Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1792 E. 2026/1136 K. – Alacak

Konu: Alacak

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/1792
Karar No
2026/1136
Karar Tarihi
Konu
Alacak

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2022/1792

KARAR NO:2026/1136

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:29/06/2022

NUMARASI:2020/522 Esas 2022/501 Karar

DAVANIN KONUSU:Alacak- Tazminat (Ticari satımdan kaynaklanan)

Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; İspanya'da yerleşik dava dışı ... (...) ile davacı ...’ dan 26.05.2020 tarihinde medikal ürün gönderimi konusunda 52 milyon nitril eldiven gönderimi ile ilgili bir sözleşme yapıldığını, davacının sözleşme kapsamındaki ürünleri tedarik amacı ile ... ve ... ‘un tek pay sahibi olduğu davalı ... ile iletişime geçtiğini ve ... tarafından sipariş edilen 52 milyon nitril eldiven tedariki ile ilgili bir anlaşma yapıldığını, anlaşma kapsamında 28.05.2020 tarihinde .700.000,00 TL, 04.06.2020 tarihinde 5.000,000,00 TL, 05.06.2020 tarihinde “ nitril eldiven

ödemesi” açıklaması ile 6.000,000,00 TL, 08.06.2020 tarihinde “ nitril eldiven İspanya aircargo navlun ödemesi” açıklaması ile 1.750.000,00 TL olmak üzere toplam 14.450.920,00 TL ödeme yaptığını, davalı ... tarafından ne ...’a ne de ...herhangi bir mal gönderimi yapılmadığını, ...’ un tek pay sahibi ... başta olmak üzere ... müdürleri, çalışanları ve aracı olan bazı kişiler hakkında 24.06.2020 tarihinde dolandırıcılık suçu nedeni ile Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 2020/95818 soruşturma numarası ile suç duyurusunda bulunulduğunu, bu süreçte ... ve ...’a 17.08.2020 tarihinde Üsküdar ... Noterliğinin ... Y. numarası ile ihtarname gönderildiğini, davalıların borcu ifa etmemesi nedeni ile temerrüde düştükleri 14.450.920,00 TL'nin ödemenin yapıldığı tarihten itibaren işleyecek faizi ile davacıya ödenmesi gerektiğini, davalıların kötü niyetli hareketleri nedeni ile ... tarafından davacı aleyhine gerek Türkiye’de gerekse İspanya’da hukuki süreç başlatıldığını, bu kapsamda ... alacağının bir kısmı için icra takibi başlatarak, ... ve yönetim kurulu başkanı ... hakkında 29.06.2020 tarihinde Anadolu Cumhuriyet Savcılığına şikayette bulunulduğunu belirterek, davalıların pay sahipleri oldukları şirketlerin iç içe yapısı göz önünde bulundurularak dava konusu alacağın güvence altına alınması amacıyla öncelikle, davalıların şahsi hesaplarına ve malvarlıklarına ihtiyati haciz konulmasına, davalıların tüm mal varlıklarının UYAP'dan sorgulanarak taşınmaz, araç ve şirket hisselerinin üçüncü kişilere devrinin önlenmesi için ihtiyati tedbir konulmasına, dava değeri tutarında davalıların banka hesaplarına, ortağı oldukları şirketlerdeki