulunmadığı, yönetim kurulu üyelerinin diğer şirketleri zarara uğratmış olmaları iddiasının yeniden seçilmelerinin kanuna veya dürüstlük kuralına aykırı olduğu sonucunu tek başına doğurmayacağı, bu nedenlerle 7 numaralı gündem maddesinde alınan kararlarının koşullarının oluşmadığı tespit edilmiş, taraflarca rapora karşı yapılan itirazlar üzerine ek rapor temin edilmiş, bilirkişiler ek raporlarında da kök rapordaki görüşte olduklarını belirtmişlerdir. Davacı tarafça, davalı şirketin 12/04/2019 tarihinde yapılan 2017 yılı genel kurul toplantısının 3, 4, 5, 6 ve 7. Maddelerinin iptali talebiyle dava açılmış bulunmaktadır. Genel kurul toplantısında alınan 3 nolu karar şu şekildedir: "3- 2017 yılı Yönetim Kurulu faaliyet raporunun okunması ve müzakeresi ile ilgili olarak gündemin 3. maddesine geçildi. Ortakların bilgisi ve incelemesine sunulan 2017 yılı "yönetim kurulu faaliyet raporu okundu ve müzakere edildi." Söz konusu gündem maddesi incelendiğinde bu madde ile herhangi bir karar alınmadığı, dolayısıyla iptali gereken bir karar bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla davacı tarafın, toplantının 3 nolu kararının iptali talebiyle açtığı davanın reddine karar verilmiştir. Genel kurul toplantısında alınan 4 nolu karar şu şekildedir: "4- 2017 yılına ait Bilanço kar ve zarar hesaplarının okunması, müzakeresi ve onaya sunulması ile ilgili olarak gündemin 4. maddesine geçildi. 2017 hesap yılı kar ve zarar hesabı okundu ve müzakeresine geçildi. Yapılan müzakereler sonucu genel kurul'un onayına sunuldu. Genel kurul tarafından yapılan oylama sonucu, ...ve ...'ın 1.666.700 adet olumsuz oyuna karşılık 3.333.300 adet hissenin olumlu oyuyla, oy çokluğuyla kabul edildi. ...ve ... vekili bu karara muhalif olduğunu açıkça beyan etti ve muhalefet şerhi düştü." Davacı taraf, dürüst resim ilkesine aykırı olan finansal tabloların gündemin 4 numaralı kararı ile onaylandığını ve gerçeği yansıtmayan dürüst resim ilkesine aykırı finansal tablolara dayanarak yönetim kurulunun ibra edildiğini belirtmiştir. 6102 Sayılı TTK'nun 515. Maddesi gereğince, “Anonim şirketlerin finansal tabloları, Türkiye Muhasebe Standartlarına göre şirketin malvarlığını, borç ve yükümlülüklerini, öz kaynaklarını ve faaliyet sonuçlarını tam, anlaşılabilir, karşılaştırılabilir, ihtiyaçlara ve işletmenin niteliğine uygun bir şekilde; şeffaf ve güvenilir olarak; gerçeği dürüst, aynen ve aslına sadık surette yansıtacak şekilde çıkarılır.” Buna göre finansal tablolar ve bilançonun gerçeği yansıtmaması halinde, bilanço kâr ve zarar hesaplarının onayına ilişkin 4 numaralı gündem maddesinde yer alan karar iptal edilebilecektir. Bilirkişi heyetince düzenlenen kök ve ek rapordaki tespitlere göre; davalı şirket tarafından düzenlenmiş olan 31/12/2017 tarihli bilançoda yer alan 100-Kasa hesabında 31/12/2017 tarihi itibariyle 708.190,91-TL nakit olduğu görülmektedir. İşbu miktarın 657.987,26-TL'si şirket bünyesinde yer alan Ramada Old City otelin kasasında, 50.203,65-TL nin ise şirketin merkez kasasında mevcut bulunduğu, incelenen 100- Kasa muavin hesap kayıtlarında görülmüş ve teyit edilmiştir. Davalı şirketin 31/12/2016 tarihinde 100-Kasa bakiyesinin ise 505.188,00-TL olduğu, diğer bir ifadeyle 01/01/2017 tarihinde davalı şirketin kasasında 505.188,00-TL kadar nakdin kayden var olduğu görülmektedir. Davalı şirketin 01/01/2017-31/12/2017 tarihlerini havi dönemde 2.814.690,00-TL kadar kasaya nakit girişi olduğu, buna karşılık kasadan 2.661.894,00-TL nakit çıkışı olduğu belirlenmiştir. Bu durumda, davalı şirketin 2017 yılı tahsilatı ile nakit çıkışı arasındaki fark (2.814.690,00-2.661.894,00)152.796,00-TL olup, bu fark 2017 yılı başında devreden 505.188,00-TL ile toplandığında kasa bakiyesi (152.796,00+505.188,00) 657.984,00-TL'ye denk gelmekte olup, söz konusu tutar davalı şirketin 31/12/2017 tarihi itibariyle ...'in kasa bakiyesi olduğu görülmektedir. Diğer kasa bakiyesi 50.203,00-TL ise şirket merkez kasa bakiyesidir. Bu durumda, davalı şirketin, 2016 yılından devir eden 505.188,00-TL.nin şirket kasasında kayden bulunduğu ancak fiilen