İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/734 E. 2026/484 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/734
Karar No
2026/484
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/734 Esas KARAR NO : 2026/484

DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 01/10/2025 KARAR TARİHİ : 07/07/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamaları sonunda : GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA: Davacı vekili tarafından Mahkememize sunulan dava dilekçesinde özetle;"Davacı şirket, davalı/borçluya... Otoparkında 2019 tarihinde 2 araç Park Yeri sağlamıştır. Müvekkil şirket tarafından sağlanmış olan bu alan tahsisinin bedeli için fatura kesmiş ve davalı/borçluya usulüne uygun olarak tebliğ etmiştir. Huzurdaki olayda; taraflar arasındaki ticari ilişkide otopark yerinin zilyetliğinin davalı şirkete devredilmeden müvekkil şirket çalışanları gözetiminde ve yönlendirmesiyle araçları parkedeceği anlaşılmaktadır. Bu nedenle taraflar arasındaki akdi ilişki hizmet alım ilişkisidir. Müvekkil şirket davalıya otopark hizmeti vermesi ile sözleşmedeki edimini yerine getirmiş; nitekim hizmet alan davalı şirket müvekkile ödemesi gereken bedel tahsisi ücretini ödemeyerek müvekkili zarara uğratmıştır. Davalı/borçlu tarafından davaya konu alan kullanılmış, nitekim davalı/borçlu kendisine kesilen faturaya rağmen ödeme yapmamış, düzenlenmiş olan faturalar davalı/borçluya tebliğ etmiş; davalı/borçlu faturalara karşı itiraz etmediği gibi herhangi bir ödeme de yapmamıştır. Bu kapsamda davalı/borçlu aleyhine ... 28. İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyası aracılığıyla 8.691,88 TL bedelli icra takibi başlatmış; ancak kötü niyetli davalı/borçlu işbu takibe karşı itiraz etmiştir. Yukarıda da ayrıntılarıyla belirtildiği üzere davalının borca itiraz nedenlerinin haksız ve mesnetsiz olduğu, kötü niyetli olarak sırf müvekkilin alacağını geciktirmek kastıyla kötü niyetli olarak hareket ettiği, alacağın likit olduğu zira cari ekstre ve faturalara dayandığı sabit olduğundan davalı/borçlu aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiği Kötü niyetli - haksız davalı borçlunun alacağın %20'sinden az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı/borçluya yükletilmesine karar verilmesini..." talep ve dava etmiştir. CEVAP; Davalı vekili tarafından Mahkememize sunulan cevap dilekçesinde özetle; "Davacı taraf, müvekkil şirket aleyhine başlatmış olduğu icra takibine yapılan itirazın iptali ile takibin devamını ve icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep etmektedir. Davacının bu talepleri hukuki ve fiili dayanaktan yoksun olup, aşağıda arz edilen nedenlerle davanın reddi gerekmektedir. Davacı dilekçesinde taraflar arasında otopark hizmetine ilişkin bir sözleşme bulunduğunu ileri sürmekte ise de, iddia edilen sözleşme dava dosyasına sunulmamıştır. Taraflar arasındaki hukuki ilişkinin dayanağı olduğu iddia edilen sözleşmenin; süresi, bedeli, kapsamı, kullanım şartları ve taraflara yüklediği edimlerin neler olduğu hususunda mahkemenizin denetimine elverişli herhangi bir yazılı belge ibraz edilmemiştir. Bu durumda, HMK m.190 gereğince iddiasını ispat yükü davacı tarafa ait olup, sözleşme dosyaya sunulmadan borcun varlığının kabulü mümkün değildir. Her ne kadar davacı şirket kayıtlarında otopark kullanımına ilişkin bir görünüm bulunduğu ileri sürülse de, ticari veya operasyonel nitelikteki bu tür kayıtlar tek başına borcun varlığını ve miktarını kesin olarak ispatlamaz. Kaldı ki söz konusu