Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1145 E. 2026/1352 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1145
- Karar No
- 2026/1352
- Karar Tarihi
T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/1145 - 2026/1352 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2026/1145 KARAR NO : 2026/1352
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...)
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 03/04/2026 tarihli ek karar NUMARASI : 2026/106 D.İş - 2026/102 D.İş İHTİYATİ HACİZ TALEP EDEN : YAPI VE KREDİ BANKASI ANONİM ŞİRKETİ - ...
VEKİLİ : AV. ...
İTİRAZ EDEN : ... VEKİLİ : Av. ...
TALEP : İhtiyati Hacze İtiraz TALEP TARİHİ : 04/03/2026 KARAR TARİHİ : 08/07/2026 KR. YAZIM TARİHİ : 08/07/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Talep eden vekili mahkememize vermiş olduğu talep dilekçesinde; müvekkil bankanın Gebze Organize Sanayi Ticari Şubesi kredi müşterisi olan ... Elektrik İnşaat Ticaret Anonim Şirketi'ne ... ve ...’in müteselsil kefaletiyle krediler kullandırıldığını, ancak kullandırılan kredilerin geri dönüşünün gerçekleşmemesi nedeniyle, borçlulara ait kredi hesaplarının 24.02.2026 tarihi itibariyle kat edilmek zorunda kalındığını, ve alacaklarının muaccel hale geldiğini, hesabın kat edildiği ve borcun ödenmesi gerektiği hususlarını içerir Beyoğlu 48. Noterliği'nin 25.02.2026 tarih, ... yevmiye no’lu hesap kat ihtarnamesinin borçluya gönderildiğini, ancak borcun ödenmediğini, kredi borçlusu ... Elektrik İnşaat Ticaret Anonim Şirketi ve müteselsil kefil ... yönünden; İstanbul Anadolu 2.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2026/92 Esas sayılı dosyasından açılan konkordato talepli davada, 02/02/2026 tarihinden başlamak üzere 3 aylık süre ile geçici mühlet verilmesine karar verildiğini, müteselsil kefil ... hakkında herhangi bir mühlet veya tedbir kararı bulunmamakta olup, ... yönünden ihtiyati haciz talebinde bulunma zaruretlerinin hasıl olduğunu, müteselsil kefil ...'in, imzalamış olduğu genel kredi sözleşmesi uyarınca borçtan sorumlu olduğunu, bu sebeple; ...’den olan 144.469.779,38.-TL nakit, 190.558.798,94.-TL (425.100.-TL’lik kısmı çek sorumluluk bedeli, 189.713.805,96.-TL’lik ve 9.536,52-USD’lik kısmı mer’i teminat mektuplarıdır. 9.536,52 USD x 04.03..2026 tarihi itibariyle Yapı ve Kredi Bankası Efektif Gişe Satış Kuru 44,03.-TL üzerinden karşılığı 419.892,98.-TL’dir) gayrinakit alacaklarının tahsilini teminen, borçlunun taşınır ve taşınmaz mallarının, üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkememizin 05/03/2026 tarihli ve 2026/106 D.İş Esas, 2026/102 D.İş Karar sayılı kararı ile; "1-Alacaklının ibraz ettiği dilekçe ve ekinde bulunan Genel Kredi Sözleşmeleri ve ihtarname incelendiğinde İİK'nın 257 vd. maddelerindeki yasal koşulların oluştuğu anlaşılmakla 144.469.779,38.-TL nakdi miktar için ihtiyati haciz talebinin kabulüne, 2- 190.558.798,94.-TL gayri nakdi miktar için İHTİYATİ HACİZ TALEBİNİN REDDİNE" karar verildiği, itiraz edenin süresinde ihtiyati haciz kararına itiraz ettiği anlaşılmıştır. İhtiyati haciz kararına itiraz eden borçlu vekili dilekçesinde özetle; kat ihtarının kefil sıfatı ile müvekkili ...'e usulune uygun şekilde tebliğ edilmeden önce asıl borçlu olarak gösterilen ... ELEKTRİK TİC A.