kâr paylarına ve taşınmaz, taşınır her türlü malvarlığı ile üçüncü kişiler nezdindeki alacaklarına ihtiyati haciz konulmasına, davalı ...'un pay sahibi olduğu on iki şirketteki hisselerinin devrini engellemek amacıyla ihtiyati tedbir konulmasına, müvekkili tarafından davalılara ödenmiş olan 14.450.920,00 TL'nin, ödemenin yapıldığı tarihten itibaren işleyecek faizi ile birlikte, davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davalıların eylemleri nedeniyle uğranılan menfi ve müspet zararların tazmini amacıyla şimdilik 100.000,00 TL tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili, savunmasında özetle; öncelikle husumet itirazında bulunduklarını, ... ile ... arasında organik bir bağ bulunmadığını, davacı tarafın kendi şirketlerini paravan şirket olarak kullanarak müvekkili şirketi dolandırdığını, buna ilişkin olarak İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2020/103845 sayılı soruşturma açıldığını, yetki itirazında bulunduklarını, davacının, kabul anlamına gelmemek kaydıyla taraflar arasında bir sözleşme kurulduğu iddiasında bulunduğunu, sözleşme konusu malların İspanya'ya teslimi gerektiği, davacının Almanya merkezli bir şirketin iştiraki olması ve ürünlerin iddia olunduğu üzere İspanya'da teslimi göz önünde bulundurulduğunda yabancılık unsuru barındırdığını, bu nedenle İspanya Ticaret Mahkemelerinin yetkili olduğunu, esasa ilişkin olarak da; müvekkili şirket ... Şti.'nin "..." markası adı altında tüm dünyaya maske üreterek yaptığı iş ile değil Türkiye’de ve tüm dünyada ses getirecek ciddi ve önemli işlere imza atmış saygın bir şirket olduğunu, müvekkilinin ...'ın Türkiye iştirakından herhangi bir yetkiliyle asla iletişimde olmadığını, bugüne kadar İngiltere'de kayıtlı ... ...' nin yetkilisi ... ile iletişimde olduklarını, ... İstanbul'un yetkilisi ... ile ..., ... .... şirketinin yüzde elli hissedarları olduklarını, ... İngiltere yetkilisinin de ... olduğunu, ... İngiltere ile müvekkili şirket arasında eldiven ve maske alım satımına ilişkin yapılan görüşmelerde, ...' nın istek ve talepleri doğrultusunda hareket edildiğini, dava dışı ... İngiltere'nin yetkilisi ...'nın öncelikle 2 milyon maske ve 200.000 kutu eldiven siparişi verdiğini, bu aşamada da ... Türkiye adına 2.000.000 Adet Maske ve 200.000 kutu için fatura düzenlenmesinin istendiği, bunun üzerine 27.05.2020 tarihinde fatura düzenlendiğini, ancak onun talebi üzerine düzenlenen faturanın iptal edildiğini, ... İngiltere yetkilisinin 9 Haziran 2020 tarihinde lojistik depolama nakliye ve navlun bedelini de içeren yeni bir fatura düzenlenmesini istediğini, sonra bu faturanın da iptal edilmesini istediğini, ... Türkiye tarafından satış bedelleri gönderildikten sonra 11 Haziran 2020 tarihinde gönderilen mailde ihracatın... şirketi adına, ... adresine yapılmasının istendiğini, müvekkilinin ... A.