Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1809 E. 2026/1138 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/1809
Karar No
2026/1138
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2022/1809

KARAR NO:2026/1138

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:01/06/2022

NUMARASI:2021/20 Esas 2022/484 Karar

DAVALARIN KONUSU:Menfi Tespit, İtirazın İptali (Ticari satımdan kaynaklanan)

Taraflar arasındaki asıl dava olan menfi tespit ve birleşen dava olan itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda, ilamda yazılı nedenlerle asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın kısmen kabulüne dair verilen hükme karşı, davacı- birleşen davada davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; ... modeli tesis modeli ile tesis edilerek ticari işletmeye geçen doğalgaz santral projelerinden biri olan ...'nin 22/05/2019 tarihinde kamuya devredildiğini, ... kullanılarak gerçekleştirilen ısı arzında müvekkilinin şirket... Şti.'de ... İşletmecisi konumunda olduğunu, ısı arzının fiilen sürdürüldüğünü bununla birlikte taraflar arasında müzakereleri yapılmış olsa da mutabakata varılmış ve imzalanmış bir ısı satış anlaşmasının olmadığını, ısı arzının 22/05/2019 tarihinden itibaren davalı ... tarafından gerçekleştirildiğini, müzakerelerin sürdüğü Mayıs 2019, Haziran 2019 ve Temmuz 2019 aylarında abonelere satışın ... Isının satış bedeline göre belirlenmiş olan önceki dönem tüketici birim fiyatları üzerinden gerçekleştirildğini, ısı satış anlaşması taslağının ana hatları ile oluştuğu tarihten sonraki Ağustos 2019 ve sonraki aylarda ise abonelere satışın ...'ın talep ettiği yeni satış bedeline göre düzenlenen tüketici birim fiyatları üzerinden gerçekleştirildiğini, her iki dönem arasında ciddi bir fark olduğunu, Bakırköy ... Noterliğinin 11/10/2019 tarih ...sayılı ihtarname ile itiraz bildiriminde bulunulduğunu, müvekkili şirkete iletildiğini, davacının Ankara 24. İcra müdürlüğü ... sayılı dosyaya konu alacak talebi yönünden borçlu olmadığnın tespitine, haksız ve kötü niyetli bçimde takip yapan davalıdan, davacının dava sebebi ile uğradığı zararın tahsiline, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Birleşen davada davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; dava dışı .... AŞ tarafından ... modeliyle kurularak 20 yıllık işletme süresinin bitim tarihine kadar ... Santralinin 1996 yılında ... Birliği ile yapılmış ısı anlaşması sonucunda yaklaşık 40.000 kişinin ısınma ve sıcak su ihtiyacını karşılamak için kurulan sistem ile ısı enerjisi sağlamakta olduğunu, 31.12.2001 tarihinde .... Aş- .... Şti., tasfiye halinde olan ... Şti tarafından imzalanan protokol ile 20.09.1999 tarihli .... Şti'ne devir ve temlik edildiğini, 2005 yılında .... Şti. ile... Şti arasında imzalanan Isı Satış Anlaşması Değişiklik Protokolü ile anlaşmada yapılan tadilatlarla uygulanmaya devam ettiğini, .... AŞ tarafından ... modeli kurularak 20 yıllık işletme süresinin bitim tarihi olan 23.05.2019 tarihi itibari ile müvekkili Kurum tarafından devralınan ... Santralinin ilgili şirket ile... Birliği ile yapılmış ısı satış anlaşması kapsamında kurulan sistemin devam etmesi ve kullanıcıların mağdur edilmemesi için davalı şirketçe ısı sözleşmesi yapılması talep edildiğini, davalı şirket ile anlaşma yapılabilmesi için hazırlanan taslak anlaşmanın 19/07/2019 tarihli e-posta ile davalı şirkete gönderildiğini, davalı şirket tarafından da 22/07/2019 tarihli e-posta ile taslak anlaşmaya mutabakat verildiğini, sözü edilen taslak anlaşmanın 23/07/2019 tarihli tarihinde Yönetim Kurulunun onayına sunulduğunu, davalı şirketin Genel Müdürlüklerine muhatap 12/09/2019 tarihli yazısında özetle "Mayıs-Temmuz 2019 döneminde abonelerine satışın önceki dönem birim fiyat üzerinden gerçekleştirildiği, hakkaniyetin sağlanabilmesi için faturalandırmanın abonelere satış birim fiyatları gözönüne alınarak düzenlenmesinin uygun olacağı belirtilmiş ve Mayıs-Temmuz 2019 döneminde ...'