mevcut olmadığı sonucuna varılmıştır. Zira, davalı şirket muhasebe yetkilisi ...'a kasa bakiyesinin yüksek meblağının nedeni ve bu miktarın kasada mevcut olup olmadığı ve 2018 yılı kasa bakiyesi sorulduğunda; kasada söz konusu bakiyenin bulunmadığı ve 2018 yılı kasa bakiyesinin 771.151,02-TL olduğu ve 2019 yılına devir ettiği sözlü olarak beyan etmiştir. Gerçekte kasada olmadığı halde fiktif olarak hesaplarda bulunan 708.190,91-TL'nin fiilen nereye harcandığı, nasıl kullanıldığı konusunda Genel Kurula ve tüm ortaklara bilgi verilmesi gerekmektedir. Genel Kurul tutanakları incelendiğinde, mali tablolarda, faaliyet raporunda ya da genel kurul müzakerelerinde yüksek kasa bakiyesinin nedenlerinin ortakların bilgisine sunulmadığı anlaşılmaktadır. Diğer bir deyişle, düzeltme 708.190,91-TL'nin nereye harcandığı ortakların bilgisi dışındadır. Şirkette fiktif kasa sorununun sürekli yaşandığı, 2016 yılında devreden 505.188,00-TL ve 2018 yılından 2019 yılına devreden 771.151,02 TL'den anlaşılmaktadır. Davalı şirketin kasa hesabında büyük miktarda nakit bulunduğu ve yılsonu itibariyle bu miktarın 708.190,19-TL olduğu açık ve nettir. Davalı şirketin kasasında kayden bulunan nakitler için adat yöntemi ile toplam 60.241,42-TL faiz hesaplamış olduğu görülmüştür. Söz konusu 60.241,42-TL faiz için KDV hesabı yapılması ve faize ilave edilerek şirket yönetim kurulu üyelerine yansıtılması gerekirken, hesaplanan faiz için KDV hesabı yapılmadığı gibi, Faiz+KDV toplamı kadar miktarın davalı şirket yönetim kurulu üye/üyeleri borçlandırılmayarak, söz konusu miktar 689 Olağandışı Gider Ve Zarar Hesabına virman edilerek, şirket aktifinin azaltılmış olduğu görülmüştür. Davalı şirket anonim şirket olup yönetim kurulu tarafından temsil ve ilzam edilmekte ve de yönetilmektedir. Davalı şirket tarafından düzenlenen bilançoda 100-Kasa hesabında 708.190,19-TL kadar nakdin olduğu belirtilmiş olduğuna göre, söz konusu miktarın sorumluluğu yönetim kuruluna ait olacaktır. Bu anlamda, kasada kayden mevcut görünen fakat fiilen mevcut olmayan 708.190,19-TL+Faiz (60.241,42-TL) ve Faizin KDV'sinin toplamının yönetim kurulu üyelerine yılsonu itibariyle 131- Ortaklardan Alacak hesabına virman edilmesi gerekmektedir. Bu durumun gizlenmesi, finansal tabloların gerçeği yansıtmadığı dikkate alınarak kasa tahsilatların gerçek olmasına karşın yapılan ödemeler ile ilgili belge sunulmaması (ödemenin yönetim kurulu, şirket hissedarı, 3.kişilere ne amaçla yapıldığı belirsiz olması) nedeniyle gündemin 4.maddesinin iptalinin iptaline karar verilmesi gerekmiştir. Genel kurul toplantısında alınan 5 nolu karar şu şekildedir: "5- Yönetim Kurulu üyelerinin ibra edilmelerinin onaya sunulması ile ilgili olarak gündemin 5. maddesine geçildi. Başkan yönetim kurulu üyelerinin 2017 yılı hesap ve faaliyetlerinden dolayı ayrı ayrı ibra edilmelerini Genel Kurul'un onayına sundu. ...ve ... vekili... söz alarak TTK 436-2 uyarınca yönetim kurulu üyelerinin ve imza yetkililerinin yönetimin ibrasında oy hakkının bulunmadığını yönetim kurulu üyelerinin ayrı ayrı ibra adı altında bu hükmü dolanarak ibranın mümkün olmadığı açık olmasına rağmen ibra varmış gibi karar alınması sağlanmak istenmektedir. Bu konuya ilişkin yazılı muhalefet şerhimizi başkana taktim ediyoruz. Başkan muhalefet şerhini aldı, alındı nüshalı bir kopyasını ...ve ... vekiline teslim etti....'ın ibrasına geçildi, ... kendi ibrasında oy kullanmadı. Yapılan oylamada ...ve ...'ın 1.666.700 adet hissenin olumsuz oyuna karşılık ... hariç geri kalan hissedarların toplam 1.666.601 adet hissenin olumlu oyuyla oy çokluğu ile ibra edilmedi. ...'ın ibrasına geçildi, ... kendi ibrasında oy kullanmadı. Yapılan oylamada ...ve ...'ın 1.666.700 adet hissenin olumsuz oyuna karşılık ... hariç geri kalan hissedarların toplam 1.675.000 adet hissenin olumlu oyuyla oy çokluğu ile ibra edildi....ve ... vekili bu karara muhalif olduğunu açıkça beyan etti ve muhalefet şerhi düştü. ...'ın İbrasına geçildi, ... kendi ibrasında oy kullanmadı. Yapılan oylamada ...ve ...'