Ş Türkiye'den ürünün ve nakliyenin bedeli gelmiş olduğu için ... İngiltere'nin yetkilisinin talimatına göre hareket ederek ürünlerin ihracatını yaptığını, davacının kendi yetkilisinin talimat ve direktiflerine göre hareket eden müvekkili şirketin aldığı ödemelere karşılık hiçbir mal göndermediği ve dolayısıyla davacı şirkete borçlu olduğu iddiasının abesle iştigal olduğunu belirterek, öncelikle eksik yatırılan harcın tamamlanmasına, aksi takdirde davanın usulden reddine, yetki itirazlarının kabulüne, davanın esas bakımından da reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;"Dava, yurtdışına ihraç edilmek üzere davacı tarafça davalıya verilen eldiven siparişi dolayısıyla ödeme yapıldığı, ancak ürünlerin teslim edilmediği iddiasıyla ödemenin iadesi, uğranılan zarar ve davalı ...yönünden tüzel kişilik perdesinin aralanmak suretiyle sorumlu tutulması talebine ilişkin, müdahale talebinin ise ödemeyi kendisinin davacıya ve davacı tarafından da davalıya yapıldığından bahisle kendi alacakları olduğu gerekçesiyle ödemenin müdahil davacıya verilmesi istemine ilişkindir.Tarafların sunduğu belgeler ve ihtarname incelenmiş, davacının davalıya üç parça halinde 1.450.920TL nitril eldiven için ödediği, ödemelerin 28 Mayıs -08 Haziran 2020 tarihleri arasında yapıldığı, Üsküdar ....Noterliğinin 17/08/2020 tarihli ve ... nolu ihtarnamenin davalıya 17/08/2020 tarihinde tebliğ edilerek üç gün içinde iade istendiği ve davalının 21/08/2020 tarihinde temerrüde düştüğü anlaşılmıştır.Dava sürecinde davalı ...'un bir kısım hisselerini başka şahıslara sattığı, davaya konu iş tarihinde tek ortak olduğu ve başka şirketlerinin de olduğu anlaşılmıştır.Müdahilin, İstanbul Anadolu 21. İcra Dairesi’ nin .... sayılı icra dosyasında davacımızdan 1.898.180,56 EURO asıl alacak ve 19.189,83 EURO işlemiş faiz olmak üzere toplam 1.917.370,39 EURO alacak talebinde bulunduğu ve itiraz üzerine itirazın iptali davası açıldığı, her iki paranın aynı işe ilişkin tedarik zinciri kapsamında verilmiş olduğu anlaşılmıştır.Davacının talep ettiği tazminat miktarı yönünden yapılan hesaplamada, davalıya yapılan ödemeden daha fazla müdahilden para almış olduğu, bu durumda gelir kaybı tazminatı olmayacağı, ancak davalıdan alacağı ile feri müdahile yapacağı ödeme arasındaki fark kadar menfi zararı olacağı, bunun da bilirkişi tarafından hesaplandığı üzere 3095 sayılı yasanın 4/a maddesinde düzenlenen faiz oranları da nazara alındığında, 1.917.370,39 Euro - 1.586.660,87 Euro = 330.709,52 Euro edeceği, dava tarihindeki kur olan 7,77 Euro/TL üzerinden çarpıldığında davacının zararının 2.569.612,97 TL olacağı anlaşılmıştır.

