Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/2332 E. 2026/1779 K. – Tazminat

Konu: Tazminat

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/2332
Karar No
2026/1779
Karar Tarihi
Konu
Tazminat

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2022/2332

KARAR NO: 2026/1779

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 09/06/2022

NUMARASI: 2019/720 2022/484

DAVANIN KONUSU: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)

Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle;Müvekkilinin eğlence sektöründe tanınmış bir isim olduğunu ve ... isimli markanın sahibi olduğunu, müvekkilinin yeni bir ticari yatırım yapmak amacıyla ... arsa sahibi olan ... ile görüştüğünü, görüşmeler sonucunda ortak bir şirket kurduklarını, ortak olarak kurdukları şirketin ...........barındıran işletmeler zinciri olduğunu ve bu işletmeler zinciri kurulması konusunda müvekkili ile ...'in mutabakata vardıklarını akabinde ...Limited Şirketi'nin doğduğunu, ...... Şti kurulurken ticari açıdan müvekkili ve ...'in söz sahibi olduğunu, şirketin yapacağı faaliyetler ve alınacak kararlarda gayri resmi muhatabın ... olduğunu, ..... Şti'nin kuruluş belgelerinde ... isminin gizlendiğini, ...'in resmi belgelerde adının gözükmesini istemediğini bu nedenle üzerinde ciddi hiçbir mal varlığı bulunmayan ...'in oğlu ...'in şirketin kurucu ortağı ve müdürü olduğunu, ...'in ise fiili yönetici gibi davranmaya çalıştığını, ... .. Şti'nin müvekkilinin markası olan ...'ı kullanarak ... ... markası adı altında işletmelerini kurduğunu, kurulan bu işletmeden aylık milyonlarca ciroluk hedefleri yakaladığını akabinde ...'in işletmedeki herkesin kendisine itaat etmesini istediğini, ...'in herhangi bir sebep olsun yada olmasın çalışanlarını dövebilme hakkının olduğunu düşündüğünü, ...'in şirketin çalışanlarını hiç acımaksızın dövdüğünü, bu süreçte oğlu ve müdür olan ... de TTK'nın kendisine yüklediği özen ve bağlılık yükümüne aykırı bir şekilde, şirketin faaliyetlerine devam etmesi için çaba göstermediğini ve babasının hukuka aykırı saldırılarına destek olduğunu, ...'in yönetim kurulu başkanı olduğu dava dışı ...AŞ'de, ...'in ...Şirketi'nin iç işleyişine yaptığı saldırılara deslek verdiğini, davalı ...'in, limited şirket müdürü olarak hukuken sorumlu olduğunu, diğer davalı ...'in ise ...Şirketi'nin işletmelerinin kapanmasından ve şirkete verdiği zararlardan dolayı sorumlu olduğunu, her iki davalının ........ Şti'ne milyonlarca TL'lik zarar verdiğini ve şirketin faaliyetlerinin durmasına sebebiyet verdiklerini, bu nedenle davalıların müteselsilen sorumlu olduklarını, müvekkilinin ... ... işletmesinin ...'da açılması için milyonlarca TL ve büyük emek harcadığını, aynı zamanda müvekkilinin ... markasının da sahibi olduğunu, davalıların şirketi zarara uğrattıklarını, şirketin davalıların eylemleri yüzünden borçlarım ödeyemez hale geldiğini, ...'in şirket içerisinde yaptığı saldırının Türkiye'nin gündemine oturduğunu, davalı müdür ...'in babasına destek olduğunu ve sonucunda her iki davalının tüm işletmelerin kapanmasına yol açtığını, davalı müdür ...'in babasının işletmeye karşı yaptığı müdahalelere engel olmadığını, davalı müdürün şirketin kazandığı paraları şirket hesabına yatırmayarak kendi şahsi hesabında tuttuğunu, günlerce medyada ...'in çalışanlarına attığı dayaktan bahsedildiğini, çalışanlar dayak yerken ...'in babasının yanında olduğunu, dayak olayının olduğu sırada çalışanların ölümle tehdit edildiğini, bu sırada ...'in sözle dahi çalışanlarını korumadığını ve bu şekilde başlayan sorumsuz tavırlarının ..... Şti'nin kesin bir biçimde aniden bitirdiğini, ... tarafından bir kadın çalışana atılan uzun süreli dayak ile ...'in kendisinden çok iri olan ancak karşısında esas duruşta bekleyen diğer erkek çalışanları da dövmesi sonucunda müşterileri ile tüm ticari itibarının bir anda kaybedildiğini ve bütün müşterilerini kaybettiğini, davalı ...'in müdürlük vazifesini yerine getirmediğini, babasının ..... Şti çalışanlarına saldırdığı sırada babasına eşlik ettiğini, ........Şti'nin davalı müdürü ...'in sorumsuz, özensiz ve bencil davranışları nedeniyle ... gibi çok tanınmış ve değerli bir markayı kullanma hakkını kaybettiğini, .......Şti, başlangıçta iyi bir ciro yakaladığını, davalı müdür ... ve ...'in davranışlarıyla bir anda işleyemez hale geldiğini ve sonrasında da bizzat davalı müdür ... tarafından fiilen kapatıldığını, şirketin ticari defterlerinin halen davalı ...'de olduğunu, şirketin bütün kayıtlarının bu defterlerde olduğunu, işletmelerin kapatılması nedeniyle ......Şti 'nin bu sene ve gelecek seneler için uğradığı kazanç kaybının büyük rakamlara ulaştığını, şirketin uğradığı zarardan dolayı borçlarını ödeyemez duruma geldiğini, müvekkilinin bu borçları kendi şahsi imkanları ile şirket borçlarını ödemek durumunda kaldığını, borçları ödemeden şirketi sona erdirmek isteyen davalı Müdür ...'in müşterek yönetim ve imza yetkisine sahip olduğunu, diğer bir müdür olan müvekkilinin hiçbir işlem yapamaz hale geldiğini, müvekkilinin şirketin baştan beri özenle kurulmasına ve yönetilmesine destek sağladığını, davalı ...'in ise babasının saldırılarına eşlik eden davranışları nedeniyle müdürlük görevini yerine getiremeyeceğinin sonradan ortaya çıktığını, ...'in müvekkiline ve hatta arkadaşı...'nin işletmelere girmemesi için tehditlerde bulunduğunu, davalı müdür ...'in müvekkiline yardımcı olmak yerine haksız tehditlere destek verdiğini, davalı müdür yönetimden uzaklaştığını ve krizleri düzeltmek için gerekli talimatları, müvekkili ile beraber vermek yerine, şirketin paralarını kendi şahsında tutarak şirkete ihanet ettiğini ve davalı ...'in genel kurul toplantısının hazırlanması müvekkilinin yaptığı müdürler kurulu davetine de katılmadığını, müvekkilinin kendi markası altında yıllardan beri başarılı bir yönelim ve ticaret yürüttüğünü, davalılar ise birlikte kusur üretme çabasına giriştiklerini, davalı müdür ...'in babasının sahibi olduğu ...AŞ şirketin iç işlerine karıştığını, davalı ve babasının şirketi ...AŞ, denetleme adı altında müvekkilinden habersiz işlemlere giriştiğini, şirkete yetkisiz bir müdahale yaptığını, kendilerinde bulunan ... .... Şti'ye ait ticari defterleri 3. bir firmaya açtıklarını, müvekkilinin de ortak müdür olduğunu ve birlikte imza atmalarının zorunlu olduğunu, denetim şirketi ile anlaşma konusunda müvekkiline soru sorulmadığını ve imzasının alınmadığını, bu durumunda izinsiz biçimde ve haklı bir dayanak olmaksızın şirket kayıtlarına girildiğini, bundan dolayı da davalının sorumlu olduğunu, denetim firmasına denetim için ödeme yapan, ...'in sahibi ve yönetim kurulu başkanı olduğu ...AŞ olduğunu, müvekkilinin müdürlük görevini tam olarak ifa ettiğini, müvekkilinin dayak olayı sonrası mağduriyetin giderilmesi için aktif davrandığını ve mağdur kadının, müvekkilinin desteğini aldığını basında beyan ettiğini, ....... Şti'nin işletmesi nezdinde bulunan tüm gayrimenkullerin ve tüm ruhsatların sahibinin ...Aş olduğunu, ... ...... Aş ruhsat sahibi olduğu için ..., ... Aş gibi şirketlerden gelecek 25 Milyon TL sponsorluk bedelinin yaklaşık 3 Milyon TL'lik kısmını nakit tahsil ettiğini, bu bedelin ..... Şti'ne ödenmesi gereken tutar olduğunu ve halen de ödeme yapılmadığını, ödemenin yapılabilmesi için davalı şirket müdürü ...'e ilk önce sözlü olarak sonrasında ise yazılı olarak ihtarname gönderilerek davalı müdürün çaba gösterilmesinin istenildiğini, ancak davalı şirket müdürünün hiçbir girişimde bulunmadığını belirterek davalıların verdikleri bütün zararların tespit edilerek, müvekkilinin ve ... ... Şti'nin uğradığı tüm zararı karşılayacak tazminatın aynı şirkete, zararın doğumundan itibaren başlamak üzere avans faizi ile birlikte ödenmesini talep ve dava etmiş, dilekçenin davanın konusu kısmında davanın değerinin 1.000 TL olarak göstermiştir.