ın 1.666.700 adet hissenin olumsuz oyuna karşılık ... hariç geri kalan hissedarların toplam 3.333.299 adet hissenin olumlu oyuyla oy çokluğu ile ibra edildi....ve ... vekili bu karara muhalif olduğunu açıkça beyan etti ve muhalefet şerhi düştü. İlhan Yılmaz'ın ibrasına geçildi, İlhan Yılmaz kendi ibrasında oy kullanmadı. Yapılan oylamada ...ve ...'ın 1.666.700 adet hissenin olumsuz oyuna karşılık İlhan Yılmaz hariç geri kalan hissedarların toplam 3.333.299 adet hissenin olumlu oyuyla oy çokluğu ile ibra edildi....ve ... vekili bu karara muhalif olduğunu açıkça beyan etti ve muhalefet şerhi düştü. ...ve ... vekili tarafından ibra kararına ilişkin azılı iki muhalefet şerhi başkana teslim edildi alındı yapıldı." Davacılar, yönetim kurulu üyelerinin gerek kendilerinin gerekse diğer yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin oylamada oy kullanamayacak olmasına rağmen her bir yönetim kurulu üyesinin ibrasının ayrı ayrı yapılmak ve yönetim kurulu üyelerinin diğer yönetim kurulu üyelerinin ibrasında oy kullanmak suretiyle 6102 Sayılı TTK'nun 436/2. maddesinin ihlal edildiğini belirtmektedirler. 6102 Sayılı TTK'nun 436/2. maddesi uyarınca “Şirket yönetim kurulu üyeleriyle yönetimde görevli imza yetkisini haiz kişiler, yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan doğan oy haklarını kullanamaz.” Buna göre yönetim kurulu üyeleri, yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin kararda oy kullanamazlar. Ancak yönetim kurulu üyelerinin ibraya ilişkin kararda oy kullanmaları tek başına ibra kararının iptaline sebebiyet vermez. Bunun için yönetim kurulu üyelerinin oyunun sonuca da etkili olması gerekir. ... Anonim Şirketi'nin hisse miktarı 5.000.000'dur. İbraya ilişkin kararda oy kullanan yönetim kurulu üyelerinin hisse miktarı 1.666.699 (...)+ 1.658.300 (...) + 1 (...) + 1 (İlhan Yılmaz)=3.325.001'dir. Yönetim kurulu dışındaki üyelerin hisse miktarı 5.000.000 — 3.325.001 = 1.674.999'dur. Buna göre ibra nisabının sağlanması için yönetim kurulu üyeleri dışında kalan üyelerden 1.674.999 / 2 = 837.499,5 hisseden fazlasının oyu gerekir. 12/04/2019 tarihli olağan genel kurul toplantısındaki yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin kararda ...ve ...'a ait toplam 1.666.700 adet hissenin olumsuz oy, ...'a ait 8.299 adet hissenin ise olumlu oy kullandığı tespit edilmiştir. Buna göre yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin yeterli oran sağlanamamıştır. Kanuni yeter sayılarının sağlanamaması, kararın kendiliğinden hükümsüzlüğüne sebebiyet verir. Bu nedenle yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin 5 numaralı gündem maddesinde yer alan karar kendiliğinden hükümsüz bulunmaktadır. Bu itibarla davacı tarafın bu maddenin iptali talebiyle açmış olduğu davanın kabulüne karar verilmesi gerekmiştir. Genel kurul toplantısında alınan 6 nolu karar şu şekildedir: "6- Gündemin 6. Maddesine geçildi, Yönetim Kurulunun 2017 yılı hesap dönemine ait kar dağıtımına ilgili teklifini Genel Kurulun müzakeresine sundu; Müzakere sonucu şirketin 2017 yılı hesap döneminde kar bulunmadığından kar payı dağıtılmaması, Genel kurul tarafından yapılan oylama sonucu ...ve ...'ın 1.666.700 adet olumsuz oyuna karşılık 3.333.300 adet hissenin olumlu oyuyla oy çokluğuyla kabul edildi. ...ve ... vekili bu karara muhalif olduğunu açıkça beyan etti ve muhalefet şerhi düştü." Davacı tarafça, şirketin kâr payı dağıtmamasına ilişkin kararının iptali talep edilmişse de, bilirkişi heyetince de tespit edildiği üzere, şirket 2017 yılını faaliyet zararı ile kapatmıştır. Şirketin faaliyet yılını zararla kapatmış olduğu dikkate alındığında, kâr dağıtılmamasına ilişkin gündemin 6. maddesi ile alınan kararın iptali talebinin yerinde olmadığın anlaşılmış ve bu yöndeki talebin reddine karar verilmiştir. Genel kurul toplantısında alınan 7 nolu karar şu şekildedir: "7- Görev süreleri sona eren yönetim kurulunun yeniden teşkili ve görev sürelerinin belirlenmesi ile ilgili olarak gündemin 7. Maddesi müzakere edildi. Müzakere sonucunda Yönetim Kurulu Üyeliği için ..., ..., ... ve...