Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/2384 E. 2026/1140 K. – İtirazın İptali
Konu: İtirazın İptali
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/2384
- Karar No
- 2026/1140
- Karar Tarihi
- Konu
- İtirazın İptali
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/2384
KARAR NO:2026/1140
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:11/05/2022
NUMARASI:2020/378 Esas 2022/395 Karar
DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Taşıma sözleşmesinden kaynaklanan)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin harçtan muaf olduğunu, müvekkili şirket ile davalı taraf arasında 13.07.2019 tarihinde Kargo Taşıma Hizmet Sözleşmesi akdedildiğini, müvekkili şirket ile davalı taraf arasındaki ticari ilişkiden dolayı ve taraflar arasındaki 01.11.2019 — 20.01.2020 tarih aralığını kapsayan cari hesap ekstresi ve 01.11.2019 — 20.01.2020 tarih aralığını kapsayan tahsilat raporuna göre davalı tarafın, müvekkili şirkete toplam borcunun 94.102,28-TL olduğunu, alacağın tahsili amacı ile İstanbul 28. İcra Müdürlüğü'nün ...sayılı dosyası ile icra takibine girişildiyse de borçlu şirketin takibe haksız olarak itiraz ettiğini, alacağın likit olduğunu, alacağın şirket defterleri incelendiğinde ispat edileceğini beyanla davalının haksız itirazının iptalini ve haksız itiraz ederek müvekkili şirketin alacağına kavuşması engellendiği için %20 icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin davacı şirkete herhangi bir borcu bulunmadığını, sözleşmede bulunan imzanın müvekkiline ait olmadığını, sözleşmede bulunan kaşenin müvekkilinin kullandığı kaşenin yazı karakterinden farklı olduğunu, davacının alacağına dayanak yapmak için müvekkili adına sahte imza ve kaşe ürettiğini, sözleşmede ... isimli şahsın imzasının olmasının da dikkat çekici olduğunu, ... isimli şahsın basit bir kargo hizmet sözleşmesine imza atmasının sözleşmenin bir kurgudan ibaret olduğunu tevsik ettiğini, ...Türkiye pazarlama sorumlusu olup, bu tarz şube bazında yapılan sözleşmelere imza atmasının düşünülemeyeceğini, gerçek sözleşmenin; imzalanması tarihleri aralığında, müvekkilinin, davacı şirket şube müdürü ...’e 02.08.2019 tarihli e-posta ile...Kargonun fiyat teklifini ulaştırdığını ve ... Kargo’nun teklifinden daha uygun bir teklifi davacı şirketten talep ettiğini, davacı şirket ile müvekkili arasında gerçek sözleşme ve fiyatlandırma konusunda anlaşıldığını, bu teklifi alan müvekkilinin davacı şirketin sahte imzalı sözleşmesindeki fiyatları kabul ettiğini ve bu sözleşmeyi imzaladığını düşünmenin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacı şirketin keşide ettiği faturalarda detayların olmaması ve faturalara ilişkin datanın müvekkili ile paylaşılmaması nedeni ile keşide edilen faturalardaki eksikliğin tamamen davacı şirketin özenli çalışmamasından kaynaklandığını, fahiş fiyat uygulamasını farkeden müvekkilinin, hemen davacı şirketin yetkililerine ulaştığını, davacı şirket yetkililerinin geçerli olan gerçek sözleşme ile aynı tarihli sahte imza ve kaşeli kurmaca bir sözleşme düzenlediğini, hesaplardaki tutarsızlığı gören ve bu rakama itiraz eden müvekkilinin, hemen davacı şirkete iade faturası keşide ettiğini, defterlerine işlediğini ancak davacı şirketin iade faturasını kabul etmediğini ve iade ettiğini, müvekkili tarafından imzalanan gerçek sözleşmede KDV dahil fiyat verilirken, sahte imzalı sözleşmede hem fiyatlandırmanın yüksek olması hem de KDV hariç şeklinde ibare olmasının, taraflar arasındaki fiyat anlaşmasının olağandışı olduğunu açıkça ortaya koyduğunu beyanla davanın reddine ve %20 oranından aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...İstanbul 28. İcra Müdürlüğü’nün ... sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı tarafından, davalı aleyhine 05/02/2020 tarihinde cari hesaptan kaynaklı olarak 94.102,28.