Davalı ... vekili, savunmasında özetle;Müvekkilinin, davacı ile davalı ...' ait olan ... Şirketi'ne ait olan ... ... işletmesinin bulunduğu ... ... ünvanlı İstanbul ili ... ilçesinde bulunan gece kulübü, restoran, otel ve konser hizmetlerinin verildiği işletmenin mal sahibi olan ......A.Ş.'nin ortağı ve yöneticisi olduğunu aynı zamanda söz konusu işletmede kullanılan alkollü içecek ve tütün mamulü satılabilmesine ilişkin tüm ruhsatların sahibi konumunda olduğunu, davacı vekilinin iddia ettiği gibi müvekkilinin davalının şirketin gizli ortağı olma gibi bir durumu ve isteği bulunmadığını, müvekkilinin bugüne kadar tüm ticari hayatında bütün iş ve işlemlerini hukuka uygun, yasal ve şeffaf bir şekilde gerçekleştirdiğini ve saygın bir iş insanı olduğunu, davacı vekilinin aksi yöndeki imalarını kabul etmediğini, müvekkili davalının, kiracısı konumunda olan ....Şti deki ortaklarından birisi olan ...'in oğlu olması sebebiyle iyi niyetli olarak yaklaştığını ve başarılı olmaları için gereken her türlü desteği verdiğini, buna karşın davacının, müvekkili davalı ile dava dışı yine davacıya ait olan ... ... .... ... .... Şti.'de sigortalı çalışanı ... arasında yaşanan olayları bahane ederek hem şirketi zarara uğratacak iş ve eylemler gerçekleştirdiğini, hem de şirket aleyhine icra takibi başlattığını ve açmış olduğu bu dava da tazminat talebinde bulunduğunu, davacı vekilinin iddiasına göre ... .... Şti'nin yaşadığı durumun sebebinin davacının diğer şirketinde sigortalı çalışanı olan ... ile davalı müvekkili ... arasında yaşanan adli olay olduğunu, ... Şirketi veya ... ... işletmesi ile resmi olarak ...'ın herhangi bir ilgisi olmadığını, davacıya ait olan ... ... .... Tic. .... Şti. sigortalı çalışanı olduğunu, davacının getirip ...'taki işletmede de çalıştırdığı bir kişi olduğunu, davalı müvekkili ile dava dışı ... arasında yaşanan eylemin, davacı vekili tarafından sunulduğu gibi kadına şiddet veya ayağa kalkmama ile bir ilgisi olmadığını, öncesinde davacı ve çalışanı ...'ın ... Şirketi'ni yaklaşık bir milyon Türk lirası tutarında zarara uğrattıklarını, bu durumun davalı ve aynı zamanda müvekkilinin oğlu olan ... tarafından ortaya çıkarıldığını, söz konusu adli olayın 10.04.2019 tarihinde yaşandığını, yaklaşık olarak 50 gün sonra davacı ve sigortalı çalışanının böyle bir kamuoyu paylaşımında bulunduğunu, diğer davalı ... tarafından değişik zamanlarda olmak üzere toplam 864.141,00 TL tutarında dava dışı ...'a elden ödeme yapıldığını, bu hususun hem ıslak imzalı tutanaklar ile hem de bizzat ...'ın İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2019/95751 Soruşturma numaralı dosyasında Cumhuriyet savcısı huzurunda vermiş olduğu ifade de para aldığını kabul etmesi ile sabit olduğunu, elden ödemelerin yapılması için verilen ancak sonrasında bunlara ilişkin fiş, fatura, makbuz, dekont ve benzeri bir evrak getirilmemiş ödemeler olduğunu, bu şekilde çok sayıda usulsüz işlem olduğunun ortaya çıktığını ve bunlara ilişkin akıbetlerin sorulduğunu, bunun üzerine davacı taraf ve sigortalı çalışanın, yaşanmış olan adli olayı, olduğundan çok daha başka bir şeymiş gibi kamuoyuna sunarak üste çıkmaya çalıştıklarını, davacı vekilinin dava dilekçesinde “,.....'in şirket içerisinde yaptığı “...” saldırının Türkiye'nin gündemine oturması .. sonucunda her iki davalı tüm işletmelerin kapanmasına yol açmıştır...” beyanında bulunduğunu ve şirketin uğradığı zararları davalı müvekkilinin ve dava dışı ... ile yaşadığı adli olayın gündeme gelmesine bağladığını, yaşanan basit bir adli olayı Türkiye'nin gündemine kamuoyuna sunma olayının bizzat davacının sigortalı çalışanı ve kendisi tarafından gerçekleştirildiğini, şirketin zarara uğraması arasında bir illiyet bağı varsa buna neden olanın davacı ve kendi çalışanı olduğunu, bu sebeple işletmenin zarara uğramasının müvekkilinin tutum ve davranışlarından değil, davacının işletmeye özen ve bağlılık yükümlülüğüne aykırı bir şekilde idaresinden ve davranışlarından kaynaklandığını, davacı asilin, şirketi için TTK'nın 626. maddesinde düzenlenen özen ve bağlılık yükümüne aykırı davranmak ve yaşanan basit bir adli olayı olduğundan çok farklı ve yanlış bir şekilde bilerek kamuoyuna sunduğunu ve sigortalı çalışanı tarafından sunulmasına izin vermek suretiyle ... Şirketi'ne bizzat zarar verdiğini, davalı müvekkili ... ile davacının diğer bir şirketi olan ... şirketinin sigortalı çalışanı olan ve aynı zamanda davacının menajerliğini de yapan ... isimli kişi ile arasında yaşananların, işletme ve orlaklıkla bir ilgisi bulunmadığını, işletmeyle ilgili olmayan bu yaşananların işletme içerisinde cereyan etmiş gibi davacı tarafça yansıtılmasının doğru ve ahlaki olmadığını, davalı müvekkilinin dava dışı ... ile olan adli olayı ile şirketin uğradığını iddia ettiği zararlar arasında nasıl bir illiyet bağı kurulduğunun davacı tarafından denetime elverişli bir şekilde ortaya konulmadığını, davacı vekilinin, davalı müvekkilinin eylemi neticesiyle işletmenin kapandığını bundan dolayı da zararları olduğunu iddia ettiğini, müvekkili ile ... arasındaki olay 10.04.2019 tarihinde gerçekleştikten sonra ilgilisinin derhal bu konuda gerekli şikayetlerini yaptığını ve adli raporunu aldığını sonrasında kolluk ve Cumhuriyet Savcılığı tarafından konuya ilişkin soruşturma devam ederken davacı asil, sigortalı çalışanı ile anlaşmak suretiyle 30.05.2019 tarihinde, yani aradan 50 günlük bir süre geçtikten sonra olayı medyaya farklı bir şekilde sunduğunu ve medyadaki ünlü tanıkları ile takipçi sayısı çok olan twitter hesapları vasıtasıyla olayı bir anda gündeme getirdiklerini sonrasında ise davacı asilin, bu olayı bahane ettiğini, şirkete karşı olan özen ve bağlılık yükümüne aykırı bir şekilde hareket ettiğini ve ... Şirketi'nin aleyhine davranışlar sergilediğini ve sosyal medya hesabından kendisine ait olan “...” markasını işletmeden çektiğini açıkladığını, böylece müdürü ve ortağı olduğu .......Limited Şirketi'ne kendisinin bizzat zarar verdiğini, diğer davalı ... tarafından yaptırılan iç denetim sonucunda şirkette ve ödemelerde bizzat davacı asil ve sigortalı çalışanı tarafından gerçekleştirilen usulsüzlüklerin fark edildiğini, davacı asilin, diğer müdür ve ortak olan diğer davalı ... tarafından yaptırılan denetim sonucu usulsüzlüklerin ortaya çıkacağını, daha önce gerçekleşen ancak kamuoyuna servis etmedikleri bir olayı, sosyal medyanın hassas noktalarından biri olan kadına şiddet etiketi ile olduğundan çok farklı bir şekilde sunduklarını ve akabinde bu olayı bahane etmek suretiyle ortaklığı ve şirketi bitirme faaliyetine giriştiklerini, önce markasını işletmeden çektiğini ve mekanda konser yapılamaz hale getirdiklerini akabinde üçüncü kişilerle anlaşmak suretiyle borç yaratarak bunun takibi için şirkete haciz gönderttiklerini, davacının bizzat kendisi de şirkete karşı icra takibi başlatarak şirkete zarar verici eylemlerin bizzat davacı tarafından gerçekleştirildiğini, davacı vekilinin, müvekkili davalının gerçekleştirdiği adli olay ile ... Şirketi'ne zarar verdiğini iddia ettiğini, gerçekte davacı asilin diğer şirketi olan ... ... Şirketi'nin anlaşmalı borçları için ... Limited Şirketi'nin kiracı olduğu adreslere haciz getirdiğini ve kendi şirketini hem ekonomik anlamda hem de ticari itibar anlamında bitirmeye çalıştığını, bunun dışında gelinen adreslerde haczedilen bir kısım malların müvekkilinin şirketi olan ......A.Ş.'ye ait olduğunu, müvekkilin de bu işlemlerden zarar gördüğünü, buna ilişkin yapmış oldukları istirdat iddiasının icra müdürlüğünce kabul edildiğini, davacı asil, dava dışı ... ... .... Şti. yetkilisi ...ile harici olarak anlattığını, ... ... .... Şti.'nin ... Teknik Organizasyon .... Şti.'ne borcu varmış gibi icra takibi başlattıklarını, sonrasında ... ... ....Şti.'nin borcundan dolayı şüpheli ...'in ortağı olduğu ve diğer ortağı müvekkil ... olan ....... Şti'nin kiracı olduğu adreslere İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı icra dosyası kapsamında 23.05.2019 ve 29.05.2019 tarihlerinde haciz için gelinmesini sağladıklarını, davacının iddiasına göre alacaklı ... ... .... Şti.'nin vekili olan avukat hanım ile borçlu olan ... ... .... Şti.'nin ve davacı ...'in vekili olan avukat beyin evli olduğunu ve bunun tesadüf olmayacağını, davacı asilin, TTK'nın 626. Maddesinde düzenlenen özen ve bağlılık yükümüne aykırı davranarak ... Şirketi'ne bizzat kendisi zarar vermeye çalıştığını, bu kapsamda davacı asil ... ve dava dışı ...hakkında İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2019/101077 Soruşturma numaralı dosyasında kovuşturmaya yer olmadığı karar verildiğini, bu karara karşı yapmış oldukları kanun yararına bozma başvurularının henüz neticelenmediğini, aynı olaya ilişkin davacı vekili ve ... ... .... Şti. vekili olan avukat eşi hakkında da şikayetlerinin bulunduğunu, buna ilişkin olarak da İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ...B.M numaralı dosyası üzerinden soruşturmanın devam ettiğini, davacı asil bu şekilde olmayan borcunun tahsili için anlaşmalı olarak ... Şirketi'ne haciz göndertmenin dışında bizzat kendi şirketi olan ... ... .... Şti aracılığıyla da ... limited Şirketi'ne yönelik olarak icra takibi başlattığını ve yine bu haliyle TTK.'nın 626. maddesinde düzenlenen özen yükümüne aykırı davrandığını, .... İcra Müdürlüğü'nün ...Esas numaralı ilamsız takip dosyası ile davacı asilin, kendi şirketi ile bir diğer kendi şirketi aleyhine takip başlatıldığını, davacının işletmeyi kötü yönetimi ile ilgili usulsüz ve suça konu faaliyetlerden ötürü ortaklığın zarara uğramasından dolayı, diğer davalı ... tarafından hem şirket müdürü hem de ortak olmaktan kaynaklı olarak, işletmede yapılan harcamaların miktarını tespit edebilmek ve işletme faaliyetleri çerçevesinde herhangi bir usulsüzlüğün gerçekleşip gerçekleşmediğini öğrenebilmek amacıyla bağımsız bir denetim şirketine başvurulduğunu, bu denetim şirketi tarafından yapılan inceleme sonucu şirketin harcamalarına yönelik bir rapor düzenlendiğini, diğer davalının bağımsız bir denetim kuruluşuna başvurması hem şirket müdürü olmasından hem de ortak olmadan kaynaklı Türk Ticaret Kanunu'nda yer alan bilgi alma hakkı kapsamında yapılan bir başvuru olduğunu, davacı vekilinin iddia ettiği gibi söz konusu denetimin davalı müvekkil ... tarafından değil, ... Şirketi'nin müdürü olan diğer davalı müvekkil ... tarafından yaptırıldığını, buna ilişkin ödemelerin de bizzat kendisi tarafından gerçekleştirildiğini, dava dilekçesinde ..., ... A.Ş. gibi şirketlerden gelecek ve tahsil edildiği öne sürülen sponsorluk bedellerinin ... ... Şirketi'ne ödenmediğinin belirtildiğini, söz konusu bu bedellerle ilgili dava dilekçesinde de belirtildiği gibi bu sponsorluk anlaşmalarının bu şirketler ile ruhsat sahibi olan dava dışı ......A.Ş. ile gerçekleştirilmiş olduğunu, yapılan bu sözleşme metinlerinin dava dışı ......A.Ş.'den istenilmesi halinde ilgili ... ... Şirketi'nin ve bu şirketteki ortaklık hakkından kaynaklı olarak davacının, bu sözleşmelerle bir ilgisinin ve alacağının bulunmadığının anlaşılacağını, söz konusu sözleşmelerden kaynaklı tüm sponsorluk gelirlerinin müvekkilinin şirketi olan ......A.Ş.'ne ait olduğunun görüleceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... vekili savunmasında özetle;Davacı vekilinin, aynı dava dilekçesi ile aynı taraflara karşı 19.11.2019 tarihinde açmış olduğu İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/615 Esas sayılı dosyasında 25.11.2019 tarih ve 2019/1194 Karar numarası ile “...davanın tazminat davası olduğunu, zorunlu arabuluculuk kapsamında kaldığını, davacının arabuluculuğa başvurmadan doğrudan dava açtığının anlaşıldığını, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun m.18/A-f.2 maddesi ile HMK 114-2 ve HMK 115/2 maddeleri uyarınca davanın dava şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine karar vermek gerekmiş...” şeklindeki gerekçe ile davanın reddine karar verildiğini, açılan davanın da 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddeleri uyarınca davacı vekilince, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilmesinin ve ihtarın gereğinin yerine getirilmemesi halinde ise davanın usulden reddine karar verilmesinin gerektiğini, davacı vekili dava dilekçesinde “Ek-20: 29/07/2019 Tarihli Hukuk Uyuşmazlıklarında Dava Şartı Arabuluculuk “ANLAŞMAMA” Tutanağı” şeklinde ek sunduğunu iddia ettiğini, ancak gerek Uyap sistemi üzerinden yapılan incelemede gerekse adliyede dosya üzerinden yapılan fiziki incelemede dava dosyası içerisinde böyle bir ekin olmadığının taraflarınca tespit edildiğini, davacı tarafın dava dilekçesi ile müvekkili davalı ... ile diğer davalı ...'in ... ... ... Limited Şirketi'ne verdikleri zararın giderilmesini talep ettiğini, müvekkili ile davacı, ... Şirketi'nin müşterek imza yetkili şirket müdürleri olduğunu, ... ... ünvanlı İstanbul ili ... ilçesinde bulunan gece kulübü, restoran, otel ve konser hizmetlerinin verildiği işletmeyi işlettiklerini, davacının bu ortaklığa İstanbul ili ... ilçesinde faaliyet göstermekte olan ve aynı zamanda sahibi olduğu “... ... .... Tic. .... Şti”nin bünyesinde bulunan işletmenin markası olan “...” markasını getirmiş olduğunu, bunun haricinde ortaklığın neredeyse tüm harcama ve finans giderlerinin müvekkili tarafından ortaklığa konulan sermaye tarafından karşılandığını, ... Şirketi davalı müvekkili ile davacının ortaklığı ile kurulan bir şirket olduğunu, davacı ve yanında çalışanlarının eylemlerinden kaynaklı sorunlar ortaya çıkana kadar bu şekilde iki ortağın kararları doğrultusunda şirket faaliyetlerini sürdürebildiğini, davacı vekilinin dava dilekçesinde hiçbir delil göstermeksizin iddia ettiği gibi diğer davalı ...'in gizli ortak — fiili yönetici olarak şirket iş ve işlemlerinde söz sahibi olması gibi bir durumun mevcut olmadığını, diğer davalı ...'in, ... .... Şirketi'nin işletmesini kurarak işlettiği taşınmazın kiraya vereni olan, ......A.Ş.'nin ortağı ve yöneticisi konumunda olduğunu, işletmenin zarara uğramasının müvekkilinin tutum ve davranışlarından dolayı olmadığını, davacının işletmeyi özen ve bağlılık yükümlülüğüne aykırı bir şekilde idaresinden kaynaklandığını, müvekkilinin ortaklığın hesabına gelen paralara herhangi bir müdahalesi söz konusu olmadığını, ortaklığın hesabına gelen bir paranın ortaklığın diğer imza yetkilisi olan davacının imzası olmaksızın müvekkilinin hesabına aktarılmasının gerçeklerle bağdaşmadığını, davacının rızası olmaksızın böyle bir faaliyetin gerçekleşmesinin de mümkün olmadığını, davacı vekili her ne kadar ... ... Şirketi'nin aylık milyonlarca ciroluk hedeflerini yakaladığını iddiasında bulunmuşsa da davacının bu soyut iddialarının gerçeği yansıtmadığını, bu hususun şirketin defter ve kayıtlarının incelenmesi neticesinde tespit olunabileceğini, davacı vekilinin ... Şirketi'nin şu an yaşadıklarının her ne kadar diğer davalı ... ile davacıya ait olan ... ... Şirketi bünyesinde sigortalı çalışanı olan dava dışı ... arasında yaşanan adli olaya ve sonrasında yaşananlara bağlasa da bu hususun doğru olmadığını, davacı taraf ve sigortalı çalışanı olan ...'ın hukuka aykırı eylemleri sonucunda ... Şirketi kapanma noktasına geldiğini ve bu olayların yaşandığını, ... Şirketi veya ... ... işletmesi ile resmi olarak herhangi bir ilgisi olmayan ..., davacının ... ... ......... Şti'nin sigortalı çalışanı olup, bu kişiyi ... ... .... Şti'ye getirerek çalıştıranın davacı ... olduğunu, diğer davalı ... ile dava dışı ... arasında yaşanan ve hiçbir şekilde tasvip etmedikleri eylemi, davacı vekili tarafından sunulduğu gibi kadına şiddet veya ayağa kalkmama ile ilgili olmadığını, davacı ile çalışanı ...'ın ... Şirketini yaklaşık 1.000.000 TL zarara uğrattığının ... tarafından ortaya çıkarıldığını, bunun ortaya çıkmasının üzerinden 50 gün geçtikten sonra bu olayın davacı tarafça kamu ile paylaşıldığını, ... tarafından değişik zamanlarda 864.141,00 TL dava dışı ...'a elden ödeme yapıldığını, İstanbul CBS'nın 2019/95751 Sor nolu dosyada ...'ın para alma olayını kabul ettiğini, söz konusu ödemelerin amacının konserlerde sahne alan sanatçılara ve menajerlerine ödeme yapılması için verildiğini, ancak ödemenin yapıldığına ilişkin hiç bir fiş, fatura, makbuz, dekont sunulmadığını, bu şekilde usulsüzlüklerin tespit edildiğini, ... ile ... arasında yaşananların işletme ve ortaklıklar bir ilgisinin bulunmadığını, ...'ın ..........Şti'nin çalışanı olmadığını, ...'ın 30/05/2019 tarihli .... hesabından yapmış olduğu açıklama ile "Yaşadığım olayı ... ile hiç bir alakası yoktur. Olayı yaşamama sebep olan ... ... alanının mal sahibidir" şeklindeki açıklamasında da yaşanan olayların işletme ile ve işletmenin diğer ortağı olan ... ile herhangi bir ilgisinin olmadığını, davacı tarafın işletme ve ... ile ilgisi olmayan bu olayı bahane ederek ... ... hesabından 30/05/2019 tarihli açıklamada ".......olayın gerçekleştiği gece markamızı ... ... projesinin içerisinden çekmiş bulunmaktayız ......." şeklinde kamuoyuna açıklama yaptığını, davacının bu tutumunun şirkete zarar verdiğini, bu paylaşımdan sonra işletmenin faaliyet gösteremez hale getirildiğini, ...'in hem ortak hem de şirket müdürü olması sebebiyle işletmede yapılan harcama miktarını öğrenmek maksadıyla bağımsız denetim şirketine başvurduğunu ve rapor aldığını, hem ortak hem de ortak müdür yetkisi olması nedeniyle böyle bir yetkisinin bulunduğunu, söz konusu denetimin ... tarafından değer bizzat müvekkili ... tarafından yaptırıldığını, davacının diğer sahibi olduğu ... ... Şirketinin anlaşmalı borçları için ... .... Şti'nin kiracı olduğu adreslere haciz getirdiğini, bu haliyle kendi şirketinin ekonomik anlamda ve hem de ticari itibar anlamında bitirmeye çalıştığını, bu kapsamda davacı ...'in dava dışı ... .... Şti yetkilisi ...ile harci olarak anlaşmak suretiyle ........... Şti ile borcu varmış gibi takip başlattıklarını, sonrasında da ........... Şti nin borcundan dolayı davacının ve davalı ...'in ortak olduğu.... Şti'nin kiracı olduğ adreslere İstanbul .... İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı icra dosyası kapsamında 23/05/- 29/05 2019 tarihlerinde haciz için gelinmesini sağladığını, alacaklı olan ... .... ŞTi vekili olan Avukat hanım ile borçlu olan ve davacının sahibi olduğu ........... ŞTi'nin ve davacı ...'in vekili olan Avukat beyin evli olduğunu, bu durumun tesadüf olmadığını, davacının TTK 626. Maddesine aykırı davranarak bizzat ortağı ve müdürü olduğu.... Şti'ye zarar vermeye çalıştığını, karı koca avukatların çekişmeli olan tarafların vekilliğini yapmaları nedeniyle avukatlar hakkında şikayette bulunduklarını, soruşturmanın İstanbul Anadolu CBS'nin ...B.M dosyası üzerinden yürütüldüğünü, davacının ayrıca sahibi olduğu ........... Şti vasıtasıyla yine kendi şirketi olan.... Şti'nin .... İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosyası ile takip başlattığını, .... Şti'nin şirket gelirlerini ... tarafından şirket hesabına yatırılmadığı iddiasının doğru olmadığı, banka hesapları incelendiğinde bu durumun ortaya çıkacağını, .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/371 Esas sayılı dosyasından ... tarafından ...'e karşı müdürlükten azli için dava açıldığını, davacının.... Şti için milyonlarca lira harcama yaptığını iddia etse de İstanbul CBS'nın 2019/95751 Sor nolu dosyasına sunmuş olduğu savunma dilekçesinde şirketin ve işletmenin sermaye kaynağının davalı ... olduğunu belirttiğini, buna göre davacının da kabul ettiği üzere ortaklık sermayesinin ...'e, işletme faaliyeti konusundaki tecrübenin ise davacı asile ait olacak şekilde ortaklık kurulduğunu, ...'in sermaye koyma borcu için davacı asil ile ortak olarak açtıkları banka hesabına 2.000.000 TL'nin üzerinde para yatırdığını, yatırılan bu sermayenin şirketin ve işletmenin masraflarına harcandığını, yapılan anlaşmaya göre bu masrafın yarısının davacı asil tarafından ... e ödenmesi gerekirken bugüne kadar ödenmediğini, şirketin ticari defter ve belgelerinin inceleme yapılması için İstanbul CBS'nin 2019/95751 Sor nolu dosyasına teslim edildiğini, ayrıca dava dilekçesinde bahsi geçen ..., ... A.Ş gibi şirketlerden gelecek ve tahsil edildiği öne sürülen sponsorluk bedelinin ... ........ ŞTi'ye ödenmediğini belirttiğini ancak sponsorluk anlaşmalarının ...- ... A.Ş ile , ruhsat sahibi olan dava dışı ...A.Ş arasında yapıldığını, dolayısıyla davacının.... Şti'deki ortaklık hakkında kaynaklı olarak bu anlaşmalardan kaynaklı herhangi bir maddi talebinin olamayacağını, sponsorluk bedellerinin ......A.Ş ne ait olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "Dava ve Cevap dilekçesinde bahsi geçen iç denetim raporu incelendiğinde, raporun 30/04/2019 tarihinde Detay İç Denetim/ ...tarafından düzenlendiği 2018/2019 yılında sanatçılara yapılan ödemelerin banka kanalı, kredi kartı ya da Gaye Adlı personel tarafından elden ödeme yapılarak gerçekleştirildiği, sanatçı ödemesi adı altında toplam (29/08/2018- 13/04/2019 dönemdi) 2.559.065,50 TL ödeme yapıldığı, ödemelerinin dağılımını tablo olarak gösterildiği, bunlardan 1.781.014,20 TL'sinin ... ve kasadan elden yapılan ödeme olduğu, geri kalan miktarın ise banka ödemesi, ... ödemesi, kredi kartı ile ödeme olduğunu , çoğunlukla elden ödeme yapıldığını, bu oranın %69,6 olduğu, yapılan toplam 2.559.065,00 TL ödeme karşılığında sanatçılar ya da menajerlik firmalarından gelen toplam fatura tutarının 2018 yılında 372.044,05 TL, 2019 yılında 400.254,12 TL olmak üzere toplam 772.298,17 TL olduğunu, 1.786.767,33 TL tutarındaki ödemenin belgesinin bulunmadığını yani hangi sanatçıya ne kadar ödeme yapıldığının bilinmediği, yönünde tespit yapıldığı görülmüştür.