ın konutlara uyguladığı doğalgaz satış fiyatının % 23'ü dikkate alınarak birim fiyatın uygulanması, Ağustos 2019 döneminden ise ...'ın doğalgaz satış fiyatının % 35'i dikkate alınarak birim fiyatın uygulanmasının talep edildiğini, ancak teşekküllerince ısı miktarına ilişkin 09/10/2019 tarihli e-faturanın gönderildiğini,davalı şirket tarafından söz konusu faturaya itiraz edildiğini, ancak itirazların kabul edilmediğinin bildirildiğini, davalının itirazlarının anlaşmaya aykırı olduğunu, Mayıs-Haziran-Temmuz-Ağustos-Eylül 2019 dönemlerine ait ısı enerji miktar ve birim fiyatları üzerinden düzenlenen faturanın eksik ödenen 102.300,05 TL alacağın tahsili amacıyla Ankara 24. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası üzerinden davalı hakkında icra takibi başlatıldığını, davalı şirketin itirazı ile takibin durduğunu ileri sürerek itirazın iptaline, davalı hakkında % 20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. Birleşen dosya davalı vekili, dava konusu Ankara 24. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasına konu alacak talebi yönünden Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/123 E. Sayılı dosyası ile menfi tespit davası açtıklarını belirterek, aynı icra takibine ilişkin açılmış olan menfi tespit davası ile itirazın iptali davaları arasında bağlantı bulunduğundan öncelikle davaların birleştirilmesini talep etmiş; esasa ilişkin olarak davanın davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "..Somut olayın incelemesinde taraflar arasındaki mail yazışmalarından taslak anlaşmanın... şirketi tarafından da onaylandığı, her iki tarafın imzasının olduğu asıl sözleşmenin hazır olmadığı, asıl sözleşmenin olmamasının taslak sözleşmeyi geçersiz hale getirmeyeceği, taraflar arasında taslak sözleşme hükümlerinin uygulanmasının gerektiği, taslak sözleşmenin 10/4 maddesinde anlaşmanın 22.5.2019 tarihinden yürürlüğe girdiği tarihe kadar verilen ısı miktarının satıcı tarafından iş bu anlaşma hükümleri çerçevesine göre fatura düzenleneceğinin belirtildiği, mail yazışmasında sözleşme maddelerine konulan bir ihtirazı kaydın olmadığı, bu nedenle bu maddenin her iki tarafı da bağlayacağı, ... tarafından düzenlenen faturaya dosya kapsamında alınan rapor ve yine fatura hesaplamasına ilişkin formüllerde dikkate alındığında davalının itirazının 2019 yılı mayıs haziran ve temmuz aylarında %23 oranının uygulanmayıp %35 oranının uygulanmasından kaynaklandığı, bunun dışında hesaplama kalemlerinde farklılık olmadığı, ... şirketinin %23 oranından fazla olan kısma itiraz ettiği, 2019 yılı ağustos ve eylül aylarının da %35'e göre ... tarafından hesaplandığı, ... şirketinin bu hesaplamalara itiraz etmediği, Mahkememizce... Şirketinin abonelerden %60 oranında faturalandırma yaptığı, bu oranının ... oranından fazla olduğu, taslak sözleşmenin 10/4 maddesine göre hesaplanan faturaya itirazın yerinde olmadığının değerlendirilerek... şirketinin menfi tespit talebinin icra dosyasındaki asıl alacak miktarı yönünden yerinde görülmediği, bu nedenle asıl dosyanın kısmen kabulüne reddine karar verildiği, birleşen dosya yönünden ...'