Ş. tarafından konkordato başvurusu yapıldığını ve 02.02.2026 tarihinden başlamak üzere 3 ay geçici mühlet kararı verilmiş olmakla, bu aşamada müvekkili ... hakkında verilen ihtiyati haciz kararı usul ve yasaya aykırı nitelikte olduğunu, bankanın ihtiyati haciz talebine dayanak sunduğu Beyoğlu 48. Noterliği 25.02.2026 tarih ve ... yevmiye nolu kat ihtarı müvekkil ...'e UETS adresi üzerinden 03.03.2025 tarihinde tebliğ olmuş sayıldığını, buna göre Bankanın kat ihtarının, müvekkili ...'e usulüne uygun şekilde tebliğ edilmeden önce, 02.02.2026 tarihinde, asıl borçlu şirket olarak belirtilen ... Elektrik Tic. A.Ş. tarafından İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2026/92 Esas sayılı dosyası üzerinden gerçekleştirilen konkordato talebi kapsamında 02.02.2026 tarihinden başlamak üzere 3 ay süre ile geçici mühlet kararı verildiğinin taraflarınca öğrenildiğini, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi’nin 2022/298 Esas –2024/395 Karar sayılı kararı ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 2024/2903 Esas –2025/1424 Karar sayılı kararı ile; ‘’… geçici mühlet kararından önce vadesinde ödenmeyen kredi taksiti bulunmadığından davacı bankanın hesap kat tarihinde alacağının muaccel hale gelmediği, dolayısıyla alacağın kat edilmesinin koşullarının oluşmadığı, davacının geçici mühlet karar süresi içerisinde dava dışı asıl borçlunun kredi hesabını kat etmesinin konkordatonun asıl borçlunun tasarrufuna etkisi ve alacaklılar arasındaki eşitliğin korunması ilkesi ile asıl borçlunun komiser onayı olmaksızın ödeme yapamayacağı da gözetildiğinde yasaya ve genel kredi sözleşmesi hükümlerine aykırı olduğu, buna göre davacının takip tarihi itibariyle muaccel alacağı bulunmadığından davalı kefil aleyhine icra takibi başlatamayacağı…’’ na karar verildiğinin görüldüğünü, bu kapsamda asıl borçlunun konkordato geçici mühlet kararından önce muaccel hale gelmiş ve hesabı kat edilmiş bir borcu bulunmadığı sebebiyle, geçici mühlet kararına istinaden müvekkili ... hakkında ihtiyati haciz kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı nitelikte olduğunu, nitekim Banka'nın kat ihtarına karşı müvekkili ... tarafından gönderilen Karşıyaka 5. Noterliği 02.03.2026 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarında yazılı itirazları kapsamında bu itiraz konusu da yer aldığını, bankanın bu ihtarı tebliğ aldığını ve buna rağmen haksız ve dayanaksız gerekçe ile kefil sıfatına haiz müvekkili hakkında ihtiyati haciz talebinde bulunulduğunu, Müvekkili ...'in ihtiyati haciz kararına ve dayanak belgelere konu edildiği şekilde bir borcu bulunmadığını, nitekim alacaklı olduğu iddiasında bulunan Bankanın, geçersiz ve kapsamı aşan bir kefalet ilişkisine dayanarak müvekkili ...'e sorumluluk yüklemeye çalıştığını, Müvekkili ...'in 08.11.2024 tarihinden bu yana ... Elektrik İnşaat Ticaret A.Ş. ünvanlı şirkette ortak olmadığını, Zira ihtiyati haciz talebinde asıl borçlu olarak gösterilen ... Elektrik İnşaat Ticaret A.Ş. ünvanlı şirkette sahip olduğum hisselerin tümünü 08.11.2024 tarihi itibariyle şirketin bir diğer hissedarı olan ... T.C. kimlik numaralı ...’e devrettiğini, Bu durum şirketin defter ile kayıtlarına işlendiği gibi ticaret sicil gazetesinde de 18.11.2024 tarihinde ilan edilerek açıkça duyurulduğunu, bu sebeple ortaklık sıfatı sona eren müvekkil ...'in kefalet sorumluluğunun bulunduğundan bahsedilemeyeceğinden, hakkında verilen ihtiyati haciz kararının bu yönüyle de kaldırılması gerektiğini beyanla; Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 05.03.2026 tarih, 2026/106 D.İş Esas- 2026/102 D.