Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1240 E. 2026/1232 K. – Tazminat
Konu: Tazminat
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1240
- Karar No
- 2026/1232
- Karar Tarihi
- Konu
- Tazminat
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2026/1240
KARAR NO:2026/1232
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:26.03.2026 tarihli ara karar.
NUMARASI:2026/237 Esas (Derdest)
DAVANIN KONUSU:Tazminat (Ticari satımdan kaynaklanan)
Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sırasında davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen ara karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında mal alım satımına dayalı anlaşma yapıldığını, söz konusu anlaşma bağlamında bir birim fiyattan davalının müvekkiline mal teslimi yapılmasının kararlaştırıldığını, müvekkilinin söz konusu anlaşma bağlamında davalıya ön ödemeli 31/01/2024 tarihli 250.000,00-TL bedelli ve 29/02/2024 tarihli 250.000,00-TL bedelli çeklerin verildiğini, ancak davalı tarafından söz konusu çek bedelleri kadar mal tesliminin yapılmadığını, davalıya bu bağlamda Beşiktaş ....Noterliği'nin 16/12/2024 tarihli ve ... yevmiye nolu ihtarı gönderildiğini, işbu sözleşmeye aykırı eylemlerini gidermesinin talep edilmiş olduğunu, davalı tarafından sözleşmeye aykırılıkların giderilmediğini, müvekkilinin davalı tarafından teslim edilmesi gereken ürünün tonajından daha az ürün teslim edildiğini ve taraflar arasında kararlaştırılan ürünün birim fiyatından daha yüksek bedel üzerinden fatura düzenlendiğini, tüm bu nedenlerle müvekkili nezdinde oluşan zararların tazmini amacıyla taraflarınca işbu davanın açıldığını, müvekkili tarafından önceden bedeli ödendiği halde teslim edilmeyen mallara ilişkin müvekkilinin zararının bulunduğunun açık olduğunu, davalı şirket tarafından sözleşmeye ilişkin yükümlülüklerin yerine getirilmemiş olduğunu, sözleşmeye aykırılık nedeniyle müvekkilin zararının bulunduğunun açık olduğunu, bu nedenle müvekkili nezdinde söz konusu alacağın geç tahsil edilmesi nedeniyle doğacak zararların giderilmesi için mahkemece ihtiyati tedbir kararı verilmesinin gerektiğini, yapılan anlaşma gereğince davalı şirketin müvekkili şirkete belirli ve sabit bir bedel üzerinden 160 ton mal satışı yapılması hususunda anlaşma yapıldığını, müvekkili şirket tarafından avans çeklerin davalı şirkete ciro edilmiş olduğunu, anlaşmaya ilişkin yükümlülüklerinden yerine getirildiğini, davalı şirket tarafından taraflarına 160 ton mal teslimi yapılmadığını, bu bağlamda müvekkili şirketi nezdinde oluşan zararların tazminine karar verilmesinin gerektiğini, tüm bu nedenlerle davalı şirketin tüm malvarlığına ve banka hesaplarına ihtiyati tedbir konulmasına, aksi halde müvekkilinin alacaklarını karşılar nitelikte ve değerde malvarlığına ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin değerlendirildiği 26.03.2026 tarihli ara kararla; "...Somut talep yönünden davacının eldeki davayı zararın tazmini amacına yönelik açtığı uyuşmazlık konusunun para olduğu gözetildiğinde, davacı vekilinin davalı şirketin tüm malvarlığına ve banka hesaplarına ihtiyati tedbir konulmasına ilişkin talebinin uyuşmazlık konusunu oluşturmadığı terditli talebi yönünden ise mahkeme aksi kanaatte ise müvekkilin alacaklarını karşılar nitelikte ve değerde malvarlığına ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini talep etmiş ise de iş bu talebin ihtiyati haciz niteliğinde olduğu ve yaklaşık ispat koşulları oluşmadığı; alacağın varlığı yargılamayı gerektirdiği anlaşılmakla..." gerekçesiyle, ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; sunulan delillerle yaklaşık ispat koşulunun kesin biçimde sağlandığını, dava dilekçesi ekinde sundukları, Beşiktaş ... Noterliği'nin 16.12.2024 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin, İstanbul 4. İcra Dairesi'nin ... sayılı takip dosyasının, taraflar arasındaki ticari ilişkiyi ve müvekkilinin haklı alacağını tevsik eden cari hesap ekstresi ile İstanbul Arabuluculuk