-TL asıl alacak ve 425,39.-TL (24.01.2020-05.02.2020 aralığı) olmak üzere toplamda 94.527,67.-TL nin ödenmesi talebiyle ilamsız icra takibi başlatılmış olduğu; ödeme emrinin davalıya tebliğ edildiği ve davalının tarihinde takibe itirazı üzerine takibin durmuş olduğu anlaşılmıştır.Davalı tarafça takibe dayanak ek protokoldeki imza ve kaşenin kendisine ait olmadığının iddia edilmesi üzerine, davalıya ait ıslak imzalı evrak asılları ilgili kurum ve kuruluşlardan celp edilerek taraflar arasındaki 13/07/2019 tarihli " Kargo Taşıma Hizmet Sözleşmesinin ek protokolündeki imza ve kaşenin davalıya ait olup olmadığı hususunda inceleme yapılarak rapor tanzimi için dosya bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi 10/02/2021 tarihli raporunda özetle:"...(1) nolu 13.07.2019 tarihli ... kargo “Kargo Taşıma Hizmet Sözleşmesi" aslındaki "... ...“ kaşesi üzerindeki imzalar ile (2) nolu 13.07.2019 Tarihli Kargo Taşıma Hizmet Sözleşmesi “Ek Protokolü" ve “Yetki Belgesi” aslındaki "... ..." kaşesi üzerindeki imzaların farklı olduğu, belgelerin tanzim tarihi 13.07.2019 tarihi olmakla birlikte (1) nolu belgedeki ve (2) nolu “Ek Protokol" ve “Yetki Belgesi” aslındaki kaşe basım izlerinin de farklı olduğu, öncelikle “... ..." kaşesi aslının teminini, 2019 tarihi içerisindeki "... ..." kaşeli ve imzalı belge asıllarının istenmesi, basit tersimli imza kullanan ...'ın huzurda birçok kez büyük harflerle isim ve soy isminin yazdırılmasının uygun olacağı kanaatine varıldığı... " yönünde görüş bildirmiştir.Bilirkişi ön raporu doğrultusunda davalıya ait imza örnekleri alınıp, kaşe aslı temin edilerek dosya tekrar bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından tanzim edilen 15/06/2021 tarihli raporda özetle:"... Nolu 13/07/2019 tarihli ... kargı "Kargo Taşıma Hizmet Sözleşmesi" aslındaki ... yazısının ...'ın eli ürünü olduğu ve ismi altındaki imzanını ...'ın paraf tarzı imzası olduğunu, Kargo Taşıma Hizmet Sözleşmesi aslındaki ... ... kaşesi üzerindeki imzaların ...'ın uzun atmış olduğu imzalar olup ...'ın eli ürünü olduğunu, yine inceleme konusu 2 nolu 13/07/2019 tarihli Kargo Taşıma Hizmet Sözleşmesi ek protokolü ve yetki belgesi aslındaki ... ... kaşesi üzerindeki imzaların ...'ın eli ürünü olmadığı, ancak yetki belgesi aslındaki ... ismine atfen atılı imzanın ...'ın eli ürünü olduğu, ... tarafından ibraz edilen kaşenin İstanbul 28. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasına ibraz edilen belgedeki kaşe basım izi ile farklı olduğu, sunulan kaşenin o dönem içinde kullandığı kaşe olmadığı bununla birlikte inceleme konusu belgelerin tanzim tarihi 13/07/2019 tarihi olmakla birlikte 1 nolu belgedeki ve 2 nolu ek protokol ve yetki belgesi aslındaki kaşe basım izlerinin farklı olduğu..." yönünde görüş bildirmiştir.Mahkememizin 13/10/2021 tarihli celsesinde, tarafların ticari defter ve kayıtları ve dosya kapsamı incelenerek, taraflar arasında ticari ilişki olup olmadığı, davacının cari hesaptan kaynaklı olarak alacağının bulunup bulunmadığı, davalı yanca 13/07/2019 tarihli Kargo Taşıma Hizmet Sözleşmesi - Ek Protokolünün benimsenip benimsenmediği ve davalı yanca Ek protokle dayalı olarak iş ve işlem yapılıp-yapılmadığı, davacı yanın alacağı var ise alacağın 13/07/2019 tarihli Kargo Taşıma Hizmet Sözleşmesinden mi, 13.07/2019 tarihli Kargo Taşıma Hizmet Sözleşmesi- Ek Protokolünden mi kaynaklandığı, takibe konu alacağın 13/07/2019 tarihli Kargo Taşıma Hizmet Sözleşmesi- Ek Protokolüne ilişkin olup olmadığı hususunda rapor tanzimi istenmiş, bilirkişi heyeti tarafından dosyaya sunulan 06/04/2022 tarihli raporda özetle:"....Davacı ve davalı şirket tarafından ibraz edilen yasal defterlerin açılış ve kapanış tasdiklerinin süresi içinde yapıldığını