ın yönetim kurulu üyeliği için adaylığını beyan ettiler. Yönetim kuruluna seçilen aşağıda isimleri belirtilen 4(dört) ortağın 3(üç) yıl müddetle Yönetim kurulu üyeliğine; a- Yönetim Kurulu Üyeliğine, Florya Şenlikköy Mahallesi, Vişneli Sokak No:l D: 1 Bakırköy-İstanbul adresinde mukim 28747927466 TCKN'lu ...'ın, Genel kurul tarafından yapılan oylama sonucu, ...ve ...'ın 1.666.700 adet olumsuz oyuna karşılık 3.333.300 adet hissenin olumlu oyuyla oy çokluğuyla kabul edildi. b- Yönetim Kurulu üyeliğine, Florya Şenlikköy Mahallesi, Vişneli Sokak No:1 D:2 Bakırköy- İstanbul adresinde mukim 28744927520 TCKN'lu ...'ın, Genel kurul tarafından yapılan oylama sonucu, ...ve ...'ın 1.666.700 adet olumsuz oyuna karşılık 3.333.300 adet hissenin olumlu oyuyla oy çokluğuyla kabul edildi. c- Yönetim Kurulu Üyeliğine, Maslak Mahallesi Hadım Koru Yolu Caddesi No:2 Ağaoğlu My Home Sitesi 81 Blok D.:202 Sarıyer-İstanbul adresinde mukim 28708928778 TCKN'lu ...'ın, Genel kurul tarafından yapılan oylama sonucu, ...ve ...'ın 1.666.700 adet olumsuz oyuna karşılık 3.333.300 adet hissenin olumlu oyuyla oy çokluğuyla kabul edildi, d- Yönetim Kurulu Üyeliğine ... Mahallesi Prof. Dr. Alaeddin Yavaşça Sokak No:12 D.:15 Maçka Beşiktas-İstanbul adresinde mukim 28693929200 TCKN'lu...ın, Genel kurul tarafından yapılan oylama sonucu, ...ve ...'ın 1.666.700 adet olumsuz oyuna karşılık 3.333.300 adet hissenin olumlu oyuyla oy çokluğuyla kabul edildi. ...ve ... vekili Yönetim Kurulunun seçimine ilişkin tüm kararlara muhalif olduğunu açıkça beyan etti ve muhalefet şerhi düştü." Davacılar gündemin 7. maddesindeki yönetim kurulu üye seçimi ve yönetim kurulu üyelerine huzur hakkı verilmesine ilişkin karara muhalefet şerhi düştüklerini, buna rağmen kararın alındığını, yönetim kurulunun kendilerini uzaklaştırmak amacıyla hep aynı kişilerden oluştuğunu, yönetim kurulu üyelerinin yöneticisi oldukları diğer Şirketleri zarara uğrattıklarını, bu kararların kanuna ve dürüstlük kuralına aykırı olduğunu beyan ederek söz konusu kararın iptalini talep etmişlerdir. Ancak, önceki yönetim kurulu üyelerinin yeniden seçilmesinde kanuna aykırılık bulunmamaktadır. Yönetim kurulu üyelerinin diğer şirketleri zarar uğratmış olmaları yeniden seçilmelerinin kanuna veya dürüstlük kuralına aykırı olduğu sonucunu tek başına doğurmamaktadır. Bu nedenle 7 numaralı gündem maddesinde alınan kararın iptali için gerekli koşulların oluşmadığı kanaatine varılarak bu yöndeki talebin reddine karar verilmiştir. Davacılar, yönetim kurulu üyelerinin görev sürelerinin 11/05/2018 tarihinde sona erdiğini, yeni yönetim kurulu üyesi seçimi yapılmadığını, eski yönetim kurulu üyelerinin genel kurulu sadece yeni yönetim kurulu seçilmesi gündemli toplantıya çağırabileceğini, oysa gündemin görevleri devam ediyormuş gibi oluşturulduğunu, yönetim kurulunun seçimi dışında başka hususların da müzakere edildiğini, 2017 olağan genel kurulun ancak yeni yönetim kurulu seçildikten sonra yapılabileceğini ve bu nedenle kararların hukuka aykırı olduğunu iddia etmektedirler. 6102 Sayılı TTK'nun 410/1. maddesi “Genel kurul, süresi dolmuş olsa bile, yönetim kurulu tarafından toplantıya çağrılabilir...” hükmünü içermektedir. Kanunda görev süresi dolan yönetim kurulunun sadece yeni yönetim kurulu seçimli gündemli toplantıya çağrı yapabileceği yönünde sınırlayıcı bir hüküm bulunmamaktadır. Bu nedenle yönetim kurulu seçimi dışında gündem maddelerinin görüşülmesi anılan genel kurulda alınan kararların iptalini gerektirmemektedir. Yine dosya kapsamında, genel kurul toplantısında pay defterinin hazır edilmediğine ilişkin bir delil bulunmadığı gibi, davacının genel kurul toplantı başkanlığına verdiği dilekçeye alındı ve evrak eksiğinin bulunmadığı şerhinin düşüldüğü görülmektedir. Ayrıca pay defterinin hazır edilmemesi, alınan kararların iptali için yeterli bir sebep de teşkil etmemektedir. Yine özel denetçi talebinin reddine ilişkin karar, gündemin 2. maddesiyle ilgili olup, eldeki davada iptale konu edilmemiştir. Bu nedenle de bilgi edinme ve özel denetçi tayinine ilişkin olan hususlarla ilgili iddiaların genel kurulda alınan kararların iptaline sebebiyet