İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/33 E. 2026/713 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/33
- Karar No
- 2026/713
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/33 Esas KARAR NO : 2026/713
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 09/01/2026 KARAR TARİHİ : 23/09/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA VE TALEP : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... ili ... ilçesinde faaliyet gösteren ve uluslararası zincir otel konsepti kapsamında işletilen ... ile davalı şirket arasında ticari ilişki bulunduğu, bu ticari ilişki kapsamında müvekkili tarafından davalıya sunulan hizmetler karşılığında 1.693.582,44 TL tutarında alacak oluştuğu,Taraflar arasında 31.12.2024 tarihli cari hesap mutabakatı bulunduğu, bu mutabakat sonrasında düzenlenen faturalarla birlikte alacağın kesin ve belirli hale geldiği, buna rağmen davalı tarafından borcun ödenmediğinden davalı aleyhine 22.09.2025 tarihinde ... 13. İcra Dairesi'nin... Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığı, ancak davalının itirazı üzerine takibin durduğu, Taraflar arasındaki ilişkinin ticari nitelikte olduğunu, sözleşme hükümleri gereği faturaların ibrazından itibaren 15 gün içerisinde ödenmesi gerektiğini, aksi halde aylık %10 oranında faiz uygulanmasının kararlaştırıldığını, bu kapsamda 31.12.2024 tarihli hesap mutabakatı esas alınarak reeskont faizi ile birlikte alacağın talep edildiği, Davalı tarafından icra takibine yapılan itirazın yerinde olmadığı, ticari kayıtlar ve hesap mutabakatı ile sabit olan borcun inkâr edildiği ifade edilerek, İtirazın iptali ve takibin devamına, icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı tarafça davaya cevap dilekçesi sunulmamıştır. DELİLLER : ... 13. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası, ticari kayıt ve defterler, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Davacı tarafından açılan dava, İİK 67.maddesine dayalı itirazın iptali davasıdır. Taraflar arasındaki ihtilaf; Davacının ... 13. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasında davalıdan alacaklı olup olmadığı ve miktarı hususundadır. ... 13. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde, davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine carih hesap alacağından kaynaklanan 1.693.582,44 TL asıl alacak 491.500,00 TL reeskont avans faizi olmak üzere toplam 2.185.082,44 TL alacağın tahsili amacı ile ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı borçlunun yasal süresi içerisinde sunduğu itiraz dilekçesi ile takibin durduğu, davacı alacaklının iş bu davayı açmakta hukuki yararı bulunduğu, takibin yetkili icra dairesinde yapıldığı, geçerli haciz yolu ile ilamsız genel takip bulunduğu, borçlu tarafından yasal süresi içerisinde yapılmış ve takibi durdurmuş geçerli bir itiraz olduğu, davanın bir yıllık yasal süresi içerisinde açıldığı, itirazın iptali davasının koşullarının oluştuğu anlaşılmıştır. İtirazın iptali davası yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. İspat yükü kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda ön görülen istisnalar dışında karşı taraf kanuni karinenin aksini ispat edebilir. (HMK M.190). İtirazın iptali davasında ispat yükü kural olarak davacı alacaklıdadır. Ancak borçlunun itirazındaki beyana göre ispat yükü yer değiştirebilir. Borçlu itirazın iptali davasına karşı vereceği cevapta ödeme emrine itiraz ederken bildirmiş olduğu itiraz sebepleri ile bağlı değildir, borçlu her türlü borca itirazını ödeme emrine itirazından bağımsız olarak ileri sürebilir. Deliller toplandıktan sonra; Tarafların ticari defter ve kayıtların usulüne uygun tutulup tutulmadığı, kapanış tasdiklerinin yasaya uygun yapılıp yapılmadığı, talep edilen alacaklarının ticari kayıtlara işlenip işlenmediği, takip talebindeki alacak ve faizin yerinde olup olmadığı, ... 13. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasında davalıdan alacaklı olup olmadığı hususlarında iddia, savunma ve icra dosyası ve tüm dosya kapsamı değerlendirilerek rapor hazırlanması için dosya mali müşavir bilirkişi ...'ya tevdi edilmiş, bilirkişi mahkememize sunmuş olduğu raporunda özetle; "...Taraflar arasında TTK'nın 89. maddesi anlamında yazılı bir cari hesap sözleşmesine rastlanmamıştır. Taraflar arasında cari hesap benzeri ticari bir münasebet bulunmakta olup, bu ticari münasebet açık hesap ilişkisidir. Açık hesap ilişkisi, önceki borçlar tahsil edilmemesine rağmen taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam etmesi durumudur. Davacı tarafından ibraz edilen ticari defterlerin, Türk Ticaret Kanunu'nun ilgili hükümleri doğrultusunda eksiksiz ve usulüne uygun şekilde tutulduğu, bu nedenle davacı lehine delil niteliği taşıdığı görülmüştür. Davacının elektronik sistemine kayıtlı faturaları, e-fatura sistemi üzerinden “TEMEL Fatura ve Temel İrsaliye Senaryosu” ile gönderdiği, temel fatura senaryosu ile düzenlenen faturaların alıcısına tebliğ edilmiş sayıldığı anlaşılmıştır. Ayrıca davacı ile davalı arasında 31.10.2024 tarihi itibarıyla hesap mutabakatı yapıldığı ve tarafların 1.565.806,60 TL bakiye üzerinde mutabık kaldıkları, 2025 yılı içerisinde ise davacının davalıya 149.265,68 TL bedelli 1 adet fatura düzenlediği, buna karşılık davalı tarafından 64.469,52 TL ödeme yapıldığı, takip tarihi itibarıyla davacının ticari defterlerinde davalıdan 1.693.582,44 TL bakiye alacaklı gözüktüğü tespit edilmiştir. Davacı tarafın, ... 13. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile başlatmış olduğu ilamsız takipte; 1.693.582,44 TL asıl alacak ve 491.500,00 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 2.185.082,44 TL alacağın tahsilini talep ettiği görülmüştür. Yapılan inceleme ve hesaplamalarda, davacının takip tarihi itibarıyla 1.693.582,44 TL asıl alacak üzerinden toplam 545.089,58 TL işlemiş faiz talep edebileceği hesaplanmış ise de; davacı tarafça takip talebinde 491.500,00 TL işlemiş faiz talep edildiğinden, HMK'da düzenlenen taleple bağlılık ilkesi gereğince davacının en fazla 491.500,00 TL işlemiş faiz talep edebileceği değerlendirilmiştir. Sonuç olarak davacının, takip tarihi itibarıyla davalıdan 1.693.582,44 TL asıl alacak ve 491.500,00 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 2.185.082,44 TL alacak talep edebileceği..." kanaatine varıldığını bildirmiştir. Bilirkişi Raporu dosya kapsamına uygun, ayrıntılı, açıklayıcı ve hüküm kurmaya elverişlidir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre: Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (HMK 222/4) Ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK'nın 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3. maddesi gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'daki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır. Ayrıca bu durum HMK 222/5’te taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılacağı şeklinde ifade edilmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 21/2. Maddesine göre; bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır. Tüm bu açıklamalar ışığında somut uyuşmazlık değerlendirildiğinde; Davacı tarafça ticari iş ve işlemler nedeniyle cari hesap alacağından kaynaklı takibe başlanıldığı yapılan itiraz üzerine süresi içerisinde iş bu davanın açıldığı, mahkememizce aldırılan ve hükme esas alınan bilirkişi raporuyla davacı ve davalı her iki taraf arasında ticari ilişki bulunduğu, davalı tarafça ihtarata rağmen defter ve kayıtların sunulmadığı, davacı ile davalı arasında 31/10/2024 tarihi itibarıyla hesap mutabakatı yapıldığı ve tarafların 1.565.806,60 TL bakiye üzerinde mutabık kaldıkları, 2025 yılı içerisinde ise davacının davalıya 149.265,68 TL bedelli 1 adet fatura düzenlediği, buna karşılık davalı tarafından 64.469,52 TL ödeme yapıldığı, takip tarihi itibarıyla davacının ticari defterlerinde davalıdan 1.693.582,44 TL bakiye alacaklı, davalı tarafça da ödeme olgusu ispat edilemediğinden; davanın kabulü ile; davalının ... 13. İcra Dairesi'nin ...Esas sayılı takip dosyasına, davalının itirazının iptali ile takibin 1.693.582,44 TL asıl alacak ve 491.500,00 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 2.185.082,44 TL alacak üzerinden aynı koşullarla devamına, asıl alacak likit ve hesaplanabilir olduğundan %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine, karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜ ile; ... 13. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyasına, davalının itirazının iptali ile takibin 1.693.582,44 TL asıl alacak ve 491.500,00 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 2.185.082,44 TL alacak üzerinden aynı koşullarla devamına, 2-Asıl alacak likit ve hesaplanabilir olduğundan %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine, 3-Harçlar Kanununca alınması gerekli 149.262,98 TL ilam harcından peşin yatırılan 26.390,34 TL harcın mahsubu ile bakiye 122.872,64 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine, 4-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13,14. Maddeleri ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26.maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine, 5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince hesaplanan 323.911,54 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan 732,00 TL başvuru harcı, 26.390,34 TL peşin harç, 8.000,00 TL bilirkişi ücreti, 100,00 TL tebligat ve müzekkere giderleri olmak üzere toplam 35.222,34 TL yargılama giderlerinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, Dair; tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar davacı vekilinin yüzüne karşı açıkça okunup, usulen anlatıldı.23/09/2026
Katip ¸e-imzalıdır
Hakim ¸e-imzalıdır