Mahkememizce davacı tarafa tazminat talebi yönünden HMK 107/2. Maddesi uyarınca süre verilmiş ancak talep artırım dilekçesi sunulmadığı anlaşılmıştır.Toplanan belgeler, alınan bilirkişi raporları ve dosya örneklerinden anlaşıldığı üzere, davalı ...'un tek yetkili ve ortağı olduğu davalı şirketin yönetiminde olduğu, 2020 yılında ortaklar cari hesabının 5.000.000,00TL'ye ulaştığının bilirkişi tarafından tespit edildiği, bunun da şirketin malvarlığı ile davalı ortağın malvarlığının birbirine karıştırıldığını gösterdiği, davalı ...'un müşterilerde güven uyandırarak kişisel ticari itibarını kullanarak sipariş aldığı ve aldığı parayı da iade etmediği gibi malı da teslim etmediği, zamanla şirketteki hisselerinin büyük bir kısmını başkalarına sattığı ve şirketin işyeri adresini değiştirdiği, sonradan dosyaya sunulan belgelerden şirketin faaliyetinin de bittiğinin ileri sürüldüğü, davalının bunun aksini ıspatlar bir belge sunmadığı, dolayısıyla davalı ...'un tüzel kişilik perdesinin arkasına sığınarak şirketin alacaklısı olan davacıya zarar verdiği kanaatine varılarak davacının davalı ...yönünden de davası haklı ve kabul edilebilir görülmüştür.Davalının nitril eldiven için davacıdan 14.450.920,00TL aldığı ve iade etmediği sunulan belgelerden sabit görülmüştür. Davalının başka bir şirketi ilişkin sunduğu ve maske olan siparişlerle davamızın konusunun farklı olduğu anlaşılmış ve savunmaya itibar edilmemiştir.Alınan bilirkişi raporu ve mahkememizce yapılan hesaplamaya göre, davalının eylemi nedeniyle davacının feri müdahile karşı aynı işlemler zinciri kapsamında sorumlu olduğu, davacının davalıdan olan alacağı ile müdahile yapacağı ödeme arasındaki miktarın davacının menfi zararı olduğu, davacının müdahilden aldığı döviz ile ödeyeceği döviz yönünden hesap yapıldığında 330.709,52 Euro karşılığı 2.569.612,97 TL fark olacağı, bu miktar yönünden de davacının talebinin haklı olduğu ancak dava edilen miktarın 100.000,00TL olup bu miktarla sınırlı olarak hüküm kurmak gerektiği anlaşılmıştır." gerekçesiyle, davanın kabulü ile 14.450.920,00 TL alacağın 21/08/2021 olan temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacının tazminat talebinin KABULÜ ile, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 100.000,00 TL'nin davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı ... vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı ... vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacının dava dilekçesinde ''...'(...)' ..... Davalı ... tarafından İstanbul'da kurulmuş -sonradan paravan bir şirket olduğu anlaşılan- ...tüm ticaretini diğer davalı ...'un ismi sayesinde gerçekleştiren ve işbu davanın açılmasından çok kısa bir süre öncesine kadar tek pay sahibi diğer davalı ... olan bir şirkettir.'' şeklinde beyanda bulunduğunu, ancak davacı taraf ... şirket yetkilileri ile ... hiçbir şekilde görüşmediğini ve dava dilekçesinde bahsedilen ticari anlaşmaya taraf olmadığını, zorlama bir şekilde müvekkili ... davaya taraf olarak eklendiğini, davalı ... ile ... arasında organik bağ bulunmadığını, Mahkeme kararının gerekçesinde kurulan ticari ilişkinin müvekkili ...'un ticari güvenirliğine ve ...'un davacı şirkete verdiği garantiye dayandırıldığını, ancak bunların davacı tarafın somut uyuşmazlıktan bağımsız bir şekilde tesadüfen öğrendiği ve mahkemeye sunduğu ve mahkemenin de haksız ve hukuka aykırı olarak kabul ettiği bilgiler olduğunu, müvekkili ... davacı taraf ile görüşmediğini, taahhütlerde bulunacak bir ortam içerisinde dahi olmadığını, bir tüzel kişiliğin borçlarından sadece o tüzel kişiliğin sorumlu olduğunu, müvekkilinin tüzel kişilik perdesinin aralanmasını gerektirecek kötü niyetli bir davranışı bulunmadığını, iki bilirkişi raporunda da tüzel kişilik perdesinin aralanmasını gerektirir bir husus olup olmadığına yönelik mali ve teknik incelemeler yapıldığını ancak tüzel kişilik perdesinin aralanmasını gerektirecek bir tespitte bulunulamadığını, ... şirketinin faaliyetinin devam ettiğini, bu hususun Ticaret Sicil Müdürlüğü kayıtlarından da şirketin defter kayıtlarından da anlaşılabileceğini, mahkemenin, adeta davacının beyanlarını delillendirmesini beklemeksizin beyanlarına itibar ettiğini, somut olayda müvekkili ... bakımından tüzel kişilik perdesinin kaldırılmasını gerektirecek koşulların sağlanmadığını, davalı şirket ... arasında herhangi bir yazılı anlaşma bulunmadığını, tek ilişkinin müvekkili şirketin banka hesaplarına gönderilen bedeller olduğunu, müvekkilinin davacının karşı karşıya kaldığı icra dosyası borcundan ve fer'ilerinden sorumluluğu bulunmadığını, dolayısıyla dava konusu olayda müvekkilinin kusuruyla davacının herhangi bir zararına sebebiyet vermemesi ve bu sebeple de yansıma zararın da söz konusu olamayacağını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE

Dava, yurtdışına ihraç edilmek üzere davacı tarafça davalıya verilen eldiven siparişi dolayısıyla ödeme yapıldığı, ancak ürünlerin teslim edilmediği iddiasıyla ödemenin iadesi, uğranılan zarar ve davalı ...yönünden tüzel kişilik perdesinin aralanmak suretiyle sorumlu tutulması talebine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı ... vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/547 Esas sayılı dosyasının incelenmesinde, asıl davada; covid 19 kapsamında İspanya'nın nitril muayene eldiveni ihtiyacı nedeniyle eldivenlerin Türkiyeden İspanyaya tedarik edilmesi amacıyla ... Şirketi ile satış sözleşmesi imzaladıklarını, sözleşme şartlarını yerine getirdiklerini, ... tarafından düzenlenen proforma faturalar gereği ödeme yaptıklarını, ... şirket yetkilisi tarafından gönderildiği iddia edilen mektuplarda malların gümrükleme işlemi için hazır olduğunun, sevkiyatın gerçekleştirilmekte olduğunun belirtilmesine rağmen herhangi bir mal teslimi yapılmadığı gerekçesiyle ...’nun davacıya ödediği paranın iadesi için yaptığı icra takibine itiraz üzerine itirazın iptali davası olduğu, Mahkemece takibe itirazın kısmen iptaline, takibin 1.898.180,56 Euro asıl alacak, 1.674,56 işlemiş faiz toplamı 1.899.855,12 Euro alacak üzerinden devamına, takipten itibaren asıl alacağa 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi uyarınca faiz yürütülmesine karar verildiği, kararın 14.01.2025 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır. Davacı taraf ... (...) davacı ...’ dan 26.05.2020 tarihinde medikal ürün gönderimi konusunda 52 milyon nitril eldiven gönderimi ile ilgili bir sözleşme yapıldığını, davacının sözleşme kapsamındaki ürünleri tedarik amacı ile ... ve ... ‘un tek pay sahibi olduğu davalı ... ile iletişime geçildiğini ve ... tarafından sipariş edilen 52 milyon nitril eldiven tedariki ile ilgili bir anlaşma yapıldığını, anlaşma kapsamında 28.05.2020 tarihinde 1.700.000,00 TL, 04.06.2020 tarihinde 5.000,000,00 TL, 05.06.2020 tarihinde “ nitril eldiven ödemesi” açıklaması ile 6.000,000,00 TL, 08.06.2020 tarihinde “ nitril eldiven İspanya aircargo navlun ödemesi” açıklaması ile 1.750.000,00 TL olmak üzere toplam 14.450.920,00 TL ödeme yaptığını, davalı ... tarafından ne ...’a ne de ...’ ye herhangi bir mal gönderimi yapılmadığını ileri sürmektedir. Davalı taraf ise; müvekkilinin ...'ın Türkiye iştirakından herhangi bir yetkiliyle asla iletişimde olmadığını, bugüne kadar İngiltere'de kayıtlı ... ...' nin yetkilisi ... ile iletişimde olduklarını, ... İstanbul'un yetkilisi ... ile ..., ... .... şirketinin yüzde elli hissedarları olduklarını, ... İngiltere yetkilisinin de ... olduğunu, ... İngiltere ile müvekkili şirket arasında eldiven ve maske alım satımına ilişkin yapılan görüşmelerde, ...' nın istek ve talepleri doğrultusunda hareket edildiğini, dava dışı ... İngiltere'nin yetkilisi ... öncelikle 2 milyon maske ve 200.000 kutu eldiven siparişi verdiğini, bu aşamada da Türkiye adına 2.000.000 Adet Maske ve 200.000 kutu için fatura düzenlenmesinin istendiği, bunun üzerine 27.05.2020 tarihinde fatura düzenlendiğini, ancak onun talebi üzerine düzenlenen faturanın iptal edildiğini, ... İngiltere yetkilisinin 9 Haziran 2020 tarihinde lojistik depolama nakliye ve navlun bedelini de içeren yeni bir fatura düzenlenmesini istediğini, sonra bu faturanın da iptal edilmesini istediğini, ... Türkiye tarafından satış bedelleri gönderildikten sonra 11 Haziran 2020 tarihinde gönderilen mailde ihracatın... şirketi adına, ... adresine yapılmasının istendiğini, müvekkilinin ... A.