Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1665 E. 2026/1581 K. – İstirdat

Konu: İstirdat

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1665
Karar No
2026/1581
Karar Tarihi
Konu
İstirdat

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2026/1665

KARAR NO: 2026/1581

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 24.07.2026 tarihli Ara Karar

NUMARASI: 2026/1192 Esas

DAVANIN KONUSU: İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

Taraflar arasındaki istirdat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle ihtiyati haciz talebinin reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket tarafından borçlu olunmadığı halde, cebri icra tehdidi altında ve açıkça ihtirazi kayıt ileri sürülmek suretiyle .... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasına ödenmek zorunda kalınan 338.415,48 TL'nin, öncelikle İİK'nın 72. maddesi uyarınca istirdatına; mahkemece İİK'nın 72. maddesinde öngörülen koşulların oluşmadığı kanaatine varılması halinde ise TBK'nın sebepsiz zenginleşmeye ilişkin hükümleri uyarınca ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile İİK'nın 257 ve devamı maddeleri uyarınca, davalıya ait yeterli malvarlığı değerleri üzerine, dava konusu 338.415,48 TL ile işleyecek faiz ve fer'ilerini karşılayacak miktarda ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili savunmasında özetle; müvekkili alacağının 24.08.2010 tarihinde başlatılan kambiyo senetlerine özgü takibe dayanmakta olduğunu, davacının 18.02.2015 tarihinde iflasına karar verilmesi üzerine iflas idaresi tarafından 23.01.2023 tarihli kararla 144.807,37 TL'lik kısım kabul edildiğini, 4.sırada değerlendirildiğini, davacının sunduğu 19.02.2026 tarihli dekontun 338.415,48 TL'nin müvekkili şirkete değil .... İcra Dairesine gönderildiğini göstermekte olduğunu, paranın hangi tarihte hangi kesintiler yapılarak ne miktarda müvekkiline ödendiğinin açıklanmadığını buna ilişkin reddiyat veya banka kaydının sunulmadığını, müvekkiline yapılan ödemelerin icra alacağından olmayıp ticari ilişkinin cari hesabından kaynaklandığını, davacının temel yanılgısının müvekkili şirketin banka hesabına giren her meblağı sıra cetveline kaydedilen icra dosyasında takip edilen alacağı ödeme gibi göstermesi olduğunu, müvekkili şirketin davacıdan takip konusu takipten bağımsız olarak doğmuş ve cari hesapta izlenen başkaca ticari alacakları olduğunu, davacının iddia ve taleplerinin çelişkili olduğunu, varlığı henüz ispatlanmamış istirdat iddiasına dayandığını savunarak, davanın ve ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ

İlk derece mahkemesi, ihtiyati haciz talebini değerlendirdiği 24.07.2026 tarihli ara kararında; "...2004 sayılı İİK.m258/f.1 hükmüne göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin ''alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması'' yeterlidir. Mahkemenin ''alacağın varlığına kanaat edinmiş olmasından'' anlaşılması gereken alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispat edilmesi değildir. Diğer hukuki himaye tedbirlerinde olduğu gibi ihtiyati hacizde de amaç davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip, uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir. Yani ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için ispat gerekmez, yaklaşık ispat için delil sunulması yeterli olup, alacaklının ilişkisinin varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmamaktadır (Yargıtay 19. HD'nin 12/12/2019 Tarih, 2019/2300 E-2019/5531 K).

Bu bağlamda dosya kapsamında yapılan değerlendirmede; davacının ihtiyati hacize ilişkin talebinin, henüz davanın kapsam ve mahiyetine göre talep edilen alacak yargılamayı gerektirdiğinden ve yaklaşık ispat koşulları sağlanmadığından..."Davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin reddine karar vermiştir.

Bu ara kararına karşı, ihtiyati haciz talep eden davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davalı tarafça müvekkili şirket aleyhine 24.08.2010 tarihinde kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip başlatıldığını ancak müvekkili şirketin 18.02.2015 tarihinde iflasının açılmasına karar verildiğini, bu kararın kesinleştiğini, bu süreçte müvekkili şirketin Ankara 2. ATM'nin 2023/227 Esas, 2023/506 Karar sayılı dosyasında konkordato talep ettiğini, mahkeme kararının 07.08.2024 tarihinde kaldırıldığını ve konkordato projesinin onaylandığını, Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2024/2570 Esas, 2024/3113 Karar sayılı kararıyla onanarak kesinleştiğini, projenin tasdikinin 09.08.2024 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde tescil ve ilan edildiğini, müvekkili şirketin iflasının kaldırılmasına karar verildiğini, kararın 04.02.2025 tarihinde kesinleştiğini, davalı alacağının konkordato projesi kapsamında 144.807,37 TL olarak belirlendiğini, bu tutarın müvekkili tarafından proje kapsamında ödendiğini ancak yapılan ödemeye rağmen davalının .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı ödemeleri dosyaya bildirmeksizin icra takibini sürdürdüğünü, müvekkili şirketin icra baskısı altında bırakmaya devam ettiğini, müvekkilinin konkordatonun feshi riski ile karşı karşıya kaldığını, borcun sona ermesine rağmen 19.02.2026 tarihinde 338.415,48 TL borcu icra dosyasına ihtirazı kayıtla ödemek zorunda kaldığını, mahkemece ihtiyati haciz talebinin maktu, soyut ve hatalı bir gerekçe ile reddedildiğini, yaklaşık ispat koşulunun sağlandığını, yaklaşık ispat aşılarak tam ve kesin bir şekilde alacağın ispatlandığını, Ankara İflas Müdürlüğünün 2015/4 Esas sayılı dosyasında tasfiye sürecinde değerlendirme neticesinde 23.01.2023 tarih ile davalı alacağının tespit edildiğini, tasdik edilen konkordatonun İİK 308/c-1.madde hükmü gereğince alacaklılar bakımından bağlayıcı olduğunu, ağır ekonomik baskının kalkması, hacizlerin kaldırılabilmesi ve konkordato feshi riskinin önüne geçilebilmesi amacıyla gerçekte borçlu olmadığı bedelin icra dosyasına açık ihtirazı kayıt ile ödemek zorunda kaldığını, İİK 72.maddedeki istirdat davasının tüm koşullarının somut olayda gerçekleştiğini, ihtiyati haciz şartlarının oluştuğunu, dosyadaki mevcut iflas ve konkordato dosyaları, dekontlar, icra dosyaları, ödeme belgesi ile birlikte istirdat iddiasının varlığını İİK 258 anlamında yaklaşık ispatın sağlandığını, mahkeme tarafından mevcut delillerin neden yaklaşık ispat bakımından yeterli görülmediğinin somut olarak açıklanmadığını iddia ederek, ara kararın kaldırılmasını ve 338.415,48 TL asıl alacak ve ferilerini karşılayacak miktarda ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE

Dava, İİK 72.maddesi gereğince konkordato projesi kapsamında icra dosyasına fazla ödendiği iddia edilen bedelin istirdadı istemine ilişkindir.

İlk derece mahkemesince verilen ihtiyati haciz talebinin reddine dair 24.07.2026 tarihli kararına karşı, ihtiyati haciz talep eden davacı vekili tarafından, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzenine aykırılık yönleriyle sınırlı olarak yapılmıştır.

Davacı dava dilekçesinde delil olarak , konkordato kesinleşme şerhini, Ankara İflas İdaresinin 23.01.2023 tarihli alacak kabul kararını ve ödeme dekont örneklerini ibraz etmiştir

İİK'nın 257.maddesinde ihtiyati haciz şartları düzenlenmiş olup maddede, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısının, borçlunun yedinde veya üçüncü şahıstan olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacakları ile diğer haklarını ihtiyaten haczettirebileceği belirtilmiş, maddenin 2. fıkrasında ise, iki bent halinde, vadesi gelmemiş borçlardan dolayı, borçlunun muayyen yerleşim yerinin olmaması, borçlunun taahhütlerinden kurtulmak maksadı ile mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa ihtiyati haciz istenebileceği düzenlenmiştir.

İİK'nın 258. hükmüne göre, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması yeterlidir. Mahkemenin alacağın varlığına kanaat getirmesinden anlaşılması gereken alacağın usul kurallarına göre kesin bir şekilde ispat edilmesi değildir. Bu hükme göre alacaklının, alacağının varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmamakta, bu konuda mahkemeye kanaat verecek delilleri göstermesi yeterli kabul edilmektedir. İİK'nın 257. maddesi uyarınca ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın muaccel ve rehinle temin edilmemiş olması gerekmektedir.

Dosyaya ibraz edilen belgelerin incelenmesinde; davalı şirket tarafından davacı aleyhinde .... İcra Müdürlüğünün ... Esas (Eski no: ... ) Esas sayılı dosyasında 24.08.2010 tarihinde davacı şirketin ... Şubesindeki çek hesabından davalı şirket adına 30.07.2010 tarihinde keşide ettiği 80.000,00 TL bedelli çek ve ferileri toplam 85.339,76 TL alacağın tahsili amacıyla kambiyo senetlerine özgü takip yoluyla takip başlattığı, davacı şirket hakkında 18.02.2015 tarihinde iflasın açılmasına karar verildiği, iflas idare memurları tarafından 23.01.2023 tarihli karar ile davalı alacaklının talep etmiş olduğu 152.593,59 TL alacak tutarından 144.807,37 TL'lik kısmının kabul edildiği, konkordato projesi kapsamında davalıya ödenmesi gereken bedelden fazla bedelin icra takip aşamasında tahsil edilmiş olduğu belirtilmiş olmakla birlikte dosyada talep tarihi itibariyle konkordato projesi ve tasdikine dair bilgi ve belgeler mevcut değildir.

Yukarıda yer verildiği üzere, İİK 258.maddesi kapsamında alacağın varlığı hakkında kanaat getirecek delillerin ibraz edilmiş olmadığı, bilgi ve belgelerin ihtiyati haciz kararı verilmesi için Yasanın düzenlemesindeki yer alan şartları taşımadığı kanaatine varıldığından mahkeme kararı sonuç olarak doğru kabul edilmiştir. Mahkeme gerekçesindeki yer verilen talep edilen alacağın yargılamayı gerektirdiğine dair ifadeler geçici hukuki koruma niteliğindeki ihtiyati haczin düzenlenmesi ve amacına uygun düşmemekle birlikte sonuca etkili görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1.b.1 maddesi ve İİK 258/3 maddesi gereğince reddi gerektiği kanaatindeyim

Açıklanan bu gerekçelerle, İİK'nın 258/3 ve 353/1.b.1. maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesince ihtiyati haciz talebinin reddine ilişkin verilen 24.07.2026 tarihli ara kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

KARAR: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;

1-HMK'nın 353/1.b.1 ve İİK'nın 258/3 maddeleri uyarınca, ihtiyati haciz talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,

2-İhtiyati haciz talep eden davacı vekili tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye irat kaydına,

3-İhtiyati haciz talep eden davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,

4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,

5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;

HMK'nın 353/1.b.1 ve İİK'nın 258/3 maddeleri uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 24.09.2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1665, K. 2026/1581, T. 24.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1665-e-2026-1581-k-ac87628e2c05