ve sahibi lehine delil olma özelliğine haiz olduğu, dava dosyası içeriğinde 1 sözleşme ile 2 adet ek protokol bulunduğu, bu protokollerden ilkinin davacı diğerinin davalı tarafından sunulduğu, davacı tarafından davalı adına keşide edilen faturaların davacı tarafından sunulan bu ek protokole göre düzenlendiğinin anlaşıldığı, oysa bu ek protokolde yer alan imzanın davalı eli ürünü olmadığının tespit edildiği, ... Kargo kayıtlarında tüm işlemlere ait desi ağırlıkları tek tek rapor halinde çekilemediği belirtildiği, bu sebeple ... kayıtlarından alınan ... Kargo kayıtları ile karşılaştırıldığında, davalı tarafından sunulu Ek Protokole göre hesaplama yapıldığında gönderilerin desi ağırlıkları sonucu davacı şirketin 94.126,79 TL davalıya fazladan bedel tahakkuk ettirildiğini, davacının 94.102,28 TL cari hesap alacağının davalı yanca kabul edilmeyen EK protokolden kaynaklandığı hesaplandığı..." yönünde görüş bildirilmiştir.Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında 13/07/2019 tarihli Kargo Taşıma Hizmet Sözleşmesi ve Ek Protokolü'nden kaynaklı olarak ticari ilişki bulunduğu, davacı tarafça cari hesaptan kaynaklı olarak davalı aleyhine İstanbul 28. İcra Müdürlüğü’nün ... sayılı dosyası ile takip başlatıldığı ve davalının takibe itirazı üzerine takibin durmuş olduğu, davalı tarafça takibe dayanak sözleşmenin ekindeki bulunan ve fiyatlandırmaya esas alınan ek protokoldeki imzaya itiraz edilmesi nedeniyle mahkememizce imza incelemesi cihetine gidildiği ve yapılan inceleme sonucunda tanzim edilen 15/06/2021 tarihli raporunda ek protokoldeki imzaların davalıya ait olmadığının tespit edildiği, yine mahkememizce hükme esas alınan ve denetlenebilir bilirkişi heyeti raporuna göre davalı tarafça imzalanmamış olan ve davalının kabulünde olmayan protokole göre davacı şirketin 94.126,79 TL davalı tarafa fazladan bedel tahakkuk ettirildiği davacının 94.102,28 TL cari hesap alacağının davalı yanca kabul edilmeyen EK protokolden kaynaklandığı ve bu sebeple davalının takibe yaptığı itirazın yerinde olduğu anlaşılmakla davanın reddine, tacir olan davacının imzası davalıya ait olmayan ve davalı tarafça kabul edilmemiş olan ek protokolden kaynaklı olarak takip başlatmış olması nedeniyle davalı lehine % 20 oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesine" gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; tespiti istenilen hukuki işlemin değeri itibariyle davanın kesin delillerle ispatının zorunlu olduğunu, mahkemenin yargılamanın hiçbir aşamasında 2019 yılına ait kaşe imzasına dair inceleme yapmadığını, her iki bilirkişi raporunun da davalının eli ürünü olan 13.07.2019 tarihli taşıma hizmet sözleşmesi ile davalının müvekkilinden hizmet aldığını tespit ettiğini, davalının başkaca resmi belgelerde kullandığı kaşe ve imza örneklerinin dosyaya hiçbir zaman celp edilmediğini, sadece dava sırasında alınan yeni imzalar ile inceleme yapıldığını, davalı yanın ticari defterlerinde bulunmayan, usulüne uygun tebliğ edilen ancak tebliğe rağmen sekiz günlük yasal itiraz süresinde itiraz da edilmeyen faturalar nedeniyle davacı müvekkilin iddiasını ispat ettiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, taşıma ilişkisi kapsamında açık hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine yönelik itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, ticari ilişkinin varlığı hususunda herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, davacının takibe konu alacağının bulunup bulunmadığı, mahkeme kararının usule ve yasaya uygun olup olmadığına ilişkindir.