ın itirazın iptali talebinin asıl alacak yönünden yerinde görülerek diğer taleplerin ispatlanamadığı kabul edilerek itirazın iptali davasının kısmen kabulüne, alacağın faturaya ve sözleşmeye dayanması nedeniyle likit olduğu değerlendirilerek icra inkar tazminatına karar verilerek... " gerekçesiyle, asıl davanın kısmen kabulü ile davacının Ankara 24. İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyası nedeniyle davacı tarafa 818,40 TL işlemiş faiz nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin menfi tespit istemin reddine, İİK'nın 72/5 madde şartları oluşmadığından tazminat talebinin reddine; birleşen davanın kısmen kabulü ile davalının Ankara 24. İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptali ile takibin, takipte talep edilen 102.300,05 TL asıl alacak üzerinden devamına, devamına karar verilen alacağa takip talebinde geçerli olan aylık %2 oranında gecikme zammı faizi ile tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine, davalı itirazında haksız çıktığından ve alacak likit olduğundan davacının icra inkâr tazminatı talebinin kabulü ile 102.300,05 TL alacağın %20 si üzerinden hesaplanacak icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, asıl davada davacı- birleşen dosya davalı... vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Asıl davada davacı, birleşen davada davalı... vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; asıl davanın yazılı yargılama usulüne tabi olduğunu, birleşen davanın basit yargılama usulüne tabi olduğunu, farklı usullere tabi davaların birleştirilmesine ilişkin Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/405 E. 2021/222 K. s. ve 08/03/2221 birleştirme kararı hatalı olsa bile, birleştirme sonrası bu hata fark edilerek, davaların tefrik edilmesi gerektiğini, Bakırköy Mahkemesinin kendi dosyasını yanlış biçimde basit yargılama usulüne tabi olarak tanımladığını, asıl davanın basit yargılama usulüne göre sonlandırıldığını, taraflara yazılı yargılama usulü kapsamındaki haklarını kulandırmadan yürütülen ve sonlandıran yargılamanın sakat olduğunu, birleşen dava ile uyuşmazlık konusu icra takibi kapsamında itirazın iptalini talep ettiğini, takibine konu miktarın 203.118,45 TL olduğunu, davacı tarafın, eksi harç yatırdığını, Mahkemece harç eksikliğinin tamamlanması için iki hafta kesin süre verildiğini, ihtarla verilen iki haftalık kesin süreye rağmen; aradan geçen altı aylık süre içersinde harç eksiğinin tamamlanmadığını, ara kararın üzerinden iki duruşma da geçmiş olmasına rağmen 02/02/2022 tarihli duruşma (2) no'lu ara karar ile birleşen dava davacısı yeniden süre talebinde bulunmadığı halde eksik harç hususunun hakim tarafından re'sen gündeme getirilerek, birleşen dava davacısına yeni bir süre kazandırıldığını, santralin, ...'a devrinden sonra “Ticari İlişkinin Niteliği” konusunda bir belirsizlik olmasına rağmen ısı arzının devam ettiğini, üzerinde mutabakata varılan metnin ticari ilişkinin niteliğini belirleyen bir çerçeve anlaşma olduğunu, belirsiz dönem için bir istisna olasılığı olduğu için, belirsiz dönemin çerçeve metinde (üzerinde değişiklik yapılabilir) ayrı bir madde olarak yer aldığını, müzakereleri ... adına yürüten görevlilerin, müvekkili şirketin bu döneme ilişkin itirazlarının Yönetim Kurulu tarafından değerlendirileceğini ilettiklerini, müvekkili şirketin; anlaşmanın ... Yönetim Kurulu tarafından değerlendirilmesini beklediğini, taslak metnin 28. Maddesinin ''İşbu anlaşma tarafların yetkili organlarınca onaylanması ve imzalanmasından itibaren yürürlüğe girer. '' hükmünü içerdiğini, Mahkemenin bu hükmü görmezden gelerek sözleşmeyi taraftar arasında yürürlüğe soktuğunu, ...'ın Mayıs, Haziran ve Temmuz 2019 ayları için talep ettiği bedelin; müvekkili şirketin ticari varlığını sürdürebileceği sınırdaki bir satış bedelinin % 65 fazlası olduğunu, müvekkili şirketin bu hükmü kayıtsız şartsız kabul etmesinin mümkün olmadığını, ispat kuralları gereği, davalı tarafından talep edilen bedelin fahiş olmadığını, piyasa bedeline uygun olduğunu, ya da piyasa bedeline uygun olmayan bedelin davacı tarafından kabul edildiği hususlarının geçerli delillerle ispat edilmesi gerektiğini, davalı tarafından bu yönlerde her hangi bir somut delil sunulmadığını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE

Asıl dava, davacının Ankara 24. İcra Müdürlüğünün .... sayılı dosyası ile borçlu bulunmadığının tespitine; birleşen dava ise ilamsız icra takibine karşı yapılan itirazın İİK'nın 67.maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, bu karara karşı, asıl davada davacı birleşen davada davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Öncelikle, davaların birleştirilmesine yönelik istinaf başvuru nedenini incelemek gerekir. HMK hükümleri uyarınca aralarında bağlantı olan davaların birleştirilmesi mümkündür. Davaların aynı veya birbirine benzer sebeplerden doğması veya biri hakkında verilecek karar diğerini etkileyecek nitelikte bulunması durumunda davalar arasında bağlantının varsayılacağı HMK'nın 166/4 maddesinde belirtilmiştir.6100 sayılı HMK'nın 166/2. maddesine göre; davalar, ayrı yargı çevrelerinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış ise bağlantı sebebiyle birleştirme ikinci davanın açıldığı mahkemeden talep edilebilir. Birleştirme kararına karşı kanun yolu açıktır. Mülga 1086 sayılı HUMK’nun 187. maddesi hükmü uyarınca, davanın diğer bir mahkemede derdest olan diğer bir dava ile irtibatının bulunduğu iddiası bir ilk itiraz olarak ileri sürülebileceği düzenlenmiş iken, 6100 sayılı HMK’nda davaların birleştirilmesi bir ilk itiraz olmaktan çıkartılarak davanın her aşamasında ileri sürülebileceği kabul edilmiştir. Birleşen Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/406 esas sayılı dosyasında açılan dava, davalı... aleyhine başlatılan Ankara 24. İcra Müdürlüğü'nün .... Sayılı dosyasına davalının yapmış olduğu itirazın iptali istemine ilişkindir. Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesinde açılan dava ise; davacının davalıya Ankara 24. İcra Müdürlüğü'nün .... Sayılı dosyasına konu alacak nedeniyle borçlu olmadığının tespiti için açılmıştır.Birleştirme kararı verilen dava dosyasında davanın taraflarında ayniyet bulunduğu, her iki dosyadaki menfi tespit ve itirazın iptali isteminin aynı icra dosyasından kaynaklandığı, itirazın iptali davasının menfi tespit davası ile ve farklı yargılama usullerine tabi davaların birleştirilmesine yasal engel olmadığı, birlikte görülmesinde delillerin toplanmasının kolaylaşacağı, her iki dosyada inceleme yapılması gerektiğinden farklı kararlar çıkmasına engel olacağı; bu nedenle birleştirme kararı verilmesinde usule aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.Asıl davanın açılış tarihi 11.02.2020 tarihi olup, Mahkemece 14.02.2020 tarihinde usulden red kararı verilmiş, Dairemizce 03.12.2020 tarihinde kararın kaldırılması üzerine dosya İlk Derece Mahkemesine gönderilmiş ve Mahkemece 14.01.2021 tarihinde tensip tutanağı düzenlenmiş, tutanakta davanın basit yargılama usulüne tabi olduğu belirtilmiştir. Birleşen dosyada 08.03.2021 tarihinde birleştirme kararı verilmiştir. Her ne kadar asıl davada davacı tarafça asıl davanın yazılı yargılama usulüne tabi olduğu ileri sürülmüş ise de; HMK'da değişikliğe gidilerek ticari davalarda basit yargılama usulüne tabi olma sınırı 22.07.2020 tarihinde 100.00,00 TL sından 500.000,00 TL sına çıkarılmıştır.Yukarıda da bahsedildiği üzere somut olayda asıl dava ve birleşen dava farklı yargılama usullerine tabi olmasa da farklı yargılama usulüne tabi davaların birleştirilmesine yasal bir engel bulunmamaktadır.Mahkemece 07.07.2021 tarihli duruşmada; ''asıl dosya davalısı birleşen dosya davacısına iş bu takipte belirtilen 103.118,45TL üzerinden bakiye kalan harç eksikliğinin tamamlanması için vekile 2 haftalık kesin süre verilmesine" karar verildiği, aksi takdirde