İş Karar Karar sayılı ihtiyati haciz kararına müvekkili ... yönünden itiraz ettiklerini, itirazları doğrultusunda kaldırılmasına, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ: İlk derece mahkemesince 03/04/2026 tarihli ek karar ile; "...Mahkememizce verilen ihtiyati haciz kararına karşı yapılan itirazın REDDİNE, ..." şeklinde hüküm kurulmuştur. İlk derece mahkemesince verilen karara karşı itiraz eden vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İtiraz eden vekili istinaf dilekçesinde özetle; konkordato geçici mühlet kararı nedeniyle alacağın muaccel olmadığı ve kefil yönünden takip yapılamayacağının göz ardı edildiğini, ihtiyati haciz kararına konu borç ve dayanak belgeler kapsamında davalı ... hakkında geçerli kefalet sorumluluğunun bulunmadığını, kefalet sözleşmesinin geçersizliğinin göz ardı edildiğini belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. Talep eden vekili cevap dilekçesinde özetle; borçlunun itirazının, İİK'nın 265. maddesinde sınırlı olarak sayılan itiraz sebeplerinden olmadığını, geçici mühlet tarihinden önce vadesinde ödenmeyen, muaccel hale gelen kredinin bulunmadığını, borçlu tarafından ileri sürülen kefaletin geçersizliği iddiasının gerçeğe aykırı olduğu gibi iddianın genişletilmesi yasağı ihlal edilmekte olup, borçlunun iddiasını genişletmesine muvafakatlerinin bulunmadığını, borçlunun şirket ortaklığından ayrılmasının kefalet sorumluluğunda herhangi bir değişiklik meydana getirmeyeceğini belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER:Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinin 03/04/2026 tarihli ek karar, 2026/106 D.İş - 2026/102 D.İş sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Talep ihtiyati hacze ilişkindir. İlk derece mahkemesince ihtiyati hacze yapılan itirazın reddine karar verilmiştir. İlk derece mahkemesi kararına karşı aleyhine ihtiyati haciz verilen karşı tarafça istinaf başvurusu yapılmıştır. İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosyanın incelenmesinde; ihtiyati haciz talep eden banka ile dava dışı asıl borçlu ... Elektrik İn. Tic. A.Ş. arasında birden fazla genel kredi sözleşmesi imzalandığı, karşı tarafın anılan sözleşmelere müteselsil kefil olarak imza attığı, borcun ödenmemesi üzerine hesabın kat edildiği, asıl borçlu ve diğer müteselsil kefilin İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2026/92 esas sayılı davası ile konkordato talep ettikleri, karşı taraf olan müteselsil kefil yönünden verilen bir mühlet kararı bulunmadığından ihtiyati haciz talep edildiği; talep eden tarafın talebinin kısmen kabulüne karar verildiği, karşı tarafça yapılan itirazın duruşmalı olarak değerlendirildiği ve yapılan itirazın reddine karar verildiği, karara karşı aleyhine ihtiyati haciz talep edilen tarafından istinaf yasa yoluna başvurulduğu görülmüştür. İhtiyati haciz, İİK'nın 257. ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup, İİK'nın 257. maddesinde; "Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacakları ile diğer haklarını ihtiyaten haczettirebileceği, borçlunun muayyen ikametgâhının bulunmaması veya taahhütlerinden kurtulmak maksadı ile mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunması halinde vadesi gelmemiş borçtan dolayı da ihtiyatî haciz istenebileceği," 258. maddesinde; "Alacaklının alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek delilleri göstermeğe mecbur olduğu, ihtiyati haciz talebinin reddi halinde alacaklının kanun yoluna başvurabileceği," hükmüne yer verilmiş, 265. maddesinde ise ihtiyati haciz kararına karşı itiraz ve kanun yollarına başvuru düzenlenmiştir. İcra ve İflâs Kanununun 258. maddesi hükmüne göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin “alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması” yeterlidir. Mahkemenin “alacağın varlığına kanaat getirmesinden” anlaşılması gereken alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin bir şekilde ispat edilmesi değildir. Bununla birlikte, özellikle hukukî bir işlem söz konusu olduğunda, alacağın varlığının ve muaccel olduğunun yazılı bir belgeye veya belgeler zincirine dayanması tercih edilmesi gereken bir seçenektir. Diğer hukukî himaye tedbirlerinde olduğu gibi ihtiyati hacizde de amaç, davaya ilişkin bir yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip uyuşmazlığı sona erdirmek değildir. İhtiyati hacizde amaç, ihtiyati tedbire benzer şekilde, Anayasanın 2’nci maddesinde yer alan “hukuk devleti” ilkesinin bir gereği olarak, bireylere etkin hukukî himaye sağlamaktır. İhtiyati haciz yargılamasında, etkin hukukî himaye sağlamak, bunu sağlarken mümkün olduğunca çabuk ve seri hareket etme gerekliliği, usul kurallarına göre maddi hukuka dayanan hakkın araştırılmasından önce gelir. Maddi hukuka göre kimin haklı kimin haksız olduğu, İİK'nın 264. maddesi çerçevesinde itirazın kaldırılması veya itirazın iptali davası çerçevesinde ya da açılacak bir menfi tespit veya istirdat davası sırasında incelenerek sonuçlandırılacaktır. Öte yandan 6098 sayılı TBK'nın 586. maddesi uyarınca, kefil, müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir. Ancak, bunun için borçlunun, ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir. Somut olayda, ihtiyati hacze konu alacağın karşı tarafın müteselsil kefil olarak imza attığı 6 adet genel kredi sözleşmesine dayandığı, itiraz edenin genel kredi sözleşmelerinin müteselsil kefili olduğu, genel kredi sözleşmelerindeki imzaya bir itirazın bulunmadığı, alacaklı banka tarafından hesap kat ihtarnamesinin düzenlendiği, kat ihtarnamesi karşı tarafa tebliğ edildiği ve bu şekilde borcun muaccel hale geldiği, talep edilen ihtiyati haciz tutarının kefalet limitler dahilinde olduğu, 2004 sayılı yasanın 287/1.maddesi gereği konkordato tedbirlerinin talep edenler yönünden uygulanacağı dikkate alındığında itiraz eden taraf hakkında verilmiş bir konkordato mühlet kararı olmaması nedeniyle itiraz eden aleyhine takip yapılmasına engel bir durum bulunmadığı, genel kredi sözleşmelerinde kefalet limitlerinin açıkça yazdığı, kefalet tarihlerinin yazdığı, müteselsil kefalete ilişkin el yazılı kayıtların bulunduğu, kefil olunan tarihlerde itiraz edenin asıl borçlu şirketin ortağı olduğu, ortaklıktan ayrılmanın kefaleti sona erdiren hallerden de olmadığı dikkate alındığında ilk derece mahkemesince ihtiyati hacze itirazın reddine dair verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu, itiraz eden davalı vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak ihtiyati hacze itiraz eden vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İhtiyati hacze itiraz edenin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca; ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Alınması gereken harç peşin alındığından, yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 4-İstinaf kanun yoluna başvuru için yaptığı masrafların, istinaf eden taraf üzerinde bırakılmasına, 5-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine, 6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 8-Dosyanın mahkemesine gönderilmesine, İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.08/07/2026
Başkan ... e-imzalıdır
Üye ... e-imzalıdır
Üye ... e-imzalıdır
Katip ... e-imzalıdır
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*