... tarafından cevap dilekçesine eklenen 03/07/2018 tarihli kira sözleşmesi incelendiğinde, ... Şti'nin faaliyet göstereceği yerin mülkiyetinin ... ......A.Ş'ne ait olduğunu ve söz konusu yerin ...tarafından .......... Şti'nin kiralandığı görülmüştür. Yine aynı dilekçesi ekinde ... Belgesinin sunulduğu ve ......A.Ş'ne ait olduğu , Alkollü İçki Perakende Satış Belgesinin ......A.Ş'ne ait olduğu, ... İşletme Belgelerinin ve iş yeri ruhsatlarının da aynı şirkete ait olduğu , yukarıda belirtilen iç denetim firmasına yaptırılan denetim karşılığı ödemenin şirket ortağı ... tarafından yapıldığına dair fatura sunulduğu ve ödemenin ... tarafından yapıldığı görülmüştür.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına ait 2019/95751 Soruşturma sayılı dosya incelendiğinde, Davalı ... vekili tarafından ... ve davacı ... hakkında güveni kötüye kullanma suçuna ilişkin suç duyurusunda bulunulduğu, suç duyuru dilekçesinde; müvekkili ... ile ortağı olan ...'in ... ... ... Limited Şirketinin kurucu ortakları olduğunu, müşterek imza yetkileri olan müdür sıfatlarının olduğunu, ... isimli işletmeyi ortak olarak işlettiklerini, ... ve onun çalışanı olan ...'ın şirketten sanatçılara ödeme yapmak için aldığı ücretleri sanatçılara farklı miktarlarda ödediklerini veya hiç ödemediklerini, bir denetim şirketince yapılan denetimde de bu durumun sabit olduğunun anlaşıldığını, ... ve ...'ın bu suretle güveni kötüye kullanma suçunu işlediklerini beyan ettiğini, davacı ... vekilinin de ... hakkında şirketin hesaplarınını usulsüz bir şekilde, herhangi bir yönetim kararı olmadan kendi denetleme şirketine incelettiğini ayrıca şirketin son haftalarda kazandığı paraları şirket hesabına geçirmeyip şahsi hesabında tutarak güveni kötüye kullanma suçunu işlediğini iddia ettiğini, Bu iddianın ise 2019/102612 sayılı soruşturma kapsamında yürütüldüğünü, Tarafların ... isimli işletmeyi ortak olarak işletmeleri, birbirlerinin karşılıklı olarak güvenini kötüye kullandıkları iddialarında bulundukları, soruşturmalarının konusunun, taraflarının aynı olması nedeniyle her iki soruşturma birleştirildiğini ve soruşturmaya mevcut 2019/95751 sayılı soruşturma üzerinden devam edildiği, Soruşturma kapsamında alınan bilirkişi raporunda özetle her iki vekilin de beyanlarında geçen denetim ile ilgili detay denetim ünvanlı denetim şirketi ile ....... Şti arasında denetime yetkilendirilmiş herhangi bir anlaşma ve sözleşmenin ve bu doğrultuda şirketin müdürler kurulunun herhangi bir kararının olmadığını, söz konusu denetim raporunda sanatçılara elden, nakden veya kredi kartıyla herhangi bir ödeme yapıldığına dair yasal defterlerde bir kayda ve belgeye rastlanılmadığını, 01.07.2018 ile 10.04.2019 arasında konser ve etkinliklerde sanatçılara serbest meslek makbuzu ve faturaların düzenlendiğini, yasal defterlere intikal ettirildiğini, ...'a elden ödenen belgelerin şirketin 2018 ve 2019 yılınan ilişkin hesaplarında, yasal defter ve kayıtlarında olmadığını, söz konusu tutarlar ile faturaların uyumsuz olduğunu, şirket gelirlerinin şahıslarca şahsi olarak kullanılmadığına dair kanaat oluşturacak bir delilin olmaması nedeniyle bu yönde kanaatin oluşmadığının belirtildiğini, ...'ın ifadesinde özetle; ... ile birlikte çalıştığını, Münir ile birlikte organizasyon işleri ile uğraştığını, konserlerin hazırlanmasında sanatçılara verilen paralar haricindeki kalan masrafları karşılamak amacı ile şirket hesabından para aldığını, paraların hiçbirini kendisinin kullanmadığını, konserler esnasında ulaşım konaklama ses görüntü ışık gibi masraflara kullandığını, atılı suçlamaları kabul etmediğini beyan ettiğini, ...'in ifadesinde özetle ... ile birlikte ortak şirketlerinin olduğunu ve birçok işi birlikte yaptıklarını, aralarında farklı konulardan anlaşmazlık çıktığını ve devam eden birçok davalarının olduğunu, söz konusu konserlerin hazırlanmasına ilişkin ulaşım, konaklama, ses, görüntü, ışık, nakliye gibi birçok yan masrafları ...'in tarafına usulsüz olarak harcadıklarını iddia edildiği paralarla karşıladıklarını, söz konusu ortaklık anlaşmalarının finans yönetiminin ... tarafından sağlandığını, kendilerinin sahaya ilişkin çalışmaları yaptıklarını, konserlere ilişkin organizasyon işlerinin tamamını kendisinin yaptığını, sanatçıların konser öncesinden ücretinin tamamını aldıklarını, kalan sair masraflarını da yine Doğan'ın imzasıyla şirket tarafından karşılandığını, kesinlikle zimmetine herhangi bir para geçirmediğini, söz konusu paraların hepsinin konser için harcandığını, atılı suçlamaları kabul etmediğini beyan ettiğini, "Alınan ifadeler, bilirkişi raporu ve tüm soruşturma evrakı incelendiğinde müşteki şüphelilerin arasında kişisel nedenlerden sorunların olduğu, bu nedenle iş ilişkileri açısından da güveni kötüye kullanma iddialarının söz konusu olduğu, öncelikle ... vekilinin yönetim kararı olmadan ...'in denetçilere şirkette mali inceleme yaptırmak suretiyle suç işlendiğini iddia etse de tek başına bu durumun güveni kötüye kullanma suçunu oluşturmadığı zira söz konusu denetimin hukuken sonuç doğurmaya elverişli olmadığı anlaşılmıştır. Her ne kadar ...'in şirkete ilişkin kazançları şahsi olarak kullandığı iddia edilse de bu durumu doğrulayacak bir delil tespit edilememiştir.

