Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1201 E. 2026/1358 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1201
- Karar No
- 2026/1358
- Karar Tarihi
T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2026/1201 KARAR NO : 2026/1358
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 09/04/2026 tarihli ara karar NUMARASI : 2025/692 Esas
DAVACILAR : 1- ... (T.C. NO:...) - ... 2- ... DAVALI : ... (T.C. NO:...) - ... VEKİLİ : Av. ... - ...
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) TALEP : İhtiyati Tedbir DAVA TARİHİ : 27/11/2025 KARAR TARİHİ : 08/07/2026 KR. YAZIM TARİHİ : 08/07/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı aleyhine davalı tarafından Kocaeli İcra Müdürlüğü'nün 2024/102897 E. Sayılı dosyası ile bonoya dayalı kambiyo senetlerine özgü icra takibi başlatıldığını, yapılan takip açıkça usule aykırı olduğu gibi müvekkilleri aleyhine başlatılan bu takip hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, müvekkillerinin böyle bir borcu bulunmadığını, takibe dayanak bononun lehdarı ADG Gübre Hayv. Üretim Paz. San. Tic. Ldt. Şti. Olduğunu, bononun cirolanarak davalı ... ...'a teslim edildiği anlaşıldığını, takip konusu bononun miktarı 18.850.000,00 TL olduğu, müvekkillerinin Kocaeli İcra Müdürlüğü'nün 2024/102897 E. sayılı takibine karşı süresi içinde Kocaeli 2. İcra Hukuk Mahkemesi 2024/522 E. Sayılı dosyası ile imzaya itiraz davası açıldığı ancak dava reddedildiğini, dava tarihi itirbarı ile gerekçeli karar yazılmadığını, menfi tespit davası açma hakları, İcra ve İflas Kanunu (İİK) m. 72'ye göre devam ettiğini, Kocaeli İcra Müdürlüğü'nün 2024/102897 E. sayılı takibine konu senedin üzerindeki imzalar müvekkillerin eli ürünü olmadığını, ve takibe konu borç müvekkillerinin ticari defter kayıtlarında bulunmadığını, icra Hukuk Mahkemesi'nin dar anlamda incelme yaparak imza itirazlarını reddettiğini, takibe konu bononun sahtecilik ürünü olduğunu, takibe dayanak bono üzerindeki imza, müvekkili ... ve diğer müvekkili firmanın yetkilisine ait olmadığını, bonoda müvekkillerini adı ve soyadı başka bir kişi tarafından doldurulmuş ve imza sahte olarak atılmış olduğunu, dava konusu bononun keşide tarihi itibarıyla şirketi temsil ve ilzama yetkili kişi ... olarak yönetim kurulu başkanı seçildiğini, Kocaeli 2. İcra Hukuk Mahkemesi dosyasında (2024/522 E.) tanzim edilen bilirkişi raporu dahi, şirket adına atılan imzanın şirket yetkilisi ...'e ait olmadığını açıkça tespit ettiğini, sadece bir hükme esas alınamayacak bir bilirkişi raporuna esas alınarak hukuka aykırı bir karar verildiğini, emekli adli tıp uzmanı ve grafoloji bilirkişisi tarafından hazırlanan teknik uzman mütalaa raporu ise, sahteciliği tereddütsüz tespit ettiğini, bu nedenle, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için bonodaki imzaların ve diğer yazıların, ankara veya istanbul adli tıp kurumu'na gönderilerek grafoloji ve sahtecilik yönünden kapsamlı ve kesin bir inceleme yapılması elzem olup mahkemece dosyanın imza incelemesi yapılması için ankara veya istanbul adli tıp kurumu'na gönderilmesini, müvekkillerinin ticari defter kayıtları da dava konusu bononun müvekkilleri ile herhangi bir ilgisi olmadığını gösterdiğini, tüm bu nedenlerle öncelikle ve ivedilikle teminatsız yahut teminat mukabili olarak tedbiren Kocaeli İcra Müdürlüğü'nün 2024/102897 esas sayılı icra dosyasında takibinin durdurulmasına, davanın kabulüne ve Kocaeli İcra Müdürlüğü'nün 2024/102897 esas sayılı dosyasından borçlu olmadıklarının tespitine, alacağın yüzde yirmisinden az olmamak kaydıyla davalının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ: İlk derece mahkemesince 09/04/2026 tarihli ara karar ile; "...Davacılar tarafından ihtiyati tedbir kararında belirlenen teminat tutarı süresinde yatırılmadığından 26/12/2025 tarihli ihtiyati tedbir kararının KALDIRILMASINA, ..." şeklinde hüküm kurulmuştur. İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece hükmedilen %15 oranındaki nakdi teminatın (2.912.857,50 TL) davacılarca karşılanmasının fiilen ve hukuken imkansız olduğunu, zira davacıların, huzurdaki davaya konu sahte bononun ötesinde, bizzat davalı ve iş birliği içinde olduğu şahıslar tarafından sistematik ve organize bir hile silsilesiyle tüm malvarlıklarından mahrum bırakıldığını, menfi tespit davasının sonucu beklenmeden takibin ilerlemesi ve aile konutunun satılması durumunda, davacıların uğrayacağı ekonomik ve sosyal kayıpların davanın kazanılmasıyla telafi edilmesinin mümkün olmayacağını, sahtelik iddiasının kuvvetli delillerle desteklendiğini, ağır teminat şartının hak arama özgürlüğünün önünde engel olduğunu belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinin baştan sona ispatlanmamış iddialar üzerine kurulu olduğunu, davacının talebinin kabul edilmesi durumunda; yaklaşık 19.419.050,00 TL tutarındaki takibin tamamen duracağı, davalının alacağına erişiminin engelleneceğini, üstelik bu durum hiçbir teminat alınmaksızın gerçekleşeceğini, buna karşılık davacıların davayı kaybettikleri takdirde davalının