vermeyeceği açıktır. Tüm bu nedenlerle, davacı tarafın davasının kısmen kabul kısmen reddine, davacı tarafça, davalı şirketin 12/04/2019 tarihli 2017 yılı Olağan Genel Kurul Toplantısında alınan 3, 6 ve 7 nolu kararların iptali talebiyle açılan davanın reddine, davacı tarafça, davalı şirketin 12/04/2019 tarihli 2017 yılı Olağan Genel Kurul Toplantısında alınan 4 ve 5 nolu kararların iptali talebiyle açılan davanın kabulüne söz konusu 4 ve 5 nolu kararların iptaline " Gerekçesiyle, davacılar tarafından açılan davanın kısmen kabul kısmen reddine, davacı tarafça, davalı şirketin 12/04/2019 tarihli 2017 yılı Olağan Genel Kurul Toplantısında alınan 3, 6 ve 7 nolu kararların iptali talebiyle açılan davanın reddine, davacı tarafça, davalı şirketin 12/04/2019 tarihli 2017 yılı Olağan Genel Kurul Toplantısında alınan 4 ve 5 nolu kararların iptali talebiyle açılan davanın kabulüne, söz konusu 4 ve 5 nolu kararların iptaline, kararın kesinleşmesi halinde TTK'nın 450. maddesi uyarınca gerekli ilan ve işlemlerin davalı şirket yönetimince yapılmasına, karar verilmiştir. Bu karara karşı, taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Mahkemece alınan bilirkişi raporunda; davalı şirketin 2016 yılından devir eden 505.188 TL'nin şirket kasasında kayden bulunduğu ancak fiilen mevcut olmadığı sonucuna varılmıştır denilerek yönetim kurulu üyelerinin davalı şirketi ne denli zarara uğrattıklarının açıkça tespit edildiğini, yönetim kurulunun özellikle müvekkilini uzaklaştırmak amacıyla aynı kişilerden oluşturulduğu nazara alınarak bu durumun kanuna ve dürüstlük kuralına aykırı olması sebebiyle 7. Maddenin iptaline karar verilmesi gerektiğini, 3. ve 6. Maddelerin de iptallerinin gerektiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne, karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Mahkemenin bilirkişi ve ek bilirkişi raporuna karşı yapmış oldukları itirazları ve yeni bir heyetten rapor alınma taleplerini ret ederek hükme esas teşkil edecek mahiyette olmayan raporları dikkate alarak davanın kısmen kabulüne karar verdiğini, mali tabloların gerçeği yansıtmadığını ve alınan onaylama kararının iptalini gerektirecek bir neden bulunmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporundaki “finansal tablolar ve bilançonun gerçeği yansıtmaması nedeniyle Genel Kurul Toplantı gündeminin finansal tabloların onaylanmasına ilişkin 4. maddesinin iptal edilebilir olduğu” tespit ve değerlendirmesinin hatalı olduğunu, kasa hesabındaki bakiye tutarlarının ne olması gerektiği hakkında gerek TTK ve gerekse vergi kanunlarında bir belirleme bulunmadığını, herhangi bir nedenle kasa hesabı konusunda eleştiri yapılmadan önce yapılması gereken ilk ve en önemli işin, kasada bulunması gereken normal tutarın belirlenmesi olduğunu, bu tutarın her işletme için farklı olabileceğini, hatta aynı şartlarda ve aynı faaliyet kolunda bulunan iki ayrı işletmenin kasasında bulunması gereken tutarların bile birbirinden farklı olabileceğini, bunun dışında bankalara olan borçlardan dolayı nakit paranın bankaya yatırılmasından kaçınılması, bankalara olan güvensizlik, dini inançlar ya da spekülasyon beklentileriyle elde nakit para tutma isteği vb. sebeplerle de kasa hesabının yüksek tutarlı bakiye verebileceğini, bilirkişinin yorumunun varsayımdan ibaret olduğunu, müvekkili şirket bilançosunda fiktif olduğu iddia edilen tutarda kasa fazlasının bulunduğunun aksi nesnel kanıtlarla ispatlanamadığı müddetçe bu paranın ortaklarla ilişkilendirilmesinin mümkün olmadığını, bilirkişinin bu yönde bir tespiti de bulunmadığını, sadece kasa hesabından yola çıkarak bir şirketin bilançosunun gerçeği yansıtmadığından bahsedildiği durumda ülkemizde hemen hemen hiçbir şirket bilançosunun gerçeği yansıttğından bahsedilemeyeceğini, bir an için belgesi temin edilememiş şirket harcamaları nedeniyle şirket kasasında bir miktar fiktif para var olduğu durumda ortakların bundan zarar gördüklerinden bahsetmenin de mümkün olmadığını, belgesi temin edilemeyen şirket harcamalarının, ticari kazancın tespiti esnasında aslında kardan tenzil edilmesi