Ş Türkiye'den ürünün ve nakliyenin bedeli gelmiş olduğu için ... İngiltere'nin yetkilisinin talimatına göre hareket ederek ürünlerin ihracatını yaptığını savunmuştur.Hükme esas alınan bilirkişi kök ve ek raporunda;"Dava dışı ....’nin, İngiltere’ de kurulu bir tüzel kişi şirket olduğu, davacı ... Şirketi’nin Türkiye'de kurulu tüzel kişi şirket olduğu, davalının iddialarında yer alan ihracatın davalı ile dava dışı .... şirketine yapıldığı, her iki şirketin ortağının aynı kişi olmasına rağmen iki ayrı tüzel kişilik olduğu, kök raporda da belirtildiği üzere davalının dava dosyasına ve incelemede sunduğu gümrük belgeleri ile faturaların göndericinin dava dışı .... Şti, alıcının dava dışı .... şirketi olduğu, sevk edilen emtianın maske olduğu, dolayısı ile dava konusu nitril eldivenler ile ilgili olmadığı, davalının dava tarihinden sonra davacı adına düzenlediği 18.06.2021 tarih 2.000.000 adet maske 1.851.851,86 TL ve Lojistik, depolama, Nakliye, Navlun Bedeli 1.271.186,44 TL olmak üzere + KDV toplam 3.500.000,00 Tutarında faturanın VUK'nın 231/5 maddesinde belirtilen sürede dönemsel olarak düzenlenmediği tespit edilerek, ay ve yıl atladığı, davalının fatura muhteviyatı emtiaları davacıya teslim ettiğine dair herhangi bir irsaliye sunmadığından kök raporda fatura açıklamasına konu fatura bedelini hakkedecek bir hizmetin olmadığı, faturanın maske satımı ile ilgili olduğu, dava konusu emtianın nitril eldiven olduğu, faturanın dava konusu ile ilgili olmadığı, davalının itirazları doğrultusunda yapılan inceleme sonucunda kök rapordaki Gümrük Mevzuatı Yönünden Değerlendirmeler ve kanaatlerde değişiklik yapmaya gerek olmadığı, davacının itirazları doğrultusunda yapılan inceleme sonucunda kök rapordaki “davalı ...’un TTK m. 209’dan kaynaklanan bir sorumluluğunun bulunmadığı ve davalı ...’un davalı şirketin de dahil olduğu bir topluluğun hâkimi olması ve bağlı şirkete tek ortak olarak borçlanmış olması dışında, tüzel kişiliğin ve sınırlı sorumluluğun yok sayılmasını gerektirecek bir husus bulunmadığı” yönündeki kanaatlerde değişiklik yapmaya gerek olmadığı, Mahkemenin talimatı doğrultusunda yapılan inceleme soncunda, davacının davalıya ödediği 14.450.920,00 TL tutarın dava tarihindeki karşılığının 1.555.183,44 Euro olduğu, davacının dava tarihi itibarı ile 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi uyarınca davacıdan 31.477,44 Euro ile asıl alacak olarak toplam 1.586.660,87 Euro talep edebileceği, davacının feri müdahil ...’ nun davacı aleyhine açmış olduğu İstanbul Anadolu 21. İcra Dairesi’ nin .... sayılı icra dosyasında 9.12.2021 tarihli Dosya hesabına göre hesap tarihi itibarı ile asıl alacak haricinde 20.152.560,89 TL ödeme yapması gerekeceği, kapak tarihi itibarı ile ödenecek faiz ve icra masraflarının 1.296.251,38 Euro olacağı, davacının zarar talebine konu olup olmayacağının nihai hukuki değerlendirmesini Mahkemenin takdirinde olduğu" bildirilmiştir. Somut olayda; davacı, davalıdan nitril muayene eldiveni satın almak için davalının banka hesabına havaleyle 14.450.920,00-TL gönderdiğini, ancak davalının nitril muayene eldivenlerini teslim etmediğini ve parayı da iade etmediğini belirterek ödediği 14.450.920,00 TLnin ödeme tarihinden faiziyle davalılardan tahsilini istemiştir.Davacının davalı şirket banka hesabına 28.05.2020 tarihinde 1.700.103,69 TL. ödediği, havale dekontunun açıklama kısmında e-fatura tarihi 27.05.2020, e-fatura no:...-ÖN AVANS ödemesi , 04.06.2020 tarihinde 5.000.103,69 TL. ödediği, havale dekontunun açıklama kısmında e-fatura tarihi 27.05.2020, e-fatura no:...