... vekilinin sanatçılara ödeme yapmak için ... ve ...'ın aldığı ücretleri sanatçılara farklı miktarlarda ödeyerek veya hiç ödemeyerek suç işlediklerini iddia etse de alınan bilirkişi raporunda söz konusu denetim raporunda sanatçılara elden, nakden veya kredi kartıyla herhangi bir ödeme yapıldığına dair yasal defterlerde bir kayda ve belgeye rastlanılmadığı, 01.07.2018 ile 10.04.2019 arasında konser ve etkinliklerde sanatçılara serbest meslek makbuzu ve faturaların düzenlendiği, yasal defterlere intikal ettirildiği; ...'a elden ödenen belgelerin şirketin 2018 ve 2019 yılınan ilişkin hesaplarında, yasal defter ve kayıtlarında olmadığının tespit edilmesi ve her ne kadar ...'a elden verilen paralara ilişkin tutanaklar ile sanatçılara ödenen paralar farklı olsa da ... ve ...'in söz konusu farkların konserlerin hazırlanmasına ilişkin ulaşım, konaklama, ses, görüntü, ışık, nakliye gibi birçok yan masraflardan kaynaklandığına ilişkin savunmalarının aksinin şahsıların yaptıkları işin niteliği de dikkate alındığında ispatlanamadığı anlaşılmıştır." denilerek kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği görülmüştür.

.... İcra Hukuk Mahkemesine ait 2019/488 Esas 2019/889 Karar nolu ilamı incelendiğinde, davacısının ...........Şti, olup konusunun icra memur muamelesinin şikayet olduğu, dava dilekçesinde özetle; .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında yapılan takibe ilişkin olarak şirket yetkililerinin itirazı üzerine takibin durdurulduğunu belirterek icra müdür yardımcısının vermiş olduğu 09/07/2019 tarihli kararın iptaline karar verilmesi istenildiği, icra dosyası Mahkemece incelendiğinde, alacaklının genel haciz yoluyla takibe başladığı, 7 günlük sürede itiraz edildiği, borçlu şirketin (.......... Şti) ... ve ...'in ikisinin müşterek imzası ile temsile yetkili oldukları ancak itiraz dilekçesinde ...'e ait tek imzanın bulunduğunun görüldüğü, bunun üzerine mahkemece borçlu şirket adına itiraz eden ...'e 7 gün süre verilerek diğer yetkilinin (...'in) icazetini sağlamasının istenildiği ancak verilen sürede bu icazetin sağlanamadığı dolayısıyla usulünce yapılmış borca itirazdan söz edilemeyeceği belirtilerek şikayetin kabulünden .... icra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasındaki müdürlük kararının iptaline karar verildiği görülmüştür. (.... İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı takip dosyasında alacaklının ............. Şti, borçlunun ise .... Şti olduğu ödeme emrine karşı .... ŞTi yetkilisi ... tarafından itiraz edildiği görülmüştür. ) ...'ın SGK kayıtları alınıp incelendiğinde ............. Şti bünyesinde çalıştığı görülmüştür.

... tarafından kendisine tokat atılması nedeniyle ... hakkında şikayetçi olduğu, İstanbul CBS'nın 2019/78563 Sor nolu dosyası üzerinden yapılan soruşturma neticesinde ... hakkında kamu davası açıldığı ve yargılamanın İstanbul 47. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/657 Esas sayılı dosya üzerinden devam ettiği görülmüştür.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına ait 2020/28357 Soruşturma nolu dosya incelendiğinde, ... , ......A.Ş ve ... tarafından ... ve ... aleyhine " Müşteki ... ile şüpheli ...'in birlikte ...Limited Şirketini kurduklarını, müşterek sorumlu müdür olarak faaliyette bulunmaya başladıklarını, müşteki ve şüphelinin kurmuş olduğu ortak para hesabına müşteki ... ve ailesi tarafından 20.000.000 TL para yatırılmasına karşın şüpheli Münir'in tarafından ise yatırması gereken parayı yatırmadığını, şüphelinin bir takım taahhütlerine karşı müştekinin beraber çalışmaya devam ettiği, müşteki şüphelinin şirket adına sergilediği kötü yönetimi ve usulsüz suça konu faaliyetlerinden ötürü bu durumu ortaya çıkarabilmek adına bağımsız denetim şirketine başvurduğunu,denetim sonucu şirketin zarara uğradığının tespit edildiği, şüpheli ... tarafından bahse konu işletmeye getirilen ve kasada çalışmasına izin verilen bir şahıs olduğunu, bu şahsın da şirketten sanatçılara ödemek için aldığı ücretleri sanatçılara hiç ödemediğini herhangi bir makbuz, dekont olmadığını, şüphelilerin birlikte hareket ederek müştekileri zarara uğrattığından " bahisle şikayette bulunduğu, soruşturma neticesinde "Şüpheliler hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Genel Soruşturma Bürosu'nun 2019/95751 soruşturma sayılı dosyası üzerinden soruşturma yapıldığı ve şüpheliler hakkında Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar verildiği; dolayısıyla iş bu soruşturmanın mükerrer olduğu, şüpheliler hakkında aynı tarihli aynı eylem sebebiyle mükerrer soruşturma ve kovuşturma yapılamayacağı anlaşılmakla; şüpheliler hakkında yüklenen suçtan Kamu Adına Kovuşturmaya Yer Olmadığına," şeklinde karar verildiği görülmüştür.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına ait 2020/28351 Soruşturma nolu dosyadan yapılan soruşturma sonucunda 17/02/2020 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, incelendiğinde, şikayetsinin ..., ..., ...A.Ş olduğu, şüphelilerin ise ..., ... ve ...olduğu, şikayet dilekçesinde, ...'ın şirketten sanatçılara ödemek için aldığı ücretleri hiç ödemediği ya da farklı miktarlarda ödediğini, bu suretle şirketin zarara uğratıldığının iddia edildiği, yapılan soruşturma kapsamında tarafların birbirlerinden şikayetçi olması nedeniyle birçok dosyalarının bulunduğu, 2019/95751 Sor nolu dosyada da aynı iddiaların dile getirildiği, soruşturmanın mükerrer olduğu belirtilerek kovuşturmaya yer olmadığı şeklinde karar verildiği görülmüştür.

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı Özel Soruşturma Bürosuna ait 2019/8577 B.M nolu dosya incelendiğinde, şikayetçilerin ... ve ...ve .... A.Ş olduğu, Şikayet edilenlerin Av. ..., Av. ... ve Av ... olduğu, İstanbul Anadolu C. Başsavcılığının 2019/8577... sayılı dosyasındaki şikayet edilen ve şikayet konusu olay ile ... BM sayılı dosyasındaki şikayet edilen ve şikayete konu olayın aynı olması nedeniyle; her iki evrakın birleştirilmesine, incelemeye ...BM sayılı evrak üzerinden devam olunmasına, 2019/8577... sayılı kaydın kapatılmasına 14/11/2019 tarihinde karar verildiği,

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı Özel Soruşturma Bürosuna ait ... B.M Nolu Dosya incelendiğinde, şikayetçiler ..., ..., ...... .... A.Ş tarafından şikayet edilenler Av. ... , Av. ...ve Av. ... hakkında avukatlık görevini kötüye kullanılması nedeniyle soruşturma açıldığı, soruşturma neticesinde "Şikayet edilen Avukatlardan...'nin İstanbul .... İcra Dairesinin... Esas sayılı dosyasında alacaklı ... Teknik isimli şirketin Av. ...'in de aynı dosyada borçlu olan ... ... isimli şirketin vekili oldukları Av. ...'ın ise bu dosya ile ilgili olarak .... İcra Dairesinin ... Talimat sayılı dosyasında 29/05/2019 tarihindeki hacze yetki belgesine istinaden alacaklı vekili sıfatıyla giden avukat olduğu, şikayetçilerin ise söz konusu icra dosyasında yazılan talimata istinaden, .... İcra Dairesinin ... Talimat sayılı dosyası sebebi ile yetkilisi oldukları ...şirket adreslerinde ve evinde haciz yapıldığı iddiasında bulunan üçüncü kişi konumunda oldukları, icra dosyasında alacaklı ... Teknik firmasının vekili Av. ... ile borçlu ...'in yetkilisi olduğu ... ........ Şti'nin vekili ...'in evli oldukları,

Şikayet edilen Avukatların söz konusu icra takip dosyasındaki borçla ilgili olarak borçlu ... isimli şirketin adreslerinde haciz yapmak yerine anlaşarak ve birlikte hareket ederek şikayetçiler ve şikayetçi şirkete ait adreslerde kasten haciz yapılmasını sağlayarak görevlerini kötüye kullandıkları hususunda haklarında soruşturmayı gerektirir şüphenin oluşmadığı kanaati ile; İstanbul Barosu'na kayıtlı Av...., Av. ......, Av. ... hakkında 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 58/1 maddesi uyarınca "soruşturma İzni Verilmemesinin uygun olacağı " şeklinde karar verildiği görülmüştür.