gerekmesine karşın kanunen kabul edilmeyen giderler olduğunu, bu itibarla şirket dönem karının, belgesi temin edilemediği için kardan tenzil kabiliyeti bulunmayan bu tutar kadar daha fazla olacağını, bu durumda ortakların herhangi bir zararı olmadığı gibi aksine fiktif olduğu kabul edilen kasa fazlası kadar daha hisseleri oranında dönem karından yüksek temettü geliri elde edeceğini, kasa hesabı üzerinden adatlandırılmak suretiyle hesaplanan 60.241,42 TL faizin 689- Olağan Dışı Gider ve Zararlar Hesabına virman edilerek, şirket aktiflerinin azaltılmış olduğu yönündeki bilirkişi yorumunun da hatalı olduğunu, ibra kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, mahkemenin müvekkili şirketin yönetim kurulunun ibra edilmelerine ilişkin 5 nolu kararın iptaline karar verdiğini, müvekkili şirketin yöneticilerinin ayrı ayrı ibra edildiğini ve kendi ibralarında oy kullanmadıklarını, ayrı ayrı ibra edilen yönetim kurulu üyelerinin ibrasında kullanılan olumlu oyların olumsuz oylardan fazla olduğunu, yeniden bilirkişi raporu alınması gerektiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine, karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, TTK'nın 445 ve devamı maddeleri uyarınca, davalı şirketin 12/04/2019 tarihinde yapılan 2017 yılı olağan genel toplantısında alınan 3., 4., 5., 6., ve 7. gündem maddelerinde yer alan kararların iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, taraf vekilleri tarafından, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355.maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. TTK'nın 445. maddesinde ''446. maddede belirtilen kişiler, kanun ve esas sözleşme hükümlerine özellikle dürtüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine karar tarihinden itibaren üç ay içinde şirket merkezinin bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesinde iptal davası açabilirler'' hükmüne yer verilmiştir. TTK'nın 446. maddesinde ise iptal davası açabilecek kişiler sayılmış ve toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten, toplantıda hazır bulunsun ya da bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın, çağrının usulüne uygun yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına veya oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri, yönetim kurulu ve yönetim kurulu üyelerinden her birinin iptal davası açabileceği belirtilmiştir. Buna göre genel kurul kararlarına karşı iptal davası açılabilmesi için iptali istenen karara olumsuz oy vermenin dışında TTK'nın 446. maddesi gereğince muhalefet şerhinin de tutanağa geçirilmesi gerekmektedir. Davacı, dava konusu olan 12.04.2019 tarihli 2017 yılı olağan genel kurul toplantısında alınan 3., 4., 5., 6. ve 7. gündem maddelerinde yer alan kararların iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi kök ve ek raporunda; gündemin 3. maddesinde iptale konu olabilecek bir kararın bulunmadığı, kanunda görev süresi dolan yönetim kurulunun sadece yeni yönetim kurulu seçimli gündemli toplantıya çağrı yapabileceği yönünde sınırlayıcı bir hüküm bulunmadığından yönetim kurulu seçimi dışında gündem maddelerinin görüşülmesinin kararların iptalini gerektirmediği, bilgi edinme ve özel denetçi atanması ile ilgili iddiaların 3., 4., 5., 6. ve 7. gündem maddelerinde alınan kararların iptaline sebebiyet vermeyeceği, finansal tablolar ve bilançonun gerçeği yansıtmaması nedeniyle bilanço kâr ve zarar hesaplarının onayına ilişkin 4 numaralı gündem maddesinde yer alan kararın iptal edilebileceği, yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin yeterli oran sağlanamadığından yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin 5 numaralı gündem maddesinde yer alan kararın kendiliğinden hükümsüz olduğu, şirketin 2017 faaliyet yılını zararla kapattığı dikkate alındığında dosya kapsamında 6. gündem maddesinde yer alan kararın iptalini gerektirecek bir veriye rastlanmadığı, önceki yönetim kurulu üyelerinin yeniden seçilmesinde kanuna aykırılık bulunmadığı, yönetim kurulu üyelerinin diğer şirketleri zarara uğratmış olmaları iddiasının yeniden seçilmelerinin kanuna veya dürüstlük kuralına aykırı olduğu sonucunu tek başına doğurmayacağı, bu nedenlerle 7 numaralı gündem maddesinde alınan kararın iptalinin koşullarının oluşmadığı sonucuna varılmıştır.