-bakiye ödemesi, 05.06.2020 tarihinde 6.000103,69 TL. ödediği, havale dekontunun açıklama kısmında e-fatura tarihi 27.05.2020, e-fatura no: 250.000 kutu nitril eldiven ödemesi, 06.06.2020 tarihinde 1.750.972,50 TL. ödediği, havale dekontunun açıklama kısmında e-fatura tarihi 08.06.2020, e-fatura no:nitril eldiven İspanya Aircargo navlun ödemesi yazılıdır.Davacı tarafından ...’ un tek pay sahibi ... hakkında 24.06.2020 tarihinde dolandırıcılık suçu nedeni ile Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’ nın 2020/95818 soruşturma numarası ile suç duyurusunda bulunulduğu görülmüştür. Ödenen tutarın davacıya iadesi gerektiği hususları ihtilaf dışı olup, bu aşamada uyuşmazlık davacının ödediği bedeli davalı şirket ile tüzel kişiliğinin perdesinin aralanması ve organik bağ gereğince diğer davalıdan tahsilini talep edip edemeyeceği noktasında toplanmaktadır. İhtilafın çözümü açısından öncelikle davalılarla ilgili organik bağ ve tüzel kişilik perdesine saklanıldığı iddiasının değerlendirilmesi gerekmektedir.Öğreti ve uygulamada kabul edilen tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisi; bazı şartların varlığı hâlinde, tüzel kişilik ve mal ayrılığı ilkesi dikkate alınmadan mevcut tüzel kişiliğin arkasına saklanan gerçek veya tüzel kişinin borçtan sorumlu tutulmasını ifade etmektedir. Mal varlığının bağımsızlığı ve sınırlı sorumluluk ilkelerinin istisnası olan tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisi, ancak istisnai ve sınırlı durumlarda titizlikle uygulanması gereken bir teoridir. Bu teoriye ihtiyatlı bir biçimde yaklaşılmalı, istisnai olduğundan mümkün olduğunca dar yorumlanmalı ve bu teorinin uygulanmasına ancak tüzel kişilik kavramının arkasına saklanılarak dürüstlük kuralına aykırı davranıldığı, kendisine tanınan hakkın kötüye kullanılarak üçüncü kişilerin zarara uğratıldığı, zarara yol açan tüzel kişinin sorumluluğuna hükmedebilmek için ise başka bir yasal nedene dayanılmasının mümkün olmadığı durumlarda başvurulmalıdır (Yargıtay 11 HD 23.02.2021 tarih ve 2020/2970 esas, 2021/1603 karar sayılı ilamı).Dürüstlük kuralına aykırı olarak şirket kurumunun alacaklıların zararına olacak şekilde kötüye kullanıldığı durumlarda "tüzel kişiliğin" göz ardı edilmesi hususu, mahkeme kararları ve Yargıtay uygulamaları ile ortaya çıkmış olup bu konuda özel bir kanun hükmü bulunmamaktadır. O nedenle de bu kuruma "tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisi" denilmektedir. Yine bir şirketin borcundan başka bir şirketin ya da şirket pay sahiplerinin sorumlu tutulduğu durumlar için kullanılan diğer bir kavram ise "organik bağ" kavramıdır. İki şirket arasındaki "organik bağ"dan yola çıkılarak borçlu şirketin tüzel kişiliği göz ardı edilmekte ve ikinci şirket ya da bu şirketin pay sahibi veya yöneticisi olan gerçek kişiler borçtan sorumlu tutulmaktadır. Dolayısıyla "organik bağ" bir anlamda, "tüzel kişilik perdesinin aralanması"nın şartlarını ifade etmektedir. Organik bağın temelini TMK m. 2 hükmü oluşturmaktadır. Bu bağ ile bir şirketin borçlarından diğer bir şirket sorumlu tutulmaktadır. Dolayısıyla, organik bağ ile birbirinden ayrı birer tüzel kişilik olan şirketlerin birlikte sorumlu tutulması mümkün hale gelmektedir. Organik bağın mevcudiyetinin kabulü için evvela borçlu şirketin, diğer tüzel kişiliği, alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla kullanma niyetinin varlığı aranmaktadır.Bilirkişi tarafından da açıklandığı üzere, Ticaret Sicil kayıtlarının incelenmesinde; davalı ...'un davalı şirketin ve başka bazı şirketlerin tek ortağı ve yöneticisi olduğu, bazı şirketlerin ise ortağı ve yöneticisi olduğu, Ticaret Sicil Gazetesinin 17 Eylül 2020 tarihli