uğrayacağı zararların nasıl karşılanacağı hususunda hiçbir güvenceyi sunmadığını, teminat kurumunun amacının da tam olarak bu olduğunu, davacı tarafın istediği sonucun, kanunun öngördüğü denge mekanizmasını tamamen ortadan kaldırmak olduğunu belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER:Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 09/04/2026 tarihli ara karar, 2025/692 Esas sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava menfi tespit talebine ilişkindir. Talep; ihtiyati tedbirin 6100 sayılı yasanın 393/1.maddesi gereği kendiliğinden kalktığına yönelik karara ilişkindir. İlk derece mahkemesince ihtiyati tedbirin kendiliğinden kalmış olduğuna karar verilmiştir. İlk derece mahkemesi kararına karşı ihtiyati tedbir talep eden davacı tarafından istinaf başvurusu yapılmıştır. Dosyanın incelenmesinde; davacının bonodaki imzaların davacılara ait olmadığı, davacıların bono nedeniyle davalıya borçlu olmadıklarının tespiti istemli menfi tespit davası açtıkları, takibin teminatsız olarak durdurulmasına dair ihtiyati tedbir talep ettikleri, mahkemece 26.12.2025 tarihli ara karar ile talebin kısmen kabulüne karar verilerek, teminat karşılığından icra veznesine giren paranın davalıya ödenmemesine karar verildiği, süresinde teminat yatırılmadığından ve ihtiyati tedbirin infazı talep edilmediğinden mahkemece 09.04.2026 tarihli ara karar ile ihtiyati tedbirin kendiliğinden kalktığından tedbirin kaldırılmasına karar verildiği, karara karşı davacı tarafından istinaf yasa yoluna başvurulduğu görülmüştür. 6100 sayılı yasanın “İstinaf yoluna başvurulabilen kararlar” başlıklı 341.maddesine göre; “İlk derece mahkemelerinin aşağıdaki kararlarına karşı istinaf yoluna başvurulabilir: a) Nihai kararlar. b) İhtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinin reddi kararları, karşı tarafın yüzüne karşı verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararları, karşı tarafın yokluğunda verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararlarına karşı yapılan itiraz üzerine verilen kararlar. (2) Miktar veya değeri üç bin Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir. Ancak manevi tazminat davalarında verilen kararlara karşı, miktar veya değere bakılmaksızın istinaf yoluna başvurulabilir. (3) Alacağın bir kısmının dava edilmiş olması durumunda üç bin Türk Liralık kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirlenir. (4) Alacağın tamamının dava edilmiş olması durumunda, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü üç bin Türk Lirasını geçmeyen taraf, istinaf yoluna başvuramaz. (5) İlk derece mahkemelerinin diğer kanunlarda temyiz edilebileceği veya haklarında Yargıtaya başvurulabileceği belirtilmiş olup da bölge adliye mahkemelerinin görev alanına giren dava ve işlere ilişkin nihai kararlarına karşı, bölge adliye mahkemelerine başvurulabilir.” Aynı yasanın 393/1.maddesi ise “İhtiyati tedbir kararının uygulanması, bu kararın, tedbir isteyen tarafa tefhim veya tebliğinden itibaren bir hafta içinde talep edilmek zorundadır. Aksi hâlde, kanuni süre içinde dava açılmış olsa dahi, tedbir kararı kendiliğinden kalkar.” hükmündedir. Somut olayda; davacılar tarafından menfi tespit talepli olarak eldeki davanın açıldığı, takibin teminatsız olarak durdurulmasına dair ihtiyati tedbir talep ettikleri, mahkemece 26.12.2025 tarihli ara karar ile talebin kısmen kabulüne karar verilerek, teminat karşılığından icra veznesine giren paranın davalıya ödenmemesine karar verildiği, süresinde teminat yatırılmadığından ve ihtiyati tedbirin infazı talep edilmediğinden mahkemece 09.04.2026 tarihli ara karar ile ihtiyati tedbirin kendiliğinden kalktığından tedbirin kaldırılmasına karar verildiği, anılan kararın 6100 sayılı yasanın 393/1.maddesi kapsamında bir tespit kararı olduğu ve anılan maddede bu karara karşı bir kanun yolu öngörülmediği, yine kararın niteliği gereği aynı yasanın 341.maddesinde sayılan istinaf yoluna başvurulabilen kararlardan da olmadığı anlaşılmakla anılan istinaf talebinin usulden reddine karar verilmiştir. Karar başlığında; tarafların T.C. Kimlik numarasının yazılmaması İİK'nın 260. ve kıyasen uygulanması gereken HMK'nın 391-(2) maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İhtiyati tedbir talep eden/Davacıların istinaf başvurusunun HMK'nın 341. maddesi gereğince USULDEN REDDİNE, 2-İstinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Alınması gereken harç peşin alındığından, yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 4-İstinaf yolu için yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-İstinaf eden tarafın istinaf gider avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine, 6-Kararın 6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine, 7-Dosyanın mahkemesine iadesine, İlişkin, 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile KESİN olarak karar verildi.08/07/2026
... Başkan ... ¸e-imzalıdır
... Üye ... ¸e-imzalıdır
... *Üye ... ¸e-imzalıdır
... Katip ... ¸e-imzalıdır
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*