Türk Ticaret Kanunu madde 410/fıkra 1, cümle 1 uyarınca “Genel kurul, süresi dolmuş olsa bile, yönetim kurulu tarafından toplantıya çağrılabilir...” Kanunda görev süresi dolan yönetim kurulunun sadece yeni yönetim kurulu seçimli gündemli toplantıya çağrı yapabileceği yönünde sınırlayıcı bir hüküm bulunmamaktadır. Bu nedenle yönetim kurulu seçimi dışında gündem maddelerinin görüşülmesi anılan karararın iptalini gerektirmemektedir. Somut olayda, davacılar iptali istenilen 12.04.2019 tarihli genel kurula katılmışlardır. Genel kurulu şirket ortaklarının tamamının asaleten veya temsilen katılımı ile toplanarak, davacıların olumsuz oyu ve oy çokluğuyla iptali istenilen 3, 4, 5, 6 ve 7 nolu kararları almıştır. Davacılar iptali talep edilen gündem maddeleri ile ilgili oylama sonrasında, muhalefet şerhini tutanağa yazdırmışlardır. Bu durumda, muhalefet beyanının tutanağa geçirildiği ve davanın 3 aylık hak düşürücü süre içerisinde açılmış olduğunun kabulü gerekmiştir. Davacıların iptalini talep ettiği ilk madde yönetim kurulu tarafından hazırlanan 2017 yılına ilişkin faaliyet raporunun okunması ve müzakeresine ilişkindir. Belirtilen maddedeki faaliyet raporu okunmuş, ancak genel kurulda bu hususta oylama yapılarak herhangi bir karar alınmamıştır. Genel kurulca bir karar alınmadığından, doğal olarak alınmış bir karardan ve bu kararın iptalinden söz edilemeyeceğinden, ilk derece mahkemesi kararı yerindedir. İstinaf başvurusuna konu edilen gündemin üçüncü maddesine ilişkin hususlar ortada bir karar bulunmadığından, bu davanın konusunu oluşturmamaktadır. Herhangi bir karar alınmadan şirket faaliyet raporunun görüşülmesi başlı başına, karar alınmayan bir maddenin iptalini gerektirmeyeceğinden, davacılar vekilinin bu yöne ilişkin istinaf başvuru nedenlerinin reddine karar verilmiştir. Dava konusu genel kurulun dört nolu gündem maddesiyle 2017 yılına ait bilanço kar ve zarar hesaplarının okunması, müzakeresi ve onaylanması hususu görüşülmüş ve davacıların olumsuz oyu ve oy çokluğu ile karar alınmıştır. Bu karar yönünden şirket defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılarak bilirkişi raporu alınması gerektiğinden, mahkemece bu madde ve devam eden maddelerdeki mali konulara ilişkin bilirkişi raporu alınmıştır. Bilirkişi raporundan; gerçekte kasada olmadığı halde fiktif olarak hesaplarda bulunan 708.190,91 TL.nin bulunduğu tespit edilmiş olup, fiilen nereye harcandığı, nasıl kullanıldığı konusunda Genel Kurula ve tüm ortaklara bilgi verilmediği, Genel Kurul tutanakları incelendiğinde, mali tablolarda, faaliyet raporunda ya da genel kurul müzakerelerinde yüksek kasa bakiyesinin nedenlerinin ortakların bilgisine sunulmadığı, şirkette fiktif kasa sorununun sürekli yaşandığı, 2016 yılında devreden 505.188.-TL ve 2018 yılından 2019 yılına devreden 771.151,02 TL’den anlaşılmaktadır. Bilirkişilerce yapılan mali incelemede şirketin mali kayıtlarının gerçeğe uygun şekilde hazırlanmadığı, bunların süresi içerisinde şirket merkezinde ve şubelerinde ortakların incelenmesine açılmadığı anlaşılmakla, ilk derece mahkemesince anılan maddeye ilişkin yapılan inceleme, bu inceleme sonucu yapılan tespit ve değerlendirme usul ve yasaya uygun olduğundan, davalı vekilinin dördüncü maddeye yönelik istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. Dava konusu genel kurulun beş nolu kararıyla, yönetim kurulu üyelerinin ibrasına karar verilmiştir.TTK'nın 436/2 maddesi gereğince yönetim kurulu üyeleri, kendilerinin ve birbirlerinin ibrasına ilişkin kararlarda oy hakkını haiz değillerdir. Bu hüküm emredici nitelikte olduğundan, bu madde hükmüne aykırı hareket edilmesi hâlinde kullanılan oylar geçersiz olduğundan, bu oylar ile alınan genel kurul kararları da geçersizdir. Bu nedenle iptal isteyen ortağın bu tür kararlara karşı ayrıca muhalefet şerhi yazdırmasına da gerek yoktur. Somut olayda; ... Anonim Şirketi'nin hisse miktarı 5.000.000'dur. İbraya ilişkin kararda oy kullanan yönetim kurulu üyelerinin hisse miktarı 1.666.699 (...)