Davalı ... vekili 28/05/2021 tarihli dilekçesi ekinde ...A.Ş ile dava dışı .......A.Ş ile yapılan sponsorluk sözleşmesini sunmuştur.

İstnabul CBS'na ait 2019/222417 Sor nolu dosyada 15/10/2020 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, incelendiğinde, şikayetçinin ..., .......... ŞTi, şüphelilerin ..., ... ve... olduğu, şikayetçinin dilekçesinde, .... ŞTi'nin faaliyet gösterdiği taşınmazın ...'in sahibi olduğu .........A.Ş ne ait olduğu ve bu taşınmazın.... Şti tarafından kira sözleşmesi gereğince kullanıldığını, .... Şti'nin darp olayı nedeniyle 01/05/2019 tarihinde fiilen kapandığını, .../ ...A.Ş tarafından ... :......... Şti ne karşı.... İcra dosyası üzerinden tahliye amacıyla icra takibi başlatıldığını, tebligatın... tarafından tebliğ alındığını ve kesinleştiğini, açılan tahliye davasından da haberleri olmadığını, ...'in mahkemeye dilekçe vererek davayı kabul ettiğini belirttiğini ve mahkemenin tahliye yönünde karar verdiğini, ...'ın bahsi geçen arazide ...A.Ş den kiraladığı yerde otopark ve vale hizmeti yaptığını, alınan beyanında çok sayıda tebligat geldiğini, söz konusu tebligatın da bunların arasında olabileceğini, mahkemenin vermiş olduğu tahliye kararına karşı yasa yolunun açık olduğu belirtilerek kovuşturmanın yer olmadığı şeklinde karar verildiği görülmüştür. Verilen karara karşı itiraz edildiği, İstanbul Sulh Ceza Hakimliğinin 2020/5203 D.iş sayılı kararı ile itirazın reddine karar verildiği ve takipsizlik kararının kesinleştiği görülmüştür.

Yargılamanın devamı sırasında temlik alan vekilince sunulan temlik sözleşmesi incelendiğinde , temlik edenin ... olduğu, temlik alanın ... olduğu belirtilerek temlik alan ... vekilince davacı sıfatıyla devam ettirilmek istenmiş ise de dava konusunun davalıların şirketi zarara uğrattığından bahisle davalılardan talep edilen tazminatın....Şti'ne ödenmesi olduğu, .......... Şti'nin yetkililerinin müştereken olmak üzere davacı ile davalı ... olduğu ve yukarıda da belirtildiği üzere mahkememizin 2019/371 Esas sayılı dosyasında yapılan yargılama sırasında ihtiyati tedbir talebinin reddi üzerine istinaf incelemesi yapan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince hem davacının hem de davalı ...'in yetkileri tamamen kaldırılarak şirkete kayyım atandığını, dolayısıyla temlik konusunda da ...'in tek başına yetkisinin bulunmadığından (tazminatın şirkete ödenmesi talep edildiğinden) temlik sözleşmesi geçerli olmadığından davaya ... vekilinin katılımı ile devam edilmiş ve söz konusu temlik sözleşmesi dikkate alınmamıştır.

Taraflarca gösterilen tanıklar mahkememizce dinlenmiştir.

Davalı Tanığı... beyanında; Dava konusu şirketin ortaklarının ... ile ... olduğunu, ... ...'in babası olduğunu, ... dava konusu ..... ... Şti'nin faaliyet gösterdiği mülkün sahibi olduğunu, şirketin eğlence , yeme içme konularında faaliyet gösterdiğini, dava konusu şirketi ... idare ettiğini, mal alımı , personel alımı, mal sevkiyatı gibi konularda ...'in yetkili olduğunu, işletme kısmını idare eden ..., finansmanı sağlayanın ise ... olduğunu, şirkette Mustafa Demir ismindeki çalışanın ...'den sonra gelen yetkili kişilerden olduğunu, ... isminde çalışanı olduğunu, ...'ın kasalara baktığını, ...'in şirketle bir bağı olmadığını, 3.şahıs olduğunu, ...'in basına da yansıdığı üzere ... isimli kişiye tokat attığını, bunu kendisi görmeden basından izlediğini, bu olayın ardından ...'in iş yerinden ayrıldığını ve bir daha gelmediğini bildiğini, ...'ın her gün ..... ... Şti'de kasa da görevli olduğunu bildiğini ancak hukuki olarak hangi şirketin elamanı olduğunu bilmesinin mümkün olmadığını, ...'in bu olayın akabinde bir daha şirkete uğramadığını, tahminince, bu nedenle şirketin zarara uğradığını, çünkü işletme konusunda bilgisi olan ... olduğunu, ..... ... Şti nin bulunduğu yerin büyük bir kompleks olduğunu ve bu kompleksteki otoparkı işleten ...... Şti'nin sahibi olduğunu , yaklaşık günün 10-15 saati orada vakit geçirdiğini ayrıca ... in sahibi olduğu ve ... .. ... Şti ye yeri kiralayan ... . Aş nin çalışanı olduğunu, ...Aş'de genel sorumlu müdür olduğunu, bu nedenlerle anlattığı hususlara vakıf olduğunu, son 1,5 yıldır ... İnşaatta sigortalı olduğunu ancak daha öncesinde de giriş çıkışlarım ve sigortalılığı olduğu şeklinde beyanda bulunmuştur.

Davalı tanığı ...... Beyanında; kendisinin güvenlik görevlilerin referansı ile işe girdiğini, kendisini ... ile soyadını hatırlamadığı oranın müdürü olan Mustafa'nın işe aldığını, diğer çalışanların da işe ... ve soyadını bilmediği .... isimli yetkili aldığını, ...'in şirkette çalışanları işe alma konusunda şimdiye kadar bir yetkisini görmediğini, aynı görevde çalışanlar bile farklı maaş aldığını, bunu defalarca iletmelerine rağmen bu konuda adeletsizlik olduğunu bildiğini, konser alanı girişinde 2 güvenlik görevlisi , müşteri olan bir bayanla münakaşaya giriştiklerini, müşteriyi darp eden erkek güvenlik görevlisi olduğunu, bu güvenlik görevlisinin daha önce de 4-5 kez müşteriler ile münakaşaya girişen bir güvenlik görevlisi olduğunu, bunu ... 'e güvenlik müdürü aracılığı ile birçok kez bildirmelerine rağmen işten alınmadığını, denetim ile ilgili olarak bir kere mali denetim yapıldığına şahit olduğunu ama detayını bilmediğini, basına yansıyan ... ile ilgili darp olayını bizzat gördüğünü , darpı gerçekleştirenin ... olduğunu, olayı yatıştırmak için sonradan davalı ...'in de geldiğini, ..., ... in arkasından , " beş para etmez adam, ihtiyar, bir boktan anlamaz" gibi konuşmalarına bizzat şahit olduğunu, bu laflar ...'in kulağına gittiğini, akabinde de basına yansıyan olay gerçekleştiğini, ... , ...'in babası olduğunu ve ..... ... Şti nin mülk sahibi olduğunu, mülkünün ..... ... şti ye kiraladığını, referansının aynı şirkette çalışan 15 güvenlik arkadaşı olduğunu, ...'ın ...'e niçin hakaret ettiğinin sebebini kendisinin de bilemeyeceğini şeklinde beyanda bulunmuştur.

Davalı tanığı.....Beyanından; Kendisi ..... ... Şti 'de 2018 yılının Mayıs ayında departman sorumlusu olarak işe girdiğini, Nisan ayındaki ... ile ilgili yaşanan olay akabinde ... tarafından telefonla aranarak işten çıkarıldığını, kendisini ...'in işe aldığını, personel alımından ...'in sorumlu olduğunu, aynı işi yapanlar arasında maaş farkının olduğunu bildiğini, maaş farkı çalışanların tecrübesinden kaynaklandığını, şubat ayında gerçekleşen güvenlik görevlisi ile bayan müşteri arasındaki darp olayını bilmediğini, şubat ayında gerçekleştiğini duyduğu olaydan sonra bir denetim yapıldığını ama detayını bilmediğini, ...'ın ..... ... şti de , konser salonunun bilet gişesinde çalıştığını, darp olayı ile ilgili basından duyduğu kadarı ile bilgisinin olduğunu, bizzat şahit olmadığını, ..... ... şti'de çalışan..., ... eşi olduğunu, orada kasiyer olduğunu, ayrıca Murat'ın kız kardeşi olan ismini hatırlamadığını, pastahane bölümünün kasiyer olduğu şeklinde beyanda bulunmuştur.

Davacı Tanığı ... Beyanında; Kendisi ...'e ait ... ... ... ... Şti nin sigortalı elamanı olduğunu ancak ihtiyaç duyulduğunda ara sıra ... ..... ... Şti'ye de giderek çalıştığını, ... ... de konser bilet satışları ile daha doğrusu konser organizasyonu işi ile ilgilendiğini, ... durup dururken kendisini ayağa kalkmadığı için dövdüğünü, o sırada oğlu ... de babasının yanında olduğunu, müdahale etmediğini, konsere katılan sanatçılara yapılacak ödemeleri, ... tarafıma elden verdiğini ve kendisi ilgili sanatçılara ödediğini, bu konuda aralarında uyuşmazlık olmadığını, para alış verişine ilişkin yazılı olarak belge düzenlendiğini, şirket paralarını, şirket hesabına aktarılıp aktarılmadığını bilmediğini, sponsorluk sözleşmeleri ... adına yapılmasına rağmen sponsorluk ödemeleri ... ..... Aş nin resmi hesabından yatırıldığını, dayak olayından önce ... ile aralarında herhangi bir husumet olmadığını, ... ... üzerinde bulunduğu arsanın ...'e ait olduğunu, ... geldiğinde ayağa kalmadığı için kendisini darp ettiğini, oranın patronu olarak kendisini gördüğü için ayağa kalkmadığı için kendisini dövdüğünü, ... ile ... İnş arasında sporsorluk sözleşmelerinden kaynaklanan alacak verecek iş hesapları olduğunu, ... ... isimli mekandan ... , dayak olayından sonra kendisinin ve personelin can güvenliğinin olmaması nedeni ile ayrıldığını, ... ... ye tüm ticari defter ve kayıtları ... ve ekibi tarafından tutulduğunu, mevcut ticari ilişki de ..., ... ve ...'in sıfatları, sorusuna cavaben , resmiyette ... ve ... şirket ortağı ve yetkilisi iken ... görülmeyen esas ortak vasfında olduğunu, hemen hemen herşey ... Şekerin onayından geçtiğini, şirkete ait paralar şirketin kasasına konulduğunu, kasanın sorumlusu olduğunu, akşam olunca da ... yada ... tarafından kasadan paraların alındığını, ertesi günde muhasebeye teslim edildiğini, olay gecesinde savcılığa şikayet edildiğini, süreç uzayıp dava açılmayınca da kendileri sosyal medyaya verdiklerini şeklinde beyanda bulunmuştur.

Davacı tanığı ... Beyanında; kendisi ... .. ... Şti'de işletme müdürü olduğunu, restoran kısmına baktığını, ...'ın darp edildiği gece kendisinin de orada olduğunu ancak olayı görmediğini, şirket paralarının şirket hesabına aktarılmadığı konusunda bir bilgisi olmadığını, sporsorluk sözleşmesi ve buradan elde edilen paraların nereye aktarıldığı ile ilgili bir bilgisi olmadığını, ...'ın oturduğu yere giden yerde kendisinin çalıştığı yer yolu üzerinde olduğunu, darp olayı yaşanmadan önce kendisinin önünden ...'in bir hışımla gittiği gördüğünü, darp olayını görmediğini, daha sonra duyduğunu, ..... ... Şti nin mali işlerinden .... ... ve soyadını bilmediği ..... hanım'ın sorumlu olduğunu, .... ... , ...'in kızı olduğunu, dava konusu işletmede ... 'in patron konumunda olduğunu, son sözü onun söylediği şeklinde beyanda bulunmuştur.