HK 30/32 madde uyarınca birleşen dosyanın işlemden kaldırılacağının ihtar edildiği, 10.11.2021 tarihli 3 nolu celsede ''Mahkememizin bir önceki celse defter incelemesine yönelik duruşma ara kararı uyarınca davacı tarafa tebligat çıkarılmadığı da dikkate alınarak iş bu duruşma zaptının davacı şirekte tebliğine, bundan sonraki duruşmaların gelip takip etmedikleri takdirde ve davalı karşı davacı tarafça da dosyanın takip edilmemesi halinde asıl dosyanın işlemden kaldırılacağını ihtarına, bundan sonraki tebligatların davacı şirkete temsilen avukat bulunmadığından bu aşamada davacı şirkete yapılmasına'', 02.02.2022 tarihli duruşmada; ''takipte belirtilen 103.118,45TL üzerinden önceden yatırılan peşin harcı da düşerek eksik kalan 524,38TL bakiye harcı tamamlanması için gelecek celseye kadar kesin süre verilmesine'' karar verildiği, aksi takdirde Harçlar Kanunu 30/32 madde uyarınca birleşen dosyanın işlemden kaldırılacağının ihtar edildiği, 23.03.2023 tarihli duruşmada ''Dosya kapsamında mahkememizin 2. celsesinin 4 nolu ara kararı davalı birleşen dosya davacısı tarafına harç eksikliği tamamlanması için 2 haftalık kesin süre verildiği, mahkememizin 4 nolu celsesinin 2 nolu ara kararında harç eksikliğinin tamamlanmadığı da dikkate alınarak bu defa ayrıntılı olarak değerlendirme yapıldığı, dosya kapsamında bakiye karar harcının 03/02/2022 tarihinde ... tarafından tamamlandığı, hususları da dikkate alındığında ilk verilen harca ilişkin miktarın açık olarak belirtilmemesi ikinci kararda harç miktarı açık olarak belirtildiği dikkate alınarak harç miktarının tamamlanmış olması da gözetilerek davacı tarafın ara karardan rücu ile işlemden kaldırma talebinin reddine'' karar verildiği anlaşılmaktadır.Mahkemece ilk verilen kesin sürede, harca ilişkin miktarın açık olarak belirtilmediği, ikinci kararda harç miktarı açık olarak belirtildiği, harç miktarının tamamlanmış olduğu da gözetilerek davacı tarafın ara karardan rücu ile işlemden kaldırma talebinin reddine karar verilmesinde usule ve yasaya aykırılık görülmemiştir. Zira ara kararda da belirtildiği gibi verilen ilk kesin sürede yatırılması gereken harç miktarı belirtilmemiş olup ihtarat usule uygun değildir. İkinci kez verilen süre içerisinde de bakiye karar harcının 03/02/2022 tarihinde... tarafından tamamlanması karşısında dosyanın işlemden kaldırılması mümkün değildir.Davaya konu icra dosyasının incelenmesinde; 102.305,05 TL asıl alacak ve 818,40 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 103.118,45 TL alacağın tahsili için icra takibi başlatıldığı, borcun sebebi olarak 20.11.2019 tanzim tarihli e-faturanın gösterildiği, takip borçlusunun..., takip alacaklısının ... olduğu görülmüştür...., taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığını, ...'ın düzenlediği faturaların piyasa rayicinin üzerinde olduğunu ileri sürmektedir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda 2019 yılı ... doğalgaz fiyatları tespit edilmiş, ... 2019 yılı Mayıs, Haziran, Temmuz ayı fatura bedelleri ile ilgili hangi verilere göre hesap yaptığının tespit edilemediği, dava konusu alacağın ispata muhtaç olduğu bildirilmiştir.Mahkemece;taraflar arasındaki mail yazışmalarından taslak anlaşmanın... şirketi tarafından da onaylandığı, her iki tarafın imzasının olduğu asıl sözleşmenin hazır olmadığı, asıl sözleşmenin olmamasının taslak sözleşmeyi geçersiz hâle getirmeyeceği, taraflar arasında taslak sözleşme hükümlerinin uygulanmasının gerektiği, taslak sözleşmenin 10/4 maddesinde anlaşmanın 22.5.2019 tarihinden yürürlüğe girdiği tarihe kadar