kayıtlar; kullanımın hangi tarihlerde, hangi araçlar bakımından, hangi sürelerle ve hangi bedel üzerinden gerçekleştiğini ortaya koymamaktadır. Taraflar arasında bedel, süre ve kullanım koşulları yönünden açık, kesin ve bağlayıcı bir mutabakat bulunduğu davacı tarafından ispatlanamamıştır. Öte yandan dava konusu alacağın varlığı ve miktarı, yukarıda izah edilen tüm hususlar birlikte değerlendirildiğinde açıkça yargılamayı ve bilirkişi incelemesini gerektirmektedir. Hizmetin kapsamı, süresi, bedeli ve fiili ifasının gerçekleşip gerçekleşmediği hususları teknik ve hesaplamaya dayalıdır. Bu nedenle dava konusu alacak likit değildir. Liki̇t olmayan alacaklarda borçlunun icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesi hukuken mümkün değildir. Davacının bu yöndeki talebi açıkça hukuka aykırıdır. Müvekkil şirket tarafından icra takibine yapılan itiraz, alacağın dayanağının ve miktarının belirsiz olması nedeniyle haklı ve yerindedir. Davacının iddia ettiği gibi kötü niyet söz konusu olmayıp, müvekkil şirket anayasal haklarını kullanmıştır. Davacının icra inkâr tazminatı talebi, müvekkili baskı altına alma ve alacağı yargılama dışı yollardan tahsil etme amacına yöneliktir. Davanın reddine, İcra takibine konu asıl alacağa tüm faiz ve ferilerine açıkça itiraz etmekle, haksız ve kötü niyetli olarak açılan davadan dolayı davacı aleyhine %20' den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, Yargılama ve vekalet ücretinin karşı yana tahmiline, karar verilmesini..."talep etmiştir. (II) YARGILAMA SÜRECİNDE TOPLANAN DELİLLER: (1) Y a z ı l ı D e l i l l e r ; ... 28. İcra Dairesi'ne müzekkere yazılarak ...E.sayılı dosyasının mahkememize gönderilmesi istenilmiş olup gelen cevap dosyamız arasına alınarak incelenmiştir. Tarafların bağlı bulundukları vergi dairelerine müzekkere yazılarak 2019-2025 yılı BA/BS formlarının iki hafta içinde mahkememize gönderilmesi istenilmiş olup gelen cevap dosyamız arasına alınarak incelenmiştir. Tarafların ticari defter ve kayıtları ile sunulan deliller üzerinde mahkememizce resen seçilecek bir SMMM bilirkişi ile 02/04/2026 günü saat 14.30 tarihinde Mahkememiz kaleminde inceleme yapılmasına, bilirkişice, taraflar arasında ticari ilişki olup olmadığı, davacının dava konusu faturalardan kaynaklı olarak alacağının bulunup bulunmadığına ilişkin rapor hazırlanmasının istenilmesine, taraflara inceleme gün ve saatinde dava ile ilgili ticari defter ve belgelerini ibraz etmeleri, ibraz edemiyorlarsa mazeretleri ile birlikte ticari defter ve belgelerin yerinde incelenmek üzere bulundukları yeri bildirmeleri için inceleme gün ve saatine kadar kesin süre verilmesine, kesin süre içerisinde ticari defter ve belgeler ibraz edilmez veya mazeret de bildirilmez ise defter ibrazından kaçınmış sayılacakları ve karşı tarafın defter ve kayıtlarının esas alınacağı hususunun ihtarına karar verilmiştir. Bilirkişiden alınan 30/04/2026 tarihli raporunda özetle; "Davacı ile davalı şirketin incelenen 2019-2020-2021-2022-2023-2024-2025 yılı ticari defterlerinin sahipleri lehine delil vasfına haiz olduğu, davacının incelenen ticari defter kayıtlarında; 20.06.2025 icra takip tarihi itibariyle davalıdan 8.691,88 TL. alacaklı olduğu ve alacağının dava tarihi itibariyle de muhafaza edildiği, davalının incelenen ticari defter kayıtlarında; 20.06.2025 icra takip tarihi itibariyle davacıya 5.000,00 TL. borcu olduğu ve borcunuun dava tarihi itibariyle de muhafaza edildiği, davacının icra takibine konu ettiği chs. bakiyesine konu 3 faturadan 14.06.2019 ve 