Davalı tanığı ...beyanında; kendisinin ..... ... Şti de işletme müdür yardımcısı olduğunu, ..., basına yansıyan ...'a darp olayından 2 gün sonra kendisine tokat attığını, kendisi bundan dolayı ... hakkında İstanbul CBS şikayet ettiğini, 47 Asliye Ceza Mahkemesine de dava açıldığını, sorulan sorular ile ilgili kendisinin bir bilgisi olmadığını, ayrıca ... ile aralarıda husumet bulunması nedeni ile tanıklık yapmak istemediğini beyan etmiştir.

İstanbul .... İcra Müdürlüğüne ait... ESAS sayılı dosya incelendiğinde, ... ... .... Şti tarafından ... ... ... ... Şti aleyhine 3.507.000,00 TL bedelli, 13/08/2018 tanzim tarihli 19/02/2019 vade tarihli bonoya dayalı, 3.500.000,00 TL bono bedeli, 108.452,05 TL işlemiş faiz, 7.000,00 TL bono komisyonu olmak üzere toplam 3.615.452,05 TL belli kambiyo senetlerine dayalı ilamsız icra takibi başlatıldığı görülmüştür.

Mahkememizce ... .... Şti ve dava dışı ...A.Ş'nin ticari defter ve belgelerinin HMK 218 . Maddesi gereğince yerinde incelenerek davalıların .... Şti'yi zarara uğratıp uğratmadıkları konusunda rapor tanzim edilmesi istenilmiştir.

12/04/2022 tarihli bilirkişi raporunda; "Dava dosyası, dosyaya sunulan bilgi ve belgeler ile dava konusu şirketin ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucu, Dava konusu ...Limited Şirketinin ibraz olunan ticari defterlerinin açılış ve kapanış noter tasdiklerinin tam olduğu, ticari defterlerinin de sahibi lehinde delil vasfına haiz olduğu, Dava konusu ...Limited Şirketinin, Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinin 03.07.2018 tarihli ... sayılı nüshasının 210, 211 ve 212. Sayfasında ilan olunan ana sözleşmesinin “Şirketin İdaresi” başlıklı 7. Maddesine göre aksi karar alınıncaya kadar Davacı .... ... ile davalı ... şirketi müştereken temsile yetkili oldukları, Şirket müdürlerinin yetki ve sorumluluklarına dair, 6102 sayılı TTK'nın 367, 371 ve 629. maddeleri mucibince tescil ve ilan olunmuş bir iç yönerge olmadığı, Bu itibarla her iki ortak/'müdür şirketin bilcümle iş ve işlemlerinden birlikte, müşterek ve müterafik olarak sorumlu olduğu, ...'in şirket müdürü olarak ... isimli şahsa yapılan şiddet eylemini tasvip ettiği desteklediği ya da açıkça rıza gösterdiği yönünden dosyaya ilgi belge ve tanık ifadeleri yönünden bir kanaat edinilememiş olup, şirketin spontane gelişen bu eylem nedeniyle sorumluluğuna ve bu eylem nedeniyle somut olarak doğrudan doğruya bu olaydan kaynaklı zarar oluştuğuna dair kanaat edinilemediği, şiddet eylemi ile dava konusu şirketin mali verileri arasında anlamlı bir bağlantı kurulamadığı, ... - ... ortak TR......IBAN numaralı hesaba yatan tutarların 13.409.000,00TL'lik kısmının ... ve ... tarafından yatırıldığı, 1.280.000,00TL'nin ise ... ve Yetkilisi olduğu ... ... .... Şti tarafından yatırıldığı, hesap hareketlerinde kimin tarafından yatırıldığı noktasında açıklık olmayan 3.507.549,00TL'nin ise eşit olarak dağıtılarak yarısının ... diğer yarısının da ... tarafından yatırıldığının kabulü ile 15.162.775,50TL'nin ... 3.033.774,50TL'nin ... tarafından yatırıldığı, ... Şirketi, ...A.Ş ve...A.Ş arasındaki 01.06.2018 tarihli “MİKTARLI TAAHHÜTLÜ SATIŞ SÖZLEŞMESİ” kapsamında...A.Ş adına ürün satışı ve tesliminin...A.Ş'nin bölge bayisi olan ... şirketi tarafından yapılacağı kararlaştırılmış olup, ... Şirketinin söz konusu promosyon ve sponsorluk bedellerini, ... şirketine ciro primi faturası keserek bedelsiz almak ve bedelsiz olarak bir kısım (bardak, masa vb.) malzeme almak suretiyle tahsil ettiği anlaşıldığı, ... Şirketinin malen tahsil ettiği tutarlar toplamı 4.507.152,52TL'si ciro primi ve katkı payı 486.323,10TL'si demirbaş ve malzeme olmak üzere toplam 4.993.475,62TL olduğu tespit edildiği, ... şirketinin ticari defterlerindeki verilere göre, dava dışı ...A.Ş ile ... Şirketi arasında işyeri kirası, Alkollü İçki satışı kapsamında ticari ilişki olduğu dava tarihi itibariyle kaydi olarak 1.592.040,854TL dava dışı ...A.Ş'nin ... şirketinden alacaklı olduğu buna mukabil davacının yöneticisi olduğu dava dışı ... ... .... Şti. ile ... Şirketi arasında da Alkollü İçki satışı kapsamında ticari ilişki olduğu dava tarihi itibariyle kaydi olarak 455.906,51TL dava dışı ... ... .... Şti'nin ... şirketine borçlu olduğu, Davalı ... 151.746,39TL ... Şirketinden alacaklı olduğu, buna mukabil davacı ...'in 406.733,01TL ... Şirketine borçlu olduğu, Davalı ...'in müşteki olduğu, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na yaptığı şikayet kapsamında alınan ve Bilirkişi S.M.M.M ... tarafından tanzim olunan 01.11.2019 tarihli raporda da tespit olunduğu üzere, dosyaya sunulu bilgi ve belgelere göre Davacının yetkilisi olduğu ... ... ....Şti'nin çalışanı ...'a Konser ve etkinliklerde sahne alan muhtelif sanatçı ve müzik gruplarına ödenmesi gereken tutarların ...'ın elden ve nakden teslim edildiği ve bu bedellerin ödenip ödenmediği ve ödeme makbuzlarını şirkete getirilmediği, İstanbul Cumhuriyet Savcılığı tarafından alınan bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere ...'ın elden aldığı ve şirket defterlerine kaydedilmeyen tutarların 876.891,00TL olduğu, Bu nedenle, kasa hesabından 331 ortaklara borçlar hesabına borç kaydedilen ve hatta Davalı ... tarafından Bankaya yatırılan 159.450,00TL tutarın da 2292 yevmiye maddesi ile kasadan yatırılmış gibi gösterilerek kasa bakiyesinin düşürülmeye çalışıldığı izlenimine varıldığı,

Dava dışı ...'a şirket müdürü ...'in babası olan ... tarafından gerçekleştirilen şiddet içerikli davranışın, TTK m. 553 kapsamında şirket müdürü ...'in sorumluluğunu doğurmayacağı, zira hukuka aykırı davranışın şirket müdürü ... tarafından gerçekleştirilmediği ve aniden meydana gelmesinden hareketle TTK m. 553/3 kapsamında değerlendirilebileceği; ayrıca işbu raporun mali incelemeleri kapsamında ortaya konulan “Mali açıdan şirketin faaliyetinin sonlandırılması ile söz konusu şiddet eylemi ve bu eylemlerin mali sonuçları arasında somut ve anlamlı bir bağlantı kurulamamıştır.” yönündeki değerlendirmeden yola çıkılarak uygun illiyet bağının da bulunmadığı; şirket müdürü ...'in babası ... açısından ise, adı geçen düzenleme sadece lafzi bağlamda değerlendirilecek olursa kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurlarının sorumluluğuna özgülendiğinden bu yönde Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2018/3793 E., 2019/6890 K. sayılı ve 06.11.2019 tarihli kararı uygulama alanı bulmadığı, ayrıca mali açıdan uygun illiyet bağı bulunmadığı yönünde görüş bildirildiğinden ... için de sorumluluğun doğmayacağı; Sayın Mahkeme'nin ...'in fiili organ olduğu yönünde görüş ortaya koyması durumunda ise, mali açıdan uygun illiyet bağı kurulamadığından sorumluluğun doğmadığı, Uyuşmazlık konusu (iç denetim ve kontrol sisteminin oluşturulması için hazırlanmış olan) denetim raporunun hazırlatılması dava dışı ...Şirketi'nin zararını (“Mali Değerlendirmeler” kısmı dâhilinde, Uyuşmazlık konusu denetim raporuna ilişkin olarak “şirketin incelenen ticari defter ve banka kayıtlarına göre davalının şirkete herhangi bir mali yük getirdiğine dair bir veri elde edilememiştir.” açıklaması yapılmıştır) meydana getirmediği (ayrıca uygulama dahilinde de değerlendirdiğinde Mali açıdan bu husus bir kusur teşkil etmemektedir.) bu bağlamda TTK m. 553 uyarınca şirket müdürü ...'in sorumluluğunun doğmayacağı; keza şirket müdürü ...'in babası ... açısından TTK m. 553 hükmünün uygulanması, adı geçen düzenleme sadece lafzi açıdan değerlendirildiğinde kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurlarının sorumluluğuna özgülendiğinden, mümkün olmadığı (bu yönde Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2018/3793 E., 2019/6890 K. sayılı ve 06.11.2019 tarihli kararı) Sayın Mahkeme'nin ...'in fiili organ olduğu yönünde görüş ortaya koyması durumunda ise, ... açısından açıklanan hususların ... için de geçerli olduğu, bu bağlamda sorumluluğun gündeme gelmeyeceği Sonuç ve kanaatine varılmıştır." denildiği görülmüştür. TTK 553. Maddesinde "Kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla[1] ihlâl ettikleri takdirde, [2] hem şirkete hem paysahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar. Kanundan veya esas sözleşmeden doğan bir görevi veya yetkiyi, kanuna dayanarak, başkasına devreden organlar veya kişiler, bu görev ve yetkileri devralan kişilerin seçiminde makul derecede özen göstermediklerinin ispat edilmesi hâli hariç, bu kişilerin fiil ve kararlarından sorumlu olmazlar.