İstanbul 28. İcra Müdürlüğünün ... sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 94,102,28-TL asıl alacak, 425,39-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 94.527,67 yönünden icra takibi başlatıldığı, takip dayanağı olarak 24.01.2020 tarihli 94.102,28 TL tutarlı ticari defter ve kayıtlar ile; fatura alacaklarından kaynaklanan açık hesap alacağının gösterildiği anlaşılmaktadır. Bilirkişi, 15/06/2021 tarihli raporda,"... Nolu 13/07/2019 tarihli ... kargo "Kargo Taşıma Hizmet Sözleşmesi" aslındaki ... yazısının ...'ın eli ürünü olduğu ve ismi altındaki imzanını ...'ın paraf tarzı imzası olduğunu, Kargo Taşıma Hizmet Sözleşmesi aslındaki ... ... kaşesi üzerindeki imzaların ...'ın uzun atmış olduğu imzalar olup ...'ın eli ürünü olduğunu, yine inceleme konusu 2 nolu 13/07/2019 tarihli Kargo Taşıma Hizmet Sözleşmesi ek protokolü ve yetki belgesi aslındaki ... ... kaşesi üzerindeki imzaların ...'ın eli ürünü olmadığı, ancak yetki belgesi aslındaki ... ismine atfen atılı imzanın ...'ın eli ürünü olduğu, ... tarafından ibraz edilen kaşenin İstanbul 28. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasına ibraz edilen belgedeki kaşe basım izi ile farklı olduğu, sunulan kaşenin o dönem içinde kullandığı kaşe olmadığı bununla birlikte inceleme konusu belgelerin tanzim tarihi 13/07/2019 tarihi olmakla birlikte 1 nolu belgedeki ve 2 nolu ek protokol ve yetki belgesi aslındaki kaşe basım izlerinin farklı olduğu..." yönünde görüş bildirmiştir.Kural olarak salt faturanın düzenlenmiş olması, dayanağı kanıtlanamayan faturaların düzenleyenin defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz. (Yargıtay HGK'nun 19/09/2018 Tarih, 2017/19-915 Esas ve 2018/1338 Karar Sayılı İlamı). Başka bir ifadeyle dava konusu faturaya konu sözleşmesel ilişkinin varlığı ile edimin ifa edildiğinin HMK'nın 200 ve devamı maddeleri uyarınca yazılı delillerle ispatlanması gereklidir. Zira fatura, sözleşmenin infaz aşamasına ilişkin vesikalardan olup sözleşmesel ilişkinin ve edimin ifasının ispatında başkaca delillerle desteklenmediği sürece delil niteliğini haiz olmaz. Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir.Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27.06.2003 tarih ve 2001/1 E., 2003/1 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere; Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. (Fatura ve dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın m. 21/2.) Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. İşin bedeli sözleşme kurulurken kararlaştırılmış olup, fatura ise bu aşama ile ilgili değil, ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Faturayı alan (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerekir. Fatura, sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. 6102 sayılı TTK'nın 21. maddesinin 2 ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. 2. fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura içeriğinin doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa, düzenlenen belge fatura değildir. Bu belge belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 21/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Öte yandan, sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz. Karşı tarafın akdi ilişkiyi inkâr etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkânı yoktur. Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir. Sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, Türk Ticaret Kanunu'nda özel bir hüküm bulunmamakta, anılan Yasa'nın 21. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın içeriğinden söz edilmektedir. Faturanın zorunlu içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme Vergi Usul Kanunu'nda yer almaktadır. Faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır (VUK'nın m. 230). Dolayısıyla, faturanın içeriği, faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı takdirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususları yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir. (Geniş bilgi için Bkz: Prof. Dr. Sami Karahan, Ticari İşletme Hukuku, 23. Baskı, Eylül 2012, Konya; Sh 111 vd.) Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya PTT aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur. Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir. Faturaların tebliğ edildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da süresinde iade edildiğinin borçlu tarafça kanıtlanması halinde, borçlu taraf alacaklının hizmet vermediğini savunmakta ise, faturaya konu hizmetin verildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanması; borçlunun faturaları tebliğ alıp süresinden sonra iade etmesi halinde de faturanın alacaklı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı, borçlunun (faturayı defterine kaydetmemek ve hizmet almadığını savunmak suretiyle), kabul etmemesi ya da borçlunun faturayı kendi defterine kaydetmekle birlikte süresinde itiraz ve iade etmesi halinde hizmetin verildiğini yine alacaklının kanıtlaması gerekeceğinden, bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun Faturaları kendi defterlerine kaydetmesi (faturaları deftere kayıt öncesinde ya da sonrasında süresi geçtikten sonra itiraz ve iade etmiş olması) halinde alacaklının (hizmet vermiş olsun ya da olmasın) HMK'nın 222. (6762 sayılı TTK'nın 84. ve 85.) maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir. (Emsal Yargıtay 23. Hukuk Dairesi 2015/2467 E. 2015/7975 K. Sayılı ilamı) Taraf ticari defterlerinin incelenmesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda; davacı ve davalı şirket tarafından ibraz edilen yasal defterlerin açılış ve kapanış tasdiklerinin süresi içinde yapıldığı ve sahibi lehine delil olma özelliğine haiz olduğu, dava dosyası içeriğinde 1 sözleşme ile 2 adet ek protokol bulunduğu, bu protokollerden ilkinin davacı diğerinin davalı tarafından sunulduğu, davacı tarafından davalı adına keşide edilen faturaların davacı tarafından sunulan bu ek protokole göre düzenlendiğinin anlaşıldığı, oysa bu ek protokolde yer alan imzanın davalı eli ürünü olmadığının tespit edildiği, ... Kargo kayıtlarında tüm işlemlere ait desi ağırlıkları tek tek rapor halinde çekilemediğinin belirtildiği, bu sebeple ... kayıtlarından alınan ... Kargo kayıtları ile karşılaştırıldığında, davalı tarafından sunulu Ek Protokole göre hesaplama yapıldığında gönderilerin desi ağırlıkları sonucu davacı şirketin 94.126,79 TL davalıya fazladan bedel tahakkuk ettirildiği, davacının 94.102,28 TL cari hesap alacağının davalı yanca kabul edilmeyen ek protokolden kaynaklandığı yönünde görüş bildirilmiştir. İlk derece mahkemesince davalının imzaya itirazı kapsamında alınan imza inceleme raporu ile taraf ticari defter ve belgeleri üzerinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen bilirkişi raporu içeriğindeki tespitler ışığında davacının alacağı olup olmadığı belirlenerek karar verildiği anlaşılmaktadır. Davacı vekili eski tarihli imzalar üzerinde inceleme yapılmadığını ileri sürmekte ise de grafolog incelemesi ile imzanın aidiyeti husunda kesin bir sonuca varıldığı görülmekle, davacının bu yöndeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. Tüm bu hususlar dikkate alındığında, davalının 2. Ek protokoldeki imzanın ...ın eli ürünü olmadığı, bilirkişi raporu ile davalıya fazladan ödeme tahakkuk ettirildiği, davalı savunmasının kanıtlandığı sonucu ile kurulan hüküm isabetli olup, davacı vekilinin istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usule ve yasaya uygun olup davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,
2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline,
3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 11.06.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.
KANUN YOLU:HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.