nüshasından davalı şirketteki 20.000 adet hissesini, 500.000,00- TL karşılığında ... devrettiği, yüksek miktarda borç alacak kaydı yapılmak suretiyle ortaklara borçlar hesabının 10.500,00 TL. Alacak bakiyesi verediği, davalı şirketin bir takım giderlerinin ortaklar cari hesabından karşılandığı, 2020 yılıunda ortaklar cari hesap hacminin 5.626.410,30 Tl ye ulaştığı, ortaklar cari hesabının amacı dışında davalı şirketin faaliyet konuları ile ilgili işlemler için kullanıldığı tespit edilmiştir.Sözleşme ilişkisinin nisbiliği ilkesi göz önüne alındığında yönetim kurulu üyesi olan davalının, davacı ile davalı şirket arasındaki iş ve işlemlerin tarafı olmadığı dikkate alındığında sözleşmesel temelde organsal sorumluluğu sözkonusu değildir. Ancak, TTK'nın 553. maddesi ile özel bir düzenleme yapılmış yönetim kurulu üyelerinin alacaklılara karşı, şirkete verdikleri zarardan sorumlu oldukları hükme bağlanmış; 556. maddede alacaklılara, yönetim kurulu üyelerine karşı dava açma hakkı tanınmıştır. Söz konusu davanın açılıp görülebilmesi için oluştuğu iddia olunan zararın doğrudan ya da dolaylı zarar niteliğinde olup olmadığının tespiti gerekmektedir. Şirket alacaklısı konumunda olan üçüncü şahısların sorumluluk davası yolu ile kendileri adına istemde bulunabilmelerinin koşulu, oluştuğu ileri sürülen zararın, doğrudan zarar niteliğinde olmasıdır. Şirket yöneticilerinin, şirketin almış olduğu borcu ya da başkaca edim yükümlülüklerini yerine getirmemek amacıyla şirketi atıl kılarak acz içine düşürmeleri hâli, üçüncü kişiler yönünden doğrudan zarar niteliğindedir. Bu kapsamda şirket alacaklıları; kurucuların, yönetim kurulu üyelerinin, yönetimle görevli diğer kişilerin kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlu olarak ihlal etmeleri nedeniyle doğrudan zarara uğramaları durumunda, anılan kişileri dava edebilir ve tazminatın kendilerine ödenmesini isteyebilirler.Somut olayda davalı şirket adına taahhütlerde bulunulduğu ve şirketin bağımsız bir firma olarak gösterildiği, ortaklık alacaklılarının davalı şirketten olan alacaklarını tahsil etmelerinin de önünün kapatıldığı, davalı şirketin faaliyetinin de sona erdiğinin ileri sürüldüğü, davalı ...'un bunun aksini ispat edemediği, davalı şirket ile davalı ...'un ortak malvarlığı anlayışıyla hareket ettiği, dolayısıyla tüzel kişilik perdesinin aralanmasını gerektirecek bir bağın mevcut olduğu sonucuna varıldığından davalı ...'un yöneticinin sorumluluğu hükümleri yanında tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisi uyarınca sorumluluğunun doğduğu ve davacının zararının ve ödediği bedelin iadesi taleplerinin kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Davacının ödediği bedelin iadesi ve davacının uğradığı zarardan organik bağ ilişkisi ve tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisi ile yöneticinin sorumluluğu hükümleri kapsamında davalıların birlikte sorumlu oldukları anlaşıldığından, bu tutarın tüm davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır.Açıklanan bu gerekçelerle, davalı ... vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;

1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,

2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 1.000.723,64 TL istinaf nispi karar harcının davalı ...'tan tahsili ile hazineye gelir kaydına,

3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 11.06.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.

KANUN YOLU:HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2022/1792, K. 2026/1136, T. 11.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-1792-e-2026-1136-k-8a5fc7bfba6d