Hiç kimse kontrolü dışında kalan, kanuna veya esas sözleşmeye aykırılıklar veya yolsuzluklar sebebiyle sorumlu tutulamaz; bu sorumlu olmama durumu gözetim ve özen yükümü gerekçe gösterilerek geçersiz kılınamaz." denilmektedir. Zarara uğratıldığı iddia edilen.... Şti iki ortaklı olup, ortakları ... ve ...'dir. Şirketin yetkisi ise müştereken olmak kaydı ile bu iki ortağa aittir. Taraflara ait dava dilekçesi ve cevap dilekçeleri birlikte değerlendirildiğinde ... kendine ait olan ... markasını koyarak söz konusu şirket bünyesinde işletime açıldığı, .... Şti'nin faaliyet gösterdiği gayrimenkulün ise diğer ortak ...'in babası olan ...'e ait ... ........A.Ş'nin mülkiyetinde olduğu, .... ŞTi'nin söz konusu gayrimenkule ... .......A.Ş'den kiraladığı anlaşılmaktadır. Davacının ...'in ortağı ve yetkilisi olan dava dışı ...........Şti'nin sigortalı çalışanı olan ...'ın, .... Şti'de çalıştırıldığı, iddiaya göre de sanatçılara ve menajerlere ödeme yapılması için ...'a bir miktar para verildiği, davalı taraf iddiasına göre ...'ın yapmış olduğu ödemelerle ilgili makbuz vs almadığı iddia edilmektedir. Davalı ...'in babasının , ...'a tokat atması üzerine taraflar arasındaki uyuşmazlığın şiddetli bir şekilde ortaya çıktığı ve devam ettiği, ...'ın twitter hesabından yaşanan olayların ... ile ilgilisinin olmadığı, malsahibi ... ...'ın malsahibinden kaynaklı olduğunun bildirildiği, davacı ...'in sahibi olduğu ...'in twitter hesabından ise 30/05/2019 tarihinde yapılan açıklamada söz konusu yaşanan olay nedeniyle ... ekibi olarak mekandan markanın çekildiğini ve alandan ayrıldıklarını bildirdiği, davacı vekilinin dilekçelerinde, .... Şti'nin en önemli unsurunun ... markası olduğu, bu markanın tanınırlığından dolayı.... Şti'nin müşteri potansiyeli kazandığı ileri sürülmüş olup, .... Şti'nin temsilcisi olmayan ...'in yine.... Şti'nin çalışanı olmayıp , ............ Şti'nin çalışanı olan ...'a karşı girişmiş olduğu darp olayı nedeniyle, ... hakkında bu darp nedeniyle başlatılan savcılık soruşturması ve akabinde açılan Asliye Ceza Mahkemesine ait dosya olmasına rağmen , söz konusu dosyaların neticelenmesi beklenilmeden , davacının .... Şti'nin en önemli unsuru olduğunu belirttiği ... markasını işletmeden çekerek ayrıldıklarını kamuoyuna duyurması nedeniyle bu aşamadan itibaren şirketin işleyişinin sekteye uğradığı hatta taraf beyanlarına göre bir nevi kapanmaya gittiği anlaşılmıştır. Taraflar arasında darp olayından sonra çok sayıda çeşitli hususlarda soruşturma dosyaları açılmış olup, davalı taraf iddiasına göre, davacı ...'in ... Şirketi ile kendine ait ... arasında muvazaalı alacak borç ilişkisi yarattığı ve takip başlattığı iddia etmiş olup bu takip neticesinde .... Ştide fiili hacizler yapıldığı, icra dosyasından gönderilen ödeme emrine yetkinin müşterek kullanılmasına rağmen sadece ...'in itiraz ettiği, diğer müşterek yetkili temsilci olan ...'in itiraza onay vermediği, alacaklı ... şirket ile ...'in sahibi olduğu borçlu ............. ŞTi'nin avukatlarının nizalı bir durum olmasına rağmen karı koca oldukları bu hususta da avukatlar hakkında soruşturma yürütüldüğü, alınan rapor , toplanan tüm deliller itibariyle, şirketi kusuruyla zarara uğrattığı iddiası TTK hükümlerine göre iddia eden tarafından dolayısıyla davacı tarafından ispatı gerektiğinden, davalı ...'in şirketi zarara uğrattığına ilişkin dosyada herhangi bir delil olmadığı, babası ...'in yapmış olduğu darp eyleminden ...'in sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı, yapılan bilirkişi incelemesinde de ...'in şirketi zarara uğrattığına dair herhangi bir hususun saptanamadığı, ...'in ise söz konusu şirketin yetkili temsilcisi olmadığı, dolayısıyla burada şirket yöneticisinin şirketi zarara uğratma durumunun söz konusu olmadığı, açılan davanın da darp olayı nedeniyle şirket itibarını zarara uğrattığı itibariyle manevi tazminat davası olmadığı dikkate alındığından, TTK 553. Maddesi hükmü lafzi açıdan kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurlarının sorumluluğunu düzenlediğinden ...'in de bu vasıfları taşımaması nedeniyle " gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Yapılan yargılamada dosyaya sunulan beyanları dahi incelenmeden ve bilirkişi raporundaki çelişkiler giderilmeden eksik ve özensiz inceleme ile davanın reddine karar verildiğini, dava dilekçesinin konusunda da görüldüğü üzere, herhangi bir maddi/manevi tazminat ayırımı yapılmamış olup belirsiz alacak davası niteliğinde tazminat davası açıldığını, yaşanan yüz kızartıcı hukuki süreçler ve bu süreçlerin medyaya yansıması sonucu manevi zararlarının oluştuğunu, şirketin müşteri kitlesinde azalma olduğunu, şirket kasasına da zararın yansıdığını, uzun süre sosyal medyada haber sitelerinde yaşanan talihsiz darp olayının yer aldığını, şirket itibarının zarar gördüğünü, ilgili eylemin kamuoyuna yansıdığını, birçok platformda gündem haline geldiğini, bu hali ile işletmenin müşteri kaybettiğini ve hatta bu hususun bir şubenin kapanışına neden olduğunu, hal böyle iken; bu hususun zarar oluşturmamasının, mali veriler ile anlamlı bir bağlantı kurulamamasının söz konusu olamayacağını, ayrı bir manevi tazminat davası açmanın usul ekonomisi ilkesine aykırı olacağını, derdest davada tüm tazminat kalemlerinin ileri sürüldüğünü, şirket yetkilileri %50 olarak müvekkili ... ve davalı ... olsa da diğer davalı ... .....in, ...'in babası olduğunu, fiilen şirket yönetiminde yer alıp söz hakkı sahibi olduğunu, ..., şirketin iç huzurunu bozan babasına herhangi bir müdahalede bulunmadığını, olaya ait görüntülerde, davalının orada olduğu ve babasına müdahale etmediğinin de açıkça görüldüğünü, olay ile mali yönden illiyet bağının bulunduğunu, bilirkişice, takipsizlik kararı verilen dosyadaki raporların hukuk dosyasına dayanak yapıldığını, salt olarak karşı yanın beyanlarına itibar edildiğini, bilirkişi tarafından eksik inceleme yapıldığını, bilhassa sponsorluk sözleşmeleri yönünden şirkete ait gelirlerin ...A.Ş. uhdesinde tutulduğunu, bu noktada ...A.Ş.'nin ticari defter ve kayıtlarında yapılacak inceleme ile bu durumun açıkça ortaya konulacağı bildirilmiş olunmasına karşın raporda inceleme ve belgeler başlığı altında incelemesi yapılan donelerde ...A.Ş.'nin ticari defter ve kayıtlarının yer almadığı ve davaya konu şirketin tarafı bulunduğu icra dosyalarına yer verilmeyerek bu hususta bir tespit yapılmadığının açık olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne, karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE

Dava, TTK'nın 644. maddesi yollamasıyla 555. maddesi uyarınca limited şirket yöneticisinin hukuki sorumluluğuna ilişkin tazminat ile limited yöneticisi olmayan davalıdan tazminat istemlerine ilişkindir.

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine, karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.

TTK 644/1-a maddesi atfı nedeniyle limited şirketler yönünden de uygulanması gereken anonim şirket yönetim kurulu üyelerinin ve yöneticilerin sorumluluğuna ilişkin TTK'nın 553/1. maddesi uyarınca, şirket yöneticileri yasadan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumludur. TTK'nın 553-555 maddeleri gereğince, şirket alacaklıları ve pay sahiplerinin şirket yöneticileri hakkında sorumluluk davası açmaları imkanı mevcuttur.

Müdürün, ortaklığın mal varlığını azaltan veya kötüleştiren yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların da dolaylı zarar görmesine yol açar. Başka bir anlatımla, ortaklığın doğrudan doğruya zarar görmesi, ortakların ve alacaklıların dolaylı zararı olarak sonuç doğurur. Söz konusu davanın açılıp görülebilmesi için, oluştuğu iddia olunan zararın doğrudan ya da dolaylı zarar niteliğinde olup olmadığının tespiti gerekmektedir. Şirket ortağı veya alacaklısı konumunda olan kişilerin sorumluluk davası yolu ile kendileri adına istemde bulunabilmelerinin koşulu, oluştuğu ileri sürülen zararın, doğrudan zarar niteliğinde olmasıdır.

Şirket yöneticilerinin, şirketin almış olduğu borcu ya da başkaca edim yükümlülüklerini yerine getirmemek amacıyla şirketi atıl kılarak acz içine düşürmeleri hali, üçüncü kişiler yönünden doğrudan zarar niteliğinde olup, bunun dışında kalan ve dolaylı zarar olarak nitelendirilebilecek hususlarda ortakların veya alacaklıların, ancak yöneticilerin ödeyeceği tazminatın şirkete verilmesi yönünde istemde bulunmaları mümkündür. Ortaklar veya alacaklılar tarafından tazminatın şirkete ödenmesi istemiyle açılacak davalarda ortaklar kurulu kararı alınması şart değildir.

İlk derece mahkemesince gerek hükme esas alınan bilirkişi raporu içeriği gerekse sunulu deliller ışığında davalı yöneticinin dava dışı şirketin mal varlığını azaltan veya kötüleştiren ya da doğrudan zarar görmesine yol açacak herhangi bir eylem veya işleminin tespit edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.

16.03.2022 tarihli kayyım raporunda; dava dışı şirketin 31.12.2021 tarihi itibarıyla özkaynaklarının -218.413,32 TL. olduğu, diğer bir deyimle şirketin borca batık (münfesih durumda) olduğu, şirketin yasal defterlerinde yer alan bilgilere göre, HMK 293 çerçevesinde düzenlenen 31.12.2019 tarihli mali mütalaa alındığı, şirketin Vergi Dairesine ve Sosyal Güvenlik Kurumuna olan vergi ve SSK borçları yapılandırılmış olup ödeme listelerinin taraflara ibraz edildiği, şirketçe Mahkemeye başvurduktan sonra verilmeyen beyannameler olduğundan davacı ve davalı yanın talebine istinaden matrah artırımı yapıldığı ve ödeme listelerinin taraflara ibraz edildiği, şirketin ... Bankası'na ait kredi kartı borcunun yapılandırıldığı, davacı tarafından taksitlerin ödendiği ve bu ödemelerin şirket kayıtlarına işlendiği, şirketin ...A.Ş. ait kredi kartı ve KMH hesabı borcunun yapılandırıldığı, davacı tarafından taksitlerin ödendiği ve bu ödemelerin şirket kayıtlarına işlendiği, şirketin ödenmiş sermayesi bulunmadığı, konuyla ilgili olarak hissedarlara ihtarname gönderildiği, müteakiben hissedarların şirketten sermaye taahhütlerinden çok daha fazla alacaklı olduklarını beyan ettikleri, bu itibarla, şirketin hissedarlara olan borç tutarı ile ödenmemiş sermayenin tespiti gerektiği, izlenecek hukuki prosedür ve bu bağlamda yapılacak işlemlerin söz konusu tespitin neticesinde belirleneceği belirtilmiştir.

12.04.2022 tarihli bilirkişi raporunda; dava dosyası, dosyaya sunulan bilgi ve belgeler ile dava konusu şirketin ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucu, dava konusu ...Limited Şirketinin ibraz olunan ticari defterlerinin açılış ve kapanış noter tasdiklerinin tam olduğu, ticari defterlerinin de sahibi lehinde delil vasfına haiz olduğu, dava konusu ...Limited Şirketinin, Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinin 03.07.2018 tarihli ... sayılı nüshasının ..., ... ve ....Sayfasında ilan olunan ana sözleşmesinin “Şirketin İdaresi” başlıklı 7. Maddesine göre aksi karar alınıncaya kadar Davacı ... ile davalı ... şirketi müştereken temsile yetkili oldukları, şirket müdürlerinin yetki ve sorumluluklarına dair, 6102 sayılı TTK'nın 367, 371 ve 629. maddeleri mucibince tescil ve ilan olunmuş bir iç yönerge olmadığı, bu itibarla her iki ortak/'müdür şirketin bilcümle iş ve işlemlerinden birlikte, müşterek ve müterafik olarak sorumlu olduğu, davacı tarafın dava dilekçesinde olmamasına karşın, ön inceleme duruşma tutanağına geçen beyanları ve sonradan sunulan beyan dilekçesinde davacı asil olarak da tazminat taleplerinin olduğu, ancak dosyaya sunulu bilgi ve belgeler kapsamında davacı asilin kişisel zararının mahiyeti ve miktarına ilişkin açıklık olmadığı ve dayanak bilgi ve belge sunulmadığı, ...'in şirket müdürü olarak ... isimli şahsa yapılan şiddet eylemini tasvip ettiği desteklediği ya da açıkça rıza gösterdiği yönünden dosyaya sunulu bilgi belge ve tanık ifadeleri yönünden bir kanaat edinilememiş olup, şirket müdürünün spontane gelişen bu eylem nedeniyle sorumluluğuna ve bu eylem nedeniyle somut olarak doğrudan doğruya bu olaydan kaynaklı zarar oluştuğuna dair kanaat edinilemediği, şiddet eylemi ile dava konusu şirketin mali verileri arasında anlamlı bir bağlantı kurulamadığı, ... - ... ortak TR....... IBAN numaralı hesaba yatan tutarların 13.409.000,00TL'lik kısmının ... ve ... tarafından yatırıldığı, 1.280.000,00TL'nin ise ... ve yetkilisi olduğu ... ... .... Şti tarafından yatırıldığı, hesap hareketlerinde kimin tarafından yatırıldığı noktasında açıklık olmayan 3.507.549,00TL'nin ise eşit olarak dağıtılarak yarısının ... diğer yarısının da ... tarafından yatırıldığının kabulü ile 15.162.775,50TL'nin ... 3.033.774,50TL'nin ... tarafından yatırıldığı, ... Şirketi, ...A.Ş ve...AŞ. arasındaki 01.06.2018 tarihli “miktarlı taahhütlü satış sözleşmesi” kapsamında...A.Ş adına ürün satışı ve tesliminin...A.Ş'nin bölge bayisi olan ... şirketi tarafından yapılacağı kararlaştırılmış olup, ... Şirketinin söz konusu promosyon ve sponsorluk bedellerini Demtur şirketine ciro prim faturası keserek bedelsiz ürün almak ve bedelsiz olarak bir kısım (bardak, masa vb.) malzeme almak suretiyle tahsil ettiğinin anlaşıldığı, ... Şirketinin malen tahsil ettiği tutarlar toplamının 4.507.152,52TL’si