verilen ısı miktarının satıcı tarafından iş bu anlaşma hükümleri çerçevesine göre fatura düzenleneceğinin belirtildiği, mail yazışmasında sözleşme maddelerine konulan bir ihtirazı kaydın olmadığı, bu nedenle bu maddenin her iki tarafı da bağlayacağı,... tarafından düzenlenen faturaya dosya kapsamında alınan rapor ve yine fatura hesaplamasına ilişkin formüllerde dikkate alındığında davalının itirazının 2019 yılı mayıs haziran ve temmuz aylarında %23 oranının uygulanmayıp %35 oranının uygulanmasından kaynaklandığı, bunun dışında hesaplama kalemlerinde farklılık olmadığı, ... şirketinin %23 oranından fazla olan kısma itiraz ettiği, 2019 yılı ağustos ve eylül aylarının da %35'e göre ... tarafından hesaplandığı, ... şirketinin bu hesaplamalara itiraz etmediği, ... Şirketinin abonelerden %60 oranında faturalandırma yaptığı, bu oranının ... oranından fazla olduğu, taslak sözleşmenin 10/4 maddesine göre hesaplanan faturaya itirazın yerinde olmadığı gerekçesiyle, asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.Taslak sözleşmede ödeme koşullarının düzenlediği, bu maile ... (...) tarafından ...'a cevaben "Sn. ..., taslak ısı anlaşmasında mutabıkız, gereğini rica ederiz saygılarımla" denilerek 22.09.2019 tarihinde onay verildiği anlaşılmaktadır. ... tarafından ... ne hitaben düzenlenen 12 Eylül 2019 tarihli yazıda; ısı enerjisi birim fiyatı hesabında esas alınacak oran konusundaki müzakerelerin devam ettiği, müzakerelerin 22 Temmuz 2019 tarihinde tamamlandığı, ısı satış anlaşması imzalanmadığı için kesinlik kazanmadığı, bu durumda faturalandırma yapılırken dikkate alınacak ısı enerjisi birim fiyatının belirsiz olduğu, 2019 yılı Mayıs, Haziran, Temmuz aylarında abonelere satışın önceki dönem tüketici birim fiyatları üzerinden gerçekleştirildiği, oranın % 23 olduğu, ısı satış anlaşması ile belirlenen oranın % 35 olduğu bildirilmiştir. Taraflar arasında imzalanan ısı arz sözleşmesinde...'nın konutlara uygulayacağı ısı satış fiyatının ...'ın konutlara uyguladığı doğalgaz m3 satış fiyatı üzerinden enerji fiyatının% 60'ı alınmak suretiyle belirleneceğinin kararlaştırıldığı görülmektedir. Yine taslak sözleşmenin 10/4 maddesi ile 22 Mayıs 2019 tarihinden itibaren anlaşmanın yürürlüğe girdiği tarihe kadar taslak sözleşme çerçevesinde fatura düzenleneceği, faturanın bu anlaşma ile hüküm altına alınacağı kararlaştırılmış olup, 9. maddede oran %35 olarak belirlenmiş ve birim fiyatlar 9. maddede hesaplanmıştır. Diğer bir anlatımla... 22 Mayıs 2019 tarihinden itibaren anlaşmanın yürürlüğe girdiği tarihe kadar uygulanacak oranın % 35 olduğunu kabul etmiş durumdadır. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usule ve yasaya uygun olup asıl dosyada davacı birleşen dosyada davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;

1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, asıl davada davacı- birleşen davada davalı vekilinin asıl ve birleşen davalara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine,

2-Asıl dava bakımından; davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline,

3-Birleşen dava bakımından; davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 5.241,09 TL istinaf nispi karar harcının birleşen dava davalısından tahsiline,

4-Davacı- birleşen davada davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 11.06.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.

KANUN YOLU:HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2022/1809, K. 2026/1138, T. 11.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-1809-e-2026-1138-k-3ae110f64502