+ 1.658.300 (...) + 1 (...) + 1 (İlhan Yılmaz)=3.325.001'dir. Yönetim kurulu dışındaki üyelerin hisse miktarı 5.000.000 — 3.325.001 = 1.674.999'dur. Buna göre ibra nisabının sağlanması için yönetim kurulu üyeleri dışında kalan üyelerden 1.674.999 / 2 = 837.499,5 hisseden fazlasının oyu gerekir. 12/04/2019 tarihli olağan genel kurul toplantısındaki yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin kararda ...ve ...'a ait toplam 1.666.700 adet hissenin olumsuz oy, ...'a ait 8.299 adet hissenin ise olumlu oy kullandığı tespit edilmiştir. Buna göre yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin yeterli oran sağlanamamıştır. Mahkemece yapılan tespit ve değerlendirme isabetli olduğundan davalı vekilinin bu maddeye yönelik istinaf başvuru nedeninin yerinde olmadığı anlaşıldığından, reddine karar verilmiştir. Genel kurulun 6. maddesi, kar dağıtımına ilişkin olup, oy çokluğuyla karın dağıtılmamasına karar verilmiştir. Anonim şirketlerde kar payı dağıtılmamasına ilişkin yetki genel kurulda olup, genel kurul bu yetkisini kullanırken kanuna, sözleşmeye ve dürüstlük kuralına uygun karar almak zorundadır. Her ticaret şirketi gibi anonim şirketin nihai amacı kar elde etmek ve bunu dağıtmak olup, şirketin kar elde etme ve dağıtma nihai amacından doğan pay sahibinin kar payı hakkı da vazgeçilmez haktır. Bu çerçevede şirketin pay sahiplerine dağıtılabilecek karı bulunuyorken, kar dağıtmama gerekçesinin somut gerçeklere dayanması ve ileri sürülen bu durumun kar payı dağıtılmamasını haklı kılacak nitelikte olması gerekmektedir. Dava konusu genel kurulda yapılan görüşmelerde kar dağıtmama gerekçesi; 2017 yılı hesap döneminde kar bulunmaması olarak gösterilmiştir. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda, kar dağıtımı yapılmaması kararının iptali şartlarının oluşmadığı tespitleri yapılmıştır. Bu tespitler doğrultusunda davalı şirketin kar dağıtmama kararını haklı kılacak somut gerekçeler bulunduğu anlaşılmasına göre, söz konusu kararın iptali koşulları oluşmamıştır. 7 numaralı gündem maddesi yönetim kurulu üye seçimine ilişkin olup, alınan kararda gerekli nisabın sağlandığı, davacı tarafça bu karara ilişkin olarak somut bir iptal nedeni ileri sürülmediği, kararda kanun ve ana sözleşmeye aykırı bir yön de bulunmadığı anlaşılmakla, bu karar yönünden iptal koşulları oluşmamıştır. Sonuç olarak mahkemece yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, genel kurul kararlarının TTK'nın 455.maddesine göre kanun, şirket esas sözleşmesi ve dürüstlük kurallarına uygun olup olmadığının delillere uygun şekilde belirlendiği, dosyadaki deliller ve bilirkişi raporuna göre iptali istenilen 3, 4 ve 7 nolu gündem maddelerine ilişkin ret gerekçelerinin yerinde olduğu, aynı şekilde yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin 5.maddesi ile kâr payı dağıtımına ilişkin 6.maddeye ilişkin verilen kararın usul ve hukuka uygun olduğu, alınan bilirkişi kök raporu denetime elverişli olup ek raporda da tüm itirazların değerlendiril-erek sonuca gidildiği, kasada bulunan nakit paranın fiktif olmaması halinde dahi davalı şirket tek ortaklı olmadığından, davacılarının şirketteki haklarını hiçe sayarak ve kasada istediği kadar atıl nakit tutma hakkına da sahip bulunmadığı sonucuna varılarak taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm istinaf başvuru nedenlerinin reddine karar verilmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, davacılar ve davalı vekillerinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacılar ve davalı vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacılar vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, 3-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 651,30TL istinaf karar harcının davalıdan tahsiline, 3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 09.10.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2022/2360, K. 2026/1780, T. 09.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-2360-e-2026-1780-k-1872e5607cf0