ciro primi ve katkı payı 486.323,10TL’si demirbaş ve malzeme olmak üzere toplam 4.993.475,62TL olduğu tespit edildiği, ... şirketinin ticari defterlerindeki verilere göre, dava dışı ...A.Ş ile ... Şirketi arasında işyeri kirası, alkollü içki satışı kapsamında ticari ilişki olduğu, dava tarihi itibariyle kaydi olarak 1.592.040,854TL dava dışı ... ... AŞ’nin ... şirketinden alacaklı olduğu, buna mukabil davacının yöneticisi olduğu dava dışı ... ... .... Şti. ile ... Şirketi arasında da alkollü içki satışı kapsamında ticari ilişki olduğu, dava tarihi itibariyle kaydi olarak 455.906,51TL dava dışı ... ... .... Şti’nin ... şirketine borçlu olduğu, davalı ... 151.746,39TL ... Şirketinden alacaklı olduğu, buna mukabil davacı ...’in 406.733,01TL ... Şirketine borçlu olduğu, davalı ...’in müşteki olduğu, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na yaptığı şikayet kapsamında alınan ve bilirkişi S.M.M.M ... tarafından tanzim olunan 01.11.2019 tarihli raporda da tespit olunduğu üzere, dosyaya sunulu bilgi ve belgelere göre davacının yetkilisi olduğu ... ... ....Şti’nin çalışanı ...’a konser ve etkinliklerde sahne alan muhtelif sanatçı ve müzik gruplarına ödenmesi gereken tutarların ...’ın elden ve nakden teslim edildiği ve bu bedellerin ödenip ödenmediği ve ödeme makbuzlarını şirkete getirilmediği, İstanbul Cumhuriyet Savcılığı tarafından alınan bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere ...’ın elden aldığı ve şirket defterlerine kaydedilmeyen tutarların 876.891,00TL olduğu, bu nedenle, kasa hesabından 331 ortaklara borçlar hesabına borç kaydedilen ve hatta davalı ... tarafından bankaya yatırılan 159.450,00TL tutarın da 2292 yevmiye maddesi ile kasadan yatırılmış gibi gösterilerek kasa bakiyesinin düşürülmeye çalışıldığı izlenimine varıldığı, davacının talebinin kendisinin dolaylı, dava dışı ... ... .... Şirketi’nin doğrudan zararına dayandığı, bu bağlamda talebin, tazminatın dava dışı limited şirkete ödenmesi olarak değerlendirilmesi gerektiği, bu noktada davacı vekilinin 11.02.2021 tarihli 2. celsede yapmış olduğu açıklamanın Mahkemenin takdirinde olduğu, dava dışı ...’a şirket müdürü ...’in babası olan ... tarafından gerçekleştirilen şiddet içerikli davranışın, TTK m. 553 kapsamında şirket müdürü ...’in sorumluluğunu doğurmayacağı, zira hukuka aykırı davranışın şirket müdürü ... tarafından gerçekleştirilmediği ve aniden meydana gelmesinden hareketle TTK m. 553/3 kapsamında değerlendirilebileceği; ayrıca işbu raporun mali incelemeleri kapsamında ortaya konulan “Mali açıdan şirketin faaliyetinin sonlandırılması ile söz konusu şiddet eylemi ve bu eylemlerin mali sonuçları arasında somut ve anlamlı bir bağlantı kurulamamıştır.” yönündeki değerlendirmeden yola çıkılarak uygun illiyet bağının da bulunmadığı; şirket müdürü ...’in babası ... açısından ise, adı geçen düzenleme sadece lafzî bağlamda değerlendirilecek olursa kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurlarının sorumluluğuna özgülendiğinden -bu yönde Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 2018/3793 E., 2019/6890 K. sayılı ve 06.11.2019 tarihli kararı- uygulama alanı bulmadığı, ayrıca mali açıdan uygun illiyet bağı bulunmadığı yönünde görüş bildirildiğinden ... için de sorumluluğun doğmayacağı;

Sayın Mahkeme’nin ...’in fiili organ olduğu yönünde görüş ortaya koyması durumunda ise, mali açıdan uygun illiyet bağı kurulamadığından sorumluluğun

doğmadığı, uyuşmazlık konusu (iç denetim ve kontrol sisteminin oluşturulması için hazırlanmış olan) denetim raporunun hazırlatılması dava dışı ... ... ... Şirketi’nin zararını (“Mali Değerlendirmeler” kısmı dâhilinde, uyuşmazlık konusu denetim raporuna ilişkin olarak “şirketin incelenen ticari defter ve banka kayıtlarına göre davalının şirkete herhangi bir mali yük getirdiğine dair bir veri elde edilememiştir.” açıklaması yapılmıştır) meydana getirmediği (ayrıca uygulama dahilinde de değerlendirdiğinde mali açıdan bu husus bir kusur teşkil etmemektedir.) bu bağlamda TTK m. 553 uyarınca şirket müdürü ...’in sorumluluğunun doğmayacağı; keza şirket müdürü ...’in babası ... açısından TTK m. 553 hükmünün uygulanması, adı geçen düzenleme sadece lafzî açıdan değerlendirildiğinde kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurlarının sorumluluğuna özgülendiğinden, mümkün olmadığı (bu yönde Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 2018/3793 E., 2019/6890 K. sayılı ve 06.11.2019 tarihli kararı) Sayın Mahkeme’nin ...’in fiili organ olduğu yönünde görüş ortaya koyması durumunda ise, ... açısından açıklanan hususların ... ... için de geçerli olduğu, bu bağlamda sorumluluğun gündeme gelmeyeceği sonuç ve kanaatine varılmıştır.

Sorumluluk davasının şartları olan zarar, illiyet bağı, kusur ve kanuna veya sözleşmeye aykırılık unsurlarının kümülatif olarak bir arada bulunması ve bunlardan kusur dışındaki unsurların varlığının davacı tarafından ispatlanması gerektir. Mahkemece, ticari defterler üzerinde bilirkişi aracılığı ile inceleme yapıldığı, yapılan inceleme sonunda alınan bilirkişi raporunda, defter kayıtlarında davacının iddialarını kanıtlayacak kayda rastlanmadığı, dava dışı ...’a şirket müdürü ...’in babası olan ... tarafından gerçekleştirilen şiddet içerikli davranışın, TTK m. 553 kapsamında şirket müdürü ...’in sorumluluğunu doğurmayacağı, davalı müdürün şahsında gerçekleşen bir olayın bulunmadığı, savcılık dosyasına konu eylemin ... tarafından gerçekleştirilmediği, ayrıca mali açıdan şirketin faaliyetinin sonlandırılması ile söz konusu eylemi ve bu eylemlerin mali sonuçları arasında somut ve anlamlı bir bağlantı kurulamadığının bilirkişi raporuyla da tespit edildiği, diğer bir anlatımla illiyet bağının bulunmadığı; ...’in fiili organ olduğu yönünde herhangi bir delil sunulmadığı, denetim raporu düzenlenmesinin “şirketin incelenen ticari defter ve banka kayıtlarına göre davalının şirkete herhangi bir mali yük getirdiğine dair bir veri elde edilememiştir.” tespiti karşısında kusur olarak da değerlendirilemeyeceği, TTK m. 553 uyarınca sorumluluğun doğabilmesi için yönetim kurulu üyelerinin ve yöneticilerin kanun veya esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini ihlal etmiş olmaları gerekmekte olup, davalı ... yöneticisi olduğu şirketi yönetirken kanuna veya esas sözleşmeye aykırı davrandığına ve böylece şirketi zarara uğrattığına dair somut bir olgunun bulunmadığı anlaşılmakla mahkemece davanın reddine dair verilen kararda isabetsizlik görülmemiştir.

Buna göre, mahkemece davalı ... yönünden davanın reddi usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin eksik inceleme sonucu alınan bilirkişi raporu içeriği dikkate alınarak hüküm kurulduğu, yönündeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiş ve davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.

TTK 553. maddesine göre, yönetim kurulu üyeleri ve yöneticilerin kanun ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerine aykırı olarak kusurlu fiil ve işlemleri sonucunda şirketin doğrudan uğradığı zarar sebebiyle, hem şirkete hem de pay sahiplerine karşı zarardan sorumludurlar. Bu madde de sayılan kişiler dışında bir başka kişi tarafından şirketin doğrudan zarara uğratılması halinde ise, bu kişilere karşı yalnızca şirketin kendisi haksız fiil veya sözleşme ilişkisi çerçevesinde dava açabilecektir.

Bu durum taraf sıfatı ile ilgilidir. Bir hakkı dava etme yetkisi kural olarak hak sahibine aittir. Davacı, davalı ... yönünden TK'nın 553 vd. maddeleri uyarınca yönetici sorumluluğu hükümlerine göre dava açmak konusunda aktif husumet ehliyetine sahip ise de diğer davalının haksız eylemleri ile dava dışı şirketin uğradığı zararın tespiti ile bunun davalı ... tarafından dava dışı şirkete ödenmesini talep etme konusunda aktif husumet ehliyeti yoktur. Bilirkişilerce dava dışı şirketler arasında tüzel kişilik perdesinin aralanmasını gerektirecek bir bağın mevcut olduğuna dair bir sonuca varılmadığı gibi davalı ... ... fiili organ olduğuna dair herhangi bir delil de sunulmamıştır. ... şirketinin ticari defterlerindeki verilere göre, dava dışı ...A.Ş ile ... Şirketi arasında işyeri kirası, alkollü içki satışı kapsamında ticari ilişki olduğu, tespit edilmiştir. Tarafların aktif veya pasif husumet ehliyetlerinin (taraf sıfatlarının) bulunup bulunmadığı hususu resen nazara alınması gerektiğinden, Dairemizce resen yapılan incelemede, davacının davalı ... yönünden dava açmak konusunda aktif husumet ehliyeti bulunmadığı tespit edilmiştir.

Bu nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusu yerinde görülmemekle birlikte, ilk derece mahkemesi kararının, gerekçesi ve hükmünün davacının davalı ... yönelttiği tazminat talebinde aktif husumet ehliyeti bulunmaması sebebiyle düzeltilmek üzere kaldırılmasına ve davanın davalı şirket yönünden aktif husumet ehliyeti yokluğu sebebiyle reddine karar vermek gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, davacı vekilinin ileri sürdüğü istinaf başvuru nedenleri yerinde görülmemekle birlikte, HMK'nın 33, 355 ve 353/1.b.2 maddeleri uyarınca ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının yukarıda açıklanan şekilde gerekçesi ve hükmü resen düzeltilmek üzere kaldırılmasına ve davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. Yeniden hüküm kurulurken davalı şirket tarafından istinaf başvurusunda bulunulmadığından ve hüküm Dairemizce resen düzeltildiğinden, mahkemece davalılar lehine hükmedilen vekalet ücreti miktarları aynen muhafaza edilmiştir.

HÜKÜM : Yukarıda açıklanan gerekçelerle;

Davacı vekili tarafından ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri yerinde görülmemekle birlikte, HMK'nın 33, 355 ve 353/1.b.2 maddeleri uyarınca Dairemizce resen yapılan inceleme sonunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının resen düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda;

1-Davacı tarafından davalı ... aleyhine açılan davanın REDDİNE

2-Davac tarafından davalı ... aleyhine açılan davanın aktif husumet yokluğu sebebiyle REDDİNE,

2-Alınması gerekli 732.00 TL harçtan peşin alınan 44,40 TL'nin mahsubu ile kalan 687,60 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,

3-Davalılar kendini vekil ile temsil ettirdiğinden 5.100,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,

4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

5-Davalılar tarafından yapılan 323,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,

6-Gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde yazı işleri müdürlüğünce resen ilgilisine iadesine,

7-Tarafların zorunlu arabuluculuk toplantısına katıldıkları halde anlaşamadıkları anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,

8-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden:

a-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının ise ilk derece kararı kaldırılıp yeniden hüküm kurulduğundan, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,

b-Kararımızın mahiyetine göre, davacının yaptığı kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

9-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;

HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 08.09.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2022/2332, K. 2026/1779, T. 14.11.2019, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-2332-e-2026-1779-k-d336436fc1a6