Bürosu'nun ... dosya numaralı arabuluculuk anlaşamama tutanağının, müvekkili şirketin iddialarının salt ve soyut bir beyandan ibaret olmadığını gösterdiğini, ihtiyati tedbirde tam ispat aranamayacağından, uyuşmazlığın yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle verilen ret kararının kaldırılması gerektiğini, istemin ihtiyati haciz olarak nitelendirilmesinin hatalı olduğunu, taleplerinin basit bir para alacağının temini işlemi olmayıp, müvekkili şirketin ticari mahvına yol açabilecek ağır ve telafisi imkansız zararların doğmasını engellemeye yönelik bir "ihtiyati tedbir" istemi olduğunu, müvekkili şirketin avans ödemesini yapmasına rağmen karşılığını alamamasının ve üstüne piyasadan fahiş fiyatlarla mal toplamak zorunda kalarak günden güne ticari bir darboğaza sürüklenmesinin, HMK m. 389 anlamında derhal müdahale edilmesi gereken ciddi bir zarar tehlikesi olduğunu, gecikme sebebiyle müvekkilinin telafisi güç ticari zararlara uğradığının sabit olduğunu, karşı tarafın olası zararları teminat ile güvence altına alınabileceğinden talebin doğrudan reddinin ölçülülük ilkesine aykırı olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek,kararın kaldırılmasına ve ihtiyati tedbir talebinin kabulüne, karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, ticari satım ilişkisinden kaynaklanan tazminat istemine; istinaf başvurusu ise ihtiyati tedbir talebinin reddine dair ara karara ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında davacı vekilinin ihtiyati tedbir isteminin reddine dair 26.03.2026 tarihli ara karar verilmiş; bu ara karara davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davalı şirket ile arasında mal alım satımına dayalı anlaşma yapıldığını, söz konusu anlaşma bağlamında bir birim fiyattan davalının müvekkiline mal teslimi yapılmasının kararlaştırıldığını, müvekkilinin söz konusu anlaşma bağlamında davalıya ön ödemeli 31/01/2024 tarihli 250.000,00-TL bedelli ve 29/02/2024 tarihli 250.000,00-TL bedelli çeklerin verildiğini, ancak davalı tarafından söz konusu çek bedelleri kadar mal tesliminin yapılmadığını ileri sürerek söz konusu alacağın geç tahsil edilmesi nedeniyle doğacak zararların giderilmesini talep etmiştir. HMK'nın 389. maddesi uyarınca mevcut durumda meydana gelebilecek bir gelişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Aynı Kanun'un 391. maddesine göre, mahkeme, tedbire konu olan mal veya hakkın muhafaza altına alınması veya bir yediemine tevdii ya da bir şeyin yapılması veya yapılmaması gibi sakıncayı ortadan kaldıracak veya zararı engelleyecek her türlü tedbire karar verebilir.Kanun hükmü, tedbirin sadece dava konusu olan şey hakkında verilebileceğini düzenlemiştir. Davanın konusu olmayan şeyler hakkında tedbir kararı verilemez. İhtiyati tedbirde, hakkında tedbir kararı alınan şey, esasen asıl davanın konusudur. Konusu para alacağı olan bir davada, koşullarının bulunması hâlinde İİK'nın 257 vd. maddelerindeki koşullar varsa, ihtiyati haciz talep edilebilir. Para alacağının talep edildiği bir davada, uyuşmazlık konusu olmayan davalı/borçlunun araçları ve taşınmazları, banka hesapları ve üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları hakkında tedbir kararı verilemez.Her ne kadar Mahkemenin gerekçesinde davacının terditli talebi ihtiyati haciz olarak değerlendirilmiş ise de ihtiyati haciz konusunda hüküm kurulmadığı görülmüştür. Davacı vekili tarafından ihtiyati tedbir talep edildiğinden, taleple bağlılık ilkesi gereğince talep edilenden başka bir hukuki koruma tedbirine hükmedilemeyeceğinden, ara karar sonucu itibariyle isabetlidir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3. maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.
KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3. maddeleri uyarınca, ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,
2-Davacı vekili tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 25.06.2026
KANUN YOLU:HMK'nın 362/1.f ve 391/3 maddeleri uyarınca karar kesindir.