08.07.2019 tarihli her biri 2.500,00 TL. tutarında olan iki adet fatura bedeli 5.000,00 TL'nın davalının ticari defterlerinde davacı alacağı olarak gözüktüğü görülmüş ise de; 08.05.2024 tarihli 3.691,88 TL. tutarındaki “Vade Farkı” Faturasının davalının ticari defter kayıtlarında olmadığı görülmüş olup, söz konusu vade farkının neye istinaden düzenlendiği ve varsa hesaplama tablosunun mali incelemeye sunulması istenmiş ve davacı vekili tarafından davalı imzalanmış sözleşmenin olduğu ve arşivin inceleneceği söylenmiş ise de söz konusu sözleşmenin işbu raporun düzenlendiği tarihe kadar sunulmamış olması ve vade farkı hesaplama tablosundan da herhangi bir şeyin anlaşılmaması üzerine; Davacının, davalıdan 5.000,00 TL. alacaklı olduğunun tespit edildiği, 08.05.2024 tarihli 3.691,88 TL. tutarındaki “Vade Farkı” Faturasının dayanağı belgeye ulaşılmaması sebebiyle ve vade oranı ile gecikmiş gün sayısının hesaplanamaması sebebiyle davacının bu fatura bedelini talep edemeyeceği, Nihayetinde; Davacının, davalı aleyhine 20.06.2025 tarihinde icra takibi yaptığı ve işlemiş faiz talebinde bulunmadığı ... 28.İcra Müdürlüğü ... E. icra dosyasında; Talep ettiği 8.691,88 TL. ana para talebinin yerinde olmadığı, İcra takibinde talep edebileceği ana para tutarının 5.000,00 TL. Olduğu, 5.000,00 TL ana para alacağına, icra takip tarihi itibariyle faiz talebinde bulunabileceği, İcra inkâr ve kötü niyet tazminatına hükmedilmesi meselesi Sayın Mahkemenizin münhasıran yargılama yetkisine dair bir husus olduğu..." rapor edilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; davacının faturadan kaynaklı alacağının tahsili amacıyla başlatılan ... 28. İcra Dairesinin ...Esas Sayılı icra takibine davalı tarafça yapılan itirazın iptali ile takibin devamına ve alacağın % 20’ sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi istemine ilişkindir. Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. ... 28. İcra Dairesinin ... Esas Sayılı icra dosyasının tetkikinde davacı alacaklı tarafından, davalı borçluya yönelik 8.691,88 TL toplam alacağın tahsili için takip yapıldığı, borçlunun süresi içinde borca itiraz ettiği, takibin durduğu, davanın İİK'nın 67.Maddesinde belirtilen bir yıllık hak düşürücü süre içinde açıldığı tespit edilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre: Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4). Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Elektronik belgeler ise belgenin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye ibraz edilir (HMK 219/1). Ticari defterler gibi devamlı kullanılan belgelerin sadece ilgili kısımlarının onaylı örnekleri mahkemeye ibraz edilebilir (HMK 219/2). İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir (HMK 220/1). Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir (HMK 220/3). 6102 sayılı TTK'nun 18/3 maddesi uyarınca; tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılır. İstanbul BAM 17. Hukuk Dairesinin... Esas,... Karar sayılı ilamında vurgulandığı, Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesinin ...Esas ... Karar sayılı ilamında değinildiği üzere ".... ticari davalarda, yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri Yasa'da belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3. madde gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'ndaki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır...". Uyuşmazlığın çözümü kapsamında ... 28. İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası, taraflara ait 2019-2025 yılına ait BA/BS formları celp edilmiş; akabinde tarafların ticari defter ve kayıtları incelenerek taraflar arasında ticari ilişki olup olmadığı, davacının dava konusu faturalardan kaynaklı olarak alacağının bulunup bulunmadığına ilişkin rapor hazırlanması için SMMM bilirkişiye tevdi edilmiş; bilirkişi 30.04.2026 tarihli raporunda davacı ile davalı şirketin incelenen 2019-2020-2021-2022-2023-2024-2025 yılı ticari defterlerinin sahipleri lehine delil vasfına haiz olduğu, davacının incelenen ticari defter kayıtlarında; 20.06.2025 icra takip tarihi itibariyle davalıdan 8.691,88 TL. alacaklı olduğu ve alacağının dava tarihi itibariyle de muhafaza edildiği, davalının incelenen ticari defter kayıtlarında; 20.06.2025 icra takip tarihi itibariyle davacıya 5.000,00 TL borcu olduğu ve borcunun dava tarihi itibariyle de muhafaza edildiği, davacının icra takibine konu ettiği chs. bakiyesine konu 3 faturadan 14.06.2019 ve 08.07.2019 tarihli her biri 2.500,00 TL. tutarında olan iki adet fatura bedeli 5.000,00 TL'nın davalının ticari defterlerinde davacı alacağı olarak gözüktüğü görülmüş ise de; 08.05.2024 tarihli 3.691,88 TL. tutarındaki “Vade Farkı” Faturasının davalının ticari defter kayıtlarında olmadığı, 08.05.2024 tarihli 3.691,88 TL tutarındaki “Vade Farkı” Faturasının dayanağı belgeye ulaşılmaması sebebiyle ve vade oranı ile gecikmiş gün sayısının hesaplanamaması sebebiyle davacının bu fatura bedelini talep edemeyeceği kanaati bildirilmiştir. Dosya incelendiğinde; mahkememizce alınan bilirkişi raporları uyarınca davacının davalıdan 5.000,00 TL alacağı olduğunun tespit edildiği; defterlerin sahibi aleyhine delil olarak kabulü için kanuna uygun olarak tutulmalarına gerek olmadığı; yerleşik Yargıtay uygulamaları gereğince usulüne uygun olarak veya olmayarak tutulmuş olan ticari defterlerin içeriği sahibi aleyhine delil oluşturduğu (bkz. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin... Esas ve ... Karar sayılı, ... Esas ve ...Karar sayılı, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin ...Esas ve ... Karar sayılı, ...Esas ve ... sayılı emsal ilamları); tarafların ticari defter ve kayıtlarının 5.000,00 TL alacak yönünden örtüştüğü; bilirkişi raporu ile takibe konu cari hesap alacağı nedeniyle alacağın kanıtlandığının kabulü ile 5.000,00 TL asıl alacak yönünden itirazın kısmen iptaline karar verilmesi gerekmiş; takip ve dava konusu 3.691,88 TL tutarlı vade farkı faturası bakımından ise İstanbul BAM 13. Hukuk Dairesinin ...Esas,...Karar sayılı ilamında vurgulandığı üzere vade farkı düzenlenmesine ilişkin olan satım faturalarında vade farkına ilişkin kayda ve faturaya itiraz edilmemesi halinde kaydın vade farkı talebine hak vermeyeceği, vade farkı faturalarının dayanağı olan ürün faturalarında bedelinin peşin ödeneceğinin belirlendiği, herhangi bir vade tarihi içermediği, taraflar arasında vade farkı ödeneceğine ilişkin bir sözleşme hükmü veya ticari defterlerinde vade farkı uygulanmasına ilişkin teamül bulunmadığı, aksinin iddia ve ispat edilmediği, ihtilaflı vade farkı faturalarının icra tehdidi altında ödenmesinin taraflar arasında bu yönde teamül oluşturmadığı yönündeki yerleşik içtihat gözetildiğinde; vade farkı faturasına dair talebin yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır. Her ne kadar icra takibi ile yıllık TTK 1530. madde temerrüt faizi talep edilmiş ise de; İstanbul BAM 43. Hukuk Dairesinin ... Esas, ... Karar sayılı ilamında vurgulandığı üzere taraflar arasında bir tedarik sözleşmesi bulunduğu ve davacının da tedarikçi olduğu iddia ve ispat edilmemiş olup, TTK'nın 1530. Maddesinin eldeki davada uygulanmasının mümkün olmadığı, bu nedenle talebin yerinde olmadığı kanaatine varılmış; taraflar arasındaki uyuşmazlığın ticari nitelikte olması nedeniyle takibin asıl alacak üzerinden takip tarihinden itibaren avans faizi yürütülmek suretiyle devamına karar verilmiştir. Davacı vekilinin icra inkar tazminatı istemi yönünden; dosya kapsamında yapılan incelemede davacı tarafça başlatılan ... 28. İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı icra takip dosyasına davalı tarafından itiraz edildiği, alacak likit olup itiraz haksız olduğundan, takip tarihi itibariyle 2004 sayılı İİK'nın m. 67/2 hükmü uyarınca icra inkâr tazminatı talebinin kabulüne; asıl alacak olan 5.000,00 TL'nin %20’si oranındaki 1.000,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine hükmetmek gerekmiş ve aşağıda yazılı hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere : 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile; ... 28. İcra Dairesinin... Esas sayılı icra takip dosyasına davalı tarafından yapılan itirazın 5.000,00 TL yönünden KISMEN İPTALİNE, icra takibinin 5.000,00 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi işletilerek DEVAMINA, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, 2-2004 sayılı İİK'nın m. 67/2 hükmü uyarınca icra inkâr tazminatı talebinin KABULÜNE; asıl alacak olan 5.000,00 TL'nin %20’si oranındaki 1.000,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 3-Karar tarihi itibariyle 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL harçtan peşin alınan 615,40TL'nin mahsup edilerek bakiye 116,60 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 4-6325 Sayılı Yasa'nın 18/A-14 maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin m.26 hükmüne göre Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 4.600,00TL arabuluculuk ücretinin kabul ve red durumuna göre 1.953,85TL'sinin davacıdan alınarak, 2.646,15TL'sinin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 5-Davacı tarafından yapılan 615,40TL başvuru harcı, 615,40TL peşin harç olmak üzere toplam 1.230,80 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan 10.332,50 TL Bilirkişi ücreti, Tebligat, Posta ve diğer masrafların yargılama giderinden kabul / talep oranına göre hesaplanan 5.943,77 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye 4.388,73 TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan davanın kabul edilen 5.000,00 TL üzerinden hesaplanan ve yürürlükte bulunan AAÜT 13/2 maddesi gereği takdir olunan 5.000,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan davanın reddedilen 3.691,88 TL üzerinden hesaplanan ve yürürlükte bulunan AAÜT 13/2 maddesi gereği takdir olan 3.691,88 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 9-Davalı tarafından yapılan herhangi bir yargılama masrafı bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 10-Fazla yatan gider avansı ile delil avansı var ise 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Adalet Bakanlığı Hukuk Muhakemeleri Gider Avansı Tarifesinin 5.maddesine göre karar kesinleştikten sonra talep halinde yatırana İADESİNE, Dair, yapılan inceleme sonucunda taraf vekillerinin huzurunda, dava konusu miktar HMK'nın 341/2. Maddesindeki sınırın altında kaldığından dolayı KESİN olmak üzere karar verildi.07/07/2026

Katip E-imzalıdır

Hakim E-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/734, K. 2026/484, T. 07.07.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-734-e-2026-484-k-281e28591302